5.2. Yaptırımlar - 2

Özgün soru denemeleri, konu özeti ve sınav taktikleri.

Konu Hakkında Hızlı Bilgi

Konu Özeti: Önemli Nokta 1: Sorunun çözümünde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesinde düzenlenen 'Hapis Cezasının Ertelenmesi' kurumunun şartları incelenmelidir. TCK m. 51/1'e göre, işlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezasının ertelenebilmesi için iki temel koşul bulunmaktadır: 1. Kişinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması. 2. Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması. Somut olayda sanık (A), 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Bu süre, TCK m. 51/1'de öngörülen iki yıllık sürenin altındadır. Sanığın önceki mahkûmiyeti 'taksirle ölüme neden olma' suçuna ilişkindir. Ertelemeye engel teşkil eden önceki mahkûmiyetin 'kasıtlı bir suçtan' kaynaklanması gerektiğinden, sanığın taksirli suçtan mahkûmiyeti ertelemeye engel değildir. Ayrıca, mahkemenin sanığın tekrar suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat edindiği açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle, tüm koşullar sağlandığı için mahkemenin takdir yetkisi kapsamında cezayı ertelemesi mümkündür. Dolayısıyla A seçeneği doğrudur. Diğer seçeneklerin incelenmesi: B seçeneği: Hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezası, TCK m. 49/2'ye göre 'kısa süreli' değildir ve bu nedenle TCK m. 50'deki seçenek yaptırımlara çevrilemez. Ancak bu durum, farklı bir kurum olan ve şartları TCK m. 51'de düzenlenen ertelemeye engel değildir. Bu seçenek, doğru bir tespiti (seçenek yaptırıma çevrilemeyeceği) yanlış bir sonuca (ertelemenin mümkün olmadığı iması) bağlamaya çalıştığı için çeldiricidir. C seçeneği: TCK m. 51/1-a, ertelemeye engel olan durumu açıkça 'kasıtlı bir suçtan' mahkûmiyet olarak belirtmiştir. Sanığın önceki mahkûmiyeti taksirli bir suça ilişkin olduğundan, erteleme kararı verilebilir. Bu nedenle C seçeneği yanlıştır. D seçeneği: TCK m. 53/4, 'Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş' kişiler hakkında TCK m. 53/1'deki hak yoksunluklarının uygulanmayacağını belirtir. Olaydaki ceza 1 yıl 8 ay olup kısa süreli değildir. Bu nedenle cezanın ertelenmesi, TCK m. 53/1'deki hak yoksunluklarının uygulanmasını tek başına engellemez. Ancak soru, mahkemenin verebileceği 'kararla' ilgilidir. En doğru ve doğrudan cevap, erteleme kararının verilip verilemeyeceğine odaklanan A seçeneğidir. E seçeneği: TCK m. 51'de kullanılan 'ertelen*ebilir*' ifadesi, şartlar oluşsa dahi hâkimin bu kararı vermek zorunda olmadığını, takdir yetkisine sahip olduğunu gösterir. Bu nedenle E seçeneğindeki zorunluluk ifadesi yanlıştır. Önemli Nokta 2: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54. maddesinin 1. fıkrasına göre, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan eşyanın müsaderesine hükmolunur. Ancak bu kuralın bir istisnası vardır: Eşyanın iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmaması gerekir. Olayda, otomobilin mülkiyeti suçu işleyen sanık (B)’ye değil, üçüncü kişi konumundaki (A)’ya aittir. Bu durumda (A)'nın iyiniyetli olup olmadığının tespiti önem arz etmektedir. (A), arkadaşı (B)’nin otomobili suçta kullanacağına dair imasından haberdar olmasına rağmen bunu önemsemeyerek aracı teslim etmiştir. Bu durum, (A)'nın TCK m. 54/1 anlamında “iyiniyetli” kabul edilmesine engel teşkil eder. Dolayısıyla, iyiniyetli üçüncü kişi korumasından yararlanamayan (A)'ya ait olan ve kasıtlı bir suçun (göçmen kaçakçılığı) işlenmesinde kullanılan otomobilin müsaderesine karar verilmesi gerekir. Diğer seçeneklerin incelenmesi: - A seçeneği yanlıştır, çünkü olaydaki tutumu nedeniyle (A) iyiniyetli üçüncü kişi olarak kabul edilemez. - B seçeneği yanlıştır. TCK m. 54/3'te düzenlenen hakkaniyet ilkesi, hakimin takdirine bağlı bir istisnadır. Ancak somut olayda, eşya sahibinin iyiniyetli olmaması, bu istisnanın uygulanma olasılığını zayıflatır ve müsadere kuralının uygulanmasını daha olası kılar. - D seçeneği yanlıştır. TCK m. 54/2 uyarınca eşyanın değeri kadar para tutarının müsaderesi (kaim değer müsaderesi), asıl eşyanın müsaderesinin imkânsızlaştığı hallerde başvurulan ikincil bir yoldur. Olayda otomobilin müsaderesi mümkün olduğundan bu yola başvurulamaz. - E seçeneği, TCK m. 54/6'daki paylı mülkiyete ilişkin müsadere kuralını ilgilendirmekte olup somut olayda otomobilin mülkiyeti tek başına (A)'ya aittir, paylı mülkiyet durumu söz konusu olmadığından bu hükmün uygulanması mümkün değildir. Önemli Nokta 3: Türk Ceza Kanunu'nun 61. maddesinin birinci fıkrasında, hâkimin temel cezayı belirlerken göz önünde bulunduracağı kriterler tahdidi (sınırlı sayıda) olarak sayılmıştır. Bu kriterler; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı ile failin güttüğü amaç ve saiktir. Seçeneklerde yer alan 'Suçun işlenmesinde kullanılan araçların elverişliliği ve tehlikeliliği' (m. 61/1-b), 'Failin güttüğü amaç ve saikin suç işleme kararlılığını gösterme derecesi' (m. 61/1-g), 'Meydana gelen zararın büyüklüğü ile tehlikenin somut ağırlığı' (m. 61/1-e) ve 'Failin kasta veya taksire dayalı kusurunun yoğunluğu' (m. 61/1-f) bu kapsamda değerlendirilir. Ancak, 'failin yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları', TCK m. 61'de sayılan temel cezanın belirlenmesine ilişkin bir kriter olmayıp, TCK m. 62/2'de düzenlenen ve temel ceza belirlendikten sonra uygulanabilecek olan 'takdiri indirim nedenleri' arasında yer almaktadır. Dolayısıyla hâkim, temel cezayı tayin ederken failin yargılama sürecindeki pişmanlığını dikkate alamaz; bu hususu ancak daha sonraki bir aşama olan takdiri indirim nedenlerinin varlığını değerlendirirken göz önünde bulundurabilir. Önemli Nokta 4: Soruda tanımı yapılan kurum "Önödeme"dir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 75. maddesinde düzenlenen önödeme, uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnızca adli para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçların failine, belirli bir miktar parayı ödemesi karşılığında hakkında kamu davası açılmamasını veya açılmışsa davanın düşürülmesini sağlayan bir kurumdur. Sorudaki tanım, TCK m. 75'teki düzenlemeyle birebir örtüşmektedir. Diğer seçeneklerin elenme nedenleri şunlardır: - **Hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi:** TCK m. 50'de düzenlenen bu kurum, kısa süreli hapis cezasına mahkûmiyet halinde, hâkimin bu cezayı belirli koşullar altında adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevirmesidir. Bu, yargılama sonunda verilen bir mahkûmiyet hükmünün sonucudur, oysa önödeme yargılamayı sonlandıran bir kurumdur. - **Hapis cezasının ertelenmesi:** TCK m. 51'e göre, iki yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezasının belirli bir denetim süresi boyunca infaz edilmemesidir. Bu da bir mahkûmiyet hükmü sonrası devreye giren bir infaz kurumudur. - **Adli para cezasının taksitlendirilmesi:** TCK m. 52/4'te düzenlenen bu durum, mahkûm olunan adli para cezasının infazı aşamasında, hükümlünün ekonomik durumu göz önünde bulundurularak cezanın taksitler halinde ödenmesine karar verilmesidir. Yargılamayı sona erdiren bir kurum değildir. - **Uzlaşma:** Fail ile mağdurun anlaşması sonucu ceza muhakemesinin sona ermesini sağlayan bir kurumdur. Önödemeden temel farkı, uzlaşmanın mağdurun taraf olduğu suçlarda ve tarafların anlaşmasıyla gerçekleşmesi, önödemenin ise failin devlete belirli bir meblağı ödemesiyle sonuçlanmasıdır. Ayrıca soru metninde, kurumun uzlaşma kapsamı dışındaki suçlarda uygulandığı açıkça belirtilmiştir. Önemli Nokta 5: Çözüm, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesinin 3. fıkrasının dikkatli bir şekilde analiz edilmesini gerektirmektedir. İlgili fıkra şu şekildedir: "Cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı, mahkûm olunan ceza süresinden az olamaz." Bu hüküm, denetim süresi için iki temel kural koymaktadır: 1. Genel Kural: Denetim süresi 1 yıldan az, 3 yıldan fazla olamaz. 2. Özel Kural (Alt Sınır): Denetim süresinin alt sınırı, mahkûm olunan ceza süresinden daha az olamaz. Somut olayda, sanık (A) 1 yıl 10 ay hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Bu süre, kanunun genel kuralı olan 1 yıllık alt sınırdan fazladır. Dolayısıyla, özel kural devreye girer ve belirlenecek denetim süresinin alt sınırı, hükmolunan ceza olan 1 yıl 10 aydan az olamaz. Bu nedenle B seçeneği doğrudur. Diğer seçeneklerin yanlışlık nedenleri: A) Bu seçenek, TCK m. 51/3'teki özel kuralı göz ardı etmektedir. Olaydaki mahkûmiyet süresi 1 yıl 10 ay olduğu için, belirlenecek denetim süresinin alt sınırı 1 yıl değil, 1 yıl 10 aydır. C) Bu seçenek, hapis cezasının ertelenmesi (TCK m. 51) ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK m. 231) kurumlarını karıştırmaktadır. Denetim süresi sonunda davanın düşmesi, HAGB'nin bir sonucudur (CMK m. 231/10). Hapis cezasının ertelenmesinde ise denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli geçirildiğinde, ceza "infaz edilmiş sayılır" (TCK m. 51/8). D) Bu seçenek iki açıdan yanlıştır. İlk olarak, denetim süresi içinde kasıtlı suç işlenmesi halinde kararı verecek olan merci yargılamayı yapan mahkeme değil, "infaz hâkimliğidir". İkinci olarak, infaz hâkimliği ertelenen cezanın "kısmen veya tamamen" infazına karar verir (TCK m. 51/7). Seçenekte yer alan "tamamının" ifadesi ve "mahkemece" ifadesi bu nedenle hatalıdır. E) Bu seçenek de hatalıdır. TCK m. 53/4'e göre, hak yoksunluklarına ilişkin hükümler, "kısa süreli hapis cezası ertelenmiş" olan kişiler hakkında uygulanmaz. Kısa süreli hapis cezası, bir yıl ve daha az süreli hapis cezalarıdır. Olayda verilen ceza 1 yıl 10 ay olup kısa süreli hapis cezası niteliğinde değildir. Bu nedenle TCK m. 53/1'deki hak yoksunlukları, cezanın infazı tamamlanıncaya kadar (yani denetim süresi başarıyla bitirilip ceza infaz edilmiş sayılıncaya kadar) uygulanmaya devam eder.

Örnek Çıkmış Sorular

Soru 1

Kasten yaralama suçundan yargılanan 25 yaşındaki sanık (A), daha önce taksirle ölüme neden olma suçundan aldığı 10 aylık hapis cezasının infaz edilmiş olması dışında sabıkasızdır. Yargılama sonunda mahkeme, TCK m. 61 uyarınca sanığın suçun işleniş biçimini ve meydana gelen zararın ağırlığını dikkate alarak belirlediği temel cezada takdiri indirim nedenlerini uygulayarak (A)’yı neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkûm etmiştir. Mahkeme, yargılama sürecinde (A)’nın gösterdiği samimi pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği yönünde olumlu bir kanaate ulaşmıştır. Bu bilgilere göre, yerel mahkemenin (A) hakkında verebileceği kararla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre doğrudur?

A)Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve yargılama sürecindeki pişmanlığı göz önüne alındığında, mahkûm olduğu hapis cezasının ertelenmesine karar verilebilir.
B)Mahkûm olunan ceza, TCK m. 49/2 uyarınca bir yılı aşan uzun süreli hapis cezası niteliğinde olduğundan, TCK m. 50'de düzenlenen seçenek yaptırımlara çevrilmesi mümkün değildir.
C)Sanığın daha önce taksirli de olsa bir suçtan mahkûm olmuş olması, TCK m. 51 uyarınca cezanın ertelenmesine kanunen engel teşkil ettiğinden, erteleme kararı verilemez.
D)Cezanın ertelenmesine karar verilmesi durumunda dahi, hapis cezasının kanuni bir sonucu olarak sanık, TCK m. 53'te sayılan seçme ve seçilme ehliyeti gibi belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılacaktır.
E)Mahkemenin, sanığın tekrar suç işlemeyeceği yönünde olumlu bir kanaate ulaşmış olması, cezayı ertelemesini zorunlu kılar; bu durumda hâkimin takdir yetkisi bulunmamaktadır.

Çözüm

Sorunun çözümünde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesinde düzenlenen 'Hapis Cezasının Ertelenmesi' kurumunun şartları incelenmelidir. TCK m. 51/1'e göre, işlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezasının ertelenebilmesi için iki temel koşul bulunmaktadır: 1. Kişinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması. 2. Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması. Somut olayda sanık (A), 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Bu süre, TCK m. 51/1'de öngörülen iki yıllık sürenin altındadır. Sanığın önceki mahkûmiyeti 'taksirle ölüme neden olma' suçuna ilişkindir. Ertelemeye engel teşkil eden önceki mahkûmiyetin 'kasıtlı bir suçtan' kaynaklanması gerektiğinden, sanığın taksirli suçtan mahkûmiyeti ertelemeye engel değildir. Ayrıca, mahkemenin sanığın tekrar suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat edindiği açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle, tüm koşullar sağlandığı için mahkemenin takdir yetkisi kapsamında cezayı ertelemesi mümkündür. Dolayısıyla A seçeneği doğrudur. Diğer seçeneklerin incelenmesi: B seçeneği: Hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezası, TCK m. 49/2'ye göre 'kısa süreli' değildir ve bu nedenle TCK m. 50'deki seçenek yaptırımlara çevrilemez. Ancak bu durum, farklı bir kurum olan ve şartları TCK m. 51'de düzenlenen ertelemeye engel değildir. Bu seçenek, doğru bir tespiti (seçenek yaptırıma çevrilemeyeceği) yanlış bir sonuca (ertelemenin mümkün olmadığı iması) bağlamaya çalıştığı için çeldiricidir. C seçeneği: TCK m. 51/1-a, ertelemeye engel olan durumu açıkça 'kasıtlı bir suçtan' mahkûmiyet olarak belirtmiştir. Sanığın önceki mahkûmiyeti taksirli bir suça ilişkin olduğundan, erteleme kararı verilebilir. Bu nedenle C seçeneği yanlıştır. D seçeneği: TCK m. 53/4, 'Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş' kişiler hakkında TCK m. 53/1'deki hak yoksunluklarının uygulanmayacağını belirtir. Olaydaki ceza 1 yıl 8 ay olup kısa süreli değildir. Bu nedenle cezanın ertelenmesi, TCK m. 53/1'deki hak yoksunluklarının uygulanmasını tek başına engellemez. Ancak soru, mahkemenin verebileceği 'kararla' ilgilidir. En doğru ve doğrudan cevap, erteleme kararının verilip verilemeyeceğine odaklanan A seçeneğidir. E seçeneği: TCK m. 51'de kullanılan 'ertelen*ebilir*' ifadesi, şartlar oluşsa dahi hâkimin bu kararı vermek zorunda olmadığını, takdir yetkisine sahip olduğunu gösterir. Bu nedenle E seçeneğindeki zorunluluk ifadesi yanlıştır.

Soru 2

(A), mülkiyetinde bulunan antika değeri yüksek lüks otomobilini, arkadaşı (B)’ye bir haftalığına ödünç vermiştir. (B), bu otomobili kullanarak göçmen kaçakçılığı yapmayı planladığını (A)’ya üstü kapalı bir şekilde ima etmiş, ancak (A) bu durumu ciddiye almayarak otomobilini yine de (B)'ye teslim etmiştir. (B), söz konusu otomobille göçmen kaçakçılığı suçunu işlerken yakalanmış ve otomobile el konulmuştur. Yapılan yargılama neticesinde (B), göçmen kaçakçılığı suçundan mahkûm edilmiştir. Bu olayda, suçun işlenmesinde kullanılan otomobilin hukuki akıbeti hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun eşya müsaderesine ilişkin hükümleri uyarınca mahkemenin vermesi gereken karar aşağıdakilerden hangisidir?

Soru 3

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na göre, bir suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirleyecek olan hâkim, aşağıdaki hususlardan hangisini bu aşamada dikkate alamaz?

Devamını Görmek İster misin?

Tüm soruların çözümlerine, yapay zeka destekli konu anlatımlarına ve akıllı denemelere erişmek için ücretsiz kayıt ol.