3.1. Suçun Genel Teorisi, Sorumluluğun Esasları - 1

Özgün soru denemeleri, konu özeti ve sınav taktikleri.

Konu Hakkında Hızlı Bilgi

Konu Özeti: Önemli Nokta 1: Sorunun doğru cevabı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 6. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde tanımlanan “Suçu meslek edinen kişi” kavramıdır. İlgili maddeye göre suçu meslek edinen kişi, “kısmen de olsa geçimini suçtan elde ettiği kazançla sağlamaya alışmış kişi” olarak tanımlanmaktadır. Olayda, (A)’nın tüm geçimini hırsızlık suçundan elde ettiği kazançla sağladığı açıkça belirtilmiştir. Bu durum, (A)’nın TCK kapsamında suçu meslek edinen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirir. Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna gelince: A) **İtiyadi suçlu:** TCK m. 6/1-h'ye göre itiyadi suçlu, “kasıtlı bir suçun temel şeklini ya da daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerini bir yıl içinde ve farklı zamanlarda ikiden fazla işleyen kişi”dir. (A) altı ayda dört suç işleyerek bu tanıma da uymakla birlikte, olayda verilen “tüm geçimini bu yolla sağlama” detayı, durumu daha özel ve isabetli olarak tanımlayan “suçu meslek edinen kişi” kavramını ön plana çıkarmaktadır. Soruda “en isabetli” kavram sorulmaktadır. B) **Örgüt mensubu suçlu:** TCK m. 6/1-j'ye göre bu kavram, “bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına” suç işleyen kişiyi ifade eder. Olayda (A)'nın bir örgüt yapısı içinde hareket ettiğine dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. C) **Şüpheli:** 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 2. maddesine göre şüpheli, “soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişi”dir. Bu, kişinin ceza muhakemesindeki geçici statüsünü belirten usuli bir kavramdır. Soru ise TCK'daki maddi hukuka ilişkin bir nitelemeyi, failin suç işleme alışkanlığına dair bir sıfatı sormaktadır. E) **Toplu suç faili:** CMK m. 2/1-k'ye göre toplu suç, “aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suç”u ifade eder. Olayda (A)'nın tek başına hareket ettiği anlaşıldığından bu kavram uygulanamaz. Önemli Nokta 2: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 21. maddesi kastı düzenlemektedir. Maddenin ilk fıkrasına göre kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir; bu, doğrudan kasttır. A'nın B'ye yönelik eylemi bu kapsamdadır. Maddenin ikinci fıkrasında ise olası kast, 'kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi' olarak tanımlanmıştır. Olayda A, çocukların araçta bulunma ve yaralanma ihtimalini kuvvetle öngörmüş, buna rağmen 'olursa olsun' diyerek neticeyi kabullenmiş ve fiili işlemiştir. Bu durum, TCK m. 21/2'de düzenlenen olası kastın tipik bir örneğidir. A, Ç'nin yaralanması neticesinden olası kastla sorumludur. Bilinçli taksiri düzenleyen TCK m. 22/3'te ise failin öngördüğü neticeyi 'istememesi' ve neticenin meydana gelmeyeceğine dair bir güven duyması söz konusudur; olayda A neticeyi kabullendiği için bilinçli taksirden bahsedilemez. Netice sebebiyle ağırlaşmış suçlarda ise (TCK m. 23), kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin en azından taksirle gerçekleştirilmesi gerekir; ancak burada Ç'ye yönelik yaralama neticesi taksirle değil, olası kastla işlenmiş ayrı bir suçtur. Hedeften sapma ise, failin hedef aldığı kişi veya obje yerine başka bir kişi veya objenin isabet alması durumudur ki somut olayda böyle bir durum da söz konusu değildir. Bu nedenle, A, Ç'nin yaralanması bakımından olası kastla kasten yaralama suçundan sorumludur. Önemli Nokta 3: Somut olayda, ceza sorumluluğunun tespiti için öncelikle fiilin hukuka aykırı olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Spor müsabakaları, ceza hukuku doktrininde hukuka uygunluk nedenlerinden olan 'hakkın kullanılması' ve 'ilgilinin rızası' kapsamında değerlendirilir. TCK m. 26/1 'Hakkını kullanan kimseye ceza verilmez.' hükmünü, m. 26/2 ise 'Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez.' hükmünü amirdir. Bir spor dalının kurallarına bilerek ve isteyerek katılan kişi, bu sporun doğasında var olan ve kurallar dâhilinde gerçekleşmesi muhtemel olan yaralanma risklerine de zımnen rıza göstermiş sayılır. Soruda, (A)'nın uyguladığı tekniğin müsabaka kurallarına tamamen uygun olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu durumda, meydana gelen kemik kırığı ve duyuda kalıcı zayıflama gibi ağır neticeler dahi, sporun doğasındaki riskler kapsamında kaldığı ve fiil kurallar çerçevesinde işlendiği için ilgilinin rızası geçerlidir. Dolayısıyla fiil, hukuka uygun hale gelir ve (A)'ya ceza verilemez. Mağdurun sonradan şikayetçi olması, fiilin işlendiği andaki rızanın geçerliliğini etkilemez. Fiilin taksirle veya kasten işlenmiş olmasının bir önemi kalmaz, zira hukuka uygun bir fiil suç teşkil etmez. Olayda meşru savunma koşulları da (haksız bir saldırı) bulunmamaktadır. Bu nedenle doğru cevap, sportif faaliyetin bir hukuka uygunluk nedeni teşkil ettiğini ve faile ceza verilmeyeceğini belirten seçenektir. Önemli Nokta 4: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 21. maddesinin 1. fıkrasına göre kast, “suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi”dir. Kasten öldürme suçunun maddi unsurlarından biri, fiilin yöneldiği kişinin “insan” olmasıdır. Olayda fail (A), ateş ettiği varlığın insan olduğunu bilmemekte, aksine bir hayvan olduğu konusunda kesin bir kanaatle hareket etmektedir. TCK m. 30/1 uyarınca, “Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz.” Bu duruma suçun maddi unsurlarında hata denir. (A), suçun maddi unsurlarından olan mağdurun “insan” olduğu hususunda hataya düştüğü için kastı ortadan kalkar. Ancak TCK m. 30/1'in devamı, “Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hali saklıdır.” hükmünü amirdir. Bu nedenle (A)'nın, gerekli dikkat ve özeni gösterseydi bu hataya düşmeyecek olması sebebiyle taksirli sorumluluğu gündeme gelecektir. Diğer seçeneklerin analizi: - Olası kast (TCK m. 21/2), kişinin suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini “öngörmesine rağmen” fiili işlemesidir. Olayda (A), karartının insan olabileceğini öngörmemiş, kesinlikle hayvan olduğuna inanmıştır. Bu nedenle olası kast söz konusu değildir. - Doğrudan kastın devam etmesi seçeneği, şahısta hata ile suçun konusunda hatanın karıştırılmasına dayanır. Failin iradesi bir insanı öldürmeye yönelik olup da yanlışlıkla başka bir insanı öldürmesi halinde kast devam eder. Ancak burada irade hayvana yönelmiş, netice insanda gerçekleşmiştir. Bu, kastı ortadan kaldıran esaslı bir hatadır. - Bilinçli taksir (TCK m. 22/3), kişinin “öngördüğü neticeyi istememesine karşın” meydana gelmesidir. Olası kastta olduğu gibi, bilinçli taksirde de neticenin öngörülmesi gerekir. Olayda (A) bir insanın ölebileceğini öngörmediğinden bilinçli taksir de oluşmaz. - Netice sebebiyle ağırlaşmış suç (TCK m. 23) ise, kastedilen bir fiilden daha ağır veya başka bir neticenin meydana gelmesini düzenler. (A)'nın bir insana yönelik herhangi bir kastı bulunmadığından, bu hükmün uygulanma şartları da mevcut değildir. Önemli Nokta 5: Türk Ceza Kanunu'nun 30. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır. Somut olayda fail (A), başkasına ait olduğunu bildiği bir malı çalma kastıyla hareket ettiğinden hırsızlık suçunun temel şeklinin (TCK m. 141) manevi unsuru mevcuttur. Ancak (A), çaldığı eşyanın "kamu hizmetine tahsis edilen eşya" olduğu hususunda bir yanılgı içindedir. Eşyanın bu niteliği, TCK m. 142/1-a uyarınca suçun daha ağır cezayı gerektiren bir nitelikli halidir. Failin kastı bu nitelikli hali kapsamadığından, kusur ilkesi gereğince bu nitelikli halden sorumlu tutulamaz ve bu hatasından yararlanır. Dolayısıyla, (A) hakkında TCK m. 142/1-a hükmü uygulanamaz. Öte yandan, olayda fiilin "gece vakti" işlendiği belirtilmiştir ve (A)'nın bu konuda bir hataya düştüğüne dair bir bilgi yoktur. TCK m. 143, hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesini cezanın artırılmasını gerektiren bir nitelikli hal olarak düzenlemiştir. Failin bir nitelikli hal konusunda hataya düşmesi, kastının bulunduğu diğer nitelikli halin uygulanmasına engel teşkil etmez. Bu nedenle, (A) hakkında hırsızlık suçunun temel şekline (TCK m. 141) göre belirlenecek ceza, fiilin gece vakti işlenmesi sebebiyle TCK m. 143 uyarınca artırılacaktır.

Örnek Çıkmış Sorular

Soru 1

Henüz herhangi bir işte çalışmayan (A), son altı ay içerisinde dört farklı zamanda, park halindeki araçlardan elektronik eşya çalarak bu eşyaları satmıştır. Yürütülen soruşturma neticesinde, (A)'nın tüm geçimini bu yolla elde ettiği ve temel yaşam masraflarını çaldığı eşyaların satışından kazandığı parayla karşıladığı tespit edilmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 6. maddesinde yer alan tanımlar göz önüne alındığında, (A)'nın durumunu ifade eden en isabetli hukuki kavram aşağıdakilerden hangisidir?

A)İtiyadi suçlu
B)Örgüt mensubu suçlu
C)Şüpheli
D)Suçu meslek edinen kişi
E)Toplu suç faili

Çözüm

Sorunun doğru cevabı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 6. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde tanımlanan “Suçu meslek edinen kişi” kavramıdır. İlgili maddeye göre suçu meslek edinen kişi, “kısmen de olsa geçimini suçtan elde ettiği kazançla sağlamaya alışmış kişi” olarak tanımlanmaktadır. Olayda, (A)’nın tüm geçimini hırsızlık suçundan elde ettiği kazançla sağladığı açıkça belirtilmiştir. Bu durum, (A)’nın TCK kapsamında suçu meslek edinen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirir. Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna gelince: A) **İtiyadi suçlu:** TCK m. 6/1-h'ye göre itiyadi suçlu, “kasıtlı bir suçun temel şeklini ya da daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerini bir yıl içinde ve farklı zamanlarda ikiden fazla işleyen kişi”dir. (A) altı ayda dört suç işleyerek bu tanıma da uymakla birlikte, olayda verilen “tüm geçimini bu yolla sağlama” detayı, durumu daha özel ve isabetli olarak tanımlayan “suçu meslek edinen kişi” kavramını ön plana çıkarmaktadır. Soruda “en isabetli” kavram sorulmaktadır. B) **Örgüt mensubu suçlu:** TCK m. 6/1-j'ye göre bu kavram, “bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına” suç işleyen kişiyi ifade eder. Olayda (A)'nın bir örgüt yapısı içinde hareket ettiğine dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. C) **Şüpheli:** 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 2. maddesine göre şüpheli, “soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişi”dir. Bu, kişinin ceza muhakemesindeki geçici statüsünü belirten usuli bir kavramdır. Soru ise TCK'daki maddi hukuka ilişkin bir nitelemeyi, failin suç işleme alışkanlığına dair bir sıfatı sormaktadır. E) **Toplu suç faili:** CMK m. 2/1-k'ye göre toplu suç, “aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suç”u ifade eder. Olayda (A)'nın tek başına hareket ettiği anlaşıldığından bu kavram uygulanamaz.

Soru 2

Husumetlisi (B)'yi takip eden (A), (B)'nin sık sık çocuklarını okuldan almak için kullandığı güzergahta otomobiliyle seyrettiğini görür. (A), (B)'nin aracına çarparak onu yoldan çıkarmayı ve bu şekilde öldürmeyi planlamaktadır. Çocukların da araçta bulunma ihtimalini kuvvetle öngören (A), kendi kendine “Çocuklar içindeyse de yapacak bir şey yok, olursa olsun, benim için önemli olan (B)'den kurtulmak.” diyerek (B)'nin aracına hızla çarpar. Kaza sonucunda (B) yara almazken, araçta bulunan çocuğu (Ç) ağır şekilde yaralanır. Bu olayda (A)'nın, (Ç)'nin yaralanması neticesi bakımından cezai sorumluluğuna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre doğrudur?

Soru 3

Profesyonel bir karma dövüş sanatları (MMA) müsabakası sırasında sporcu (A), rakibi (B)'ye müsabaka kurallarına tamamen uygun bir teknik uygulamıştır. Bu teknik sonucunda (B)'nin elmacık kemiği kırılmış ve görme duyusunda kalıcı bir zayıflama meydana gelmiştir. Müsabaka sonrası (B)'nin şikayeti üzerine başlatılan soruşturmada, (A)'nın ceza sorumluluğu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri çerçevesinde nasıl değerlendirilmelidir?

Devamını Görmek İster misin?

Tüm soruların çözümlerine, yapay zeka destekli konu anlatımlarına ve akıllı denemelere erişmek için ücretsiz kayıt ol.