7. Uluslararası Suçlar
Özgün soru denemeleri, konu özeti ve sınav taktikleri.
Konu Hakkında Hızlı Bilgi
Örnek Çıkmış Sorular
Bir sivil toplum örgütünün düzenlediği protesto gösterisi sırasında, göstericilerden (A), (Y) devletinin politikalarını protesto etmek amacıyla, anılan devletin Ankara Büyükelçisinin park halindeki zırhlı makam aracının üzerine boya dökerek aracın kaportasına ve camlarına kalıcı zarar vermiştir. Yapılan diplomatik yazışmalar neticesinde, (Y) devletinin kanunlarında ve fiili uygulamasında, Türk diplomatik temsilcilerinin mallarına yönelik benzer fiiller için herhangi bir özel koruma veya cezai yaptırım öngörülmediği anlaşılmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre, bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Çözüm
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 'Yabancı Devlet Temsilcilerine Karşı Suçlar' başlıklı 342. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, yabancı devletin Türkiye'deki diplomatik temsilcisi olan kişilere karşı görevlerinden dolayı işlenen mala zarar verme suçlarını özel olarak düzenlemiştir. Somut olayda, Büyükelçinin makam aracına zarar verilmesi bu kapsama girmektedir. Ancak, 'Soruşturma ve kovuşturma koşulu' başlıklı TCK m. 343/1, 'Bu Bölümde yer alan suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılması, karşılıklılık koşuluna bağlıdır.' hükmünü amirdir. Karşılıklılık (mütekabiliyet), ilgili yabancı devletin de Türk diplomatik temsilcilerine kanunen ve fiilen aynı korumayı sağlaması anlamına gelir. Soruda, (Y) devletinde bu korumanın sağlanmadığı açıkça belirtilmiştir. Bu durumda, soruşturma ve kovuşturma koşulu olan karşılıklılık gerçekleşmediğinden, fail (A) hakkında TCK m. 342'ye dayanılarak soruşturma yapılması hukuken mümkün değildir. Ancak bu durum, fiilin tamamen cezasız kalacağı anlamına gelmez. Koşulun yokluğu, yalnızca özel hükmün uygulanmasına engel olur. Failin eylemi, şartları oluştuğu takdirde TCK'nın genel hükümleri arasında yer alan 'Mala Zarar Verme' suçuna (TCK m. 151 vd.) ilişkin hükümler çerçevesinde değerlendirilebilir ve soruşturulabilir.
Paramiliter bir örgütün lideri olan (L), devletin zımni desteğiyle hazırladığı “Toplumsal Bütünleşme Projesi” kapsamında, ülkenin doğusunda yaşayan ve farklı bir dini inanca sahip (X) grubuna mensup yüzlerce çocuğu ailelerinden zorla alarak, ülkenin batısındaki yatılı okullara yerleştirmiştir. Projenin resmi amacı, bu çocukları “çağdaş eğitimle tanıştırarak topluma kazandırmak” olarak açıklanmıştır. Ancak okullarda çocukların anadillerini konuşmaları ve kendi dini ritüellerini gerçekleştirmeleri yasaklanmış, onlara sistematik olarak çoğunluk kültürü ve inancı aşılanmıştır. (L), savunmasında niyetinin (X) grubuna mensup kimseyi fiziksel olarak yok etmek değil, onları “geri kalmış inanç ve geleneklerinden kurtararak” ulusal birliğe entegre etmek olduğunu ileri sürmüştür. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 76. maddesi çerçevesinde (L)'nin eyleminin hukuki nitelendirilmesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Belirli bir siyasi ideolojiye sahip paramiliter bir örgütün lideri olan (L), belli bir bölgedeki siyasi muhalefeti bastırmak amacıyla sistemli bir plan oluşturur. Bu plan doğrultusunda (L), emrindeki kişilere, muhalif görüşleriyle bilinen çok sayıda sivilin kaçırılarak belirsiz sürelerle gizli yerlerde tutulmaları talimatını verir. Yargılama sırasında (L), örgütünün bir devlet organı olmadığını ve bu eylemlerin yaygın bir saldırının parçası olmayıp grubun hakimiyetini sağlamak için siyasi bir zorunluluk olduğunu savunmuştur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre, (L)’nin fiillerinin hukuki nitelendirilmesine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?