5. BORÇ İLİŞKİLERİNDE TARAF DEĞİŞİKLİKLERİ
Özgün soru denemeleri, konu özeti ve sınav taktikleri.
Konu Hakkında Hızlı Bilgi
Örnek Çıkmış Sorular
Mali sıkıntı yaşayan ve çeşitli ticari borçları bulunan (K), kendisine ait kafeterya işletmesini 10.01.2022 tarihinde, aktif ve pasifleriyle bir bütün olarak (D)’ye devretmiştir. Devir sözleşmesinde, devreden (K)’nin, devir tarihinden sonra işletmenin borçlarından hiçbir surette sorumlu olmayacağına dair bir hüküm açıkça kararlaştırılmıştır. Devralan (D), bu devri Ticaret Sicili Gazetesi’nde 20.01.2022 tarihinde usulüne uygun olarak ilan ettirmiştir. Bu olay ve hukuki sonuçları hakkında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Çözüm
Sorunun çözümünde, Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 202. maddesinde düzenlenen “Malvarlığının veya işletmenin devri” hükmü esas alınmalıdır. Bu madde, bir işletmeyi aktif ve pasifleriyle devralanın ve devredenin sorumluluk rejimini özel olarak düzenler. TBK m. 202/1 uyarınca, bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan kişi, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan ettiği tarihten başlayarak, onlara karşı işletmedeki borçlardan sorumlu olur. Somut olayda devralan (D), devri 20.01.2022 tarihinde ilan ettirdiğinden, bu tarihten itibaren işletmenin borçlarından şahsen sorumlu hale gelmiştir. Dolayısıyla A seçeneği doğrudur. TBK m. 202/2'ye göre, devralanla birlikte önceki borçlu (devreden) da iki yıl süreyle müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Bu süre, muaccel borçlar için bildirme veya duyuru (ilan) tarihinden işlemeye başlar. Olayda ilan tarihi 20.01.2022 olduğundan, devreden (K)'nin muaccel borçlar için müteselsil sorumluluğu 20.01.2024 tarihinde sona erecektir. Bu nedenle B seçeneği doğrudur. TBK m. 202/4, “Bildirme veya ilanla duyurma yükümlülüğü devralan tarafından yerine getirilmedikçe, ikinci fıkrada öngörülen iki yıllık süre işlemeye başlamaz.” hükmünü amirdir. Bu hüküm uyarınca, (D) ilanı yapmasaydı, (K)'nin iki yıllık sorumluluk sınırlaması hiç işlemeye başlamayacaktı. Dolayısıyla D seçeneği doğrudur. Sorunun kilit noktası, devreden ve devralan arasındaki sorumsuzluk anlaşmasının alacaklılara etkisidir. TBK m. 202 ile getirilen iki yıllık müteselsil sorumluluk, alacaklıları korumaya yönelik emredici nitelikte bir kanun hükmüdür. Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere (örn. Yarg. 10. HD, E. 2013/5927, K. 2013/6366), kanundan doğan müteselsil sorumluluk kamu düzenine ilişkin olduğundan, tarafların kendi aralarında yapacakları bir anlaşma ile bu sorumluluğu ortadan kaldırmaları veya alacaklılar aleyhine değiştirmeleri mümkün değildir. Bu tür bir sorumsuzluk anlaşması sadece devreden ile devralan arasında (iç ilişkide) hüküm ifade eder, alacaklılara karşı ileri sürülemez. Dolayısıyla, C seçeneğindeki ifade doğrudur. Buna karşılık, E seçeneği, devir sözleşmesindeki sorumsuzluk kaydının alacaklıları bağlayacağını ve onların sadece devralana başvurabileceğini iddia etmektedir. Yukarıda açıklanan emredici hüküm ve ilke gereğince bu ifade yanlıştır. Alacaklılar, iki yıllık süre boyunca dilerlerse devredene, dilerlerse devralana veya her ikisine birden başvurma hakkını korurlar. Bu nedenle, yanlış olan ve sorunun doğru cevabını oluşturan ifade E seçeneğindedir.
Bir konut projesindeki dairesinin tadilatı için Müteahhit (M) ile anlaşan Mal Sahibi (S), iş bedeli olarak 500.000 TL ödemeyi taahhüt etmiştir. Sözleşmeye göre işin 15 Mart tarihinde teslimi ve bedelin aynı tarihte muaccel olması kararlaştırılmıştır. Bundan bağımsız olarak, (S)’nin (M)’den kiraladığı bir iş makinesi için 1 Mart tarihinde muaccel olmuş 100.000 TL’lik bir kira alacağı bulunmaktadır. (M), 20 Mart tarihinde, (S)’den olan 500.000 TL’lik alacağını, kendisine borçlu olduğu Tedarikçi (T)’ye yazılı bir sözleşmeyle devretmiş ve durumu 25 Mart’ta (S)’ye bildirmiştir. (T), (S)’den alacağın tamamını talep ettiğinde, (S) iş makinesi kirasından doğan 100.000 TL’lik alacağını takas ettiğini beyan etmiştir. Bu olayda, Mal Sahibi (S)’nin, Tedarikçi (T)’nin ödeme talebine karşı ileri sürdüğü takas savunmasının hukuki akıbeti hakkında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Müteahhit (M), bir eser sözleşmesi uyarınca arsa sahibi (A)’dan olan 500.000 TL tutarındaki bakiye alacağını, borçlu (A)’ya herhangi bir bildirimde bulunmaksızın, adi yazılı bir sözleşmeyle Finans Şirketi (F)’ye devretmiştir. Borcun vadesi geldiğinde, devir işleminden habersiz olan (A), borcunun tamamını (M)’nin banka hesabına ödemiştir. Bu ödemeden bir süre sonra (F), (A)’ya devir işlemini bildirerek alacağın kendisine ödenmesini talep etmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine ve kaynak metinlerdeki hukuki muhakemeye göre, bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?