---
title: "Temel ilkeler ve tanımlar — Ceza Hukuku Genel Hükümler konu anlatımı"
course: "Ceza Hukuku Genel Hükümler"
law: "Türk Ceza Kanunu"
articles: "TCK m.1–6"
last_amended: "2005-06-29"
compiled: "2026-10-21"
jurisdiction: "TR"
source: "https://www.hukuksalegitim.com/konu/ceza-hukuku-genel-hukumler/temel-ilkeler-ve-tanimlar"
publisher: "Hukuksal Eğitim"
language: "tr"
---

# Temel ilkeler ve tanımlar

Ceza Hukuku Genel Hükümler › TCK › Genel hükümler › Temel ilkeler, tanımlar ve uygulama alanı — [Ceza Hukuku Genel Hükümler](https://www.hukuksalegitim.com/konu/ceza-hukuku-genel-hukumler)

## Kısaca

TCK m.1, Türk Ceza Kanununun amacını belirler: kişi hak ve özgürlüklerinin, kamu düzen ve güvenliğinin, hukuk devletinin, kamu sağlığı ve çevrenin, toplum barışının korunması ile suç işlenmesinin önlenmesi.

## Kapsam

Bu konu, Türk Ceza Kanunu m.1–6 hükümlerini kapsar: ceza Kanununun amacı, suçta ve cezada kanunîlik ilkesi, adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi, kanunun bağlayıcılığı, özel kanunlarla ilişki, tanımlar.

- [TCK m.1 — Ceza Kanununun amacı](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5237-sayili-turk-ceza-kanunu/madde-1)
- [TCK m.2 — Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5237-sayili-turk-ceza-kanunu/madde-2)
- [TCK m.3 — Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5237-sayili-turk-ceza-kanunu/madde-3)
- [TCK m.4 — Kanunun bağlayıcılığı](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5237-sayili-turk-ceza-kanunu/madde-4)
- [TCK m.5 — Özel kanunlarla ilişki](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5237-sayili-turk-ceza-kanunu/madde-5)
- [TCK m.6 — Tanımlar](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5237-sayili-turk-ceza-kanunu/madde-6)

## [TCK m.1 — Ceza Kanununun amacı](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5237-sayili-turk-ceza-kanunu/madde-1)

Madde, Türk Ceza Kanununun amacını belirler: kişi hak ve özgürlüklerinin, kamu düzen ve güvenliğinin, hukuk devletinin, kamu sağlığı ve çevrenin, toplum barışının korunması ile suç işlenmesinin önlenmesi. Ayrıca kanunun, bu amacın gerçekleştirilmesi için ceza sorumluluğunun temel esaslarını, suçları ile ceza ve güvenlik tedbirlerinin türlerini düzenlediğini belirtir. Madde, kanunun tüm kullanıcılar ve tüm suç tipleri bakımından genel bir yönlendirme işlevi taşır. Maddenin kendisi somut bir suç tanımlamaz, ceza verilmesi, ceza miktarı, zamanaşımı veya yer ve zaman bakımından uygulama koşulları gibi konuları düzenlemez; bunlar sırasıyla suça ve cezaya ilişkin özel hükümlerde, kanunun ilk kısmındaki kanunilik ilkesinde (m.2), zaman ve yer bakımından uygulamada (m.7, m.8) ve zamanaşımında (m.66 ve devamı) yer alır.

### Ceza Kanununun amacı: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Kanunun amacı**: Kanunun hangi değerleri korumayı ve hangi sonucu hedeflediğini gösteren genel çerçevedir. Maddenin ilk cümlesinde sayılan değerler ve suç önleme bu kapsamı oluşturur.
- **Ceza sorumluluğunun temel esasları**: Kanunun, kimin hangi koşulda cezalandırılabileceğine ilişkin genel ilkelerini ifade eder. Bu esaslar kanunun genel hükümler kısmında ayrıntılandırılır; madde yalnızca bunların düzenlendiğini belirtir.
- **Güvenlik tedbirleri**: Kanunda cezanın yanında öngörülen ve kişinin tehlikeliliğine karşı uygulanan yaptırım türüdür. Maddede yalnızca türlerinin kanunda düzenlendiği belirtilir, türleri ve koşulları bu maddede yer almaz.

### Ceza Kanununun amacı: hangi şartlar aranır?

- Maddenin doğrudan bir yükümlülük veya hak kurmadığı, yalnızca kanunun amacını ve düzenleme alanını gösterdiği dikkate alınmalıdır.
- Bir fiilin cezalandırılabilmesi için ayrıca m.2 uyarınca kanunda açıkça suç olarak düzenlenmiş olması gerekir; m.1'deki amaç tek başına suç ve ceza oluşturmaz.
- Amaca dayanılarak yorum yapılırken, sonucun kanunun özgürlükçü yapısıyla ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşması gerekir.

### Ceza Kanununun amacı: hangi sonuçları doğurur?

- Madde tek başına bir fiili suç haline getirmez ve bir cezanın verilmesine dayanak oluşturmaz.
- Kanunun amacına uygun yorum yapılması, suç tanımlarının ve yaptırımların bu amaç doğrultusunda anlaşılmasını sağlar.

### Kanunun amacı ile cezanın amacı arasındaki fark nedir?

- Madde 1 kanunun amacını, yani kanunun hangi değerleri koruduğunu ve neyi hedeflediğini düzenler.
- Cezanın amacı, cezanın uygulanmasıyla ulaşılmak istenen sonuçlardır ve bu maddede düzenlenmez.

Sonuç: Madde ile doğrudan ceza verilemez; ceza verilebilmesi için suç tanımı ve kanunilik ilkesi gerekir. Cezanın amacına ilişkin tartışmalar m.1'in kapsamı dışındadır.

### Madde 1 ile madde 2 arasındaki fark nedir?

- Madde 1 kanunun genel amacını ve düzenleme alanını gösterir.
- Madde 2 suçta ve cezada kanunilik ilkesini düzenler ve kanunda açıkça suç sayılmayan fiil için ceza verilemeyeceğini öngörür.

Sonuç: Bir fiil kanunun amacına aykırı görünse bile, açıkça suç sayılmamışsa m.2 uyarınca cezalandırılamaz. Amaç, suç tanımının yerini tutmaz.

### Ceza Kanununun amacı: sık yapılan hatalar nelerdir?

- m.1'deki amacı doğrudan bir suç tanımı gibi kullanmak; amaç, kanunilik ilkesinin yerini tutmaz.
- Madde metnindeki korunan değerleri sınırsız bir yorum aracı olarak kullanmak ve bunun sonucunda suç tanımını genişletmek.
- m.1'in içerdiği bir değeri (örneğin kamu sağlığı, çevre) doğrudan bir suç unsuru gibi değerlendirmek; değerin korunması ancak kanunda suç olarak düzenlenmiş bir fiille sağlanabilir.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Yargı kararları, kanunun amacını doğrudan bir ceza verme gerekçesi olarak değil, suç tanımlarını ve yaptırımları yorumlarken dayanak olarak kullanmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2018/114 E., 2021/453 K., 07.10.2021)
- Mahkemeler, suç işlenmesini önlemeyi amaçlayan kanun koyucu iradesini, bir suç tipinin kapsamını genişleten değil, kanunun ilgili hükmünü somut olayda doğru uygulamak için kullanmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2018/114 E., 2021/453 K., 07.10.2021)
- Yargı kararlarında m.1 çoğunlukla somut bir ceza hükmü ile birlikte anılmakta, tek başına uygulanan bir ceza gerekçesi olarak kullanılmamaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2023/306 E., 2023/590 K., 08.11.2023)

### Nasıl ispat edilir?

- Madde doğrudan bir hak veya yükümlülük kurmadığından ispat yükü, bir suç veya yaptırım talebinde bulunan tarafta kalır; bu tarafın suç tanımının ve diğer şartların varlığını ispatlaması gerekir.
- Maddenin amacına dayanılarak bir fiilin cezalandırılmasını isteyen taraf, fiilin ilgili suç tipine uyduğunu ve kanunilik ilkesinin sağlandığını ispatlamak zorundadır.
- Savunma tarafı, fiilin kanunda açıkça suç olarak düzenlenmediğini veya amaca dayanılarak genişletilemeyeceğini ileri sürebilir; bu savunmanın dayanağı m.2'dir ve ispat yükü bu tarafa geçmez.
- Fiilin kanunun amacına uygun bir biçimde suç sayıldığını ileri süren tarafın, bu iddiasını somut olayın delilleriyle (tanık, belge, bilirkişi raporu gibi) ortaya koyması gerekir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [5237 sayılı Kanun m.2](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5237-sayili-turk-ceza-kanunu/madde-2): Suçta ve cezada kanunilik ilkesini düzenler. m.1'deki amaç, cezalandırmayı tek başına meşrulaştırmaz; bir fiilin cezalandırılabilmesi için m.2'deki kanunilik koşulunun da sağlanması gerekir.
- [5237 sayılı Kanun m.7](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5237-sayili-turk-ceza-kanunu/madde-7): Zaman bakımından uygulamayı düzenler. m.1'in genel amacı, zaman bakımından uygulama kurallarının yorumunda dikkate alınır; ayrıca kuralın yerine getirilmesi m.7'deki sınırlarla belirlenir.
- [5237 sayılı Kanun m.8](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5237-sayili-turk-ceza-kanunu/madde-8): Yer bakımından uygulamayı düzenler. m.1 kanunun genel amacını gösterirken, Türkiye'de işlenen suçlara ilişkin uygulama alanını m.8 belirler.

## [TCK m.2 — Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5237-sayili-turk-ceza-kanunu/madde-2)

Madde, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin üç yönünü düzenler: kanunda açıkça suç sayılmayan fiil için ceza ya da güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, kanunda yazılı yaptırımlar dışında yaptırım verilemeyeceği, idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamayacağı ve kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinde kıyas yapılamayacağı ile bu hükümlerin kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamayacağı. Madde, hâkimi ve kanun koyucuyu bağlar ve Türk Ceza Kanunu'nun tüm suç ve yaptırımlarına uygulanır. Madde, suçun unsurlarını ve cezaların miktarını belirlemez; bunlar ilgili özel hükümlerde düzenlenir. Geçmişe yürüme yasağını (m.7), kabahatlerin yaptırımlarını ve usulünü, zamanaşımını, suç tanımlarının içeriğini ve Anayasa'daki kanun hükmünde kararname sınırlarını bu maddede aramayınız; bunlar ayrı kanun ve hükümlerde düzenlenmiştir.

### Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Suçta kanunilik**: Bir fiilin suç sayılması ve bu fiil için yaptırım uygulanması için fiilin işlendiği tarihte yürürlükte olan bir kanunda açıkça suç olarak gösterilmiş olmasının aranmasıdır. Kanunun açıkça suç saymadığı fiil, yorum yoluyla suç yapılamaz.
- **Cezada kanunilik**: Ceza ve güvenlik tedbirlerinin türünün ve miktarının kanunda gösterilmesi ilkesidir. Kanunda yazılı yaptırımlar dışında bir ceza ya da güvenlik tedbirine hükmolunamaz.
- **Düzenleyici işlem**: İdarenin genel ve soyut kurallar koyan işlemleridir. Kanun hükmünde kararname, tüzük, yönetmelik ve Bakanlar Kurulu kararları bu kapsamda değerlendirilir. Bu işlemlerle suç ve ceza konulamaz.
- **Kıyas**: Kanunda düzenlenmemiş bir durumu, benzerliğe dayanarak kanunda düzenlenmiş bir hükme bağlamaktır. Suç ve ceza içeren hükümlerde kıyas yapılamaz.
- **Kıyasa yol açacak biçimde geniş yorum**: Hükmün sözüyle ifade edilen anlamın dışına çıkılarak, kanunda yer almayan fiillerin kapsama alınmasına yol açan yorumdur. Genişletici yorumun tamamı yasaklanmamış, yalnızca kıyasa yol açan biçimi yasaklanmıştır.

### Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi: hangi şartlar aranır?

- Fiilin, işlendiği zaman yürürlükte olan bir kanunda açıkça suç olarak tanımlanmış olması gerekir.
- Suç ve ceza konusunda düzenleme yapılırken yetki yalnızca kanuna dayanmalı, idarenin düzenleyici işlemine dayanılmamalıdır.
- Suç ve ceza içeren bir hükme dayanılırken o hükmün sözünün dışına çıkılmamalı ve benzer bir fiil hakkında kıyas yapılmamalıdır.
- Uygulanacak ceza veya güvenlik tedbiri kanunda yazılı olmalı; kanunda yazılı olmayan bir yaptırım uygulanmamalıdır.

### Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi: hangi sonuçları doğurur?

- Kanunda açıkça suç sayılmayan bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz.
- Kanunda yazılı cezalar ve güvenlik tedbirleri dışında bir ceza ya da güvenlik tedbirine hükmolunamaz.
- İdarenin düzenleyici işlemiyle getirilen bir suç tanımına dayanılarak verilen ceza hukuka aykırıdır.
- Kıyas yoluyla suç kapsamının genişletilmesi yasaktır; kıyas yoluyla verilen mahkûmiyet hukuka aykırıdır.
- Suç ve ceza içeren hükümler kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz; bu yorum sonucu verilen karar hukuka aykırı olur.
- Bu ilke güvenlik tedbirleri bakımından da geçerlidir ve güvenlik tedbirleri de kanunda yazılı olmalıdır.

### Kanun ile idarenin düzenleyici işlemi arasındaki fark nedir?

- Suç ve ceza yalnızca kanunla konulabilir; bu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin çıkardığı kanunu ifade eder.
- Bakanlık genelgesi, yönetmelik, tüzük ve kanun hükmünde kararname gibi idari düzenlemeler suç ve ceza koyamaz.

Sonuç: İdari bir düzenleme ile bir fiil suç haline getirilemez ve bu düzenlemeye dayanılarak ceza verilemez.

### Suç tanımı ile yaptırım arasındaki fark nedir?

- Suç tanımının kapsamı ve fiilin unsurları, kanunda açıkça gösterilmelidir.
- Ceza ve güvenlik tedbirinin türü ve miktarı kanunda bulunmalıdır.

Sonuç: Kanun yalnızca fiil tanımına değil, aynı zamanda yaptırıma da açık olmalıdır; ikisinden biri eksikse hüküm uygulanamaz.

### Kıyas ile kıyasa yol açmayan genişletici yorum arasındaki fark nedir?

- Kıyas, kanunda olmayan benzer bir fiili suç kapsamına almaktır ve yasaktır.
- Genişletici yorum, hükmün sözünün anlamı içinde kalarak yapılan açıklamadır; kıyasa yol açacak biçimi yasaktır.

Sonuç: Sözün anlamı içinde kalan yorum uygulanabilirken, kanunda olmayan fiili kapsama alan yorum uygulanamaz.

### Suç ve ceza içeren hüküm ile diğer hükümler arasındaki fark nedir?

- Bu madde yalnızca suç ve ceza içeren hükümlere ilişkin kıyas ve genişletici yorum yasağını koyar.
- Ceza içermeyen, hak ve yetki tanıyan hükümlerde kıyas yasağı bu maddeden doğmaz.

Sonuç: Yasak yalnızca suç ve ceza içeren hükümler bakımından uygulanır.

### Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Kanunda açıkça düzenlenmemiş bir fiili, benzerliği nedeniyle suç sayılan fiile kıyasla cezalandırmak; kıyas yasağı kesindir.
- İdarenin düzenleyici işlemini kanun yerine koyarak suç tanımı ya da ceza belirlemek; bu işlem geçersizdir.
- Kanunda yazılı olmayan bir güvenlik tedbirini ceza gibi uygulamak; güvenlik tedbirleri de kanunilik ilkesine tabidir.
- Kıyas yasağını genişletici yorumun tamamını yasaklamak biçiminde okumak; yasak yalnızca kıyasa yol açacak yorum biçimini kapsar.
- Ceza içermeyen hükümlerde de kıyas yasağı var sanmak; yasak suç ve ceza içeren hükümlerle sınırlıdır.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Yargıtay, ceza içeren bir idari düzenlemenin suç ve ceza koyamayacağına, bu nedenle kanunilik ilkesine aykırı olduğuna karar vermektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/34 E., 2023/278 K., 17.05.2023)
- Yargıtay, güvenlik tedbirlerinin de suçta ve cezada kanunilik ilkesine tabi olduğunu kabul etmektedir; kanunda yazılı olmayan bir güvenlik tedbirinin uygulanması hukuka aykırı sayılmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2006/52 E., 2006/96 K., 04.04.2006)
- Yargıtay, Anayasa Mahkemesi'nin kanun hükmünde kararname ile suç ve ceza konulamayacağı yönündeki gerekçesine dayanmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2019/630 E., 2022/511 K., 04.07.2022)
- Yargıtay, suç tanımında kullanılan terimlerin ve kamu görevlisi kavramının kanunilik ilkesi gözetilerek sınırlı yorumlanması gerektiğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2020/337 E., 2021/162 K., 22.04.2021)

### Nasıl ispat edilir?

- Kanunda açıkça suç sayılmayan bir fiil nedeniyle ceza isteyen iddia makamı, fiilin işlendiği tarihte yürürlükte olan bir kanun hükmünü göstermek zorundadır.
- Sanığın, fiilin bir idari düzenleme ile suç yapıldığı yönündeki savunması, dayanılan düzenlemenin kanun düzeyinde olup olmadığı incelenerek değerlendirilir; bu inceleme mahkemenin resen yapacağı bir hukuki değerlendirmedir.
- Kıyas yapıldığı iddiasını ileri süren taraf, mahkûmiyet hükmünün kanunda olmayan bir fiile dayandığını göstermek zorundadır; bu, hükmün gerekçesi ve kanun metni karşılaştırılarak ortaya konur.
- Kıyasa yol açacak geniş yorumun varlığı, hükmün sözünün ötesine geçilip geçilmediği ile ölçülür ve bu konuda ispat yükü iddia makamına aittir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [5237 sayılı Kanun m.7](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5237-sayili-turk-ceza-kanunu/madde-7): Geçmişe yürümeme ilkesini düzenler; bu maddedeki kanunilik ilkesinin ayrı bir sonucudur ve yalnızca failin aleyhine olan kanunun geriye uygulanmamasını kapsar.
- 5237 sayılı Kanun: Kanunilik ilkesinin tüm suç tanımlarında ve yaptırımlarında uygulanacağı genel kuraldır; özel hükümlerde suç unsurları ve cezalar bu ilkeye uygun olarak belirlenir.

## [TCK m.3 — Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5237-sayili-turk-ceza-kanunu/madde-3)

Madde, suçun failine uygulanacak cezanın ve güvenlik tedbirinin fiilin ağırlığıyla orantılı olmasını (birinci fıkra) ve Ceza Kanununun uygulanmasında kişiler arasında ayrım yapılamayacağını ile hiç kimseye ayrıcalık tanınamayacağını (ikinci fıkra) düzenler. Kanun önünde eşitlik ilkesi, Ceza Kanununun tüm uygulama alanında, yani suç işleyen herkes bakımından geçerlidir. Madde, yasama sorumsuzluğu gibi kişisel nitelikli cezasızlık sebeplerini, somut ceza miktarının belirlenmesi ilkelerini (m.61), kanunilik ilkesini (m.2) ve pozitif ayrımcılığa ilişkin ayrıntıları düzenlemez; bu konular ilgili maddelerde yer alır. Ayrıca yürürlük ve geçiş hükümleri ile 765 sayılı Kanuna yapılan atıflar da bu maddenin kapsamında değildir (5252 sayılı Kanun).

### Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Orantılılık ilkesi**: Verilecek ceza ve güvenlik tedbirinin, işlenen fiilin ağırlığına uygun olmasını zorunlu kılan ilkedir. Ceza miktarı, fiilin ağırlığı ile ölçülür; failin kişisel özellikleri ayrı bir değerlendirme konusudur.
- **Ayrım yapılamaması**: Ceza Kanununun uygulanmasında, sayılan ölçütler (ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasal ya da diğer fikir veya düşünceler, felsefi inanç, milli veya sosyal köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konum) nedeniyle kişiler arasında fark gözetilmemesidir. Madde bu ölçütleri sınırlı olarak değil, örnek olarak saymaktadır.
- **Ayrıcalık**: Bir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa, Ceza Kanununun genel uygulamasından sapan bir kolaylık ya da üstünlük tanınmasıdır. Kişisel cezasızlık sebepleri gibi kanunun açıkça öngördüğü haller bu anlamda ayrıcalık sayılmaz; bunlar kanun koyucunun belirlediği istisnalardır.
- **Kişisel (şahsi) cezasızlık sebebi**: Suçun işlendiği anda var olan ve fiilin cezalandırılmasına engel olan, kişiye bağlı sebeplerdir. Fiil suç olmaya devam eder; yalnızca bu kişi bakımından ceza verilmez.

### Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi: hangi şartlar aranır?

- Ceza verilebilmesi için suçun işlenmiş olması ve fail hakkında bir suç isnadının bulunması gerekir.
- Verilecek cezanın ve güvenlik tedbirinin, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olması gerekir.
- Ceza Kanununun uygulanmasında kişiler arasında sayılan ölçütler bakımından ayrım yapılmaması gerekir.
- Hiç kimseye Ceza Kanununun uygulanmasında ayrıcalık tanınmaması gerekir.
- Kişiye bağlı bir cezasızlık sebebi varsa, bu sebep yalnızca kanunun açıkça öngördüğü ölçüde ve o kişi bakımından uygulanır; genel eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz.

### Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi: hangi sonuçları doğurur?

- Verilecek ceza fiilin ağırlığıyla orantılı değilse, cezanın bu ilkeye uygun biçimde yeniden belirlenmesi gerekir.
- Sayılan ölçütlerden biri nedeniyle fark gözetilerek daha ağır ya da daha hafif ceza verilmesi, bu maddeye aykırılık oluşturur.
- Kanunun açıkça öngördüğü kişisel cezasızlık sebebi bulunduğunda, fiil suç olmasına rağmen o kişi hakkında ceza verilmez.
- Madde, ceza miktarının belirlenmesi için yöntem göstermez; bu konuda m.61 uygulanır.

### Orantılılık ile kişisel cezasızlık sebebi arasındaki fark nedir?

- Orantılılık ilkesi, fiilin ağırlığına göre cezanın belirlenmesini ister ve herkese aynı ölçütle uygulanır.
- Kişisel cezasızlık sebebi, suçun işlendiği anda var olan ve kişiye bağlı bir sebeple cezalandırmayı engeller; fiil suç olmaya devam eder.

Sonuç: Kişisel cezasızlık sebebinin varlığı, ceza miktarının orantılılık ölçütüyle hesaplanmasından önce cezanın hiç verilmemesi sonucunu doğurur. Bu nedenle bu tür durumlar eşitlik ilkesinin ihlali olarak değerlendirilmez.

### Ayrım yasağı ile kanunun öngördüğü istisna arasındaki fark nedir?

- Ayrım yasağı, sayılan ölçütler nedeniyle kişiler arasında fark gözetilmemesini ister.
- Kanunun açıkça öngördüğü istisna, kişisel nitelikli bir sebeple belirli bir kişiye uygulanan özel düzenlemedir.

Sonuç: Kanunun açıkça öngördüğü istisna ayrım yasağının ihlali sayılmaz; yasama sorumsuzluğu bunun örneğidir.

### Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Orantılılık ilkesini cezanın alt sınırına indirme ya da üst sınıra çıkarma için tek başına yeterli ölçüt saymak; oysa bu ilke ceza miktarını fiilin ağırlığı ile birlikte değerlendirmeyi ister.
- Kişisel cezasızlık sebebini eşitlik ihlali saymak; oysa kanunun açıkça öngördüğü bu sebepler ayrım yasağının dışındadır.
- Kişisel cezasızlık sebebini fiilin suç olmaktan çıkması olarak anlamak; fiil suç olmaya devam eder, yalnız o kişi hakkında ceza verilmez.
- Madde metnindeki ölçütleri kapalı bir liste saymak; madde ölçütleri örnek olarak sayar, 'diğer toplumsal konumlar' gibi ifadeler açık uçludur.
- Pozitif ayrımcılık tedbirlerini bu maddedeki ayrım yasağının ihlali saymak; eşitlik ilkesi bu tür tedbirleri dışlamaz.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, temel cezanın alt ve üst sınır arasında takdir edilmesinde, fiilin ağırlığıyla orantılılık ilkesinin gözetilmesi gerektiğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2017/267 E., 2018/320 K., 03.07.2018; Ceza Genel Kurulu, 2017/717 E., 2017/485 K., 21.11.2017)
- Mahkemelerin takdir yetkisi, hukuki dayanağı açık olmayan genel gerekçelerle değil, somut olayın özelliklerine dayanılarak kullanılmalıdır. (Ceza Genel Kurulu, 2010/225 E., 2010/268 K., 21.12.2010)
- Ceza miktarının orantılılık ilkesine uygun olup olmadığı, hüküm kurulurken somut olay dikkate alınarak belirlenir; bu ilke çerçevesinde verilen cezanın azami miktarda belirlenmesi, gerekçesiz olduğunda bozma sebebi sayılmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2011/335 E., 2012/1804 K., 09.10.2012)

### Nasıl ispat edilir?

- Orantılılık ilkesine aykırılık iddiasını ileri süren taraf, verilen cezanın fiilin ağırlığıyla orantısız olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Ceza miktarının gerekçesi hükmün gerekçesinde gösterilmelidir; gerekçesiz takdir, ispat yükünü değiştirmez fakat temyiz sebebi oluşturur.
- Kişisel cezasızlık sebebinin varlığını ileri süren taraf, bu sebebin suç işlendiği anda ve kişiye bağlı olarak bulunduğunu ispatlamalıdır.
- Ayrım yapıldığı iddiası, somut delille (örneğin benzer olaylarda farklı ceza verildiğini gösteren kararlar) desteklenmelidir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [5237 sayılı Kanun m.61](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5237-sayili-turk-ceza-kanunu/madde-61): Temel cezanın ve ceza miktarının belirlenmesinde, bu maddede öngörülen orantılılık ilkesinin somut ölçütlerini tamamlar.
- [5237 sayılı Kanun m.2](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5237-sayili-turk-ceza-kanunu/madde-2): Suçta ve cezada kanunilik ilkesini düzenler; orantılılık ve eşitlik ilkeleri ancak kanunda öngörülen suç ve ceza çerçevesinde uygulanabilir.
- [5237 sayılı Kanun m.4](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5237-sayili-turk-ceza-kanunu/madde-4): Ceza Kanununun bağlayıcılığını düzenler; eşitlik ilkesinin uygulama alanını belirler.
- 5252 sayılı Kanun: Bu maddenin dipnotunda anılan, 5237 sayılı Kanunun yürürlük ve uygulama şekli ile 765 sayılı Kanuna yapılan atıfları düzenleyen kanundur.

## [TCK m.4 — Kanunun bağlayıcılığı](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5237-sayili-turk-ceza-kanunu/madde-4)

Madde, ceza kanunlarını bilmenin mazeret sayılmayacağını düzenler; bilmemenin hangi hallerde kusuru ortadan kaldırmadığını belirleyen genel ilkeyi koyar. Madde, kanun hükmünü bilmemeyi değil, fiilin hukuka aykırılığı konusundaki hatayı ilgilendirmesi bakımından ceza sorumluluğunun temelini oluşturan kusur ilkesiyle bağlantılıdır. Maddenin ikinci fıkrası 5377 sayılı Kanunla 29/6/2005 tarihinde mülga edilmiş olup, bugün yalnız birinci fıkra yürürlüktedir. Madde, tüm gerçek kişiler bakımından uygulanır. Madde, hatanın kaçınılmazlığı hâlinde kusurun kalkmasını düzenlemez; bu ayrıntı mülga ikinci fıkranın konusuydu. Maddenin cezayı belirleme, zaman ve yer bakımından uygulama, hukuka uygunluk nedenleri ve cezalandırılmaya engel nedenler gibi konuları da düzenlemez; bunlar için ilgili hükümlere (örneğin zaman bakımından uygulama için m.7, yer bakımından uygulama için m.8) bakılmalıdır.

### Kanunun bağlayıcılığı: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Ceza kanunlarını bilmemek**: Failin ilgili ceza hükmünün varlığını ya da içeriğini bilmemesi anlamına gelir. Madde, bu bilmemeyi tek başına mazeret saymaz; yani failin kanunu bilmediğini ileri sürmesi cezalandırılmasına engel olmaz.
- **Mazeret**: Failin cezalandırılmasını engelleyen ya da kusurunu kaldıran nedenleri ifade eder. Madde, kanun bilmemesini bu nitelikte bir neden olarak kabul etmez.
- **Kusur**: Fiilin failine kişisel olarak yüklenebilmesi için gereken unsurdur. Madde, kanun bilmemesinin kusuru ortadan kaldırmadığını ilke olarak belirtir; hatanın türüne ilişkin ayrım ayrı bir değerlendirme gerektirir.
- **Hukuka aykırılık bilinci**: Failin fiilin hukuk düzenince yasak olduğunu bilmesi anlamına gelir. Mülga ikinci fıkra bu bilincin kaçınılamaz biçimde yokluğunu konu alıyordu; yürürlükteki birinci fıkra ise yalnızca bilmemeyi mazeret saymaz.

### Kanunun bağlayıcılığı: hangi şartlar aranır?

- Failin işlediği fiil bakımından bir ceza kanunu hükmünün bulunması gerekir; madde, bu hükmün bilinmediği hâlde uygulanmasını öngörür.
- Failin ceza kanununu bilmemesi, tek başına cezalandırılmaya engel bir mazeret olarak ileri sürülememelidir.
- Fiilin suç olarak tanımlandığı ceza hükmünün yürürlükte olması ve fiilin bu hükmün kapsamına girmesi gerekir.

### Kanunun bağlayıcılığı: hangi sonuçları doğurur?

- Failin ceza kanununu bilmediği ileri sürüldüğünde, bu savunma tek başına cezalandırılmaya engel sayılmaz ve fail hakkında ceza hükmü kurulabilir.
- Maddenin birinci fıkrası, bilmemenin mazeret sayılmadığını açıkça belirtir; bu nedenle kanun bilmemesi, bağımsız bir savunma sebebi olarak kabul edilmez.
- Mülga ikinci fıkra 29/6/2005 tarihinde yürürlükten kaldırıldığı için, hukuk hatasının kaçınılmazlığı hâlinde kusurun kalktığına dair madde metninde bir hüküm bulunmaz.
- Hatanın kaçınılabilir olması hâlinde kusur değerlendirmesi, mülga fıkranın gerekçesinde belirtildiği gibi temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınacak nitelikte görülmüştür; bu sonuç madde metninde yazılı değildir.

### Kanunu bilmemek ile kaçınılmaz hukuk hatası arasındaki fark nedir?

- Birinci fıkra uyarınca failin ceza kanununu bilmemesi mazeret sayılmaz; bu bilmemenin fail lehine sonuç doğurmaması ilke olarak kabul edilir.
- Mülga ikinci fıkra, fiilin hukuka aykırılığı konusundaki hatanın kaçınılmaz olması hâlinde kişinin kusurlu sayılmayacağını öngörüyordu.

Sonuç: Yürürlükteki metinde yalnızca birinci fıkra bulunduğundan, kaçınılmaz hukuk hatasına ilişkin özel düzenleme bu madde metninde yer almaz; mülga fıkra bakımından uygulamada kusur ilkesinin genel değerlendirmesine başvurulması gerekir.

### Kanunun bağlayıcılığı: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Birinci fıkranın kapsamını genişletip mülga ikinci fıkradaki kaçınılmaz hata düzenlemesini yürürlükteki metne uygulamak; ikinci fıkra 2005'te yürürlükten kaldırılmıştır.
- Kanun bilmemesini her hâlde cezalandırmaya engel saymak; madde bilmemeyi mazeret saymaz ama kusur değerlendirmesinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.
- Fiilin hukuka aykırılık bilincinin yokluğu ile ceza hükmünü bilmemeyi birbirine karıştırmak; madde yalnızca ceza kanunlarının bilinmemesini kapsar.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Yargıtay uygulamasında, failin ceza kanununu bilmediğinin savunulmasının tek başına cezalandırılmaya engel sayılmadığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2024/93 E., 2024/148 K., 27.03.2024)
- Yargı kararlarında, hukuk hatasının kaçınılmazlığı ayrı bir savunma olarak tartışılmakta; mahkemelerin bu tür savunmaları kusur değerlendirmesi kapsamında ele aldığı görülmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/304 E., 2012/79 K., 06.03.2012)

### Nasıl ispat edilir?

- Failin ceza kanununu bilmediği iddiasını ileri süren taraf, bu iddiayı ispatlamakla yükümlüdür; ancak madde bu savunmayı tek başına mazeret saymadığı için ispatın sonucu kendiliğinden cezasızlık doğurmaz.
- Bilmemenin kaçınılmazlığı iddiasını öne süren sanık, bilgi düzeyi, eğitim ve sosyal-kültürel çevre gibi somut durumları ortaya koymalıdır; bu tür delil değerlendirmesi kusur değerlendirmesinde yapılır.
- Yazılı belge ve tanık beyanları, failin fiilin yasaklığını bilip bilmediği konusunda mahkemenin değerlendirmesine esas olabilir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [5237 sayılı Kanun m.7](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5237-sayili-turk-ceza-kanunu/madde-7): Zaman bakımından uygulamayı düzenler; kanunun yürürlük durumunu ve lehe kanun ilkesini belirler, bilmeme savunmasından bağımsız bir konudur.
- [5237 sayılı Kanun m.8](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5237-sayili-turk-ceza-kanunu/madde-8): Yer bakımından uygulamayı düzenler; Türkiye'de işlenen suçlara Türk kanunlarının uygulanacağını belirtir.

## [TCK m.5 — Özel kanunlarla ilişki](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5237-sayili-turk-ceza-kanunu/madde-5)

Bu madde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağını düzenler. Maddenin konusu, TCK'nın Birinci Kitabında yer alan genel ilkelerin (suçun unsurları, kusur, teşebbüs, iştirak, içtima, yaptırımlar gibi) TCK dışındaki suç tanımlarına da taşınmasıdır. Madde kanunun tamamına değil, yalnızca genel hükümlere ilişkindir. Madde, özel ceza kanunlarında yer alan suç tanımlarının hangi kanunda bulunduğuna veya hangi fiillerin suç sayıldığına ilişkin bir hüküm içermez. Madde, özel ceza kanunundaki genel hükümlere aykırı düzenlemeleri ayrıca düzenlemez; bu tür düzenlemelerin bağlanacağı ayrı kurallar bulunmaktadır."

### Özel kanunlarla ilişki: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Özel ceza kanunu**: Suç ve ceza koymak suretiyle belirli kişi, fiil veya alanlara uygulanan, TCK dışındaki kanunlardır. Örneğin Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu gibi kanunlar bu gruba girer.
- **Ceza içeren kanun**: Esas amacı ceza hukuku düzenlemesi olmayan, ancak içinde suç ve ceza hükmü bulunan kanunlardır. Bu kanunlar da madde kapsamına girer.
- **Genel hükümler**: TCK Birinci Kitabında düzenlenen, suçun genel unsurları, kusur, teşebbüs, iştirak, içtima ve yaptırımlar gibi tüm suçlara ilişkin ilkelerdir.
- **Suç tanımı**: Bir fiilin suç sayılması ve buna bağlanan yaptırımın belirlenmesidir. Maddenin genel hükümleri ile özel kanunlardaki suç tanımları arasındaki ilişki bu kavram üzerinden kurulur.

### Özel kanunlarla ilişki: hangi şartlar aranır?

- Uygulanacak hükmün TCK Birinci Kitabında yer alan bir genel hüküm olması gerekir.
- Suçun TCK dışındaki bir özel ceza kanunu veya ceza içeren bir kanunda düzenlenmiş olması gerekir.
- Özel kanunda aksine bir düzenleme bulunmaması gerekir; aksi halde özel düzenleme uygulanır.

### Özel kanunlarla ilişki: hangi sonuçları doğurur?

- Özel ceza kanunundaki suçlar, TCK'nın genel hükümlerine tabi olur.
- Özel kanunda TCK genel hükmüne aykırı bir düzenleme varsa, bu düzenleme maddenin genel kuralı karşısında uygulanamaz.
- Madde 1 Haziran 2005 tarihinden sonra yürürlüğe giren özel kanunlardaki genel hükümlere ilişkin düzenlemeler bakımından geçerli değildir; bu durumda ilgili özel düzenleme uygulanır.

### Genel hüküm ile özel kanundaki aksi düzenleme arasındaki fark nedir?

- TCK Birinci Kitabındaki genel hüküm, özel kanundaki suç tanımına da uygulanır.
- Özel kanunda genel hükümden farklı açık bir düzenleme varsa, o düzenleme uygulanır.

Sonuç: Özel kanunda genel ilkeye aykırı açık hüküm bulunmadığı sürece TCK'nın genel hükmü geçerlidir.

### TCK'daki suç tanımı ile özel kanundaki suç tanımı arasındaki fark nedir?

- Aynı fiil hem TCK'da hem özel kanunda düzenlenmişse, özel norm genel norma önceliklidir.
- Özel kanunda TCK'da karşılığı bulunmayan bir suç tanımı varsa, doğrudan o kanun uygulanır.

Sonuç: Önce özel-genel norm ilişkisi, sonra da hangi kanunun uygulanacağı belirlenir.

### Özel kanunlarla ilişki: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Özel kanundaki bir suç tanımına TCK'nın genel hükümlerinin uygulanmayacağını varsaymak.
- TCK m.5'in 1 Haziran 2005 sonrası yürürlüğe giren özel kanun düzenlemelerine de aynen uygulanacağını düşünmek.
- Özel norm ile genel norm ilişkisinde, TCK'da karşılığı olmayan özel suç tanımına genel-özel ilişkisi kurmak.
- Özel kanunda genel hükümle farklı açık bir düzenleme bulunmasına rağmen, TCK genel hükmünü uygulamak.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Ceza Genel Kurulu, TCK m.5 hükmünü özel kanunlardaki genel hükümlere aykırı düzenlemelerin uygulanmasına engel olarak ele almaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2010/44 E., 2010/124 K., 25.05.2010; Ceza Genel Kurulu, 2010/38 E., 2010/79 K., 06.04.2010)
- Yargıtay, 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren TCK m.5'in tüm özel yasalar bakımından uygulanacağını kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/302 E., 2012/23 K., 07.02.2012)
- Ceza Genel Kurulu, özel kanunda öngörülen etkin pişmanlık gibi bir hükmün TCK genel hükümleri ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ve m.5'in özel ceza yasalarına da uygulanmasını benimsemektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/68 E., 2022/97 K., 17.02.2022)
- Yargıtay, bir suç tanımında genel hükmün uygulanmasında TCK m.5 ile birlikte TCK'nın genel hükümlerini (örneğin m.42 gibi) birlikte değerlendirmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/38 E., 2010/79 K., 06.04.2010)

### Nasıl ispat edilir?

- Genel hükmün özel kanundaki suça uygulanmasını ileri süren taraf, özel kanunda aksi bir düzenleme bulunmadığını ortaya koymalıdır; bu, kanun metninin incelenmesiyle yapılır.
- Özel kanunda genel hükümle çelişen bir düzenleme olduğunu ileri süren taraf, bu düzenlemenin varlığını ve kapsamını kanun metniyle ispatlamalıdır.
- Fiilin hem TCK'da hem özel kanunda düzenlendiği iddiası, her iki kanunun suç tanımının karşılaştırılmasıyla belirlenir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [5237 sayılı Kanun m.5](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5237-sayili-turk-ceza-kanunu/madde-5): Maddenin kendisidir; TCK'nın genel hükümlerinin özel ceza kanunlarına uygulanmasını düzenler.
- 5252 sayılı Kanun: Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun; 5237 sayılı Kanunun geçici hükmü ile diğer kanunlara uyum süresini düzenlemiştir.

## [TCK m.6 — Tanımlar](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5237-sayili-turk-ceza-kanunu/madde-6)

5237 sayılı Kanun m.6, Türk Ceza Kanunu'nun uygulanmasında kullanılan on temel kavramın (vatandaş, çocuk, kamu görevlisi, yargı görevi yapan, gece vakti, silah, basın ve yayın yolu ile, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen, örgüt mensubu suçlu) anlamını tanımlar. Maddede süre olarak yalnızca gece vaktinin başlangıç ve bitişi (güneşin batmasından ve doğmasından birer saat) geçer. Kişi bakımından genel olarak tüm ceza kanunlarının uygulanmasında geçerlidir. Madde suç unsurlarını, cezayı veya yaptırım türlerini düzenlemez; bu konular kanunun özel hükümlerinde ve genel hükümlerinde yer alır (örneğin tekerrür m.58 ve m.116 kapsamındaki ağırlatıcı nedenler ile ilgili özel hükümler). Yabancılık, yaş dışındaki hukuki ehliyet, kusur yeteneği (m.32-34) ve suçun işlenme zamanı ile yeri (m.8-13) bu maddede düzenlenmez. Kanunun genel yorum ilkeleri (m.2) ve kıyas yasağı da burada değil, başka maddede yer alır.

### Tanımlar: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Vatandaş**: Fiilin işlendiği an Türk vatandaşı olan kişidir. Belirleyici olan, fiil anındaki vatandaşlık durumudur; sonradan kazanılan veya kaybedilen vatandaşlık bu tanımı değiştirmez.
- **Çocuk**: Henüz on sekiz yaşını doldurmamış kişidir. Yaş, fiil anına göre belirlenir ve yalnızca bu eşik esas alınır.
- **Kamu görevlisi**: Kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişidir. Ölçüt istihdam ilişkisi değil, kamusal faaliyete katılmaktır; ücret alınıp alınmaması ya da işin süreklilik derecesi belirleyici değildir. Kamusal faaliyetin ihaleyle özel hukuk kişilerine verilmesi halinde bu kişiler, madde gerekçesine göre, kamu görevlisi sayılmaz.
- **Yargı görevi yapan**: Maddede sayılan kişilerdir: yüksek mahkemeler, adli ve idari mahkemelerin üye ve hakimleri, Cumhuriyet savcıları ve avukatlar. Avukatlar bu kapsama açıkça dâhil edilmiştir.
- **Gece vakti**: Güneşin batmasından bir saat sonra başlayıp doğmasından bir saat öncesine kadar süren zaman dilimidir. Sürenin hesabı güneş saatine bağlıdır; takvim saatine göre değil.
- **Silah**: Maddede sayılan beş kategoriden birine giren araç veya maddedir: ateşli silahlar, patlayıcılar, saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış kesici, delici veya bereleyici aletler, fiilen saldırıya elverişli diğer şeyler ve yakıcı, aşındırıcı, zehirleyici gibi nitelikteki nükleer, radyoaktif, kimyasal veya biyolojik maddeler. Dördüncü bentte, yapım amacı saldırı olmasa bile fiilen saldırıda kullanılmaya elverişli olan şeyler de silah sayılır.
- **Basın ve yayın yolu ile**: Her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayındır. Tanım yalnızca kitle iletişim araçlarını kapsar; bireysel iletişim bu kapsamda değildir.
- **İtiyadi suçlu**: Kasıtlı bir suçun temel şeklini ya da daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerini bir yıl içinde ve farklı zamanlarda ikiden fazla işleyen kişidir. Eşik, bir yıllık dönemde üçüncü işlemeyle aşılır.
- **Suçu meslek edinen kişi**: Kısmen de olsa geçimini suçtan elde ettiği kazançla sağlamaya alışmış kişidir. Suçtan elde edilen gelirin geçimin tamamını karşılaması gerekmez.
- **Örgüt mensubu suçlu**: Bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte ya da tek başına suç işleyen kişidir.

### Tanımlar: hangi şartlar aranır?

- Kavramın uygulanabilmesi için tanımda sayılan ölçütün fiil veya kişi açısından somut olarak gerçekleşmiş olması gerekir.
- Vatandaş kavramında fiilin işlendiği anda Türk vatandaşlığı bulunmalıdır; sonraki vatandaşlık durumu dikkate alınmaz.
- Çocuk kavramında fiil anında kişinin yaşı on sekizden küçük olmalıdır.
- Kamu görevlisi kavramında kişinin kamusal faaliyete atama, seçilme veya başka bir yolla katılması bulunmalıdır; istihdam ilişkisi aranmaz.
- Gece vakti kavramında fiil, güneşin batışından bir saat sonra ile doğuşundan bir saat öncesi arasında işlenmiş olmalıdır.
- Silah kavramında eşya, maddede sayılan kategorilerden birine girmelidir; beşinci bent dışındaki kategorilerde fiilî kullanım elverişliliği ve amaç ayrıca değerlendirilir.
- İtiyadi suçlu kavramında kasıtlı suçun üç veya daha fazla kez bir yıl içinde ve farklı zamanlarda işlenmiş olması gerekir.
- Suçu meslek edinen kavramında geçimin en azından bir kısmının suçtan elde edilen kazançla sağlanmasına alışkanlık bulunmalıdır.

### Tanımlar: hangi sonuçları doğurur?

- Maddedeki tanımlar yalnızca Türk Ceza Kanunu ve kanunun atıf yaptığı ceza kanunlarının uygulanmasında geçerlidir.
- Fiil anında Türk vatandaşı olan kişi vatandaş sayılır; bu, kanundaki vatandaşlığa bağlı hükümlerin uygulanmasına imkân verir.
- On sekiz yaşını doldurmamış kişi çocuk sayılır; çocuğa özgü hükümler ve yaşa bağlı istisnalar bu tanıma göre uygulanır.
- Avukatlar yargı görevi yapan kişi sayılır; bu nedenle onlara karşı işlenen suçlarda yargı görevi yapanlara ilişkin hükümler uygulanabilir.
- Gece vaktinde işlenen fiil, ağırlatıcı neden olarak düzenlendiği suçlarda cezayı artırır; gece vakti dışında işlenen fiil bu nedenle ağırlaştırılmaz.
- Tanımlanan bir kavrama uymayan kişi veya eşya için, o kavrama bağlanan ağırlatıcı ya da özel hüküm uygulanmaz.
- Basın ve yayın yolu ile işlenen suçlarda yalnızca kitle iletişim araçlarıyla yapılan yayınlar bu niteliği taşır; bireysel iletişim bu kapsamda değerlendirilmez.

### Vatandaş ile türk uyruğu sonradan değişen kişi arasındaki fark nedir?

- Fiil anında Türk vatandaşı olan kişi, sonradan vatandaşlığını kaybetse de vatandaş sayılır.
- Fiil anında vatandaş olmayan, sonradan Türk vatandaşı olan kişi vatandaş sayılmaz.

Sonuç: Vatandaşlık ölçütü fiil anına bağlıdır; sonraki durum tanımı değiştirmez.

### Kamu görevlisi ile memur arasındaki fark nedir?

- Kamu görevlisi, kamusal faaliyete katılan herkesi kapsar; istihdam ilişkisi aranmaz.
- Memur, idare hukukunda kadrolu ve atanmış personel anlamına gelir ve eski 765 sayılı Kanun'da daha dar bir kavramdı.

Sonuç: Ceza kanunu uygulamasında avukat, noter, bilirkişi, tercüman, tanık ve askerî personel kamu görevlisi sayılabilir; memur olmasa da kamu görevlisi kapsamına girebilir.

### Silah ile alet arasındaki fark nedir?

- Saldırı veya savunmada kullanılmak üzere yapılmış kesici, delici aletler silahtır.
- Tornavida gibi normalde başka amaçla kullanılan araçlar, yapım amacı saldırı olmasa da fiilen saldırıda kullanıldığında silah sayılır.

Sonuç: Silah niteliği fiilî kullanım ve elverişlilik ölçütüne bağlıdır; her alet kendiliğinden silah olmaz.

### Gece vakti ile gündüz arasındaki fark nedir?

- Güneşin batışından bir saat sonra ile doğuşundan bir saat öncesi arasındaki süre gece vaktidir.
- Bu sürenin dışında kalan zaman gündüz sayılır.

Sonuç: Gece vakti ağırlatıcı neden sayıldığı suçlarda sınır, güneş saatine göre belirlenir.

### İtiyadi suçlu ile suçu meslek edinen kişi arasındaki fark nedir?

- İtiyadi suçlu, bir yıl içinde ve farklı zamanlarda üçüncü kez işleme ölçütüne bağlıdır.
- Suçu meslek edinen kişi, geçimini kısmen de olsa suçtan elde edilen kazançla sağlayan kişidir ve işleme sayısı aranmaz.

Sonuç: İki kavram farklı ölçütlere dayanır ve bir kişi her ikisine birlikte girebilir.

### Tanımlar: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Kamu görevlisini memur ile eşitlemek; istihdam ilişkisi bulunmayan ama kamusal faaliyete katılan kişiyi kamu görevlisi saymamak.
- Vatandaşlığı fiil anına değil, dava veya kovuşturma anına göre belirlemek.
- Yaşı fiil anında değil, yargılama sırasında esas almak; çocuk tanımını on sekiz yaşı geçen kişiye uygulamak.
- Gece vaktini takvim saatine göre hesaplamak; güneş batış ve doğuş saatlerini dikkate almamak.
- Her aleti silah saymak veya fiilen kullanılmayan elverişli eşyayı silah saymamak.
- İtiyadi suçluluğu bir yılı aşan dönemde işlenen suçlara bakarak hesaplamak; kasıtlı olmayan suçları da sayıya dâhil etmek.
- Suçu meslek edinen kişiyi, geçimini tamamen suçtan sağlayan kişi olarak daraltmak; ya da tek bir suçtan elde edilen gelirle bu niteliği kabul etmek.
- Basın ve yayın yolu ile işlenen suç kapsamına bireysel mesaj veya yazışmaları da katmak.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Kamu görevlisi kavramında istihdam ilişkisi aranmadan kamusal faaliyete katılım esas alınmakta; bu nedenle istihdam ilişkisi bulunmayan kişilerin de kamu görevlisi sayılabileceği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2017/38953 E., 23.07.2020)
- Avukatların yargı görevi yapan kişiler arasında sayıldığı, madde metninde açıkça belirtildiği ve bu nedenle yargı görevi yapanlara yönelik hükümlerin avukatlar bakımından da uygulandığı kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2017/38953 E., 23.07.2020; Genel Kurul, 2018/37392 E., 23.07.2020)
- Yüksek mahkemeler ve adli ile idari mahkemelerin üye ve hakimlerinin ile Cumhuriyet savcılarının yargı görevi yapan kişiler olarak kabul edildiği yönünde yerleşik bir değerlendirme bulunmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2008/25 E., 2008/22 K., 12.02.2008; Ceza Genel Kurulu, 2007/253 E., 2008/52 K., 11.03.2008)
- Silah kavramının fiilî kullanım ve elverişlilik ölçütüne göre belirlendiği ve normalde alet niteliğindeki eşyanın saldırıda kullanıldığında silah sayılabileceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/258 E., 2011/46 K., 12.04.2011; Ceza Genel Kurulu, - E., 2011/46 K., 12.04.2011)

### Nasıl ispat edilir?

- Kamu görevlisi niteliği iddiasında bulunan taraf, kişinin kamusal faaliyete fiilen katıldığını atama, seçilme, görevlendirme belgesi veya başka bir resmî kayıtla ispatlar.
- Fiil anında vatandaşlık durumu nüfus kaydı veya vatandaşlık belgesiyle ispatlanır; sonradan değişen vatandaşlık, fiil anına dönük belgelerle karşılaştırılır.
- Çocuk olduğu iddia edilen kişinin yaşı nüfus kaydı ile belirlenir; yaşın belgesiz kalması halinde kemik yaşı gibi tıbbi incelemelere başvurulabilir.
- Gece vakti iddiasını ileri süren taraf, fiilin işlendiği saati ve güneş batış-doğuş saatlerini tanık ifadeleri, güvenlik kamerası kayıtları ve meteoroloji verileriyle ispatlar.
- İtiyadi suçluluk iddiasında bulunan taraf, bir yıllık dönemde üç veya daha fazla kasıtlı suçun işlendiğini adli sicil kaydı ve mahkûmiyet kararlarıyla ispatlar; karşı taraf bu kayıtların eksikliğini ileri sürebilir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [5237 sayılı Kanun m.2](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5237-sayili-turk-ceza-kanunu/madde-2): Suç ve ceza içeren hükümlerin kıyas yoluyla genişletilmemesi ilkesini düzenler; m.6'daki tanımların yorumunda bu sınır gözetilir.
- 765 sayılı Türk Ceza Kanunu m.279: Eski düzendeki memur tanımını içerir; m.6/1-c'deki kamu görevlisi kavramının ortaya çıkış nedeni ve karşılaştırma noktasıdır. Mülga bir hükümdür.

## Süreler

| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| bir saat | [m.6](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5237-sayili-turk-ceza-kanunu/madde-6) | (1) Ceza kanunlarının uygulanmasında; a) Vatandaş deyiminden; fiili işlediği sırada Türk vatandaşı olan kişi, b) Çocuk deyiminden; henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi, c) Kamu görevlisi deyiminden; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama… |
| bir yıl | [m.6](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5237-sayili-turk-ceza-kanunu/madde-6) | Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler, g) Basın ve yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim… |

## Konuda geçen kararlar

- Ceza Genel Kurulu, 2025/182 E., 2025/476 K., 19.11.2025 (m.5)
- Ceza Genel Kurulu, 2024/93 E., 2024/148 K., 27.03.2024 (m.4)
- Ceza Genel Kurulu, 2023/306 E., 2023/590 K., 08.11.2023 (m.1)
- Ceza Genel Kurulu, 2021/34 E., 2023/278 K., 17.05.2023 (m.2)
- Ceza Genel Kurulu, 2019/630 E., 2022/511 K., 04.07.2022 (m.2)
- Ceza Genel Kurulu, 2019/68 E., 2022/97 K., 17.02.2022 (m.5)
- Ceza Genel Kurulu, 2018/114 E., 2021/453 K., 07.10.2021 (m.1)
- Ceza Genel Kurulu, 2020/337 E., 2021/162 K., 22.04.2021 (m.2)
- Ceza Genel Kurulu, 2017/267 E., 2018/320 K., 03.07.2018 (m.3)
- Ceza Genel Kurulu, 2017/717 E., 2017/485 K., 21.11.2017 (m.3)
- Ceza Genel Kurulu, 2014/833 E., 2015/98 K., 07.04.2015 (m.1)
- Ceza Genel Kurulu, 2011/335 E., 2012/1804 K., 09.10.2012 (m.3)
- Ceza Genel Kurulu, 2011/353 E., 2012/129 K., 03.04.2012 (m.4)
- Ceza Genel Kurulu, - E., 2012/129 K., 03.04.2012 (m.4)
- Ceza Genel Kurulu, 2011/304 E., 2012/79 K., 06.03.2012 (m.4)
- Ceza Genel Kurulu, 2011/302 E., 2012/23 K., 07.02.2012 (m.5)
- Ceza Genel Kurulu, 2011/205 E., 2011/291 K., 27.12.2011 (m.3)
- Ceza Genel Kurulu, 2011/230 E., 2011/273 K., 13.12.2011 (m.5)
- Ceza Genel Kurulu, 2010/258 E., 2011/46 K., 12.04.2011 (m.6)
- Ceza Genel Kurulu, - E., 2011/46 K., 12.04.2011 (m.6)
- Ceza Genel Kurulu, 2010/225 E., 2010/268 K., 21.12.2010 (m.3)
- Hukuk Genel Kurulu, 2010/198 E., 2010/222 K., 09.11.2010 (m.1)
- Ceza Genel Kurulu, 2010/182 E., 2010/209 K., 26.10.2010 (m.3)
- Ceza Genel Kurulu, 2010/44 E., 2010/124 K., 25.05.2010 (m.5)
- Ceza Genel Kurulu, 2010/38 E., 2010/79 K., 06.04.2010 (m.5)
- Ceza Genel Kurulu, 2007/253 E., 2008/52 K., 11.03.2008 (m.6)
- Ceza Genel Kurulu, 2008/25 E., 2008/22 K., 12.02.2008 (m.6)
- Ceza Genel Kurulu, 2006/52 E., 2006/96 K., 04.04.2006 (m.2)
- Ceza Genel Kurulu, 2006/15 E., 2006/32 K., 07.03.2006 (m.2)
- Ceza Genel Kurulu, 2006/18 E., 2006/33 K., 07.03.2006 (m.2)
- 6. Ceza Dairesi, 2024/1512 E., 2026/820 K., 22.01.2026 (m.1)
- 8. Ceza Dairesi, 2025/9851 E., 2025/10034 K., 04.12.2025 (m.4)
- 8. Ceza Dairesi, 2025/3281 E., 2025/9770 K., 02.12.2025 (m.4)
- 11. Ceza Dairesi, 2025/205 E., 2025/4377 K., 14.04.2025 (m.1)
- Genel Kurul, 2017/38953 E., 23.07.2020 (m.6)
- Genel Kurul, 2018/37392 E., 23.07.2020 (m.6)

---

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 29.06.2005 (m.4).
Bu metin eğitim amaçlıdır, hukuki danışmanlık değildir. Bağlayıcı olan madde metnidir; alıntılarken maddenin güncel hâlini teyit edin.
Kaynak: https://www.hukuksalegitim.com/konu/ceza-hukuku-genel-hukumler/temel-ilkeler-ve-tanimlar
