---
title: "Borcun üstlenilmesi, sözleşmenin devri ve sözleşmeye katılma — Borçlar Hukuku Genel Hükümler konu anlatımı"
course: "Borçlar Hukuku Genel Hükümler"
law: "Türk Borçlar Kanunu"
articles: "TBK m.195–206"
compiled: "2026-10-21"
jurisdiction: "TR"
source: "https://www.hukuksalegitim.com/konu/borclar-hukuku-genel-hukumler/borcun-ustlenilmesi-sozlesmenin-devri-ve-sozlesmeye-katilma"
publisher: "Hukuksal Eğitim"
language: "tr"
---

# Borcun üstlenilmesi, sözleşmenin devri ve sözleşmeye katılma

Borçlar Hukuku Genel Hükümler › Genel hükümler › Borç ilişkilerinde taraf değişiklikleri — [Borçlar Hukuku Genel Hükümler](https://www.hukuksalegitim.com/konu/borclar-hukuku-genel-hukumler)

## Kısaca

TBK m.195, borçlu ile üçüncü kişi arasında kurulan iç üstlenme sözleşmesini ve bu sözleşmenin borçluya doğurduğu borçtan kurtarma yükümlülüğünü düzenler. TBK m.196, borcun üstlenilmesinin (borcun naklinin) tanımını ve bu yolla borçlunun yerine yeni bir borçlunun geçmesinin kurulma biçimini düzenler.

## Kapsam

Bu konu, Türk Borçlar Kanunu m.195–206 hükümlerini kapsar: iç üstlenme sözleşmesi, öneri ve kabul, önerinin bağlayıcılığı, bağlı hak ve borçlar, savunmalar, sözleşmenin hükümsüzlüğü, borca katılma, malvarlığının veya işletmenin devralınması, işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi, özel hükümlerin saklılığı, sözleşmenin devri, sözleşmeye katılma.

- [TBK m.195 — İç üstlenme sözleşmesi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-195)
- [TBK m.196 — Öneri ve kabul](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-196)
- [TBK m.197 — Önerinin bağlayıcılığı](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-197)
- [TBK m.198 — Bağlı hak ve borçlar](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-198)
- [TBK m.199 — Savunmalar](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-199)
- [TBK m.200 — Sözleşmenin hükümsüzlüğü](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-200)
- [TBK m.201 — Borca katılma](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-201)
- [TBK m.202 — Malvarlığının veya işletmenin devralınması](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-202)
- [TBK m.203 — İşletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-203)
- [TBK m.204 — Özel hükümlerin saklılığı](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-204)
- [TBK m.205 — Sözleşmenin devri](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-205)
- [TBK m.206 — Sözleşmeye katılma](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-206)

## [TBK m.195 — İç üstlenme sözleşmesi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-195)

Madde, borçlu ile üçüncü kişi arasında kurulan iç üstlenme sözleşmesini ve bu sözleşmenin borçluya doğurduğu borçtan kurtarma yükümlülüğünü düzenler. Sözleşmenin ifa sırasına ilişkin ödemezlik def'i ile borçlunun güvence isteme hakkını da kapsar. Madde, iç üstlenmenin tarafları arasındaki ilişkiye uygulanır; alacaklının bu sözleşmeye taraf olmadığı ilişkiler kapsam dışındadır. Dış üstlenme sözleşmesinin kurulmasını, alacaklının rızasının biçimini ve borcun üstlenilmesinin sonuçlarını düzenlemez (m.196-197 ve m.198-200). Borcun üstlenilmesinde şekil kuralını (ivazsız iç üstlenmede yazılı şekil) ayrıca düzenlemez (m.288 ve bağışlama hükümleri). Alacağın devri ve alacağın devrinin sonuçları da bu maddenin konusu değildir (m.183 ve devamı).

### İç üstlenme sözleşmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

- **İç üstlenme sözleşmesi**: Borçlu ile üçüncü kişi arasında yapılan ve üçüncü kişinin borçluyu borcundan kurtarmayı üstlendiği sözleşmedir. Alacaklı bu sözleşmenin tarafı değildir ve sözleşmeye katılması gerekmez.
- **Borçtan kurtarma yükümlülüğü**: İç üstlenenin borçluya karşı, borcu bizzat ifa ederek ya da alacaklıyla dış üstlenme sözleşmesi yaparak borçluyu borcundan kurtarma borcudur. Yükümlülüğün yerine getirilme yolunu seçme yetkisi üstlenene aittir.
- **Dış üstlenme sözleşmesi**: Üstlenen ile alacaklı arasında yapılan ve borcun yeni borçlu tarafından üstlenilmesini sağlayan sözleşmedir. Bu maddede yalnızca araç olarak anılır; kurulması m.196'da düzenlenmiştir.
- **Ödemezlik def'i**: Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, karşı tarafın edimini ifa etmediği sürece kendi edimini ifadan kaçınma savunmasıdır. Bu maddede borçlunun, kendi borcunu ifa etmeden iç üstlenenden taahhüdünün ifasını isteyememesi biçiminde düzenlenmiştir.
- **İvazlı ve ivazsız iç üstlenme**: İvazlı iç üstlenmede borçlunun üstlenene bir karşılık edimi bulunur; ivazsız olanda ise böyle bir karşılık yoktur. Yazılı şekil, ivazsız hâlde uygulamada aranır ve ivazlı hâlde ödemezlik def'i devreye girer.

### İç üstlenme sözleşmesi: hangi şartlar aranır?

- Borçlu ile üçüncü kişi arasında iç üstlenme sözleşmesi kurulmuş olmalıdır; alacaklının bu sözleşmeye katılması gerekmez.
- Üçüncü kişinin borçluyu borcundan kurtarma taahhüdü bulunmalıdır; bu taahhüt borcu bizzat ifa ya da alacaklının rızasıyla borcu üstlenme yoluyla yerine getirilebilir.
- Sözleşme, borçlunun üstlenene karşı bir karşılık edimi içeriyorsa, borçlu kendi edimini ifa etmedikçe üstlenenden taahhüdün yerine getirilmesini isteyemez.
- Borçlu, borcundan kurtarılmamışsa üstlenenden güvence isteyebilir.
- Ivazsız iç üstlenmede sözleşmenin yazılı şekilde yapılmış olması gerekir.

### İç üstlenme sözleşmesi: hangi sonuçları doğurur?

- Üstlenen, borçluyu borcundan kurtarma yükümlülüğü altına girer.
- Borçlu, iç üstlenmeden doğan kendi borcunu ifa etmedikçe üstlenenden taahhüdünün yerine getirilmesini isteyemez; bu, ödemezlik def'inin özel bir uygulamasıdır.
- Borçlu, borcundan kurtarılmamışsa üstlenenden güvence isteyebilir.
- İç üstlenme alacaklıyla ilişkiyi kendiliğinden değiştirmez; borçlu hâlâ asıl borçludur.
- İvazsız iç üstlenme yazılı şekle uyulmadan yapılmışsa, şekle aykırılığın yaptırımı genel hükümlere göre değerlendirilir; madde bu yaptırımı ayrıca belirtmez.
- Madde metninde emredicilik veya nispi emredicilik açıkça belirtilmemiştir.

### İç üstlenme ile dış üstlenme arasındaki fark nedir?

- İç üstlenmede sözleşme borçlu ile üstlenen arasında yapılır ve alacaklı tarafı değildir.
- Dış üstlenmede sözleşme üstlenen ile alacaklı arasında yapılır ve borç yeni borçluya geçer.

Sonuç: İç üstlenmeden yalnızca borçlu ile üstlenen arasında borçtan kurtarma yükümlülüğü doğar; alacaklı bu sözleşmeden doğrudan alacak hakkı kazanmaz. Borcun yeni borçluya geçmesi için dış üstlenme gerekir.

### İvazlı ile ivazsız iç üstlenme arasındaki fark nedir?

- İvazlı iç üstlenmede borçlunun üstlenene bir karşılık edimi vardır ve iki tarafa borç yükleyen sözleşme hükümleri uygulanabilir.
- İvazsız iç üstlenmede karşılık edimi yoktur.

Sonuç: İvazlıda borçlu önce kendi edimini ifa etmelidir; ivazsızda ise bu sıra kuralı işlemez ve sözleşmenin yazılı şekilde yapılması gerekir.

### Üstlenenin ifa yolu ile alacaklıya başvuru arasındaki fark nedir?

- Üstlenen borcu bizzat ifa ederek borçluyu kurtarabilir.
- Üstlenen alacaklıyla dış üstlenme sözleşmesi yaparak borçluyu kurtarabilir.

Sonuç: Hangi yolun seçileceği üstlenene aittir; borçlu bu tercihi üstlenene dayatamaz. Alacaklının rızası dış üstlenme yolunda aranır.

### İç üstlenme sözleşmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

- İç üstlenmeyi dış üstlenme gibi görüp alacaklıya doğrudan borç ilişkisi kurulduğunu varsaymak; iç üstlenmede alacaklı taraf değildir ve alacaklı bu sözleşmeden doğrudan alacak hakkı kazanmaz.
- İvazlı iç üstlenmede borçlunun kendi edimini ifa etmeden üstlenenden ifa talep edebileceğini düşünmek; m.195/2 bunu açıkça engeller.
- Ödemezlik def'inin her sözleşmede aynı biçimde işlediğini kabul etmek; ivazsız iç üstlenmede karşılık edimi bulunmadığından bu def'i uygulanmaz.
- Borcun üstlenilmesi sonucu borçlunun ilişkiden tamamen çıktığını sanmak; iç üstlenme borçluyu kendiliğinden kurtarmaz, yalnızca bu yönde bir yükümlülük doğurur.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Borcun üstlenilmesinin 6098 sayılı Kanun m.195-200 hükümleri çerçevesinde değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2023/2367 E., 2024/23 K., 04.01.2024; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/2312 E., 2022/2369 K., 02.11.2022; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2021/1134 E., 2021/1283 K., 08.09.2021; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2020/406 E., 2021/734 K., 24.06.2021; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2021/220 E., 2021/474 K., 18.05.2021)
- Borcun nakli sözleşmelerinde borçlunun taraf değiştiği, iç üstlenme ile dış üstlenmenin ayrıldığı ve davaya konu sözleşmenin niteliğinin bu ayrıma göre belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/359 E., 2023/736 K., 06.07.2023)

### Nasıl ispat edilir?

- Borçlu, iç üstlenme sözleşmesinin varlığını ve içeriğini ileri süren taraf olarak bunu ispatlamalıdır; sözleşme yazılı delille ya da genel delil kurallarıyla gösterilebilir.
- İvazlı iç üstlenmede borçlunun üstlenene karşı kendi edimini ifa ettiğini ispatlaması gerekir; üstlenen bu ifanın gerçekleşmediğini iddia ederse ödemezlik def'i kapsamında ayrıca savunma yapabilir.
- Ivazsız iç üstlenmede yazılı şekle uyulduğu, şekil eksikliği varsa bunun sonucu tartışmalı olduğundan, yazılı belgenin varlığı önem taşır.
- Borçtan kurtarılmadığını ve güvence talebinin koşullarını, borçlu ispat etmelidir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6098 sayılı Kanun m.196](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-196): Dış üstlenme sözleşmesinin kurulmasını düzenler; iç üstlenmenin ifası bu yolla gerçekleşebilir.
- [6098 sayılı Kanun m.197](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-197): Dış üstlenme sözleşmesinin hükümlerini tamamlar; alacaklının rızasının ve önerinin kabulünün sonuçlarını düzenler.
- [6098 sayılı Kanun m.97](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-97): Ödemezlik def'inin genel hükmüdür; m.195/2 bu genel ilkenin iç üstlenme sözleşmesine özgü uygulamasıdır.
- [6098 sayılı Kanun m.138](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-138): Ödemezlik def'inin karşılıklı borç yükleyen sözleşmelere ilişkin genel hükümlerinin dayanağıdır; bu bağlamda m.97 ile birlikte okunur.

## [TBK m.196 — Öneri ve kabul](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-196)

Madde, borcun üstlenilmesinin (borcun naklinin) tanımını ve bu yolla borçlunun yerine yeni bir borçlunun geçmesinin kurulma biçimini düzenler. Dış üstlenme sözleşmesinin öneri ve kabul yoluyla nasıl kurulacağını, iç üstlenme sözleşmesinin bildirilmesinin öneri sayılmasını ve alacaklının kabulünün açık veya örtülü olabileceğini düzenler. Hüküm, borcu üstlenen ile alacaklı arasındaki dış üstlenme ilişkisine uygulanır; borçlu ile üstlenen arasındaki iç üstlenme ilişkisinin kendi koşulları bakımından ise iç üstlenmeye ilişkin hükümler (m.195) esas alınır. Madde, iç üstlenme sözleşmesinin kendisinin koşullarını, bu sözleşmeden doğan borçtan kurtarma yükümlülüğünün ayrıntılarını, önerinin bağlayıcılık süresini ve kabulün süresini düzenlemez (m.195, m.197). Alacağın devrini (m.183 vd.) ve borç devrinde ayrıca doğan sorumluluk ve def'i meselelerini (m.198 vd.) de düzenlemez.

### Öneri ve kabul: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Dış üstlenme sözleşmesi**: Borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılan, borçlunun yerine yeni borçlunun geçmesini ve eski borçlunun borçtan kurtulmasını sağlayan sözleşmedir. Kuruluş için alacaklının rızası gerekir.
- **İç üstlenme sözleşmesi**: Borçlu ile borcu üstlenen arasında yapılan, üstlenenin borçluyu borcundan kurtarma yükümlülüğü altına girdiği sözleşmedir. Dış üstlenmenin ön aşaması olabilir ama zorunlu değildir.
- **Örtülü öneri karinesi**: İç üstlenme sözleşmesinin üstlenen veya onun izniyle borçlu tarafından alacaklıya bildirilmesinin dış üstlenme için öneri sayılmasıdır. Bu bir kanuni karinedir ve aksi ispat edilebilir.
- **Çekince**: Alacaklının üstlenenin ifasını kabul ederken veya borçlu sıfatıyla yapılan işleme rıza gösterirken ileri sürmediği, kabulü engelleyecek nitelikteki şarttır. Çekince ileri sürülmemesi örtülü kabulün unsurlarından biridir.
- **Örtülü kabul**: Alacaklının açık bir beyanı olmaksızın, üstlenenin ifasını çekince ileri sürmeden kabul etmesi ya da borçlu sıfatıyla yapılan diğer işlemlere rıza göstermesidir.

### Öneri ve kabul: hangi şartlar aranır?

- Borcun dış üstlenilmesi için borcu üstlenen ile alacaklı arasında karşılıklı ve birbirine uygun öneri ve kabul beyanlarının bulunması gerekir.
- Öneri, kural olarak borcu üstlenen tarafından yapılır; ancak alacaklının da öneride bulunması ve üstlenenin bunu kabul etmesi mümkündür.
- İç üstlenme sözleşmesinin üstlenen veya onun izniyle borçlu tarafından alacaklıya bildirilmesi halinde bu bildirim dış üstlenme için öneri sayılır; bu karine aksi ispat edilebilir.
- Alacaklının kabulü açık veya örtülü olabilir; örtülü kabul için alacaklının çekince ileri sürmeksizin üstlenenin ifasını kabul etmesi ya da borçlu sıfatıyla yapılan diğer bir işleme rıza göstermesi gerekir.
- Alacaklının, dış üstlenme sözleşmesini kurmak için tasarruf yetkisine sahip olması gerekir, çünkü sözleşme alacaklının hukuki durumunda değişiklik yaratır.

### Öneri ve kabul: hangi sonuçları doğurur?

- Alacaklı üstlenenin önerisini açık veya örtülü olarak kabul ederse dış üstlenme sözleşmesi kurulur ve borç üstlenene geçer.
- Alacaklı çekince ileri sürmeksizin üstlenenin ifasını kabul ederse borcun üstlenilmesini kabul etmiş sayılır.
- Alacaklı borçlu sıfatıyla yapılan diğer herhangi bir işleme çekince ileri sürmeksizin rıza gösterirse borcun üstlenilmesini kabul etmiş sayılır.
- İç üstlenme sözleşmesi alacaklıya bildirilmiş ise bu bildirim öneri sayılır; alacaklı kabul etmezse dış üstlenme sözleşmesi kurulmaz.
- Bildirimin öneri sayılması karinesini çürüten taraf, borçlu ile yapılan sözleşmenin borcun naklini kastetmediğini ispat ederek dış üstlenmenin kurulmadığını gösterebilir.
- Alacaklının tasarruf yetkisi bulunmayan hallerde dış üstlenme sözleşmesi kurulamaz ve borç değişmez.

### İç üstlenme ile dış üstlenme arasındaki fark nedir?

- İç üstlenme, borçlu ile üstlenen arasında yapılır ve borçtan kurtarma taahhüdü doğurur.
- Dış üstlenme, üstlenen ile alacaklı arasında yapılır ve borcun yeni borçluya geçmesini sağlar.

Sonuç: İç üstlenme alacaklıyı bağlamaz; alacaklının rızası olmadan borçlu değişmez. Dış üstlenme ile borç yeni borçluya geçer.

### Açık kabul ile örtülü kabul arasındaki fark nedir?

- Açık kabul, alacaklının kabul iradesini doğrudan ve açıkça beyan etmesidir.
- Örtülü kabul, alacaklının çekince ileri sürmeksizin üstlenenin ifasını kabul etmesi ya da borçlu sıfatıyla yapılan işleme rıza göstermesidir.

Sonuç: Her iki hal de borcun üstlenilmesini kabul sayılmasına yol açar; örtülü kabulde çekince ileri sürülmemesi kritik öneme sahiptir.

### Üstlenenin borçlu adına yaptığı işlem ile üstlenenin temsilci sıfatıyla borçlu adına yaptığı işlem arasındaki fark nedir?

- Üstlenenin kendi adına borçlu sıfatıyla yaptığı ödeme veya fiil, alacaklı bunlara rıza gösterirse kabul sayılır.
- Borçlunun temsilcisi olarak borçlu adına yapılan ödeme ya da fiil, borcun üstlenilmesi anlamına gelmez.

Sonuç: Yalnız üstlenenin borçlu sıfatıyla yaptığı işlemler örtülü kabul doğurur; temsil sıfatıyla yapılanlar doğurmaz.

### Öneri üstlenenden ile öneri alacaklıdan arasındaki fark nedir?

- Öneri ilke olarak borcu üstlenen tarafından yapılır.
- Alacaklı da öneride bulunabilir ve üstlenen bunu kabul edebilir.

Sonuç: Hangi tarafın öneri yaptığı kabul ve sözleşmenin kurulması bakımından değişiklik doğurmaz; önemli olan karşılıklı uyan beyanlardır.

### Öneri ve kabul: sık yapılan hatalar nelerdir?

- İç üstlenme sözleşmesini doğrudan alacaklıyı bağlayan dış üstlenme sayarak, alacaklının kabulü olmadan borcun değiştiğini kabul etmek; oysa bildirim yalnızca öneri sayılır.
- Örtülü kabul ile açık kabulü karıştırmak; örtülü kabulde çekince ileri sürülmemesi ve borçlu sıfatıyla yapılan işleme rıza aranmalıdır.
- Üstlenenin temsilci sıfatıyla borçlu adına yaptığı ödemeyi örtülü kabul saymak; yalnız üstlenenin kendi adına, borçlu sıfatıyla yaptığı işlemler kabul doğurur.
- Bildirim karinesini kesin karine saymak; karine aksi ispat edilebilir niteliktedir.
- Dış üstlenme sözleşmesinin şekle tabi olduğunu varsaymak; m.196 herhangi bir şekil öngörmemiştir.
- İç üstlenmenin ivazlı veya ivazsız olmasının dış üstlenmenin şeklini etkileyeceğini düşünmek; şekil koşulu iç üstlenmeye ilişkindir, dış üstlenmeye değil.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Dış üstlenme sözleşmesinin kurulmasında alacaklının rızasının bulunması zorunlu kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2024/1571 E., 2025/575 K., 27.03.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/4 E., 2023/561 K., 06.04.2023)
- İç üstlenme sözleşmesinin alacaklıya bildirilmesi, kanun gereği dış üstlenme için öneri sayılmakta; ancak bu karine aksi ispat edilebilen adi bir karine olarak değerlendirilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2021/1327 E., 2025/494 K., 30.04.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/359 E., 2023/736 K., 06.07.2023)
- Alacaklının rızası örtülü olarak da verilebilir; ancak örtülü kabul için alacaklının üstlenenin borçlu sıfatıyla yaptığı işlemlere çekince ileri sürmeden rıza göstermiş olması aranmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/4 E., 2023/561 K., 06.04.2023)
- Borcun naklinin 195 ile 200 arasındaki maddelerde düzenlendiği ve borçlu değişikliğinin bu hükümlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2023/2367 E., 2024/23 K., 04.01.2024; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/2312 E., 2022/2369 K., 02.11.2022)

### Nasıl ispat edilir?

- Dış üstlenme sözleşmesinin kurulduğunu ileri süren taraf, alacaklının kabul iradesini ispatlamakla yükümlüdür; açık kabul yazılı belge, yazışma veya tanıkla gösterilebilir.
- Örtülü kabulü ileri süren taraf, alacaklının çekince ileri sürmeksizin üstlenenin ifasını kabul ettiğini veya borçlu sıfatıyla yapılan işleme rıza gösterdiğini ispatlamakla yükümlüdür; ödeme makbuzu, banka kayıtları ve yazışmalar bu konuda kullanılabilir.
- İç üstlenme sözleşmesinin alacaklıya bildirildiğini ileri süren taraf bu bildirimi ispatlamalıdır; bildirimin öneri olarak değerlendirilmesi karinesine dayanılır.
- Bildirim karinesine karşı çıkan taraf, borçlu ile üstlenen arasındaki sözleşmenin borcun naklini amaçlamadığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Dış üstlenme sözleşmesi şekle tabi olmadığından, her türlü delille ispat mümkündür; ancak tarafların ispat edeceği iddiaların niteliği ve delil sınırlamaları genel hükümlere tabidir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6098 sayılı Kanun m.195](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-195): İç üstlenme sözleşmesini düzenler; m.196 bu sözleşmenin alacaklıya bildirilmesinin dış üstlenme için öneri sayılmasını kurar.
- [6098 sayılı Kanun m.197](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-197): Önerinin bağlayıcılık süresini ve kabul süresini düzenler; m.196'daki öneri ve kabul düzeninin uygulama koşullarını tamamlar.
- [6098 sayılı Kanun m.4](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-4): Sözleşmelerin öneri ve kabul ile kurulmasına ilişkin genel hükmü içerir; m.196 bu genel esaslardan sapan özel hükümler getirir.
- [6098 sayılı Kanun m.5](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-5): Hazır olmayanlar arasında öneriye cevap süresini düzenler; m.196 ile birlikte dış üstlenme önerisinin kabulünde uygulanır.
- [6098 sayılı Kanun m.107](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-107): Alacaklı temerrüdü hükümleri çerçevesinde, alacaklının ifayı kabul etmemesi halinde borçlunun borcu tevdi ederek kurtulabilmesini düzenler; dış üstlenme önerisinin reddinin sonuçlarıyla bağlantılıdır.

## [TBK m.197 — Önerinin bağlayıcılığı](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-197)

Madde, borcun üstlenilmesine ilişkin öneriye alacaklının kabul süresini ve öneriyle bağlılığın sona erme hallerini düzenler; öneriye kabul için süre konulabilmesini, sürenin sonunda susmanın red sayılmasını ve iç üstlenme sözleşmesinin yeniden yapılmasının ilk önerileni bağlılıktan kurtarmasını kapsar. Kişi bakımından borcu üstlenmek isteyen kişi ile alacaklı arasındaki öneri ilişkisine uygulanır. Madde, borcun nakline ilişkin genel kuralları (m.195 vd.), iç üstlenme sözleşmesinin kurulmasını (m.196), öneri ve kabulün genel kurallarını (m.3-8) düzenlemez; bunlar ayrı maddelerde yer alır. Üstlenmenin sonuçları ve borçlunun kurtulması da bu maddede yer almaz (m.198-200). Alacaklının öneriyi kabul etmesinin ardından üstlenme sözleşmesinin hükümleri de bu maddenin kapsamı dışındadır.

### Önerinin bağlayıcılığı: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Borcun üstlenilmesine ilişkin öneri**: Borcu üstlenmek isteyen kişinin alacaklıya, borcu kendi üzerine almak üzere yaptığı icap niteliğindeki beyandır. Alacaklı kabul etmedikçe üstlenme sözleşmesi kurulmaz.
- **Kabul için konulan süre**: Öneriyi yapan veya önceki borçlunun, alacaklının kabul beyanında bulunması için belirlediği bitiş anıdır. Süre konulmuşsa öneri bu süre boyunca bağlayıcıdır.
- **Red sayılma (susma)**: Alacaklının, koyulan süre bitene kadar kabul ya da ret beyanında bulunmaması halinde öneriyi reddetmiş sayılmasıdır. Susma burada kanun gereği red sonucu doğurur.
- **İç üstlenme sözleşmesi**: Borcu üstlenecek kişi ile önceki borçlu arasında yapılan ve borcun ödenmesini üstlenen kişiye yükleyen sözleşmedir. Bu maddede, yeni bir iç üstlenmenin ve ona ilişkin ikinci önerinin varlığı ilk önerinin bağlayıcılığını ortadan kaldırır.

### Önerinin bağlayıcılığı: hangi şartlar aranır?

- Borcun üstlenilmesine ilişkin bir öneri bulunmalıdır ve bu öneri alacaklıya yöneltilmiş olmalıdır.
- Alacaklı öneriyi her zaman kabul edebilir; ancak öneriyi yapan veya önceki borçlu kabul için süre koymuşsa, kabul bu sürenin sonuna kadar yapılmalıdır.
- Süre konulmuşsa alacaklı bu süre bitene kadar kabul beyanında bulunmazsa öneri reddedilmiş sayılmalıdır.
- Öneriyi yapan kişi, alacaklının kabulünden önce yeni bir iç üstlenme sözleşmesi yapmış ve bu ikinci üstlenmeye ilişkin alacaklıya yeni bir öneride bulunmuş olmalıdır.
- İlk öneriyi yapanın bağlılıktan kurtulabilmesi için ikinci iç üstlenmenin alacaklıya yönelik yeni öneri ile bildirilmesi gerekir.

### Önerinin bağlayıcılığı: hangi sonuçları doğurur?

- Süre konulmuşsa alacaklı kabul beyanını bu süre sonuna kadar öneride bulunana ulaştırmalıdır; süre içinde kabul edilmezse öneri bağlayıcılığını yitirir.
- Alacaklı süre sonuna kadar susarsa öneri reddedilmiş sayılır ve sözleşme kurulmaz.
- Süre konulmamışsa alacaklı öneriyi her zaman kabul edebilir ve bu kabul ile üstlenme sözleşmesi kurulur.
- Öneriyi yapan, alacaklının kabulünden önce yeni bir iç üstlenme sözleşmesi yapıp bunu alacaklıya yeni öneri olarak bildirirse, ilk önerisiyle bağlı olmaktan kurtulur.
- Kabulden sonra yapılan yeni bir iç üstlenme, zaten kurulmuş bulunan ilk üstlenme önerisinin bağlayıcılığını ortadan kaldırmaz.
- Öneride bulunan, süre koymamış olsa da alacaklının öneriyi kabul hakkı, dürüstlük kuralı çerçevesinde aşırı gecikmiş kabul ile sınırlanabilir.

### Süresiz öneri ile süreli öneri arasındaki fark nedir?

- Süre konulmamış öneride alacaklı, öneri yapıldığı anda sınırlı bir süre olmaksızın her zaman kabul edebilir.
- Öneriyi yapan veya önceki borçlu kabul için süre koymuşsa, alacaklı bu süre içinde kabul etmek zorundadır.

Sonuç: Süresiz öneride genel hükümdeki hazır olanlar arası ve normal bekleme süresi kuralı yerine bu madde uygulanır; süreli öneride süre bitiminde susma red sayılır.

### Genel hükümler ile borcun üstlenilmesine özgü hüküm arasındaki fark nedir?

- Genel kurala göre süre konulmadan yapılan öneri, hazır olanlar arasında derhal, hazır olmayanlarda normal bekleme süresi içinde kabul edilmezse bağlayıcılığını kaybeder.
- Borcun üstlenilmesine ilişkin öneride alacaklı, süre konulmamış olsa bile her zaman kabul edebilir.

Sonuç: Üstlenme önerisinde, genel kuraldan farklı olarak, bekleme süresinin geçmesi kabulü engellemez; ancak aradan çok uzun süre geçtikten sonra yapılan kabul dürüstlük kuralıyla bağdaşmayabilir.

### İç üstlenme sözleşmesinin kabulden önce yenilenmesi ile kabulden sonra yapılması arasındaki fark nedir?

- Kabulden önce yeni bir iç üstlenme yapılıp ikinci öneri alacaklıya bildirilirse, ilk öneriyi yapan bağlılıktan kurtulur.
- Alacaklının kabulü gerçekleşmişse, sonradan yapılan yeni iç üstlenme bu sonucu doğurmaz.

Sonuç: İlk öneri ile bağlılığın sona ermesi, yalnızca alacaklıya ikinci öneri bildirilmeden önce gerçekleşir.

### Önerinin bağlayıcılığı: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Süresiz üstlenme önerisinde genel kuralı (m.4-5) uygulayıp bekleme süresi geçtiği için önerinin kendiliğinden sona erdiğini saymak; bu maddeye göre alacaklı her zaman kabul edebilir.
- Süre konulmamış bir öneride alacaklının her zaman kabul edebileceğini, dürüstlük kuralının (m.6) bu hakkı sınırlayamayacağını düşünmek; aşırı gecikmiş kabul dürüstlük kuralıyla bağdaşmayabilir.
- Süreyi yalnızca öneride bulunanın koyabileceğini sanmak; önceki borçlu da öneriyi yapandan yetki almadan süre koyabilir.
- Önceki borçlu ile borcu üstlenecek kişi ayrı süre koymuşsa hangisinin geçerli olduğunu hesaplarken, borcu üstlenecek kişinin sürenin esas alındığını ihmal etmek.
- Yeni iç üstlenmenin alacaklının kabulünden sonra yapılmasını da ilk öneriden kurtulma sebebi saymak; madde yalnızca kabulden önceki durumu düzenler.
- Yeni iç üstlenmeyi alacaklıya bildirmeden yalnızca iç ilişkide yapmanın ilk öneriyi sona erdireceğini düşünmek; alacaklıya ikinci öneride bulunulması zorunludur.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Borcun nakli müessesesinin 6098 sayılı Kanun'un 195 ila 204. maddelerinde düzenlendiği ve üstlenme sözleşmelerinin bu çerçevede değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2021/1134 E., 2021/1283 K., 08.09.2021; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2020/406 E., 2021/734 K., 24.06.2021; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2021/220 E., 2021/474 K., 18.05.2021)
- Borcun nakli sözleşmelerinde borçlu tarafın değiştiği ile borcun üstlenilmesi arasındaki ayrımın, sözleşmenin hangi maddeye tabi olduğunu belirlediği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/359 E., 2023/736 K., 06.07.2023)
- Uyuşmazlıklarda borcun nakline ilişkin genel hükümler kısmının, bu maddeyle birlikte yorumlandığı kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2023/2367 E., 2024/23 K., 04.01.2024; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/2312 E., 2022/2369 K., 02.11.2022)

### Nasıl ispat edilir?

- Üstlenme önerisinin yapıldığını ve alacaklıya ulaştığını iddia eden taraf bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür; öneri yazılı yapılmışsa belge ile, sözlü yapılmışsa tanık ya da kayıt ile ispatlanır.
- Kabul için süre konulduğunu ileri süren taraf, süre beyanının öneriyle birlikte veya ayrı bir yazıyla alacaklıya ulaştığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Alacaklının süre sonuna kadar kabul beyanında bulunmadığını ileri süren taraf, süre dolumunun ve sessizliğin tarihini gösterecek belgeyle ispat yapar; alacaklı kabul ettiğini ileri sürüyorsa bu kabulü ispat etmelidir.
- İkinci iç üstlenmenin yapıldığını ve alacaklıya yeni öneri olarak bildirildiğini ileri süren, öneriyi yapan kişi bu iddiayı ispatlar; bildirimin tarihi kabulden önce olmalıdır.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6098 sayılı Kanun m.3](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-3): Genel kuralda kabul için süre öneri sırasında konulabilir ve bu süreyi öneride bulunan belirler; madde 197 bu genel kuralı, öneri sonrasında ve önceki borçlu tarafından süre konulmasına izin vererek genişletir.
- [6098 sayılı Kanun m.4](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-4): Hazır olanlar arasında öneriye derhal kabulün gerekli olduğu genel kuralını koyar; madde 197 bu kuralın üstlenme önerisine uygulanmamasını sağlar.
- [6098 sayılı Kanun m.5](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-5): Hazır olmayanlar arasında normal bekleme süresi kuralını düzenler; madde 197 süresiz üstlenme önerisinde bu süreyi kabulü engelleyici kabul etmez.
- [6098 sayılı Kanun m.6](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-6): Dürüstlük kuralı uyarınca kabul beyanının zamanı ve gecikmesi üzerinden sınır oluşturur; süresiz üstlenme önerisinde çok geç kabulü sınırlar.
- [6098 sayılı Kanun m.196](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-196): İç üstlenme sözleşmesinin ve bunun alacaklıya öneri olarak bildirilmesinin kurallarını düzenler; madde 197 ikinci fıkrasında bu iç üstlenmeye bağlanan sonucu belirler.
- [6098 sayılı Kanun m.195](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-195): Borcun nakli kavramının ve nakil türlerinin genel çerçevesini çizer; madde 197 bu çerçevede üstlenme önerisine özgü kuralları koyar.

## [TBK m.198 — Bağlı hak ve borçlar](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-198)

Madde, borcun dış üstlenilmesinde borçlu değişse bile alacaklının borçlunun kişiliğine özgü olmayan bağlı haklarının (teminat, faiz, cezai şart, sözleşme ihlalinden doğan tazminat gibi) saklı kalmasını düzenler. Ayrıca rehin veren üçüncü kişi ile kefilin, borcun üstlenilmesi karşısında sorumluluklarının devamının yazılı rızaya bağlanmasını kapsar. Madde, alacağın devri (m.183 vd.), borcun üstlenilmesinin kurulma koşulları ve iç/dış üstlenme ayrımı (m.195-197) ile borcun üstlenilmesinin dış üstlenme sonuçlarını düzenlemez. Borçlunun kişiliğine ilişkin savunmaların yeni borçluya geçip geçmeyeceği (m.199) ile malvarlığı devri ve işletme birleşmesi halleri (m.202-203) ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Kefalet ve rehin sözleşmelerinin kendi hükümleri de bu maddenin kapsamı dışındadır.

### Bağlı hak ve borçlar: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Bağlı haklar**: Asıl alacağa bağlı olarak onunla birlikte var olan ve onu güvence altına alan ya da onun ferisi olan haklardır; teminatlar, faiz ve cezai şart alacakları bunlara örnektir. Bağlı hakların borçlunun değişmesiyle devam edip etmeyeceği, hakkın borçlunun kişiliğine özgü olup olmamasına bağlıdır.
- **Borçlunun kişiliğine özgü bağlı haklar**: Alacaklının, belirli bir borçlunun kişisel ya da ailevi durumuna bağlı olarak tanınmış haklarıdır. Bu haklar, borçlu değişince yeni borçluya karşı ileri sürülemez; madde bu nedenle bunları korumanın dışında tutar.
- **Dış üstlenme**: Yeni borçlunun, alacaklı ile borçlu arasında yapılan sözleşmeyle borcu üstlenmesidir. Maddenin bağlı haklara ilişkin hükmü, bu durumda borçlunun değişmesi üzerine uygulanır.
- **Rıza (yazılı)**: Rehin veren üçüncü kişinin veya kefilin, borcun üstlenilmesine verdiği ve yazılı şekilde yapılması gereken onaydır. Bu rıza yoksa üçüncü kişinin ya da kefilin sorumluluğu, borç üstlenilince devam etmez.

### Bağlı hak ve borçlar: hangi şartlar aranır?

- Borcun dış üstlenilmesi ile borçlunun değişmiş olması gerekir.
- Alacaklının, bağlı hak olarak ileri sürdüğü hakkın borçlunun kişiliğine özgü olmaması gerekir; kişiliğe özgü haklar bu korumadan yararlanamaz.
- Teminat veren üçüncü kişi veya kefilin sorumluluğunun devamı için, borcun üstlenilmesine onların yazılı rızasının alınmış olması gerekir.
- Yazılı rızanın, borcun üstlenilmesinden önce veya sonra verilmesi halinde bile bu şekilde olması gerekir; sözlü ya da zımni rıza bu koşulu karşılamaz.

### Bağlı hak ve borçlar: hangi sonuçları doğurur?

- Borcun dış üstlenilmesiyle eski borçlu borçtan kurtulur ve yeni borçlu, üstlenme anındaki borç miktarıyla sorumlu olur.
- Asıl borca bağlı teminat, faiz, cezai şart ve sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat talepleri, borçlunun değişmesinden sonra da yeni borçluya karşı geçerlidir.
- Borçlunun kişiliğine özgü bağlı haklar, yeni borçluya karşı ileri sürülemez.
- Rehin veren üçüncü kişi ve kefilin yazılı rızası yoksa, borcun üstlenilmesi üzerine bu kişilerin sorumlulukları sona erer.
- Yazılı rıza verilmişse, rehin veren üçüncü kişi ve kefilin sorumluluğu, yeni borçlu karşısında da devam eder.
- Maddenin hükümleri, borçlunun değişmesine bağlı bağlı hakları düzenler; taraflar sözleşmeyle bu hükmün kapsamını daraltmadığı sürece uygulanır.

### Kişiliğe özgü bağlı haklar ile diğer bağlı haklar arasındaki fark nedir?

- Borçlunun kişisel ya da ailevi durumuna bağlı haklar, örneğin evlilik sürerken eşler arasındaki alacaklarda zamanaşımının işlememesi, borçlunun değişmesiyle yeni borçluya geçmez.
- Asıl borca bağlı teminat, faiz, cezai şart ve sözleşme ihlalinden doğan tazminat gibi haklar ise borçlunun değişmesinden etkilenmez.

Sonuç: Kişiliğe özgü haklar yeni borçluya karşı ileri sürülemez; diğer bağlı haklar korunur.

### Rehin veren üçüncü kişi-kefil ile asıl borçlu arasındaki fark nedir?

- Rehin veren üçüncü kişi ve kefil, borcun güvencesi olarak borçlunun kişiliğini göz önünde tutarak teminat vermiştir.
- Asıl borçlu, borcun üstlenilmesiyle değişen taraftır ve bu değişikliğe ilişkin ayrı bir rıza gerekmez.

Sonuç: Üçüncü kişi ve kefil için yazılı rıza aranır; rıza verilmezse sorumlulukları devam etmez.

### Önceden verilen rıza ile borçlunun değişmesinden sonra verilen rıza arasındaki fark nedir?

- Kefilin borcun üstlenilmesinden önce, henüz belli olmayan bir üstlenmeye ilişkin verdiği rıza.
- Üstlenme gerçekleştikten sonra, yeni borçluyu tanıyarak verilen rıza.

Sonuç: Kaynak metinde, kefilin önceden gösterdiği rızanın hükümsüz olduğu belirtilmektedir; yazılı rıza, borçlunun değişmesinden önce verilmişse geçerliliği tartışılabilir.

### Bağlı hak ve borçlar: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Maddenin ikinci fıkrasındaki yazılı rıza koşulunu, rehin veren üçüncü kişi ile kefil dışındaki bağlı hak sahipleri için de aramak; yazılı rıza yalnızca bu iki kişi için öngörülmüştür.
- Kişiliğe özgü bağlı hakları, asıl borca bağlı haklarla aynı kefede değerlendirip yeni borçluya karşı ileri sürülebilir saymak.
- Kefilin borcun üstlenilmesinden önce verdiği rızanın, üstlenme sonrasında da geçerli olacağını varsaymak; kaynağa göre bu tür önceden verilen rıza hükümsüzdür.
- Yazılı şekil koşulunu sözlü ya da zımni onayla yerine getirilmiş saymak.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Uygulamada borcun nakli hükümlerinin 6098 sayılı Kanun'un 195-200 maddelerinde düzenlendiği ve borcun nakli sözleşmelerinin bu çerçevede değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2023/2367 E., 2024/23 K., 04.01.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/359 E., 2023/736 K., 06.07.2023; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/2312 E., 2022/2369 K., 02.11.2022; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2021/1134 E., 2021/1283 K., 08.09.2021; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2020/406 E., 2021/734 K., 24.06.2021; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2021/220 E., 2021/474 K., 18.05.2021)

### Nasıl ispat edilir?

- Borcun üstlenilmesi halinde yeni borçlunun ve alacaklının üstlenme sözleşmesinin varlığını ve borçlunun değiştiğini ispat etmesi gerekir; bu ispat yazılı belge, sözleşme metni veya tarafların kabulüyle yapılabilir.
- Bağlı hakların yeni borçluya karşı ileri sürülebilmesi için alacaklının, hakkın borçlunun kişiliğine özgü olmadığını ispat etmesi gerekir.
- Rehin veren üçüncü kişi veya kefilin sorumluluğunun devamını talep eden alacaklı, bu kişilerin borcun üstlenilmesine yazılı rıza gösterdiğini belgeyle ispat etmelidir; yazılı rızanın bulunmaması halinde sorumluluğun sona erdiği savunması üçüncü kişi ya da kefil tarafından ileri sürülür.
- Kefil veya rehin veren üçüncü kişi, rızasının yazılı olmadığını ya da üstlenmeden önce verildiğini ileri sürerek sorumluluğunu savunabilir; bu savunma için rızanın şekline ilişkin belgeleri ortaya koyması yeterlidir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6098 sayılı Kanun m.195](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-195): Borcun üstlenilmesi sözleşmesini tanımlar ve yeni borçlunun borcu üstlenme koşullarını belirler; m.198 bu üstlenmenin bağlı haklara etkisini düzenler.
- [6098 sayılı Kanun m.199](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-199): Yeni borçlunun, borçlunun kişiliğine ilişkin savunmaları ileri süremeyeceğini düzenler; m.198'deki kişiliğe özgü hak ayrımıyla birlikte okunur.
- [6098 sayılı Kanun m.202](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-202): Malvarlığı veya işletmenin devralınmasında borcun geçişini düzenler; m.198'in dış üstlenme dışındaki borç geçişlerinde nasıl uygulanacağı bu maddeyle bağlantılıdır.
- [6098 sayılı Kanun m.131](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-131): Alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi halinde bağlı hakların sona ermesini düzenler; m.198'in bağlı haklara ilişkin genel mantığını tamamlar.
- [6098 sayılı Kanun m.135](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-135): Birleşmenin ortadan kalkması halinde borcun sürdüğünü ve üçüncü kişilerin haklarının birleşmeden etkilenmediğini düzenler; bağlı hakların korunmasına ilişkin ilkeyi tamamlar.

## [TBK m.199 — Savunmalar](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-199)

Madde, borcun üstlenilmesinde (borç devri) yeni borçlunun eski borçlunun borca ilişkin savunmalarını ileri sürme hakkının kapsamını ve sınırlarını düzenler. Üstlenilen borca ilişkin savunmaların yeni borçluya geçmesini, dış üstlenmede eski borçluya ait kişisel savunmaların yeni borçluya kapsamını ve iç üstlenme sözleşmesinden doğan savunmaların alacaklıya karşı ileri sürülememesini kapsar. Madde, borcun üstlenilmesinin kurulma koşullarını, iç ve dış üstlenme sözleşmelerinin kuruluşunu, alacaklının rızasının gerekip gerekmediğini ve üstlenmenin şekline ilişkin kuralları düzenlemez; bunlar borcun nakli hükümlerinin ilgili diğer maddelerinde yer alır. Ayrıca üstlenenin borca ilişkin savunmalarının eski borçluya etkisini, borcun naklinde borçlunun ve üstleneninin birbirine karşı ileri süreceği savunmaları, borcun üstlenilmesine bağlı sorumluluk sınırlarını ve bu hükümlerin zamanaşımı ile usul yönlerini düzenlemez."

### Savunmalar: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Borcun üstlenilmesi**: Bir borcun, mevcut borçlunun yerine yeni bir borçlunun borçlu olması ve bu borcu üstlenmesidir. Üstlenen, borcun taraf değişikliğine konu olduğu bir sözleşmeyle borca girer.
- **Dış üstlenme sözleşmesi**: Üstleneni alacaklı ile doğrudan bağlayan, alacaklının taraf olduğu üstlenme sözleşmesidir. Bu sözleşmede üstlenen, alacaklıya karşı doğrudan borçlu olur.
- **İç üstlenme sözleşmesi**: Eski borçlu ile üstlenen arasında kurulan ve alacaklıyı bağlamayan sözleşmedir. Bu sözleşmeden doğan savunmalar alacaklıya karşı ileri sürülemez.
- **Kişisel savunma**: Yalnızca eski borçluya özgü ve onun şahsı bakımından doğan def'i ya da itirazdır. Bu savunmalar, dış üstlenmede aksi anlaşılmadıkça yeni borçluya geçmez.
- **Savunma**: Madde bağlamında hem itirazı hem def'iyi kapsayan geniş anlamdaki karşı ileri sürme araçlarıdır.

### Savunmalar: hangi şartlar aranır?

- Üstlenilen borca ilişkin savunmaların yeni borçluya geçmesi için borcun geçerli biçimde üstlenilmiş olması bulunmalıdır.
- Yeni borçlunun alacaklıya karşı savunma ileri sürebilmesi için savunmanın üstlenilen borca ilişkin olması gerekir.
- Dış üstlenme sözleşmesinde aksi anlaşılmadıkça, eski borçluya ait kişisel savunmaların yeni borçluya geçmediği kabul edilir; bu sonuç yalnızca aksi bir anlaşmayla değişebilir.
- İç üstlenme sözleşmesinden doğan savunmalar, alacaklıya karşı ileri sürülemez bir nitelik taşımalıdır.

### Savunmalar: hangi sonuçları doğurur?

- Üstlenilen borca ilişkin savunma hakkı yeni borçluya geçer ve yeni borçlu alacaklıya karşı bu savunmaları ileri sürebilir.
- Dış üstlenme sözleşmesinden aksi anlaşılmadıkça yeni borçlu, alacaklıya karşı eski borçlunun ileri sürebileceği kişisel savunmalarda bulunamaz.
- Dış üstlenme sözleşmesinde taraflar aksini kararlaştırmışsa yeni borçlu eski borçlunun kişisel savunmalarını da alacaklıya karşı ileri sürebilir.
- İç üstlenme sözleşmesinden kaynaklanan savunmalar, yeni borçlu tarafından alacaklıya karşı ileri sürülemez.
- İç üstlenmeden doğan savunmaların yeni borçlu ile eski borçlu arasındaki ilişkide ileri sürülüp sürülemeyeceği madde kapsamı dışındadır; bu husus iç ilişkinin kendi hükümlerine tabidir.

### Dış üstlenme ile iç üstlenme arasındaki fark nedir?

- Dış üstlenmede üstlenen alacaklıyla doğrudan sözleşme ilişkisi kurar ve alacaklı bu sözleşmenin tarafıdır.
- İç üstlenmede üstlenen yalnızca eski borçluyla sözleşme yapar ve alacaklı bu ilişkinin dışında kalır.

Sonuç: Dış üstlenmede kişisel savunmalar aksi anlaşılmadıkça yeni borçluya geçmez; iç üstlenmeden doğan savunmalar ise alacaklıya karşı ileri sürülemez.

### Üstlenilen borca ilişkin savunma ile kişisel savunma arasındaki fark nedir?

- Üstlenilen borcun varlığına, kapsamına ya da sona ermesine dayanan savunmalar, borcun devredildiği anda yeni borçluya geçer.
- Yalnızca eski borçluya özgü, onun şahsıyla bağlantılı savunmalar bulunur.

Sonuç: Birinci grup savunma yeni borçluya geçer; ikinci grup, dış üstlenmede aksi anlaşılmadıkça yeni borçluya geçmez.

### Aksi anlaşma olan ile olmayan dış üstlenme arasındaki fark nedir?

- Dış üstlenme sözleşmesinde taraflar kişisel savunmaların geçeceğini açıkça kararlaştırmışsa bu anlaşma geçerlidir.
- Böyle bir anlaşma yoksa kanun varsayılan olarak kişisel savunmaların geçmediğini öngörür.

Sonuç: Anlaşma varsa yeni borçlu kişisel savunmalara da dayanabilir; anlaşma yoksa dayanamaz.

### Savunmalar: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Dış üstlenmede tüm eski borçlu savunmalarının yeni borçluya kendiliğinden geçtiğini sanmak; oysa kişisel savunmalar aksi anlaşılmadıkça geçmez.
- İç üstlenme sözleşmesinden doğan savunmayı alacaklıya karşı ileri sürülebilir saymak; kanun bu savunmaların alacaklıya karşı ileri sürülemeyeceğini açıkça belirtir.
- Dış ve iç üstlenme ayrımını yapmadan tek bir kural uygulamak.
- Üstlenilen borca ilişkin savunma ile eski borçluya özgü kişisel savunmayı birbirine karıştırmak.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Borcun nakli hükümlerinin 6098 sayılı Kanun'un 195 ile 204. maddeleri arasında düzenlendiği ve uyuşmazlıklarda bu çerçevenin esas alındığı kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2021/1134 E., 2021/1283 K., 08.09.2021; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2020/406 E., 2021/734 K., 24.06.2021; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2021/220 E., 2021/474 K., 18.05.2021)
- Dış üstlenme sözleşmesi ile iç üstlenme sözleşmesinin birbirinden ayrıldığı ve sözleşmenin niteliğinin bu ayrıma göre belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/359 E., 2023/736 K., 06.07.2023)
- Borcun nakli sözleşmelerinde borçlunun değiştiği durumun niteliğinin, sözleşmenin Borcun Nakli Sözleşmesi olarak değerlendirilmesinde esas alındığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/359 E., 2023/736 K., 06.07.2023)

### Nasıl ispat edilir?

- Yeni borçluya karşı savunma ileri süren taraf, savunmanın üstlenilen borca ilişkin olduğunu ve üstlenmenin geçerli kurulduğunu ispatla yükümlüdür.
- Üstlenmenin dış mı iç mi olduğu, sözleşme metni ve tarafların iradesi ile ispatlanır; yazılı sözleşme bu konuda esas delildir.
- Dış üstlenmede kişisel savunmaların geçtiğini ileri süren yeni borçlu, alacaklıyla aralarında böyle bir anlaşma bulunduğunu ispatlamak zorundadır.
- Alacaklı, iç üstlenme sözleşmesinden doğan bir savunmanın kendisine karşı ileri sürüldüğünü ileri sürdüğünde, yeni borçlu bu savunmayı alacaklıya karşı kullanamaz; bu durum sözleşme metniyle ortaya konur.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.195](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-195): Borcun naklinin genel kurallarını ve üstlenmenin kuruluşunu düzenler; bu maddenin uygulanacağı ön koşulu oluşturur.
- [6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.188](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-188): Alacağın devrinde borçlunun devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürebilmesini düzenler; üstlenme hükmünün karşılığı olan paralel kuraldır.
- [6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.196](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-196): Borcun üstlenilmesinde alacaklının rızasının koşullarını düzenler; dış üstlenmenin kuruluşu bakımından bu madde ile birlikte değerlendirilir.

## [TBK m.200 — Sözleşmenin hükümsüzlüğü](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-200)

Madde, dış üstlenme sözleşmesinin hükümsüz hâle gelmesi halinde eski borcun akıbetini ve alacaklının bu durumda uğradığı zararın üstlenenden talep edilmesini düzenlemektedir. Birinci fıkra eski borcun bağlı borçlarıyla birlikte yeniden yürürlüğe girmesini, ikinci fıkra ise üstlenenin kusursuzluğunu ispat edememesi halinde alacaklının tazminat talep etmesini kapsar. Madde yalnızca dış üstlenmeye ilişkindir; borcun nakline ilişkin genel çerçeve, iç ilişki ve üstlenen ile borçlu arasındaki sözleşmenin hükümleri bu maddede yer almaz. Sözleşmenin kesin hükümsüzlük, iptal ve geçersizlik sebepleri ile hükümsüzlüğün genel rejimi (m.27 vd.) bu maddenin konusu değildir. İptal ve hükümsüzlük nedeniyle hakkın düşmesine ilişkin süreler ile iç ilişkiden doğan talepler de bu madde kapsamında değildir.

### Sözleşmenin hükümsüzlüğü: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Dış üstlenme sözleşmesi**: Borçlu ile üstlenen arasında yapılan ve borcun üstlenen tarafından ödenmesini kararlaştıran sözleşmedir. Alacaklının onayı aranmaksızın kurulabilir, alacaklı bu sözleşmenin tarafı değildir.
- **Hükümsüzlük**: Sözleşmenin baştan itibaren hüküm doğurmamasıdır. Madde, dış üstlenme sözleşmesinin hangi sebeple hükümsüz olduğunu aramaksızın bu sonuca bağlanmış hükümsüzlüğü kapsar.
- **Bağlı borçlar**: Eski borca bağlı olan ve onunla birlikte hareket eden ferî nitelikteki yükümlülüklerdir. Metin bunları ayrıca tanımlamaz; eski borcun kapsamına girdiği kabul edilir.
- **İyiniyetli üçüncü kişi**: Dış üstlenme sözleşmesinin hükümsüzlüğünü bilmeden, bu sözleşmeye dayanarak hak edinmiş kişidir. Bu kişilerin hakları, eski borcun yeniden doğmasına karşı saklıdır.
- **Önceden sağlanmış güvence**: Alacaklının eski borcu için borçlu dışındaki kişiler tarafından veya rehin gibi biçimlerde önceden aldığı teminattır. Bu güvencenin yitirilmesi, alacaklının tazminat isteyebileceği zarar kalemlerinden biridir.

### Sözleşmenin hükümsüzlüğü: hangi şartlar aranır?

- Taraflar arasında geçerli bir dış üstlenme sözleşmesi kurulmuş olmalıdır; sözleşme sonradan hükümsüz hâle gelmiş olmalıdır.
- Eski borç, hükümsüzlük nedeniyle birinci fıkra uyarınca varlığını sürdürmektedir; bu sonucun doğması için alacaklının ayrıca bir başvuruda bulunması gerekmez.
- Eski borcun yeniden doğması, iyiniyetli üçüncü kişilerin hakları saklı kalarak gerçekleşir; bu kişilerin hakları korunur.
- Alacaklının tazminat talebinde bulunabilmesi için zararın hükümsüzlük ve üstlenenin üstlenme sözleşmesinin hükümsüz hâle gelmesi ile bağlantılı olarak doğmuş olması gerekir.
- Üstlenen, üstlenme sözleşmesinin hükümsüz hâle gelmesinde ve alacaklının zarara uğramasında kendisine bir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmelidir; aksi hâlde tazminat sorumluluğu doğar.

### Sözleşmenin hükümsüzlüğü: hangi sonuçları doğurur?

- Dış üstlenme sözleşmesi hükümsüz olduğunda eski borç, bütün bağlı borçlarıyla birlikte varlığını sürdürür.
- İyiniyetli üçüncü kişilerin hakları saklı kalır; bu kişilerin hakları eski borcun yeniden doğmasından etkilenmez.
- Üstlenen, sözleşmenin hükümsüz hâle gelmesinde ve alacaklının zarara uğramasında kendisine kusur yüklenemeyeceğini ispat ederse tazminat sorumluluğundan kurtulur.
- Üstlenen bu kusursuzluğu ispat edemezse alacaklı, önceden sağlanmış güvencenin yitirilmesi nedeniyle veya başka bir sebeple uğradığı zararın giderilmesini üstlenenden isteyebilir.
- Eski borcun yeniden doğması, alacaklının zarar talebine bağlı değildir; zarar talebi ayrı bir haktır.

### Eski borcun yeniden doğması ile alacaklının tazminat talebi arasındaki fark nedir?

- Birinci fıkra, eski borcun bağlı borçlarıyla birlikte varlığını sürdürmesini düzenler; bu, kendiliğinden gerçekleşen bir sonuçtur.
- İkinci fıkra, alacaklının ayrıca zarar talep etme hakkını düzenler; bu hak üstlenenin kusursuzluğunun ispatına bağlıdır.

Sonuç: Eski borcun yeniden doğması kusura bağlı değildir; tazminat talebi ise üstlenenin kusursuzluğunu ispat edememesine bağlıdır.

### İyiniyetli üçüncü kişi ile diğer üçüncü kişiler arasındaki fark nedir?

- İyiniyetli üçüncü kişi, dış üstlenme sözleşmesinin hükümsüzlüğünü bilmeden bu sözleşmeye dayanarak hak edinmiş kişidir.
- Kötüniyetli üçüncü kişi ise hükümsüzlüğü bilerek hareket etmiş ya da bilebilecek durumda olan kişidir.

Sonuç: Eski borcun yeniden doğması iyiniyetli üçüncü kişilerin haklarını etkilemez; bu kişilerin haklarına karşı eski borcun doğuşu saklıdır.

### Alacaklının önceden sağlanmış güvenceyi yitirmesi ile başka sebeple uğranılan zarar arasındaki fark nedir?

- Güvencenin yitirilmesinden doğan zarar, maddede açıkça sayılan zarar kalemidir.
- Başka herhangi bir sebeple uğranılan zarar ise genel bir zarar kalemidir.

Sonuç: Her iki zarar kalemi de üstlenenden talep edilebilir; ispat yükü ve kusur koşulu iki kalem için ortaktır.

### Sözleşmenin hükümsüzlüğü: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Madde metninde yer alan eski borcun yeniden doğması sonucunu, alacaklının dava açmasına bağlı bir sonuç olarak görmek.
- İkinci fıkradaki tazminat talebini, eski borcun kendiliğinden yeniden doğmasıyla karıştırmak; iki sonuç ayrı hukuki sonuçlardır.
- Üstlenenin kusursuzluğunu ispat etmesi gerektiğini, alacaklının kusurunu ispat etmesi gerektiği şeklinde yorumlamak.
- İyiniyetli üçüncü kişi kavramını, sözleşmenin tarafı olan kişilerle karıştırmak.
- Güvencenin yitirilmesini zarar kalemi olarak değil, ayrı bir hak olarak değerlendirmek.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Borcun nakli hükümlerinin 6098 sayılı Kanun'un 195 ila 204. maddeleri arasında düzenlendiği ve bu kapsamda değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2023/2367 E., 2024/23 K., 04.01.2024; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/2312 E., 2022/2369 K., 02.11.2022; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2021/1134 E., 2021/1283 K., 08.09.2021; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2020/406 E., 2021/734 K., 24.06.2021; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2021/220 E., 2021/474 K., 18.05.2021)
- Dış üstlenme sözleşmesi ile borçlu tarafın değiştiği borcun nakli sözleşmesinin ayrımının yapılması gerektiği, bu ayrımın yapılmadan sonuç çıkarılamayacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/359 E., 2023/736 K., 06.07.2023)

### Nasıl ispat edilir?

- Eski borcun yeniden doğması için alacaklının ayrıca bir dava açması gerekmez; hükümsüzlük ve dış üstlenme sözleşmesinin varlığı yeterlidir.
- Alacaklı, tazminat talebinde bulunduğunda zararını ve zarar ile hükümsüzlük arasındaki bağlantıyı ispatla yükümlüdür.
- Üstlenen, kendisine kusur yüklenemeyeceğini ispat etmekle yükümlüdür; bu ispat yükü kendisine aittir ve ispatlayamaması hâlinde sorumluluğu doğar.
- Güvencenin yitirildiği iddiasında alacaklı, önceden sağlanmış güvenceyi ve bunun yitirilmesini yazılı belge veya diğer delillerle ispatlamalıdır.
- İyiniyetli üçüncü kişi olduğunu ileri süren kişi, iyiniyetini ispatla yükümlüdür.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6098 sayılı Kanun m.27](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-27): Sözleşmenin kesin hükümsüzlüğünün ve kısmi hükümsüzlüğünün genel rejimini düzenler; bu maddedeki hükümsüzlük kavramının dayanağıdır.
- [6098 sayılı Kanun m.195](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-195): Borcun nakli kurumunun genel çerçevesini düzenler; dış üstlenme sözleşmesi bu çerçevenin bir türüdür.
- [6098 sayılı Kanun m.199](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-199): Dış üstlenme sözleşmesinin kurulmasını ve sonuçlarını düzenler; bu maddedeki hükümsüzlüğün ön koşuludur.

## [TBK m.201 — Borca katılma](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-201)

Madde, mevcut bir borca borçlunun yanında yer almak üzere üçüncü bir kişinin katılmasını (borca katılma sözleşmesini) tanımlar ve borca katılanın borçlu ile birlikte alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olacağını düzenler. Sözleşmenin tarafları, borca katılanın borçlu ile alacaklı arasındaki mevcut borç ilişkisine girmesi bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: borcun dış üstlenilmesi, yani borçlunun borçtan tamamen çıkması (m.195 ve devamı); sözleşmenin devri (m.205); sözleşmeye katılma (m.206); malvarlığı veya işletmenin devralınması (m.203); borca katılma sözleşmesinin şekli ve eşin rızası gibi geçerlilik kuralları ile borca katılanın iç ilişkideki rücu hakkı; ayrıca borca katılanın alacaklıya karşı zamanaşımı ve def'i sorunları ayrıca değerlendirilmelidir.

### Borca katılma: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Borca katılma**: Mevcut bir borca, borçlunun yanında yer almak üzere üçüncü bir kişinin alacaklı ile yaptığı sözleşmedir. Katılan borçlu ile birlikte borçtan sorumlu olur; borçlu borçtan kurtulmaz.
- **Katılan**: Mevcut borca borçlunun yanında asli borçlu sıfatıyla katılan üçüncü kişidir. Katılan, borcu bağlı (fer'i) bir sorumlulukla değil, kendi asıl borcu olarak üstlenir.
- **Müteselsil sorumluluk**: Borca katılan ile borçlunun alacaklıya karşı aynı borcun tamamından sorumlu olmasıdır. Alacaklı, borcun tamamını bunlardan dilediğine karşı isteyebilir.
- **Borcun dış üstlenilmesi**: Yeni borçlunun eski borçlunun yerine geçtiği ve eski borçlunun borçtan kurtulduğu haldir. Borca katılmada ise borçlu borçtan kurtulmaz; bu nedenle iki kurum ayrılmalıdır.

### Borca katılma: hangi şartlar aranır?

- Mevcut bir borç ilişkisinin bulunması gerekir; borçlu ile alacaklı arasında kaynağı ve türü ne olursa olsun geçerli bir borç ilişkisi var olmalıdır.
- Borca katılma sözleşmesi, borçlu olmayan üçüncü kişi ile alacaklı arasında yapılmalıdır; alacaklının mevcut borçlu ile yapacağı yeni anlaşma bu kurumun kapsamında değildir.
- Katılan, mevcut borca borçlunun yanında yer alma iradesini alacaklı ile yapacağı sözleşmede açıklamalıdır. Kanun borçlunun bu sözleşmeye katılmasını veya onayını şart koşmamıştır.
- Borca katılanın sorumluluğu borçlunun sorumluluğuna eklenmelidir; katılan, borcu bağlı bir sorumlulukla değil asli borçlu olarak üstlenmelidir.
- Borçlunun borçtan kurtulması sonucu doğmamalıdır; borçlu sözleşme sonrasında da borçlu olmaya devam etmelidir.

### Borca katılma: hangi sonuçları doğurur?

- Geçerli bir borca katılma sözleşmesi kurulduğunda borca katılan ile borçlu, alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olur.
- Alacaklı borcun tamamını borca katılandan veya borçludan dilediğine karşı isteyebilir.
- Borçlu borçtan kurtulmaz; alacaklının borçluya karşı hakları ve borçlunun borcu devam eder.
- Borca katılan, asıl borçlu gibi sorumlu olur; bağlı bir sorumluluk doğmaz.
- Borca katılma sözleşmesi borçlunun katılımı veya onayı olmaksızın kurulabilir. Borçlunun haberi bulunmaması da sözleşmenin geçerliliğini etkilemez.

### Borca katılma ile borcun dış üstlenilmesi arasındaki fark nedir?

- Borca katılmada üçüncü kişi mevcut borca eklenir ve borçlu borçtan kurtulmaz.
- Borcun dış üstlenilmesinde yeni borçlu eski borçlunun yerine geçer ve eski borçlu borçtan kurtulur.

Sonuç: Borca katılmada alacaklı karşısında iki müteselsil borçlu bulunur; dış üstlenilmede tek borçlu vardır. Hangi kurumun kurulduğu, borçlunun borçtan kurtulup kurtulmadığına göre belirlenir.

### Borca katılma ile sözleşmeye katılma (m.206) arasındaki fark nedir?

- Borca katılmada katılan, mevcut bir borç ilişkisinde borçlu tarafın yanında yer alır.
- Sözleşmeye katılmada katılan, mevcut bir sözleşmenin taraflarından birinin yanında yer alır ve onun hak ve borçlarına sahip olur.

Sonuç: Borca katılmada yalnızca borçlar yüklenir; sözleşmeye katılmada tarafın hem hakları hem borçları katılana geçer.

### Borca katılma: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Borca katılmayı borcun üstlenilmesi ile karıştırmak; borca katılmada borçlunun borçtan kurtulduğunu varsaymak yanlıştır.
- Borca katılan kişiyi kefil gibi değerlendirip, asli borçlu olarak sorumlu olduğunu gözden kaçırmak hatadır.
- Borca katılma sözleşmesinin borçlunun rızasını gerektirdiğini varsaymak; kanun borçlunun katılımını veya onayını şart koşmamıştır.
- Maddenin şekil şartı getirdiğini düşünmek; madde şekli düzenlememiştir, şekil ve eş rızası kefalet hükümlerine kıyasla tartışılmaktadır.
- Alacaklının müteselsil sorumluluk nedeniyle borçludan ve katılandan aynı anda değil, sırayla istemek zorunda olduğunu varsaymak yanlıştır.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Borca katılma sözleşmesinde katılanın borcun tamamından müteselsilen sorumlu olduğu ve alacaklının borcu katılan kişiden doğrudan isteyebileceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/288 E., 2023/8 K., 01.02.2023)
- Borca katılanın ve borçlunun alacaklıya karşı müteselsil sorumluluğu, borçlunun borçtan kurtulmadığı ilkesiyle birlikte değerlendirilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/1412 E., 2025/1889 K., 30.12.2025)

### Nasıl ispat edilir?

- Borca katılma sözleşmesinin varlığını ileri süren alacaklı, katılanın alacaklı ile anlaştığını yazılı belge veya diğer delillerle ispatlamalıdır; katılanın sorumluluğu bu belgeye dayanır.
- Mevcut borç ilişkisinin varlığı, alacaklı tarafından borçlunun borcuna dair belge veya diğer delillerle ispatlanmalıdır.
- Katılan, sözleşmenin şekil eksikliği veya eş rızasının bulunmaması gibi geçersizlik sebeplerini ileri sürüyorsa bu iddiayı kendisi ispatlamalıdır.
- Katılanın sözleşmeyi ödeme veya başka bir sebeple sona erdirdiğini savunması hâlinde, bu savunmayı ispat yükü katılandadır.
- Borcun tamamından müteselsil sorumluluk nedeniyle alacaklı, borçlu veya katılandan hangisine başvurduğu önemsizdir; ancak ödemelerin hesabı için ödeme belgeleri esas alınır.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6098 sayılı Kanun m.203](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-203): İşletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesinde borç devrini düzenler; borca katılmadan ayrı bir kurumdur.
- [6098 sayılı Kanun m.205](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-205): Sözleşmenin devrini düzenler; borca katılma sözleşmesinin devri ile karıştırılmamalıdır.
- [6098 sayılı Kanun m.206](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-206): Sözleşmeye katılmayı düzenler; borca katılma ise yalnızca mevcut borca yapılan ilavedir.

## [TBK m.202 — Malvarlığının veya işletmenin devralınması](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-202)

Madde, bir malvarlığının veya bir işletmenin aktif ve pasifleriyle birlikte devralınması hâlinde devralanın, devredilen malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan alacaklılara karşı ne zaman sorumlu olacağını düzenler. Düzenlediği konular; devralanın sorumluluğunun başlangıcını belirleyen bildirme veya ilanla duyurma şartı, devredenin iki yıl süreyle müteselsil sorumluluğu, bu iki yıllık sürenin başlangıcı ve borçların bu yoldan üstlenilmesinin sonuçlarının dış üstlenme sözleşmesiyle özdeş olmasıdır. Kişisel olarak devralana ya da devredene uygulanır; madde bir malvarlığı veya işletmenin devri sözleşmesinin kendisini, tek tek borçların devrini ve bireysel borç üstlenmesini düzenlemez. Tek bir borcun üstlenilmesi (m.195 vd.), işletmelerin birleşmesi veya kollektif/komandit şirkete dönüşmesi (m.203) ve devrin tacir-tüketici ilişkisindeki sonuçları ayrı hükümlere veya başka mevzuata bırakılmıştır; ticari işletme devrinin TTK'daki şekil ve tescil kuralları da bu maddenin kapsamında değildir.

### Malvarlığının veya işletmenin devralınması: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Malvarlığı veya işletme devri**: Aktif ve pasifin birlikte bir kişiden diğerine geçmesini konu alan, devreden ile devralan arasındaki sözleşmeye dayanan devir. Yalnızca tek tek aktif veya pasiflerin devri bu kavramın içinde değildir.
- **Bildirme**: Devralanın devri alacaklılara doğrudan iletmesi. Bir şekle tabi değildir; telefon, mektup veya sirkülerle yapılabilir.
- **İlanla duyuru**: Ticari işletmelerde Ticaret Sicili Gazetesinde, diğer hâllerde Türkiye genelinde dağıtılan gazetelerden birinde yayımlanan ilan. Tirajı düşük veya yerel yayın bu amaca uygun değildir.
- **Önceki borçlu (devreden)**: Malvarlığını veya işletmeyi devreden kişi. Devir sonrası iki yıl boyunca devralanla birlikte müteselsil sorumludur.
- **Dış üstlenme sözleşmesi**: Yeni borçlu ile alacaklı arasında kurulan ve borcun geçişini sağlayan üstlenme türü. Madde, devir hâlinde borçların geçişinin sonuçlarını bu sözleşmenin sonuçlarıyla özdeş sayar.
- **Muacceliyet**: Borcun ifa zamanının gelmesi. İki yıllık süre, muaccel borçlarda bildirme veya duyuru tarihinden, sonradan muaccel olan borçlarda muacceliyet tarihinden başlar.

### Malvarlığının veya işletmenin devralınması: hangi şartlar aranır?

- Bir malvarlığının veya işletmenin, aktif ve pasifleriyle birlikte devralana geçmiş olması gerekir.
- Devralan, devri alacaklılara bildirmiş veya ticari işletme için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğer hâllerde Türkiye genelinde dağıtılan gazetelerden birinde ilan yoluyla duyurmuş olmalıdır.
- Sorumluluğun doğması için bildirme veya ilanın yapıldığı tarih esas alınır; devralan bu tarihten itibaren malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan alacaklılara karşı sorumlu olur.
- Devredenin müteselsil sorumluluğu için devrin tarafları arasında geçerli bir devir sözleşmesi bulunmalıdır; sözleşmenin geçersizliği devralanın alacaklıya karşı sorumluluğu bakımından ileri sürülebilir savunma olabilir.
- Devredenin iki yıllık müteselsil sorumluluğu için, devralanın bildirme veya ilanla duyurma yükümlülüğünü yerine getirmiş olması gerekir; bu yükümlülük yerine getirilmemişse iki yıllık süre işlemeye başlamaz.

### Malvarlığının veya işletmenin devralınması: hangi sonuçları doğurur?

- Devralan, bildirme veya ilanla duyurduğu tarihten itibaren malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan alacaklılara karşı sorumlu olur.
- Devreden, iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır.
- Devralanın bildirme veya ilan yükümlülüğünü yerine getirmediği sürece iki yıllık süre işlemeye başlamaz; bu durumda devredenin müteselsil sorumluluğu sona ermez.
- Borçların bu yoldan üstlenilmesinin sonuçları dış üstlenme sözleşmesinden doğan sonuçlarla aynıdır; alacaklının rızası aranmaz, ancak alacaklı bu sonuçlar bakımından dış üstlenmenin hükümlerinden yararlanır.
- Devralan, devredenin ile kendisi arasındaki devir sözleşmesinin geçersizliğini alacaklıya karşı ileri sürebilir; bu savunma dış üstlenmedeki genel kuraldan farklıdır.
- Devir sözleşmesinde belirli borçların sorumluluğunun devralana yüklenmeyeceği kararlaştırılsa bile bu kayıt alacaklıya karşı geçerli değildir.

### Muaccel borç ile sonradan muaccel olacak borç arasındaki fark nedir?

- Şu anda ödenmesi gereken borçlarda iki yıllık sürenin başlangıcı, devralanın bildirme veya duyuru tarihidir.
- Henüz muaccel olmayan borçlarda süre, borcun muacceliyet tarihinden başlar.

Sonuç: Aynı devirde iki farklı borç için devredenin müteselsil sorumluluk süreleri farklı anlarda başlar ve biter.

### Ticari işletme ile diğer malvarlığı devri arasındaki fark nedir?

- Ticari işletmelerde ilan Ticaret Sicili Gazetesinde yapılır.
- Diğer hâllerde ilan Türkiye genelinde dağıtılan gazetelerden birinde yapılır.

Sonuç: Ticari işletme devrinde ilanın yeri, genel dağıtımlı gazete değil sicil gazetesidir.

### Bildirme ile ilanla duyuru arasındaki fark nedir?

- Bildirme alacaklılara doğrudan yapılır ve herhangi bir şekle tabi değildir.
- İlanla duyuru, belirlenen gazetede yayımlanmasını gerektirir.

Sonuç: Her iki yol da sorumluluğun başlangıcını doğurur; hangi yolla yapıldığı tarih bakımından önemlidir.

### Devralanın sorumluluğu ile devredenin sorumluluğu arasındaki fark nedir?

- Devralan, bildirme veya duyuru tarihinden itibaren borçlardan sorumlu olur ve bu sorumluluk kanun hükmünden doğar.
- Devreden, iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak kalır.

Sonuç: Alacaklı, devralan ile devredene birlikte başvurabilir; devredenin sorumluluğu iki yıl sonunda kendiliğinden sona erer.

### Kanun hükmü ile sözleşmeyle sorumluluk sınırı arasındaki fark nedir?

- Devralanın sorumluluğu kanundan doğduğu için tarafların iradesiyle daraltılamaz.
- Devir sözleşmesinde bazı borçlardan sorumlu olunmayacağı kararlaştırılabilir.

Sonuç: Bu kayıt yalnızca devreden ile devralan arasında geçerlidir, alacaklıya karşı ileri sürülemez.

### Malvarlığının veya işletmenin devralınması: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Madde metnindeki iki yıllık sürenin devir tarihinden değil, bildirme veya duyuru tarihinden (muaccel borçlarda) ya da muacceliyet tarihinden (sonradan muaccel borçlarda) başladığını gözden kaçırmak.
- Sorumluluğun başlangıcını devir sözleşmesinin imzalandığı tarih olarak kabul etmek; sorumluluk bildirme veya ilan tarihinden itibaren doğar.
- Ticari işletme devrinde ilanı genel dağıtımlı gazetede yapılmış saymak; ticari işletmelerde ilanın Ticaret Sicili Gazetesinde yapılması gerekir.
- Devralanın bildirme veya ilan yükümlülüğünü yerine getirmediği hâlde iki yıllık sürenin işlemeye başladığını varsaymak; bu durumda süre işlemez.
- Devir sözleşmesinde kararlaştırılan sorumluluk sınırlandırmasının alacaklıya karşı geçerli olduğunu düşünmek; bu kayıt yalnızca iç ilişkide geçerlidir.
- m.202 ile m.195 vd. arasında ayrım yapmamak; malvarlığı veya işletme devri olmayan, yalnızca belirli borçların nakli hâlinde m.202 uygulanmaz.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Ticari işletme devrinde sorumluluğun kaynağının m.202 olduğu ve devralanın bu hükme dayanarak borçlardan sorumlu tutulduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2021/647 E., 2024/870 K., 22.10.2024)
- Devralanın sorumluluğunun, bildirme veya ilan tarihinden başladığı ve tarafların iç ilişkideki sınırlamalarının alacaklıya karşı ileri sürülemeyeceği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2021/647 E., 2024/870 K., 22.10.2024)
- Devredenin iki yıllık müteselsil sorumluluğu bakımından, devralanın bildirme veya ilan yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin tespiti önem taşımaktadır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2024/1209 E., 2026/861 K., 08.05.2026)
- Devir sözleşmesinin ticari işletmenin devrine ilişkin olup olmadığı, aktif ve pasifin birlikte geçip geçmediği incelenerek belirlenmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1392 E., 2024/1507 K., 10.07.2024)
- Ticari işletme devrinde, işletmenin devamı ve hiç ara verilmeden faaliyetin sürdürülmesi, devir olgusunun varlığının tespitinde dikkate alınmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2021/647 E., 2024/870 K., 22.10.2024)

### Nasıl ispat edilir?

- Devralanın bildirme veya ilanla duyuru yaptığını ileri süren taraf, bu yükümlülüğü yerine getirdiğini ispatlar; ilan için Ticaret Sicili Gazetesi veya ilgili gazete nüshası, bildirme için mektup, sirküler veya telefon kaydı gibi belgeler kullanılabilir.
- İki yıllık sürenin başlamadığını ileri süren alacaklı, bildirme veya ilanın yapılmadığını ispatlamakla yükümlüdür; yerine getirme yükümlülüğü devralana aittir.
- Devrin varlığı, aktif ve pasifin birlikte devredildiği ve işletmenin devam ettirildiği, işletme kayıtları, devir sözleşmesi ve fiilî devamlılık gibi delillerle ispatlanır.
- Devralanın devir sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürmesi hâlinde, bu geçersizlik savunmasını ispatlama yükü kendisindedir.
- Devralanın, devredenin müteselsil sorumluluğunun sona erdiğini ileri sürmesi hâlinde, iki yıllık sürenin dolduğunu ve bildirme veya ilanın gerçekleştiğini ispatlaması gerekir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6098 sayılı Kanun m.195](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-195): Tek bir borcun üstlenilmesine ilişkin genel hükümlerdir. Malvarlığı veya işletme devri olmayan, yalnızca belirli bir borcun nakli bakımından uygulanır.
- [6098 sayılı Kanun m.203](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-203): İşletmelerin birleşmesi veya kollektif ya da komandit şirkete dönüşmesi hâlinde borçların yeni işletmeye geçişini düzenler; m.202'nin devir dışındaki bir uygulama alanıdır.
- [6098 sayılı Kanun m.196](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-196): Borçların geçişinin genel çerçevesini ve devreden ile devralan arasındaki ilişkiyi düzenleyen hükümdür; m.202'nin dayandığı genel kuralların kaynağıdır.

## [TBK m.203 — İşletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-203)

Madde, iki işletmenin aktif ve pasiflerini karşılıklı devralarak birleşmesi ya da bir işletmenin diğerine katılması yoluyla birleşmesi halinde, birleşen işletmelerin alacaklılarının yeni işletmeden alacaklarını isteyebilmesini düzenler. Ayrıca tek kişiye ait bir işletmenin kollektif veya komandit ortaklık haline dönüştürülmesi halinde borçların akıbetini hükme bağlar. Madde, işletmenin birleşmesi ve şekil değiştirmesi sonrasında borçların yeni işletmeye geçmesi bakımından uygulanır. Maddenin kendisi birleşmenin usulünü, şirket kuruluşunu ve ticaret şirketlerinin yapısal değişikliklerini düzenlemez; bu konular Türk Ticaret Kanunu'nun birleşme, bölünme ve tür değiştirme hükümlerindedir (6102 sayılı TTK m.136-158). Borç devrinin genel koşulları ve devreden borçlunun sorumluluğu, malvarlığı devrine ilişkin genel hükümler ile borcun üstlenilmesi düzenlemesinde yer alır (6098 sayılı TBK m.195 ve m.202). Münferit bir borcun devri ya da üstlenilmesi de bu maddenin kapsamına girmez; o hallerde TBK m.195 ve devamı uygulanır.

### İşletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

- **İşletmenin birleşmesi**: İki ayrı işletmenin aktif ve pasifleriyle birlikte tek bir yeni işletme çatısı altında bir araya gelmesidir. Bir işletmenin diğer bir işletmeye aktif ve pasifleriyle birlikte katılması da birleşme sayılır. Bir işletmenin ortaklar arasındaki bölünmesi bu kavramın kapsamında değildir.
- **Karşılıklı devralma yoluyla birleşme**: Her iki işletmenin aktif ve pasiflerinin karşılıklı olarak diğerine devredilmesiyle gerçekleşen birleşme türüdür. Bu yolda yeni işletme her iki işletmenin malvarlığını birlikte devralır.
- **Katılma yoluyla birleşme**: Bir işletmenin aktif ve pasiflerinin diğer bir işletmeye katılması suretiyle gerçekleşen birleşmedir. Kanun metninde birleşme türleri arasında ayrıca sayılmıştır.
- **Şekil değiştirme**: Tek kişiye ait bir işletmenin kollektif veya komandit ortaklık hâline dönüştürülmesidir. Bu hâlde işletmenin borçları yeni ortaklığa geçer ve madde hükmü uygulanır.
- **Yeni işletme**: Birleşme ya da şekil değiştirme sonucunda ortaya çıkan ve birleşen işletmelerin aktif ve pasiflerini devralan işletmedir. Alacaklılar bütün alacaklarını bu işletmeden isteyebilir.

### İşletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi: hangi şartlar aranır?

- Birleşmeden söz edilebilmesi için birbirinden ayrı en az iki işletmenin bulunması gerekir.
- Birleşme, işletmelerin aktif ve pasifleriyle birlikte bir araya gelmesine dayanmalıdır; yalnızca belirli bir borcun devri bu hükmün kapsamında değildir.
- Birleşme ya da katılma yoluyla birleşme, işletmelerin aktif ve pasiflerinin karşılıklı devrini ya da katılmasını içermelidir.
- Şekil değiştirme halinde işletme tek bir kişiye ait olmalı ve kollektif ya da komandit ortaklığa dönüştürülmelidir.
- Alacaklının yeni işletmeden alacağını isteyebilmesi için birleşen işletmenin borcunun yeni işletmeye geçmiş olması gerekir.

### İşletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi: hangi sonuçları doğurur?

- Birleşen işletmelerin alacaklıları, malvarlığının devralınmasından doğan haklara sahip olur.
- Alacaklılar bütün alacaklarını yeni işletmeden isteyebilir.
- Tek kişiye ait işletmenin kollektif veya komandit ortaklığa dönüştürülmesi halinde, işletmenin borçları hakkında da aynı hüküm uygulanır.
- Birleşen işletmelerin borçları yeni işletmeye geçer ve eski işletmenin borçlusu olarak sorumluluk devam etmez.
- Birleşen veya şekil değiştiren işletmeler, alacaklıya karşı borçlardan dolayı iki yıl süreyle müteselsil olarak sorumlu olurlar.
- Maddede yer alan karşılıklı devralma ve katılma halleri dışında kalan münferit borç devirlerinde bu madde değil, TBK m.195 ve devamı uygulanır.

### Birleşme ile münferit borç devri arasındaki fark nedir?

- İşletmenin birleşmesinde aktif ve pasifler birlikte, yeni bir işletme çatısı altında devredilir.
- Münferit borç devrinde yalnızca belirli bir borç, tek bir sözleşmeyle üstlenilir.

Sonuç: Birleşmede bu madde uygulanır ve tüm borçlar yeni işletmeye geçer; münferit borç devrinde TBK m.195 ve devamı uygulanır.

### Karşılıklı devralma ile katılma yoluyla birleşme arasındaki fark nedir?

- Karşılıklı devralmada her iki işletmenin aktif ve pasifleri karşılıklı olarak devredilir.
- Katılmada bir işletme diğerine aktif ve pasifleriyle katılır.

Sonuç: Her iki durumda da alacaklılar bu madde uyarınca yeni işletmeden alacaklarını isteyebilir.

### İşletme birleşmesi ile ticaret şirketi birleşmesi arasındaki fark nedir?

- Bu madde işletmelerin birleşmesini ve şekil değiştirmesini düzenler.
- Ticaret şirketlerinin birleşmesi TTK m.136-158 kapsamında ayrıca düzenlenmiştir.

Sonuç: Şirket birleşmesinde TTK hükümleri esas alınır; bu madde yalnızca borçların akıbetini belirler.

### Birleşen işletme borçları ile yeni işletme borçları arasındaki fark nedir?

- Birleşen işletmelerin borçları yeni işletmeye geçer.
- Birleşen işletmelerin sahipleri iki yıl süreyle borçtan müteselsilen sorumludur.

Sonuç: Eski işletmenin iki yıllık müteselsil sorumluluğu sona ermedikçe teminatlar da bu süre boyunca devam eder.

### İşletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Bir işletmenin diğerine belirli bir borcunu devralmasını birleşme sanmak; bu durumda TBK m.203 değil m.195 uygulanır.
- Birleşme ile şirket birleşmesini karıştırmak; ticaret şirketlerinin usulü TTK m.136-158 hükümlerine göre değerlendirilmelidir.
- İki yıllık müteselsil sorumluluğu birleşen işletmelerin tüm borçlarında sınırsız süreyle uygulamak; sorumluluk iki yıl ile sınırlıdır.
- Yeni işletmenin borcun kaynağı işlemi değil, birleşme olgusu olduğunu gözden kaçırmak; alacaklı birleşmeyi ispatlamadan yeni işletmeye karşı talepte bulunamaz.
- Tek kişiye ait işletmenin şekil değiştirmesinde kollektif veya komandit ortaklık hâlinin oluşmasını beklememek; dönüşüm gerçekleşince hüküm uygulanır.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- İşletme devri ve birleşmesinden doğan davaların ticari dava sayıldığı kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2026/15 E., 2026/518 K., 01.04.2026; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2022/2506 E., 2024/202 K., 05.02.2024; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2023/853 E., 2023/618 K., 12.07.2023; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/1754 E., 2022/1885 K., 29.09.2022)
- Münferit borç devrinde borcun nakli sözleşmesinin TBK m.195 vd. kapsamında değerlendirildiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/359 E., 2023/736 K., 06.07.2023)

### Nasıl ispat edilir?

- Alacaklının yeni işletmeden alacağını isteyebilmesi için iki işletmenin birleşmiş olduğunu ve borcun birleşen işletmeye ait olduğunu ispat etmesi gerekir; birleşme, ticaret sicili ve birleşme sözleşmesi ile ortaya konabilir.
- Birleşmenin sicile tescil edilmiş olması ve birleşme kararının yazılı belgelerle kanıtlanması, birleşme iddiasının ispatında esas delildir.
- Birleşen işletmelerin iki yıllık müteselsil sorumluluğundan kurtulmak isteyen taraf, sürenin dolduğunu ya da borcun ödendiğini ispat etmelidir.
- Ticari dava niteliği nedeniyle delil serbestisi ilkesi ile birlikte yazılı delil ve tanık ile ispat mümkündür.
- Teminatların devamı iddiası bakımından teminat sözleşmesinin ve iki yıllık sürenin ispatı gereklidir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6098 sayılı Kanun m.202](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-202): Malvarlığının veya işletmenin devralınmasında pasiflerin geçmesini düzenler; bu madde m.202'ye yollama yaparak onun hükümlerini birleşmeye uygular.
- [6098 sayılı Kanun m.195](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-195): Münferit borcun üstlenilmesine ilişkin genel hükümdür; işletme birleşmesi olmayan, yalnızca belirli bir borcun devrinde uygulanır.
- [6098 sayılı Kanun m.204](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-204): Mirasın paylaşılması ve rehinli taşınmazların devrinde borcun üstlenilmesine ilişkin özel hükümler bakımından bu maddenin uygulanmasını sınırlar.
- 6102 sayılı Kanun m.136-158: Ticaret şirketlerinin birleşmesi, bölünmesi ve tür değiştirmesinin usulünü düzenler; bu madde yalnızca borçların akıbetini belirler.
- 6102 sayılı Kanun m.194: Adi şirket tarafından işletilen ticari işletmenin ticaret şirketiyle birleşmesi veya dönüşmesinde TTK hükümlerinin uygulanabilmesini sağlar.

## [TBK m.204 — Özel hükümlerin saklılığı](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-204)

TBK m.204, borcun nakli (üstlenme) müessesesine ilişkin 195-204. maddeler arasındaki genel düzenlemenin, kanunda ayrıca özel hüküm bulunan iki durum bakımından saklı kalacağını belirtir: mirasın paylaşılmasında borcun üstlenilmesi ve rehinli taşınmazların devrinde borcun üstlenilmesi. Hükmün asıl işlevi, bu iki özel halde uygulanacak özel kuralların genel üstlenme hükümlerine öncelik tanımasını sağlamaktır. Madde, borcun üstlenilmesine ilişkin genel koşulları, şekli veya sonuçlarını kendisi düzenlemez; bu konular 195-203. maddelerde yer alır. Maddenin kendisi, bu iki özel halin içeriğini de tek tek belirlemez. Mirasın paylaşılmasındaki borç üstlenmesinin ayrıntılı hükümleri ile rehinli taşınmaz devrindeki düzenleme ilgili özel kanun hükümlerinde aranmalıdır. Genel üstlenme hükümlerinin kendi içindeki sınırları ve borcun nakli sözleşmesi ile havale gibi komşu kurumların ayrımı da bu maddenin kapsamı dışındadır.

### Özel hükümlerin saklılığı: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Borcun üstlenilmesi**: Üstlenenin, mevcut bir borcu borçlunun yerine ya da onunla birlikte devralmayı alacaklıya karşı üstlendiği hukuki işlemdir. Bu madde, genel üstlenme rejiminin bu iki özel hal bakımından değişmeyeceğini değil, özel hükümlerin saklı olduğunu söyler.
- **Saklı tutma (saklılık)**: Bir genel kuralın, kanunda ayrıca düzenlenmiş özel bir hükmün uygulanmasına engel olmadan yalnızca tamamlayıcı nitelikte kalmasıdır. Burada özel hükmün öncelikli uygulanması anlamına gelir.
- **Mirasın paylaşılması**: Miras ortaklığının sona erdirilmesi için mirasçılar arasında yapılan paylaşmadır. Miras borçlarının üstlenilmesi bu bağlamda özel hükümlere tabi olabilir; maddenin genel rejimden ayrıldığı hallerden biridir.
- **Rehinli taşınmaz**: Üzerinde ipotek bulunan taşınmazdır. Bu tür bir taşınmazın devrinde borcun üstlenilmesi, teminat ilişkisi nedeniyle genel üstlenme hükümlerinden ayrılan özel düzenlemeye tabidir.

### Özel hükümlerin saklılığı: hangi şartlar aranır?

- Üstlenme işleminin, borcun nakli hükümlerinin genel kapsamında değil, mirasın paylaşılması veya rehinli taşınmazın devri kapsamında yapılmış olması gerekir; bu halde 195-203. maddelerdeki genel rejim yerine özel hükümler uygulanır.
- Mirasın paylaşılmasında borcun üstlenilmesi halinde, ilgili özel hükümlerin koşullarının gerçekleşmiş olması gerekir.
- Rehinli taşınmazın devrinde borcun üstlenilmesi halinde, devrin ve üstlenmenin özel hükümlerde öngörülen koşullarının bulunması gerekir.

### Özel hükümlerin saklılığı: hangi sonuçları doğurur?

- Mirasın paylaşılması veya rehinli taşınmazın devri kapsamındaki borç üstlenmelerinde, 195-203. maddelerdeki genel üstlenme rejiminin uygulanması ilke olarak saklıdır ve özel hükümler öncelik taşır.
- Özel hükümlerin bulunmadığı ya da o hükümlerin kapsamadığı üstlenme durumlarında genel üstlenme hükümleri tamamlayıcı olarak uygulanabilir.
- Bu maddenin kendisi, özel hallerdeki üstlenmenin geçerlilik koşullarını, şeklini veya sonuçlarını belirlemez; bunlar ilgili özel hükümlerden çıkarılır.

### Genel üstlenme ile mirasın paylaşılmasında üstlenme arasındaki fark nedir?

- Genel üstlenme, 195-203. maddelerdeki ortak rejime tabidir ve borcun nakli bakımından genel koşullar aranır.
- Mirasın paylaşılmasında borcun üstlenilmesi, özel hükümlere tabidir ve bu hükümler saklıdır.

Sonuç: Miras paylaşımına ilişkin üstlenmede genel rejim tek başına uygulanmaz; özel hükmün koşulları ve sonuçları esas alınır.

### Genel üstlenme ile rehinli taşınmaz devrinde üstlenme arasındaki fark nedir?

- Genel üstlenme rejimi, rehinli bir taşınmaz devri olsa da özel hüküm bulunmayan hallerde uygulanır.
- Rehinli taşınmaz devrinde borcun üstlenilmesi, teminat ilişkisi nedeniyle özel düzenlemeye tabidir.

Sonuç: Rehinli taşınmaz devrinde üstlenme, genel hükümlere göre değil özel hükümlere göre değerlendirilir.

### Özel hükümlerin saklılığı: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Madde metnindeki saklılık hükmünü, özel hallerde genel üstlenme hükümlerinin tamamen devre dışı kaldığı biçiminde okumak; genel hükümler özel hükümlerin bulunmadığı noktada tamamlayıcı olarak uygulanmaya devam eder.
- Mirasın paylaşılması ile rehinli taşınmaz devrini tek bir özel rejim gibi ele almak; her iki halin özel hükümleri ayrı ayrı aranmalıdır.
- Borcun nakli sözleşmesi ile borcun üstlenilmesini birbirinden ayırmadan, davaya konu işlemi yanlış nitelendirmek.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Borcun nakli müessesesinin 6098 sayılı Kanun'un 195 ila 204. maddeleri arasında düzenlendiği ve bu düzenlemenin sözleşme tarihinde uygulanması gereken hüküm olduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2020/406 E., 2021/734 K., 24.06.2021; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2021/220 E., 2021/474 K., 18.05.2021; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2018/997 E., 2021/271 K., 11.02.2021)
- Davaya konu sözleşmenin borcun nakli sözleşmesi olarak nitelendirilmesinde, borçlu tarafın değişip değişmediğinin esas alındığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/359 E., 2023/736 K., 06.07.2023; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/698 E., 2022/825 K., 16.11.2022)
- Borcun nakli sözleşmelerinde, devralan şirketin devreden şirketin sahip olduğu itiraz ve def'ileri ileri sürebilmesinin genel rejim kapsamında değerlendirildiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2018/1799 E., 2020/517 K., 30.04.2020)

### Nasıl ispat edilir?

- Borcun üstlenilmesinin mirasın paylaşılması veya rehinli taşınmaz devri kapsamında olduğunu ileri süren taraf, bu özel durumun koşullarını ispatlamakla yükümlüdür.
- Üstlenmenin özel hükme değil genel rejime tabi olduğunu savunan taraf, bu savunmasını ilgili sözleşme ve tapu belgeleriyle ortaya koymalıdır.
- Sözleşmenin nitelendirilmesinde yazılı belgeler (sözleşme metni, paylaşma sözleşmesi, tapu kaydı) esas alınır; tanıkla bu belgelerin içeriğini değiştirmek kolay değildir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/359 E., 2023/736 K., 06.07.2023; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/698 E., 2022/825 K., 16.11.2022)

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6098 sayılı Kanun m.195](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-195): Borcun nakli ve üstlenilmesinin genel tanımını ve çerçevesini düzenler; m.204'ün saklı tuttuğu genel rejimin temelidir.
- [6098 sayılı Kanun m.196](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-196): Borcun üstlenilmesi halinde üstlenenin borçlu sıfatıyla sorumluluğunu düzenler; özel hallerde bu genel sonucun ne ölçüde geçerli olduğu özel hükümlerle birlikte değerlendirilir.
- [6098 sayılı Kanun m.203](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-203): Borcun üstlenilmesinde alacaklının onayı ve üstlenenin sorumluluğu gibi genel koşulları düzenler; m.204 bu hükmün özel hallerde saklı kalmasına yol açar.

## [TBK m.205 — Sözleşmenin devri](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-205)

Madde, bir borç ilişkisinde taraf olan kişinin bu sıfatını, devralanla ve sözleşmede kalan taraf arasındaki anlaşmayla bir üçüncü kişiye devretmesini düzenler. Devrin tanımını, izne veya onaya dayanan devir anlaşmasını, devrin şekline bağlılığını ve kanundan doğan halefiyet ile özel hükümlerin saklılığını kapsar. Borcun üstlenilmesi, alacağın devri ve sözleşmeye katılma maddede düzenlenmez (m.195, m.183 vd., m.206). Sözleşmenin devrinin sonucu olarak devredilen sözleşmeden doğan yenilik doğuran hakların akıbeti, devir sözleşmesinin ayrıntılı etkileri ve devrin ispatı bu maddenin kapsamında değildir. Miras yoluyla taraf değişikliği ve kanundan doğan diğer halefiyet halleri de maddenin asıl konusu olan iradi devirden ayrı tutulur.

### Sözleşmenin devri: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Sözleşmenin devri**: Devreden, sözleşmeden doğan taraf sıfatını bütün hak ve borçlarıyla birlikte devralana geçiren, devralan, devreden ve sözleşmede kalan taraf arasındaki üçlü anlaşmadır. Yalnızca bazı hak veya borçların devri bu kurumun konusu değildir; o hâlde alacağın devri ya da borcun üstlenilmesi hükümleri uygulanır.
- **Devreden**: Sözleşmeden doğan taraf sıfatını başkasına geçiren kişidir. Devir anlaşmasının tasarruf niteliği, onun malvarlığındaki aktifi doğrudan etkilediği için bu kişi açısından taşınır.
- **Devralan**: Sözleşmeden doğan taraf sıfatını ve bu sıfatla bağlı hak ve borçları devreden kişiden devralan kişidir. Devralanın kazandığı haklar kazandırıcı, üstlendiği borçlar borçlandırıcı işlem niteliğindedir.
- **Sözleşmede kalan taraf**: Devir sırasında sözleşmenin tarafı olarak kalmaya devam eden karşı taraftır. Devir anlaşmasında yer alması veya önceden izin ya da sonradan onay vermesi gerekir; bu yönüyle değiştirici yenilik doğuran bir işlem yapar.
- **Önceden verilen izin ve sonradan onay**: Sözleşmede kalan tarafın devredene devir yetkisi vermesi ya da devir anlaşmasını sonradan icazetle geçerli kılmasıdır. Sözleşmede kalan taraf bu anlaşmaya katılmadan devrin gerçekleşmesini sağlar.
- **Kanundan doğan halefiyet**: Taraf değişikliğinin bir anlaşmaya değil doğrudan kanun hükmüne dayandığı hâllerdir. Mirasın açılmasıyla mirasçıların ölenin sözleşmesinde taraf olması buna örnektir ve bu madde hükmüne tabi değildir.

### Sözleşmenin devri: hangi şartlar aranır?

- Devreden ile devralan arasında, devralanın sözleşmeden doğan taraf sıfatını ve bütün hak ve borçlarını devraldığını gösteren bir anlaşma bulunmalıdır.
- Devir anlaşmasına sözleşmede kalan taraf da katılmalı ya da bu tarafın devir anlaşmasına önceden verdiği izne ya da sonradan verdiği onaya dayanılmalıdır.
- Devir, devredilen sözleşmenin bütün hak ve borçlarını kapsamalıdır; yalnızca bir kısmın devri bu kurum kapsamında sayılamaz.
- Devredenin sözleşmeden doğan taraf sıfatı, devralana bu sıfatla birlikte geçmelidir.
- Devir anlaşması, devredilen sözleşmenin geçerlilik şekline uygun yapılmalıdır.
- Devrin kanundan doğan bir halefiyet hâli ya da başka bir özel hüküm kapsamında kalmaması gerekir; bu hâllerde madde değil ilgili özel hüküm uygulanır.

### Sözleşmenin devri: hangi sonuçları doğurur?

- Şartlar gerçekleştiğinde devralan, devredilen sözleşmeden doğan bütün hak ve borçlara sahip olur ve sözleşmenin tarafı hâline gelir.
- Devreden, devir anlaşmasıyla sözleşmeden doğan taraf sıfatını kaybeder ve devralan bakımından sözleşmeden doğan hak ve borçlardan sorumluluğu sona erer.
- Sözleşmede kalan taraf, devrin sonucunda sözleşmenin tarafı olarak kalır ve devralanla ilişki kurar.
- Sözleşmenin devrinin geçerliliği, devredilen sözleşmenin kanuni şekline bağlıdır; bu şekle uyulmadan yapılan devir geçersizdir.
- Sözleşmede kalan tarafın izni ya da onayı şekle bağlı değildir ve yazılı olmak zorunda değildir; ancak varlığının ispat edilebilmesi gerekir.
- Yalnızca bazı hak ve borçların devri, bu maddedeki sözleşmenin devri hükümlerine tabi değildir; alacağın devri ya da borcun üstlenilmesi hükümleri uygulanır.
- Kanundan doğan halefiyet hâllerinde ve diğer özel hükümlerde madde hükmü saklıdır; bu durumlarda taraf değişikliği doğrudan kanun hükmüyle gerçekleşir.

### Sözleşmenin devri ile alacağın devri arasındaki fark nedir?

- Sözleşmenin devrinde taraf sıfatı, borç ve alacaklarıyla birlikte bütünüyle geçer ve sözleşmede kalan tarafın katılımı ya da izni gerekir.
- Alacağın devrinde yalnızca alacak devredilir; alacaklının devri için borçlunun rızası aranmaz.

Sonuç: Bütün hak ve borçların devri, sözleşmede kalan tarafın katılımını gerektirir. Yalnızca alacağın devri için bu katılım gerekmez, devrin şekli de farklıdır.

### Sözleşmenin devri ile borcun üstlenilmesi arasındaki fark nedir?

- Sözleşmenin devrinde devreden taraf sıfatıyla birlikte hak ve borçlarını devreder, sözleşmede kalan taraf da devre dahildir.
- Borcun üstlenilmesinde üstlenen kişi yalnızca borcu devralır, alacaklının rızası ya da borcun üstlenilmesine ilişkin anlaşma yeterlidir.

Sonuç: Sözleşmenin devrinde devredenin alacaklılık ve borçluluk sıfatı birlikte değişir. Borcun üstlenilmesinde yalnızca borç yer değiştirir.

### İzne dayanan devir ile onaylanan devir arasındaki fark nedir?

- İzne dayanan devirde sözleşmede kalan taraf devir yetkisini önceden verir.
- Onaylanan devirde devir önce devreden ve devralan arasında yapılır, sözleşmede kalan taraf sonradan icazet verir.

Sonuç: Her iki hâlde de devir madde hükmüne tabidir. Onayın yokluğunda devir sonuç doğurmaz.

### Madde hükmü ile kanundan doğan halefiyet arasındaki fark nedir?

- Madde, taraf değişikliğini tarafların iradi anlaşmasına dayandırır.
- Kanundan doğan halefiyet, mirasçılığa ya da rehin verenin borcu ifa etmesine bağlı olarak doğrudan kanun hükmüyle taraf değişikliğini doğurur.

Sonuç: Kanundan doğan halefiyet hâllerinde bu maddedeki şekil ve onay koşulları aranmaz; ilgili özel hüküm uygulanır.

### Sözleşmenin devri: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Sözleşmenin devrini alacağın devri gibi değerlendirmek; bu durumda sözleşmede kalan tarafın izni ya da onayı aranmaz ve devir eksik kurulmuş olur.
- Sözleşmenin yalnızca bazı hak ve borçlarının devrini bu madde kapsamında saymak; devir bütün hak ve borçları kapsamalıdır.
- Sözleşmede kalan tarafın izninin şekle tabi olduğunu kabul etmek; maddenin ikinci fıkrası izin ve onay için şekil aramaz, izin ispat edilebilir olmalıdır.
- Devredilen sözleşmenin geçerlilik şeklini göz ardı etmek; devir, devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır.
- Kanundan doğan halefiyet hâllerini bu maddenin hükmüne tabi saymak; mirasçılar ve rehin verenin halefiyeti ilgili özel hükümle düzenlenir.
- Borcun üstlenilmesi ya da sözleşmeye katılma ile sözleşmenin devrini karıştırmak; sözleşmede kalan tarafın konumu ve devrin kapsamı farklıdır.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Devir anlaşmasının geçerliliği için sözleşmede kalan tarafın izni ya da onayının bulunması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2021/815 E., 2024/1170 K., 25.09.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2022/43 E., 2023/17 K., 01.02.2023)
- Kanunda sözleşmenin devrinin açıkça düzenlendiği ve devir hükümlerinin borcun üstlenilmesi ya da alacağın devrinden ayrı uygulandığı benimsenmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/43 E., 2023/17 K., 01.02.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2022/27 E., 2023/16 K., 01.02.2023)
- Bir borç ilişkisinde taraf değişikliğinin, sözleşmede kalan tarafın katılımı olmadan yalnızca borcun ya da alacağın devriyle sağlanamayacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/359 E., 2023/736 K., 06.07.2023)
- İdari sözleşmelerin devrinde 6098 sayılı Kanunun sözleşmenin devrine ilişkin hükmünün, özel düzenleme bulunmayan hâllerde başvurulacak genel hüküm olarak değerlendirildiği görülmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2021/125 E., 2021/398 K., 22.04.2021)

### Nasıl ispat edilir?

- Sözleşmenin devrini ileri süren taraf, devir anlaşmasının varlığını ve sözleşmede kalan tarafın katılımını ya da izin veya onayını ispatlamakla yükümlüdür.
- Devir anlaşması yazılı belge ile ispat edilebilir; yazılı belge bulunmadığında tanık ve diğer delillerle de ispat mümkündür, ancak şekil zorunluluğu olan sözleşmelerde şekil eksikliği devri geçersiz kılar.
- Sözleşmede kalan tarafın önceden verdiği izin veya sonradan verdiği onay hukuki sonuca yönelik bir irade açıklaması olduğundan, uyuşmazlıkta varlığının senetle veya başka bir delille gösterilmesi gerekir.
- Devralanın, devir ile sözleşmeden doğan hak ve borçların tamamının devrolduğunu iddia etmesi hâlinde bunu ispat yükü altındadır; kısmi devir savunmasını ileri süren karşı taraf bunu ispatlar.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6098 sayılı Kanun m.195](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-195): Borcun üstlenilmesini düzenler; sözleşmenin devrinden ayrılır, yalnızca borcun geçişini kapsar ve bu maddenin uygulanmadığı hâllerde ayrı kurum olarak işler.
- [6098 sayılı Kanun m.183](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-183): Alacağın devrine ilişkin genel hükümlerdir; sözleşmenin devrinde bu hükümlerin hangi ölçüde uygulanmayacağının ayırt edilmesinde esas alınır.
- [6098 sayılı Kanun m.206](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-206): Sözleşmeye katılmayı düzenler; sözleşmenin devrinden farklı olarak üçüncü kişinin mevcut sözleşmeye taraflardan birinin yanında yer alarak katılmasını konu alır.
- [6098 sayılı Kanun m.127](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-127): Başkasının borcu için rehin veren kişinin borcu ifa ederek alacaklının haklarına halef olması hâlinde kanundan doğan halefiyet hâlini oluşturur ve madde hükmü saklıdır.
- [6098 sayılı Kanun m.201](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-201): Borca katılma, sözleşmenin devrinden ayrı bir kurumdur; bu maddeden farklı olarak sözleşmede kalan taraf değişmez.

## [TBK m.206 — Sözleşmeye katılma](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-206)

Bu madde, mevcut bir sözleşmeye taraflardan birinin yanında yer alarak katılmayı (sözleşmeye katılma) tanımlar, katılanın yanında yer aldığı tarafla birlikte müteselsil hak ve borç sahibi olmasının varsayılan sonucunu düzenler ve katılmanın şekline ilişkin kuralı koyar. Uygulama, sözleşmenin tarafları ile katılan arasında kurulan üçlü anlaşmaya ve katılma konusu sözleşmenin şekline tabi olan sözleşmelere ilişkindir. Madde, katılanın hangi taraf yanında yer aldığına bağlı olarak hak ve borç durumunu belirler. Sözleşmenin devrini (m.205), alacağın devrini ve borcun üstlenilmesini (m.201-204) düzenlemez; borca katılmanın alacaklı ile borçlu arasındaki özel kurallarını (m.201) ve sözleşmeye katılmanın yenilik doğuran haklar bakımından sonuçlarını açıkça düzenlemez.

### Sözleşmeye katılma: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Sözleşmeye katılma**: Mevcut bir sözleşmeye taraflardan birinin yanında yer almak üzere, katılan ile sözleşmenin tarafları arasında yapılan ve katılanın yanında yer aldığı tarafla birlikte onun hak ve borçlarına sahip olmasını sağlayan anlaşmadır. Katılan, sözleşmenin tarafı olmadan önce bu anlaşma ile tarafların yanına girer.
- **Katılan**: Mevcut sözleşmeye sonradan girerek yanında yer aldığı tarafla birlikte hak ve borç sahibi olan üçüncü kişidir. Katılan, yanında yer aldığı tarafın hak ve borçlarına sahip olur; hem alacaklı hem borçlu olabilir.
- **Müteselsil alacaklılık ve borçluluk**: Katılan ile yanında yer aldığı taraf, sözleşmenin karşı tarafına karşı birlikte alacaklı ya da birlikte borçlu olur. Bu sorumluluk anlaşmayla aksi kararlaştırılmadığı sürece vardır.
- **Katılma konusu sözleşmenin şekli**: Mevcut sözleşmenin geçerlilik şekli, katılma anlaşmasının da aynı şekle bağlı olmasını belirler. Katılma sözleşmesinin şekil kuralı, katılma konusu sözleşmenin şekil kuralına bağlanmıştır.

### Sözleşmeye katılma: hangi şartlar aranır?

- Mevcut bir sözleşmenin bulunması gerekir; katılma, var olan bir sözleşmeye yapılabilir.
- Katılanın, sözleşmenin taraflarından birinin yanında yer alması ve katılma anlaşmasının katılan ile sözleşmenin tarafları arasında yapılması gerekir.
- Katılanın, yanında yer aldığı tarafla birlikte onun hak ve borçlarına sahip olmasını doğuran bir anlaşma bulunmalıdır.
- Anlaşmada aksi kararlaştırılmamışsa katılan ile yanında yer aldığı taraf, sözleşmenin diğer tarafına karşı müteselsilen alacaklı ve borçlu olur; aksi kararlaştırılmışsa bu sonuç doğmaz.
- Katılma anlaşmasının geçerliliği, katılma konusu sözleşmenin şekline bağlıdır; sözleşme yazılı şekle tabiyse katılma anlaşması da yazılı yapılmalıdır.

### Sözleşmeye katılma: hangi sonuçları doğurur?

- Anlaşmada aksi kararlaştırılmamışsa katılan, yanında yer aldığı tarafla birlikte sözleşmenin diğer tarafına karşı müteselsilen alacaklı ve borçlu olur.
- Katılan, yanında yer aldığı tarafın hak ve borçlarına sahip olur; yalnız hak sahibi olabileceği gibi yalnız borçlu da olabilir.
- Katılma konusu sözleşme yazılı şekle tabiyse katılma anlaşması da yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz.
- Katılma konusu sözleşme şekle tabi değilse katılma anlaşması için de bir şekil şartı aranmaz.
- Müteselsil sorumluluk hükmü emredici değildir; taraflar aksini kararlaştırabilir.
- Sözleşmeye katılma yenilik doğuran haklar bakımından madde metninde özel bir düzenleme içermez; bu hakların kullanımı ayrıca değerlendirilmelidir.

### Borca katılma ile sözleşmeye katılma arasındaki fark nedir?

- Borca katılmada (m.201) katılan, mevcut bir borca borçlunun yanında yer alır ve alacaklı ile anlaşır; katılan yalnızca borçtan sorumlu olur.
- Sözleşmeye katılmada katılan, sözleşmenin bir tarafının yanında yer alır; hem hak hem borç sahibi olabilir ve sözleşmenin karşı tarafıyla ilişkisi hem alacak hem borç içerir.

Sonuç: Borca katılmada katılanın sorumluluğu yalnız borçtur; sözleşmeye katılmada katılanın yanında yer aldığı tarafın hakları da katılana geçer.

### Borçlu tarafın yanında katılma ile alacaklı tarafın yanında katılma arasındaki fark nedir?

- Katılan, sözleşmenin borçlu tarafının yanında yer alırsa, yanında yer aldığı tarafın borçlarına sahip olur.
- Katılan, sözleşmenin alacaklı tarafının yanında yer alırsa, yanında yer aldığı tarafın alacaklarına ve borçlarına birlikte sahip olur.

Sonuç: Katılanın hangi taraf yanında yer aldığı, hangi hak ve borçların katılana geçeceğini belirler; katılan yalnız hak sahibi, yalnız borçlu ya da her ikisi olabilir.

### Aksi kararlaştırılmış ile aksi kararlaştırılmamış katılma arasındaki fark nedir?

- Anlaşmada aksi kararlaştırılmamışsa katılan ile yanında yer aldığı taraf, sözleşmenin diğer tarafına karşı müteselsilen alacaklı ve borçlu olur.
- Anlaşmada müteselsil sorumluluğu dışlayan veya değiştiren bir kayıt bulunursa bu kayıt uygulanır.

Sonuç: Varsayılan müteselsil sorumluluk taraflarca değiştirilebilir; bu bir emredici hüküm değildir.

### Sözleşmeye katılma: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Sözleşmeye katılmayı borca katılma ile karıştırmak; katılanın yalnız borçtan sorumlu olduğunu varsaymak. Sözleşmeye katılmada katılan yanında yer aldığı tarafın hak ve borçlarına birlikte sahip olur.
- Müteselsil sorumluluğu emredici sanmak; anlaşmada aksi kararlaştırılmışsa bu sonucun doğmayacağını gözden kaçırmak.
- Katılma anlaşmasının şeklini katılma konusu sözleşmeden bağımsız değerlendirmek; katılma anlaşması için şekil şartını ayrıca aramak ya da hiç aramamak.
- Katılanın hangi taraf yanında yer aldığını belirlemeden hak ve borç durumunu hesaplamak.
- Sözleşmenin devri (m.205) ile sözleşmeye katılmayı aynı hüküm gibi uygulamak; devirde devreden taraf sözleşmeden ayrılırken katılmada taraf değişmez.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Sözleşmeye katılma, 6098 sayılı Kanun'un m.206'sında düzenlenen ayrı bir kurum olarak ele alınmaktadır. (İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/848 E., 2025/160 K., 18.03.2025)
- Uyuşmazlıkta sözleşmeye katılma hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı, somut ilişkinin gerçekten bir katılma anlaşması olup olmadığına bağlı olarak değerlendirilmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2024/6978 E., 2024/9558 K., 10.06.2024)
- Satım sözleşmesinde ayıp nedeniyle satıcının sorumluluğu tartışılırken m.206'ya atıf yapılarak katılma kavramı ile birlikte değerlendirme yapılmaktadır. (23. Hukuk Dairesi, 2018/548 E., 2020/3994 K., 02.12.2020)

### Nasıl ispat edilir?

- Katılma iddiasını ileri süren taraf, katılan ile sözleşmenin tarafları arasında bir katılma anlaşmasının bulunduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Katılma anlaşması, katılma konusu sözleşme yazılı şekle tabiyse yazılı belgeyle ispatlanır; şekle uyulmadan yapılan anlaşmanın geçerliliğini ileri süren taraf, şekil kuralına uyulduğunu göstermelidir.
- Katılanın yanında yer aldığı tarafla birlikte müteselsil sorumlu olduğunu ileri süren alacaklı, aksi kararlaştırılmadığını ileri sürüyorsa bu iddiasını anlaşma metninden ispatlar.
- Aksi kararlaştırıldığını savunan taraf, müteselsil sorumluluğu dışlayan kaydı yazılı belge veya tanık ile ispatlamalıdır.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6098 sayılı Kanun m.205](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-205): Sözleşmenin devri ile benzer yapıdadır; katılma hükümleri devir hükümlerine paralel düzenlenmiştir ve devirle ilgili ilkeler katılmada da kıyasen dikkate alınır.
- [6098 sayılı Kanun m.201](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-201): Borca katılmayı düzenler; katılanın yalnız borçtan sorumlu olması bakımından sözleşmeye katılmadan ayrılır.
- [6098 sayılı Kanun m.603](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-603): Borca katılmada şekil ve evli kişinin eşinin rızası bakımından kefalet hükümlerine atıf yapılan düzenlemedir; bu madde sözleşmeye katılma açısından bu bağlantıyı kurmaz, ancak katılmanın şekli konusunda karşılaştırma yapılır.

## Süreler

| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| iki yıl | [m.202](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-202) | Bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. |
| iki yıllık | [m.202](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6098-sayili-turk-borclar-kanunu/madde-202) | Bildirme veya ilanla duyurma yükümlülüğü devralan tarafından yerine getirilmedikçe, ikinci fıkrada öngörülen iki yıllık süre işlemeye başlamaz. |

## Konuda geçen kararlar

- Hukuk Genel Kurulu, 2024/361 E., 2025/337 K., 21.05.2025 (m.201)
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/513 E., 2025/2 K., 05.02.2025 (m.202)
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/288 E., 2023/8 K., 01.02.2023 (m.201)
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/43 E., 2023/17 K., 01.02.2023 (m.205)
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/27 E., 2023/16 K., 01.02.2023 (m.205)
- 9. Hukuk Dairesi, 2024/6978 E., 2024/9558 K., 10.06.2024 (m.206)
- 23. Hukuk Dairesi, 2018/548 E., 2020/3994 K., 02.12.2020 (m.206)
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2024/1209 E., 2026/861 K., 08.05.2026 (m.202)
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2026/15 E., 2026/518 K., 01.04.2026 (m.203)
- Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2026/117 E., 2026/103 K., 22.01.2026 (m.201)
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/1412 E., 2025/1889 K., 30.12.2025 (m.201)
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/1158 E., 2025/1020 K., 27.10.2025 (m.201)
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/1958 E., 2025/881 K., 02.06.2025 (m.201)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2021/1327 E., 2025/494 K., 30.04.2025 (m.196)
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2024/1571 E., 2025/575 K., 27.03.2025 (m.196)
- İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/848 E., 2025/160 K., 18.03.2025 (m.206)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2024/928 E., 2024/1100 K., 26.11.2024 (m.202)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2021/647 E., 2024/870 K., 22.10.2024 (m.202)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2021/815 E., 2024/1170 K., 25.09.2024 (m.205)
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1392 E., 2024/1507 K., 10.07.2024 (m.202)
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2022/881 E., 2024/815 K., 10.06.2024 (m.202, m.203)
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2022/2506 E., 2024/202 K., 05.02.2024 (m.203)
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2023/2367 E., 2024/23 K., 04.01.2024 (m.195, m.196, m.197, m.198, m.199, m.200)
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2023/853 E., 2023/618 K., 12.07.2023 (m.203)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/359 E., 2023/736 K., 06.07.2023 (m.195, m.196, m.197, m.198, m.199, m.200, m.203, m.204, m.205)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/4 E., 2023/561 K., 06.04.2023 (m.196)
- İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/698 E., 2022/825 K., 16.11.2022 (m.204)
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/2312 E., 2022/2369 K., 02.11.2022 (m.195, m.196, m.197, m.198, m.199, m.200)
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/1754 E., 2022/1885 K., 29.09.2022 (m.203)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2021/762 E., 2022/128 K., 09.02.2022 (m.205)
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2021/1134 E., 2021/1283 K., 08.09.2021 (m.195, m.197, m.198, m.199, m.200)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2020/406 E., 2021/734 K., 24.06.2021 (m.195, m.197, m.198, m.199, m.200, m.204)
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2021/220 E., 2021/474 K., 18.05.2021 (m.195, m.197, m.198, m.199, m.200, m.204)
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2021/125 E., 2021/398 K., 22.04.2021 (m.205)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2018/997 E., 2021/271 K., 11.02.2021 (m.204)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2018/1799 E., 2020/517 K., 30.04.2020 (m.204)

---

Bu metin eğitim amaçlıdır, hukuki danışmanlık değildir. Bağlayıcı olan madde metnidir; alıntılarken maddenin güncel hâlini teyit edin.
Kaynak: https://www.hukuksalegitim.com/konu/borclar-hukuku-genel-hukumler/borcun-ustlenilmesi-sozlesmenin-devri-ve-sozlesmeye-katilma
