Konu Özeti:
Önemli Nokta 1: Çözüm, 1982 Anayasası ve TBMM İçtüzüğü'nün ilgili hükümlerinin dikkatle incelenmesini gerektirmektedir. Milletvekilliğinin devamsızlık sebebiyle düşürülmesi süreci Anayasa'nın 84. maddesinin dördüncü fıkrası ile İçtüzüğün 138. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre doğru cevap C seçeneğidir.
* **C seçeneği doğrudur.** Anayasa'nın 85. maddesi, "Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine 84 üncü maddenin birinci, üçüncü veya dördüncü fıkralarına göre karar verilmiş olması hallerinde, Meclis Genel Kurulu kararının alındığı tarihten başlayarak yedi gün içerisinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın, Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesine başvurabilir." hükmünü amirdir. Sorudaki durum, Anayasa'nın 84. maddesinin dördüncü fıkrası kapsamına girdiğinden, Genel Kurul kararının alınmasından itibaren yedi gün içinde Anayasa Mahkemesine iptal istemiyle başvurulabilir.
* **A seçeneği yanlıştır.** TBMM İçtüzüğü'nün 138. maddesine göre, devamsızlık Başkanlık Divanınca tespit edildikten sonra durum "Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyona gönderilir." Dosya, Karma Komisyonun incelemesi ve rapor hazırlaması sürecinden geçmeden doğrudan Genel Kurul gündemine alınmaz.
* **B seçeneği yanlıştır.** TBMM İçtüzüğü'nün 138. maddesinin dördüncü fıkrasında, "Oylama, Karma Komisyon raporu üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasından itibaren yirmidört saat geçmeden yapılamaz." denilmektedir. Bu süre kırk sekiz saat değil, yirmi dört saattir.
* **D seçeneği yanlıştır.** Karma Komisyonun raporu tavsiye niteliğindedir ve Genel Kurul için bağlayıcı değildir. Nihai kararı verecek olan organ Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruludur. Genel Kurul, komisyon raporunun aksi yönünde de karar verebilir.
* **E seçeneği yanlıştır.** Anayasa'nın 84. maddesinin dördüncü fıkrasına göre, devamsızlık nedeniyle milletvekilliğinin düşmesi kararı "üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyuyla" alınır. Bu nisap doğrudur. Ancak, Anayasa metninde veya İçtüzükte bu oylamanın "gizli" yapılması gerektiğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Anayasa'nın 84. maddesinin üçüncü fıkrası, milletvekilliğiyle bağdaşmayan bir görevi sürdürmekte ısrar halinde düşme kararının "gizli oyla" verileceğini açıkça belirtmişken, devamsızlık halini düzenleyen dördüncü fıkrada böyle bir usule yer vermemiştir. Bu nedenle, gizli oylama zorunluluğu iddiası ifadeyi yanlış kılmaktadır.
Önemli Nokta 2: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 95. maddesi, "Türkiye Büyük Millet Meclisi, çalışmalarını, kendi yaptığı İçtüzük hükümlerine göre yürütür." demek suretiyle parlamentonun kendi çalışma usullerini belirleme yetkisini anayasal bir zemine oturtmuştur. Bu kapsamda TBMM İçtüzüğü, yasama faaliyetlerinin düzenli, verimli ve adil bir şekilde yürütülmesi için uyulması zorunlu kurallar bütünüdür. Soruda belirtilen olayda, milletvekilinin konu dışına çıkması ve süresini aşması, İçtüzük ile belirlenen bu kuralların ihlalidir.
Anayasa'nın 96. maddesi uyarınca TBMM çalışmaları ve Genel Kurul görüşmeleri alenidir. Sağlanan Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere, yargılamanın aleniyeti (Anayasa m. 141) nasıl ki yargısal süreçlerin şeffaflığı ve kamu denetimine açık olması anlamına geliyorsa, yasama sürecinin aleniyeti de aynı derecede önemlidir. Ancak bu aleniyet, kuralsızlık veya sınırsız bir konuşma özgürlüğü anlamına gelmez. Aksine, aleniyetin amacına ulaşabilmesi için sürecin belirli bir düzen ve disiplin içinde yürütülmesi gerekir. Yargıtay kararlarında, tefhim edilen kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olmasının aleniyet ve kamu düzeni ilkesini ihlal edeceği belirtilmektedir. Bu hukuki muhakeme, usul kurallarının kamu düzeni ve sürecin meşruiyeti için ne denli hayati olduğunu gösterir. Benzer şekilde, yasama sürecinde de İçtüzük kurallarına uyulmaması, yasama faaliyetinin aleniyetini anlamsızlaştırır ve kamu düzenini bozar. Bu düzeni sağlamak ve korumak görevi ise Meclis Başkanı'na verilmiştir. Meclis Başkanı, İçtüzük hükümlerine dayanarak görüşmeleri yönetir, konuşmacıların konudan ayrılmamasını ve süreye uymasını temin eder. Bu yetki, doğrudan Anayasa'nın 95. maddesi ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan İçtüzük'ten kaynaklanır.
A seçeneği yanlıştır; çünkü yasama sorumsuzluğu (Anayasa m. 83), milletvekilini Meclis'teki söz ve düşüncelerinden dolayı hukuki ve cezai takibattan korur, ancak onu Meclis İçtüzüğü'nün disiplin ve usul hükümlerinden muaf kılmaz.
B seçeneği yanlıştır; zira aleniyet ilkesi, görüşmelerin kamuya açık olmasını ifade eder, milletvekillerine sınırsız ve kuralsız bir konuşma hakkı tanımaz.
D ve E seçenekleri yanlıştır; çünkü İçtüzük, düzeni sağlama görev ve yetkisini doğrudan Meclis Başkanı'na vermiştir. Bu yetkinin kullanımı Genel Kurul kararına veya bir parti grubunun talebine bağlı değildir.
Önemli Nokta 3: Çözüm, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün ilgili hükümlerine dayanmaktadır. İçtüzüğün 'Meclis Araştırması' başlıklı 104. maddesinin son fıkrası, “Meclis araştırma komisyonunun raporu hakkında Genel Kurulda, genel görüşme açılır.” hükmünü amirdir. Bu açık hüküm uyarınca, araştırma komisyonu raporunu Meclis Başkanlığına sunduktan sonraki zorunlu aşama, raporun Genel Kurulda ele alınması için bir genel görüşme açılmasıdır. Bu nedenle doğru cevap budur. Diğer seçenekler ise şu nedenlerle yanlıştır: A seçeneği, İçtüzüğün 180. maddesinde düzenlenen ve sadece 'Hesapları İnceleme Komisyonu' raporuna özgü olan 'bilgi edinmekle yetinme' usulünü, Meclis Araştırması için yanlış bir şekilde ileri sürmektedir. B seçeneği, İçtüzüğün 110. maddesinde açıkça 'Soruşturma Komisyonu' için öngörülen gizlilik ve katılım kısıtlamasını, Meclis Araştırma Komisyonu ile karıştırarak hatalı bir sonuca varmaktadır. D seçeneği, İçtüzüğün 105. maddesinde yer alan 'ticari sırlar, Meclis araştırması kapsamının dışında kalır' hükmünü, raporun gündemden düşürülmesi şeklinde yanlış yorumlamaktadır. E seçeneği ise Meclis Araştırma Komisyonu için öngörülmeyen, Soruşturma Komisyonu'nun karar yeter sayısını (İçtüzük m. 110) yanlış bir usule bağlayarak çeldirici oluşturmaktadır.
Önemli Nokta 4: Bu sorunun çözümü, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Anayasa'da sayılan görev ve yetkilerinin doğru bir şekilde bilinmesini gerektirmektedir. Özellikle kanun ve parlamento kararı arasındaki ayrıma dikkat edilmelidir.
Doğru cevap B seçeneğidir. 1982 Anayasası’nın “Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri” başlıklı 87. maddesinde “...para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek” TBMM’nin görevleri arasında sayılmıştır. Madde metninde bu yetkilerin kanunla kullanılacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla para basılmasına TBMM kanunla karar verir. Anayasa’nın 92. maddesi ise, “Milletlerarası hukukun meşrû saydığı hallerde savaş hali ilânına ve Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası andlaşmaların veya milletlerarası nezaket kurallarının gerektirdiği haller dışında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine veya yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunmasına izin verme yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisinindir.” hükmünü amirdir. Bu yetki, bir kanunla değil, TBMM'nin iradesini yansıtan bir parlamento kararı ile kullanılır. Bu nedenle B seçeneği, her iki durumu da hukuki niteliklerine uygun olarak doğru bir şekilde ifade etmektedir.
A seçeneği yanlıştır. Para basma eylemini fiilen Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası gerçekleştirse de, bu konuda nihai karar verme yetkisi yasama organı olan TBMM'ye aittir ve bu yetki kanunla kullanılır. Merkez Bankası'nın rolü, TBMM'nin aldığı kararı uygulamaktır.
C seçeneği yanlıştır. Anayasa'nın 96. maddesine göre, TBMM, yapacağı toplantılarda, Anayasada başkaca bir hüküm yoksa, toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir; ancak karar yeter sayısı hiçbir şekilde üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlasından az olamaz. Asker gönderme kararı için Anayasa'da özel bir nitelikli çoğunluk (örneğin üye tamsayısının salt çoğunluğu) öngörülmemiştir. Bu nedenle genel karar yeter sayısı uygulanır.
D seçeneği yanlıştır. Anayasa'nın 92. maddesi ile TBMM'ye tanınan asker göndermeye izin verme yetkisi, Meclisin devredilemez yetkilerindendir. TBMM, bu yetkisini belirli bir süre ve kapsamla sınırı çizilmiş bir tezkere (parlamento kararı) ile kullanır. Cumhurbaşkanına bu konuda genel, süresiz ve sınırsız bir yetki devri yapılması anayasal olarak mümkün değildir.
E seçeneği yanlıştır. Anayasa'nın 93. maddesi uyarınca, TBMM Genel Kurulu, Başkanlık Divanının teklifi üzerine veya bir siyasi parti grubunun ya da en az yirmi milletvekilinin istemi üzerine kapalı oturumlar yapılmasına karar verebilir. Ancak milli güvenliği ilgilendiren konuların görüşmelerinin zorunlu olarak kapalı oturumda yapılmasına dair bir anayasal hüküm bulunmamaktadır. Bu, Meclis’in takdirine bağlı bir durumdur. Ayrıca, alınan parlamento kararları (tezkereler) genellikle Resmi Gazete'de yayımlanarak kamuoyuna duyurulur.
Önemli Nokta 5: Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 112. maddesinin birinci fıkrası, soruşturma komisyonu raporunun takvimini açıkça düzenlemiştir. Buna göre, "Soruşturma komisyonu raporu, Başkanlığa verildiği tarihten itibaren on gün içinde bastırılarak ... Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine dağıtılır. Rapor, üyelere dağıtımından itibaren on gün içinde görüşülür." Bu hüküm, raporun Başkanlığa sunulmasını takiben işleyecek olan 10 günlük dağıtım ve dağıtımı takiben işleyecek 10 günlük görüşme süresini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu nedenle doğru cevap B seçeneğidir.
Diğer seçeneklerin yanlışlık nedenleri:
A) Danışma Kurulunun teklifi ve bir ay içinde görüşme usulü, soruşturma raporunun görüşülmesi için değil, İçtüzük'ün 108. maddesi uyarınca Meclis soruşturması açılıp açılmamasının görüşüleceği ilk aşama için öngörülmüştür.
C) İçtüzük'ün 112. maddesine göre Yüce Divana sevk kararı için aranan nitelikli çoğunluk, üye tamsayısının beşte üçü (360 milletvekili) değil, üçte ikisidir (400 milletvekili). Beşte üç çoğunluk, soruşturma açılmasına karar verilmesi aşamasında (Madde 108) aranır.
D) Komisyon çalışmalarının gizliliği, İçtüzük'ün 110. maddesinde düzenlenmiştir ve bu gizlilik komisyonun kendi iç çalışmalarına ilişkindir. Genel Kurul'da ise rapor görüşülür. Nitekim 112. madde, görüşmelerde kimlerin söz alacağını (komisyon, milletvekilleri ve ilgili bakan) detaylı olarak düzenleyerek raporun müzakere edileceğini açıkça belirtmiştir.
E) İki aylık süre, İçtüzük'ün 110. maddesi uyarınca komisyonun raporunu hazırlayıp Meclis Başkanlığına sunması için tanınan süredir. Genel Kurulun raporu görüşmesi için öngörülen bir süre değildir. Genel Kurul'daki görüşme takvimi 10+10 gün kuralına tabidir.