10. SAKLAMA BORCU DOĞURAN SÖZLEŞMELER
Özgün soru denemeleri, konu özeti ve sınav taktikleri.
Konu Hakkında Hızlı Bilgi
Örnek Çıkmış Sorular
Arkeolog (A), Rize'de katıldığı bir sempozyum sırasında, konakladığı otelin bodrum katında bulunan ve otel tarafından işletilen kapalı otoparka aracını bırakmıştır. Otopark girişinde "İşletmemiz, otoparkta meydana gelebilecek sel, hırsızlık gibi olaylardan sorumlu değildir." şeklinde bir tabela bulunmaktadır. Bölgede sıkça yaşanan aşırı yağışlar sonucu otoparkı su basmış ve (A)'nın aracı ciddi şekilde hasar görmüştür. Otel işletmecisi (İ), olayın mücbir sebep olduğunu, ayrıca sorumluluğu kaldıran bir uyarı levhası bulunduğunu ve (A)'nın daha ucuz olan bodrum katını tercih ederek riski üstlendiğini savunmuştur. Bilirkişi raporunda, otoparktaki su tahliye sisteminin yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Bu olayda, otel işletmecisi (İ)’nin sorumluluğuna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi, Yargıtay içtihatları ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümleri çerçevesinde doğrudur?
Çözüm
Somut olayda, otel işletmecisi (İ) ile müşteri (A) arasında, aracın otoparka bırakılmasıyla birlikte Türk Borçlar Kanunu'nun 561. ve devamı maddelerinde düzenlenen vedia (saklama) sözleşmesi kurulmuştur. Garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlerin sorumluluğu, TBK m. 577'de özel olarak düzenlenmiş ağırlaştırılmış bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu hükme göre işleten, kendisine bırakılan aracın hasara uğramasından, kendisinin veya çalışanlarının kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe sorumludur. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da bu yöndedir. İşletmecinin savunmaları şu nedenlerle geçersizdir: 1. **Mücbir Sebep İddiası:** Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2014/14887 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, Rize gibi zaten aşırı yağış alan bir bölgede meydana gelen sel baskını, öngörülemez bir olay sayılamaz. İşletmecinin, bu tür öngörülebilir risklere karşı otoparktaki su tahliye sistemi gibi teknik önlemleri alması, özen borcunun bir gereğidir. Bilirkişi raporuyla sistemin yetersizliğinin tespiti, işletmecinin kusurunu ortaya koymaktadır ve mücbir sebep savunmasını geçersiz kılar. 2. **Sorumsuzluk Kaydı:** Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2007/11220 E. sayılı kararında vurgulandığı üzere, otopark fişi veya tabelalara konulan "oluşabilecek zararlardan sorumlu olunmadığına" dair kayıtlar, işletmecinin kanundan doğan saklama ve özen borcunu ortadan kaldırmaz. Bu tür kayıtlar, genellikle genel işlem koşulu niteliğinde olup, dürüstlük kuralına aykırı ve tüketici aleyhine olduğundan geçersiz sayılır. 3. **Müterafik Kusur İddiası:** Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2014/14887 E. sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere, müşterinin ücreti daha düşük olan bodrum katını tercih etmesi, bir müterafik kusur olarak değerlendirilemez ve tazminattan indirim sebebi yapılamaz. İşletmecinin özen borcu, otoparkın her katındaki araçlar için aynı şekilde geçerlidir. Sonuç olarak, işletmeci (İ), kanundan doğan özen ve koruma yükümlülüğünü ihlal etmiştir. Su tahliye sisteminin yetersizliği, zararın meydana gelmesindeki illiyet bağını kurmaktadır. Bu durumda (İ), kusursuz olduğunu ispatlayamadığı için (A)'nın aracında oluşan zararın tamamından sorumludur. Bu nedenle doğru cevap A seçeneğidir.
Lokanta işletmek amacıyla (M)'ye ait bir dükkânı 5 yıllığına kiralayan (K), kira sözleşmesine “Kiracı, kiraya verenin yazılı onayı olmaksızın taşınmazda herhangi bir tadilat yapamaz ve yaptığı tadilatlar için herhangi bir bedel talep edemez.” şeklinde bir hüküm konulmasını kabul etmiştir. (K), bir süre sonra (M)'nin yazılı onayını almaksızın, çatıda meydana gelen ve acil müdahale gerektiren bir akıntıyı tamir ettirmiş, dükkânın mutfak tesisatını tamamen yenilemiş ve lokantanın konseptine uygun olarak duvarlara sökülüp götürülmesi mümkün olmayan özel tasarım alçı süslemeler yaptırmıştır. Kira süresinin sonunda taşınmaz tahliye edildiğinde, (M) yapılan tüm bu değişiklikleri benimsemiş ve taşınmazı bu haliyle yeni bir kiracıya daha yüksek bir bedelle kiralamıştır. Bu durumda (K)'nin yaptığı masrafları talep hakkına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi, Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ışığında doğrudur?
Lüks bir otelde konaklayan sanat koleksiyoneri (A), yanında getirdiği ve manevi değeri yüksek olan antika bir saati, otelin bu iş için görevlendirdiği resepsiyon görevlisi (Ç)'ye, otelin ana kasasında muhafaza edilmek üzere teslim etmiştir. Birkaç gün sonra, otelin gelişmiş güvenlik sistemlerine rağmen kasanın kimliği belirsiz kişilerce soyulduğu ve saatin çalındığı anlaşılmıştır. Olayla ilgili başlatılan ceza soruşturmasında failler bulunamamış ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Otel işletmesi (İ), kendilerinin veya çalışanlarının hiçbir kusuru olmadığını, tüm özen yükümlülüklerini yerine getirdiklerini ve ceza soruşturmasının da bu durumu teyit ettiğini ileri sürerek sorumluluktan kaçınmak istemektedir. Bu durumda, otel işletmesi (İ)'nin sorumluluğuna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre doğrudur?