4.1. Yürütme - 1982 Anayasası Hükümleri

Özgün soru denemeleri, konu özeti ve sınav taktikleri.

Konu Hakkında Hızlı Bilgi

Konu Özeti: Önemli Nokta 1: 1982 Anayasası'nın 106. maddesinin dördüncü fıkrasında, 'Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan olarak atanırlarsa üyelikleri sona erer.' hükmü yer almaktadır. Bu hüküm, yasama ve yürütme organları arasında kesin bir görev bağdaşmazlığı ilkesini benimsemektedir. Buna göre, bir milletvekilinin bakan veya cumhurbaşkanı yardımcısı olarak atanması durumunda milletvekilliği sıfatı, atama anında ve başka hiçbir işleme gerek olmaksızın (otomatik olarak) sona erer. Dolayısıyla, milletvekilliğinin askıya alınması, Meclis kararıyla düşürülmesi veya Yüce Divan mahkûmiyetine bağlanması gibi durumlar söz konusu değildir. Yasama dokunulmazlığı milletvekilliği sıfatına bağlı bir zırh olduğundan, milletvekilliği sona eren kişinin bu sıfata dayalı dokunulmazlığı da sona erer. Önemli Nokta 2: 1982 Anayasası'nın 104. maddesi Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini düzenlemektedir. Bu maddeye göre, Cumhurbaşkanı yardımcıları ile bakanları ve üst kademe kamu yöneticilerini atama ve görevlerine son verme yetkisi Cumhurbaşkanına aittir. Anayasa'nın 130. maddesi uyarınca devlet üniversiteleri rektörleri Cumhurbaşkanınca atanır. Yine, Anayasa'nın 131. maddesine göre Yükseköğretim Kurulu üyeleri, kanunla belirlenen usullere göre adaylar arasından veya doğrudan Cumhurbaşkanınca atanır. Dolayısıyla A, B, C ve E seçeneklerinde belirtilen görevlilerin atanması Cumhurbaşkanının yetkisindedir. Ancak, Kamu Başdenetçisi (Ombudsman), Anayasa'nın 74. maddesi uyarınca Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlıdır ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu tarafından gizli oyla seçilir. Bu nedenle, Kamu Başdenetçisini seçmek Cumhurbaşkanının değil, TBMM'nin yetkisindedir. Önemli Nokta 3: 1982 Anayasası'nın 105. maddesi, Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğunu ve bu kapsamda işletilecek meclis soruşturması usulünü detaylı olarak düzenlemektedir. Süreç şu şekilde işler: 1. **Önerge Verilmesi:** Cumhurbaşkanı hakkında, bir suç işlediği iddiasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğunun (301) vereceği bir önergeyle soruşturma açılması istenebilir. Soruda bu ilk aşamanın tamamlandığı belirtilmiştir. 2. **Soruşturma Açılması Kararı:** Meclis, Başkanlığa sunulan bu önergeyi en geç bir ay içinde görüşmek zorundadır. Görüşmelerin sonunda, Meclis üye tamsayısının beşte üçünün (360) gizli oyuyla soruşturma açılmasına karar verilebilir. Bu hüküm, (D) seçeneğini doğru kılmaktadır. 3. **Soruşturma Komisyonu:** Soruşturma açılmasına karar verilmesi hâlinde, Meclisteki siyasî parti gruplarının, güçleri oranında komisyona verecekleri üye sayısının üç katı olarak gösterecekleri adaylar arasından, her siyasî parti grubuna düşen üye sayısı için ayrı ayrı ad çekme suretiyle kurulacak on beş kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılır. 4. **Yüce Divana Sevk Kararı:** Komisyon, soruşturma sonucunu belirten raporunu iki ay içinde Meclis Başkanlığına sunar. Rapor Genel Kurulda görüşüldükten sonra, üye tamsayısının üçte ikisinin (400) gizli oyuyla Yüce Divana sevk kararı alınabilir. Diğer seçeneklerin incelenmesi: - (A) seçeneği yanlıştır. Soruşturma açılması kararının oylanması için toplantıya katılanların salt çoğunluğu değil, üye tamsayısının beşte üçünün (360) nitelikli çoğunluğu aranır. - (B) seçeneği yanlıştır. Anayasa m. 105/5'e göre hakkında soruşturma açılmasına karar verilen Cumhurbaşkanı seçim kararı alamaz. Ancak, Cumhurbaşkanlığı sıfatı Yüce Divana sevk ile değil, Yüce Divanda yapılan yargılama sonucunda mahkûm edilmesiyle sona erer (Anayasa m. 105/7). - (C) seçeneği yanlıştır. Yüce Divana sevk için aranan çoğunluk üye tamsayısının salt çoğunluğu (301) değil, üye tamsayısının üçte ikisidir (400). - (E) seçeneği yanlıştır. Anayasa'da, Yüce Divana sevk için gerekli çoğunluk sağlanamadığı takdirde aynı fiil için belirli bir süre yeni önerge verilemeyeceğine dair bir yasak veya kısıtlama bulunmamaktadır. Önemli Nokta 4: 1982 Anayasası'nın 119. maddesi, Cumhurbaşkanının olağanüstü hal (OHAL) ilan edebileceği sebepleri sınırlı sayıda (tahdidi) olarak belirtmiştir. Bu sebepler şunlardır: savaş, savaşı gerektirecek bir durumun başgöstermesi, seferberlik, ayaklanma, vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışma, ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması, anayasal düzeni veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerinin ortaya çıkması, şiddet olayları nedeniyle kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması, tabiî afet veya tehlikeli salgın hastalık ya da ağır ekonomik bunalımın ortaya çıkması. A, B, D ve E seçeneklerinde yer alan durumlar, bu maddede açıkça sayılan OHAL ilan sebepleridir. Ancak C seçeneğinde belirtilen 'genel hayatı önemli ölçüde etkileyen ve grevlerin yasaklanmasını gerektiren olayların yaygınlaşması' durumu, Anayasa'nın 119. maddesinde bir OHAL sebebi olarak düzenlenmemiştir. Bu durum, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 62. maddesinde düzenlenen 'grev ve lokavtın yasaklanması' veya ertelenmesi gibi özel tedbirlerle ilgilidir ve anayasal bir OHAL ilan nedeni teşkil etmez. Dolayısıyla, bu durum Anayasa'da sayılan OHAL ilan sebepleri arasında yer almaz. Önemli Nokta 5: 1982 Anayasası'nın 104. maddesinde Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri düzenlenmiştir. Bu yetkiler arasında yasama, yürütme ve yargı alanlarına ilişkin olanlar bulunmaktadır. Soruda, Cumhurbaşkanının yasama ile ilgili görev ve yetkilerinden olmayan seçenek sorulmaktadır. E seçeneğindeki ifade, Cumhurbaşkanının yetkileri arasında yer almaz. Anayasa'ya göre, milletlerarası andlaşmaların yürürlüğe girebilmesi için öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından bir kanunla 'uygun bulunması' gerekir. Bu uygun bulma kanununu teklif etme yetkisi ise sadece milletvekillerine aittir. Cumhurbaşkanı, TBMM tarafından uygun bulma kanunu kabul edildikten sonra andlaşmayı 'onaylar ve yayımlar'. Dolayısıyla, uygun bulma sürecini kanun teklifi vererek başlatmak Cumhurbaşkanının değil, TBMM üyesi milletvekillerinin yetkisindedir. Cumhurbaşkanının bu süreçteki rolü, yasama organının iradesi ortaya çıktıktan sonra başlayan yürütme organı niteliğindeki onaylama ve yayımlama işlemidir. Diğer seçeneklerde yer alan yetkiler ise Cumhurbaşkanına Anayasa tarafından tanınmıştır: - A seçeneği, Anayasa m. 104/3'te 'Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde açılış konuşmasını yapar.' hükmüyle düzenlenmiştir. - B seçeneği, Anayasa m. 104/12'de 'Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü takdirde halkoyuna sunar.' hükmüyle düzenlenmiştir. - C seçeneği, Anayasa m. 104/7'de 'Kanunların, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün tümünün veya belirli hükümlerinin Anayasaya şekil veya esas bakımından aykırı oldukları gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinde iptal davası açar.' hükmüyle düzenlenmiştir. - D seçeneği, Anayasa m. 104/6'da 'Kanunları tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderir.' ve m. 89'da detaylandırılan veto yetkisidir.

Örnek Çıkmış Sorular

Soru 1

1982 Anayasası'nda düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'ne göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi olarak görev yapmakta olan bir kişinin, Cumhurbaşkanı tarafından bakan olarak atanmasının hukuki statüsüne ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A)Atanan kişinin milletvekilliği, bakanlık görevi süresince askıya alınır ve bu görevin sona ermesiyle birlikte milletvekilliği görevi yeniden başlar.
B)Bakan olarak atanan milletvekilinin yasama dokunulmazlığı devam eder, ancak bu kişi Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarına katılamaz.
C)Kişinin milletvekilliği, atama işleminin yapılmasıyla birlikte herhangi bir meclis kararına veya ek bir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erer.
D)Atama işlemi geçerlidir ancak milletvekilliğinin düşürülebilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun üye tamsayısının salt çoğunluğuyla karar alması gerekir.
E)Atanan kişinin milletvekilliğinin sona ermesi, ancak Yüce Divan tarafından seçilmeye engel bir suçtan mahkûm edilmesi halinde mümkündür.

Çözüm

1982 Anayasası'nın 106. maddesinin dördüncü fıkrasında, 'Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan olarak atanırlarsa üyelikleri sona erer.' hükmü yer almaktadır. Bu hüküm, yasama ve yürütme organları arasında kesin bir görev bağdaşmazlığı ilkesini benimsemektedir. Buna göre, bir milletvekilinin bakan veya cumhurbaşkanı yardımcısı olarak atanması durumunda milletvekilliği sıfatı, atama anında ve başka hiçbir işleme gerek olmaksızın (otomatik olarak) sona erer. Dolayısıyla, milletvekilliğinin askıya alınması, Meclis kararıyla düşürülmesi veya Yüce Divan mahkûmiyetine bağlanması gibi durumlar söz konusu değildir. Yasama dokunulmazlığı milletvekilliği sıfatına bağlı bir zırh olduğundan, milletvekilliği sona eren kişinin bu sıfata dayalı dokunulmazlığı da sona erer.

Soru 2

1982 Anayasası, Cumhurbaşkanını yürütme erkinin başı olarak konumlandırırken, kendisine idari teşkilatın ve anayasal güvenceye sahip bazı kurumların üst yönetimini belirleme konusunda çeşitli atama yetkileri vermiştir. Aşağıdaki üst düzey görevlilerden hangisinin atanması veya seçilmesi, Anayasa uyarınca Cumhurbaşkanının görev ve yetki alanına girmemektedir?

Soru 3

1982 Anayasası'nın 105. maddesi uyarınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğunun (301 milletvekili) imzasıyla Cumhurbaşkanı hakkında göreviyle ilgili bir suç işlediği iddiasına dayanan bir soruşturma önergesi Meclis Başkanlığına sunulmuştur. Bu önergenin sunulmasının ardından işletilecek anayasal sürece ve alınacak kararlara ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Devamını Görmek İster misin?

Tüm soruların çözümlerine, yapay zeka destekli konu anlatımlarına ve akıllı denemelere erişmek için ücretsiz kayıt ol.