---
title: "Delillerin ortaya konulması ve tartışılması — Ceza Muhakemesi Hukuku konu anlatımı"
course: "Ceza Muhakemesi Hukuku"
law: "Ceza Muhakemesi Kanunu"
articles: "CMK m.206–218"
last_amended: "2017-08-15"
compiled: "2026-10-21"
jurisdiction: "TR"
source: "https://www.hukuksalegitim.com/konu/ceza-muhakemesi-hukuku/delillerin-ortaya-konulmasi-ve-tartisilmasi"
publisher: "Hukuksal Eğitim"
language: "tr"
---

# Delillerin ortaya konulması ve tartışılması

Ceza Muhakemesi Hukuku › Kovuşturma evresi › Kamu davasının yürütülmesi — [Ceza Muhakemesi Hukuku](https://www.hukuksalegitim.com/konu/ceza-muhakemesi-hukuku)

## Kısaca

CMK m.206, duruşmada delillerin ortaya konulmasının hangi koşullarda başlayacağını, sanığın gelmemesinin bu sürece etkisini ve ortaya konulması istenen bir delilin hangi hallerde reddedileceğini düzenler. CMK m.207, ceza muhakemesinde delilin ortaya konulması isteminin reddine ilişkin bir sınırlamayı düzenler: delilin ya da ispat edilmek istenen olayın geç bildirilmiş olması, tek başına istemin reddi için gerekçe olamaz.

## Kapsam

Bu konu, Ceza Muhakemesi Kanunu m.206–218 hükümlerini kapsar: delillerin ortaya konulması ve reddi, delil ve olayın geç bildirilmesi, tanığın duruşma salonundan ayrılması, duruşmada anlatılması zorunlu belge ve tutanaklar, duruşmada okunmayacak belgeler, duruşmada okunmasıyla yetinilebilecek belgeler, tanığın önceki ifadesinin okunması, sanığın önceki ifadesinin okunması, rapor, belge ve diğer yazıların okunması, dinleme ve okumadan sonra diyeceğin sorulması, delillerin tartışılması, delilleri takdir yetkisi, ceza mahkemelerinin ek yetkisi.

- [CMK m.206 — Delillerin ortaya konulması ve reddi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-206)
- [CMK m.207 — Delil ve olayın geç bildirilmesi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-207)
- [CMK m.208 — Tanığın duruşma salonundan ayrılması](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-208)
- [CMK m.209 — Duruşmada anlatılması zorunlu belge ve tutanaklar](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-209)
- [CMK m.210 — Duruşmada okunmayacak belgeler](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-210)
- [CMK m.211 — Duruşmada okunmasıyla yetinilebilecek belgeler](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-211)
- [CMK m.212 — Tanığın önceki ifadesinin okunması](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-212)
- [CMK m.213 — Sanığın önceki ifadesinin okunması](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-213)
- [CMK m.214 — Rapor, belge ve diğer yazıların okunması](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-214)
- [CMK m.215 — Dinleme ve okumadan sonra diyeceğin sorulması](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-215)
- [CMK m.216 — Delillerin tartışılması](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-216)
- [CMK m.217 — Delilleri takdir yetkisi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-217)
- [CMK m.218 — Ceza mahkemelerinin ek yetkisi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-218)

## [CMK m.206 — Delillerin ortaya konulması ve reddi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-206)

CMK m.206, duruşmada delillerin ortaya konulmasının hangi koşullarda başlayacağını, sanığın gelmemesinin bu sürece etkisini ve ortaya konulması istenen bir delilin hangi hallerde reddedileceğini düzenler. Ayrıca delil ortaya konulmasından rızayla vazgeçilmesini ve tanıkların duruşma salonundan ayrılmasına ilişkin kuralı içerir. Madde, kovuşturma aşamasında duruşmada uygulanır ve hem sanık hem Cumhuriyet savcısı, müdafi bakımından taraf iradelerini ilgilendirir. Madde, delilin hukuka aykırılığının ayrıntılı ölçütlerini, duruşmada okunacak belgelerin usulünü ve tanığın önceki ifadesinin okunmasını düzenlemez (m.217 ve m.211-213 gibi maddelerde yer alır). Delil yasağının kapsamı ve hukuka aykırı delilin hükme esas alınamaması da bu maddenin değil m.217 ve m.230 gibi maddelerin konusudur. Delil ortaya konulmasının usulü ve tanığın dinlenme biçimi de ayrı maddelerde düzenlenir.

### Delillerin ortaya konulması ve reddi: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Delilin ortaya konulması**: Duruşmada delillerin ispat araçlarının tarafların bilgisine sunulması ve incelenmeye açılması işlemidir. Sanığın sorgusundan sonra başlar ve bu işlem, delilin hükme esas alınabilmesi için gereken ön adımdır.
- **Delilin reddi**: Mahkemenin, taraflarca ileri sürülen bir delilin ortaya konulmasını kanunda sayılan hallerden birine dayanarak kabul etmemesidir. Ret yalnızca 206/2 fıkrasında sayılan üç halle sınırlıdır ve bu hallerin dışında ret yapılamaz.
- **Rıza ile vazgeçme**: Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafiinin birlikte iradelerini açıklayarak belirli bir tanığın dinlenmesinden ya da başka bir delilin ortaya konulmasından vazgeçmesidir. Bu vazgeçme mahkemeyi bağlar mı sorusu uygulamada tartışmalıdır ve mahkemenin takdir yetkisi olduğu ileri sürülmektedir.

### Delillerin ortaya konulması ve reddi: hangi şartlar aranır?

- Delilin ortaya konulması, sanığın sorguya çekilmesinden sonra başlatılmalıdır.
- Sanık tebligata rağmen mazeretsiz gelmemişse ve sorgusu yapılamamışsa, bu durum delillerin ortaya konulmasına engel olmaz; ancak ortaya konulan deliller sonradan gelen sanığa bildirilmelidir.
- Ortaya konulması istenen delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse reddolunmalıdır.
- Ortaya konulması istenen delil ile ispat edilmek istenen olayın karara etkisi yoksa delil reddolunmalıdır.
- Delil ortaya konulması istemi yalnızca davayı uzatmak maksadıyla yapılmışsa reddolunmalıdır.
- Delil ortaya konulması istemi, bunun ya da ispat edilmek istenen olayın geç ileri sürülmüş olması gerekçesiyle reddedilmemelidir.
- Tanığın dinlenmesinden veya başka bir delilin ortaya konulmasından vazgeçilebilmesi için Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafiinin birlikte rıza göstermesi gerekir.
- Tanıklar dinlendikten sonra duruşma salonundan ancak mahkeme başkanı veya hâkimin izniyle ayrılabilmelidir.

### Delillerin ortaya konulması ve reddi: hangi sonuçları doğurur?

- Sanık tebligata rağmen mazeretsiz gelmemiş ve sorgusu yapılamamışsa, bu durum delillerin ortaya konulmasını durdurmaz; deliller ortaya konulur.
- Ortaya konulan deliller, sonradan gelen sanığa bildirilmek zorundadır.
- Ortaya konulması istenen delil kanuna aykırı olarak elde edilmişse reddolunur.
- Delil ile ispat edilmek istenen olayın karara etkisi yoksa delil reddolunur.
- İstem yalnızca davayı uzatmak maksadıyla yapılmışsa delil reddolunur.
- Delil ya da olay geç bildirilmiş olduğu gerekçesiyle reddedilemez.
- Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza gösterirse tanığın dinlenmesinden veya başka bir delilin ortaya konulmasından vazgeçilebilir.
- Tanıklar dinlendikten sonra ancak mahkeme başkanı veya hâkimin izniyle duruşma salonundan ayrılabilir.
- Fıkra 4 mülga olduğundan bugün uygulanan metin fıkra 1 ile 3'tür.

### Sanığın gelmemesi ile sanığın sorgusunun yapılması arasındaki fark nedir?

- Sanığın tebligata rağmen mazeretsiz gelmemesi ve sorgusunun yapılamamış olması durumu.
- Sanığın sorgusunun yapılmış olması durumu.

Sonuç: Birinci halde de delillerin ortaya konulmasına başlanabilir; sonradan gelen sanığa deliller bildirilir. Sorgu yapılmadan delil ortaya konulmasının engellenmemesi kuralı, sanığın gelmemesinin süreci durdurmadığını gösterir.

### Delilin reddi ile delilin geç bildirilmesi arasındaki fark nedir?

- Delilin reddedilmesi için 206/2 fıkrasında sayılan üç hal aranır: kanuna aykırılık, karara etkisizlik ve davayı uzatma amacı.
- Delilin geç bildirilmesi veya olayın geç bildirilmesi ise başlı başına ret sebebi değildir.

Sonuç: Geç bildirim, delilin kabul edilmemesi için gerekçe olamaz; ret yalnızca 206/2 hallerinde yapılabilir.

### Kanuna aykırılık ile karara etkisizlik arasındaki fark nedir?

- Kanuna aykırı elde edilmiş delil, ortaya konulmasının reddi gerekçesidir.
- Karara etkisi olmayan delil, ispat edilmek istenen olayın hükme etkisi bulunmadığı hallerde reddedilir.

Sonuç: Her iki halde de ortaya konulma talebi reddolunur; ancak kanuna aykırı delilin hükme esas alınmaması ayrı bir hükümdür ve m.217'den kaynaklanır.

### Rıza ile vazgeçme ile ret arasındaki fark nedir?

- Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafiinin birlikte rıza göstermesi üzerine tanığın dinlenmesinden veya delilin ortaya konulmasından vazgeçilmesi.
- Taraflardan yalnızca birinin rıza göstermesi veya tek tarafın isteği.

Sonuç: Vazgeçme yalnızca birlikte rıza ile mümkündür; taraflardan birinin tek başına vazgeçmesi maddenin kapsamına girmez.

### Delillerin ortaya konulması ve reddi: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Delilin geç bildirilmesini ya da olayın geç bildirilmesini ret gerekçesi saymak; bu durum m.207 uyarınca reddedilemez.
- 206/2 fıkrasında sayılmayan bir gerekçeyle, örneğin tanığın yakını olması nedeniyle delili reddetmek.
- Kanuna aykırı delilin ortaya konulmasını reddetmekle yetinip dosyaya girmesine engel olunabileceğini sanmak; bu sonuç m.217 ile sağlanır.
- Savcı ile sanık veya müdafiinin yalnızca biri rıza gösterdiğinde vazgeçme kararı vermek; birlikte rıza şarttır.
- Rıza ile vazgeçmeyi mahkemeyi bağlayan kesin bir sonuç saymak; takdir yetkisi mahkemededir.
- Sanık tebligata rağmen gelmediği için delil ortaya konulmasını tümüyle ertelemek; madde bu durumda delillerin ortaya konulmasına engel olmadığını açıkça belirtir.
- Dördüncü fıkrayı yürürlükte bir hüküm sanmak; fıkra 4 mülgadır.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Delil, ancak CMK 206/2'de sayılan hallerde reddedilebilir; bu hallerin dışında akla, mantığa ya da bilimsel verilere aykırılık, tanığın yalan söylediğinin ortaya çıkması gibi gerekçeler reddi için haklı, makul ve kabul edilebilir hukuki gerekçe olarak aranmalıdır. (Genel Kurul, 2020/27959 E., 20.03.2025)
- Tanığın sanığın akrabası, işçisi, eşi, çocuğu veya arkadaşı olması tek başına anlatımının reddi için haklı gerekçe sayılmaz. (Genel Kurul, 2020/27959 E., 20.03.2025)
- Delilin hukuka aykırı elde edilmesi, 206/2-a'nın yanı sıra m.217 ve m.230 kapsamında hükme esas alınamama sonucunu doğurur. (Ceza Genel Kurulu, 2024/41 E., 2025/475 K., 19.11.2025; Genel Kurul, 2023/98215 E., 31.07.2025)
- Kanuna aykırı elde edilen delil hükme esas alınamaz; bu ilke 'zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir' anlayışıyla yorumlanır. (Genel Kurul, 2023/98215 E., 31.07.2025; 19. Ceza Dairesi, 2018/633 E., 2018/4165 K., 09.04.2018; 7. Ceza Dairesi, 2013/15279 E., 2014/5207 K., 17.03.2014)
- Rıza ile vazgeçme düzenlemesi mahkemeyi kesin olarak bağlamaz; takdir yetkisi mahkemededir. (Genel Kurul, 2020/19752 E., 06.02.2025)

### Nasıl ispat edilir?

- Delilin ortaya konulması istemini ileri süren taraf, delilin dosyada ve duruşmada ortaya konulabilir nitelikte olduğunu göstermekle yükümlüdür.
- Delilin kanuna aykırı elde edildiği iddiasını ileri süren taraf bu iddiayı ispatlamakla yükümlüdür; elde ediliş yöntemine ilişkin belgeler ve tutanaklar bu amaçla kullanılır. (Genel Kurul, 2023/98215 E., 31.07.2025)
- Davayı uzatma amacı iddiası, mahkemece somut olgulara dayanılarak değerlendirilir; yalnızca saik üzerinden ret yapılamaz.
- Sanığın gelmemesi halinde, tebligatın usulüne uygun yapıldığı ve mazeretin sorgulandığı tutanakla belgelenmelidir.
- Rıza ile vazgeçme, Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafiinin birlikte açık beyanı ile ispatlanır; bu beyan duruşma tutanağına geçirilmelidir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- 5271 m.217: Hukuka aykırı elde edilen delilin hükme esas alınamayacağına ilişkin kuraldır. Bu maddenin 206/2-a bendi, delilin ortaya konulmasını reddetmekle sınırlı kalır; delilin dosyaya girmesini ve hükme esas alınmasını m.217 engeller.
- 5271 m.230: Hüküm bakımından hukuka aykırı delillerin değerlendirme dışı tutulmasına ilişkin kuralı içerir ve 206/2-a'nın sonuçlarını tamamlar.
- 5271 m.207: Delilin geç bildirilmesinin ret sebebi olamayacağını düzenleyen hükmün kaynağıdır ve 206 ile birlikte okunur.

## [CMK m.207 — Delil ve olayın geç bildirilmesi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-207)

Madde, ceza muhakemesinde delilin ortaya konulması isteminin reddine ilişkin bir sınırlamayı düzenler: delilin ya da ispat edilmek istenen olayın geç bildirilmiş olması, tek başına istemin reddi için gerekçe olamaz. Hüküm, duruşmanın herhangi bir aşamasında delil ikamesine imkân tanıyan yaklaşımın bir uzantısıdır ve kovuşturma evresinde delil ortaya konulması sırasında uygulanır. Madde, delilin reddine yol açan diğer hallerin ne olduğunu düzenlemez; bu hallere ilişkin ret nedenleri ayrı bir maddede yer alır. Madde tanıkların çağrılmasını, tanığın duruşma salonundan ayrılmasını, delilin toplanma usulünü ve eski hâle getirme ile yeniden yargılama yollarını düzenlemez (m.206, m.208, m.40-41, m.311 vd.).

### Delil ve olayın geç bildirilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Delilin ortaya konulması**: Tarafların veya mahkemenin delili duruşmada ikame etmesi, yani tanığı dinletmesi, belgeyi sunması veya bilirkişi incelemesi yaptırması işlemidir. Madde bu istemin kabul ya da reddi bakımından geç bildirilme nedenine dayanılmasını engeller.
- **Geç bildirilme**: Delilin veya ispat edilmek istenen olayın karşı tarafa ya da mahkemeye geç ulaştırılmış olması halidir. Maddenin koruduğu durum budur; geç bildirilme tek başına ret sebebi sayılamaz.
- **Ret sebebi**: Mahkemenin delil istemini reddetmesini gerektiren hukuki neden. Madde, geç bildirilmeyi bu nedenlerden biri olarak kabul etmez; diğer ret nedenleri m.206/2'de sayılmıştır.

### Delil ve olayın geç bildirilmesi: hangi şartlar aranır?

- Delilin ortaya konulması isteminin kovuşturma evresinde, duruşmada ileri sürülmüş olması gerekir.
- İstemin yalnızca delilin veya ispat edilmek istenen olayın geç bildirilmiş olması gerekçesiyle reddedilmemesi gerekir.
- Geç bildirilme tek başına ret sebebi olmadığından, mahkemenin istemi reddedebilmesi için m.206/2'de sayılan diğer hallerden birinin bulunması gerekir.
- Delilin geç bildirilmesi, savunma hakkının ve duruşmanın uzatılmaması ilkesinin gözetilmesi bakımından takdir ve gerekçe ile değerlendirilmelidir; istemi reddetmek için yeterli bir neden değildir.

### Delil ve olayın geç bildirilmesi: hangi sonuçları doğurur?

- Delilin ortaya konulması istemi, delilin veya ispat edilmek istenen olayın geç bildirilmiş olması gerekçesiyle reddedilemez.
- Geç bildirilme gerekçesiyle reddedilemeyen istem, m.206/2'de sayılan diğer ret hallerinden birine girmiyorsa mahkeme delili kabul etmelidir.
- Sonradan ileri sürülen delilin önceden bilinip bilinmemesinin önemi yoktur; delil, duruşmanın uzatılması amacıyla veya kötü niyetle ileri sürülmemişse duruşmanın her aşamasında gösterilebilir.
- Geç bildirilme gerekçesiyle istem reddedilirse, bu karar m.207'ye aykırılık oluşturur ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
- Maddenin hükmü tek başına ret sebebini ortadan kaldırır; ancak istemin kabulü, duruşmanın uzatılması ve yargılamanın bir duruşmada bitirilmesi ilkesiyle dengelenerek uygulanmalıdır.

### Geç bildirilme ile m.206/2 ret halleri arasındaki fark nedir?

- Geç bildirilme, delilin veya olayın geç ortaya konulmasıdır. Tek başına ret sebebi değildir.
- m.206/2 ret halleri; delilin kanuna aykırı elde edilmesi, delilin karara etkisinin olmaması ve istemin yalnızca davayı uzatma amacı taşımasıdır.

Sonuç: Geç bildirilme bu hallerden biri değilse istem geç bildirildi diye reddedilemez. Ret ancak m.206/2 kapsamına giren bir nedenle mümkündür.

### Tanık ve bilirkişi ile diğer deliller arasındaki fark nedir?

- Sonradan gösterilen tanık veya bilirkişinin adı karşı tarafa geç ulaştırılmış ya da olay karşı tarafa yeterli bilgi alabilecek kadar geç bildirilmişse, karşı taraf bilgi alması için duruşmaya ara verilmesini isteyebilir.
- Belge ve diğer deliller bakımından ara verme sorunu, tanık ve bilirkişi için olduğu kadar ayrıntılı tartışılmamıştır.

Sonuç: Geç gösterilen tanık ve bilirkişi bakımından karşı tarafa ara verme hakkı tanınır; bu hak geciken tarafa tanınmaz. Mahkeme bu istemleri değerlendirerek karar vermelidir.

### İlk derece ile bozmadan sonraki aşama arasındaki fark nedir?

- Duruşmanın herhangi bir aşamasında delil ileri sürülebilir.
- Bozma kararından sonra da delil ileri sürülebilir; ancak mahkeme gerek görmezse m.206 uyarınca istemi reddedebilir.

Sonuç: Bozmadan sonra ileri sürülen yeni delil, bozmanın kapsamına girmediği gerekçesiyle reddedilemez; ret ancak m.206 hallerinden birine dayanabilir.

### Delil ve olayın geç bildirilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Geç bildirilmeyi tek başına ret gerekçesi saymak; ret için m.206/2'deki hallerden birinin somut olarak bulunması gerekir.
- Delilin geç ortaya konulmasını, kötü niyet veya davayı uzatma amacıyla karıştırmak; m.207 yalnızca geç bildirilmeyi ret nedeni olmaktan çıkarır, saiki ayrıca değerlendirmek gerekir.
- Sanığın bilgi sahibi olduğunu bildirdiği tanığı, bildirim gecikmiş diye dinlememek; bu durum savunma hakkını kısıtlar.
- Geç gösterilen tanık için karşı tarafın ara verme hakkını değerlendirmeden doğrudan dinleme kararı vermek; mahkemenin bu istemleri değerlendirmesi gerekir.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Geç bildirilmiş olmanın tek başına delil talebinin reddi için yeterli olmadığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2006/334 E., 2007/58 K., 06.03.2007)
- Sanığın olaya ilişkin bilgisi olduğunu belirttiği tanığın dinlenmesi talebinin, yalnızca geç bildirilme gerekçesiyle reddedilmesinin savunma hakkını kısıtladığı kabul edilmektedir. (9. Ceza Dairesi, 2025/2274 E., 2025/8591 K., 05.11.2025)
- Delilin geç bildirilmesi nedeniyle reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu ve bozma sebebi sayıldığı görülmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2023/568 E., 2023/5798 K., 11.07.2023)
- Delilin ortaya konulması isteminin m.206/2 kapsamındaki bir ret nedenine dayanmadan reddedildiği durumlarda, kararın m.207 ihlali olarak değerlendirildiği görülmektedir. (10. Ceza Dairesi, 2021/5517 E., 2023/332 K., 18.01.2023)
- Delilin ortaya konulması ve tartışılması, hükme esas alınacak delil bakımından m.207 ile birlikte değerlendirilmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2020/6991 E., 2023/8100 K., 08.11.2023)
- Duruşmanın her aşamasında delil gösterilebileceği, bunun yalnızca usul kurallarına ve kötü niyet yasağına bağlı olduğu kabul edilmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2019/8379 E., 2023/3316 K., 26.04.2023)

### Nasıl ispat edilir?

- Delilin ortaya konulması talebini ileri süren taraf, talebinin m.207 kapsamında olduğunu ve reddedilemeyeceğini ispatla yükümlüdür; delilin ne zaman bildirildiği ve olayın ne olduğu tutanakla ortaya konulur.
- Karşı taraf, istemin m.206/2 hallerinden birine dayandığını ileri sürüyorsa bu iddiayı ispatlamakla yükümlüdür; örneğin delilin kanuna aykırı elde edildiğini veya istemin davayı uzatmak amacı taşıdığını gösteren somut olguları ortaya koymalıdır.
- Geç gösterilen tanık ve bilirkişi bakımından karşı taraf, bilgi almak için ara verilmesini isteyebilir; bu talebin dayandığı bilgi eksikliği duruşma tutanağına geçirilmelidir.
- Yazılı belge ile tanık beyanı arasında ispat bakımından üstünlük yoktur; delilin mahkemece hükme esas alınabilmesi için ortaya konulması ve tartışılması gerekir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- 5271 m.206: Delillerin ortaya konulmasının ret hallerini sayar. m.207 geç bildirilmeyi bu hallere eklemez; ret için m.206/2'deki hallerden birinin bulunması gerekir.
- 5271 m.208: Dinlenen tanığın duruşma salonundan ayrılmasını düzenler; delil ikamesinin sonrasındaki usul işlemi olarak m.207 ile birlikte uygulanır.

## [CMK m.208 — Tanığın duruşma salonundan ayrılması](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-208)

Madde, duruşmada dinlenmiş tanığın duruşma salonundan ayrılma koşulunu düzenler: tanık dinlendikten sonra salondan çıkabilmesi için mahkeme başkanı veya hâkimin iznini aranır. Madde, tanığın salona alınma usulünü, tanığın dinlenme sırasını, tanığın yemin ve ifade yükümlülüğünü ve tanık korunmasını düzenlemez; bunlar başka maddelerde yer alır (tanıklığa çağrı ve yemin, tanıklıktan çekinme, kimliği saklı tanık ve duruşmada tanık dinlenmesi usulü). Madde, sanığın duruşma salonundan çıkarılmasını ve duruşma düzenine ilişkin disiplin tedbirlerini de düzenlemez (m.204, m.203). Hüküm, tanığın dinlenmesinden sonra salonda kalma ilkesini ve bu ilkeden izin alınarak ayrılmayı kapsar.

### Tanığın duruşma salonundan ayrılması: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Tanık**: Olayla ilgili bilgi ve görgüsü bulunan ve duruşmada beyanda bulunmak üzere dinlenen kişidir. Maddenin uygulandığı kişi tanıktır; bilirkişi ve sanık bu hükmün doğrudan konusu değildir.
- **İzin**: Tanığın dinlendikten sonra salondan ayrılmasına imkân veren, mahkeme başkanı veya hâkimin verdiği karardır. İzin olmaksızın tanığın salondan ayrılması, hükmün ön koşulunu ihlal eder.
- **Tanığın dinlenmesinin tamamlanması**: Tanığın beyanının alınıp sorgusunun bitmesidir. İzin koşulu bu andan sonra doğar; sorgu sürerken tanığın ayrılması maddenin kapsamı dışındadır.
- **Duruşma salonu**: Duruşmanın yapıldığı mekândır. Tanığın salondan ayrılması, bu mekândan çıkması anlamına gelir ve izne bağlıdır.

### Tanığın duruşma salonundan ayrılması: hangi şartlar aranır?

- Tanığın duruşmada dinlenmiş olması ve beyanının tamamlanmış bulunması gerekir.
- Tanığın salondan ayrılmak istemesi halinde mahkeme başkanı veya hâkimin izninin alınması gerekir.
- Toplu mahkemede iznin başkan, tek hâkimli mahkemede hâkim tarafından verilmesi gerekir.
- Dinlenmemiş tanığın, izin alınsa bile salondan ayrılmasına bu madde dayanak yapılamaz; dinlenmeden önce ayrılmaya ilişkin bir yetki bu maddede yer almaz.
- Tanığın izinsiz ayrılması, madde gereğince yapılmamış bir işlem olarak kabul edilir.

### Tanığın duruşma salonundan ayrılması: hangi sonuçları doğurur?

- Tanık dinlendikten sonra mahkeme başkanı veya hâkimin izniyle salondan ayrılabilir.
- İzin verilmezse tanık duruşma bitinceye kadar salonda kalmak zorundadır.
- Tanığın izinsiz salondan ayrılması, hükmün öngördüğü usule aykırılık oluşturur; bu durum duruşmanın yürüyüşünü ve tanığın delil değerini etkileyebilir.
- Tanığın salonda kalması, dinlenen tanığın diğer tanıklarla iletişim kurmasını engeller ve tanıklar arasında yüzleştirme ile soru sorma imkânını korur.
- Hükmün amacı, dinlenen tanığın dinlenmemiş diğer tanıklarla temas kurarak söz birliği yapmasını önlemektir.

### Dinlenmiş tanık ile henüz dinlenmemiş tanık arasındaki fark nedir?

- Beyanı alınıp sorgusu tamamlanmış tanık, izin koşuluyla salondan ayrılabilir.
- Henüz dinlenmemiş tanık, bu maddeye göre salondan ayrılamaz; salonda bulundurulması ve sırasının beklenmesi gerekir.

Sonuç: Dinleme tamamlanmadan ayrılma, madde kapsamında izinle yapılamaz ve diğer tanıklarla iletişim riski doğurur.

### Toplu mahkeme ile tek hâkimli mahkeme arasındaki fark nedir?

- Toplu mahkemede izni mahkeme başkanı verir.
- Tek hâkimli mahkemede izni hâkim verir.

Sonuç: Yetkili merci mahkeme yapısına göre değişir; izin yetkisi başka bir kişiye devredilemez.

### Tanığın kendi isteğiyle ayrılması ile izinli ayrılma arasındaki fark nedir?

- Tanığın ayrılma isteği, kendiliğinden ayrılma hakkı doğurmaz.
- Mahkeme başkanı veya hâkimin izni verildiğinde tanık salondan ayrılabilir.

Sonuç: Tanığın isteği tek başına yeterli değildir; izin verilmeden ayrılması hükmün ihlali sayılır.

### Tanık ile bilirkişi arasındaki fark nedir?

- Tanık için madde kendi izin rejimini düzenler.
- Bilirkişiler için benzer bir izin düzeni ayrı bir maddede (m.68) yer alır; gerekçe bu benzerliğe işaret eder.

Sonuç: Bilirkişi hakkında bu madde değil, m.68 uygulanır; iki hükmün birbirine karıştırılmaması gerekir.

### Tanığın duruşma salonundan ayrılması: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Tanığın dinlenmesi tamamlanmadan izin vermek, tanıklar arasında yüzleştirme ve soru sorma imkânını ortadan kaldırmak.
- Tek hâkimli mahkemede izni başkan gibi değerlendirmek ya da toplu mahkemede izni hâkime bırakmak; yetkili merciyi karıştırmak.
- Bilirkişi için düzenlenen m.68 izin rejimini tanığa aynen uygulamak.
- Sanığın salondan çıkarılmasını (m.204) tanığın ayrılmasıyla karıştırmak.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Tanığın dinlenme sırası tamamlanmadan izin verilmesinin, yüzleştirme ve soru sorma hakkını etkileyeceği kabul edilmektedir. (7. Ceza Dairesi, 2013/5127 E., 2013/17549 K., 03.07.2013)

### Nasıl ispat edilir?

- Tanığın salondan izinli ayrıldığını iddia eden taraf, izni veren mahkeme başkanı veya hâkimin kararını tutanakla ispatlamakla yükümlüdür.
- Tanığın dinlendiği ve beyanının tamamlandığı duruşma tutanağı ile ispatlanır; dinlenmemiş tanığın ayrıldığı iddiasında ispat yükü bu iddiayı ileri süren tarafa aittir.
- Tanığın izinsiz ayrıldığı iddiası, tutanak ve duruşma kayıtları ile değerlendirilir; izin kararı yazılı olmadığında karşı taraf bunu ileri sürerek usul eksikliğini ortaya koyar.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- 5271 m.68: Bilirkişilerin, açıklamalarından sonra mahkeme başkanı veya yargıcın izni olmadıkça salonda kalmasını düzenler; m.208 ile benzer bir mantığı paylaşır ancak tanığa değil bilirkişiye uygulanır.
- 5271 m.204: Sanığın duruşma salonundan çıkarılmasını düzenler; tanık ayrılmasıyla karıştırılmamalıdır, sanığa ilişkin ayrı bir rejimdir.
- 5271 m.203: Duruşmanın düzeninin mahkeme başkanı veya hâkim tarafından sağlanmasını ve düzeni bozanların çıkarılmasını düzenler; tanığın izinsiz ayrılması bu düzen yetkisinden farklıdır.

## [CMK m.209 — Duruşmada anlatılması zorunlu belge ve tutanaklar](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-209)

Madde, duruşmada anlatılması zorunlu belgeleri düzenler. Bunlar; naip veya istinabe yoluyla alınan sanık sorgu tutanakları, naip veya istinabe yoluyla alınan tanık ifade tutanakları, muayene ve keşif tutanakları, delil olarak kullanılacak diğer belge ve yazılar, adli sicil özetleri ile sanığın kişisel ve ekonomik durumuna ilişkin belgelerdir. Ayrıca sanığa veya mağdura ait kişisel verilerin yer aldığı belgelerin kapalı oturumda anlatılmasına karar verilmesini kapsar. Madde, mahkemenin davayı yürütürken duruşmada uyguladığı belge anlatım yükümlülüğünü ilgili tarafların hepsi bakımından öngörür. Duruşmada dinlenmesi zorunlu tanığın ve duruşmada okunamayacak tutanakların kuralını düzenlemez (CMK m.210). Tanık veya suç ortağı ulaşılamadığında önceki ifadelerin okunmasını düzenlemez (CMK m.211). Duruşma tutanağının düzenlenmesi ve tutanağa karşı sahtecilik iddiası dışında itiraz edilememesi de bu maddede yer almaz (CMK m.200 ve ilgili hükümler).

### Duruşmada anlatılması zorunlu belge ve tutanaklar: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Anlatılması**: Belgenin içeriğinin duruşmada sözlü olarak tarafların bilgisine sunulması işlemidir. Kanun 'anlatılır' ifadesini kullanır ve bu kavram okumadan geniş anlaşılır; fikri içerik taşıyan ses veya görüntü kaydı da bu yolla duruşmaya girebilir.
- **Naip veya istinabe yoluyla sorgu**: Sanığın yargılamayı yapan mahkeme dışında bir yerde, başka bir mahkeme veya görevlendirilmiş hâkim aracılığıyla sorgulanmasıdır. Bu yolla alınan sorgu tutanağı, duruşmada anlatılması zorunlu belgelerden biridir.
- **Kapalı oturum**: Duruşmanın aleni olmadan yapılmasıdır. Bu maddede yalnız sanık veya mağdura ait kişisel verilerin yer aldığı belgelerin anlatılması bakımından, belge sahibinin açıkça istemesi halinde mahkemenin karar verebileceği bir yöntem olarak geçer.
- **Adli sicil özeti**: Sanığın geçmiş mahkûmiyetlerini ve adli sicil bilgilerini gösteren belgedir. Maddede ayrıca sayılan belge türüdür ve sanığın hukuki durumunun belirlenmesinde kullanıldığında duruşmada anlatılması gerekir.
- **Kişisel ve ekonomik durum belgeleri**: Sanığın kişisel hâline ve mali durumuna ilişkin bilgileri içeren belgelerdir. Bu belgeler, sanığın bu bilgilere ilişkin açıklamasını alabilmek için duruşmada anlatılır.

### Duruşmada anlatılması zorunlu belge ve tutanaklar: hangi şartlar aranır?

- Dava dosyasında bulunan bir belgenin, naip veya istinabe yoluyla alınmış sanık sorgu tutanağı, naip veya istinabe yoluyla alınmış tanık ifade tutanağı, muayene veya keşif tutanağı, delil olarak kullanılacak diğer belge ya da yazı, adli sicil özeti ya da sanığın kişisel veya ekonomik durumuna ilişkin belgeden biri olması gerekir.
- Belgenin hükme esas alınabilecek nitelikte olması, yani hükmün dayanağı yapılacak bir delil taşıması gerekir.
- Belge duruşmada anlatılmadan ya da kapalı oturumda anlatılmasına karar verilmiş olmasına rağmen usulüne uygun olarak anlatılmadan hükme dayanılmamalıdır.
- Sanığa veya mağdura ait kişisel verileri içeren belgeler için kapalı oturumda anlatılma yalnız belge sahibinin açıkça istemesi halinde ve mahkemenin kararıyla mümkün olmalıdır; bu istem yoksa belge alenî oturumda anlatılır.

### Duruşmada anlatılması zorunlu belge ve tutanaklar: hangi sonuçları doğurur?

- Maddede sayılan belgeler duruşmada anlatılmadan hükme esas alınırsa, bu aykırılık yargılamanın hukuka aykırılığı sayılır ve kararın bozulmasına yol açabilir.
- Sanığa veya mağdura ait kişisel verileri içeren belgelerin anlatılması için sanık veya mağdur açıkça istemezse mahkeme kapalı oturum kararı veremez ve belge alenî olarak anlatılır.
- Belgenin anlatılması, taraflara o belge hakkında diyeceklerini söyleme olanağı tanınması sonucunu doğurur; anlatılmadan bu olanak doğmaz.
- Anlatılması zorunlu belgelerin dışında kalan ve delil niteliği taşıyan diğer belgeler de duruşmada anlatılarak tarafların görüşü alınır; bu, madde metninde sayılanlarla sınırlı değildir.

### Zorunlu anlatılma ile kapalı oturumda anlatılma arasındaki fark nedir?

- Sorgu tutanağı, ifade tutanağı, keşif ve muayene tutanağı, adli sicil özeti gibi belgeler, ilk fıkraya göre duruşmada anlatılmak zorundadır.
- Sanığa veya mağdura ait kişisel veriler içeren belgeler ise ikinci fıkra uyarınca ancak belge sahibinin açıkça istemesi halinde kapalı oturumda anlatılabilir.

Sonuç: Kişisel veri içeren belgelerde kapalı oturum mahkemenin takdirine bağlı bir karardır ve istem olmadan uygulanamaz; diğer belgelerde ise anlatma zorunludur.

### Naip veya istinabe sorgusu ile doğrudan yapılan sorgu arasındaki fark nedir?

- Naip veya istinabe yoluyla alınmış sorgu tutanağı, bu maddede adı geçen belgelerden biri olarak duruşmada anlatılmalıdır.
- Sanığın mahkeme tarafından doğrudan sorgulandığı ve tutanağın bu duruşmada alındığı hallerde bu belge için ayrı bir anlatma zorunluluğu bu madde kapsamında değildir.

Sonuç: Naip veya istinabe ile alınan sorgu, duruşmada anlatılmadan hükme esas alınamaz.

### Duruşmada anlatılması zorunlu belge ve tutanaklar: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Sanığa ait sabıka veya nüfus kaydını duruşmada anlatmadan hükme dayanmak; anlatma zorunluluğunu ihmal etmek.
- Tanığın önceki ifade tutanağını duruşmada anlatmadan hükme esas almak; bunun okunmasının m.210 ve m.211 hallerine bağlı olduğunu gözden kaçırmak.
- Kişisel veri içeren belgede mahkemenin kendiliğinden kapalı oturum kararı vermesi; oysa belge sahibinin açıkça istemesi gerekir.
- Talimat veya naip mahkemesinde alınan sorgu tutanağının duruşmada anlatılmasını gereksiz saymak.
- Belgenin anlatılmasıyla yetinip sanığa diyeceklerini sormamak; anlatma ile diyecekleri sorma işlemi birlikte yapılmalıdır.
- Fotokopi veya onaysız belgeyi anlatmadan ve aslının dosyada bulunup bulunmadığına bakmadan hükme esas almak.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Yargıtay, sabıka kaydının sanığa duruşmada anlatılmadan ve hakkında açıklaması sorulmadan mahkûmiyet kararı verilmesini m.209/1'e aykırılık sayar. (Ceza Genel Kurulu, 2011/130 E., 2011/149 K., 28.06.2011)
- Yargıtay, nüfus ve adli sicil kayıtlarının duruşmada okunmadan ve sanıktan diyeceklerinin sorulmadan hüküm kurulmasını m.209/1 ve m.215'e aykırı görür. (Genel Kurul, 2023/98215 E., 31.07.2025)
- Yargıtay, sanığın yakalandığında ele geçirilen pasaporttaki bilgiler ve beyanına dayalı kimlik tespitinin, kimlik bilgileri kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenmeden duruşmada okunmamasını m.209'a aykırı bulur. (Ceza Genel Kurulu, 2025/518 E., 2026/210 K., 08.04.2026)
- Yargıtay, talimat mahkemesinde alınan sanık savunmasının duruşmada okunmamasını m.209'a aykırılık sayar. (Genel Kurul, 2023/98215 E., 31.07.2025)
- Yargıtay, hükme esas alınan ses kayıtlarının duruşmada dinlenmeden ve sanıkların beyanı alınmadan hüküm kurulmasını m.209/1'e aykırı bulur. (Ceza Genel Kurulu, 2011/291 E., 2012/15 K., 07.02.2012)
- Uygulamada, hükme esas alınan bilirkişi raporunun duruşmada anlatılmaması ve sanığa diyeceklerinin sorulmaması da m.209 ve m.215'e aykırılık olarak değerlendirilir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/380 E., 2012/74 K., 06.03.2012)

### Nasıl ispat edilir?

- Maddede sayılan belgenin duruşmada anlatıldığını ispat yükü mahkemeye aittir; duruşma tutanağında bu işlemin yazılı olması gerekir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/341 E., 2012/33 K., 14.02.2012)
- Anlatmanın yapılmadığını ileri süren taraf, bunu duruşma tutanağıyla ispatlar; tutanakta anlatma yazılı değilse işlem yapılmamış sayılır.
- Belgenin anlatıldıktan sonra taraflara diyeceklerinin sorulduğunu gösteren tutanak kaydı, çelişmeli yargılamanın yapıldığını ispatlamanın tek yoludur. (Ceza Genel Kurulu, 2011/291 E., 2012/15 K., 07.02.2012)
- Kişisel veriler için kapalı oturum kararının verilmiş olması, belge sahibinin açık istemine ve mahkeme kararına dayanır; bu istem yoksa kapalı oturum kararının geçerliliği tartışmalıdır.
- Kimlik ve sicil bilgilerinin duruşmada anlatılmadan hükme dayanıldığı iddiası, ilgili belgenin aslı veya onaylı örneğinin dosyada bulunup bulunmadığı incelenerek değerlendirilir. (Ceza Genel Kurulu, 2025/518 E., 2026/210 K., 08.04.2026)

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [5271 sayılı Kanun m.210](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-210): Duruşmada okunmayacak belgeleri düzenler. Bu maddeyle birlikte okunur: tek tanığa dayanan olaylarda tanığın duruşmada mutlaka dinlenmesi ve önceki tutanakların yerine geçmeyeceği kuralı, m.209'un kapsamındaki belgelerin ayrımını çizer.
- [5271 sayılı Kanun m.211](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-211): Tanık veya suç ortağının duruşmaya gelememesi hallerinde önceki tutanakların okunmasına izin verir. Bu hallerde m.209'daki anlatma yerine okuma yapılabilir.
- [5271 sayılı Kanun m.215](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-215): Belge anlatıldıktan sonra sanığa, müdafiine ve savcıya diyeceklerinin sorulmasını düzenler. Anlatma işleminin hükmü için bu sorunun sorulması gerekir.
- 5271 sayılı Kanun m.148/4: Duruşmada okunması yasak olan bazı tutanakları düzenler ve m.209'daki anlatma zorunluluğunun sınırını belirler.

## [CMK m.210 — Duruşmada okunmayacak belgeler](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-210)

CMK m.210, duruşmada okunmayacak belgeleri düzenler. Birinci fıkra, olayın delilinin bir tanığın açıklamalarından ibaret olduğu hallerde o tanığın duruşmada mutlaka dinlenmesini ve önceki dinleme tutanağının ya da yazılı açıklamasının dinleme yerine okunamayacağını öngörür. İkinci fıkra, tanıklıktan çekinebilecek kişinin duruşmada çekinmesi halinde önceki ifadesine ilişkin tutanağın okunamayacağını hükme bağlar. Madde, duruşmada anlatılması zorunlu belgeleri (m.209), okunmasıyla yetinilebilecek belgeleri (m.211) ve tanıklıktan çekinme hakkını (m.45) düzenlemez. Tanığın duruşmaya çağrılması ve hazır edilmesi usulü (m.46 ve devamı) ile tanık dinlenmesinin usul kuralları da bu maddenin dışındadır.

### Duruşmada okunmayacak belgeler: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Olayın delili bir tanığın açıklamalarından ibaret olma hali**: Olayın ispatının yalnızca tek bir tanığın beyanına dayandığı durumdur. Bu halde tanığın bizzat duruşmada dinlenmesi zorunludur ve önceki beyanı yerine geçecek bir okuma yapılamaz.
- **Doğrudanlık ilkesi**: Delilin hâkimin önünde doğrudan alınması ilkesidir. Madde 210, bu ilkenin bir gereği olarak tanığın önceki beyanının duruşmada okunmasını tanık dinlemesinin yerine koymayı yasaklar.
- **Tanıklıktan çekinme hakkı**: Kanunda sayılan yakınlık ilişkisi bulunan kişilerin tanıklık yapmayı reddedebilmesidir. Madde 210/2 bakımından önemli olan, hakkın duruşmada kullanılmasıdır; önceki ifadeye ilişkin tutanak, bu hak duruşmada kullanıldığında okunamaz.
- **Önceki dinleme tutanağı**: Soruşturma veya kovuşturmanın önceki aşamasında tanığın beyanının alınmasına ilişkin düzenlenmiş tutanaktır. Tek başına okunması, duruşmada dinleme yerine geçmez.
- **Yazılı açıklama**: Tanığın kendi el yazısı veya imzasıyla verdiği, beyanını içeren yazılı metindir. Madde 210/1 uyarınca dinleme yerine geçemez.

### Duruşmada okunmayacak belgeler: hangi şartlar aranır?

- Olayın delilinin bir tanığın açıklamalarından ibaret olması gerekir; birden fazla delil varsa bu hüküm doğrudan devreye girmez.
- Bu tanığın duruşmada dinlenmesi zorunludur; tanığın dinlenmesi yapılmadan hüküm kurulamaz.
- Önceki dinleme sırasında düzenlenmiş tutanak veya yazılı açıklama, duruşmada dinleme yerine okunamaz.
- Tanıklıktan çekinebilecek kişi duruşmada çekindiğinde, önceki ifadesine ilişkin tutanak okunamaz.
- Tanıklıktan çekinme hakkının duruşmada kullanılmış olması gerekir; hak önceden kullanılmış ya da sonradan kullanılmamışsa bu yasak doğmaz.

### Duruşmada okunmayacak belgeler: hangi sonuçları doğurur?

- Olayın delili tek tanığın açıklamalarından ibaretse, tanık duruşmada dinlenmeden verilen hüküm bozma nedenidir.
- Önceki dinleme tutanağı veya yazılı açıklama, tanık duruşmada dinlenmeden okunarak hüküm kurulamaz.
- Duruşmada tanıklıktan çekinen kişinin önceki ifadesine ilişkin tutanak okunamaz ve hükme esas alınamaz.
- Tanıklıktan çekinme hakkı bulunmayan tanığın dinlenmesi bakımından bu fıkra uygulanmaz; tanığın duruşmada dinlenmesi genel kurallara tabidir.
- Madde 210 kamu düzenine ilişkin bir yasak içerir; aykırılık, sonucu etkilediği ölçüde hükmü bozma nedenidir.

### Tek tanık ile birden fazla delil arasındaki fark nedir?

- Olayın delilinin yalnızca bir tanığın açıklamalarından ibaret olduğu hal, tanığın mutlaka dinlenmesini gerektirir.
- Olayın ispatında tanık beyanının yanında başka delil de bulunan hal, madde 210/1'in sıkı yasağının kapsamı dışındadır.

Sonuç: Tek tanık halinde tanık dinlenmeden verilen hüküm bozma nedenidir. Diğer hallerde tutanak okunmasına izin veren hükümler (m.211 vb.) değerlendirilebilir.

### Dinleme yerine okuma ile okunmasıyla yetinme arasındaki fark nedir?

- Madde 210/1, önceki dinleme tutanağının dinleme yerine geçemeyeceğini açıkça söyler.
- Madde 211, tanığın ölmesi, akıl hastalığı, bulunamaması veya önem derecesi gibi hallerde tutanağın okunabileceğini düzenler.

Sonuç: Madde 210 kapsamındaki tek tanık hali okumayla giderilemez; m.211 hallerinde ise okuma yoluyla yetinilebilir.

### Tanıklıktan çekinme hakkını önceden kullanan ile duruşmada kullanan tanık arasındaki fark nedir?

- Tanıklıktan çekinme hakkını daha önce kullanmış olan tanık bakımından yukarıdaki yasak kendiliğinden uygulanmaz.
- Hakkını önceki ifadesinde kullanmayıp duruşmada çekinen tanık, madde 210/2 kapsamına girer.

Sonuç: Duruşmada çekinen tanığın önceki ifadesine ilişkin tutanak okunamaz ve hükme esas alınamaz.

### Duruşmada okunmayacak belgeler: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Tek tanığın beyanının önceki soruşturma ifadesi okunarak yetinilmesini, madde 211 istisnası ile karıştırmak; önceki beyanın okunması ancak m.211 koşulları varsa mümkündür.
- Tanığın yazılı beyanını dinleme yerine geçen bir delil saymak; madde 210/1 bunu açıkça yasaklar.
- Tanıklıktan çekinme hakkını kullanmamış tanığın önceki ifadesini, duruşmada çekinmesine rağmen okunabilir saymak; madde 210/2 bu halde okumayı yasaklar.
- Tanıklıktan çekinme hakkının önceden kullanıldığını varsayarak madde 210/2 yasağını gereksiz yere uygulamak.
- Tek tanık ilkesinin yalnızca tanığın görgüsüne dayanan olaylarda geçerli olduğunu unutmak; olayın delili tek tanığa dayanmıyorsa aynı sonuç doğmaz.
- Duruşmada dinlenmesi zorunlu olan tanığın hazır edilemediği durumda, dinlemeden hüküm kurmak yerine ilgili usul kurallarını (m.211 ve m.52) değerlendirmemek.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Olayın görgü tanığı tek ise ve bu kişi dinlenmeden karar verilirse, uygulamada hükmün bozulmasını gerektiren bir aykırılık kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2021/47924 E., 29.05.2025)
- Tanık beyanının önceki dinleme tutanağıyla yetinilerek hükme esas alınması, madde 210/1 yönünden doğrudanlık ilkesine aykırılık sayılmaktadır. (Genel Kurul, 2020/23093 E., 15.02.2024)
- Tanıklıktan çekinme hakkını daha önce kullanmayan tanık duruşmada çekindiğinde, önceki ifadesine ilişkin tutanakların okunamayacağı ve hükme esas alınamayacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2017/1087 E., 2018/211 K., 15.05.2018; Ceza Genel Kurulu, 2013/255 E., 2014/180 K., 15.04.2014)
- Tanıklıktan çekinebilecek kişinin, sanığın yakını olduğu ve kovuşturma aşamasında çekinmesi halinde soruşturma ifadesinin duruşmada okunamayacağı ve hükme esas alınamayacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2017/1087 E., 2018/211 K., 15.05.2018)
- Tanığın hükme esas alınan ifadesinde adı geçen kişilerin dinlenmesi gerektiğinde, bu kişilerin dinlenmeden önceki beyanlarının okunmasıyla yetinilmesi usulüne aykırı sayılmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2019/246 E., 2023/61 K., 08.02.2023)

### Nasıl ispat edilir?

- Olayın delilinin tek tanığa dayandığını ileri süren taraf, bunu tutanak ve duruşma kayıtlarıyla ispatlamalıdır; hükmün dayandığı delillerin dökümü dosyadan çıkarılır.
- Tanığın duruşmada dinlenip dinlenmediği duruşma tutanağından anlaşılır; dinlenmediğini iddia eden taraf bunu duruşma zaptı ile ortaya koyar.
- Tanığın tanıklıktan çekindiğinin duruşma tutanağına geçmesi gerekir; çekinme beyanı yazılı olarak kayda alınmadan önceki ifadenin okunamayacağı savunulabilir.
- Karşı taraf, tanığın başka bir delille desteklendiğini ya da olayın ispatının tek tanığa dayanmadığını iddia ederse, bu iddiayı dosyadaki diğer delillerle göstermelidir.
- Madde 210 yönünden yapılan usul hatası, hükmün sonucunu etkilediği ölçüde bozma nedeni olarak incelenir; etkisi tartışmalıysa somut dosya içeriğine bakılır.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- 5271 m.209: Duruşmada anlatılması zorunlu belgeleri düzenler. Madde 210, bu genel zorunluluğun tanık beyanlarına uygulanan özel bir sınırıdır.
- 5271 m.211: Duruşmada okunmasıyla yetinilebilecek belgeleri ve tanığın dinlenmesi yerine tutanak okunabilen halleri düzenler. Madde 210'daki yasak, m.211 istisnalarıyla sınırlanır.
- 5271 m.215: Çelişkinin giderilmesi usulünü düzenler. Sanık veya tanığın önceki beyanlarının okunması bu madde kapsamında değerlendirilir.

## [CMK m.211 — Duruşmada okunmasıyla yetinilebilecek belgeler](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-211)

CMK m.211, duruşmada tanık ya da sanığın suç ortağı dinlenemediğinde, daha önce alınan ifadelerin ve yazılı belgelerin yerine tutanakların okunmasına imkân veren istisnai hâlleri düzenler. Üç hâl sayılır: suç ortağının ölmesi, akıl hastalığına tutulması veya bulunduğunun öğrenilememesi; suç ortağının duruşmaya gelmesinin belirsiz bir süre için olanaklı olmaması; ifadenin önem derecesi itibarıyla tanığın duruşmada hazır bulunmasının gerekli sayılmaması. Hüküm, tanık ve sanığın suç ortağı bakımından uygulanır. Madde, Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanık ve müdafiinin, bu hâllerin dışındaki tutanakların okunmasına birlikte rıza gösterebilmesini de düzenler. Madde, olayın delilinin tek tanığın açıklamasından ibaret olduğu hâlde tanığın dinlenmesi zorunluluğunu düzenlemez (m.210). Duruşmada anlatılması gereken belgeleri (m.209) ve tanıklıktan çekinen kişinin önceki ifadesinin okunamayacağı hâli (m.210) düzenlemez. Ayrıca bilirkişi raporunun ve tanığın duruşmada dinlenmesi usulünü (m.211'de değil, ilgili hükümlerde) düzenlemez."

### Duruşmada okunmasıyla yetinilebilecek belgeler: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Duruşmada okunmasıyla yetinilebilecek belge**: Duruşmada dinlenmesi yerine, daha önce alınmış ifade tutanağının ya da kişinin kendi yazdığı belgenin okunmasıyla delil olarak kullanılabilen belgelerdir. Bu, kanunda sınırlı sayıda hâle bağlanmış bir istisnadır ve kural olarak doğrudan dinleme esastır.
- **Suç ortağı**: Tanığın ya da sanığın, aynı suça katılmış olan ve hakkında ayrı yargılama yürüyen kişidir. Maddenin ikinci bozucu hâlinde, suç ortağının duruşmada hazır bulunamaması aranır.
- **Önem derecesi**: Tanığın ifadesinin davanın sonucu bakımından taşıdığı ağırlıktır. İfadenin önemli sayılmadığı hâllerde tanığın duruşmada hazır bulunması zorunlu görülmez ve tutanak okunabilir.
- **Birlikte rıza**: Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanık veya müdafiinin, birinci fıkra dışındaki tutanakların okunmasına taraflarca birlikte onay vermesidir. Bu rıza, fıkra kapsamındaki hâllerin dışında okunmayı mümkün kılar.

### Duruşmada okunmasıyla yetinilebilecek belgeler: hangi şartlar aranır?

- Okunacak tutanağın, daha önce yapılan bir dinleme sırasında düzenlenmiş olması bulunmalıdır.
- Tanık veya sanığın suç ortağının ölmüş, akıl hastalığına tutulmuş olması ya da bulunduğu yerin öğrenilememesi hâllerinden birinin gerçekleşmiş olması gerekir.
- Alternatif olarak, tanık veya sanığın suç ortağının duruşmada hazır bulunmasının hastalık, malûllük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir nedenle belli olmayan bir süre için olanaklı olmaması gerekir.
- Alternatif olarak, ifadenin önem derecesi itibarıyla tanığın duruşmada hazır bulunmasının gerekli sayılmaması gerekir.
- Okunacak belge, tanığın ya da suç ortağının kendi yazdığı belge ile önceki dinleme tutanağı olmalıdır.
- Birinci fıkra dışındaki tutanaklarda, Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanık veya müdafiinin birlikte rıza göstermesi bulunmalıdır.

### Duruşmada okunmasıyla yetinilebilecek belgeler: hangi sonuçları doğurur?

- Birinci fıkranın koşulları gerçekleşirse, tanığın ya da sanığın suç ortağının dinlenmesi yerine önceki dinleme tutanakları ve kendilerinin yazdığı belgeler okunabilir.
- Koşullar gerçekleşmezse, tanık veya suç ortağı duruşmada dinlenmek zorundadır ve tutanak okunarak yetinilemez.
- Birinci fıkra dışındaki bir tutanak, taraflar birlikte rıza göstermedikçe okunamaz; rıza gösterilmesi hâlinde okunabilir.
- Okunan tutanak delil olarak değerlendirilebilir; ancak okunmadan hükme esas alınan tutanak, duruşmada okunmamış sayılır ve kanuna aykırılık doğurur.
- Olayın delili bir tanığın açıklamalarından ibaretse, madde kapsamındaki okuma yoluyla bu tanığın dinlenmesinin yerine geçilemez (m.210 ile birlikte uygulanır).

### Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

- Birinci fıkra, tanık veya suç ortağının dinlenmesinin imkânsız ya da gereksiz olduğu üç hâli kendisi sayar ve okumayı doğrudan mümkün kılar.
- İkinci fıkra, birinci fıkra kapsamı dışındaki tutanaklar için taraflar arasında birlikte rıza aranmasını düzenler.

Sonuç: Birinci fıkradaki hâllerde rıza aranmaz; ikinci fıkrada ise tüm tarafların birlikte rızası olmadan tutanak okunamaz.

### Ölüm, akıl hastalığı veya yer bilinmezliği ile belirsiz süre için hazır olamama arasındaki fark nedir?

- Birinci fıkra (a) bendi, kişinin ölmesi, akıl hastalığına tutulması ya da bulunduğu yerin öğrenilememesini kapsar.
- Birinci fıkra (b) bendi, hastalık, malûllük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka nedenle belirsiz bir süre hazır olunamamasını kapsar.

Sonuç: (a) bendinde durum kalıcıdır ya da yer bilinmemektedir; (b) bendinde ise süre belirsiz olduğundan hazır bulunma imkânının uzun süre olmadığı tespit edilmelidir.

### Suç ortağının hazır olamaması ile ifadenin önem derecesi arasındaki fark nedir?

- Birinci fıkra (b) bendi, dinleme yapılamamasının nedenine dayanır; suç ortağı hakkında kişisel bir engel aranır.
- Birinci fıkra (c) bendi, dinlemenin yapılmasının gereksizliğine dayanır; engel değil ifadenin davadaki ağırlığı ölçüt alınır.

Sonuç: (c) bendinde engel kanıtlanmasa da ifadenin önemsiz sayılması yeterli olur, ancak bu değerlendirme mahkemece yapılır.

### Duruşmada okunmasıyla yetinilebilecek belgeler: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Tanığın duruşmaya gelmemesini bu maddede sayılan bir hâl saymak; oysa ancak ölüm, akıl hastalığı, yer bilinmezliği, belirsiz süreli engel veya önem derecesi hâllerinden biri gerçekleşmelidir.
- Önem derecesi ölçütünü, ifadenin önemsiz olduğu yönünde yüzeysel değerlendirmeyle uygulamak; ifadenin davadaki ağırlığı gerçekten ortaya konmadan tanığın dinlenmesinden vazgeçmek.
- Tek görgü tanığının olduğu olayda, m.210 gereği tanığın dinlenmesi zorunluyken m.211'e dayanarak tutanağı okumak.
- Birinci fıkra dışındaki tutanakların okunmasında birlikte rızanın bulunmasını gözden kaçırmak; rızanın yalnızca bir tarafın onayı ile yeterli sayılması.
- Kıyas yoluyla genişletmek; m.211'deki sınırlı hâllere benzer başka durumları (örneğin tanığın yurt dışında olması gibi) doğrudan okuma sebebi saymak.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Yargıtay, m.211'de sayılan hâllerin istisna hükmü olduğunu ve dar yorumlanması, kıyas yoluyla genişletilmemesi gerektiğini kabul etmektedir. (Genel Kurul, 2020/19752 E., 06.02.2025)
- Tek görgü tanığı olan olayda bu tanığın dinlenmeden hüküm kurulmasının m.210 ile birlikte m.211'e aykırılık oluşturduğu ve bozma sebebi sayıldığı kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2013/6944 E., 24.03.2016)
- Tanığın ölmesi, akıl hastalığına tutulması veya bulunduğunun öğrenilememesi hâlinde önceki tutanağın okunmasının m.211/1-a kapsamında olduğu kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2013/7011 E., 05.11.2015)
- Duruşmada hazır bulunamayacak belirsiz süre bakımından, tanığın yurt dışında olması gibi durumların hastalık ya da malûllük dışındaki neden olarak değerlendirildiği ve somut araştırma yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2013/2630 E., 30.12.2014)
- Birinci fıkra dışındaki tutanakların okunması için tarafların birlikte rızasının bulunması gerektiği ve bu rızanın bulunmadan okunmasının kanuna aykırılık oluşturduğu kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2018/18989 E., 16.06.2021)
- Ceza mahkemesinin okunmadan hükme esas aldığı tutanakların savunma hakkını ihlal ettiği ve bozma sebebi olduğu kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2017/29811 E., 30.06.2020)

### Nasıl ispat edilir?

- Tanığın ya da sanığın suç ortağının duruşmada dinlenemediğini ileri süren taraf (genellikle Cumhuriyet savcısı) bu engelin varlığını ispatlamakla yükümlüdür; ölüm raporu, sağlık kurulu raporu veya adres araştırma tutanağı bu amaçla kullanılır. (İkinci Bölüm, 2013/7011 E., 05.11.2015)
- Önem derecesi hâlinde, ifadenin davadaki ağırlığını ortaya koyan dosya içeriği mahkemece değerlendirilir ve karar gerekçesinde bu değerlendirme gösterilmelidir.
- Okunacak tutanağın önceki bir dinlemeye ait olduğu ve düzenlenmiş olduğu, tutanak aslının veya onaylı suretinin dosyada bulunması ile ispatlanır.
- Birinci fıkra dışındaki tutanaklar için birlikte rızanın varlığı, duruşma tutanağına geçirilmesi ile ispat edilir; rızanın bulunmaması okunmayı hukuka aykırı kılar. (İkinci Bölüm, 2018/18989 E., 16.06.2021)
- Okunmayan ya da duruşmada anlatılmayan tutanağa dayanılarak hüküm kurulması, bozma sebebi olarak kabul edilmektedir ve kanuna aykırılık bu nedenle ortaya çıkar. (İkinci Bölüm, 2017/29811 E., 30.06.2020)

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [5271 sayılı Kanun m.209](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-209): Delil olarak kullanılacak belge ve tutanakların duruşmada anlatılması kuralını düzenler; m.211 bu kuralın tanık ve suç ortağı bakımından istisnasını oluşturur.
- [5271 sayılı Kanun m.210](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-210): Olayın delili tek tanığın açıklamalarından ibaretse tanığın duruşmada mutlaka dinlenmesini zorunlu kılar; m.211'deki okuma imkânı bu zorunluluğu aşamaz.

## [CMK m.212 — Tanığın önceki ifadesinin okunması](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-212)

CMK m.212, tanığın bir hususu hatırlayamadığını söylemesi ve duruşmadaki ifadesiyle önceki ifadesi arasında çelişki bulunması hallerinde, önceki ifadeyi içeren tutanağın okunmasını düzenler. Hatırlatma amacıyla okuma (1. fıkra) ile çelişkinin giderilmesi amacıyla okuma (2. fıkra) ayrı iki hal olarak ele alınır. Tanığın dinlenmesi usulünün genel çerçevesi, sanığın önceki ifadesinin okunması ve kolluk ifadelerinin okunabilme koşulları bu maddenin kapsamı dışındadır. Okunan tutanağın kullanılma biçimi (delil değeri) ve diğer tanık hallerinde tutanağın okunabilmesi de bu maddede düzenlenmez (m.211, m.213 ve m.215 ile ilgili konular).

### Tanığın önceki ifadesinin okunması: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Hatırlatma amaçlı okuma**: Tanığın bir hususu hatırlayamadığını söylemesi üzerine, önceki ifadeyi içeren tutanağın yalnızca ilgili kısmının okunmasıdır. Amaç tanığın hafızasını canlandırmaktır, önceki ifadenin delil olarak duruşmaya dahil edilmesi değildir.
- **Çelişkinin giderilmesi amaçlı okuma**: Tanığın duruşmadaki ifadesiyle önceki ifadesi arasında çelişki bulunduğunda, önceki ifadenin okunarak farkın giderilmeye çalışılmasıdır. Ölçü, duruşmada verilen ifadenin önceki ifadeyle karşılaştırılmasıdır.
- **İlgili kısım**: Hatırlatma halinde yalnızca tanığın hatırlayamadığı hususa ilişkin tutanak bölümüdür. Tutanağın tamamının okunması bu fıkranın öngördüğü usul değildir.
- **Telkin**: Okumanın tanığın serbest iradesini etkileyecek biçimde yönlendirici olmasıdır. Hatırlatma ve çelişkinin giderilmesi çabası, tanığın kendi anlatımını bozacak telkine dönüşmemelidir.

### Tanığın önceki ifadesinin okunması: hangi şartlar aranır?

- Tanığın duruşmada dinlenmekte olması ve bir hususu hatırlayamadığını beyan etmesi gerekir; bu halde önceki ifadeyi içeren tutanağın ilgili kısmı okunarak hatırlamasına yardım edilir.
- Tanığın duruşmadaki ifadesi ile önceki ifadesi arasında çelişki bulunması gerekir; bu halde evvelce alınmış ifade okunarak çelişkinin giderilmesine çalışılır.
- Okuma, tanığın serbest iradesini zedeleyecek telkin niteliğinde olmamalıdır.
- Okunacak tutanağın bir önceki ifadeye ait olması ve tanığın bu ifadeyi verdiği bir kayıt bulunması gerekir.

### Tanığın önceki ifadesinin okunması: hangi sonuçları doğurur?

- Tanık bir hususu hatırlayamadığını söylerse, önceki ifadeyi içeren tutanağın ilgili kısmı okunarak hatırlamasına yardım edilir.
- Tanığın duruşmadaki ifadesiyle önceki ifadesi arasında çelişki bulunursa, evvelce alınmış ifade okunarak çelişkinin giderilmesine çalışılır.
- Okunan tutanak, çelişkinin giderilmesi amacıyla kullanıldığında tanığın bu ifadeyi teyit etmesi ve çelişkinin giderilmesi beklenir.
- Hatırlatma veya çelişki giderme çabası telkin niteliği taşıyorsa, tanığın iradesini zedeleyeceğinden bu çaba yerinde değildir.
- Çelişki giderilmeden ve tanığın duruşmadaki ifadesi değerlendirilmeden hüküm kurulması, bu fıkra hükmüne aykırılık oluşturur.

### Hatırlatma ile çelişkinin giderilmesi arasındaki fark nedir?

- Tanığın bir hususu hatırlayamadığını söylemesi halidir. Okunan kısım yalnızca ilgili bölümdür.
- Duruşmadaki ifade ile önceki ifade arasında çelişki bulunması halidir. Önceki ifade bütünüyle okunarak farkın giderilmesi amaçlanır.

Sonuç: Hatırlatmada tutanağın ilgili kısmı, çelişkide ise evvelce alınmış ifadenin tamamı okunur. Her iki halde de okuma yöntemi ve amacı ayrıdır.

### Tanığın hatırlayamaması ile tanığın yanlış beyanı arasındaki fark nedir?

- Tanık gerçekten bir hususu hatırlamadığını söylediğinde hatırlatma yöntemi uygulanır.
- Tanığın bilerek farklı anlatması veya çelişkili beyanda bulunması çelişki halidir.

Sonuç: Hatırlamama beyanında okuma 1. fıkra uyarınca yapılır; çelişkide 2. fıkra uyarınca çelişkinin giderilmesi aranır.

### Tanığın önceki ifadesinin okunması: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Tanığın hatırlamadığını söylemesine rağmen önceki ifadeyi okumadan geçmek; okuma yapılmadan tanığın hafızası zorlanmamalıdır.
- Hatırlatma için tutanağın tamamını okumak; yalnızca ilgili kısmın okunması gerekir.
- Hatırlatma ile çelişkinin giderilmesi halini karıştırmak; her iki hal farklı işlem ve sınır içerir.
- Önceki ifadeyi tanığa doğrudan göstermek veya okumak yerine tanığın kendi beyanını telkin yoluyla değiştirmek; çaba telkin niteliği taşımamalıdır.
- Esasa etkili olmayan ihmal edilebilir farklılıkları çelişki sayarak okuma yapmak; tersine esasa etkili çelişkiyi görmezden gelmek de hatadır.
- Çelişki tespit edildiği halde giderilmeden hüküm kurmak; bu durumda m.212/2 hükmüne aykırılık oluşur.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Tanık bir hususu hatırlamadığını söylediğinde önceki ifadenin ilgili kısmının okunmaması, m.212/1 hükmüne aykırılık sayılmaktadır. (5. Ceza Dairesi, 2007/2033 E., 2011/22054 K., 18.10.2011)
- Tanığın aşamalardaki ifadeleri arasında esasa etkili bir çelişki bulunmasına rağmen giderilmeden hüküm kurulması, m.212/2 hükmüne aykırılık teşkil etmektedir. (7. Ceza Dairesi, 2022/15474 E., 2023/9110 K., 24.10.2023; 6. Ceza Dairesi, 2022/11507 E., 2023/9125 K., 07.03.2023)
- Tanığın duruşmada önceki ifadesini aynen tekrar ettiğini belirtmesi, sadece tekrar ederim şeklinde kabul edilen önceki beyanlara dayanılarak hüküm kurulması, tanığın dinlenme usulünün ihlali sayılmaktadır. (5. Ceza Dairesi, 2007/2033 E., 2011/22054 K., 18.10.2011)
- Tanıklar arasında kısmi çelişkiler bulunabilir; ihmal edilebilir farklılıklar ile esasa etkili çelişkiler ayırt edilmelidir. (7. Ceza Dairesi, 2013/5127 E., 2013/17549 K., 03.07.2013)

### Nasıl ispat edilir?

- Tanığın hatırlayamadığını beyan etmesi veya çelişkinin varlığını ileri süren tarafın, bu hali duruşma tutanağından ispatlaması gerekir.
- Önceki ifadenin varlığı ve içeriği, soruşturma aşamasında düzenlenen tutanakla ispat edilir; bu tutanağın okunmadan bırakılması ise duruşma tutanağının incelenmesiyle anlaşılır.
- Çelişkinin esasa etkili olup olmadığını değerlendiren mahkemedir; karşı taraf çelişkinin giderildiğini savunuyorsa bunu duruşma tutanağı ile ispatlar.
- Mahkemenin okumadan hüküm kurduğu iddiasında, okuma yapılmadığını gösteren duruşma tutanağı temel delildir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- 5271 m.211: Tanığın dinlenmesi yerine tutanağın okunabileceği halleri düzenler; m.212 ise tanık dinlenirken hatırlatma ve çelişki halinde okumayı düzenler.
- 5271 m.213: Sanığın önceki ifadesinin çelişki nedeniyle okunmasını düzenler; m.212 tanık ifadesi için aynı işlevi görür.
- 5271 m.215: Sanığın hakim veya savcı önündeki ifadelerinin çelişki nedeniyle okunabilmesini düzenler; m.212 tanık ifadesi bakımından ayrı bir kural koyar.

## [CMK m.213 — Sanığın önceki ifadesinin okunması](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-213)

Madde, sanığın duruşmadaki açıklamaları ile önceki açıklamaları arasında çelişki bulunması halinde, önceki açıklamalara ilişkin tutanakların duruşmada okunabilmesinin koşullarını düzenler. Kapsadığı önceki açıklamalar; sanığın hâkim veya mahkeme huzurunda yaptığı açıklamalar ile Cumhuriyet savcısı tarafından alınan veya müdafiin hazır bulunduğu kolluk ifadesine ilişkin tutanaklardır. Hüküm sanık açısından uygulanır; tanık ve katılan beyanlarının okunmasını düzenlemez, bunlar CMK m.212 kapsamındadır. Sanığın duruşmada hazır bulunmadığı hallerde okunabilecek belgeleri, delil olarak kullanılacak belgelerin duruşmada anlatılmasını ve sanığın ikrarının delil değerini düzenlemez (CMK m.193, m.209, m.217). Tanığın önceki ifadesinin okunmasını (CMK m.212) ve sanığın ikrara bağlı yargılamada değerlendirmesini de bu madde kapsamında değildir.

### Sanığın önceki ifadesinin okunması: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Çelişki**: Sanığın duruşmada verdiği açıklama ile önceki açıklamaları arasındaki uyuşmazlıktır. Yalnızca duruşmadaki ifade ile önceki ifade arasında bulunan farklılık bu kapsamda değerlendirilir; iki önceki ifade arasındaki farklılık bu hükmü harekete geçirmez.
- **Önceki açıklama tutanağı**: Sanığın hâkim veya mahkeme huzurunda verdiği ya da Cumhuriyet savcısınca alınan ya da müdafiinin hazır bulunduğu kolluk ifadesine ilişkin tutanaktır. Kaynağı bu üç makamla sınırlıdır; müdafiinin hazır olmadığı kolluk ifadesi bu kapsama girmez.
- **Müdafiin hazır bulunması**: Kolluk ifadesinin alındığı sırada müdafiin fiilen orada bulunmasıdır. Kolluk ifadesinin okunabilmesi için bu koşulun ifade alma işlemi sırasında gerçekleşmiş olması gerekir.
- **Doğrulama**: Müdafiin hazır bulunmadan kolluğa verilen ifadenin, hâkim veya mahkeme huzurunda sanık tarafından teyit edilmesidir. Doğrulanmamış bu tür ifade, CMK m.148/4 uyarınca hükme esas alınamaz; m.213 yoluyla okunması da bu nedenle mümkün değildir.

### Sanığın önceki ifadesinin okunması: hangi şartlar aranır?

- Sanığın duruşmada yaptığı açıklama ile önceki açıklaması arasında çelişki bulunmalıdır.
- Okunacak tutanak, sanığın hâkim veya mahkeme huzurunda yaptığı bir açıklamaya ya da Cumhuriyet savcısınca alınmış bir ifadeye ait olmalıdır.
- Kolluk ifadesi okunacaksa, bu ifade alınırken müdafiin hazır bulunmuş olması gerekir; müdafiin hazır bulunmadığı kolluk ifadesi bu yolla okunamaz.
- Okunacak tutanak, duruşmada sanığın çelişkiye konu açıklamasının bulunduğu olaya ilişkin olmalıdır; sanığın önceki açıklamasının tamamı değil, çelişkili kısmı tartışmanın konusudur.
- Hükmün uygulanması, sanığın duruşmada hazır bulunmasına bağlıdır; sanık duruşmada değilse sanığın kendi ifadesinin okunmasına bu madde dayanak yapılamaz.

### Sanığın önceki ifadesinin okunması: hangi sonuçları doğurur?

- Çelişki ve koşullar gerçekleştiğinde, önceki açıklamaya ilişkin tutanak duruşmada okunabilir.
- Okunan tutanak, sanığın duruşmadaki açıklamasıyla birlikte değerlendirilerek hükme esas alınabilir; okunmakla birlikte delil değeri hâkimin takdirindedir.
- Kolluk ifadesi müdafi hazır bulunmadan alınmışsa ve sanık hâkim huzurunda doğrulamamışsa, çelişki olsa bile duruşmada okunamaz ve hükme esas alınamaz.
- Çelişki bulunmadığında bu madde uygulanmaz; önceki açıklama duruşmada okunamaz.
- Müdafi hazır bulunmadan kolluğa verilen ifadenin okunmasına izin verilmesi, CMK m.148/4 hükmünü dolanmak anlamına gelir ve hüküm hukuka aykırı olur.
- Hüküm, sanık açısından emredicidir; tarafların anlaşarak önceki açıklamanın okunmasını kabul etmesi, bu sınırı aşmaz. Sanığın rızası koşulları ortadan kaldırmaz.

### Hâkim huzurundaki ifade ile kolluk ifadesi arasındaki fark nedir?

- Sanığın hâkim veya mahkeme huzurunda verdiği açıklama, doğrudan bu makam önünde alındığı için koşulsuz okunabilir.
- Kolluk ifadesi ise yalnızca müdafiin hazır bulunduğu hâlde okunabilir; müdafii bulunmamışsa okunamaz.

Sonuç: Müdafiin hazır olmadığı kolluk ifadesi çelişki olsa bile duruşmada okunamaz ve hükme esas alınması, sanık doğrulamadıkça mümkün değildir.

### Cumhuriyet savcısı ifadesi ile kolluk ifadesi arasındaki fark nedir?

- Cumhuriyet savcısınca alınan ifade madde metninde açıkça sayılmıştır ve müdafii aranmaz.
- Kolluk ifadesi ise müdafiinin hazır bulunduğu hâlle sınırlıdır.

Sonuç: Savcılık ifadesi çelişki hâlinde okunabilirken, kolluk ifadesinin okunması için müdafi katılımı ayrıca aranır.

### Sanığın ifadesi ile tanığın ifadesi arasındaki fark nedir?

- Bu madde sanığın önceki açıklamalarını düzenler ve sanığın çelişkili açıklaması için geçerlidir.
- Tanığın önceki ifadesinin okunması CMK m.212 kapsamındadır; tanığın hatırlayamaması veya çelişkisi halinde ayrı koşullara bağlanmıştır.

Sonuç: Tanık ifadesinin okunması talebi bu madde yerine m.212 çerçevesinde değerlendirilir.

### Çelişkiye dayalı okuma ile ikrar niteliğinde okuma arasındaki fark nedir?

- m.213 çelişki hâlinde sanığın önceki açıklamasının okunmasına izin verir; bu okuma sanığın ikrarı olarak değil, açıklama delili olarak kullanılır.
- Sanığın ikrarı ise hâkim huzurunda yapılmış kabul niteliğindedir ve ayrı değerlendirilir.

Sonuç: Okunan önceki açıklama, ikrar olarak değil, sanık açıklaması delili olarak değerlendirilir.

### Sanığın önceki ifadesinin okunması: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Sanığın iki önceki ifadesi arasındaki farkı, duruşmadaki ifadeyle çelişki saymak; m.213 yalnızca duruşmadaki açıklama ile önceki açıklama arasındaki çelişkiyi düzenler.
- Müdafi bulunmadan alınan kolluk ifadesini çelişki olduğu gerekçesiyle okumak; bu durumda ikinci koşul sağlanmadığından okuma yapılamaz.
- Kolluk ifadesi yerine, aynı ifadeyi alan kolluk görevlisini tanık olarak dinleyerek içeriğini hükme taşımak; bu m.148/4'ün dolanılması olur.
- Sanığın rızasının, müdafiin hazır bulunmamasını veya m.148/4 koşulunu ortadan kaldıracağını varsaymak.
- Okunan önceki açıklamayı kendiliğinden ikrar saymak; kolluk ve savcılık açıklamaları ikrar niteliğinde değildir ve ikrar delili olarak okunamaz.
- Tanık beyanlarının okunmasında m.213 hükmünü uygulamak; tanık ifadeleri bakımından m.212 geçerlidir.
- Çelişkinin varlığını tartışmadan okuma kararı vermek; önce çelişkinin varlığı tespit edilmelidir.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Çelişkinin varlığı, duruşmadaki ifade ile önceki ifade arasında aranır; sanık önceki ifadesinde ikrar etmiş, duruşmada inkar etmiş ya da tersi yönde farklı bir açıklama yapmışsa çelişki doğmuş sayılır. (Ceza Genel Kurulu, 2005/144 E., 2005/150 K., 29.11.2005)
- Müdafi olmadan kolluğa alınan ifadenin kovuşturmada kabul edilmeyen savunmayla çelişmesi hâlinde, bu ifade m.213 gereğince duruşmada okunamaz ve hükme esas alınamaz. (Genel Kurul, 2013/9381 E., 03.03.2016; Ceza Genel Kurulu, 2014/106 E., 2014/414 K., 30.09.2014)
- Kolluk ifadesinin okunabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir: çelişki bulunması ve ifadenin hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı tarafından alınması ya da kolluk işleminde müdafiin hazır bulunmuş olması. (Ceza Genel Kurulu, 2014/166 E., 2014/514 K., 25.11.2014; Ceza Genel Kurulu, 2011/91 E., 2011/132 K., 21.06.2011)
- Müdafi hazır olmaksızın kollukta alınan ifadenin tanık olarak dinlenen kolluk görevlisi aracılığıyla hükme taşınması, m.148/4 hükmünü dolanma sayılır. (Ceza Genel Kurulu, 2009/160 E., 2009/264 K., 17.11.2009)
- Sanığın kollukta ikrar ettiği, ancak bunu tehdit veya menfaat vaadiyle yaptığını ileri sürdüğü hâllerde, ifadeyi alan görevlilerin tanık olarak dinlenmesi gerekebilir; ancak bu dinleme m.148/4'ün dolanılması sonucunu doğurmamalıdır. (Ceza Genel Kurulu, 2005/144 E., 2005/150 K., 29.11.2005)

### Nasıl ispat edilir?

- Çelişkiyi ileri süren taraf, duruşmadaki açıklama ile önceki açıklamanın tutanağını karşılaştırarak çelişkiyi ortaya koymalıdır; çelişki duruşma tutanağından ve önceki tutanaktan anlaşılmalıdır.
- Kolluk ifadesinin okunabilmesi için müdafiin hazır bulunduğu, ifade tutanağında kayıtlı olmalıdır; müdafiin hazır olduğu tutanakla ispatlanmadıkça okuma mümkün değildir.
- Müdafi hazır bulunmadan alınan kolluk ifadesinde, sanığın hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulaması aranır; bu doğrulama yapılmamışsa ifade delil olarak kullanılamaz.
- Sanık, kolluk ifadesinin tehdit veya menfaat vaadiyle alındığını ileri sürerse, bu iddiayı ileri süren sanık olduğu için savunmasını ispat etmelidir; ancak ceza yargılamasında savunmanın aksinin ispatı esastır ve mahkeme bu iddiayı araştırmakla yükümlüdür.
- Okunan tutanağın delil değeri, sanığın duruşmadaki açıklamasıyla birlikte hâkimin takdirine bağlıdır; okuma ile birlikte gerekçede çelişkinin nasıl değerlendirildiği gösterilmelidir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- 5271 m.148: Müdafi hazır bulunmadan kollukça alınan ifadenin, hâkim veya mahkeme huzurunda sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamayacağını düzenler; m.213 ile birlikte okunduğunda kolluk ifadesinin kapsamını sınırlar.
- 5271 m.212: Tanığın önceki ifadesinin okunmasını düzenler; sanık açıklamaları için m.213 uygulanırken tanık beyanları bakımından ayrı koşullar getirir.
- 5271 m.217: Duruşmada okunan belgelerin ve açıklamaların delil olarak değerlendirilmesi ve bunlara dayanılması usulünü düzenler; okunan önceki açıklamanın hükme esas alınmasında uygulanır.
- 5271 m.209: Duruşmada sanığın hazır bulunmasının ve bu bağlamda sanığın açıklamalarının alınmasına ilişkin usulü düzenler; m.213 uygulamasının önkoşulu olan duruşma ifadesinin ortamını oluşturur.

## [CMK m.214 — Rapor, belge ve diğer yazıların okunması](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-214)

Madde, açıklama ve görüş içeren resmî belgelerle fennî muayene ve doktor raporlarının okunmasının ardından, bunları düzenleyen ya da imzalayanların duruşmada açıklama yapmak üzere çağrılmasını düzenler. Kurul tarafından verilen görüş veya raporda görevin üyelerden birine verilmesi önerisini ve bilimsel görüşlerin açıklanma usulünü de kapsar. Madde, belgelerin duruşmada anlatılmasını düzenlemez (m.209). Tanığın ya da suç ortağının önceki ifadesinin okunmasını düzenlemez (m.211). Duruşmada okunmayacak belgeleri düzenlemez (m.210). Sanığa diyeceklerinin sorulmasına ilişkin usulü düzenlemez (m.215). Bilirkişinin hukuki görevini ve çağrılmasını düzenlemez (m.67-69).

### Rapor, belge ve diğer yazıların okunması: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Açıklama ve görüş içeren belge**: Düzenleyenin bir olay hakkında kanaat, tespit, değerlendirme veya bulgu ortaya koyduğu resmî belge ve diğer yazılardır. Yalnızca olayı kaydeden, içerik taşımayan belgeler bu kapsamda değildir.
- **Fennî muayene raporu**: Uzman veya ilgili kurum tarafından teknik bir inceleme sonucunda düzenlenen rapordur. Maddenin açıklama kapsamına giren raporlar arasındadır.
- **Doktor raporu**: Muayene yapan hekim tarafından düzenlenen rapordur. Muayene ve tıbbi tespitleri içerdiği için madde kapsamındadır.
- **Kurul görüşü**: Birden fazla kişinin birlikte hazırladığı açıklama, görüş veya rapordur. Mahkeme, kurulun görüşünü açıklama görevini üyelerden birine verilmesini kurula önerebilir.
- **Bilimsel görüş**: Bilimsel yöntemle elde edilmiş ve bilimsel değerlendirmeye dayanan görüştür. Açıklaması CMK m.68 hükümlerine göre yapılır.

### Rapor, belge ve diğer yazıların okunması: hangi şartlar aranır?

- Açıklama, görüş veya rapor içeren bir resmî belge, diğer yazı, fennî muayene raporu veya doktor raporunun okunmuş olması gerekir.
- Okunmanın ardından mahkemenin, belge veya raporda imzası bulunan kişinin açıklamada bulunmak üzere duruşmaya çağrılmasını gerekli görmesi gerekir.
- Açıklama veya rapor bir kurul tarafından verilmişse mahkemenin kurula, görevi üyelerden birine vermeyi önerme kararı alması gerekir.
- Açıklama bilimsel görüşe ilişkinse CMK m.68 hükümlerine uygun olarak yapılmalıdır.

### Rapor, belge ve diğer yazıların okunması: hangi sonuçları doğurur?

- Gerekli görülürse belge veya raporun düzenleyicisi duruşmaya çağrılır ve açıklamada bulunur.
- Gerekli görülmezse çağrı yapılmaz ve belge okunmuş olmak suretiyle delil olarak kullanılmaya devam eder.
- Kurul tarafından verilen görüşte mahkeme, görevi üyelerden birine verilmesini kurula önerebilir; kurul bu öneriyi kabul etmek zorunda değildir.
- Bilimsel görüşe ilişkin açıklama CMK m.68 usulüne uygun yapılmadığında açıklamanın usule uygunluğu tartışmalı hale gelir.
- Sanığa, belge ve rapora karşı diyeceklerinin sorulması m.215 gereğince zorunludur; bu sorulmadan hüküm kurulması kanuna aykırılık oluşturur.

### Belge açıklaması ile bilirkişi ve rapor düzenleyicinin dinlenmesi arasındaki fark nedir?

- Okunan resmî belge, belge veya rapor düzenleyicisinin ifadesi, rapordaki görüş ve açıklamalarının dayanağını taraflara açıklama imkânı olarak doğar.
- Yalnızca okunan ancak imzacısı dinlenmeyen belge, doğrudan dinlenme zorunluluğu olmaksızın delil olarak kullanılabilir; ancak mahkemenin gerekli görmesi halinde çağrı yapılır.

Sonuç: Çağrı mahkemenin takdirindedir; gerekli görülmezse belge okunmak suretiyle delil olarak kullanılmaya devam eder. Bilirkişi olan doktorlar için CMK m.69 ayrıca çağrı imkânı tanır.

### Kurul raporu ile tek kişi raporu arasındaki fark nedir?

- Açıklama, görüş veya rapor bir kurul tarafından verilmişse söz konusudur.
- Rapor tek bir kişi tarafından düzenlenmişse kurul hükmü uygulanmaz.

Sonuç: Kurul hâlinde mahkeme, kurulun görüşünü açıklamak üzere görevi üyelerden birine vermeyi kurula önerebilir; tüm kurul üyelerinin çağrılması zorunlu değildir.

### Bilimsel görüş ile diğer açıklamalar arasındaki fark nedir?

- Bilimsel görüşlere ilişkin açıklamalar söz konusudur.
- Bilimsel nitelik taşımayan kişisel değerlendirme veya tespit içeren açıklamalar.

Sonuç: Bilimsel görüş açıklaması CMK m.68 hükümlerine göre yapılır; diğerleri m.214/1 genel çağrı usulüne tabidir.

### Duruşmada anlatılması zorunlu belge ile bu maddedeki çağrılabilir belge arasındaki fark nedir?

- Delil olarak kullanılacak belgeler ve adli sicil özetleri gibi belgeler duruşmada anlatılmak zorundadır.
- Bu maddenin kapsamındaki belgeler ise açıklama veya görüş içeren belgelerdir ve düzenleyeninin çağrılması mahkemenin takdirindedir.

Sonuç: Zorunlu anlatım CMK m.209'a; düzenleyenin çağrısı ise m.214'e tabidir; bu iki yükümlülük birbirinin yerine geçmez.

### Rapor, belge ve diğer yazıların okunması: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Okunan belgenin düzenleyicisinin çağrılmasının her hâlde zorunlu olduğunu varsaymak; madde mahkemenin gerekli görmesine bağlı çağrı öngörür.
- Kurul raporunda tüm üyelerin duruşmaya çağrılması gerektiğini sanmak; görevin üyelerden birine verilmesi mümkündür.
- Bilimsel görüşün açıklanmasını m.68 yerine genel çağrı usulüne tabi tutmak.
- Belgeyi okumadan sanığa diyeceklerini sormadan hüküm kurmak; bu, m.215 ile birlikte ihlal sayılır.
- Bu maddedeki çağrıyı m.209 kapsamındaki zorunlu anlatımla karıştırmak; iki düzenleme farklı işlevlidir.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Yargıtay, bilirkişi raporu okunup sanığa rapora karşı diyeceklerinin sorulmamasını CMK 214 ve 215 aykırılığı saymaktadır. (6. Ceza Dairesi, 2022/6068 E., 2024/2405 K., 22.02.2024)
- Rapor ve belgelerin duruşmada okunup sanığa diyeceklerinin sorulmadığı hallerde savunma hakkının kısıtlandığı ve bozma nedeni oluşturduğu kabul edilmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2022/6068 E., 2024/2405 K., 22.02.2024)
- Kovuşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunun duruşmada okunmaması ve sanığa karşı diyeceğinin sorulmaması, usule aykırılık sayılmaktadır. (6. Ceza Dairesi, 2022/6068 E., 2024/2405 K., 22.02.2024)
- Mahkemenin hükme esas aldığı tüm belgelerin duruşmada okunmamasının ve sanığa açıklama imkânı verilmemesinin m.214 ve m.215'e aykırılık oluşturduğu kabul edilmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2022/6068 E., 2024/2405 K., 22.02.2024)

### Nasıl ispat edilir?

- Belgenin ya da raporun okunup okunmadığı duruşma tutanağından anlaşılır; okunduğunun tutanağa geçirilmesi gerekir. Eksiklik taraflar tarafından ileri sürülebilir.
- Çağrı kararının gerekçesi mahkemece belirtilmelidir; takdir ancak gerekçeyle denetlenebilir.
- Açıklamaya çağrılan kişinin açıklaması duruşma tutanağına geçirilir; açıklamanın içeriği tarafların tartışmasına açılır.
- Sanığın belge veya rapora karşı diyeceklerinin sorulmadığını iddia eden taraf bu eksikliği tutanakla ortaya koyar.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- 5271 m.209: Delil olarak kullanılacak belgelerin duruşmada anlatılmasını zorunlu kılar. Bu maddedeki belgeler aynı zamanda m.209 kapsamında anlatılmalıdır.
- 5271 m.215: Belge, rapor veya bilirkişinin dinlenmesinden sonra sanığa, katılana ve müdafiine diyeceklerinin sorulmasını düzenler. Bu madde ile birlikte uygulanır.
- 5271 m.68: Bilimsel görüşlere ilişkin açıklamanın yapılma usulünü belirler; bu maddenin 3. fıkrası doğrudan bu hükme yollar.
- 5271 m.69: Bilirkişi olan muayene yapan ve rapor yazan doktorların davet edilerek dinlenmesine imkân tanır.
- 5271 m.211: Tanık veya suç ortağı duruşmada hazır edilemediğinde önceki anlatımların okunmasını düzenler; bu madde ile ayrım konusudur.
- 5271 m.210: Duruşmada okunmayacak belgeleri düzenler; tanığın yerine yazılı açıklamanın okunamayacağını belirtir.

## [CMK m.215 — Dinleme ve okumadan sonra diyeceğin sorulması](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-215)

Madde, duruşmada suç ortağının, tanığın veya bilirkişinin dinlenmesinden ve bir belgenin okunmasından sonra bu kişilere ya da belgeye karşı diyeceği bulunup bulunmadığının sorulmasını düzenler. Soru, katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine yöneltilir. Maddenin konusu, dinleme ve okuma işlemlerinin ardından taraflara söz verilmesi yükümlülüğüdür. Madde, delillerin duruşmada okunmasının kendisini düzenlemez (m.214). Delillerin tartışılması ve taraflara sırayla söz verilmesi ile esas hakkındaki mütalaaya karşı söz hakkı düzenlenmez (m.216). Sanığa son sözün sorulması da bu maddenin konusu değildir (m.216/3). Bilirkişi raporunun duruşmada okunmasına ilişkin usul ve bilimsel görüşlerin açıklanması da bu maddenin kapsamı dışındadır (m.214, m.68).

### Dinleme ve okumadan sonra diyeceğin sorulması: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Diyecek**: Dinlenen kişinin beyanına ya da okunan belgeye karşı taraflarca ileri sürülebilecek itiraz, açıklama veya karşı görüştür. Madde, bu hakkın kullanılabilmesi için sorunun yöneltilmesini öngörür.
- **Dinleme**: Suç ortağı, tanık veya bilirkişinin duruşmada beyanının alınması işlemidir. Sorunun doğması için bu kişilerin duruşmada dinlenmiş olması gerekir.
- **Belgenin okunması**: Dosyada bulunan yazılı delilin duruşmada okunarak tarafların bilgisine sunulması işlemidir. Okunan belge, madde bakımından diyecek sorulmasını tetikler.
- **Taraflar**: Maddede sayılan katılan veya vekili, Cumhuriyet savcısı, sanık ve müdafiidir. Diyecek sorusu bu kişilere yöneltilir.

### Dinleme ve okumadan sonra diyeceğin sorulması: hangi şartlar aranır?

- Duruşmada suç ortağının, tanığın veya bilirkişinin dinlenmiş olması gerekir.
- Ya da duruşmada herhangi bir belgenin okunmuş olması gerekir; bu iki işlemden biri yeterlidir.
- Dinlenen kişiye veya okunan belgeye karşı tarafların diyeceğinin sorulmuş olması gerekir.
- Soru, katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine ayrı ayrı yöneltilmelidir.
- Sorunun ve taraflardan gelen cevabın duruşma tutanağına geçirilmesi gerekir; aksi halde yerine getirildiği anlaşılmaz.
- Sorunun yöneltilmesinden sonra hükme esas alınan beyan veya belge, taraflara tartışma imkânı tanınmış olarak değerlendirilmelidir.

### Dinleme ve okumadan sonra diyeceğin sorulması: hangi sonuçları doğurur?

- Dinleme veya okuma işleminden sonra diyecek sorulmazsa, savunma hakkının kısıtlanmış olduğu kabul edilir ve hüküm bozma sebebi oluşur.
- Sorunun yalnız bir tarafa, örneğin sanığa sorulup müdafiine sorulmaması, madde ihlali sayılır.
- Diyecek sorusu yöneltilmiş ve taraflar cevap vermişse, madde gereği yerine getirilmiş olur.
- Taraflar diyecekleri olmadığını bildirirse bu da bir cevaptır; soru yine de yöneltilmiş olmalıdır.
- Okunan belgenin hangi belge olduğu açıkça gösterilmezse diyecek sorusu yerine getirilmiş sayılmaz.
- Soru ve cevap duruşma tutanağına geçmezse, sorunun yöneltildiği ispatlanamaz ve ihlal doğar.
- Yapılan ihlal, hükmün esas alınan delil üzerinden kurulmuş olması hâlinde hükmü etkiler; bu nedenle yalnız usul eksikliği olarak görülmez.

### Dinleme ile belgenin okunması arasındaki fark nedir?

- Dinlenen kişi (suç ortağı, tanık, bilirkişi) için sorunun konusu o kişinin beyanıdır.
- Okunan belge için sorunun konusu belgenin içeriğidir; belge bir rapor veya tutanak olabilir.

Sonuç: Her iki hâlde de diyecek sorulması zorunludur; kanun işlemlerden birinin yapılmasını yeterli görür.

### Katılan-vekili ile sanık-müdafii arasındaki fark nedir?

- Katılana veya vekiline ayrı soru yöneltilir.
- Sanığa ve müdafiine ayrı soru yöneltilir.

Sonuç: Her taraf için ayrı soru sorulmadığında savunma hakkının kısıtlandığı kabul edilir; yalnız birine sorulması yetmez.

### Bu madde ile m.216 (tartışma ve son söz) arasındaki fark nedir?

- Bu madde, tek tek dinleme ve okuma işlemlerinden sonra diyecek sorulmasını düzenler.
- m.216, delillerin tartışılması, esas hakkında mütalaa ve sanığın son sözünü düzenler.

Sonuç: İki düzenleme birbirinden bağımsızdır; m.216'daki tartışma ve son söz haklarının kullanılmış olması bu maddedeki soru yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

### Dinleme ve okumadan sonra diyeceğin sorulması: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Sanığa sorulan diyecek sorusunu müdafiine de sorulmuş saymak; her taraf için ayrı soru yöneltilmelidir.
- Dinleme veya okumanın yapıldığı belgenin adını açıkça yazmadan 'kayıtlar okundu, diyeceği soruldu' biçiminde genel ifade kullanmak; bu yeterli sayılmaz.
- Diyecek sorusunu yalnız tanık dinlenmesine bağlamak ve bilirkişi raporu okunmasına uygulamamak.
- Tanık beyanları farklı günlerde alınmış olsa bile, her celsede soru sorulması gerektiğini unutmak.
- Diyecek sorusunu m.216 kapsamındaki son söz veya mütalaaya karşı söz hakkı ile karıştırmak; iki düzenleme ayrı işlemlerdir.
- Taraflara bildirilmeden yokluklarında tanık dinlemek ve sonra soru yöneltmemek; bu hâlde sorunun yerine getirilmesi de mümkün değildir.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Yargıtay, tanık beyanına ve rapora karşı sanığa veya müdafiine diyeceğinin sorulmamasını m.215'e aykırılık sayar. (Genel Kurul, 2020/19752 E., 06.02.2025; Birinci Bölüm, 2021/5155 E., 13.03.2025)
- Yargıtay, dinleme ve okumadan sonra diyecek sorulmasını, hükmün dayandığı belgeler bakımından da ayrı ayrı yerine getirilmesi gereken bir yükümlülük olarak görür. (1. Ceza Dairesi, 2024/2954 E., 2025/9052 K., 16.12.2025)
- Yargıtay, hükme esas alınan raporun veya belgelerin duruşmada okunmadan hüküm kurulmasını, m.214 ile birlikte m.215'e aykırı sayar. (1. Ceza Dairesi, 2023/9006 E., 2025/1178 K., 18.02.2025)
- Yargıtay, sanığın veya müdafiinin savunma ve diyeceklerinin duruşma zaptına geçirilmemesini m.215'e aykırılık olarak değerlendirir. (2. Ceza Dairesi, 2025/4707 E., 2025/11063 K., 16.06.2025)
- Yargıtay, tanık beyanlarına karşı sanığa soru sorulmadan dayanılan tanık anlatımını, savunmanın kısıtlanması kabul eder. (4. Ceza Dairesi, 2021/8650 E., 2023/18905 K., 24.05.2023)

### Nasıl ispat edilir?

- Diyecek sorusunun yöneltildiğini ve cevabın alındığını gösteren belge, duruşma tutanağıdır; ispat yükü bu hususu iddia eden tarafa, yani yargılamanın yapıldığını savunan mahkemeye ya da ihlal iddiasını ileri süren tarafa göre değişir.
- Ceza yargılamasında ihlal iddiası temyiz aşamasında ileri sürülürse, duruşma tutanağının okunan belgeleri ve soruyu açıkça göstermesi gerekir; tutanaktaki belirsiz ifadeler yeterli sayılmaz.
- Sorunun yalnız sanığa yöneltildiğini ileri süren taraf, müdafiinin sorulmadığını tutanakla ispatlamalıdır; tutanak ihlali doğrulamazsa iddia ispatlanmamış olur.
- Okunan belgenin hangi belge olduğunu tutanak göstermelidir; okunmadan hüküm kurulduğu iddiasında, dosyada bulunan belgelerle duruşma tutanağı karşılaştırılmalıdır.
- Tanık veya bilirkişi beyanına karşı diyecek sorulmadığı iddiası, tutanakta bu işlemin açıkça yer almamasıyla desteklenir; mahkeme, işlemin yapıldığını tutanakla göstermek zorundadır.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- 5271 m.214: Raporların ve belgelerin duruşmada okunmasını düzenler. Bu madde, okuma işleminin yapılmasını ön koşul olarak kabul eder; m.215 ise okumadan sonra diyecek sorulmasını ekler.
- 5271 m.216: Delillerin tartışılması, tarafların sırayla söz alması ve son söz hakkını düzenler. Diyecek sorusu ile tartışma hakkı birbirini tamamlar.
- 5271 m.217: Hükmün yalnız duruşmada tartışılmış delillere dayanabileceğini öngörür. m.215'in uygulanması bu kuralın gerçekleşmesinin koşuludur.
- 5271 m.68: Bilimsel görüşlere ilişkin açıklamanın yapılış biçimini düzenler; m.215'teki sorunun bilirkişi raporu bakımından nasıl yapılacağını tamamlar.
- 5271 m.209: Duruşmada delil ve tanıkların hazır edilmesi ile okuma usulünü düzenler; m.215'in uygulanacağı dinleme ve okuma işlemlerinin dayanağıdır.

## [CMK m.216 — Delillerin tartışılması](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-216)

Madde, ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz sırasını, sanığın ve katılanın tartışmaya katılma biçimini ve hükümden önce son sözün kime, hangi koşulla verileceğini düzenler. Söz, önce katılana veya vekiline, sonra Cumhuriyet savcısına, en sonda sanığa ve müdafiine veya kanuni temsilciye verilir. Madde, tartışmada karşılıklı cevap hakkını da kapsar. Uygulaması, kamu davasına katılan, Cumhuriyet savcısı, sanık ve müdafii, ayrıca kanuni temsilci bakımından geçerlidir. Madde, delillerin duruşmaya getirilmesini ve reddini düzenlemez (m.214, m.215, m.217). Delillerin kabul ve reddine ilişkin hüküm (m.206) ile savunma için süre verilmesi, ertelenmesi ve duruşmanın yenilenmesi gibi usul konuları da bu maddenin kapsamı dışındadır.

### Delillerin tartışılması: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Delillerin tartışılması**: Duruşmada ortaya konulan delillerin taraflarca yorumlanması, çürütülmesi veya savunulması faaliyetidir. Tartışma, delilin varlığının taraflarca bilinmesi ve delile erişim imkânının sağlanmış olmasıyla mümkün olur.
- **Söz sırası**: Tartışmada tarafların konuşma sırasıdır: katılan veya vekili, Cumhuriyet savcısı, sanık ve müdafii ya da kanuni temsilci. Kanun bu sırayı emredici biçimde belirler.
- **Karşılık hakkı (cevap hakkı)**: Bir tarafın, karşı tarafın açıklamalarına yanıt verme imkânıdır. Savcı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin ve kanuni temsilcinin açıklamalarına; sanık, müdafii ve kanuni temsilci de savcının ve katılanın açıklamalarına cevap verebilir.
- **Hükümden önce son söz**: Hüküm verilmeden önce sanığa tanınan ve kendisinin kişisel olarak söyleyeceği son açıklamadır. Bu hak, sanığın hazır bulunmasına bağlıdır.
- **Kanuni temsilci**: Sanığın veya katılanın ehliyetine göre yerine kanunen hareket eden kişidir. Tartışmada sanık veya katılanın yerine geçerek sözü ve cevap hakkını kullanır.

### Delillerin tartışılması: hangi şartlar aranır?

- Tartışmanın ortaya konulan delillere ilişkin olması gerekir; bu aşama, delillerin ortaya konulmasının tamamlanmasından sonra başlar.
- Söz, önce katılana veya vekiline verilmelidir; bu sıra değiştirilemez.
- Sözün ardından Cumhuriyet savcısına, sonra sanığa ve müdafiine veya kanuni temsilciye verilmelidir.
- Karşılık hakkının kullanılabilmesi için, karşı tarafın açıklamasının yapılmış olması gerekir.
- Hükümden önce son sözün verilebilmesi için sanığın duruşmada hazır bulunması şarttır.
- Zorunlu müdafiin hazır bulunmaması, hükmün açıklanmasına engel değildir.

### Delillerin tartışılması: hangi sonuçları doğurur?

- Söz sırasına uyulmadan tartışma yapılırsa, savunma hakkının kısıtlandığı sayılır ve bu durum hükmün bozulması sebebi olabilir.
- Sanık ve müdafii, savcının ve katılanın açıklamalarına cevap verme hakkına sahiptir.
- Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilmek zorundadır; sanık hazır değilse son söz hakkının kullanılmasına imkân yoktur.
- Zorunlu müdafiin hazır bulunmaması, hükmün açıklanmasına engel olmaz.
- Tartışmada söz sırasının değiştirilmesi ya da bir tarafın sözünün kesilmesi, usule aykırılık oluşturur.
- Madde, kanunun öngördüğü söz sırası ve son söz hakkını emredici biçimde düzenlediğinden, bu sıraya ilişkin sözleşme ile bir değişiklik yapılamaz.

### Katılan ile cumhuriyet savcısı arasındaki fark nedir?

- Katılana veya vekiline söz, savcıdan önce verilir. Katılan, delil tartışmasına ilk başlayan taraftır.
- Cumhuriyet savcısına söz, katılandan sonra ve sanıktan önce verilir.

Sonuç: Söz sırası kanunda belirlidir; bu sıraya uyulmaması savunma hakkının kısıtlanması sayılır.

### Karşılık hakkı ile tartışma sözü arasındaki fark nedir?

- Karşılık hakkı, karşı tarafın açıklamasına cevap verme imkânıdır; yeni bir delil ileri sürmekten çok yanıt niteliğindedir.
- Tartışma sözü, ortaya konulan delillerle ilgili ilk açıklamadır ve sırasıyla verilir.

Sonuç: Karşılık hakkı, tartışma sözü verilmiş olmasını gerektirir; tek başına bağımsız bir söz değildir.

### Hükümden önce son söz ile tartışma sözü arasındaki fark nedir?

- Hükümden önce son söz, sanığa hüküm öncesi kendi kişisel açıklamasını yapma imkânı verir.
- Tartışma sözü, delil değerlendirmesine yöneliktir ve taraf temsilcileri tarafından da kullanılabilir.

Sonuç: Son söz yalnız hazır bulunan sanığa verilir; savunma ve tartışma sözü ise müdafi ile de kullanılabilir.

### Zorunlu müdafi ile sanık arasındaki fark nedir?

- Zorunlu müdafiin hazır bulunmaması, hükmün açıklanmasına engel değildir.
- Sanığın hazır bulunmaması, son sözün verilmesini engeller.

Sonuç: Müdafiin yokluğu hükmü durdurmaz; sanığın yokluğunda ise son söz verilemez.

### Delillerin tartışılması: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Söz sırasını önemsiz bir usul meselesi saymak; oysa kanunun emredici sırası savunma hakkının parçasıdır.
- Katılan vekiline söz verilmeden esas hakkında mütalaaya geçmek ve bunu hükmü etkilemez saymak.
- Zorunlu müdafiin yokluğunu hükmün açıklanmasına engel saymak; oysa madde yokluğun hükmü engellemeyeceğini açıkça söyler, ancak sanığın yokluğunda son söz verilemez.
- Hükümden önce son sözü müdafiin cevap hakkı ile karıştırmak; son söz hazır bulunan sanığa aittir.
- Savcının esas hakkındaki mütalaasından sonra sanık ve müdafiine cevap için süre verilmeden hüküm kurmak.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Yargıtay, katılan vekiline söz verilmeden davanın sonuçlandırılmasını hukuka aykırı bulmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2011/197 E., 2011/246 K., 06.12.2011)
- Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasından sonra sanık ve müdafiine cevap hakkı tanınmadan hüküm kurulmasını, savunma hakkının kısıtlanması saymaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2009/197 E., 2009/208 K., 29.09.2009)
- Esas hakkında mütalaa alınmadan hüküm kurulmasını CMK'nın 216. maddesine aykırılık saymaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2008/216 E., 2009/36 K., 24.02.2009)
- Savcı esas hakkındaki mütalaasını açıkladıktan sonra müdafiin savunma için süre istemesini reddederek hüküm kurulmasını savunma hakkının kısıtlanması saymaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2010/197 E., 2010/235 K., 23.11.2010)
- Hükümden önce son sözün hazır bulunan sanığa verilmesi zorunludur; bu hak atlanarak kurulan hükmü usule aykırı bulmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2009/37 E., 2009/34 K., 17.02.2009)

### Nasıl ispat edilir?

- Söz sırasına aykırılık iddiasını ileri süren taraf, duruşma tutanağı üzerinden bu aykırılığı ispatlar; sözün verilmediği tutanağa geçmemişse ispat güçleşir.
- Son sözün sanığa verilmediği iddiası, duruşma tutanağında sanığa hüküm öncesi son söz sorulduğuna dair kaydın bulunup bulunmamasıyla ispatlanır.
- Zorunlu müdafiin hazır bulunmadığı iddiası, duruşma tutanağındaki yoklama ve hazır bulunma kayıtlarıyla ispatlanır; bu kayıt, hükmün açıklanmasına engel olmadığından yokluğun tek başına bozma sebebi olmadığı kabul edilir.
- Karşılık hakkının kullanılmadığı iddiasını ileri süren taraf, karşı tarafın açıklamasının yapıldığını ve kendisine cevap için söz verilmediğini tutanakla ispatlar.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- 5271 m.214: Rapor ve belgelerin okunmasından sonra, bunları hazırlayanların duruşmaya çağrılabilmesini düzenler; tartışmada yeni açıklama konusu bu aşamada doğar.
- 5271 m.215: Tanık, bilirkişi veya belgenin okunmasından sonra, sanık ve katılana karşı diyeceklerinin sorulmasını düzenler; bu sorulmadan tartışma sözüne geçilmesi usul eksikliği doğurur.
- 5271 m.217: Hâkimin yalnız duruşmada tartışılmış delillere dayanabileceğini düzenler; tartışma hakkı bu kuralın uygulanabilmesi için vardır.
- 5271 m.206: Delillerin ortaya konulmasına başlanmasını ve reddini düzenler; m.216, bu aşamadan sonra başlayan tartışmanın sırasını belirler.

## [CMK m.217 — Delilleri takdir yetkisi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-217)

Madde, ceza yargılamasında hâkimin delilleri takdir yetkisini ve bu takdirin iki sınırını düzenler: hükmün yalnızca duruşmada getirilip tartışılmış delillere dayanması ve suçun hukuka uygun elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilmesi. Kurala hâkim ve mahkeme bakımından, kovuşturma evresinde yapılan yargılamanın tümü için uygulanır. Maddenin hükmü, delil yasaklarının ayrıntılı kapsamını, hukuka aykırı delilin sonucunu ve delil elde etme yöntemlerini tek tek saymaz. Hukuka aykırı delilin hükme esas alınamamasına ilişkin ayrıntılı yaptırım, ispat yasakları ile ilgili başka hükümlerde yer alır. Soruşturma evresinde delil toplama ve koruma tedbirlerinin usulü bu maddenin kapsamında değildir. Kanun yoluna başvurma ve bozma sebepleri de bu maddede düzenlenmez. Mahkemenin bağlı olduğu bir ön sorunun (örneğin başka mahkemenin görev alanına giren bir sorun) çözümü ise ayrı bir madde ile düzenlenmiştir.

### Delilleri takdir yetkisi: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Vicdani kanaat**: Hâkimin delilleri akla, mantık kurallarına ve tecrübeye dayanarak değerlendirmesi sonucunda oluşan, gerekçelendirilebilen ve denetlenebilen hukuki kanaattir. Keyfi bir inanç anlamına gelmez; hükmün gerekçesinde gösterilmesi gerekir.
- **Duruşmada tartışılmış delil**: Duruşmaya getirilmiş, tarafların huzurunda incelenmiş ve sanık ile müdafiinin beyanına açık tutulmuş delillerdir. Duruşma dışında kalmış veya okunmamış bir belge, bu niteliği taşımaz ve hükme dayanak yapılamaz.
- **Serbest delil sistemi**: Kanunun belirli bir delil türünü veya sayısını hükme bağlamadığı, hâkimin hangi delili nasıl değerlendireceğini kendi takdirine bıraktığı sistemdir. Madde, delil türleri arasında önceden hiyerarşi kurmaz.
- **Hukuka uygun elde edilmiş delil**: Elde edilme yöntemi kanuna aykırı olmayan delildir. Yalnızca hukuka uygun olarak elde edilmiş deliller ile suç ispat edilebilir; hukuka aykırı yoldan elde edilen delil bu kapsamda değerlendirilmez.
- **Delil yasağı**: Kanunda belirtilen nedenlerle delil olarak kullanılması yasaklanmış olan delillerdir. Hukuka aykırı delil kavramının tamamını oluşturmaz; elde edilişinde hukuka aykırılık bulunmasa da değerlendirilmesi veya kullanılması yasak olabilir.

### Delilleri takdir yetkisi: hangi şartlar aranır?

- Hükmün dayanağı kovuşturma evresinde duruşmaya getirilmiş delil olmalıdır; soruşturma aşamasında toplanmış ancak duruşmada incelenmemiş belgeye dayanılamaz.
- Delil, mahkeme huzurunda tartışılmış olmalıdır; taraflara o delil hakkında beyanda bulunma ve karşı çıkma imkânı tanınmalıdır.
- Delil, hukuka uygun bir yolla elde edilmiş olmalıdır; hukuka aykırı elde edilen delil ile suçun ispatı yapılamaz.
- Hâkim delilleri vicdani kanaatiyle serbestçe takdir etmelidir; delil değerlendirmesi kanunca önceden belirlenmiş bir ölçüye bağlı değildir.
- Vicdani kanaat, hükümde gerekçelendirilebilir ve denetlenebilir biçimde ortaya konulmalıdır; keyfi takdir kabul edilmez.
- Kanunun ayrıca koyduğu bir ispat yasağı bulunmamalıdır; yasak delil ile hüküm kurulamaz.

### Delilleri takdir yetkisi: hangi sonuçları doğurur?

- Hâkim, kararını yalnızca duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir.
- Delil, hâkimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edilir; ancak bu takdir keyfi olamaz ve hükümde gerekçelendirilmelidir.
- Suç, hukuka uygun elde edilmiş her türlü delil ile ispat edilebilir.
- Hukuka aykırı elde edilmiş delille suç ispat edilemez ve bu delile dayanılarak hüküm kurulamaz.
- Delilin duruşmada tartışılmamış olması hâlinde hüküm eksik araştırma nedeniyle bozulur.
- Vicdani kanaat oluşmadığı durumda sanığın yararına şüphe ilkesi uygulanır.
- Kanunun ayrıca koyduğu bir ispat yasağı varsa, hâkimin takdir yetkisi bu yasak ile sınırlıdır.

### Duruşmaya getirilmiş delil ile duruşma dışında kalan delil arasındaki fark nedir?

- Duruşmada getirilmiş, incelenmiş ve tartışılmış delil hükme esas alınabilir.
- Soruşturmada toplanmış ancak duruşmada okunmamış, incelenmemiş veya tartışılmamış delil hükme esas alınamaz.

Sonuç: Duruşmada tartışılmayan delile dayanılarak kurulan hüküm, eksik inceleme nedeniyle bozma sebebi oluşturur.

### Delil serbestisi ile delil hiyerarşisi arasındaki fark nedir?

- Madde, delil türleri arasında önceden üstünlük sıralaması kurmaz; hâkim ikrar, bilirkişi raporu veya tanık beyanına kanunen bağlı değildir.
- Kanunun belirli bir ispat kuralı ile hüküm kurulmasını zorunlu tuttuğu hallerde hâkim takdir yetkisini kullanamaz.

Sonuç: Hâkim, kanunun açıkça bağlandığı ispat kuralları dışında delilleri serbestçe değerlendirir; bağlı olduğu hallerde bu kurallara uyar.

### Hukuka uygun elde edilmiş delil ile hukuka aykırı elde edilmiş delil arasındaki fark nedir?

- Hukuka uygun yolla elde edilmiş her türlü delil ile suç ispat edilebilir.
- Hukuka aykırı yolla elde edilmiş delil bu ispat kapsamına girmez.

Sonuç: Hukuka aykırı delile dayanan hüküm hukuka aykırı olur; ayrıca delilin ayrı kullanım yasağı varsa o da uygulanır.

### Hukuka aykırı delil ile yasak delil arasındaki fark nedir?

- Hukuka aykırı delil, elde ediliş yöntemi kanuna aykırı olan delildir.
- Yasak delil, elde edilişinde aykırılık bulunmasa bile değerlendirilmesi veya kullanılması yasaklanmış delildir.

Sonuç: Yasak delil hukuka uygun elde edilmiş olsa da hükme esas alınamaz; iki kavram aynı anlamda kullanılmamalıdır.

### Delilleri takdir yetkisi: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Soruşturma aşamasında alınmış ifadeyi, duruşmada okunmadan ve sanığa sorulmadan hüküm için dayanak yapmak; delilin duruşmada tartışılması şartını atlamak.
- Delil serbestisini sınırsız takdir yetkisi olarak yorumlamak; takdirin gerekçesiz bırakılabileceğini düşünmek.
- Hukuka aykırı elde edilmiş delilin, başka bir hukuka uygun delil ile birlikte değerlendirildiğinde hükme esas alınabileceğini kabul etmek; bağımsız hukuka uygun delil bulunmadan yasak delilin etkisini yok saymak.
- Hukuka aykırı delil ile yasak delil kavramlarını aynı anlamda kullanmak; elde edilişte aykırılık bulunmayan ama kullanımı yasaklanmış delili hükme esas almak.
- Vicdani kanaati, tanık veya ikrar gibi bir delil türüne bağlı bir kural sanarak yanlış hesap yapmak; delil hiyerarşisi kurmak.
- Karşıt delilleri değerlendirmeden ve gerekçesinde tartışmadan yalnızca lehe delile dayanarak hüküm kurmak.
- Duruşmada okunmayan tapelere veya sahte olduğu iddia edilen belgeye dayanmak; belgenin duruşmaya getirilip incelenmesini ihmal etmek.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Duruşmada okunmayan ve tartışılmayan tapelere dayanılarak hüküm kurulamayacağı, bu nedenle eksik araştırmanın bozma sebebi olduğu kabul edilmektedir. (3. Ceza Dairesi, 2022/36383 E., 2026/449 K., 08.01.2026)
- Sahte olduğu iddia edilen belgenin duruşmaya getirilerek incelenmesi ve aldatma niteliğinin duruşma tutanağına yazılıp kararda tartışılması gerektiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2020/31370 E., 25.09.2025)
- Duruşma dışında kalmış ve sanık ile müdafiine okunmamış belgenin hükme esas alınmasının, kanunun bu maddesine aykırı olduğu kabul edilmektedir. (3. Ceza Dairesi, 2021/11425 E., 2026/94 K., 06.01.2026)
- Hâkimin takdir yetkisinin, gerekçesiz ve keyfi bir değerlendirme anlamına gelmediği; takdirin gerekçede açıklanması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2012/1086 E., 2013/40 K., 05.02.2013)
- Vicdani kanaatin oluşmasında hâkimin tüm delilleri birlikte değerlendirmesi gerektiği ve karşıt delillerin de dikkate alınması gerektiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2014/15440 E., 22.05.2019)
- Hukuka aykırı elde edilmiş maddi delilin, sonrasında alınan hukuka uygun ikrar ile ayrıca değerlendirilebileceği; ancak ikrarın özgür ve samimi olması gerektiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2014/4704 E., 01.02.2018)

### Nasıl ispat edilir?

- Hükmün dayanağı delilin duruşmada getirilip tartışıldığını gösterme yükü mahkemededir; bu, duruşma tutanağı ile ortaya konur.
- Savunma tarafı, hükme esas alınan bir delilin duruşmada okunmadığını ya da tartışılmadığını iddia ederse, bu iddiayı duruşma tutanağı ve dosya içeriği ile ispatlar.
- Hukuka aykırı elde edilme iddiasını ileri süren taraf, delilin elde edilişindeki aykırılığı somut olarak ortaya koymalıdır.
- Hükme dayanak alınan delilin hukuka uygun elde edildiğini gösterme yükü, delile dayanan iddia makamı ve mahkemededir.
- Vicdani kanaatin gerekçesi hükümde açıkça yer almalıdır; gerekçe eksikliği, takdirin denetlenmesini engeller.
- Bir delilin tek başına inandırıcılığını taşımaması hâlinde, şüphe varsa sanık yararına karar verilir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [5271 sayılı Kanun m.216](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-216): Duruşmada tarafların esas hakkındaki beyanlarının alınmasını düzenler; delillerin tartışılması ilkesi ile birlikte değerlendirilir.
- [5271 sayılı Kanun m.206](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-206): Kanıtlamaya yönelik talep ve delil toplama işlemleri ile ilgilidir; hükmün dayanacağı delillerin kovuşturmada elde edilmesi bakımından bağlantılıdır.
- [5271 sayılı Kanun m.58](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-58): Tanığın dinlenmesine ilişkin usul hükümleri olup, tanık beyanının duruşmada tartışılması bakımından bu madde ile bağlantılıdır.
- [5271 sayılı Kanun m.230](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-230): Hükmün gerekçesi ile ilgilidir; vicdani kanaatin gerekçelendirilmesi zorunluluğu bu hükümle tamamlanır.

## [CMK m.218 — Ceza mahkemelerinin ek yetkisi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-218)

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 218. maddesi, yüklenen suçun ispatının ceza mahkemesinin görev alanı dışında kalan bir sorunun çözümüne bağlı olduğu hallerde ceza mahkemesinin bu ikincil sorunu hakkında karar verme yetkisini ve bu yetkinin sınırını düzenler. Ayrıca kovuşturma evresinde mağdur veya sanığın yaşının ceza hükümleri bakımından tespitiyle ilgili sorunun nasıl çözüleceğini belirler. Madde, ceza mahkemelerinin ikincil sorun hakkındaki kararlarını ve yaş tespiti usulünü kapsar; ikincil sorun bakımından uygulanacak usul, ilgili başka mevzuata bağlanmıştır. Madde, sanığın ikrarı ve hukuka uygunluk gibi delil kurallarını düzenlemez (m.217). Bekletici sorun kararının kurulmasına ilişkin usul ve bu kararın sonuçları, madde metninin ötesinde CMK'nın bekletici mesele hükümlerinde düzenlenmiştir (m.166 ve devamı). Ceza mahkemesinin yetki ve görev kurallarının kendisi ile yetki uyuşmazlıkları da bu maddenin konusu değildir (m.13 vd. ve m.19 vd.).

### Ceza mahkemelerinin ek yetkisi: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Ek yetki**: Ceza mahkemesinin, suçun ispatı için gerekli olan ve başka bir mahkemenin görev alanına giren bir sorunu, kendi yargılaması içinde CMK hükümlerine göre çözebilmesi yetkisidir. Bu yetki, ikincil sorunun asıl ceza davasını etkileyecek nitelikte olması şartına bağlıdır.
- **İkincil sorun**: Yüklenen suçun ispatına bağlı olup ceza mahkemelerinin görev alanına girmeyen, başka bir mahkemenin ya da hukuk dalının çözmesi gereken meseledir. Maddenin kapsamı bu sorunla sınırlıdır.
- **Bekletici sorun kararı**: Ceza mahkemesinin, ikincil sorunla ilgili olarak görevli mahkemede dava açılmasını veya açılmış davanın sonuçlanmasını beklemek üzere verdiği ara karardır. Bu karar, ek yetkinin yerine geçen bir seçenek olarak tanınmıştır.
- **Kovuşturma evresinde yaş tespiti**: Mağdur veya sanığın yaşının, ceza hükümlerinin uygulanması bakımından belirlenmesi gereken hâldir. Bu tespit, maddenin ikinci fıkrası uyarınca ilgili kanunda öngörülen usule göre yapılır.

### Ceza mahkemelerinin ek yetkisi: hangi şartlar aranır?

- Yüklenen suçun ispatı, ceza mahkemelerinin görev alanına girmeyen bir sorunun çözümüne bağlı olmalıdır.
- İkincil sorunun asıl ceza davasında belirleyici olması, yani suçun varlığı veya niteliğinin bu sorunun çözümüne bağlı bulunması gerekir.
- Ceza mahkemesi, ikincil sorunu bu Kanun hükümlerine göre ve ceza muhakemesinin delil kurallarıyla çözebilir.
- Ceza mahkemesi, ikincil sorunla ilgili olarak görevli mahkemede dava açılmasını veya açılmış davanın sonuçlanmasını beklemek için bekletici sorun kararı verebilir; bu karar ek yetkinin yerine geçen bir seçenektir.
- Kovuşturma evresinde mağdur veya sanığın yaşının ceza hükümleri bakımından tespiti gerekiyorsa, mahkeme bu sorunu ilgili kanunda belirlenen usule göre çözmelidir.

### Ceza mahkemelerinin ek yetkisi: hangi sonuçları doğurur?

- Yüklenen suçun ispatı başka bir mahkemenin görev alanına giren bir sorunun çözümüne bağlıysa, ceza mahkemesi bu sorunu da kendi yargılaması içinde çözerek karar verebilir.
- Ceza mahkemesi ikincil sorunu çözdüğünde bu kararın kapsamı yalnızca asıl davayla sınırlıdır; sorunun hukuk dalındaki diğer etkileri bakımından bağlayıcılık doğmaz.
- Ceza mahkemesi ikincil sorunun görevli mahkemede çözülmesini beklemek isterse bekletici sorun kararı verir ve yargılamayı bu süreyle durdurur.
- Kovuşturma evresinde yaş tespiti sorunu çıkarsa, mahkeme ilgili kanunda belirlenen usule göre bu sorunu çözer ve hükmünü ondan sonra verir.
- Yaş tespiti sorununda ilgili kanunun öngördüğü usul yerine CMK'nın genel delil kurallarının uygulanması, usule uygun olmayan bir çözüm doğurur.

### Fıkra 1 ile fıkra 2 arasındaki fark nedir?

- Birinci fıkra, ikincil sorunun ceza mahkemesinin genel görev alanı dışında kalan her türlü hukuki meseleyi kapsar ve bu sorunun CMK hükümlerine göre çözülmesini öngörür.
- İkinci fıkra yalnızca mağdur veya sanığın yaşının ceza hükümleri bakımından tespitini kapsar ve bu konuda CMK'nın değil ilgili kanunun usulünün uygulanmasını öngörür.

Sonuç: Yaş tespiti sorununda ceza muhakemesi kuralları değil, ilgili kanunun öngördüğü usul uygulanır; diğer ikincil sorunlarda CMK'nın delil ve usul kuralları işler.

### Ek yetki ile bekletici sorun kararı arasındaki fark nedir?

- Ceza mahkemesi ikincil sorunu kendisi çözerek hükmünü verebilir.
- Ceza mahkemesi, sorunun görevli mahkemede çözülmesini beklemek üzere bekletici sorun kararı verebilir.

Sonuç: Mahkeme davayı kendi çözümüyle sürdürebilir ya da yargılamayı durdurarak görevli mahkemenin sonucunu bekleyebilir; bu tercih hâkime bırakılmıştır.

### Ceza mahkemelerinin ek yetkisi: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Yaş tespiti sorununu CMK'nın genel delil kurallarına göre çözmek; ikinci fıkra gereği ilgili kanunun öngördüğü usul uygulanmalıdır.
- Birinci fıkradaki ek yetkiyi, ikincil sorunun asıl davayı etkilemediği hallerde de kullanılabilir saymak; yetki yalnızca suçun ispatına bağlı sorunlarla sınırlıdır.
- Bekletici sorun kararı ile ek yetkiyi birbirinden ayırmamak; bu iki seçenek hâkimin tercihine bırakılmıştır ve birbirinin yerine kullanılamaz.
- Ek yetki kararının hukuk dalındaki diğer sonuçlarını da bağlayıcı kabul etmek; karar yalnızca asıl davayla sınırlıdır.
- Yaş tespitinde ilgili kanunun usulünü atlayarak doğrudan ceza mahkemesinin takdirine göre karar vermek.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Ceza Genel Kurulu, 218. maddenin ek yetki düzenlemesi kapsamında, ikincil sorunun ceza mahkemesince CMK hükümlerine göre çözülebildiğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2012/974 E., 2013/49 K., 12.02.2013)
- Ceza Genel Kurulu, 5271 sayılı Kanun'un 217 ve 218. maddelerinin uyuşmazlık konusunu ilgilendiren bölümleri itibarıyla paralel hükümler içerdiğini ve bu nedenle önceki içtihadı birleştirme kararlarının yürürlükteki mevzuat karşısında da geçerliliğini koruduğunu kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2017/31 E., 2020/354 K., 09.07.2020; Ceza Genel Kurulu, 2012/1086 E., 2013/40 K., 05.02.2013)
- Yargıtay, nüfus kaydındaki yanlışlıkla ilgili uyuşmazlıkta 218. maddeye dayanarak ceza mahkemesinin nüfus mevzuatına göre karar vermesi gerektiğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2007/239 E., 2008/86 K., 15.04.2008)
- Yargıtay, yaş tespitinin Adli Tıp raporu ile yapılabileceğini ve bu tespite dayanarak doğum tarihinin ay ve gün baki kalmak kaydıyla düzeltilebileceğini kabul etmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2024/1945 E., 2024/8006 K., 02.12.2024)
- Yargıtay, 218/2 uyarınca nüfus kaydındaki doğum tarihinin düzeltilmesinin ilgili usule göre yapılması gerektiğini ve bu düzeltmenin mahkemece hükme bağlanabileceğini kabul etmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2023/2346 E., 2024/685 K., 17.01.2024)

### Nasıl ispat edilir?

- Ek yetki kapsamındaki ikincil sorunun ispatı, ilgili hukuk dalının usulüne göre yapılır; ceza mahkemesi bu sorunu CMK'nın delil kurallarıyla değerlendirir.
- Yaş tespitinde ispat yükü, tespit talebini ileri süren tarafta olup, delil olarak nüfus kaydı ve gerektiğinde Adli Tıp raporu kullanılır.
- Nüfus kaydındaki doğum tarihine ilişkin iddia, nüfus kaydı ve ilgili belgelerle ispatlanır; kaydın değiştirilmesi istenen tarafın bu yöndeki savunmasını belgeyle desteklemesi gerekir.
- Mahkemenin bekletici sorun kararı vermeden önce ikincil sorunun görevli mahkemede dava konusu yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- 5271 m.217: Ceza muhakemesinde suçun ispatında kullanılacak delillerin hukuka uygunluğunu düzenler. Ek yetki kapsamında çözülen ikincil sorunun da ceza muhakemesi delil kurallarına göre ispatı bu maddeye bağlıdır.
- 5271 m.223: Hükmün kurulması ve karar verilmesine ilişkin kuralları düzenler. İkincil sorun hakkında verilen kararın asıl hükme nasıl yansıyacağı bu maddeyle birlikte değerlendirilir.
- 5271 m.166: Bekletici mesele hükümlerini düzenler. Bekletici sorun kararının usulü ve yargılamanın ertelenmesi bakımından bu maddeye başvurulur.

## Konuda geçen kararlar

- Ceza Genel Kurulu, 2025/518 E., 2026/210 K., 08.04.2026 (m.209)
- Ceza Genel Kurulu, 2024/41 E., 2025/475 K., 19.11.2025 (m.206)
- Ceza Genel Kurulu, 2019/246 E., 2023/61 K., 08.02.2023 (m.210)
- Ceza Genel Kurulu, 2017/31 E., 2020/354 K., 09.07.2020 (m.218)
- Ceza Genel Kurulu, 2017/632 E., 2018/436 K., 16.10.2018 (m.216)
- Ceza Genel Kurulu, 2017/1087 E., 2018/211 K., 15.05.2018 (m.210)
- Ceza Genel Kurulu, 2014/166 E., 2014/514 K., 25.11.2014 (m.213)
- Ceza Genel Kurulu, 2014/106 E., 2014/414 K., 30.09.2014 (m.213)
- Ceza Genel Kurulu, 2013/255 E., 2014/180 K., 15.04.2014 (m.210)
- Ceza Genel Kurulu, 2012/974 E., 2013/49 K., 12.02.2013 (m.218)
- Ceza Genel Kurulu, 2012/1086 E., 2013/40 K., 05.02.2013 (m.217, m.218)
- Ceza Genel Kurulu, 2011/380 E., 2012/74 K., 06.03.2012 (m.209)
- Ceza Genel Kurulu, 2011/341 E., 2012/33 K., 14.02.2012 (m.209)
- Ceza Genel Kurulu, 2011/291 E., 2012/15 K., 07.02.2012 (m.209)
- Ceza Genel Kurulu, 2011/197 E., 2011/246 K., 06.12.2011 (m.216)
- Ceza Genel Kurulu, 2011/130 E., 2011/149 K., 28.06.2011 (m.209)
- Ceza Genel Kurulu, 2011/91 E., 2011/132 K., 21.06.2011 (m.213)
- Ceza Genel Kurulu, 2010/197 E., 2010/235 K., 23.11.2010 (m.216)
- Ceza Genel Kurulu, 2009/160 E., 2009/264 K., 17.11.2009 (m.213)
- Ceza Genel Kurulu, 2009/197 E., 2009/208 K., 29.09.2009 (m.216)
- Ceza Genel Kurulu, 2008/216 E., 2009/36 K., 24.02.2009 (m.216)
- Ceza Genel Kurulu, 2009/37 E., 2009/34 K., 17.02.2009 (m.216)
- Ceza Genel Kurulu, 2007/239 E., 2008/86 K., 15.04.2008 (m.218)
- Ceza Genel Kurulu, 2006/334 E., 2007/58 K., 06.03.2007 (m.207)
- Ceza Genel Kurulu, 2005/144 E., 2005/150 K., 29.11.2005 (m.213)
- 3. Ceza Dairesi, 2022/36383 E., 2026/449 K., 08.01.2026 (m.217)
- 3. Ceza Dairesi, 2021/11425 E., 2026/94 K., 06.01.2026 (m.217)
- 1. Ceza Dairesi, 2024/2954 E., 2025/9052 K., 16.12.2025 (m.215)
- 9. Ceza Dairesi, 2025/2274 E., 2025/8591 K., 05.11.2025 (m.207)
- 2. Ceza Dairesi, 2025/4707 E., 2025/11063 K., 16.06.2025 (m.215)
- 9. Ceza Dairesi, 2021/26428 E., 2025/5202 K., 04.06.2025 (m.208)
- 8. Ceza Dairesi, 2024/19944 E., 2025/2283 K., 19.03.2025 (m.208)
- 8. Ceza Dairesi, 2024/22825 E., 2025/1966 K., 11.03.2025 (m.208)
- 1. Ceza Dairesi, 2023/9006 E., 2025/1178 K., 18.02.2025 (m.215)
- 8. Ceza Dairesi, 2024/1856 E., 2024/9787 K., 18.12.2024 (m.208)
- 1. Ceza Dairesi, 2024/1945 E., 2024/8006 K., 02.12.2024 (m.218)
- 6. Ceza Dairesi, 2022/6068 E., 2024/2405 K., 22.02.2024 (m.214)
- 6. Ceza Dairesi, 2023/2346 E., 2024/685 K., 17.01.2024 (m.218)
- 11. Ceza Dairesi, 2020/6991 E., 2023/8100 K., 08.11.2023 (m.207)
- 7. Ceza Dairesi, 2022/15474 E., 2023/9110 K., 24.10.2023 (m.212)
- 11. Ceza Dairesi, 2023/568 E., 2023/5798 K., 11.07.2023 (m.207)
- 4. Ceza Dairesi, 2021/8650 E., 2023/18905 K., 24.05.2023 (m.215)
- 11. Ceza Dairesi, 2019/8379 E., 2023/3316 K., 26.04.2023 (m.207)
- 6. Ceza Dairesi, 2022/11507 E., 2023/9125 K., 07.03.2023 (m.212)
- 10. Ceza Dairesi, 2021/5517 E., 2023/332 K., 18.01.2023 (m.207)
- 19. Ceza Dairesi, 2018/633 E., 2018/4165 K., 09.04.2018 (m.206)
- 7. Ceza Dairesi, 2013/15279 E., 2014/5207 K., 17.03.2014 (m.206)
- 7. Ceza Dairesi, 2013/5127 E., 2013/17549 K., 03.07.2013 (m.208, m.212, m.214)
- 5. Ceza Dairesi, 2007/2033 E., 2011/22054 K., 18.10.2011 (m.212)
- Genel Kurul, 2020/31370 E., 25.09.2025 (m.217)
- Genel Kurul, 2023/98215 E., 31.07.2025 (m.206, m.209)
- Genel Kurul, 2021/47924 E., 29.05.2025 (m.210)
- Genel Kurul, 2020/27959 E., 20.03.2025 (m.206)
- Birinci Bölüm, 2021/5155 E., 13.03.2025 (m.215)
- Genel Kurul, 2020/19752 E., 06.02.2025 (m.206, m.210, m.211, m.215)
- Genel Kurul, 2020/23093 E., 15.02.2024 (m.210)
- İkinci Bölüm, 2018/18989 E., 16.06.2021 (m.211)
- İkinci Bölüm, 2017/29811 E., 30.06.2020 (m.211)
- Genel Kurul, 2014/15440 E., 22.05.2019 (m.217)
- Genel Kurul, 2014/4704 E., 01.02.2018 (m.217)
- İkinci Bölüm, 2013/6944 E., 24.03.2016 (m.211)
- Genel Kurul, 2013/9381 E., 03.03.2016 (m.213)
- İkinci Bölüm, 2013/7011 E., 05.11.2015 (m.211)
- İkinci Bölüm, 2013/2630 E., 30.12.2014 (m.211)

---

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 15.08.2017 (m.216).
Bu metin eğitim amaçlıdır, hukuki danışmanlık değildir. Bağlayıcı olan madde metnidir; alıntılarken maddenin güncel hâlini teyit edin.
Kaynak: https://www.hukuksalegitim.com/konu/ceza-muhakemesi-hukuku/delillerin-ortaya-konulmasi-ve-tartisilmasi
