0.3. Vatandaşlık - Anayasa Hukukuna Giriş-3

Özgün soru denemeleri, konu özeti ve sınav taktikleri.

Konu Hakkında Hızlı Bilgi

Konu Özeti: Önemli Nokta 1: 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile 1982 Anayasası'nda yapılan değişikliklerle Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmış (Anayasa m. 145, 156 ve 157 mülga), yargı birliği ilkesi güçlendirilmiştir. Anayasa'nın 142. maddesine eklenen fıkra uyarınca, "Disiplin mahkemeleri dışında askerî mahkemeler kurulamaz." hükmü getirilmiştir. Bu genel kuralın tek istisnası ise aynı fıkrada "Ancak savaş halinde, asker kişilerin görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevli askerî mahkemeler kurulabilir." şeklinde belirtilmiştir. Dolayısıyla, olağan dönemde disiplin mahkemeleri dışında askeri mahkeme kurulması anayasal bir yasak kapsamındadır. Bu yasağın tek istisnası, savaş halinde, kanunla ve sadece asker kişilerin görev suçlarına bakmak üzere askeri mahkemelerin kurulabilmesidir. Bu nedenle doğru cevap E seçeneğidir. A seçeneği yanlıştır çünkü 6021 sayılı Kanun'un KHK-703 ile eklenen Geçici 2. maddesi uyarınca, kaldırılan Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi başkan ve üyeleri, görevleriyle ilgili işledikleri suçlardan dolayı Yargıtay'da değil, Yüce Divan'da yargılanırlar. B seçeneği yanlıştır çünkü askeri mahkemelerin görev alanına giren davaların hangi mahkemelerde görüleceğine ilişkin düzenlemeler, Adalet Bakanlığı tarafından değil, Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) kararlarıyla yapılmıştır. C seçeneği yanlıştır çünkü anılan yüksek mahkemelerin görevleri Danıştay veya Yargıtay'a devredilerek özel daireler kurulmamış, bu mahkemeler tamamen lağvedilmiş ve görev alanlarına giren uyuşmazlıklar genel görevli adli ve idari mahkemelere HSK kararlarıyla dağıtılmıştır. D seçeneği yanlıştır çünkü Anayasa'nın 142. maddesi, savaş halinde asker kişilerin görevleriyle ilgili suçlarına bakmakla görevli askeri mahkemelerin kurulabilmesine açıkça imkân tanımaktadır. Önemli Nokta 2: 1982 Anayasası'nın 116. maddesi, seçimlerin yenilenmesi usulünü ve sonuçlarını düzenlemektedir. Anayasa’nın 116. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir.” hükmü yer almaktadır. Bu hüküm, Cumhurbaşkanının üçüncü kez aday olabilmesi için oldukça spesifik ve istisnai bir şart öngörmektedir: Kararın, Cumhurbaşkanının ikinci döneminde iken bizzat Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ve üye tamsayısının beşte üç çoğunluğu ile alınması gerekmektedir. Dolayısıyla, Cumhurbaşkanının kendi yetkisini kullanarak seçimleri yenileme kararı alması, bu istisnadan yararlanmasını sağlamaz ve kendisine üçüncü bir defa aday olma hakkı vermez. Bu nedenle (D) seçeneğindeki ifade hukuken isabetsizdir. Diğer seçeneklerin hukuki dayanakları ise şöyledir: (A) seçeneği, Anayasa'nın 116. maddesinin üçüncü fıkrasındaki istisnai durumu doğru bir şekilde ifade etmektedir. (B) seçeneği, 6701 sayılı Cumhurbaşkanı Seçim Kanunu'nun 3. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “Bu kararın verildiği günden sonra gelen altmışıncı günü takip eden ilk Pazar günü Cumhurbaşkanı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi birlikte yapılır.” hükmü ile uyumludur. (C) seçeneği, Anayasa'nın 116. maddesinin dördüncü fıkrasındaki “Seçimlerinin birlikte yenilenmesine karar verilen Meclisin ve Cumhurbaşkanının yetki ve görevleri, yeni Meclisin ve Cumhurbaşkanının göreve başlamasına kadar devam eder.” hükmüne dayanmaktadır ve doğrudur. (E) seçeneği, Anayasa'nın 116. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında hem TBMM’nin hem de Cumhurbaşkanının seçimleri yenileme yetkisi olduğunun ve bu durumda iki seçimin birlikte yapılacağının belirtilmesiyle doğrulanmaktadır. Önemli Nokta 3: Seçeneklerde yer alan ifadelerden 'E' seçeneği hukuken isabetsizdir. 1982 Anayasası’nın 73. maddesinde düzenlenen 'verginin kanuniliği' ilkesi, sadece verginin bir kanuna dayanması şeklindeki biçimsel bir koşulu ifade etmez. Bu ilke, aynı zamanda Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak, hukuki güvenlik, belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerini de içerir. Mükelleflerin, eylem ve işlemlerinin sonuçlarını öngörebilmeleri ve mevcut hukuk kurallarına güvenerek hareket edebilmeleri esastır. Vergi kanunlarının, mükelleflerin aleyhine olacak şekilde geçmiş vergilendirme dönemlerini kapsayacak biçimde geriye yürütülmesi, bu hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkelerini ihlal eder. Dolayısıyla, geçmiş dönem kazançlarına daha ağır mali yükümlülükler getiren bir kanuni düzenleme, şeklen bir kanun olsa dahi, kanunilik ilkesinin ruhuna ve hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil eder. Diğer seçenekler ise Anayasa'nın 73. maddesindeki düzenlemelerin doğru yorumlarıdır: A) 'Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.' hükmü, genellik ve mali güce göre vergilendirme (adalet) ilkesini ifade eder. B) Verginin temel unsurlarının kanunla düzenlenmesi, yasama yetkisinin asliliği ve devredilmezliğinin bir gereğidir. C) 'Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.' hükmü, kanun koyucuya bir hedef göstermektedir. D) 'Vergi...oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.' hükmü, kanunilik ilkesine Anayasa'nın bizzat kendisinin getirdiği bir esneklik olup, anayasal bir düzenlemedir. Önemli Nokta 4: Sorunun doğru cevabı 'D' seçeneğidir. 1982 Anayasası'nın 159. maddesi, Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyelerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçim usulünü ayrıntılı olarak düzenlemiştir. İlgili maddeye göre, Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden kurulu Karma Komisyon her bir üyelik için üç aday belirler. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu, bu adaylar arasından gizli oyla seçim yapar. İlk oylamada karar yeter sayısı üye tamsayısının üçte iki (2/3) çoğunluğudur. Bu oylamada seçim sonuçlandırılamazsa, ikinci oylamaya geçilir. İkinci oylamadaki karar yeter sayısı ise üye tamsayısının beşte üç (3/5) çoğunluğudur. Seçenekte belirtildiği gibi 'üye tamsayısının salt çoğunluğu' değil, 'üye tamsayısının beşte üç çoğunluğu' aranır. İkinci oylamada da üye seçilemediği takdirde, en çok oyu alan iki aday arasında ad çekme (kura) usulü ile üye seçimi tamamlanır. Bu nedenle, ikinci oylamadaki karar yeter sayısını yanlış belirten 'D' seçeneği hatalıdır. Diğer seçenekler ise Anayasa'nın 159. maddesindeki düzenlemelere uygundur: (A) Kurul'un 13 üyeden oluşması, iki daire halinde çalışması ve Adalet Bakanı ile Adalet Bakanlığı Müsteşarı'nın doğal üye olması; (B) Cumhurbaşkanı'nın 3 adli, 1 idari yargı mensubu olmak üzere 4 üye seçmesi; (C) TBMM'nin 3 Yargıtay, 1 Danıştay, 3 de öğretim üyesi/avukat kontenjanından toplam 7 üye seçmesi; (E) Üyelerin görev süresinin dört yıl olması ve bir kez daha seçilebilmeleri bilgileri anayasal düzenlemeyle birebir örtüşmektedir. Önemli Nokta 5: 1982 Anayasası'nın 123. maddesine göre, 'İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür'. Bu bütünlük ilkesi, hiyerarşi ve idari vesayet olmak üzere iki temel denetim mekanizması ile sağlanır. Hiyerarşi, aynı kamu tüzel kişiliği içindeki üstün ast üzerindeki denetim yetkisidir ve hem hukukilik hem de yerindelik denetimini kapsar. İdari vesayet ise, merkezi idarenin yerinden yönetim kuruluşları üzerindeki, kanunla sınırlı ve kural olarak sadece hukukilikle sınırlı denetim yetkisidir. - A seçeneği yanlıştır. Anayasa'nın 126. maddesi uyarınca illerin idaresi 'yetki genişliği' esasına dayansa da bu durum, il idaresinin merkezi idare teşkilatının bir parçası olduğu gerçeğini değiştirmez. Vali, merkezi idarenin ildeki temsilcisi olup bakanlara karşı hiyerarşik olarak bağlıdır. Bu nedenle bakanın vali üzerindeki denetimi hiyerarşidir, idari vesayet değildir. - B seçeneği doğrudur. Anayasa'nın 127. maddesine göre belediyeler birer kamu tüzel kişisidir. Belediye başkanı, belediye genel sekreteri ve daire başkanları aynı kamu tüzel kişiliği (belediye) içinde yer alırlar. Belediye başkanı, bu personelin hiyerarşik amiridir. Bu nedenle aralarındaki ilişki tipik bir hiyerarşi ilişkisidir. - C seçeneği yanlıştır. Anayasa'nın 127. maddesi, merkezi idarenin mahalli idareler üzerindeki vesayet yetkisinin amaçlarını belirtmekle birlikte, bu yetkinin sınırsız olmadığını ve 'kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde' kullanılabileceğini hükme bağlamıştır. İdari vesayet denetimi, kural olarak hukukilik denetimi ile sınırlıdır; yerindelik denetimini içermesi kanunda açıkça öngörülen istisnai hallerde mümkündür. Dolayısıyla, bu yetki genel bir yerindelik denetimini kapsamaz. - D seçeneği yanlıştır. Her ne kadar mahalli idareler Anayasa'da düzenlenmiş olsalar da, Anayasa'nın 127. maddesi açıkça 'kuruluş esasları kanunla belirtilen' kamu tüzel kişileri olduklarını ifade eder. Ayrıca 123. maddeye göre kamu tüzel kişiliği genel olarak 'kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle' kurulur. Bu nedenle mahalli idarelerin tüzel kişilik kazanması, Anayasa'nın bu genel kuralına uygun olarak kanunla mümkün olmaktadır. - E seçeneği yanlıştır. Anayasa'nın 127. maddesinin dördüncü fıkrası, 'görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan mahalli idare organları veya bu organların üyelerini, İçişleri Bakanı, geçici bir tedbir olarak, kesin hükme kadar uzaklaştırabilir' hükmünü içermektedir. Bu yetki, merkezi idare (İçişleri Bakanı) ile yerinden yönetim kuruluşu (belediye) arasındaki bir denetim ilişkisidir ve idari vesayet yetkisinin kanunla düzenlenmiş en belirgin ve istisnai örneklerinden biridir; hiyerarşi yetkisi ile ilgisi yoktur.

Örnek Çıkmış Sorular

Soru 1

1982 Anayasası'nda 2017 yılında 6771 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler, yargı birliği ilkesini pekiştirme amacıyla yargı örgütlenmesinde önemli dönüşümlere yol açmıştır. Bu değişiklikler neticesinde askeri yargı alanında ortaya çıkan yeni anayasal duruma ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A)Kaldırılan Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi üyelerinin, görevleriyle ilgili işledikleri suçlara ilişkin yargılamalar, Yargıtay'ın ilgili ceza dairesince yapılmaktadır.
B)Askeri mahkemelerin görev alanına giren davaların hangi adli yargı mahkemelerinde görüleceği, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan bir yönetmelikle belirlenmiştir.
C)Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevleri Danıştay'a, Askeri Yargıtay'ın görevleri ise Yargıtay'a devredilmiş ve bu yüksek mahkemeler bünyesinde konuya özgü daireler ihdas edilmiştir.
D)Savaş hali de dahil olmak üzere, asker kişilerin işledikleri tüm suçlara bakma görevi ve yetkisi, suçun niteliğine göre adli yargı mahkemelerine devredilmiştir.
E)Disiplin mahkemeleri dışında askeri mahkemeler kurulması anayasal olarak yasaklanmış olup, bu yasağın tek istisnası savaş halinde asker kişilerin görev suçları için kanunla mahkeme kurulabilmesidir.

Çözüm

21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile 1982 Anayasası'nda yapılan değişikliklerle Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmış (Anayasa m. 145, 156 ve 157 mülga), yargı birliği ilkesi güçlendirilmiştir. Anayasa'nın 142. maddesine eklenen fıkra uyarınca, "Disiplin mahkemeleri dışında askerî mahkemeler kurulamaz." hükmü getirilmiştir. Bu genel kuralın tek istisnası ise aynı fıkrada "Ancak savaş halinde, asker kişilerin görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevli askerî mahkemeler kurulabilir." şeklinde belirtilmiştir. Dolayısıyla, olağan dönemde disiplin mahkemeleri dışında askeri mahkeme kurulması anayasal bir yasak kapsamındadır. Bu yasağın tek istisnası, savaş halinde, kanunla ve sadece asker kişilerin görev suçlarına bakmak üzere askeri mahkemelerin kurulabilmesidir. Bu nedenle doğru cevap E seçeneğidir. A seçeneği yanlıştır çünkü 6021 sayılı Kanun'un KHK-703 ile eklenen Geçici 2. maddesi uyarınca, kaldırılan Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi başkan ve üyeleri, görevleriyle ilgili işledikleri suçlardan dolayı Yargıtay'da değil, Yüce Divan'da yargılanırlar. B seçeneği yanlıştır çünkü askeri mahkemelerin görev alanına giren davaların hangi mahkemelerde görüleceğine ilişkin düzenlemeler, Adalet Bakanlığı tarafından değil, Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) kararlarıyla yapılmıştır. C seçeneği yanlıştır çünkü anılan yüksek mahkemelerin görevleri Danıştay veya Yargıtay'a devredilerek özel daireler kurulmamış, bu mahkemeler tamamen lağvedilmiş ve görev alanlarına giren uyuşmazlıklar genel görevli adli ve idari mahkemelere HSK kararlarıyla dağıtılmıştır. D seçeneği yanlıştır çünkü Anayasa'nın 142. maddesi, savaş halinde asker kişilerin görevleriyle ilgili suçlarına bakmakla görevli askeri mahkemelerin kurulabilmesine açıkça imkân tanımaktadır.

Soru 2

1982 Anayasası ve ilgili mevzuat uyarınca, ikinci görev dönemini icra etmekte olan bir Cumhurbaşkanının, seçimlerin yenilenmesi kararı alınması halinde yeniden aday olabilme imkânı ve bu sürece ilişkin usul kuralları göz önüne alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken isabetsizdir?

Soru 3

1982 Anayasası’nın 73. maddesinde düzenlenen vergi ödevi, mali güce göre ödeme, vergi yükünün adaletli dağılımı ve kanunilik ilkesi gibi temel esaslara dayanmaktadır. Verginin kanuniliği ilkesi, vergilendirme yetkisinin münhasıran yasama organına ait olmasını ifade etmesinin yanı sıra, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleriyle de sıkı bir ilişki içindedir. Bu bağlamda, vergi hukukunun anayasal çerçevesi ve kanunilik ilkesinin kapsamı değerlendirildiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken isabetsizdir?

Devamını Görmek İster misin?

Tüm soruların çözümlerine, yapay zeka destekli konu anlatımlarına ve akıllı denemelere erişmek için ücretsiz kayıt ol.