7. Borçlar Özel Giriş ve Devir Borcu Doğuran Sözleşmeler
Özgün soru denemeleri, konu özeti ve sınav taktikleri.
Konu Hakkında Hızlı Bilgi
Örnek Çıkmış Sorular
Ünlü bir moda tasarımcısı olan (T), yeni sezon kreasyonunda kullanacağı özel bir kumaş için tekstil toptancısı (S) ile anlaşır. (S), (T)’ye İtalya’dan getirttiği "ipek şantuk" kumaşından bir parça (numune) gösterir ve sipariş edilecek 100 top kumaşın bu numuneye tamamen uygun olacağını beyan eder. Teslimat günü (T)’nin atölye şefi, gelen kumaşların dokusunun ve renginin numuneden belirgin şekilde farklı olduğunu tespit eder ve durumu (T)'ye bildirir. Taraflar arasında, teslim edilen malın numuneye uygun olup olmadığı konusunda bir uyuşmazlık çıkar. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun örnek üzerine satış hükümlerine göre, bu uyuşmazlığa ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Çözüm
Somut olayda, taraflar arasında bir numune gösterilerek ve satılanın bu numuneye uygun olacağı taahhüt edilerek bir satış sözleşmesi kurulmuştur. Bu hukuki ilişki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 233. maddesinde düzenlenen "örnek üzerine satış" niteliğindedir. Bu satış türünün en temel özelliği, ispat yüküne ilişkin getirdiği özel düzenlemedir. TBK m. 233/1'e göre, “Örnek üzerine satışta satıcı, alıcıya gösterdiği veya onun tarafından verilen örneğe uygun bir satılanı teslim etme borcu altındadır... Satılanın örneğe uygun olduğunu ispat, satıcıya aittir.” Bu hüküm, emredici nitelikte olup, satılanın sözleşmede kararlaştırılan nitelikleri taşıdığını, yani numuneye uygun olduğunu ispat etme yükümlülüğünü açıkça satıcıya yüklemiştir. Dolayısıyla, uyuşmazlık durumunda (S), teslim ettiği 100 top kumaşın gösterdiği numuneye uygun olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu nedenle doğru cevap C seçeneğidir. Diğer seçeneklerin analizi: A) Bu seçenek, TBK m. 233/2'deki düzenlemeyi yanlış yorumlamaktadır. İlgili fıkraya göre, numune alıcının elindeyken bozulmuş veya yok olmuşsa, alıcı kusuru olmadığını ispat etmedikçe, satılanın numuneye uygun olmadığını ispat yükü kendisine düşer. Seçenekte ise alıcının kusuru olmasa dahi ispat yükünün yine alıcıya geçeceği belirtilmiştir ki bu, kanun metnine aykırıdır. Alıcı kusursuzluğunu ispatlarsa, ispat yükü satıcıda kalmaya devam eder. B) Bu seçenek, kanuni düzenlemenin tam tersini ifade etmektedir. Örnek üzerine satışta, satılanın numuneye uygun olduğu yönünde bir karine bulunmamakta, aksine uygunluğun satıcı tarafından ispatlanması gereken bir borç unsuru olarak kabul edilmektedir. D) Ticari satışlarda alıcının malı muayene ve ayıp ihbar külfeti bulunmakla birlikte, bu külfetin yerine getirilmemesi, satıcının TBK m. 233 uyarınca numuneye uygun mal teslim etme borcunu ve buna bağlı ispat yükünü ortadan kaldırmaz. Numuneye aykırılık, basit bir ayıptan öte, sözleşmenin konusunu oluşturan temel bir özelliğe ilişkin bir eksiklik olarak nitelendirilebilir ve bu durum, ispat yüküyle ilgili özel kuralın uygulanmasına engel teşkil etmez. E) Hukukumuzda, bir iddianın ispatı için belirli bir delile dayanma zorunluluğu (kesin delil sistemi) istisnai olup, kural serbest delil sistemidir. Alıcı, satılanın numuneye uygun olmadığını tanık, keşif, yemin gibi her türlü yasal delille ispatlayabilir. Bilirkişi raporu önemli bir delil aracı olmakla birlikte, bu iddianın ileri sürülebilmesi için kanuni bir zorunluluk değildir.
Gıda toptancısı (T), büyük bir fırın zinciri olan (F) ile 1 ton “Anadolu Kırmızı Buğdayı” cinsi unun satımı konusunda 1 Mayıs'ta anlaşmıştır. Sözleşmede unun teslim yeri (F)'nin deposu, teslim tarihi ise en geç 1 Haziran olarak kararlaştırılmıştır. (T)’nin kendi ambarında bu cinsten 5 ton un bulunmakla birlikte, (T) 30 Mayıs'a kadar (F)'ye teslim edeceği 1 ton unu ayırmamıştır. Ancak 31 Mayıs gecesi çıkan ve (T)'nin herhangi bir kusurunun bulunmadığı bir yangında, (T)'nin ambarındaki tüm un stoku telef olmuştur. (T), ifanın imkânsızlaştığını ileri sürerek unları teslimden kaçınmaktadır. Bu hukuki uyuşmazlıkla ilgili 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Tacir (B), yurt dışından ithal ettiği elektronik cihazların satışı konusunda alıcı (L) ile bir sözleşme akdetmiştir. Sözleşmeden doğan 200.000 TL'lik bedel borcuna, (B)'nin yakın dostu olan avukat (A) adi kefil sıfatıyla, (B)'nin ticari ortağı (C) ise alacaklı (L) ile yaptığı ayrı bir anlaşmayla "mevcut borcun yanına borca katılan" sıfatıyla güvence vermiştir. Bir süre sonra, satıma konu olan elektronik cihazların ithalinin kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğu ve bu nedenle (B) ile (L) arasındaki satım sözleşmesinin baştan itibaren kesin hükümsüz olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre (A) ve (C)'nin sorumluluklarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?