1. Genel Hükümler - Yetki - Bağlantı

Özgün soru denemeleri, konu özeti ve sınav taktikleri.

Konu Hakkında Hızlı Bilgi

Konu Özeti: Önemli Nokta 1: Çözüm, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) yetki konusundaki iddia ve kararlara ilişkin 18. maddesine dayanmaktadır. Doğru seçenek (B), CMK m. 18/2'de yer alan "Yetkisizlik iddiasına ilişkin karar, ilk derece mahkemelerinde sanığın sorgusundan önce ... verilir." hükmüyle tam olarak örtüşmektedir. Olayda sanık müdafii, tam da kanunun öngördüğü zamanda, yani sanığın sorgusuna geçilmeden önce yetkisizlik iddiasında bulunmuştur. Bu nedenle mahkemenin bu iddiayı derhal ve sanığın sorgusuna başlamadan önce karara bağlaması usuli bir zorunluluktur. A seçeneği yanlıştır. CMK m. 18/1'e göre sanık, yetkisizlik iddiasını "duruşmada sorgusundan ... önce bildirir." Kanun, iddianamenin okunmasından önceki bir aşamayı şart koşmamıştır. Olaydaki talep, sorgudan önce yapıldığı için süresindedir. C seçeneği yanlıştır. CMK m. 18/3, "Yetkisizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir." hükmünü amirdir. Dolayısıyla, yetkisizlik kararları ara karar niteliğinde olmasına rağmen kanun koyucu, bu kararlara karşı derhal başvurulabilecek özel bir kanun yolu olan itirazı açıkça düzenlemiştir. Kararın kesin olduğu veya ancak esas hükümle birlikte istinafa götürülebileceği iddiası bu açık hükme aykırıdır. D seçeneği yanlıştır. CMK m. 18/2'nin son cümlesi, "Bu aşamalardan sonra yetkisizlik iddiasında bulunulamayacağı gibi mahkemeler de bu hususta re'sen karar veremez." şeklindedir. Bu hüküm, süresi geçtikten sonra mahkemenin kendiliğinden yetkisizlik kararı veremeyeceğini düzenler. Ancak bu durum, süresi içinde usulüne uygun olarak yapılan bir talebin karara bağlanmasına engel teşkil etmez. Sanığın talebi süresinde olduğundan mahkeme bu konuda bir karar vermekle yükümlüdür. E seçeneği yanlıştır. Mahkemenin yetkisi, davanın esasına ilişkin bir konu değil, bir kovuşturma şartıdır. Bu tür usuli meselelerin yargılamanın en başında çözümlenmesi gerekir. Delillerin toplanmasını veya esas hakkındaki mütalaayı beklemek, usul ekonomisine ve CMK'nın sistematiğine aykırı olur. Önemli Nokta 2: Çözüm, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 19. maddesinde düzenlenmiştir. Somut olayda, kovuşturmanın yapıldığı yerde kamu güvenliğinin tehlikede olması hali söz konusudur. CMK m. 19/2'ye göre, 'Kovuşturmanın görevli ve yetkili olan mahkemenin bulunduğu yerde yapılması kamu güvenliği için tehlikeli olursa, davanın naklini Adalet Bakanı Yargıtaydan ister.' Bu hüküm uyarınca, davanın başka bir yere naklini isteme yetkisi Adalet Bakanı'na, bu konuda karar verme yetkisi ise Yargıtay'a aittir. Dolayısıyla doğru cevap A seçeneğidir. Diğer seçeneklerin yanlışlık nedenleri: - B seçeneği yanlıştır. CMK m. 19/3, mahkemeye sadece 'duruşmanın il sınırları içinde başka bir yerde yapılmasına' karar verme yetkisi tanır. Davanın başka bir ildeki mahkemeye tamamen nakline karar verme yetkisi mahkemede değil, Yargıtay'dadır. - C seçeneği yanlıştır. Kanun, davanın naklini isteme yetkisini açıkça Adalet Bakanı'na vermiştir, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın bu konuda bir yetkisi bulunmamaktadır. - D seçeneği, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (HMK) yer alan bir düzenlemeyi ceza muhakemesiyle karıştırmaktadır. HMK m. 149/4'e göre, hukuk mahkemeleri fiilî engel veya güvenlik sebebiyle duruşmanın il sınırları içinde başka bir yerde yapılmasına 'bölge adliye mahkemesi adalet komisyonunun uygun görüşünü alarak' karar verebilir. Bu, ceza muhakemesinde aranan bir şart değildir. - E seçeneği yanlıştır. Davanın nakli, bir yetkisizlik iddiası değildir. Yetki kuralları ve itiraz usulü CMK m. 18'de düzenlenmiş olup, kamu güvenliği nedeniyle davanın nakli farklı bir hukuki kurumdur ve farklı bir usule tabidir. Önemli Nokta 3: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 18. maddesinin birinci fıkrası, “Sanık, yetkisizlik iddiasını, ilk derece mahkemelerinde duruşmada sorgusundan ... önce bildirir.” hükmünü amirdir. Aynı maddenin ikinci fıkrası ise, “Bu aşamalardan sonra yetkisizlik iddiasında bulunulamayacağı gibi mahkemeler de bu hususta re'sen karar veremez.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu hükümler uyarınca, sanığın veya müdafiinin mahkemenin yer bakımından yetkisizliğine ilişkin iddiayı, ilk derece mahkemesindeki duruşmada sorgu başlamadan önce ileri sürmesi gerekmektedir. Sorgu tamamlandıktan sonra ileri sürülen yetkisizlik iddiası, kanunda belirtilen süreden sonra yapıldığı için mahkeme tarafından dikkate alınmaz ve mahkeme bu konuda re'sen de bir karar veremez. Somut olayda, sanık müdafii yetkisizlik iddiasını sanığın sorgusu tamamlandıktan sonra ileri sürdüğü için, mahkeme bu talebi reddederek yargılamaya devam etmelidir. Diğer seçeneklerin analizi: A seçeneği yanlıştır, çünkü ceza muhakemesinde yer bakımından yetki kuralları, görev kuralları gibi mutlak kamu düzeninden sayılmaz ve CMK m. 18'de belirtilen süre içinde ileri sürülmediği takdirde mahkemenin yetkisi kesinleşir. Mahkeme bu aşamadan sonra re'sen yetkisizlik kararı veremez. B seçeneği yanlıştır, zira Yargıtaya başvurma usulü, mahkemeler arasında çıkan olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlıklarının çözümü için öngörülmüştür; sanığın mahkemeye yönelttiği bir yetkisizlik iddiası üzerine başvurulacak bir yol değildir. D seçeneği yanlıştır, çünkü CMK m. 18/3'e göre “Yetkisizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.” Dolayısıyla yetkisizlik kararları kesin değildir. E seçeneği ise yetki ve görev kavramlarını hatalı bir şekilde bir arada kullanmaktadır. Olayda tartışılan konu yer bakımından yetki iken, seçenek görevsizlik kararından bahsetmektedir. Görevsizlik kararı CMK m. 5'te düzenlenmiş olup farklı bir hukuki durumu ifade eder. Önemli Nokta 4: Ceza muhakemesinde mahkemelerin görevi kanunla belirlenir ve görev kuralları kamu düzenindendir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 4. maddesi, davaya bakan mahkemenin kovuşturma evresinin her aşamasında görevli olup olmadığına re'sen karar verebileceğini düzenlemiştir. Ancak bu genel kuralın önemli bir istisnası bulunmaktadır. CMK'nın 4. maddesinin birinci fıkrası, açıkça "6 ncı madde hükmü saklıdır" demek suretiyle bu istisnayı vurgulamıştır. CMK'nın 6. maddesi ise, "Duruşmada suçun hukukî niteliğinin değiştiğinden bahisle görevsizlik kararı verilerek dosya alt dereceli mahkemeye gönderilemez." hükmünü amirdir. Bu kural, "yargılamanın alt dereceli mahkemeye iadesi yasağı" olarak bilinir. Somut olayda, üst dereceli mahkeme olan Ağır Ceza Mahkemesi, yargılama sırasında suçun niteliğinin değişerek alt dereceli Asliye Ceza Mahkemesinin görevine girdiği sonucuna varmıştır. Bu durumda CMK m. 6'daki açık yasak gereğince görevsizlik kararı veremez. Mahkeme, yargılamaya devam ederek suçun yeni hukuki niteliğine göre esasa ilişkin bir hüküm kurmak zorundadır. Diğer seçenekler, CMK m. 6'da düzenlenen bu özel ve emredici hükmü göz ardı ettikleri için yanlıştır. Önemli Nokta 5: Çözüm, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) bağlantılı davalarda görev ve yetkiyi düzenleyen hükümlerinin birlikte değerlendirilmesini gerektirmektedir. Olayda, bir kişinin birden fazla suç işlemesi nedeniyle CMK m. 8/1 uyarınca suçlar arasında bağlantı bulunmaktadır. Normalde, tehdit suçu için Ankara, yağma suçu için ise İstanbul mahkemeleri yetkilidir (CMK m. 12). Ancak CMK m. 16/1, 'Yukarıdaki maddelere göre her biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir.' hükmünü amirdir. Bununla birlikte, olaydaki suçlar farklı mahkemelerin görev alanına girmektedir (Asliye Ceza ve Ağır Ceza). Bu durumda CMK m. 9 devreye girer: 'Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir.' Bu hüküm uyarınca, davaların birleştirilmesi halinde yargılamanın yüksek görevli mahkeme olan İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde yapılması gerekir. Dolayısıyla, davaların yüksek görevli olan İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde birleştirilerek görülmesi mümkündür. Diğer seçenekler ise şu nedenlerle yanlıştır: B seçeneği, birleştirmenin 'zorunlu' olduğunu belirtmektedir ki kanundaki 'görülebilir', 'açılabilir' ifadeleri bunun takdiri olduğunu gösterir. C seçeneğinde belirtilen uyuşmazlık halinde karar mercii Yargıtay değil, CMK m. 16/3 uyarınca 'ortak yüksek görevli mahkeme'dir. D seçeneği, kanunun açık hükmüne aykırıdır, zira CMK m. 9 tam da bu durum için birleştirme imkanı tanımaktadır. E seçeneği ise CMK m. 9'daki 'yüksek görevli mahkemede dava açılabilir' şeklindeki emredici kurala aykırıdır; birleştirme, düşük görevli mahkemede yapılamaz.

Örnek Çıkmış Sorular

Soru 1

Bilişim sistemleri kullanılarak İzmir'de gerçekleştirilen nitelikli dolandırıcılık suçu nedeniyle sanık (M) hakkında Van Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Yapılan ilk duruşmada, iddianamenin okunması ve sanığın kimlik tespitinin yapılmasının hemen ardından, sanığın sorgusuna geçilmeden önce sanık müdafii, suçun işlendiği yerin İzmir olduğunu belirterek mahkemenin yetkisizliğine karar verilmesini talep etmiştir. Bu olay ve taleple ilgili 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A)Sanık, yetkisizlik iddiasını duruşmanın başında, iddianame okunmadan önce bildirmek zorunda olduğundan, yapılan talep süre yönünden reddedilmelidir.
B)Mahkemenin, yetkisizlik iddiasını sanığın sorgusuna başlamadan önce karara bağlaması gerekir.
C)Mahkemenin yetkisizlik iddiasına ilişkin vereceği karara karşı itiraz yolu kapalı olup, bu karar ancak esas hükümle birlikte istinaf denetimine tabi tutulabilir.
D)Duruşma başladıktan sonra mahkemeler yetkisizlik konusunda re'sen karar veremeyeceğinden, sanığın talebi üzerine de bu yönde bir karar tesis edilemez.
E)Yetkisizlik iddiası, davanın esasına ilişkin bir savunma olduğundan, tüm deliller toplandıktan sonra esas hakkındaki mütalaa ile birlikte değerlendirilmelidir.

Çözüm

Çözüm, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) yetki konusundaki iddia ve kararlara ilişkin 18. maddesine dayanmaktadır. Doğru seçenek (B), CMK m. 18/2'de yer alan "Yetkisizlik iddiasına ilişkin karar, ilk derece mahkemelerinde sanığın sorgusundan önce ... verilir." hükmüyle tam olarak örtüşmektedir. Olayda sanık müdafii, tam da kanunun öngördüğü zamanda, yani sanığın sorgusuna geçilmeden önce yetkisizlik iddiasında bulunmuştur. Bu nedenle mahkemenin bu iddiayı derhal ve sanığın sorgusuna başlamadan önce karara bağlaması usuli bir zorunluluktur. A seçeneği yanlıştır. CMK m. 18/1'e göre sanık, yetkisizlik iddiasını "duruşmada sorgusundan ... önce bildirir." Kanun, iddianamenin okunmasından önceki bir aşamayı şart koşmamıştır. Olaydaki talep, sorgudan önce yapıldığı için süresindedir. C seçeneği yanlıştır. CMK m. 18/3, "Yetkisizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir." hükmünü amirdir. Dolayısıyla, yetkisizlik kararları ara karar niteliğinde olmasına rağmen kanun koyucu, bu kararlara karşı derhal başvurulabilecek özel bir kanun yolu olan itirazı açıkça düzenlemiştir. Kararın kesin olduğu veya ancak esas hükümle birlikte istinafa götürülebileceği iddiası bu açık hükme aykırıdır. D seçeneği yanlıştır. CMK m. 18/2'nin son cümlesi, "Bu aşamalardan sonra yetkisizlik iddiasında bulunulamayacağı gibi mahkemeler de bu hususta re'sen karar veremez." şeklindedir. Bu hüküm, süresi geçtikten sonra mahkemenin kendiliğinden yetkisizlik kararı veremeyeceğini düzenler. Ancak bu durum, süresi içinde usulüne uygun olarak yapılan bir talebin karara bağlanmasına engel teşkil etmez. Sanığın talebi süresinde olduğundan mahkeme bu konuda bir karar vermekle yükümlüdür. E seçeneği yanlıştır. Mahkemenin yetkisi, davanın esasına ilişkin bir konu değil, bir kovuşturma şartıdır. Bu tür usuli meselelerin yargılamanın en başında çözümlenmesi gerekir. Delillerin toplanmasını veya esas hakkındaki mütalaayı beklemek, usul ekonomisine ve CMK'nın sistematiğine aykırı olur.

Soru 2

Kayseri Ağır Ceza Mahkemesinde görülmekte olan ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran bir organize suç örgütü davasında, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından mahkemeye sunulan raporlarda, duruşmalar sırasında adliye binası ve çevresinde ciddi provokasyonlar yaşanabileceği, bu durumun hem yargılamanın selametini hem de kamu güvenliğini ağır ve yakın bir tehlikeye sokacağı belirtilmiştir. Bu durumda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca davanın nakline ilişkin izlenmesi gereken usul aşağıdakilerden hangisidir?

Soru 3

Ankara'da işlendiği iddia edilen bir yağma suçuna ilişkin iddianame, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmiştir. Yapılan ilk duruşmada sanık S'nin sorgusu tamamlanmış ve tanık dinlenmesi aşamasına geçilmiştir. Bu aşamada sanık müdafii, suçun Ankara'da işlendiğini belirterek mahkemenin yetkisizliğine karar verilmesini talep etmiştir. Bu durumda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre mahkemenin vermesi gereken karar ve bu talebin akıbeti hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Devamını Görmek İster misin?

Tüm soruların çözümlerine, yapay zeka destekli konu anlatımlarına ve akıllı denemelere erişmek için ücretsiz kayıt ol.