9. Kişilere Karşı Suçlar - 2

Özgün soru denemeleri, konu özeti ve sınav taktikleri.

Konu Hakkında Hızlı Bilgi

Konu Özeti: Önemli Nokta 1: 5237 sayılı TCK m. 125/1'e göre hakaret suçu, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle işlenir. Ceza hukukunda mağdurun belirlenebilirliği ilkesi esastır. Yargısal içtihatlara göre, hakaret suçunun oluşması için mağdurun adının açıkça belirtilmesi şart değildir. Önemli olan, isnadın yöneldiği kişinin kimliğinin, yapılan isnadın içeriğinden veya failin kullandığı ifadelerden tereddüde yer bırakmayacak şekilde anlaşılabilir olmasıdır. Somut olayda, 12 daireli ve sakinleri bilinen bir rezidans hedef alınmıştır. Bu durumda, topluluk küçük ve üyeleri belirli olduğundan, yapılan hakaretin rezidansta yaşayan her bir sakine yöneldiği kabul edilir. Dolayısıyla her bir sakin, hakaret suçunun mağduru sıfatını haizdir. Diğer seçeneklerin incelenmesi: - TCK m. 216/2'de düzenlenen "halkın bir kesimini alenen aşağılama" suçu, sosyal sınıf, ırk, din gibi daha geniş ve soyut nitelikteki toplulukları hedef alır. Olaydaki gibi üyeleri belirli ve sınırlı sayıda olan bir gruba yönelik eylemler ise TCK m. 125 kapsamındaki hakaret suçunu oluşturur. - İftira suçu (TCK m. 267), bir kimseye hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak özel kastıyla hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesidir. Olayda failin bu özel kastla hareket ettiğine dair bir bilgi bulunmadığından, eylem öncelikle onur ve saygınlığı zedelemeye yönelik hakaret suçu olarak değerlendirilmelidir. - TCK m. 125/1'de yer alan "en az üç kişiyle ihtilat" şartı, mağdurun gıyabında ve aleni olmayan bir şekilde işlenen hakaret suçları için geçerlidir. Blog yazısı gibi bir araçla yapılan yayın ise TCK m. 125/4 uyarınca "alenen" işlenme halidir ve ihtilat şartı aranmaz. - TCK m. 301, Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve organlarını aşağılama suçunu düzenlemektedir. Özel kişilerden oluşan bir gruba yönelik ifadelerin bu madde kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Önemli Nokta 2: Olayda, fail (A) bir kamu lisesinde öğretmen olması nedeniyle TCK uygulaması bakımından kamu görevlisidir. Mağdur (M)'ye yönelik eylemler, tek bir fiilden ibaret olmayıp dört aylık bir sürece yayılan, süreklilik arz eden ve sistematik bir yapıdadır. TCK m. 94/1'e göre, “Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi” işkence suçunu işlemiş olur. Somut olayda (A)'nın gerçekleştirdiği; depoya kilitleme, aşağılayıcı işler yaptırma ve hakaret etme gibi fiiller, bir bütün olarak değerlendirildiğinde, (M)’nin ruhsal yönden acı çekmesine ve aşağılanmasına yol açan, insan onuruyla bağdaşmayan davranışlardır. Bu nedenle, olayda işkence suçunun tüm unsurları oluşmuştur. A seçeneği yanlıştır; çünkü TCK m. 232/2'de düzenlenen kötü muamele suçu, işkence suçuna göre daha genel niteliktedir. Fiillerin ağırlığı, sistematikliği ve insan onurunu ağır şekilde ihlal etmesi, olayı kötü muamelenin ötesine taşıyarak özel bir norm olan işkence suçu kapsamına sokmaktadır. C seçeneği yanlıştır; zira işkence suçu, bileşik ve seçimlik hareketli bir suç olup, yapısı gereği kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, hakaret gibi suçları bünyesinde barındırabilir. Bu durumda, “özel normun önceliği” (lex specialis) ilkesi gereğince faile yalnızca daha ağır ve özel nitelikteki işkence suçundan ceza verilir, diğer suçlardan ayrıca ceza verilmez. D seçeneği yanlıştır; çünkü TCK m. 94'te düzenlenen işkence suçu, belirli bir amaçla (itiraf alma, cezalandırma vb.) işlenmesi gereken bir suç değildir. Suçun manevi unsuru için failin, insan onuruyla bağdaşmayan, acı verici ve aşağılayıcı nitelikteki fiilleri bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi (genel kast) yeterlidir. Failin “terbiye etme” gibi bir saikle hareket etmesi, kastını ortadan kaldırmaz. E seçeneği yanlıştır; çünkü ısrarlı takip suçu (TCK m. 123/A), kanunda sayılan “fiziken takip etmek” veya “temas kurmaya çalışmak” gibi belirli seçimlik hareketlerle işlenebilir. Olaydaki fiiller bu tanıma uymamaktadır. Önemli Nokta 3: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 117. maddesinin 1. fıkrası, “Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlal eden kişiye, mağdurun şikayeti halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.” hükmünü amirdir. Somut olayda (D), servis yolunu aracıyla kapatarak işçilerin fabrikaya ulaşımını engellemiş ve bu eylemiyle TCK m. 117/1’de belirtilen “hukuka aykırı başka bir davranış” şeklindeki seçimlik hareketi gerçekleştirmiştir. Ayrıca, sarf ettiği sözler, mağdurların üzerinde manevi bir baskı oluşturarak iradelerini etkileyen ve TCK m. 106/1 kapsamında “sair bir kötülük” niteliği taşıyan bir tehdittir. Bu iki hareketin birleşimiyle işçilerin çalışma hürriyetleri ihlal edilmiştir. Dolayısıyla (D)'nin eylemi TCK m. 117/1'deki suçu oluşturur. Diğer seçeneklerin incelenmesi: - Şantaj suçu (TCK m. 107), genel norm niteliğindedir. İş ve çalışma hürriyetinin ihlali ise bu konuyu özel olarak düzenleyen bir suç tipidir (özel norm). Hukukta “özel normun önceliği” (lex specialis derogat legi generali) ilkesi gereğince, olaya TCK m. 117 uygulanır. - TCK m. 117/4, cebir veya tehdidin “ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlama” ya da “bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olma” gibi daha çok kolektif iş ilişkileri ve sendikal faaliyetlerle ilgili özel amaçlarla işlenmesini düzenler. Olayda ise amaç, doğrudan doğruya kişilerin çalışma hürriyetini engellemektir. - Tehdit suçu, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun unsurunu oluşturduğu için, bu suç içinde erir (bileşik suç). Fail, tehdit suçundan ayrıca cezalandırılmaz. Bu nedenle eylem, yalnızca tehdit suçunu oluşturmaz. - Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu (TCK m. 118), bir kimseyi sendikaya üye olmaya/olmamaya zorlamak veya sendikal faaliyetleri engellemek gibi özel amaçlarla işlenebilir. Olayda bu yönde bir amaç veya eylem bulunmamaktadır. Önemli Nokta 4: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 148. maddesinde düzenlenen yağma suçu, cebir veya tehdit kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmak suretiyle işlenir. Suçun nitelikli halleri ise 149. maddede düzenlenmiştir. Olayda, suçun gece vakti (m. 149/1-h) ve birden fazla kişi tarafından birlikte (m. 149/1-c) işlendiği açıktır. Tartışılması gereken husus, oyuncak tabancanın 'silah' sayılıp sayılmayacağıdır (m. 149/1-a). Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, yağma suçunda kullanılan aletin TCK m. 6/1-f'de tanımlanan objektif nitelikte bir silah olması şart değildir. Mağdurun direncini kırmaya elverişli, korkutucu ve saldırı amacıyla kullanılabilen her türlü alet 'silah' olarak kabul edilmektedir. Dış görünüşü itibarıyla gerçeğinden ayırt edilemeyen bir oyuncak tabanca, mağdur üzerinde yarattığı korku ve panik etkisiyle direncini kırdığı için, bu suçun uygulanmasında silah olarak nitelendirilir. Dolayısıyla, olayda birden fazla nitelikli hal (silahla, birden fazla kişi tarafından, gece vakti) bir arada bulunmaktadır ve faillerin eylemi TCK m. 149 kapsamında nitelikli yağma suçunu oluşturur. Nitelikli hallerin birden fazla olması, cezanın temelinin TCK m. 149'a göre belirlenmesini gerektirir, her bir nitelikli hal için ceza ayrı ayrı artırılmaz. Önemli Nokta 5: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102. maddesinin birinci fıkrası cinsel saldırı suçunu düzenlemektedir. Bu fıkranın ikinci cümlesi, "Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir." hükmünü içermektedir. Doktrin ve Yargıtay içtihatlarında 'sarkıntılık', cinsel saldırının daha hafif bir şekli olarak kabul edilir ve cinsel amaçla gerçekleştirilen, ancak ani, kesik ve süreklilik arz etmeyen temasları ifade eder. Olayda, fail (A)'nın eylemi, mağdur (M)'nin vücuduna yönelik anlık ve geçici bir temas niteliğindedir. Bu durum, TCK m. 102/1, c. 1'de düzenlenen cinsel saldırının temel şeklinden ziyade, c. 2'de özel olarak düzenlenmiş olan sarkıntılık düzeyinde kalmış cinsel saldırı suçunun unsurlarını taşımaktadır. Diğer seçeneklerin analizi: - Cinsel taciz suçu (TCK m. 105), mağdurun vücuduna temas olmaksızın cinsel amaçlı davranışlarla rahatsız edilmesi durumunda oluşur. Olayda fiziksel temas olduğundan bu suç tipi oluşmaz. - Cinsel saldırının temel şekli, sarkıntılığa göre daha yoğun veya devamlılık gösteren cinsel temasları kapsar. Kanun koyucu, ani ve kesik hareketleri özel olarak 'sarkıntılık' olarak ayırdığından, olayı temel şekil olarak nitelendirmek hatalı olur. - TCK m. 102/3-e'de düzenlenen nitelikli hal, suçun temel şeklinin belirlenmesinden sonra uygulanacak bir ağırlaştırıcı nedendir. Soruda eylemin öncelikli olarak hukuki nitelendirmesi sorulduğundan, doğru cevap suçun temel tipini (sarkıntılık) belirtmelidir. - Hayasızca hareketler suçu (TCK m. 225), belirli bir kişiye yönelmemiş, genel ahlaka ve edebe aykırı, aleni cinsel davranışları kapsar. Olaydaki eylem ise doğrudan mağdurun vücut dokunulmazlığına yöneliktir ve cinsel saldırı suçunun özel bir şeklidir.

Örnek Çıkmış Sorular

Soru 1

Gazeteci (K), "Kent Gündemi" isimli blogunda yayımladığı bir yazıda, şehirdeki belirli bir lüks rezidansı hedef alarak, "X Rezidans'ta ikamet edenlerin tamamı, servetlerini şaibeli yollardan elde etmiş vergi kaçakçılarıdır" şeklinde bir iddiada bulunmuştur. 12 daireden oluşan ve sakinlerinin kimler olduğu çevresince bilinen bu rezidansta oturan (M), (K)'nin paylaşımı üzerine şikâyetçi olmuştur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun hakaret suçuna ilişkin hükümleri çerçevesinde, mağdurun belirlenebilirliği ilkesi dikkate alındığında aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken en doğru değerlendirmeyi içerir?

A)Hakaret suçunun oluşumu için mağdurun ismen zikredilmesi zorunlu olmayıp, isnadın kime yöneldiğinin herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde anlaşılması yeterli olduğundan, rezidans sakini olan her bir kişi suçun mağduru konumundadır.
B)Fiil, belirli bir kişiyi değil, muayyen bir şahıslar topluluğunu hedef aldığından, TCK m. 216/2 kapsamında "halkın bir kesimini alenen aşağılama" suçunu oluşturur.
C)Mağdurların belirlenebilir olmasına rağmen, isnat edilen fiillerin (vergi kaçakçılığı gibi) TCK m. 267'de düzenlenen iftira suçunun unsurlarını taşıması nedeniyle öncelikle iftira suçundan soruşturma yapılması gerekir.
D)Suçun gıyapta işlenmesi ve blog yazısı yoluyla aleniyet kazanması nedeniyle, TCK m. 125/1'de aranan fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi şartı somut olayda gerçekleşmemiştir.
E)Söz konusu iddialar, TCK m. 301 kapsamında eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklaması sınırları içinde kaldığından suç teşkil etmez.

Çözüm

5237 sayılı TCK m. 125/1'e göre hakaret suçu, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle işlenir. Ceza hukukunda mağdurun belirlenebilirliği ilkesi esastır. Yargısal içtihatlara göre, hakaret suçunun oluşması için mağdurun adının açıkça belirtilmesi şart değildir. Önemli olan, isnadın yöneldiği kişinin kimliğinin, yapılan isnadın içeriğinden veya failin kullandığı ifadelerden tereddüde yer bırakmayacak şekilde anlaşılabilir olmasıdır. Somut olayda, 12 daireli ve sakinleri bilinen bir rezidans hedef alınmıştır. Bu durumda, topluluk küçük ve üyeleri belirli olduğundan, yapılan hakaretin rezidansta yaşayan her bir sakine yöneldiği kabul edilir. Dolayısıyla her bir sakin, hakaret suçunun mağduru sıfatını haizdir. Diğer seçeneklerin incelenmesi: - TCK m. 216/2'de düzenlenen "halkın bir kesimini alenen aşağılama" suçu, sosyal sınıf, ırk, din gibi daha geniş ve soyut nitelikteki toplulukları hedef alır. Olaydaki gibi üyeleri belirli ve sınırlı sayıda olan bir gruba yönelik eylemler ise TCK m. 125 kapsamındaki hakaret suçunu oluşturur. - İftira suçu (TCK m. 267), bir kimseye hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak özel kastıyla hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesidir. Olayda failin bu özel kastla hareket ettiğine dair bir bilgi bulunmadığından, eylem öncelikle onur ve saygınlığı zedelemeye yönelik hakaret suçu olarak değerlendirilmelidir. - TCK m. 125/1'de yer alan "en az üç kişiyle ihtilat" şartı, mağdurun gıyabında ve aleni olmayan bir şekilde işlenen hakaret suçları için geçerlidir. Blog yazısı gibi bir araçla yapılan yayın ise TCK m. 125/4 uyarınca "alenen" işlenme halidir ve ihtilat şartı aranmaz. - TCK m. 301, Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve organlarını aşağılama suçunu düzenlemektedir. Özel kişilerden oluşan bir gruba yönelik ifadelerin bu madde kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.

Soru 2

Mesleki eğitim veren bir kamu lisesinde atölye öğretmeni olan (A), öğrencisi (M)’nin derslere olan ilgisizliğinden dolayı onu “terbiye etme” amacıyla, dört aylık bir süreç boyunca sistematik olarak; ders sonrasında saatlerce okulun penceresiz ve karanlık deposunda kilitlemiş, arkadaşlarının önünde atölye tuvaletlerini çıplak elle temizlemeye zorlamış ve ailesinin sosyoekonomik durumu hakkında aşağılayıcı hakaretlerde bulunmuştur. Bu eylemler neticesinde (M)’nin ruhsal durumunda ciddi bozulmalar meydana gelmiş ve algılama yeteneği zayıflamıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre (A)’nın cezai sorumluluğuna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Soru 3

Tekstil sektöründe faaliyet gösteren X fabrikasının eski üretim müdürü olan (D), kendi kurduğu rakip firma lehine haksız rekabet avantajı sağlamak amacıyla, X fabrikasının kilit öneme sahip usta başlarının kullandığı servis yolunu sabah işe gidiş saatinde aracıyla kapatmış ve işçilere hitaben “Bu fabrikada ısrarcı olmanız kariyeriniz açısından iyi sonuçlanmayabilir, geleceğinizi düşünün.” şeklinde sözler sarf etmiştir. Bu durum karşısında endişeye kapılan ustabaşılar, işe gitmekten vazgeçerek evlerine dönmüşlerdir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre, (D)’nin fiili aşağıdaki suçlardan hangisini oluşturur?

Devamını Görmek İster misin?

Tüm soruların çözümlerine, yapay zeka destekli konu anlatımlarına ve akıllı denemelere erişmek için ücretsiz kayıt ol.