Konu Özeti:
Önemli Nokta 1: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 251. maddesinin 3. fıkrası, basit yargılama usulünde mahkûmiyet kararı verilmesi halinde yapılacak indirimi açıkça düzenlemiştir. İlgili fıkra şu şekildedir: "Beyan ve savunma için verilen süre dolduktan sonra mahkemece duruşma yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesi dikkate alınmak suretiyle, 223 üncü maddede belirtilen kararlardan birine hükmedilebilir. Mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." Bu hüküm uyarınca, mahkeme öncelikle TCK m. 61'e göre temel cezayı belirler, gerekli artırım ve indirimleri yaparak sonuç cezayı tespit eder ve ardından bu sonuç ceza üzerinden kanunen zorunlu olan 1/4 oranındaki indirimi uygular. Bu indirim, hâkimin takdirine bağlı olmayıp, usulün bir gereğidir.
Diğer seçeneklerin incelenmesi:
- "Yarı oranında indirim", basit yargılama usulü için değil, CMK m. 250/4'te düzenlenen seri muhakeme usulü için öngörülmüş bir indirim oranıdır. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
- İndirimin, "hükme itiraz edilmemesi" gibi bir koşula bağlanması kanunda yer almamaktadır. Sanık, 1/4 indirim uygulanan hükme karşı CMK m. 252 uyarınca itiraz hakkına sahiptir.
- "Sanığın müdafii huzurunda usulü kabul etmesi", CMK m. 250/3 uyarınca seri muhakeme usulünün bir şartıdır. Basit yargılama usulü ise mahkeme tarafından resen uygulanır, sanığın kabulüne bağlı değildir.
- TCK m. 61, cezanın bireyselleştirilmesi için "temel cezanın" belirlenmesinde kullanılır. Oysa basit yargılamadaki 1/4'lük indirim, bu belirlemeden sonra uygulanan, oranı kanunla sabitlenmiş zorunlu bir indirimdir; hâkimin takdirine bağlı değildir.
Önemli Nokta 2: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) “Seri muhakeme usulü” başlıklı 250. maddesinin 4. fıkrası, sorunun çözümünde temel alınacak hükümdür. Bu fıkraya göre; “Cumhuriyet savcısı, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan (...) yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirler.” Bu hüküm uyarınca doğru cevap B seçeneğidir.
A seçeneği yanlıştır. Temel cezadan dörtte bir oranında indirim, seri muhakeme usulünde değil, CMK m. 251/3 uyarınca “basit yargılama usulü”nde mahkeme tarafından mahkûmiyet kararı verildiği takdirde uygulanır. Bu iki usulün indirim oranları farklıdır.
C seçeneği yanlıştır. CMK m. 250/5, “Dördüncü fıkra uyarınca sonuç olarak belirlenen hapis cezası Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesine göre seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya 51 inci maddesine göre ertelenebilir.” hükmünü amirdir. Dolayısıyla Cumhuriyet savcısının, koşulları varsa, belirlediği hapis cezasını erteleme yetkisi bulunmaktadır.
D seçeneği yanlıştır. Mahkeme taleple mutlak olarak bağlı değildir. CMK m. 250/9’a göre mahkeme, şartların gerçekleşmediği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olmadığı veya dosyadaki delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerekmediği kanaatine varırsa talebi reddeder ve soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Mahkeme talebi kabul etse bile yaptırımın alt sınırını belirler, yani taleptekinden daha ağır olmamak kaydıyla hüküm kurar, ancak talebe mutlak bağlılığı söz konusu değildir.
E seçeneği yanlıştır. Şüphelinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) yazılı olarak karşı çıkmaması şartı, CMK m. 251/4 uyarınca “basit yargılama usulü”ne özgü bir kuraldır. Seri muhakeme usulünde ise CMK m. 250/6, Cumhuriyet savcısı tarafından HAGB kurumunun (CMK m. 231) “kıyasen” uygulanabileceğini belirtir; ancak kanun metninde basit yargılamadakine benzer bir “karşı çıkmama” şartı öngörülmemiştir.
Önemli Nokta 3: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 185. maddesinin birinci fıkrası, "Sanık, onsekiz yaşını doldurmamış ise duruşma kapalı yapılır; hüküm de kapalı duruşmada açıklanır." hükmünü amirdir. Bu düzenleme, ceza muhakemesinin temel ilkelerinden olan duruşmanın aleniyeti (CMK m. 182) ilkesinin istisnalarından biridir ve emredici niteliktedir. Kanun koyucu, sanığın yaşını tek ve yeterli kriter olarak belirlemiş, mahkemeye bu konuda herhangi bir takdir yetkisi tanımamıştır. Suçun niteliği, kamu güvenliği, sanığın veya müdafiinin talebi gibi hususlar bu mutlak kapalılık kuralını değiştiremez. Madde metninde açıkça belirtildiği üzere, sadece duruşma değil, hükmün açıklanması da kapalı oturumda yapılır. Bu nedenle, sanık (S)'nin onsekiz yaşını doldurmamış olması sebebiyle, yargılandığı mahkeme ve suçun vasfı ne olursa olsun, duruşmanın bütünüyle kapalı yapılması ve hükmün de kapalı duruşmada açıklanması yasal bir zorunluluktur.
Önemli Nokta 4: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 252. maddesi, basit yargılama usulü sonucu verilen hükümlere karşı kanun yolunu "itiraz" olarak düzenlemiştir. Maddenin 2. fıkrasına göre, itiraz üzerine hükmü veren mahkeme dosyayı, tevzi kriterlerine göre belirlenen başka bir asliye ceza mahkemesine gönderir ve bu mahkemece duruşma açılarak genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Bu nedenle B seçeneği doğrudur.
A seçeneği yanlıştır. Her ne kadar CMK m. 268/3-c uyarınca asliye ceza mahkemesi kararlarına itirazın incelenmesi genel olarak ağır ceza mahkemesine ait ise de, CMK m. 252 basit yargılama usulüne özgü ve özel bir hüküm (lex specialis) niteliğindedir. Bu özel hüküm uyarınca itiraz, başka bir asliye ceza mahkemesi/hâkimi tarafından duruşma açılarak incelenir, ağır ceza mahkemesince dosya üzerinden incelenmez.
C seçeneği yanlıştır. CMK m. 252/3’e göre, itiraz üzerine hüküm verecek olan mahkeme, basit yargılama usulüne göre verilen hükümle bağlı değildir. Sanığın itirazı üzerine genel hükümlere göre yargılama yapıldığında, CMK m. 251/3 uyarınca uygulanan 1/4 oranındaki indirim artık uygulanmaz. Bu durum, temel ceza aynı kalsa bile sonuç cezanın ilk hükümden daha ağır olmasına yol açabilir. Dolayısıyla aleyhe değiştirme yasağı bu kapsamda mutlak değildir.
D seçeneği yanlıştır. CMK m. 252/3’ün son cümlesine göre, "itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından yapıldığı hâllerde 251 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca indirim uygulanır." Somut olayda katılan (K), sanık dışında bir kişidir ve itiraz etmiştir. Bu durumda, sanık (S) itiraz etmiş olsa dahi, katılanın da itiraz etmiş olması sebebiyle kanun gereği 1/4 oranındaki indirimin yeni verilecek mahkûmiyet hükmünde de uygulanması gerekir. Bu hüküm, sanığın itiraz hakkını kullanmaktan çekinmemesini temin etmeye yöneliktir.
E seçeneği yanlıştır. CMK m. 252/5, itiraz üzerine duruşma yapılarak verilen hükümlere karşı genel hükümlere göre kanun yoluna (istinaf, temyiz) başvurulabileceğini açıkça düzenlemiştir. Dolayısıyla bu hüküm kesin nitelikte değildir.
Önemli Nokta 5: Çözüm, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 250. maddesinin incelenmesine dayanmaktadır. Soruda belirtilen "trafik güvenliğini tehlikeye sokma" suçu, CMK m. 250/1-a-3 uyarınca seri muhakeme usulünün uygulanabileceği suçlar arasında yer almaktadır.
Doğru seçenek, CMK m. 250/4'te açıkça düzenlenmiştir. Bu hükme göre, "Cumhuriyet savcısı, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan (...) yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirler." Bu nedenle, Cumhuriyet savcısının temel cezadan yarı oranında indirim yaparak yaptırımı belirlemesi, seri muhakeme usulünün temel bir özelliğidir.
Diğer seçeneklerin yanlışlık sebepleri şunlardır:
A seçeneği yanlıştır. Seri muhakeme usulü, kanunda (CMK m. 250/1) sınırlı sayıda sayılmış (katalog) suçlar için uygulanabilir. Üst sınırı belirli bir yılı aşmayan tüm suçlar için uygulanması gibi genel bir kural yoktur. Bu tür bir eşik, CMK m. 171/2'de düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi (üst sınır üç yıl) ve CMK m. 251/1'de düzenlenen basit yargılama usulü (üst sınır iki yıl) için söz konusudur.
C seçeneği yanlıştır. CMK m. 250/3, "Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanması şüpheliye teklif edilir ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul etmesi hâlinde bu usul uygulanır." hükmünü amirdir. Dolayısıyla, müdafiinin huzurda bulunması zorunludur ve bu usulün uygulanması şüphelinin müdafii huzurundaki kabulüne bağlıdır.
D seçeneği yanlıştır. CMK m. 250/9'a göre mahkeme, talebi incelerken yalnızca usulî şartları değil, aynı zamanda "dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa" hüküm kurar; aksi takdirde talebi reddeder. Bu, mahkemenin hem usulî hem de esasa ilişkin bir denetim yaptığını gösterir.
E seçeneği yanlıştır. CMK m. 250/5'te sonuç hapis cezasının TCK m. 50'ye göre seçenek yaptırımlara çevrilebileceği veya TCK m. 51'e göre ertelenebileceği belirtilmiştir. CMK m. 250/6'da ise bu maddeye göre belirlenen yaptırımlar hakkında, koşulları bulunması hâlinde CMK m. 231'deki hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumunun kıyasen uygulanabileceği açıkça düzenlenmiştir. Dolayısıyla, birinin uygulanması diğerine engel teşkil etmez.