4.2. Yürütme - Cumhurbaşkanı Seçim Kanunu Hükümleri

Özgün soru denemeleri, konu özeti ve sınav taktikleri.

Konu Hakkında Hızlı Bilgi

Konu Özeti: Önemli Nokta 1: 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu'nun 16. maddesi, bu kanunda düzenlenen propaganda ve diğer seçim yasaklarına aykırı hareket edenler hakkında 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un ilgili cezai hükümlerinin uygulanacağını amirdir. Somut olayda, adayın propaganda yasaklarının başladığı bir zaman diliminde canlı yayına katılması, bu yasağın açık bir ihlalidir. Her ne kadar Anayasa'nın 26. maddesi ifade özgürlüğünü ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları siyasi eleştirinin geniş sınırlarını güvence altına alsa da, bu özgürlük mutlak değildir. Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrası, ifade özgürlüğünün 'millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği' gibi sebeplerle kanunla sınırlanabileceğini belirtir. Seçim yasakları, seçimlerin adil, dürüst ve düzen içinde yapılmasını sağlayarak kamu düzenini korumaya yönelik meşru bir sınırlama nedenidir. Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, ifade özgürlüğü, kanunla düzenlenmiş usul ve esaslara aykırı hareket etme hakkı tanımaz. Dolayısıyla, bir ifadenin içeriğinin eleştiri sınırları içinde kalması, o ifadenin yasak bir zamanda dile getirilmesinden doğan usuli ihlali ortadan kaldırmaz. Bu nedenle A seçeneği yanlıştır. Yasalara göre hem yayıncı kuruluşun hem de yasağa aykırı davranan adayın sorumluluğu doğabilir, bu nedenle B seçeneği hatalıdır. Adaylığın derhal iptali, bu tür bir ihlal için öngörülen standart ve otomatik bir yaptırım değildir, bu nedenle D seçeneği isabetsizdir. Eylem öncelikli olarak özel seçim kanununda düzenlenmiş bir ihlal olduğundan, seçim hukukuna ilişkin özel normların uygulanması gerekir; genel ceza hukuku hükümlerinin öncelikli olduğu iddiası (E seçeneği) doğru değildir. Doğru cevap, özel kanun olan 6271 sayılı Kanun'un yaptığı atıf uyarınca, 298 sayılı Kanun'daki yaptırımların uygulanacağını belirten C seçeneğidir. Önemli Nokta 2: 1982 Anayasası'nın 101. maddesi ve 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu'nun 4. maddesi, Cumhurbaşkanı seçim sürecini düzenlemektedir. Anayasa'nın 101. maddesinin altıncı fıkrası, 'İkinci oylamaya katılmaya hak kazanan adaylardan birinin herhangi bir nedenle seçime katılmaması halinde; ikinci oylama, boşalan adaylığın birinci oylamadaki sıraya göre ikame edilmesi suretiyle yapılır. İkinci oylamaya tek adayın kalması halinde, bu oylama referandum şeklinde yapılır.' hükmünü amirdir. 6271 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ikinci fıkrası ise bu ikame işleminin, geçici sonuçların ilanını takip eden gün saat 17.00'ye kadar yapılabileceğini belirtir. Sorudaki olayda, aday B'nin vefatı 'aday ikamesi süresi geçtikten sonra' gerçekleştiği için, birinci oylamadaki sıraya göre üçüncü adayın seçime dahil edilmesi usulü uygulanamaz. Bu durumda, Anayasa ve ilgili kanun uyarınca geriye tek bir seçenek kalmaktadır: ikinci oylamanın tek adayla ve referandum (halkoylaması) şeklinde yapılması. Yine Anayasa'nın 101. maddesi ve 6271 sayılı Kanun'un 4. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, bu halkoylamasında adayın Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için 'geçerli oyların salt çoğunluğunu' alması şarttır. Adayın bu çoğunluğu alamaması halinde ise sadece Cumhurbaşkanı seçimi yenilenir. Bu nedenle doğru cevap B seçeneğidir. Diğer seçenekler ise; A seçeneği ikame süresi geçtiği için, C seçeneği seçimin yenilenmesi kararının ancak adayın salt çoğunluğu alamaması durumunda ve sadece Cumhurbaşkanlığı seçimi için geçerli olması nedeniyle, D seçeneği oylama yapılmasını zorunlu kılan anayasal hüküm nedeniyle, E seçeneği ise salt çoğunluk (en az %50+1) arandığı için yanlıştır. Önemli Nokta 3: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 79. maddesi, seçimlerin yargısal denetimine ilişkin temel çerçeveyi çizmektedir. Bu maddeye göre, "Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün şikâyet ve itirazları inceleme ve kesin olarak karara bağlama (...) görev ve yetkisi Yüksek Seçim Kurulunundur." Bu hüküm, Yüksek Seçim Kurulu'na (YSK) seçim uyuşmazlıklarında mutlak ve nihai bir yetki tanımaktadır. YSK'nın bu konudaki kararları kesindir ve bu kararlar aleyhine başka hiçbir yargı merciine başvurulamaz. Bu ilke, hem 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu'nda hem de diğer seçim kanunlarında teyit edilmiştir. A seçeneği yanlıştır, çünkü Anayasa'nın 79. maddesi, seçim yargısını genel idari yargı denetiminin dışında tutarak bu yetkiyi özel olarak YSK'ya vermiştir. Dolayısıyla Danıştay'ın bu konuda bir görev ve yetkisi bulunmamaktadır. C seçeneği, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkının istisnalarından biri nedeniyle yanlıştır. Anayasa'nın 148. maddesi uyarınca, Yüksek Seçim Kurulunun seçimlere ilişkin kararları bireysel başvuru konusu yapılamaz. D seçeneği de hatalıdır. YSK, itiraz süreçlerini kendi belirlediği takvim içinde yürütür ve sonuçlandırır. İtirazların varlığı, mazbatanın düzenlenmesini veya sonuçların ilanını otomatik olarak askıya almaz; tüm bu süreçler YSK'nın nihai kararına göre şekillenir. E seçeneği, YSK'nın yetkisini daraltıcı bir yorum içerdiği için yanlıştır. YSK'nın yetkisi, yalnızca hukuka uygunluk denetimi ile sınırlı olmayıp, seçimlerle ilgili her türlü şikâyet ve itirazı hem maddi hem de hukuki yönden inceleyerek kesin bir karara bağlamayı kapsar. Alt kurulların takdir yetkisi, YSK'nın mutlak denetim yetkisini ortadan kaldırmaz. Önemli Nokta 4: 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu'nun 'Andiçme ve göreve başlama' başlıklı 6. maddesine göre, Cumhurbaşkanı seçilen kişi, Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde andiçerek görevine başlar. Aynı maddenin 3. fıkrası, 'Cumhurbaşkanı seçilenin göreve başlaması ile birlikte, görevdeki Cumhurbaşkanının görevi sona erer.' hükmünü amirdir. Bu düzenleme uyarınca, Cumhurbaşkanlığı görevinin hukuken başladığı an, mazbatanın alındığı an değil, TBMM önünde andiçildiği andır. Bu an, aynı zamanda bir önceki Cumhurbaşkanının görevinin de sona erdiği andır, böylece devlet başkanlığı makamında bir boşluk oluşmasının önüne geçilmiştir. A seçeneği yanlıştır çünkü mazbatanın düzenlenmesi seçim sonucunu kesinleştirir ancak göreve başlama için yeterli değildir. Göreve başlanana kadar eski cumhurbaşkanı görevine devam eder, bir vekalet durumu söz konusu değildir. C seçeneği, kanunda yer almayan usuli bir süre ve yetki öngördüğü için yanlıştır. Kanun, andiçme töreni için on beş günlük kesin bir süre veya bu süreyi belirleme yetkisini TBMM Başkanına vermemiştir. D seçeneği yanlıştır. Zira seçilen kişinin andiçmemesi durumunda göreve hiç başlamamış sayılır. Anayasa'da belirtilen vekalet usulü, makamın görevdeyken boşalması halleri için düzenlenmiştir ve en yaşlı Cumhurbaşkanı yardımcısının vekâleti gibi bir düzenleme bu senaryo için mevcut değildir. E seçeneği de hatalıdır. Bakanlar, Cumhurbaşkanı tarafından atandıktan sonra TBMM önünde ayrı ayrı andiçerek göreve başlarlar. Bakanların toplu olarak andiçmesi gibi bir usul Anayasa'da veya kanunlarda yer almamaktadır. Önemli Nokta 5: 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu'nun 7. maddesi, Cumhurbaşkanlığına kimlerin aday gösterebileceğini üç ayrı yöntem olarak düzenlemiştir: a) Siyasi parti grupları, b) En son yapılan milletvekili genel seçiminde toplam geçerli oyların tek başına veya birlikte en az yüzde beşini almış olan siyasi partiler, c) En az yüz bin seçmen. Bu yöntemler birbirine alternatif olup, bir aday için sadece bir tanesinin kullanılması yeterlidir. Sorudaki olayda, aday bir siyasi parti grubu tarafından gösterilmektedir. Bu nedenle, sadece siyasi parti gruplarının aday göstermesine ilişkin usule tabi olunacaktır. Seçenekler incelendiğinde: A) Adayın yazılı muvafakati, Kanun'un 7. maddesinin 2. fıkrası uyarınca tüm aday gösterme usulleri için zorunludur. B) Yükseköğrenim belgesi, Kanun'un 6. maddesinde belirtilen Cumhurbaşkanı seçilme yeterliliğinin bir parçasıdır ve tüm adaylar için gereklidir. C) Siyasi parti grubunun aday gösterme iradesini Yüksek Seçim Kurulu'na bildirmesi için ilgili grup kararının sunulması, bu usulün doğal bir gereğidir. D) Adli sicil belgesi, yine Kanun'un 6. maddesinde atıf yapılan "milletvekili seçilme yeterliğine sahip olma" şartının ispatı açısından tüm adaylar için sunulması gereken bir belgedir. E) En az yüz bin seçmenin teklifte bulunması, Kanun'un 7. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde ve 8/A maddesinde düzenlenen, siyasi parti gruplarından tamamen ayrı ve bağımsız bir aday gösterme yoludur. Dolayısıyla, bir siyasi parti grubu tarafından aday gösterilen kişi için yüz bin seçmenin imzası şartı aranmaz. Bu nedenle doğru cevap E seçeneğidir.

Örnek Çıkmış Sorular

Soru 1

Bir cumhurbaşkanı adayı, seçimden bir gün önceki akşam, propaganda yasaklarının yürürlüğe girdiği saat diliminde ulusal bir televizyon kanalının canlı yayınına katılmıştır. Aday, bu yayında mevcut hükümetin politikalarını 'demokratik teamüllere aykırı' ve 'milli iradeye yönelik bir gasıp' olarak nitelendirerek sert eleştirilerde bulunmuştur. Bu olay, Anayasa Hukuku ilkeleri ve ilgili seçim mevzuatı çerçevesinde değerlendirildiğinde, adayın propaganda yasağını ihlal etmesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi en isabetli hukuki tespiti oluşturur?

A)Siyasetçilere yönelik eleştirinin sınırlarının daha geniş olması ve ifadelerin Anayasa'nın 26. maddesiyle korunan ifade özgürlüğü kapsamında kalması nedeniyle, adayın propaganda yasağını ihlal ettiği kabul edilemez.
B)Propaganda yasağının ihlalinden münhasıran yayıncı kuruluş sorumlu olup, adayın beyanlarının içeriği suç teşkil etmediği sürece kişisel bir yaptırımla karşılaşması söz konusu değildir.
C)Adayın eylemi, seçim yasaklarına aykırılık teşkil ettiğinden hakkında, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'da öngörülen cezai hükümlerin uygulanması yoluna gidilir.
D)Yüksek Seçim Kurulu, propaganda yasağını açıkça ihlal eden adayın seçilme yeterliliğini yeniden değerlendirerek adaylığının derhal iptaline karar verme yetkisine sahiptir.
E)Adayın ifadeleri, 'hükümeti alenen aşağılama' suçunu oluşturabileceğinden, seçim yasaklarına aykırılık ikincil bir durum olup, öncelikle genel ceza hukuku kapsamında soruşturma yürütülmelidir.

Çözüm

6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu'nun 16. maddesi, bu kanunda düzenlenen propaganda ve diğer seçim yasaklarına aykırı hareket edenler hakkında 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un ilgili cezai hükümlerinin uygulanacağını amirdir. Somut olayda, adayın propaganda yasaklarının başladığı bir zaman diliminde canlı yayına katılması, bu yasağın açık bir ihlalidir. Her ne kadar Anayasa'nın 26. maddesi ifade özgürlüğünü ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları siyasi eleştirinin geniş sınırlarını güvence altına alsa da, bu özgürlük mutlak değildir. Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrası, ifade özgürlüğünün 'millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği' gibi sebeplerle kanunla sınırlanabileceğini belirtir. Seçim yasakları, seçimlerin adil, dürüst ve düzen içinde yapılmasını sağlayarak kamu düzenini korumaya yönelik meşru bir sınırlama nedenidir. Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, ifade özgürlüğü, kanunla düzenlenmiş usul ve esaslara aykırı hareket etme hakkı tanımaz. Dolayısıyla, bir ifadenin içeriğinin eleştiri sınırları içinde kalması, o ifadenin yasak bir zamanda dile getirilmesinden doğan usuli ihlali ortadan kaldırmaz. Bu nedenle A seçeneği yanlıştır. Yasalara göre hem yayıncı kuruluşun hem de yasağa aykırı davranan adayın sorumluluğu doğabilir, bu nedenle B seçeneği hatalıdır. Adaylığın derhal iptali, bu tür bir ihlal için öngörülen standart ve otomatik bir yaptırım değildir, bu nedenle D seçeneği isabetsizdir. Eylem öncelikli olarak özel seçim kanununda düzenlenmiş bir ihlal olduğundan, seçim hukukuna ilişkin özel normların uygulanması gerekir; genel ceza hukuku hükümlerinin öncelikli olduğu iddiası (E seçeneği) doğru değildir. Doğru cevap, özel kanun olan 6271 sayılı Kanun'un yaptığı atıf uyarınca, 298 sayılı Kanun'daki yaptırımların uygulanacağını belirten C seçeneğidir.

Soru 2

Cumhurbaşkanı seçiminin ilk oylamasında geçerli oyların salt çoğunluğu sağlanamamış ve en çok oy alan adaylardan A ve B'nin ikinci oylamaya katılmasına karar verilmiştir. Ancak, 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu'nda öngörülen ve geçici sonuçların ilanını takip eden gün saat 17.00'de sona eren aday ikamesi süresi geçtikten sonra, aday B'nin vefat etmesi üzerine ikinci oylamaya tek adayla gidilmesi durumu ortaya çıkmıştır. Bu durumda, 1982 Anayasası ve ilgili mevzuat uyarınca izlenmesi gereken usul aşağıdakilerden hangisidir?

Soru 3

Bir Cumhurbaşkanı seçimi esnasında, adaylardan birinin yetkili temsilcisi, bazı sandık sonuç tutanaklarındaki geçersiz oyların birleştirme cetvellerine sehven geçerli oy olarak işlendiğini ve bu durumun ilçe birleştirme tutanağına da yansıdığını iddia etmiştir. Bu iddia üzerine yapılan başvuru önce İlçe Seçim Kurulunca, ardından yapılan itiraz ise İl Seçim Kurulunca reddedilmiştir. Uyuşmazlığın nihai çözüm mercii olan kurula taşınması üzerine, bu kurulun görev ve yetkileriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi anayasal güvenceler ve yerleşik içtihatlar çerçevesinde doğrudur?

Devamını Görmek İster misin?

Tüm soruların çözümlerine, yapay zeka destekli konu anlatımlarına ve akıllı denemelere erişmek için ücretsiz kayıt ol.