3.2. Suçun Genel Teorisi, Sorumluluğun Esasları - 2

Özgün soru denemeleri, konu özeti ve sınav taktikleri.

Konu Hakkında Hızlı Bilgi

Konu Özeti: Önemli Nokta 1: Olayda, mühendis (M)'nin ceza sorumluluğunun türünü belirlemek için kast ve taksir arasındaki ayrıma odaklanılmalıdır. 5237 sayılı TCK'nın 22. maddesinin 3. fıkrasında bilinçli taksir, "Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır" şeklinde tanımlanmıştır. Bilinçli taksirde fail, hareketinin suçun kanuni tanımında belirtilen bir neticeye yol açabileceğini öngörür; ancak kişisel yeteneğine, tecrübesine veya şansına güvenerek bu neticenin gerçekleşmeyeceğine inanır. Somut olayda mühendis (M), korkulukların standarttan alçak olmasının bir düşme tehlikesi yaratabileceğini, yani ölüm neticesinin meydana gelebileceğini öngörmektedir. Ancak "yılların tecrübesine göre bir sorun çıkmayacağını" düşünerek neticenin gerçekleşmeyeceğine güvenmektedir. Failin neticeyi öngörmesi ancak istememesi, bilinçli taksirin tipik görünümüdür. Bu nedenle (M), bilinçli taksirle taksirle öldürme suçundan (TCK m. 85) sorumludur ve cezası TCK m. 22/3 uyarınca artırılacaktır. Diğer seçeneklerin değerlendirilmesi: - Olası kast (TCK m. 21/2), failin neticeyi öngörmesi ve "olursa olsun" diyerek kabullenmesi halinde söz konusu olur. Olayda (M), neticenin gerçekleşmesini kabullenmemekte, aksine gerçekleşmeyeceğine güvenmektedir. Bu nedenle olası kastla sorumluluk söz konusu değildir. - İhmal suretiyle kasten öldürme (TCK m. 83) için failin, ihmali davranışının ölüme yol açacağını bilmesi ve bu neticeyi istemesi (doğrudan kast) veya kabullenmesi (olası kast) gerekir. Olayda kast unsuru bulunmadığından bu seçenek yanlıştır. - Basit taksir (TCK m. 22/2), neticenin öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi halinde gündeme gelir. Olayda (M), tehlikeyi ve olası neticeyi açıkça öngörmüştür, bu nedenle basit taksirden bahsedilemez. - İlliyet bağının kesilmesi, neticenin failin hareketinden değil, tamamen mağdurun kendi kusurlu hareketi veya üçüncü bir kişinin hareketi gibi başka bir sebepten kaynaklanması durumunda söz konusu olur. Burada ise ölüm neticesi, doğrudan doğruya mühendisin standartlara aykırı ve tehlikeli eyleminin bir sonucudur. Mağdurun anlık denge kaybı, illiyet bağını kesecek nitelikte değildir. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır. Önemli Nokta 2: Olayda fail (A), mağdur (B)'nin gerçekleştirdiği haksız bir fiil neticesinde suçu işlemiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesi, 'Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye...' verilecek cezada indirim yapılacağını düzenlemektedir. Somut olayda, (B)'nin tehlikeli bir şekilde (A)'nın önüne kırması ve alaycı el hareketi yapması, TCK m. 29 anlamında bir 'haksız fiil' teşkil etmektedir. (A)'nın bu fiilin yarattığı 'hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında' kasten yaralama suçunu işlemesi nedeniyle, ceza sorumluluğunun tayininde haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gündeme gelecektir. Diğer seçeneklerin elenme nedenleri şunlardır: - **Meşru savunma:** Ortada (A)'nın şahsına veya malvarlığına yönelik gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırı bulunmamaktadır. (B)'nin eylemi sona ermiştir, dolayısıyla bir savunma değil, öç alma veya tepki söz konusudur. - **Meşru savunmada sınırın mazur görülebilir bir heyecan, korku veya telaştan aşılması:** TCK m. 27/2'de düzenlenen bu kurumun uygulanabilmesi için öncelikle bir meşru savunma durumunun mevcut olması gerekir. Olayda meşru savunma koşulları oluşmadığından, sınırının aşılması da söz konusu olamaz. Ayrıca maddedeki duygu hali 'heyecan, korku veya telaş' iken, haksız tahrikteki duygu hali 'hiddet veya şiddetli elem'dir; olaydaki durum ikinci tanıma uymaktadır. - **Zorunluluk hali:** (A)'nın kendisinin veya başkasının bir hakkına yönelik ağır ve muhakkak bir tehlike durumu ve bu tehlikeden başka suretle kurtulma imkanının bulunmaması söz konusu değildir. - **Taksir sorumluluğu:** (A)'nın, (B)'yi itme eylemi iradi ve bilinçli bir harekettir. Kasten başkasının vücuduna acı verme kastıyla hareket ettiğinden fiil, TCK m. 86 kapsamında kasten yaralamadır. Taksirle işlenmiş bir suçtan (TCK m. 89) bahsedilemez. Önemli Nokta 3: Somut olayda, avcı (A), bir insanı öldürmüş olmasına rağmen, öldürme fiilini bir yaban domuzuna yönelttiği inancıyla gerçekleştirmiştir. Bu durum, Türk Ceza Kanunu'nun 30. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen "unsur yanılgısı" veya "suçun maddi unsurlarında hata" kapsamındadır. Kasten insan öldürme suçunun maddi unsurlarından en önemlisi, fiilin bir "insan" üzerinde işlenmesidir. Avcı (A), ateş ettiği varlığın bir insan olduğunu bilmemektedir; dolayısıyla suçun maddi unsuruna ilişkin bir hataya düşmüştür. TCK m. 30/1'e göre, "Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz." Bu hüküm uyarınca, (A)'nın insan öldürme suçuna yönelik kastı ortadan kalkar ve bu suçtan kasten sorumlu tutulamaz. Ancak aynı fıkranın devamında "Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hali saklıdır." denilmektedir. Bu nedenle, (A)’nın gerekli dikkat ve özeni gösterseydi bu hataya düşüp düşmeyeceği, yani taksirinin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır (TCK m. 22). Eğer avcının bu hatası, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılıktan kaynaklanıyorsa (kaçınılabilir bir hata ise), taksirle insan öldürme suçundan sorumlu tutulacaktır. Diğer seçenekler ise; hedefte sapma (aberratio ictus) ile suçun konusunda hata (error in objecto) farklı kavramlar olduğu için, olayda haksızlık yanılgısı (TCK m. 30/4) değil unsur yanılgısı bulunduğu için, netice sebebiyle ağırlaşmış suç (TCK m. 23) hükümlerinin uygulanma şartları oluşmadığı için ve olayda failin neticeyi öngörüp kabullenmesi anlamına gelen olası kast değil, neticeyi hiç öngörmemesi durumu söz konusu olduğu için yanlıştır. Önemli Nokta 4: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na (TCK) göre kusurun türünü belirleyen temel ölçüt, failin öngördüğü neticeye karşı olan içsel tutumudur. Birinci olayda vinç operatörü (V), şiddetli rüzgar nedeniyle ölüm neticesinin meydana gelebileceğini öngörmüş ancak tecrübesine ve yeteneğine güvenerek bu neticenin gerçekleşmeyeceğine inanmıştır. Neticeyi istememiş, gerçekleşmemesi için kişisel becerisine güvenmiştir. TCK m. 22/3'te tanımlanan bu durum, “kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi” halidir ve bilinçli taksir olarak adlandırılır. Fail neticeyi öngörmüş fakat kabullenmemiştir. İkinci olayda fabrika sahibi (S), mühendis raporları uyarınca ölüm neticesinin gerçekleşebileceğini açıkça öngörmüş ve bu neticeyi göze alarak, “olursa olsun” diyerek kabullenmiştir. Failin birincil amacı işçinin ölmesi olmasa da, bu neticenin gerçekleşme ihtimalini kabul ederek fiili işlemeye devam etmiştir. TCK m. 21/2'ye göre, “Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır.” Fail, neticenin gerçekleşmesini umursamamış ve adeta kabullenmiştir. İki kusur türü arasındaki temel ayrım; bilinçli taksirde failin öngördüğü neticeyi istememesi ve gerçekleşmeyeceğine dair bir güven duyması (şansa, yeteneğe vb.), olası kastta ise öngördüğü neticenin gerçekleşmesini göze alması ve kabullenmesidir. Bu nedenle, doğru sıralama (I) için Bilinçli Taksir ve (II) için Olası Kast'tır. Önemli Nokta 5: Somut olayda fail (A), gerçekleştirdiği eylemin (tarihi eser niteliğindeki taşı alma) bilincindedir ancak bu eylemin hukuka aykırı olduğunu, yani bir haksızlık oluşturduğunu bilmemektedir. Bu durum, suçun kanuni tanımındaki maddi unsurlara ilişkin bir hatayı düzenleyen TCK m. 30/1 kapsamına değil, işlenen fiilin haksızlık oluşturduğu hususundaki hatayı düzenleyen TCK m. 30/4 kapsamına girer. TCK m. 30/4'e göre, “İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz.” Olayda (A), resmi görevli sandığı bir kişiden yanlış bilgi almış ve bu bilgiye güvenerek hareket etmiştir. Bu durumu ispatlamış olması, hatasının “kaçınılmaz” nitelikte olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla (A)'nın kusurluluğu ortadan kalkar ve cezalandırılmaz. A seçeneği yanlıştır, çünkü (A)'nın hatası suçun maddi unsuruna (taşın varlığına) yönelik değil, fiilin hukuki niteliğine (haksızlık oluşturduğuna) yöneliktir. Bu nedenle TCK m. 30/1 değil, m. 30/4 uygulanır. C seçeneği yanlıştır, çünkü olayda hatanın kaçınılmaz olduğu vurgulanmıştır. Hata kaçınılabilir olsaydı dahi TCK m. 30/4'te cezada indirim öngörülmemiştir; bu durumda failin kusurlu olduğu kabul edilerek cezalandırılacağı doktrinde kabul edilmektedir. D seçeneği, “kanunu bilmemek mazeret sayılmaz” genel kuralını ifade etse de, TCK m. 30/4 bu kuralın önemli bir istisnasını oluşturduğundan somut olaya uygulanamaz. E seçeneği yanlıştır, çünkü olay TCK m. 30/2'de düzenlenen, suçun nitelikli hallerine ilişkin bir hata durumuyla ilgili değildir.

Örnek Çıkmış Sorular

Soru 1

Bir inşaat projesinde sorumlu mühendis olan (M), maliyetleri düşürmek ve işi hızlandırmak amacıyla, projenin onuncu katındaki bir dairenin balkon korkuluklarını, ilgili İmar Yönetmeliği ve proje şartnamesinde öngörülen asgari yükseklik standardından 15 santimetre daha alçak inşa ettirmiştir. (M), denetimler sırasında bu durumu fark etmesine rağmen, "Bu yükseklik farkının ciddi bir tehlike oluşturmayacağını, yılların tecrübesine göre insanların bu kadar alçak bir korkuluktan düşme ihtimalinin çok zayıf olduğunu, bir sorun çıkmayacağını" düşünerek herhangi bir düzeltme yaptırmamıştır. Binanın tamamlanıp sakinlerin taşınmasından bir süre sonra, balkona çıkan ev sahibi (E), anlık bir dengesizlik sonucu bu standart dışı korkuluktan aşarak düşmüş ve hayatını kaybetmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kusurluluğa ilişkin hükümleri göz önüne alındığında, mühendis (M)'nin cezai sorumluluğu aşağıdakilerden hangisidir?

A)Ölüm neticesinin gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, mesleki tecrübesine güvenerek neticenin meydana gelmeyeceği inancıyla hareket ettiği için bilinçli taksirle taksirle öldürme suçundan sorumludur.
B)Ölüm neticesinin meydana gelebileceğini öngörmesi ve bu neticeyi göze alarak hareketine devam etmesi, yani neticeyi kabullenmesi sebebiyle olası kastla öldürme suçundan sorumludur.
C)Kanundan ve sözleşmeden doğan 'güvenli yapı inşa etme' yükümlülüğünü ihmal etmesi ve bu ihmalin icrai davranışa eşdeğer olması sebebiyle ihmal suretiyle kasten öldürme suçundan sorumludur.
D)Gerekli dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak ölüm neticesini öngörememiş olması nedeniyle basit (adi) taksirle öldürme suçundan sorumludur.
E)Meydana gelen ölüm neticesi ile mühendisin eylemi arasındaki illiyet bağının, mağdurun kendi dikkatsizliği sonucu kesilmiş olması nedeniyle cezai sorumluluğu bulunmamaktadır.

Çözüm

Olayda, mühendis (M)'nin ceza sorumluluğunun türünü belirlemek için kast ve taksir arasındaki ayrıma odaklanılmalıdır. 5237 sayılı TCK'nın 22. maddesinin 3. fıkrasında bilinçli taksir, "Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır" şeklinde tanımlanmıştır. Bilinçli taksirde fail, hareketinin suçun kanuni tanımında belirtilen bir neticeye yol açabileceğini öngörür; ancak kişisel yeteneğine, tecrübesine veya şansına güvenerek bu neticenin gerçekleşmeyeceğine inanır. Somut olayda mühendis (M), korkulukların standarttan alçak olmasının bir düşme tehlikesi yaratabileceğini, yani ölüm neticesinin meydana gelebileceğini öngörmektedir. Ancak "yılların tecrübesine göre bir sorun çıkmayacağını" düşünerek neticenin gerçekleşmeyeceğine güvenmektedir. Failin neticeyi öngörmesi ancak istememesi, bilinçli taksirin tipik görünümüdür. Bu nedenle (M), bilinçli taksirle taksirle öldürme suçundan (TCK m. 85) sorumludur ve cezası TCK m. 22/3 uyarınca artırılacaktır. Diğer seçeneklerin değerlendirilmesi: - Olası kast (TCK m. 21/2), failin neticeyi öngörmesi ve "olursa olsun" diyerek kabullenmesi halinde söz konusu olur. Olayda (M), neticenin gerçekleşmesini kabullenmemekte, aksine gerçekleşmeyeceğine güvenmektedir. Bu nedenle olası kastla sorumluluk söz konusu değildir. - İhmal suretiyle kasten öldürme (TCK m. 83) için failin, ihmali davranışının ölüme yol açacağını bilmesi ve bu neticeyi istemesi (doğrudan kast) veya kabullenmesi (olası kast) gerekir. Olayda kast unsuru bulunmadığından bu seçenek yanlıştır. - Basit taksir (TCK m. 22/2), neticenin öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi halinde gündeme gelir. Olayda (M), tehlikeyi ve olası neticeyi açıkça öngörmüştür, bu nedenle basit taksirden bahsedilemez. - İlliyet bağının kesilmesi, neticenin failin hareketinden değil, tamamen mağdurun kendi kusurlu hareketi veya üçüncü bir kişinin hareketi gibi başka bir sebepten kaynaklanması durumunda söz konusu olur. Burada ise ölüm neticesi, doğrudan doğruya mühendisin standartlara aykırı ve tehlikeli eyleminin bir sonucudur. Mağdurun anlık denge kaybı, illiyet bağını kesecek nitelikte değildir. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.

Soru 2

Taksi şoförü (A), aynı güzergahta çalışan ve aralarında eskiye dayalı bir husumet bulunan rakibi (B)'nin, bir müşteriyi almak için trafikte aniden ve tehlikeli bir şekilde önüne kırması ve ardından kendisine alaycı bir şekilde el hareketi yapması üzerine aracından inmiştir. (A), (B)'nin bu haksız fiilinin yarattığı şiddetli elem ve hiddetin etkisi altında (B)'yi kuvvetlice itmiş, (B)'nin yere düşerek TCK m. 86/2 kapsamında kalan, basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekilde yaralanmasına neden olmuştur. Bu olayda, (A)'nın ceza sorumluluğunun değerlendirilmesinde aşağıdaki ceza hukuku kurumlarından hangisinin uygulanması gündeme gelir?

Soru 3

Yaban domuzu popülasyonunu kontrol altına almak amacıyla yetkili makamlardan izin alarak gece avına çıkan avcı (A), ormanlık alanda termal dürbün kullanarak gözlem yapmaktadır. Dürbünün ekranında, yasa dışı kamp yapmanın yasak olduğu bilinen sık çalılıklar arasında hareket eden bir ısı kaynağı tespit eder. (A), bu ısı kaynağının şekli ve hareket tarzından yaban domuzu olduğuna kesin olarak kanaat getirerek, daha fazla kontrol etme gereği duymadan hedef alıp ateş eder. Ancak, vurduğu canlının, hipotermi tehlikesi geçirdiği için alüminyum battaniyeye sarınmış halde sürünerek yardım arayan ve bu nedenle dürbünde atipik bir görüntü veren kampçı (B) olduğu anlaşılır. (B) olay yerinde hayatını kaybeder. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri çerçevesinde, (A)'nın cezai sorumluluğuna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Devamını Görmek İster misin?

Tüm soruların çözümlerine, yapay zeka destekli konu anlatımlarına ve akıllı denemelere erişmek için ücretsiz kayıt ol.