4. Koruma Tedbirleri - 1

Özgün soru denemeleri, konu özeti ve sınav taktikleri.

Konu Hakkında Hızlı Bilgi

Konu Özeti: Önemli Nokta 1: Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 134. maddesi, bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma tedbirini özel olarak düzenlemektedir. Sorunun doğru cevabı C seçeneğidir. Zira CMK m. 134/3'te “Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır.” hükmü yer almaktadır. Bu hüküm, emredici nitelikte olup bir zorunluluğu ifade etmektedir. Diğer seçeneklerin yanlışlığı ise şu şekilde açıklanabilir: A seçeneği: CMK m. 134/1 uyarınca, Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde, elde edilen kopyalar ve çözümü yapılan metinler delil olarak kullanılamaz, aksine derhâl imha edilir. Bu nedenle ifadenin ikinci kısmı yanlıştır. B seçeneği: Bu tedbire başvurulabilmesi için aranan şüphe seviyesi, CMK m. 116'daki genel arama için öngörülen “makul şüphe”den daha ağırdır. CMK m. 134/1'e göre “somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin” varlığı aranmaktadır. Bu nedenle ifade yanlıştır. D seçeneği: CMK m. 134/4 uyarınca, alınan yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilmesi ve bu hususun tutanağa geçirilmesi bir zorunluluktur. Bu işlem, şüphelinin veya vekilinin talebine bağlı kılınmamıştır. İfade bu yönüyle hatalıdır. E seçeneği: CMK m. 134/1, bu tedbire başvurulabilmesi için “başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması” şartını aramaktadır. Bu, tedbirin ikincil (tali) nitelikte olduğunu gösterir. Kanun, suçun ağırlığına veya türüne göre bu şartın uygulanmayacağına dair bir istisna öngörmemiştir. Dolayısıyla ifade yanlıştır. Önemli Nokta 2: Soruda, hukuka uygun bir arama tedbiri sırasında, aramanın konusu olan suçla ilgisi bulunmayan fakat farklı bir suçun işlendiği şüphesini doğuran bir delilin elde edilmesi durumu, yani “tesadüfen elde edilen delil” (veya “rastlantısal delil”) hali söz konusudur. Bu durum, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 138. maddesinde düzenlenmiştir. CMK m. 138/1’e göre; “Arama veya elkoyma koruma tedbirlerinin uygulanması sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ancak, diğer bir suçun işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir.” Somut olayda, “insan ticareti” suçuna ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yapılan hukuka uygun arama sırasında, “nitelikli dolandırıcılık” suçuna ilişkin deliller bulunmuştur. Kanun hükmü uyarınca, bu delillerin derhal muhafaza altına alınması ve durumun vakit geçirilmeksizin Cumhuriyet savcısına bildirilmesi zorunludur. Dolayısıyla doğru cevap C seçeneğidir. Diğer seçeneklerin analizi: A) Bu seçenek yanlıştır. Tesadüfen elde edilen delilin kullanılabilmesi için, delilin CMK m. 135/6’daki katalog suçlardan birine ait olması şartı, sadece “telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi” tedbiri sırasında elde edilen tesadüfi deliller için geçerlidir (CMK m. 138/2). Olayda uygulanan tedbir “arama” olduğundan, CMK m. 138/1 uygulanır ve bu fıkrada katalog suç sınırlaması bulunmamaktadır. B) Bu seçenek yanlıştır. Bir arama tedbirinin hukuka uygunluğu, başlangıçtaki koşulların varlığına (örneğin makul şüphe ve usulüne uygun verilmiş hâkim kararı) göre değerlendirilir. Arama sonucunda, aramanın dayandığı suça ilişkin delil bulunamaması, aramayı sonradan hukuka aykırı hale getirmez. Dolayısıyla, bu esnada bulunan tesadüfi deliller geçerliliğini korur. D) Bu seçenek yanlıştır. CMK m. 138/1, bulunan delile derhal el konulmasını ve durumun savcılığa bildirilmesini emretmektedir. Mevcut hukuka uygun arama sırasında ortaya çıkan yeni suç delili için ayrı bir arama veya elkoyma kararı alınmasına gerek yoktur. E) Bu seçenek yanlıştır. Müsadere (TCK m. 54), yargılama sonucunda hükmedilen bir güvenlik tedbiri olup, ceza muhakemesi sürecindeki delil toplama ve koruma altına alma (elkoyma) işleminden farklıdır. Bir delilin dosyaya eklenmesi ve kullanılması için önceden müsadere kararı verilmesi gibi bir şart bulunmamaktadır. Bu iki kavramın birbiriyle karıştırılması amaçlanmıştır. Önemli Nokta 3: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 92. maddesi, gözaltı işlemlerinin denetimini açıkça düzenlemiştir. Bu maddeye göre, 'Cumhuriyet başsavcıları veya görevlendirecekleri Cumhuriyet savcıları, adlî görevlerinin gereği olarak, gözaltına alınan kişilerin bulundurulacakları nezarethaneleri, varsa ifade alma odalarını, bu kişilerin durumlarını, gözaltına alınma neden ve sürelerini, gözaltına alınma ile ilgili tüm kayıt ve işlemleri denetler; sonucunu Nezarethaneye Alınanlar Defterine kaydederler.' Bu hüküm, doğru cevabın gerekçesini oluşturmaktadır. Savcının bu denetim yetkisi, herhangi bir başvuruya veya izne tabi olmayan, re'sen ve her zaman kullanabileceği bir yetkidir. Diğer seçeneklerin yanlış olma nedenleri: - A seçeneği yanlıştır çünkü otuzar günlük periyodik denetim, gözaltı (gözaltı) için değil, tutukluluk (tutukluluk) hali için CMK m. 108'de öngörülen bir mekanizmadır. Gözaltı denetimi için böyle bir periyot yoktur. - B seçeneği yanlıştır çünkü CMK m. 92, savcıya 'gözaltına alınma ile ilgili tüm kayıt ve işlemleri denetleme' yetkisini doğrudan vermektedir. Bu yetkinin kullanımı için Sulh Ceza Hâkimliğinden ayrıca bir karar alınmasına gerek yoktur. - C seçeneği yanlıştır çünkü kanun maddesi, denetimin sadece fiziki şartlarla sınırlı olmadığını, aksine 'gözaltına alınma neden ve süreleri' ile 'tüm kayıt ve işlemleri' de kapsadığını açıkça belirtmektedir. - E seçeneği yanlıştır çünkü savcının denetimi 'adli görevinin' bir gereğidir. Bu denetim sırasında suç teşkil eden bir durum (örneğin işkence, görevi kötüye kullanma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma) tespit edilmesi halinde, savcı genel soruşturma yetkisi uyarınca derhal ceza soruşturması başlatmakla yükümlüdür. Yetkisi idari rapor düzenlemekle sınırlı değildir. Önemli Nokta 4: Çözüm, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 121. maddesinin 1. fıkrasına dayanmaktadır. Bu fıkraya göre, "Aramanın sonunda hakkında arama işlemi uygulanan kimseye istemi üzerine aramanın 116 ve 117 nci maddelere göre yapıldığını ve 116 ncı maddede gösterilen durumda soruşturma veya kovuşturma konusu fiilin niteliğini belirten bir belge ve istemi üzerine elkonulan veya koruma altına alınan eşyanın listesini içeren bir defter ve eğer şüpheyi haklı kılan bir şey elde edilmemiş ise bunu belirten bir belge verilir." Bu hüküm uyarınca, arama yapılan kişinin talep etmesi koşuluyla, kendisine hem aramanın hukuki dayanağını ve suçun niteliğini gösteren bir belge hem de elkonulan eşyaların dökümünü içeren bir defter verilmesi gerekir. Bu nedenle D seçeneği doğrudur. A seçeneği yanlıştır çünkü kanun, belgenin verilmesini Cumhuriyet savcısının belgelerin suçla ilgisini tespit etmesi gibi bir ön şarta bağlamamıştır. Belge, aramanın sonunda talep üzerine derhal verilir. B seçeneği yanlıştır çünkü CMK m. 121/1'e göre, aramada suç unsuruna rastlanılmadığını belirten belge dahi, hakkında arama yapılan kimsenin 'istemi üzerine' verilir, re'sen (kendiliğinden) düzenlenmez. C seçeneği yanlıştır çünkü CMK m. 120/3 uyarınca avukatın aramada hazır bulunması bir haktır ancak CMK m. 121'deki belgelerin verileceği kişi, 'hakkında arama işlemi uygulanan kimse'dir. Belgelerin sadece avukata verileceğine dair bir düzenleme yoktur. E seçeneği ise CMK m. 121/2 ile çelişmektedir. İlgili madde, "Birinci fıkrada belirtilen belgelerde, hakkında arama işlemi uygulanan kimsenin, elkonulan eşyanın mülkiyetine ilişkin görüş ve iddialarına da yer verilir." demek suretiyle bu iddiaların belgenin kendisine ekleneceğini açıkça düzenlemiştir.

Örnek Çıkmış Sorular

Soru 1

Nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin yürütülen bir soruşturmada, şüpheli (A)’nın suç delillerini barındıran bilgisayar sistemlerindeki verileri imha etme hazırlığında olduğuna dair somut emareler elde edilmiştir. Gecikmesinde sakınca bulunduğu değerlendirmesiyle Cumhuriyet savcısının kararı üzerine şüphelinin bilgisayarlarına ve bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi gerçekleştirilmiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 134. maddesi uyarınca bu koruma tedbirinin uygulanmasına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A)Cumhuriyet savcısı tarafından gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde verilen arama kararı, yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulmazsa tedbir kendiliğinden hükümsüz kalır ancak o ana kadar elde edilen kopyalar delil olarak kullanılabilir.
B)Tedbirin uygulanabilmesi için, CMK m. 116’da düzenlenen genel arama tedbirinde olduğu gibi, “makul şüphe” seviyesinde bir şüphenin varlığı yeterlidir.
C)Elkoyma işlemi esnasında, sistemdeki verilerin tamamının yedeklenmesi kanuni bir zorunluluktur.
D)Alınan yedekten bir kopyanın şüpheliye veya vekiline verilmesi, şüphelinin bu yönde bir talepte bulunması şartına bağlıdır.
E)İşlenen suçun nitelikli dolandırıcılık gibi malvarlığına karşı işlenen ağır bir suç olması, tedbirin ikincillik (tali nitelikte olma) şartı aranmaksızın uygulanmasına imkân tanır.

Çözüm

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 134. maddesi, bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma tedbirini özel olarak düzenlemektedir. Sorunun doğru cevabı C seçeneğidir. Zira CMK m. 134/3'te “Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır.” hükmü yer almaktadır. Bu hüküm, emredici nitelikte olup bir zorunluluğu ifade etmektedir. Diğer seçeneklerin yanlışlığı ise şu şekilde açıklanabilir: A seçeneği: CMK m. 134/1 uyarınca, Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde, elde edilen kopyalar ve çözümü yapılan metinler delil olarak kullanılamaz, aksine derhâl imha edilir. Bu nedenle ifadenin ikinci kısmı yanlıştır. B seçeneği: Bu tedbire başvurulabilmesi için aranan şüphe seviyesi, CMK m. 116'daki genel arama için öngörülen “makul şüphe”den daha ağırdır. CMK m. 134/1'e göre “somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin” varlığı aranmaktadır. Bu nedenle ifade yanlıştır. D seçeneği: CMK m. 134/4 uyarınca, alınan yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilmesi ve bu hususun tutanağa geçirilmesi bir zorunluluktur. Bu işlem, şüphelinin veya vekilinin talebine bağlı kılınmamıştır. İfade bu yönüyle hatalıdır. E seçeneği: CMK m. 134/1, bu tedbire başvurulabilmesi için “başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması” şartını aramaktadır. Bu, tedbirin ikincil (tali) nitelikte olduğunu gösterir. Kanun, suçun ağırlığına veya türüne göre bu şartın uygulanmayacağına dair bir istisna öngörmemiştir. Dolayısıyla ifade yanlıştır.

Soru 2

“İnsan ticareti suçu” şüphesiyle yürütülen bir soruşturma kapsamında, şüpheli (A)’nın konutunda hâkim kararıyla arama yapılmaktadır. Arama sırasında, soruşturma konusu suçla ilgisi olmayan ancak (A)’nın başka bir kişiyle birlikte “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” suçunu işlemeye hazırlandığını gösteren ayrıntılı planlar ve sahte belgeler ele geçirilmiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 138. maddesi uyarınca, tesadüfen elde edilen bu delillere ilişkin yapılması gereken işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Soru 3

Bir avukat, hakkında hırsızlık suçundan soruşturma yürütülen müvekkili (A)'nın, gözaltında tutulduğu ilçe emniyet müdürlüğüne bağlı nezarethanenin koşullarının insan onuruna aykırı olduğunu ve gözaltı süresine ilişkin kayıtların usulüne uygun tutulmadığını iddia ederek Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulunmuştur. Bu başvuru üzerine görevlendirilen Cumhuriyet savcısının, adli görevi kapsamında gerçekleştireceği denetimin kapsam ve sınırlarına ilişkin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri çerçevesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Devamını Görmek İster misin?

Tüm soruların çözümlerine, yapay zeka destekli konu anlatımlarına ve akıllı denemelere erişmek için ücretsiz kayıt ol.