1. Borçlar Hukukuna Giriş
Özgün soru denemeleri, konu özeti ve sınav taktikleri.
Konu Hakkında Hızlı Bilgi
Örnek Çıkmış Sorular
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun temel ilkelerinden olan sözleşme özgürlüğü, kanun koyucu tarafından mutlak ve sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiştir. Bu bağlamda, tarafların irade serbestisinin sınırlarını aşan bir sözleşme yapmaları halinde ortaya çıkacak hukuki yaptırımlar ve sonuçlar düşünüldüğünde, aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi hatalıdır?
Çözüm
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 26. maddesi uyarınca taraflar, kanunda öngörülen sınırlar içinde bir sözleşmenin içeriğini özgürce belirleyebilirler. Ancak bu özgürlük sınırsız değildir. TBK'nin 27. maddesinin birinci fıkrası, bu sınırları açıkça belirtmiştir. Buna göre, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler 'kesin olarak hükümsüzdür'. Kesin hükümsüzlük (butlan), sözleşmenin yapıldığı andan itibaren hiçbir hukuki sonuç doğurmaması anlamına gelir. Hatalı olan C seçeneğindeki ifadede, sözleşmenin kurulduğu sırada konusunun objektif olarak imkânsız olması halinde sözleşmenin 'ayakta kaldığı' belirtilmektedir. Bu ifade, TBK m. 27'nin amir hükmü ile doğrudan çelişmektedir. Başlangıçtaki objektif imkânsızlık durumunda sözleşme kesin hükümsüz olduğundan, ayakta kalması veya geçerliymiş gibi işlem görmesi mümkün değildir. Culpa in contrahendo (sözleşme görüşmelerindeki kusur) sorumluluğu bu gibi durumlarda gündeme gelebilse de, bu durum sözleşmenin geçerliliğini etkilemez; sözleşme baştan itibaren geçersizdir. Diğer seçenekler ise hukuken doğrudur: A ve B seçenekleri TBK m. 27/1'deki kesin hükümsüzlük hallerini doğru yansıtmaktadır. D seçeneği, TBK m. 27/2'de düzenlenen kısmi hükümsüzlük kuralının doğru bir ifadesidir. E seçeneği ise, sözleşme özgürlüğünün genel işlem koşulları bakımından sınırını düzenleyen TBK m. 25'e uygun bir tespittir.