---
title: "Borç ilişkilerinin üçüncü kişilere etkisi — Borçlar Hukuku Genel Hükümler konu anlatımı"
course: "Borçlar Hukuku Genel Hükümler"
law: "Türk Borçlar Kanunu"
articles: "TBK m.127–130"
compiled: "2026-10-21"
jurisdiction: "TR"
source: "https://www.hukuksalegitim.com/konu/borclar-hukuku-genel-hukumler/borc-iliskilerinin-ucuncu-kisilere-etkisi"
publisher: "Hukuksal Eğitim"
language: "tr"
---

# Borç ilişkilerinin üçüncü kişilere etkisi

Borçlar Hukuku Genel Hükümler › Genel hükümler › Borç ilişkisinin hükümleri — [Borçlar Hukuku Genel Hükümler](https://www.hukuksalegitim.com/konu/borclar-hukuku-genel-hukumler)

## Kısaca

TBK m.127, alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişinin hangi hallerde ifa ettiği ölçüde alacaklının haklarına halef olacağını düzenler; halefiyetin iki hâli (borç için rehnedilmiş şeyin rehinden kurtarılması ve borçlu tarafından önceden bildirilen halefiyet) ile diğer kanuni halefiyet hallerinin saklı tutulmasını kapsar. TBK m.128, bir kişinin başka bir kişinin fiilini bir başkasına karşı üstlenmesini ve bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararın tazmin edileceğini düzenler.

## Kapsam

Bu konu, Türk Borçlar Kanunu m.127–130 hükümlerini kapsar: alacaklıya halef olma, üçüncü kişinin fiilini üstlenme, genel olarak, sorumluluk sigortalarında.

- [TBK m.127 — Alacaklıya halef olma](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-127)
- [TBK m.128 — Üçüncü kişinin fiilini üstlenme](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-128)
- [TBK m.129 — Genel olarak](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-129)
- [TBK m.130 — Sorumluluk sigortalarında](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-130)

## [TBK m.127 — Alacaklıya halef olma](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-127)

Bu madde, alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişinin hangi hallerde ifa ettiği ölçüde alacaklının haklarına halef olacağını düzenler; halefiyetin iki hâli (borç için rehnedilmiş şeyin rehinden kurtarılması ve borçlu tarafından önceden bildirilen halefiyet) ile diğer kanuni halefiyet hallerinin saklı tutulmasını kapsar. Madde, borçlu yerine ifa eden üçüncü kişiyi ilgilendirir. Üçüncü kişinin bir fiili üstlenmesini (m.128) düzenlemez. Üçüncü kişi yararına sözleşmeyi (m.129-130) düzenlemez. Borcun devri ve üstlenilmesi (m.183 vd., m.195 vd.) ile ifanın kabulü ve alacaklının temerrüdü de bu maddenin konusu değildir.

### Alacaklıya halef olma: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Halefiyet**: Üçüncü kişinin ifa ettiği ölçüde alacaklının alacak ve yan haklarına kanun gereği geçmesidir. Üçüncü kişi alacaklının yerini bu ölçüde alır ve borçluya karşı alacaklının haklarını kullanabilir.
- **Üçüncü kişi**: Borçlu olmayan, ancak alacaklıya ifada bulunan kişidir. Kendi borcunu değil, başkasının borcunu ödediği için halefiyet bakımından ayrı bir konumdadır.
- **Rehinden kurtarma**: Başkasının borcu için verilmiş rehnin konusu olan şeyin, rehinli alacağın ödenmesiyle rehin yükünden arındırılmasıdır. Kurtarılan şey üzerinde üçüncü kişinin mülkiyet veya başka bir ayni hakkı bulunmalıdır.
- **İfasi ölçüsünde**: Halefiyetin kapsamının, üçüncü kişinin yaptığı ifayla sınırlı olduğunu anlatır. Ödenen tutar kadar alacak ve haklar geçer; ödenmeyen kısım için halefiyet doğmaz.
- **Diğer halefiyet halleri**: Kanunun başka maddelerinde veya özel kanunlarda öngörülen halefiyet hallerinin saklı tutulmasıdır. Örneğin Türk Ticaret Kanunu'ndaki halefiyet düzenlemeleri bu kapsamda değerlendirilir.

### Alacaklıya halef olma: hangi şartlar aranır?

- Alacaklıya ifada bulunan kişinin borçlu olmaması veya kendi borcu dışında bir borcu ödemesi gerekir; ifa alacaklıya yapılmış olmalıdır.
- Birinci hâlde, ifada bulunan üçüncü kişi başkasının borcu için rehnedilmiş bir şeyi rehinden kurtarmış olmalı ve bu şey üzerinde mülkiyet veya başka bir ayni hakkı bulunmalıdır.
- İkinci hâlde, ifadan önce borçlu tarafından alacaklıya, üçüncü kişinin ona halef olacağının bildirilmiş olması gerekir.
- Halefiyet yalnızca üçüncü kişinin yaptığı ifa ölçüsünde doğar; ifanın tamamı değil, ödenen kısım kadar alacaklının haklarına geçer.
- Diğer halefiyet hallerine ilişkin kanun hükümleri saklıdır; bu madde dışındaki kanuni halefiyet sebepleri de ayrıca aranır.

### Alacaklıya halef olma: hangi sonuçları doğurur?

- Şartlar gerçekleştiğinde üçüncü kişi, ifası ölçüsünde alacaklının haklarına halef olur ve bu hakları borçluya karşı kullanabilir.
- Birinci hâlde, rehinden kurtarılan şey üzerinde mülkiyet veya ayni hakkı bulunan üçüncü kişi, ödediği tutar oranında rehinli alacağın haklarına geçer.
- İkinci hâlde, borçlunun ifadan önce bildirimi yapılmamışsa halefiyet doğmaz; üçüncü kişi yalnızca borçluya karşı iç ilişkiye dayanan talep hakkıyla yetinmek zorundadır.
- Halefiyet, ifa ölçüsünde doğduğu için kısmi ödemelerde yalnızca ödenen kısım kadar alacaklının haklarına geçilir.
- Diğer kanuni halefiyet hükümleri varsa bu maddenin koşulları aranmaksızın o hükümlere göre halefiyet doğabilir.

### Rehinden kurtarma hâli ile bildirilmiş halefiyet hâli arasındaki fark nedir?

- Birinci hâlde halefiyet, üçüncü kişinin rehinli şeyde ayni bir hakkının bulunması ve bu şeyi rehinden kurtarmasına dayanır.
- İkinci hâlde halefiyet, borçlunun ifadan önce alacaklıya bildirmesine dayanır; üçüncü kişinin rehinli bir şeyle ilgisi aranmaz.

Sonuç: İki hâlde de koşullar ayrıdır; birinci hâlde ayni hak, ikinci hâlde bildirim şartı aranır ve birinde bulunan koşul diğerinde gerekmez.

### Kanuni halefiyet ile sözleşmeye dayalı rücu arasındaki fark nedir?

- Kanuni halefiyette alacaklının haklarına üçüncü kişi kanun gereği geçer.
- Rücu, üçüncü kişinin borçluyla arasındaki iç ilişkiye dayanan ve ayrıca alacaklının haklarına geçmeyi gerektirmeyen bir talep hakkıdır.

Sonuç: Halefiyet, üçüncü kişiye alacaklının rehin, kefalet gibi güvence haklarından da yararlanma imkânı verir; sadece basit rücu hakkı ise bu güvenceleri kendiliğinden taşımaz.

### Alacaklıya halef olma: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Birinci hâl ile ikinci hâlin koşullarını birbirine karıştırmak; rehinden kurtarma koşulunu bildirim şartına bağlamak ya da tersini yapmak.
- Halefiyeti ifa ölçüsü ile sınırlı kabul etmeyip ödenen tutardan fazla alacak ve haklara geçilebileceğini düşünmek.
- Ödemenin alacaklıya değil başka bir kişiye yapıldığı hâlde halefiyet doğduğunu varsaymak.
- Borçlunun bildirimini ifadan sonra yapılan bir bildirimle yetinmek; bildirimin ifadan önce yapılmış olması aranır.
- Diğer halefiyet hallerinin (TTK hükümleri gibi) bu maddenin koşullarını kendiliğinden doğurduğunu varsaymak; bu hâllerde ayrı koşullar aranmalıdır.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Üçüncü kişinin rehinli taşınmazın borcunu ödeyerek ipoteği kaldırması hâlinde birinci hâlin koşullarının aranması ve ödenen tutar ölçüsünde halefiyetin kabul edildiği görülmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/4536 E., 2024/832 K., 07.02.2024; 6. Hukuk Dairesi, 2023/1760 E., 2024/3516 K., 17.10.2024)
- Halefiyet iddiasının kabulü için ödemenin gerçekten yapıldığı ve ödenen tutarın belirlendiği ayrıca aranmaktadır; ödeme miktarı ispatlanmadan halefiyet sonucu verilmemektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/1218 E., 2024/7481 K., 22.10.2024)
- İkinci hâlde, borçlunun ifadan önce alacaklıya halefiyeti bildirdiğinin ayrıca değerlendirildiği; bildirimin bulunmadığı durumda halefiyet iddiasının reddedildiği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/3906 E., 2024/6437 K., 16.09.2024)
- Üçüncü kişinin halefiyet iddiasının, ödeme ve alacaklıya halefin bildirilmesi koşullarıyla birlikte incelendiği, buna karşılık ödenmeyen kısım için halefiyet kabul edilmediği görülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/863 E., 2022/1938 K., 28.12.2022)

### Nasıl ispat edilir?

- Halefiyeti ileri süren üçüncü kişi, ifada bulunduğunu ve ödediği tutarı ispatlamakla yükümlüdür; ödeme makbuzu, banka dekontu veya alacaklının yazılı teyidi bu amaçla kullanılır.
- Birinci hâlde üçüncü kişi, rehnedilmiş şeyin kendisinin mülkiyeti veya başka bir ayni hakkı bulunduğunu tapu kaydı, ipotek fekki veya benzeri belgelerle ispatlamalıdır.
- İkinci hâlde, borçlunun ifadan önce alacaklıya halefiyeti bildirdiğini ileri süren kişi bu bildirimin varlığını yazılı belgeyle ispatlamalıdır; bildirimin tarihi ifa tarihinden önce olmalıdır.
- Karşı taraf (alacaklı veya borçlu) halefiyetin koşullarının bulunmadığını ya da ödemenin kendi borcu dışında yapıldığını ileri sürüyorsa, bu savunmayı ispatla yükümlüdür.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6098 sayılı Kanun m.128](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-128): Üçüncü kişinin fiilini üstlenmesini düzenler; halefiyet değil, üstlenilen fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararın karşılanması konusudur. Bu madde ile ayrım yapılmalıdır.
- [6098 sayılı Kanun m.129](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-129): Üçüncü kişi yararına sözleşmeyi düzenler; burada üçüncü kişi sözleşmeye taraf olmadan doğrudan hak kazanır, halefiyet ise alacaklının yerine geçmeye dayanır.
- [6098 sayılı Kanun m.183](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-183): Alacağın devrini düzenler; halefiyet kanun gereği geçişi, devir ise sözleşmeye dayalı geçişi ifade eder.

## [TBK m.128 — Üçüncü kişinin fiilini üstlenme](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-128)

Madde, bir kişinin başka bir kişinin fiilini bir başkasına karşı üstlenmesini ve bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararın tazmin edileceğini düzenler. Ayrıca belirli süreli üstlenmede, süre sonuna kadar yazılı başvuru yapılmaması hâlinde üstlenenin sorumluluğunun sona erebileceğini öngörür. Madde, üstlenenin kendi borcunu değil zarar tazminini üstlendiği ilişkilere uygulanır. Üçüncü kişi yararına sözleşmeyi düzenlemez (m.129-130). Kefaleti düzenlemez (TBK m.583 ve devamı). Üstlenenin kendi edimini taahhüdü ve sözleşmenin diğer özel tipleri bu maddenin kapsamında değildir. Üçüncü kişinin fiilinin sonuçlarına ilişkin genel zamanaşımı ve borçlunun temerrüdü gibi konular da bu maddede düzenlenmemiştir.

### Üçüncü kişinin fiilini üstlenme: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Üçüncü kişinin fiilini üstlenme**: Bir kişinin, sözleşmenin dışındaki bir üçüncü kişinin belirli bir fiilini karşı tarafa karşı garanti etmesidir. Üstlenen, fiilin gerçekleşmemesi halinde bu fiilin yerine geçmez, yalnızca zararı tazmin eder.
- **Garanti sözleşmesi**: Bir kişinin, başkasının fiili veya durumu bakımından alacaklıya karşı kendi bağımsız sorumluluğunu üstlendiği sözleşme türüdür. Üçüncü kişinin fiilini üstlenme, bu genel türün özel bir biçimi olarak kabul edilmektedir.
- **Üçüncü kişi**: Üstlenen ile fiili üstlenilen alacaklı arasındaki sözleşmenin tarafı olmayan kişidir. Gerçek veya tüzel kişi olabilir ve belirli veya belirlenebilir olması yeterlidir.
- **Kefalet**: Asıl borçlunun borcunu, alacaklıya karşı ödemeyi üstlenen kişinin, asıl borca bağlı bir sorumluluk altına girdiği sözleşmedir. Üstlenmeden farkı, kefilin borcunun asıl borca bağlı olmasıdır.
- **Yazılı başvuru**: Belirli süreli üstlenmede, alacaklının üstlenene karşı edimin ifası için süre içinde yaptığı yazılı talebidir. Bu başvuru yapılmazsa, kararlaştırıldığı takdirde üstlenenin sorumluluğu sona erer.

### Üçüncü kişinin fiilini üstlenme: hangi şartlar aranır?

- Üstlenenin, üçüncü bir kişinin belirli bir fiilini karşı tarafa karşı üstlenmesi gerekir; üstlenen yalnızca bir temenni veya ümit vermemelidir.
- Üstlenilen fiil üçüncü kişiye ait olmalı, üstlenenin kendi davranışı olmamalıdır; ancak üstlenenin kendi davranışının üçüncü kişinin tutumuna bağlı olması bu hükmü ortadan kaldırmaz.
- Üstlenilen fiil, üçüncü kişinin iradesine bağlı olmalı; mutlak olarak iradeye veya tesadüfe bağlı bir fiil üstlenmenin konusu olamaz.
- Üstlenilen fiil imkânsız olmamalıdır; imkânsız bir fiilin üstlenilmesi ciddi bir borçlanma iradesi doğurmaz.
- Üstlenenin borçlanma iradesi bulunmalıdır ve taahhüt, karşı tarafla uyumlu beyanlarla kurulmalıdır.
- Fiilin gerçekleşmemesi sonucunda alacaklının zarar görmesi gerekir; tazmin, bu zarara göre belirlenir. Üstlenen fiilin kendisini ifa etmek zorunda değildir.
- Belirli süreli üstlenmede sorumluluğun sona ermesi için sürenin bitiminden önce üstlenenden edimin ifası için yazılı başvuru yapılmamış olmalıdır; bu sonucun kararlaştırılmış olması gerekir.

### Üçüncü kişinin fiilini üstlenme: hangi sonuçları doğurur?

- Üçüncü kişi fiili gerçekleştirmezse üstlenen, alacaklının bu yüzden uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.
- Üstlenen, fiilin kendisini ifa etmek zorunda değildir; borcu, zararın karşılanması ile sınırlıdır.
- Zararın aynen tazmini de kararlaştırılabilir; örneğin üstlenen, üçüncü kişinin yapacağı işi kendisi yapmayı taahhüt edebilir.
- Üçüncü kişi fiili gerçekleştirirse üstlenenin borcu sona erer.
- Belirli süreli üstlenmede, kararlaştırılmış olması ve süre içinde yazılı başvuru yapılmaması koşuluyla üstlenenin sorumluluğu sona erer.
- Yazılı başvuru süre içinde yapılırsa üstlenenin sorumluluğu devam eder.
- Üstlenilen fiil üçüncü kişinin iradesine tamamen bağlı değilse veya imkânsızsa, hüküm uygulanmaz ve sorumluluk doğmaz.

### Üçüncü kişinin fiilini üstlenme ile üçüncü kişi yararına sözleşme arasındaki fark nedir?

- Üstlenen, üçüncü kişinin fiilinin gerçekleşmemesi halinde alacaklıya zararı ödemeyi taahhüt eder; üçüncü kişi sözleşmenin tarafı değildir ve ona bir hak ya da borç doğmaz.
- Üçüncü kişi yararına sözleşmede borçlu, üçüncü kişiye doğrudan bir edim yükümlülüğü koyar; üçüncü kişi bu edimi isteyebilir.

Sonuç: Üstlenmede borçlu kendi borcunu değil zararı üstlenir; yararına sözleşmede ise borç doğrudan edimdir. Üçüncü kişinin edimi talep hakkı yalnız yararına sözleşmede vardır.

### Üçüncü kişinin fiilini üstlenme ile kefalet arasındaki fark nedir?

- Üstlenen, kendi bağımsız borcunu doğurur; fiili üstlenilen üçüncü kişinin borcuna bağlı değildir.
- Kefil, asıl borçlunun borcuna bağlı (fer'i) bir borç altına girer.

Sonuç: Kefalet sözleşmesi yazılı şekle tabidir (TBK m.583), üstlenme için şekil aranmaz. Nitelendirme güçlüğü varsa sözleşmenin içeriğine bakılır.

### Üçüncü kişinin fiilini üstlenme ile üçüncü kişinin kendi borcunu üstlenmesi arasındaki fark nedir?

- Üstlenen, üçüncü kişinin bir davranışının gerçekleşmemesinden doğan zararı taahhüt eder; kendi davranışı üçüncü kişinin edimine bağlanmaz.
- Üstlenen kendi davranışını (ör. teslim, ifa) taahhüt eder; üçüncü kişinin davranışı yalnız bu borcun ifa koşulunu oluşturur.

Sonuç: Birinci halde TBK m.128 uygulanır. İkinci halde satım, eser veya vekalet gibi sözleşme hükümleri uygulanır, m.128 uygulanmaz.

### Üçüncü kişinin fiilini üstlenme ile üstlenmenin ifa edilmesi halinde doğan etki arasındaki fark nedir?

- Üçüncü kişi fiili yerine getirirse üstlenen, bu fiilin ifası ile borcunu ifa etmiş olur.
- Üçüncü kişi fiili yerine getirmezse üstlenen, alacaklının uğradığı zararı tazminle yükümlü olur.

Sonuç: Üstlenenin sorumluluğu, üçüncü kişinin ifasıyla sona erer; ifa edilmezse tazmin borcu doğar.

### Süreli üstlenme ile süresiz üstlenme arasındaki fark nedir?

- Belirli bir süre için yapılan üstlenmede, süre içinde yazılı başvuru yapılmazsa üstlenenin sorumluluğunun sona ereceği kararlaştırılabilir.
- Süre belirlenmeden yapılan üstlenmede bu sona erme kararlaştırılmamışsa, sorumluluk kendiliğinden süreli bir sınıra bağlanmaz.

Sonuç: Belirli süre ve yazılı başvuru koşulu ile sorumluluğun sona ermesi kararlaştırılabilir; kararlaştırılmamışsa üstlenen sorumluluğu sürmektedir.

### Üçüncü kişinin fiilini üstlenme: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Üstlenen ile fiili üstlenilen üçüncü kişiyi aynı kişi saymak; üstlenen, üçüncü kişinin borcunu kendi borcu gibi ifa etmek zorunda değildir.
- Üçüncü kişinin fiilini üstlenmeyi kefalet ile karıştırmak; kefalet asıl borca bağlıdır, üstlenme ise bağımsız bir sorumluluk doğurur ve farklı şekil kurallarına tabidir.
- Üstlenenin kendi davranışını taahhüt ettiği sözleşmeyi m.128 kapsamında saymak; bu durumda satım, eser veya vekalet hükümleri uygulanır.
- Mutlak olarak iradeye veya tesadüfe bağlı bir fiili üstlenme kapsamında değerlendirmek; bu tür üstlenmelerde m.128 uygulanmaz.
- Belirli süreli üstlenmede sorumluluğun kendiliğinden sona erdiğini kabul etmek; sona erme yalnızca kararlaştırılmışsa ve yazılı başvuru yapılmamışsa gerçekleşir.
- Süre içinde yapılan yazılı başvuruyu geçerli kabul etmemek veya sözlü başvuruyu yeterli saymak; hükmün aradığı başvuru yazılı olmalıdır.
- Teminat mektubunda limit konulmadığı için garantinin sınırsız olduğunu kabul etmek; limit konulmamış olması bu sonucu kendiliğinden doğurmaz, sözleşmenin içeriği belirleyicidir.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Banka teminat mektuplarının garanti sözleşmesi niteliğinde kabul edildiği ve teminat mektubu sözleşmelerinin bu hükme göre değerlendirildiği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2020/2269 E., 2023/457 K., 16.03.2023)
- Garanti sözleşmesinin herhangi bir şekle tabi olmadığı ve verilen garantinin belli bir limite bağlanmasının zorunlu olmadığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2024/1753 E., 2026/46 K., 20.01.2026)
- Teminat mektubunun nakde çevrilmesi ve ödemenin ispatı konusunda, davalının bu savunmasının ispat edilmesi gerektiği yönünde uygulama bulunmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2020/1175 E., 2023/550 K., 11.04.2023)

### Nasıl ispat edilir?

- Üstlenilen fiilin üçüncü kişi tarafından gerçekleştirilmediğini ve alacaklının zarar gördüğünü ileri süren taraf, yani alacaklı, bu iki unsuru ispatlamakla yükümlüdür.
- Üstlenmenin varlığı, genellikle yazılı sözleşme, teminat mektubu veya karşılıklı yazışmalarla ispatlanır; sözlü üstlenme ise tanık ve karine ile ispat edilebilir.
- Üstlenen, fiilin gerçekleşmesi veya kendi sorumluluğunun sona ermesi için yazılı başvuru yapılmadığını savunuyorsa, bu savunmayı ispat yükü kendisinde olur.
- Üstlenenin belirli süreli üstlenmede sorumluluğunun sona erdiğini ileri süren taraf, sürenin dolduğunu ve yazılı başvurunun yapılmadığını ispatlamalıdır.
- Zararın miktarı alacaklı tarafından ispatlanır; zararın doğduğunun ispatı ile zarar miktarı ayrı değerlendirilir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6098 sayılı Kanun m.129](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-129): Üçüncü kişi yararına sözleşme ile sınırlanmış bir ilişki kurar; üçüncü kişiye doğrudan edim hakkı tanır. Üstlenmeden farkı, üçüncü kişinin taraf olmamasına rağmen ona doğrudan hak doğurmamasıdır.
- [6098 sayılı Kanun m.583](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-583): Kefalet sözleşmesinin şekil şartını düzenler. Üçüncü kişinin fiilini üstlenme ile kefalet arasında nitelendirme yapılırken bu şekil şartının farklı olması önemlidir.

## [TBK m.129 — Genel olarak](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-129)

TBK m.129, üçüncü kişi yararına sözleşmeyi düzenler: sözleşmeye taraf olmayan üçüncü kişiye bir edim yükümlülüğü konulmasının koşulları, eksik ve tam üçüncü kişi yararına sözleşme ayrımı, üçüncü kişinin (ve halefinin) ifayı isteme yetkisi ile bu yetkinin kullanılmasından sonra alacaklının ibra ve borç değişikliği yetkisinin sona ermesi. Kendi adına sözleşme yapan kişinin (vaadettiren) ve borçlunun (vaadeden) ilişkisine uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: üçüncü kişinin borca girmesi ya da borçlu olması, sözleşmenin şekline ilişkin kurallar (şekil kayıt bağlıdır), sigorta gibi özel sözleşmelerin kendi hükümleri (TBK m.130 ve ilgili özel düzenlemeler), alacağın devri ve borcun üstlenilmesi (TBK m.183 vd., m.195 vd.), ayıba karşı tekeffül ve zamanaşımı gibi hakların ileri sürülmesine ilişkin süreler.

### Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Üçüncü kişi yararına sözleşme**: Taraflardan biri (vaadettiren) ile diğeri (vaadeden) arasında kurulan, sözleşmede taraf olmayan bir üçüncü kişinin lehine edim öngören sözleşmedir. Üçüncü kişi sözleşmenin tarafı olmaz; borç ilişkisinin nisbi etkisine istisna oluşturan bir kurumdur.
- **Vaadettiren (alacaklı)**: Kendi adına sözleşme yapan ve borçluya üçüncü kişiye edim yapılmasını koydurabilen taraftır. Eksik sözleşmede ifayı isteyebilecek tek kişi odur.
- **Vaadeden (borçlu)**: Sözleşme ile üçüncü kişiye edim yapmayı üstlenen taraftır. Edimi üçüncü kişiye ifa ile yükümlüdür.
- **Eksik üçüncü kişi yararına sözleşme**: Üçüncü kişinin borçludan ifayı talep yetkisinin bulunmadığı, bu yetkinin yalnızca vaadettirende olduğu sözleşme türüdür. Kanunda kural olarak kabul edilir.
- **Tam üçüncü kişi yararına sözleşme**: Üçüncü kişinin sözleşmenin kurulmasıyla doğrudan alacaklı konumuna geçtiği, ifayı kendi adına isteyebildiği ve edim üzerinde tasarrufta bulunabildiği sözleşme türüdür. Tarafların amacının veya örf ve âdetin bunu göstermesi gerekir; istisnaidir.
- **Halef**: Üçüncü kişinin haklarını devralan kişidir. Halefin ifayı isteme yetkisi, üçüncü kişinin yetkisine bağlıdır ve aynı koşullara tabidir.

### Genel olarak: hangi şartlar aranır?

- Kendi adına sözleşme yapan kişinin (vaadettirenin) sözleşmeye üçüncü kişi yararına bir edim yükümlülüğü koydurmuş olması gerekir.
- Vaadettiren ve vaadedenin fiil ehliyetine sahip olması gerekir.
- Eksik sözleşmede üçüncü kişi ifayı isteyemez; ifayı isteme yetkisi yalnızca vaadettirene aittir ve edim üzerindeki tasarruf yetkisi de onundur.
- Tam sözleşmede üçüncü kişi veya halefi, tarafların amacına veya örf ve âdete uygun düştüğü takdirde edimin ifasını kendi adına isteyebilir.
- Üçüncü kişi veya halefi ifayı isteme hakkını kullanmak istediğini borçluya bildirmelidir; bildirimden sonra alacaklı borçluyu ibra edemez.
- Bildirimden sonra alacaklı borcun niteliğini ve kapsamını da değiştiremez.
- Üçüncü kişinin sözleşmenin tarafı olmaması ve borç altına girmemesi gerekir; borç yükleyen bir kayıt bu maddenin kapsamında geçerli değildir.

### Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?

- Eksik sözleşmede alacaklı edimin üçüncü kişiye ifasını isteyebilir; ancak ifa üçüncü kişiye yapılır, alacaklıya değil.
- Eksik sözleşmede alacaklı borçluyu ibra edebilir, alacağı devredebilir ve borçluya süre verebilir; üçüncü kişi buna itiraz edemez.
- Tam sözleşmede üçüncü kişi, tarafların amacı veya örf ve âdet gereğince ifayı vaadettirenden bağımsız olarak isteyebilir ve sunulan ifayı kabul edebilir.
- Üçüncü kişinin ifa isteme hakkını kullandığını borçluya bildirmesinden sonra alacaklı borçluyu ibra edemez.
- Bildirimden sonra alacaklı borcun niteliğini ve kapsamını değiştiremez; değişiklik yapılırsa üçüncü kişiye karşı etkisiz kalır.
- Borçlu, üçüncü kişiye yaptığı ifa ile borçtan kurtulur; ifa sebebi vaadettirenle vaadeden arasındaki sözleşmedir.
- Üçüncü kişinin borç altına girmesini öngören bir kayıt bu maddeye dayanılarak geçerli kılınamaz.

### Eksik ile tam üçüncü kişi yararına sözleşme arasındaki fark nedir?

- Eksik sözleşmede üçüncü kişi borçludan ifa isteyemez; yetki yalnızca vaadettirendedir.
- Tam sözleşmede üçüncü kişi, tarafların amacına veya örf ve âdete uygun düştüğü takdirde ifayı kendi adına isteyebilir.

Sonuç: Tam sözleşmede üçüncü kişi ifa isteyebilir ve edim üzerinde tasarrufta bulunabilir; eksik sözleşmede bu yetki alacaklıya aittir ve alacaklı ibra edebilir ya da alacağı devredebilir.

### Vaadettiren ile üçüncü kişi (tam sözleşmede bildirim sonrası) arasındaki fark nedir?

- Vaadettiren, üçüncü kişinin bildirimine kadar borçluyu ibra edebilir.
- Üçüncü kişi hakkını kullanmak istediğini bildirdikten sonra alacaklının ibra ve değişiklik yetkisi kalmaz.

Sonuç: Bildirimden sonra alacaklının borçluyu ibra etmesi ve borcun niteliğini ya da kapsamını değiştirmesi hukuken etkisizdir.

### Tarafların amacı ile örf ve âdet arasındaki fark nedir?

- Tarafların amacı, sözleşmenin metninden açıkça ya da örtülü olarak anlaşılan iradedir.
- Örf ve âdet, iş çevresindeki teamüllerdir.

Sonuç: Her iki ölçüt de tam sözleşmenin varlığını gösterebilir; birinin bulunması yeterlidir.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Üçüncü kişi yararına sözleşmenin varlığı, tarafların ortak amacının yorumu ile belirlenir; sadece üçüncü kişi ile vaadettiren ya da vaadeden arasındaki anlaşma bu amaç için yeterli sayılmaz. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2025/933 E., 2026/519 K., 13.05.2026)
- Eksik ve tam sözleşme ayrımı, sözleşmenin metninden ve tarafların iradesinden hareketle yapılır; tam sözleşme istisnai olduğundan amacın açıkça anlaşılması aranır. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2024/823 E., 2025/517 K., 30.04.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2020/444 E., 2022/990 K., 22.06.2022)
- Tarafların amacı belirlenirken sözleşmenin niteliği ve edimin yalnızca üçüncü kişinin yararına olup olmadığı da dikkate alınır. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2024/823 E., 2025/517 K., 30.04.2025)
- Eski Borçlar Kanunu'nun 111. maddesi döneminde verilen kararlarda aynı ilke tekrarlanmış; 6098 sayılı Kanun'un 129. maddesinin de aynı nitelikte olduğu kabul edilmiştir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2018/1786 E., 2020/578 K., 04.06.2020; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2018/1365 E., 2019/1548 K., 05.12.2019)

### Nasıl ispat edilir?

- Asıl talebi ileri süren taraf, üçüncü kişi yararına sözleşmenin varlığını ispat etmelidir; sözleşmenin üçüncü kişi lehine bir edim içerdiği yazılı belge, sözleşme metni veya tanık beyanı ile gösterilebilir.
- Tam sözleşmeye dayanan üçüncü kişi, tarafların amacının ya da örf ve âdetin bu yönde olduğunu ispat etmelidir; amaç yazılı sözleşme hükmü veya sözleşmenin koşullarından çıkarılabilir.
- Eksik sözleşmeye dayanan vaadettiren, yalnızca alacağını ve borçlunun ifa etmediğini ispat eder; üçüncü kişinin ifa isteme yetkisinin bulunmadığını karşı taraf ileri sürdüğünde bunu çürütmek zorunda değildir.
- Borçlu, üçüncü kişiye yaptığı ifayı belgelemekle borcun sona erdiğini ispat eder; ifanın bildirim tarihinden önce yapıldığını gösteren belge bu bakımdan önemlidir.
- Üçüncü kişinin ifa isteme hakkını kullandığını borçluya bildirdiğini ispat yükü ona aittir; bildirimin tarihi, alacaklının ibra veya değişiklik yetkisinin sona erip ermediğini belirler.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6098 sayılı Kanun m.130](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-130): Sorumluluk sigortası gibi tam üçüncü kişi yararına sözleşmenin özel bir uygulamasını düzenler; m.129 bu sözleşme türünün genel çerçevesini çizer.
- [6098 sayılı Kanun m.183](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-183): Alacağın devri hükümleridir; eksik sözleşmede vaadettirenin alacağını devredebilmesi bu düzenleme ile birlikte değerlendirilir.
- [6098 sayılı Kanun m.195](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-195): Borcun üstlenilmesi hükümleridir; üçüncü kişinin borç altına girmesi bu maddeye değil m.195 vd. hükümlerine tabidir.

## [TBK m.130 — Sorumluluk sigortalarında](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-130)

Başkasını çalıştıran kişinin, çalıştırdığı kişiye karşı hukuki sorumluluğunu güvence altına almak için yaptırdığı sorumluluk sigortasında sigorta tazminatının çalışana ait olmasını, çalışanın sigorta tazminatının genel hükümlere göre ödenecek tazminattan indirilmesini ve diğer hukuki sorumluluk sigortalarına ilişkin kanun hükümlerinin saklı kalmasını düzenler. Hüküm, işveren ile işçi gibi çalıştıran ile çalıştırılan arasındaki ilişkilere uygulanır. Sigortacının sorumluluk sınırları, sigorta primi ödeme yükümlülüğü, zorunlu trafik sigortasında zarar görenin doğrudan sigortacıya başvurma hakkı ve sigorta ettirenin rücu hakkı bu maddede düzenlenmez; bunlar sigorta mevzuatında ve ilgili özel kanunlarda yer alır. Sosyal güvenlik kurumunun rücu hakkı da bu maddenin kapsamı dışındadır.

### Sorumluluk sigortalarında: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Sorumluluk sigortası**: Sigortalının üçüncü kişilere karşı doğabilecek hukuki sorumluluğunun doğurduğu borçları sigortacıya devreden sigorta türüdür. Madde bakımından sigorta, çalıştıranın çalıştırdığı kişiye karşı sorumluluğunu güvence altına almak amacıyla yapılmış olmalıdır.
- **Üçüncü kişi yararına sözleşme**: Sözleşmenin taraflarından biri ile sigortacı arasında kurulan, ancak sözleşmeden doğan hakkın sözleşmede yer almayan çalışana doğrudan ait olduğu sözleşme türüdür. Maddede sigortadan doğan haklar doğrudan çalışana ait olduğu için bu hüküm tam üçüncü kişi yararına sözleşme niteliğindedir.
- **Denkleştirme (mahsup) ilkesi**: Zarar görenin aynı zarar nedeniyle elde ettiği yararların uğradığı zarardan indirilmesi ilkesidir. Maddenin ikinci fıkrasında bu ilke, çalışanın aldığı sigorta tazminatı yönünden uygulanmaktadır.
- **Çalıştıran ve çalıştırılan**: Maddede çalıştıran, başkasını çalıştıran kişidir; çalıştırılan ise hukuki sorumluluğun karşısında yer alan ve sigorta tazminatından doğrudan yararlanacak kişidir. Hükmün uygulanması için çalıştırma ilişkisinin varlığı yeterlidir; sigorta ettirenin bu ilişkide çalıştıran olması gerekir.

### Sorumluluk sigortalarında: hangi şartlar aranır?

- Başkasını çalıştıran kişinin, çalıştırdığı kişiye karşı hukuki sorumluluğunu güvence altına almak amacıyla sigorta yaptırmış olması gerekir.
- Sigorta sözleşmesinin, sigorta ettirenin hukuki sorumluluğunu kapsayan bir sorumluluk sigortası olması gerekir; sözleşme sigortalının kendi malvarlığını koruyan başka bir sigorta türü ise madde uygulanmaz.
- Sigortadan doğan hakların çalışana ait olması için çalıştırılan kişinin sigorta primlerinin bir kısmını ödemiş olması şartı aranmaz; eski Borçlar Kanunu'ndaki 'sigorta ücretinin en aşağı yarısını ödeme' koşulu kaldırılmıştır.
- Çalışanın sigorta şirketinden tazminat talep edebilmesi için, sigortanın çalıştıran tarafından yaptırıldığı ve prim borcunun ödenmiş olduğu gözetilir; prim borcunun ödenmesi çalışanın talep hakkının ön koşulu sayılır.
- Çalışana ödenen sigorta tazminatı, aynı zarar için genel hükümlere göre ödenecek tazminattan indirilmelidir; indirim, zararın ve sigorta tazminatının karşılaştırılmasıyla yapılır.
- Diğer hukuki sorumluluk sigortalarına ilişkin özel kanun hükümleri bulunuyorsa, bunlar bu maddenin hükümlerine öncelikle saklıdır.

### Sorumluluk sigortalarında: hangi sonuçları doğurur?

- Sigorta ettirenin, çalışanı için yaptırdığı sorumluluk sigortasından doğan haklar doğrudan çalışana ait olur.
- Çalışan, sigortacıdan doğrudan tazminat isteyebilir; bu hak için sigorta ettirenin primi ödenmiş olmalıdır.
- Çalışanın aldığı sigorta tazminatı genel hükümlere göre ödenecek tazminattan indirilir; çalışan aynı zarar için hem sigortadan hem de çalıştırandan tam tazminat alamaz.
- Sigorta tazminatı çalışanın zararını aşarsa aşan kısım, aynı zararın denkleştirilmesi ilkesi gereği çalıştıranın tazminat yükümlülüğünden düşer.
- Sigorta tazminatı genel hükümlere göre ödenecek tazminatı karşılamıyorsa çalışan aradaki farkı çalıştıranın sorumluluğu çerçevesinde talep edebilir.
- Maddenin hükmü emredici niteliktedir; çalıştıran ile sigortacı arasında sözleşmeyle çalışanın bu hakkını ortadan kaldıran bir kayıt getirilmesi maddenin koruma amacıyla bağdaşmaz.
- Çalıştıran sigorta yaptırmamışsa madde uygulanmaz; çalışan genel hükümlere göre çalıştırandan tazminat talep eder.

### Madde 130 ile eski BK m.112 arasındaki fark nedir?

- 6098 sayılı TBK m.130, çalışanın sigorta tazminatı hakkını doğrudan çalışana tanır ve primlerin yarısını ödeme şartını kaldırmıştır.
- Eski Borçlar Kanunu m.112, aynı hakkı çalışanın sigorta ücretinin en aşağı yarısını ödemesi koşuluna bağlıyordu.

Sonuç: Yeni düzenlemede çalışanın prim ödemesi koşulu aranmaz; sigorta ettirenin prim borcunun ödenmiş olması gerekir.

### Sigorta tazminatı ile genel hükümlere göre tazminat arasındaki fark nedir?

- Çalışanın sigortacıdan aldığı tazminat, sigortanın çalışana sağladığı ödemedir.
- Genel hükümlere göre tazminat, çalıştıran tarafından zarar verici olay nedeniyle ödenmesi gereken tazminattır.

Sonuç: İkinci fıkra uyarınca sigorta tazminatı genel hükümlere göre ödenecek tazminattan indirilir; çalışan aynı zararın iki kez tazmin edilmesini sağlayamaz.

### Madde 130 birinci fıkrası ile diğer hukuki sorumluluk sigortaları arasındaki fark nedir?

- Madde 130, çalıştıran ile çalışan arasındaki sorumluluk sigortasını düzenler.
- Diğer hukuki sorumluluk sigortalarına ilişkin kanun hükümleri, özel kanunlardaki sigorta türleri için geçerlidir.

Sonuç: Madde 130 ile özel kanunların çelişmesi halinde üçüncü fıkra uyarınca özel kanun hükümleri saklıdır.

### Sorumluluk sigortalarında: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Madde 130'u eski Borçlar Kanunu m.112 ile aynı içerikte görmek; prim ödeme koşulunun artık aranmadığını gözden kaçırmak.
- Sigorta tazminatı ile genel hükümlere göre tazminatı karşılaştırmadan doğrudan toplam tutarı çalışana ödemek; ikinci fıkradaki indirimi uygulamamak.
- Çalışanın sigortadan doğan hakkını çalıştıranın kendi prim borcunu ödemesine bağlı saymak; prim ödenmemişse çalışanın hiç hak kazanmayacağını varsaymak yerine sigortacıya karşı talebin şartlarını ayrı değerlendirmemek.
- Diğer hukuki sorumluluk sigortalarına ilişkin özel kanun hükümlerini göz ardı ederek madde 130'u tek başına uygulamak.
- Madde 130'un sigorta ettirenin rücu hakkını ya da sigortacının sorumluluk sınırını düzenlediğini sanmak; bu konular sigorta mevzuatında yer alır.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Yargı kararı alıntısında madde 130 yalnızca hükmün metni olarak anılmakta; işlemesine ilişkin ayrıntılı bir uygulama eğilimi bu alıntılardan çıkarılamamaktadır.

### Nasıl ispat edilir?

- Sigorta tazminatını talep eden çalışan, çalıştıranın sorumluluk sigortası yaptırdığını ve sigortadan doğan hakkın kendisine ait olduğunu ispatlamakla yükümlüdür; poliçe veya sigorta sözleşmesi bu ispatın temel belgesidir.
- Çalıştıranın sigorta primini ödediğini ispat yükü sigortacıya karşı talepte bulunan çalışandadır; prim makbuzu veya sigortacının yazılı beyanı bu amaçla kullanılabilir.
- Sigortacı, sigorta tazminatının zararın kapsamı dışında kaldığını veya sözleşme şartlarının gerçekleşmediğini ileri sürerse bunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Çalıştıran, çalışana genel hükümlere göre ödediği tazminatı ve çalışanın sigorta tazminatı aldığını göstererek indirim talep edebilir; tazminat tutarlarının belgelenmesi bu indirimin dayanağıdır.
- Sigorta tazminatı ile genel hükümlere göre tazminat arasındaki denkleştirmede zararın miktarı bilirkişi incelemesiyle ortaya konulabilir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.49](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-49): Kusura dayanan haksız fiil sorumluluğu; çalıştıranın genel hükümlere göre ödeyeceği tazminatın kapsamını belirler ve ikinci fıkradaki indirimin ölçütünü oluşturur.
- [6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.51](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-51): Tazminatın belirlenmesinde hâkimin takdir yetkisini düzenler; sigorta tazminatı indirimi yapılırken zararın hesaplanmasında kullanılır.
- [6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.56](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-56): Manevi tazminat; sigorta tazminatı çalışana ödenirken manevi zararın indirimde nasıl değerlendirileceği bakımından genel hükümler olarak bağlantılıdır.
- [6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.66](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-66): Hayvan ve kusur aranmayan sorumluluk halleri; çalıştıranın kusursuz sorumluluğu söz konusu olduğunda genel hükümlerle bu sorumluluk birlikte uygulanır.
- [6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.67](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-67): Bina ve yapı eseri malikinin sorumluluğu; kusursuz sorumluluk halinde çalıştıranın sorumluluğunun genel hükümlere göre tespitinde uygulanır.
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.91: Zorunlu mali sorumluluk sigortası; madde 130 kapsamındaki sigortaların dışında kalan trafik sorumluluk sigortaları için üçüncü fıkra gereği özel hükümler saklıdır.
- [6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.417](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-417): Sigortadan doğan hakların ve sigortacının ödeme yükümlülüğünün sigorta sözleşmesi hükümlerine göre belirlenmesi bakımından bağlantılıdır.

## Konuda geçen kararlar

- Hukuk Genel Kurulu, 2021/863 E., 2022/1938 K., 28.12.2022 (m.127)
- Hukuk Genel Kurulu, 2020/444 E., 2022/990 K., 22.06.2022 (m.129)
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/933 E., 2022/389 K., 29.03.2022 (m.128)
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/1218 E., 2024/7481 K., 22.10.2024 (m.127)
- 6. Hukuk Dairesi, 2023/1760 E., 2024/3516 K., 17.10.2024 (m.127)
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/3906 E., 2024/6437 K., 16.09.2024 (m.127)
- 10. Hukuk Dairesi, 2023/2954 E., 2024/8520 K., 12.09.2024 (m.130)
- 11. Hukuk Dairesi, 2022/4536 E., 2024/832 K., 07.02.2024 (m.127)
- 10. Hukuk Dairesi, 2023/4102 E., 2023/8753 K., 26.09.2023 (m.130)
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2025/933 E., 2026/519 K., 13.05.2026 (m.129)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi, 2026/279 E., 2026/290 K., 12.02.2026 (m.129)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2024/1753 E., 2026/46 K., 20.01.2026 (m.128)
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2024/823 E., 2025/517 K., 30.04.2025 (m.129)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi, 2023/2327 E., 2024/228 K., 02.02.2024 (m.128)
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/1559 E., 2023/2546 K., 22.12.2023 (m.127)
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2022/1479 E., 2023/1950 K., 14.11.2023 (m.128)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2020/1175 E., 2023/550 K., 11.04.2023 (m.128)
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2020/2269 E., 2023/457 K., 16.03.2023 (m.128)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2018/1786 E., 2020/578 K., 04.06.2020 (m.129)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2018/1365 E., 2019/1548 K., 05.12.2019 (m.129)
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2016/807 E., 2019/106 K., 14.02.2019 (m.130)

---

Bu metin eğitim amaçlıdır, hukuki danışmanlık değildir. Bağlayıcı olan madde metnidir; alıntılarken maddenin güncel hâlini teyit edin.
Kaynak: https://www.hukuksalegitim.com/konu/borclar-hukuku-genel-hukumler/borc-iliskilerinin-ucuncu-kisilere-etkisi
