Konu Özeti:
Önemli Nokta 1: 1982 Anayasası, temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması rejimini detaylı güvencelere bağlamıştır. Sorunun doğru cevabı, Anayasa'nın 13. maddesinde açıkça belirtilen sınırlamanın sınırlarına ilişkin temel kuralı ifade etmektedir.
* **B seçeneği doğrudur:** Anayasa'nın 13. maddesinin ikinci fıkrası, “Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmünü amirdir. Bu, temel hak ve hürriyetlere yönelik her türlü sınırlamanın uymak zorunda olduğu anayasal bir çerçevedir.
* **A seçeneği yanlıştır:** 2001 yılında Anayasa'nın 13. maddesinde yapılan değişiklikle 'genel sınırlama sebepleri' kaldırılmıştır. Mevcut düzenlemeye göre, temel hak ve hürriyetler “yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak” sınırlanabilir. Dolayısıyla, bir hak için Anayasa'nın ilgili maddesinde özel bir sınırlama sebebi öngörülmemişse, o hak kanunla dahi olsa 'kamu düzeni' gibi genel gerekçelerle sınırlanamaz.
* **C seçeneği yanlıştır:** Anayasa'nın 13. maddesi, sınırlamanın “özlerine dokunulmaksızın” yapılması gerektiğini emrederek hakkın özünü koruma altına almıştır. Olağanüstü halleri düzenleyen 15. madde dahi, durumun gerektirdiği ölçüde ve milletlerarası hukuka uygun olmak kaydıyla hakların kullanımının durdurulmasına izin verirken, yaşama hakkı ile maddi ve manevi varlığın bütünlüğü gibi 'sert çekirdek haklara' dokunulamayacağını belirtir. Bu nedenle, hakkın özüne dokunmak suretiyle sınırlama yapmak hiçbir koşulda mümkün değildir.
* **D seçeneği yanlıştır:** Anayasa'nın 14. maddesi, hakların kötüye kullanılmasını yasaklamaktadır. Ancak bu madde, 13. maddedeki temel güvenceleri ortadan kaldıran bir istisna normu değildir. Hakların kötüye kullanılmasına karşı alınacak tedbirler ve müeyyideler de yine 13. maddedeki ilkelere (kanunla sınırlama, ölçülülük, demokratik toplum düzenine uygunluk vb.) uygun olmak zorundadır.
* **E seçeneği yanlıştır:** Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile temel hak ve hürriyetlerin düzenlenmesi, Anayasa'nın 15. ve 119. maddeleri uyarınca sadece 'olağanüstü hal' rejimine özgü bir yetkidir. 'Olağan dönemde' geçerli olan temel ilke ise, Anayasa'nın 13. maddesinde belirtildiği üzere, sınırlamanın “ancak kanunla” yapılabileceğidir. Bu nedenle, kararname ile sınırlama yapmak olağan dönemin değil, istisnai bir dönemin aracıdır.
Önemli Nokta 2: Sorunun çözümü, 1982 Anayasası'nın temel hak ve hürriyetlerin kullanımının sınırlarını ve bu hakların kötüye kullanılamayacağı ilkesini düzenleyen maddelerine dayanmaktadır. Olayda, dernek kurma özgürlüğü (Anayasa m. 33) anayasal düzeni yıkma amacıyla kullanılmaktadır. Bu durum, doğrudan Anayasa'nın 14. maddesi kapsamına girer.
Anayasa'nın “Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması” başlıklı 14. maddesinin birinci fıkrası, “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.” hükmünü amirdir. Bu hüküm, anayasal hakların, anayasal düzenin kendisini ortadan kaldırmak için bir araç olarak kullanılamayacağını açıkça belirtmektedir. Dolayısıyla, soruda belirtilen derneğin faaliyeti, temel bir hakkın kötüye kullanılmasıdır ve Anayasa tarafından yasaklanmıştır. Bu nedenle doğru cevap A seçeneğidir.
Diğer seçeneklerin incelenmesi:
B seçeneği yanlıştır. Olay, Anayasa'nın 13. maddesinde düzenlenen temel hakların genel sınırlama rejiminden farklı ve daha özel bir durum olan 'hakkın kötüye kullanılması' halidir. Bir hakkın meşru kullanımı sınırlanırken ölçülülük ilkesi ve hakkın özüne dokunma yasağı gibi güvenceler devreye girer. Ancak bir hak, anayasal düzeni yıkmak amacıyla kötüye kullanılıyorsa, bu durum Anayasa m. 14 kapsamında değerlendirilir ve bu maddeye göre müeyyide uygulanır.
C seçeneği yanlıştır. Siyasi partilerin kapatılması davasını Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açması ve davaya Anayasa Mahkemesinin bakması, Anayasa'nın 69. maddesinde siyasi partiler için öngörülmüş özel bir usuldür. Derneklerin kapatılması ise Anayasa'nın 33. maddesine göre genel mahkemelerde, kanunun öngördüğü hallerde hâkim kararıyla gerçekleşir.
D seçeneği yanlıştır. Dernekler, üyelerinden ayrı bir tüzel kişiliğe sahiptir ve bu tüzel kişilik, kendi tüzüğü ve kurumsal faaliyetleri nedeniyle doğrudan sorumlu tutulabilir. Anayasa'nın 33. maddesi, derneklerin kanunun öngördüğü hallerde hâkim kararıyla kapatılabileceğini veya faaliyetten alıkonulabileceğini düzenleyerek, derneğin kurumsal olarak yaptırıma tabi tutulabileceğini açıkça belirtmektedir.
E seçeneği yanlıştır. Anayasa'nın 33. maddesinin beşinci fıkrasına göre, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kanunla yetkilendirilmiş bir merci derneği faaliyetten men edebilir. Ancak bu idari karar nihai değildir ve yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulmak zorundadır. Hâkim kırksekiz saat içinde kararını açıklamazsa, idari karar kendiliğinden yürürlükten kalkar. Dolayısıyla, idari kararın nihai ve süresiz olduğu iddiası Anayasa'ya aykırıdır.
Önemli Nokta 3: 1982 Anayasası'nın 'Yabancıların Durumu' başlıklı 16. maddesi, bu konudaki temel normu açıkça ortaya koymaktadır. İlgili madde şu şekildedir: 'Temel hak ve hürriyetler, yabancılar için, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir.' Bu hüküm, yabancıların temel hak ve hürriyetlerinin sınırlandırılması konusunda iki temel güvence getirmektedir: Birincisi, yapılacak sınırlamanın milletlerarası hukuka uygun olması; ikincisi ise bu sınırlamanın yalnızca yasama organı tarafından çıkarılacak bir kanunla yapılabilmesidir. Dolayısıyla, yürütme organının düzenleyici işlemleri olan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, yönetmelik, Cumhurbaşkanı kararı veya bakanlık genelgesi gibi normlarla yabancıların temel hak ve hürriyetleri sınırlandırılamaz. Bu yetki münhasıran Türkiye Büyük Millet Meclisine aittir. Bu nedenle doğru cevap 'Kanun' seçeneğidir.
Önemli Nokta 4: 1982 Anayasası, bazı temel hak ve hürriyetler için kendi maddeleri içinde özel sınırlama sebepleri öngörmezken, bazıları için bu sebepleri açıkça saymıştır. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen 'Hak arama hürriyeti' için herhangi bir özel sınırlama sebebi öngörülmemiştir. Bu hak, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olmasını güvence altına alır ve mutlak nitelikte kabul edilir. Sınırlama sebebi öngörülmeyen diğer bazı haklar şunlardır: Düşünce ve kanaat hürriyeti (m. 25), kanuni hâkim güvencesi (m. 37), ispat hakkı (m. 39), çalışma ve sözleşme hürriyeti (m. 48) ve kamu hizmetine girme hakkı (m. 70). Diğer seçenekler ise şu şekilde sınırlanabilir: Dernek kurma hürriyeti (m. 33), mülkiyet hakkı (m. 35), bilim ve sanat hürriyeti (m. 27) ve toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı (m. 34) Anayasa'da belirtilen özel sebeplerle (örneğin; millî güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık, kamu yararı vb.) sınırlandırılabilen haklardandır. Bu nedenle doğru cevap 'Hak arama hürriyeti'dir.