---
title: "Tutuklama — Ceza Muhakemesi Hukuku konu anlatımı"
course: "Ceza Muhakemesi Hukuku"
law: "Ceza Muhakemesi Kanunu"
articles: "CMK m.100–108"
last_amended: "2024-10-10"
compiled: "2026-10-21"
jurisdiction: "TR"
source: "https://www.hukuksalegitim.com/konu/ceza-muhakemesi-hukuku/tutuklama"
publisher: "Hukuksal Eğitim"
language: "tr"
---

# Tutuklama

Ceza Muhakemesi Hukuku › Genel hükümler › Koruma tedbirleri — [Ceza Muhakemesi Hukuku](https://www.hukuksalegitim.com/konu/ceza-muhakemesi-hukuku)

## Kısaca

CMK m.100, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararının verilebilmesi için gereken koşulları düzenler. 5271 sayılı CMK m.101, tutuklama kararının verilme usulünü ve bu kararın gerekçesinin asgari içeriğini düzenler. CMK m.102, şüphelinin veya sanığın tutukluluğunun azami sürelerini düzenler.

## Kapsam

Bu konu, Ceza Muhakemesi Kanunu m.100–108 hükümlerini kapsar: tutuklama nedenleri, tutuklama kararı, tutuklulukta geçecek süre, cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi, şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri, usul, salıverilenin yükümlülükleri, tutuklananın durumunun yakınlarına bildirilmesi, tutukluluğun incelenmesi.

- [CMK m.100 — Tutuklama nedenleri](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-100)
- [CMK m.101 — Tutuklama kararı](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-101)
- [CMK m.102 — Tutuklulukta geçecek süre](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-102)
- [CMK m.103 — Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-103)
- [CMK m.104 — Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-104)
- [CMK m.105 — Usul](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-105)
- [CMK m.106 — Salıverilenin yükümlülükleri](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-106)
- [CMK m.107 — Tutuklananın durumunun yakınlarına bildirilmesi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-107)
- [CMK m.108 — Tutukluluğun incelenmesi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-108)

## [CMK m.100 — Tutuklama nedenleri](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-100)

Bu madde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararının verilebilmesi için gereken koşulları düzenler. Kuvvetli suç şüphesi ile tutuklama nedeninin birlikte bulunmasını, tutuklama nedeninin hangi hallerde var sayılacağını, ölçülülük ilkesini ve belirli hallerde tutuklamanın yasaklanmasını kapsar. Hükümler, soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki şüpheli ve sanıklar hakkında uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular arasında tutuklamanın talep usulü ve gerekçe zorunluluğu (m.101), adli kontrol tedbirleri (m.109 ve devamı), tutuklamaya itiraz ve tahliye usulü (m.104 ve devamı) ile tutukluluk sürelerinin hesabı yer alır.

### Tutuklama nedenleri: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Kuvvetli suç şüphesi**: Şüphelinin fiili işlediğine dair, somut delillerle desteklenen yüksek derecede bir kanaat anlamına gelir. Salt olası veya genel kuşkular bu nitelik için yeterli değildir.
- **Tutuklama nedeni**: Şüphelinin kaçması, delilleri karartması ya da tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapması gibi hallerde ortaya çıkan, tutuklamayı haklı kılan ölçüttür. Madde bu nedenleri ikinci ve üçüncü fıkralarda sayar.
- **Tutuklama nedeninin var sayılması**: Üçüncü fıkrada sayılan suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe bulunduğunda, ayrıca bir kaçma veya karartma olgusu aranmaksızın tutuklama nedeninin varsayılmasıdır. Sayılan suçlar kapalı bir listedir.
- **Ölçülülük**: İşin önemi ile verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbirinin tutuklama ile orantılı olmasıdır. Ölçü, tutuklamanın olası cezayla kıyaslanmasıdır; orantısızlık hâlinde tutuklama kararı verilemez.
- **Katalog suç**: Üçüncü fıkranın (a) ila (k) bentlerinde sayılan, tutuklama nedeni varsayımına bağlanmış suçlardır. Bu suçlar, 5237 sayılı Kanun, 6136, 4389, 4926, 2863, 6831, 2911 ve 3713 sayılı kanunlardaki belirli hükümlere dayanır.

### Tutuklama nedenleri: hangi şartlar aranır?

- Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması gerekir.
- Ikinci fıkradaki bir tutuklama nedeninin ya da üçüncü fıkradaki katalog suçlardan birinin işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması gerekir.
- Tutuklama, işin önemi ile verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmalıdır; ölçülü değilse karar verilemez.
- Dördüncü fıkraya göre, sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler dışında hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.

### Tutuklama nedenleri: hangi sonuçları doğurur?

- Birinci fıkradaki koşullar birlikte gerçekleşirse, hâkim şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verebilir.
- Kuvvetli suç şüphesi yoksa ya da tutuklama nedeni bulunmuyorsa tutuklama kararı verilemez.
- İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü değilse tutuklama kararı verilemez.
- Üçüncü fıkrada sayılan katalog suçlardan birinde somut delillere dayanan kuvvetli şüphe varsa tutuklama nedeni var sayılabilir; bu durumda hâkimin takdir yetkisi devam eder.
- Dördüncü fıkradaki yasak kapsamına giren suçlarda tutuklama kararı verilemez; bu yasak, 2 yıl üst sınırı aşılmış olsa dahi vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar hariç tutulur.

### Ikinci fıkra ile üçüncü fıkra arasındaki fark nedir?

- İkinci fıkrada tutuklama nedeni, kaçma, saklanma, kaçacağı şüphesi veya delil karartma ya da baskı girişimi hususlarında kuvvetli şüphe ile somut olgularla kanıtlanır.
- Üçüncü fıkrada sayılan katalog suçlarda ise bu suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe yeterlidir; ayrıca kaçma veya karartma olgusu aranmaz.

Sonuç: Katalog suçtan şüphelenilen kişi için tutuklama nedeni varsayılabilir; ikinci fıkrada ise kaçma veya karartma olgusunun ayrıca gösterilmesi gerekir.

### Dördüncü fıkra kapsamındaki suçlar ile dördüncü fıkranın istisnası arasındaki fark nedir?

- Sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda ve hapis cezasının üst sınırı iki yıl veya daha az olan suçlarda tutuklama yasaktır.
- Vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar bu yasağın dışında tutulmuştur.

Sonuç: Vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlarda, üst sınır iki yıl veya daha az olsa bile tutuklama yasağı uygulanmaz.

### Birinci fıkra ölçülülük ile üçüncü fıkra varsayım arasındaki fark nedir?

- Birinci fıkrada ölçülülük, tutuklama kararının zorunlu bir ön koşuludur.
- Üçüncü fıkradaki tutuklama nedeni varsayımı, ölçülülük koşulunu ortadan kaldırmaz; ölçülülük her halde aranır.

Sonuç: Katalog suçtan dolayı tutuklama nedeni var sayılsa bile işin önemi ile verilmesi beklenen ceza ölçülü değilse tutuklama kararı verilemez.

### Tutuklama nedenleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Üçüncü fıkradaki katalog suç varsayımını, ikinci fıkradaki kaçma ya da karartma olgusu aranmaksızın bütün tutuklamalarda yeterli saymak; üçüncü fıkrada da somut delil aranmasını ihmal etmek.
- Vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçların, iki yıl üst sınırının altında kalsa bile tutuklama yasağı kapsamı dışında olduğunu gözden kaçırmak.
- Üst sınırı iki yılı aşan suçlarda ölçülülük koşulunun ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini unutmak.
- Tutuklama nedeninin varsayılmasını, kuvvetli suç şüphesinin varlığı koşulunun aranmaması olarak yorumlamak.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Tutuklama kararında, kuvvetli suç şüphesinin somut delillerle, tutuklama nedeninin ise ayrıca gerekçeli olarak gösterilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2023/7631 E., 08.07.2025; Genel Kurul, 2020/18546 E., 07.04.2022)
- Tutuklamanın ölçülülüğü değerlendirilirken suçun vasıf ve mahiyetinin, mevcut delil durumunun ve tutuklulukta geçen sürenin birlikte dikkate alınması gerektiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2023/7631 E., 08.07.2025)
- Kovuşturma konusu suçun kanunda öngörülen cezasının alt ve üst sınırı arasındaki yerin ölçülülük değerlendirmesinde dikkate alınması gerektiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2023/7631 E., 08.07.2025)
- Üçüncü fıkradaki katalog suçlar kapsamında tutuklama kararı verilirken, bu suçların somut delillere dayanan kuvvetli şüphe ile işlendiğinin ortaya konulması gerektiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2017/30997 E., 22.01.2021)
- Anayasa'nın 90. maddesi ve AİHS'nin 5. maddesi uyarınca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının tutuklama konusunda bağlayıcı olduğu kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2018/26689 E., 07.04.2022; Genel Kurul, 2018/24280 E., 17.03.2021)

### Nasıl ispat edilir?

- Tutuklamayı talep eden Cumhuriyet savcısı, kuvvetli suç şüphesinin varlığını somut delillerle ortaya koymakla yükümlüdür.
- Tutuklama nedeninin varlığını kanıtlama yükü de talep eden tarafta olup, kaçma, saklanma veya delil karartma gibi olgular somut verilerle gösterilmelidir.
- Üçüncü fıkradaki katalog suç bakımından, suçun işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunduğu ortaya konulmalıdır.
- Şüpheli veya sanık, delillerin kuvvetli şüphe yaratmadığını ya da ölçülülük ilkesine aykırılık bulunduğunu ileri sürerek karşı delil sunabilir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [5271 sayılı Kanun m.101](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-101): Tutuklama talebinin gerekçeli olması ve adli kontrol uygulamasının neden yetersiz kalacağının belirtilmesi gerekliliğini düzenler; bu madde ile birlikte tutuklama kararının şartlarını tamamlar.
- 5237 sayılı Kanun m.76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 86, 87, 94, 95, 102, 103, 141, 142, 148, 149, 188, 220, 302, 303, 304, 307, 308, 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315: Üçüncü fıkranın (a) bendinde katalog suç olarak sayılan Türk Ceza Kanunu hükümleridir; bu suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe varsa tutuklama nedeni var sayılabilir.
- 6136 sayılı Kanun m.12: Silah kaçakçılığı suçunu tanımlar; üçüncü fıkranın (b) bendi bu suçu katalog suç olarak sayar.
- 4389 sayılı Kanun m.22: Bankalar Kanunu'nun zimmet suçunu düzenleyen fıkraları üçüncü fıkranın (c) bendinde katalog suç olarak belirtilir.
- 4926 sayılı Kanun: Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar üçüncü fıkranın (d) bendinde katalog suç olarak sayılır.
- 2863 sayılı Kanun m.68, 74: Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nda tanımlanan suçlar üçüncü fıkranın (e) bendinde katalog suç olarak sayılır.
- 6831 sayılı Kanun m.110: Orman Kanunu'nun dördüncü ve beşinci fıkralarındaki kasten orman yakma suçları üçüncü fıkranın (f) bendinde katalog suç olarak sayılır.
- 2911 sayılı Kanun m.33: Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nda sayılan suçlar üçüncü fıkranın (g) bendinde katalog suç olarak yer alır.
- 3713 sayılı Kanun m.7: Terörle Mücadele Kanunu'nun üçüncü fıkrasındaki suçlar üçüncü fıkranın (h) bendinde katalog suç olarak sayılır.

## [CMK m.101 — Tutuklama kararı](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-101)

5271 sayılı CMK m.101, tutuklama kararının verilme usulünü ve bu kararın gerekçesinin asgari içeriğini düzenler. Düzenlenen konular şunlardır: tutuklama istemini yapma ve karar yetkisi (soruşturma ve kovuşturma evresinde), istemlerin ve kararların gerekçelendirilmesi, kararda bulunması gereken dört unsur, kararın şüpheli veya sanığa bildirilmesi, müdafi yardımı, tutuklama kararı verilmemesi halinde serbest bırakma ve bu kararlara itiraz. Madde, soruşturma ve kovuşturma evresinde şüpheli ya da sanık hakkında tutuklama istenen veya re'sen değerlendirilen her durumda uygulanır. Tutuklama koşullarının kendisini (kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedenleri) düzenlemez (m.100). Tutukluluğun sona ermesini ve tutukluluk incelemesini düzenlemez (m.103, m.108). Adli kontrol tedbirlerinin kendisini düzenlemez (m.109). Tutukluluğa karşı itiraz ve tahliye yolunun ayrıntılı işleyişi ile tutuklu yargılamanın süresi başka maddelerde düzenlenmiştir.

### Tutuklama kararı: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Tutuklama istemi**: Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının, kovuşturma evresinde ise Cumhuriyet savcısının talebinin bulunduğu başvurudur. İstem mutlaka gerekçeli olmalıdır ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağını gösteren hukuki ve fiili nedenleri içermelidir.
- **Re'sen tutuklama**: Kovuşturma evresinde mahkemenin, Cumhuriyet savcısının istemi olmaksızın kendiliğinden tutuklama kararı verebilmesidir. Soruşturma evresinde bu yetki sulh ceza hâkimine tanınmamıştır; madde yalnız kovuşturma evresi için bu imkânı açıkça öngörür.
- **Kararın gerekçelendirilmesi**: Tutuklama, tutuklamanın devamı veya tahliye talebinin reddi kararında kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedenlerinin varlığı, tutuklama tedbirinin ölçülülüğü ve adli kontrolün yetersizliğinin somut olgularla açıkça gösterilmesi zorunluluğudur. Soyut ifadeler bu zorunluluğu karşılamaz.
- **Adli kontrolün yetersizliği**: Şüpheliye CMK m.109'da sayılan yükümlülüklerin ya da tedbirlerin uygulanmasının tutukluluk nedenlerini ortadan kaldırmaya yetmeyeceğinin gösterilmesidir. 7331 sayılı Kanun ile 2021'de eklenen bu unsur kararın dördüncü dayanağı olarak aranır.
- **Tutuklama kararı**: Hükümden önce şüpheli veya sanığın özgürlüğünün kısıtlanmasına dair hâkim kararıdır. Kararın içeriği sözlü bildirilir ve yazılı bir örneği şüpheli veya sanığa verilir.

### Tutuklama kararı: hangi şartlar aranır?

- Soruşturma evresinde tutuklama için Cumhuriyet savcısının gerekçeli istemi bulunmalıdır ve karar sulh ceza hâkimi tarafından verilmelidir.
- Kovuşturma evresinde tutuklama, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine ya da mahkemenin re'sen değerlendirmesiyle verilebilir; her iki halde de gerekçe gösterilmelidir.
- İstemde adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukuki ve fiili nedenlere yer verilmelidir.
- Tutuklama, tutuklamanın devamı veya tahliye talebinin reddi kararında kuvvetli suç şüphesi somut delillerle gerekçelendirilerek açıkça gösterilmelidir.
- Aynı kararda tutuklama nedenlerinin varlığı, tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrolün yetersiz kalacağı da somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilmelidir.
- Tutuklama istenildiğinde şüpheli veya sanığın bir müdafi yardımından yararlanması sağlanmalıdır; müdafi kendisi seçilebilir veya baro tarafından görevlendirilebilir.
- Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilmeli, ayrıca yazılı bir örneği kendilerine verilmeli ve bu husus kararda belirtilmelidir.

### Tutuklama kararı: hangi sonuçları doğurur?

- Tutuklama kararı, istem ve gerekçe usulüne uygun değilse hukuka aykırı olur ve bu karara 5271 sayılı Kanun m.101/5 uyarınca itiraz edilebilir.
- Kararda dört unsur (kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedenleri, ölçülülük, adli kontrolün yetersizliği) somut olgularla gösterilmezse karar gerekçesiz kalır.
- Tutuklama kararı verilmezse şüpheli veya sanık derhâl serbest bırakılır.
- Kararın içeriği sözlü bildirilmeden ve yazılı örneği verilmeden tutuklama kararı usulüne uygun sayılmaz.
- Müdafi yardımı sağlanmadan tutuklama istenmesi, bu madde bakımından eksik usul sayılır.
- Madde 100 ve 101 kararlarına karşı itiraz yolu açıktır; itiraz başvurusu tutuklamanın hukuka uygunluğunu denetlemeye yöneliktir.

### Soruşturma evresi ile kovuşturma evresi arasındaki fark nedir?

- Soruşturma evresinde tutuklama kararını sulh ceza hâkimi verir ve yalnız Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hareket eder.
- Kovuşturma evresinde karar mahkemece verilir ve mahkeme Cumhuriyet savcısının istemi olmaksızın re'sen de tutuklayabilir.

Sonuç: Re'sen karar yetkisi yalnız kovuşturma evresinde vardır; soruşturmada istemsiz tutuklama yapılamaz.

### Tutuklama kararı ile tutuklamanın devamı veya tahliye talebinin reddi arasındaki fark nedir?

- Tutuklamaya ilk kez karar verildiği hal.
- Mevcut tutukluluğun sürdürülmesi veya tahliye talebinin reddi kararı.

Sonuç: Madde her ikisini de aynı gerekçe yükümlülüğüne bağlar; tutuklamanın devamı kararında da dört unsurun somut olarak gösterilmesi gerekir.

### Tutuklama kararı verilmesi ile tutuklama kararı verilmemesi arasındaki fark nedir?

- Tutuklama kararı verilen şüpheli veya sanık, kararın bildirimine ve yazılı örneğine tabidir.
- Tutuklama kararı verilmezse şüpheli veya sanık ayrıca tahliye işlemine konu olur.

Sonuç: Karar verilmediğinde derhâl serbest bırakma gerekir; bekletilmesi bu maddeye aykırılık doğurur.

### Madde 101 ile madde 100 (koşullar) arasındaki fark nedir?

- Madde 101, kararın hangi biçimde verileceğini ve gerekçesini düzenler.
- Madde 100, kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenlerinin varlığı gibi maddi koşulları düzenler.

Sonuç: Tutuklamanın hukuka uygunluğu için hem m.100 koşullarının hem m.101 gerekçe ve usul şartlarının birlikte sağlanması gerekir.

### Tutuklama kararı: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Tutuklama istemini ve kararını soyut ifadelerle, somut olgulara dayanmadan gerekçelendirmek; madde 101/2'nin 'somut olgularla gerekçelendirilerek' koşuluna aykırıdır.
- Adli kontrolün yetersiz kalacağını kararda hiç belirtmemek veya yalnızca varsayımla yazmak; 2021 değişikliğiyle eklenen dördüncü unsur atlanmış olur.
- Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi olmadan sulh ceza hâkiminin re'sen tutuklama yapabileceğini sanmak; re'sen yetki yalnız kovuşturma evresindedir.
- Tutuklama kararını sözlü bildirmeden ya da yazılı örneğini vermeden yalnızca dosyaya koymak.
- Tutuklama kararı verilmediği halde şüpheliyi derhâl serbest bırakmamak; bu durum bekletme olarak madde hükmüne aykırıdır.
- Kuvvetli suç şüphesi ile tutuklama nedenlerinin varlığını birbirinden ayırmadan tek cümlede geçiştirmek; her biri ayrı bir gerekçe unsurudur.
- Kararda şüphelinin suçu işlediğine dair kesin bir yargıya yer vermek; gerekçede yalnız şüphe durumu anlatılmalıdır.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarında gerekçenin soyut ifadelerle yetinmemesi, somut olgulara dayanması gerektiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2016/23672 E., 11.01.2018; Genel Kurul, 2016/22169 E., 20.06.2017)
- Mahkemenin kararında 101/2 uyarınca kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedenleri, ölçülülük ve adli kontrolün yetersizliğini ayrı ayrı göstermesi gerektiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2016/23668 E., 03.05.2019; Genel Kurul, 2023/7631 E., 08.07.2025)
- Madde 101/1 gereği Cumhuriyet savcısının tutuklama isteminde adli kontrolün neden yetersiz kalacağının hukuki ve fiili nedenlerini açıklaması gerektiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2014/10405 E., 25.05.2017; Genel Kurul, 2018/1073 E., 22.05.2019)

### Nasıl ispat edilir?

- Tutuklama istemini yapan Cumhuriyet savcısı, istemin gerekçeli olduğunu ve adli kontrolün yetersizliğini somut delillerle ortaya koymakla yükümlüdür; ispat yükü bu tarafa aittir.
- Kuvvetli suç şüphesi, dosyadaki tanık beyanları, belgeler ve bilirkişi raporu gibi somut delillerle gösterilir; soyut şüphe yeterli değildir.
- Karar gerekçesinde dört unsurun her birinin ayrı ayrı yer aldığı kararın kendisi denetlenir; eksik gerekçe, itiraz yoluyla ileri sürülerek kararın hukuka aykırılığı ispatlanır.
- Kararın şüpheli veya sanığa sözlü bildirildiği ve yazılı örneğinin verildiği, kararda belirtilmiş olmalıdır; bu husus kararın kendisinden anlaşılır.
- Tutuklamanın ölçülülüğünü ve adli kontrolün yetersizliğini savunan taraf, ilgili olguları dosya üzerinden gösterir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- 5271 m.100: Tutuklamanın maddi koşullarını, yani kuvvetli suç şüphesini ve tutuklama nedenlerini düzenler. m.101 bu koşulların kararda nasıl gerekçelendirileceğini belirler.
- 5271 m.109: Adli kontrol tedbirlerini düzenler. m.101/2(d) uyarınca tutuklama kararında adli kontrolün neden yetersiz kalacağı bu tedbirlere göre gösterilir.
- 5271 m.103: Tutuklamanın sona erdirilmesini düzenler. Cumhuriyet savcısının istemi üzerine ya da re'sen tutukluluğun sona erdirilmesi m.101 kararlarının karşılığıdır.
- 5271 m.270: Müdafi yardımının zorunluluğunu ve tutuklama duruşmasında bulunmasını ilgili hükümler yönünden destekler.

## [CMK m.102 — Tutuklulukta geçecek süre](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-102)

Madde, şüphelinin veya sanığın tutukluluğunun azami sürelerini düzenler. Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler ile görevine giren işler ayrımına göre temel süreleri ve zorunlu hallerde yapılacak uzatmaların sınırlarını belirler, uzatma kararlarının kimlerin görüşü alınarak verileceğini gösterir, soruşturma evresine özgü azami süreleri ve suça sürüklenen çocuklar bakımından oransal indirimi kapsar. Tutukluluğun ilk kararını, tutuklama sebeplerini ve tutukluluğun devamı kararının gerekçesini düzenlemez (m.100, m.101). Tutukluluk durumunun periyodik incelenmesi usulü ayrı bir maddededir (m.108). Tutukluluğun sona erdirilmesi ve tahliye koşulları ayrı maddelerde yer alır (m.104, m.109). Azami sürelerin hesabına ilişkin özel kurallar ve tutukluluk süresinin kapsamı, ilgili yargı kararlarında ayrıca tartışılmaktadır.

### Tutuklulukta geçecek süre: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Ağır ceza mahkemesinin görevine giren iş**: Şüphelinin yüklenen suç bakımından ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren dosyadır. Belirleyici olan, kişinin sıfatı değil, suçun ilgili ceza ölçütüdür.(Uygulamada ağır ceza görevi, suçun cezası üzerinden belirlenmektedir.)
- **Temel süre**: Kanunun tutukluluk için öngördüğü genel azami süredir. Ağır ceza görevine girmeyen işlerde bir yıl, görevine giren işlerde iki yıldır.
- **Uzatma süresi**: Temel sürenin dolmasından sonra zorunlu hallerde ve gerekçe gösterilerek verilebilen ek süredir. Ağır ceza görevine girmeyen işlerde altı ay, görevine giren işlerde ise toplam sınır içinde ayrıca uzatma yapılabilir.
- **Soruşturma evresi**: Yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evredir. Dördüncü fıkradaki azami süreler yalnızca bu evre için geçerlidir.
- **Toplu olarak işlenen suç**: Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesindeki tanıma göre belirlenen suçtur. Dördüncü fıkradaki özel sınırın uygulanmasında ölçüt olarak alınır.
- **Oransal indirim**: Fiili işlediği sırada çocuk olan şüpheli veya sanık bakımından tutukluluk sürelerinin yaşa göre azaltılmasıdır. On beş yaşını doldurmamış çocuklarda yarı, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklarda dörtte üç oranında uygulanır.

### Tutuklulukta geçecek süre: hangi şartlar aranır?

- Tutukluluk süresinin azami sınırının aşılmaması için, suçun ağır ceza mahkemesinin görevine girip girmediğinin belirlenmesi gerekir.
- Ağır ceza görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıl olmalıdır; zorunlu hallerde gerekçe gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.
- Ağır ceza görevine giren işlerde tutukluluk süresi en çok iki yıl olmalıdır; zorunlu hallerde gerekçe gösterilerek uzatılabilir.
- Ağır ceza görevine giren işlerde uzatmanın toplam üç yılı, TCK'nın ikinci kitap dördüncü kısım dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci bölümündeki suçlar ile TMK kapsamındaki suçlarda beş yılı geçmemelidir.
- Uzatma kararlarının, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilmesi gerekir.
- Soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza görevine girmeyen işlerde altı ayı, ağır ceza görevine giren işlerde bir yılı geçmemelidir.
- Soruşturma evresinde, dördüncü fıkrada sayılan suçlar ile toplu olarak işlenen suçlar bakımından süre en çok bir yıl altı ay olabilir ve gerekçe gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.
- Suç fiili işlediği sırada çocuk ise, on beş yaşını doldurmamış olanlar bakımından süreler yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış olanlar bakımından dörtte üç oranında uygulanmalıdır.

### Tutuklulukta geçecek süre: hangi sonuçları doğurur?

- Ağır ceza görevine girmeyen işlerde temel süre dolduğunda tutukluluğa son verilmesi gerekir; zorunlu hallerde ve gerekçeyle altı ay daha uzatılabilir.
- Ağır ceza görevine giren işlerde iki yıl dolduğunda, zorunlu hallerde gerekçeli uzatma ile toplam üç yıla (özel suçlarda beş yıla) kadar tutukluluk sürdürülebilir.
- Uzatma kararı, savcının ve şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşü alınmadan verilemez.
- Soruşturma evresinde azami sınır aşılırsa tutukluluğun devamı hukuka aykırı hale gelir ve tahliye gerekir.
- Dördüncü fıkradaki özel suçlar ve toplu suçlar dışında soruşturma evresinde gerekçeli altı aylık ek uzatma yapılamaz.
- Çocuk şüpheli veya sanık bakımından süreler, fiil anındaki yaşa göre yarı veya dörtte üç oranında kısaltılmış olarak uygulanır.
- Bu süreler son sınırları belirler; sürenin içinde kalmak tek başına tutukluluğun devamı için yeterli değildir.
- Kanun tutukluluğu tek başına sürdürme hakkı vermez; her değerlendirme ayrıca gerekçe ister.

### Ağır ceza görevine girmeyen iş ile ağır ceza görevine giren iş arasındaki fark nedir?

- Ağır ceza görevine girmeyen işlerde temel süre bir yıl, uzatma altı aydır.
- Ağır ceza görevine giren işlerde temel süre iki yıl, uzatma ise toplam üç yıl (belirli suçlarda beş yıl) ile sınırlıdır.

Sonuç: İki grupta farklı temel süre ve farklı azami toplam süre uygulanır.

### Genel uzatma ile dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci bölüm suçları ile TMK kapsamındaki suçlar arasındaki fark nedir?

- Genel kural olarak ağır ceza görevine giren işlerde uzatma toplam üç yılı geçemez.
- Sayılan özel suçlarda uzatma toplam beş yıla kadar çıkabilir.

Sonuç: Aynı görevdeki dava için toplam tutukluluk sınırı suç grubuna göre değişir.

### Soruşturma evresi ile kovuşturma evresi arasındaki fark nedir?

- Soruşturma evresinde dördüncü fıkra ayrı azami süreler getirir: altı ay veya bir yıl.
- Kovuşturma evresinde ikinci fıkranın genel süreleri uygulanır.

Sonuç: Soruşturmada tutuklu kalınabilecek süre kovuşturmadakinden kısadır.

### Dördüncü fıkradaki özel suçlar ile diğer suçlar (soruşturma) arasındaki fark nedir?

- Dördüncü fıkrada sayılan suçlar ile toplu suçlarda soruşturma süresi en çok bir yıl altı aydır.
- Diğer suçlarda soruşturma süresi altı ay veya bir yıl ile sınırlıdır.

Sonuç: Özel suçlarda altı aylık gerekçeli ek uzatma yapılabilir; diğerlerinde bu uzatma fıkrada yer almaz.

### Yetişkin ile çocuk şüpheli veya sanık arasındaki fark nedir?

- Yetişkinler bakımından süreler fıkralarda yazılı tam tutarlarıyla uygulanır.
- Fiil anında on beş yaşını doldurmamış çocuklarda yarı, on sekiz yaşını doldurmamışlarda dörtte üç oranı uygulanır.

Sonuç: Çocuk hakkında tutukluluk süreleri kısaltılmış olarak hesaplanır.

### Tutuklulukta geçecek süre: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Ağır ceza görevine giren işlerde ikinci fıkradaki iki yıllık süreyi, ağır ceza görevine girmeyen işlerin bir yıllık süresi ile karıştırarak hesaplamak.
- Tutuklanma tarihi yerine ilk derece hükmü tarihinden süreyi saymak; oysa tutukluluk başlangıcı, ilk derece hükmü ile sona ermez ve sürenin hesabı tutuklanma tarihinden başlar.
- Dördüncü fıkradaki özel suçların listesinde, ağır ceza görevine giren ve girmeyen işlerin farkını gözden kaçırmak.
- Soruşturma evresinde temel süreyi kovuşturma evresinin iki yıllık süresiyle hesaplamak; soruşturma evresinde azami süre dördüncü fıkrada ayrıca belirlenmiştir.
- Uzatmanın özel suçlarda toplam beş yılı, genel hâlde üç yılı aştığını göz ardı etmek.
- Çocuk şüpheli bakımından süreleri yarıya veya dörtte üçe indirmeden tam süreyle hesaplamak; ya da fiil tarihi yerine yakalama tarihini esas almak.
- Uzatma kararını savcının veya şüpheli ile müdafiinin görüşü alınmadan vermek.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Kovuşturma evresinde temel sürenin dolmasından sonra uzatmanın zorunlu bir hal ve ayrı bir gerekçe ile yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2013/9352 E., 02.07.2015)
- Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, hükmün bozulmasıyla yeniden değerlendirilen tutukluluk hâllerinde sürelerin tutuklanma tarihinden hesaplanması kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/51 E., 2011/42 K., 12.04.2011; Ceza Genel Kurulu, 2011/692 E., 2012/60 K., 28.02.2012)
- Ağır ceza görevine giren işlerde uzatma dahil en çok beş yıl sınırının, tutuklanma tarihinden itibaren hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2012/1244 E., 2012/1775 K., 18.09.2012)
- İlk derece mahkemesi hükmünden sonraki dönemin tutukluluk süresi hesabına katılmadığı, hükmün verilmesiyle tutukluluğun dayanağının mahkûmiyet hükmü olduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/51 E., 2011/42 K., 12.04.2011)
- Süre hesabında, ilk derece hükmüne kadar geçen sürenin dikkate alınması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/49 E., 2011/28 K., 29.03.2011)

### Nasıl ispat edilir?

- Tutukluluk süresinin azami sınırını aşıldığını ileri süren tarafın (şüpheli, sanık veya müdafii) bu iddiasını, tutuklama ve tutukluluk kararları ile dosya tarihlerine dayanarak ispatlaması gerekir.
- Suçun ağır ceza görevine girip girmediği, ilgili suçun ceza ölçütü ve iddianame ile belirlenir; bu belgeler yazılı delil olarak dosyada aranır.
- Uzatma kararının varlığını ve zorunluluğunu ileri süren mahkeme ya da savcılık, uzatma gerekçesini kararda açıkça göstermek zorundadır; gerekçe eksikliği uzatmanın hukuka uygunluğunu ortadan kaldırır.
- Savcının ve şüpheli ile müdafiinin görüşünün alındığı, uzatma kararında veya tutanakta yer almalıdır; bu usul eksikliği karşı tarafça ileri sürülebilir.
- Çocuk olduğu iddiası, fiil tarihindeki nüfus kaydı veya kimlik belgesiyle ispatlanır; oransal indirimi isteyen taraf bu belgeyi sunmalıdır.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [5271 sayılı Kanun m.108](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-108): Tutukluluk hâlinin devamının periyodik olarak incelenmesini düzenler; m.102'deki sürelerin işletilmesi sırasında hâkimin denetim yükümlülüğünü tamamlar.
- [5271 sayılı Kanun m.100](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-100): Tutukluluk hâlinin devamı kararının koşullarını gösterir; uzatma kararının gerekçesinin dayanağıdır.
- [5271 sayılı Kanun m.101](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-101): Tutuklama ve devam kararlarının gerekçesini düzenler; uzatma gerekçesi bu kararlarda aranan gerekçeye ek olarak yazılmalıdır.
- 5235 sayılı Kanun m.12: Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işin belirlenmesinde ceza ölçütünü tanımlar.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu: Dördüncü fıkrada ve ikinci fıkrada sayılan suçların ikinci kitap dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci bölümlerindeki suçlar olarak belirlenmesinde kullanılır.
- 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu: Terörle mücadele kapsamına giren suçlar bakımından uzatma ve soruşturma sürelerinin özel sınırlarını belirler.

## [CMK m.103 — Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-103)

Madde, soruşturma evresinde tutuklu veya adli kontrol altındaki şüphelinin serbest bırakılmasına ilişkin iki yolu düzenler: Cumhuriyet savcısının, şüpheli ve müdafiinin sulh ceza hâkiminden tutuklamanın adli kontrole çevrilmesini istemesi (birinci fıkra) ile Cumhuriyet savcısının adli kontrol veya tutuklamanın gereksizliği kanaatine varması halinde şüpheliyi re'sen serbest bırakması ve kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla şüphelinin kendiliğinden serbest kalması (ikinci fıkra). Kişi bakımından soruşturma aşamasındaki şüpheli ve onun hakkında tutuklama veya adli kontrol kararı bulunan kişi için uygulanır. Maddenin kapsamına girmeyen konular: sanığın kovuşturma evresinde salıverilme istemi ve bu istemin karara bağlanması (m.104), istem üzerine verilen kararlara itiraz (m.105), tutukluluğun incelenmesi (m.108) ve adli kontrol tedbirinin içeriği (m.109). Kovuşturma evresinde Cumhuriyet savcısının re'sen serbest bırakma yetkisi bulunmadığı için bu yetki de madde kapsamında değildir.

### Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Adli kontrol**: Tutuklamaya göre daha hafif bir koruma tedbiridir; şüphelinin serbest bırakılarak belirli yükümlülüklere bağlanmasıdır. Madde bakımından tutuklamanın yerini alan ölçülü tedbir olarak işlev görür.
- **Re'sen serbest bırakma**: Cumhuriyet savcısının talep beklemeden, kendiliğinden şüpheliyi serbest bırakmasıdır. Yalnızca soruşturma evresinde kullanılabilir ve sulh ceza hâkiminin kararı gerekmez.
- **Tutuklamanın gereksizliği kanaati**: Cumhuriyet savcısının adli kontrol veya tutuklamanın amacına artık ihtiyaç kalmadığına ilişkin takdir yetkisidir. Bu takdir savcıya ait olup ayrıca bir hâkim kararına bağlı değildir.
- **Kovuşturmaya yer olmadığı kararı**: Soruşturma evresinin sonunda Cumhuriyet savcısının dava açmama kararıdır. Bu karar verildiğinde şüphelinin tutukluluğu veya adli kontrol yükümlülüğü kendiliğinden sona erer.

### Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi: hangi şartlar aranır?

- Birinci fıkra kapsamında sulh ceza hâkiminden istem yapılacaksa, istemde bulunan Cumhuriyet savcısı, şüpheli veya tutuklu şüpheli ile müdafii olmalıdır; Cumhuriyet savcısı şüpheliyi adli kontrol altına alınarak serbest bırakılması için, tutuklu şüpheli ve müdafii ise tutuklamanın adli kontrole çevrilmesi için istemde bulunabilir.
- Birinci fıkradaki istemin konusu, şüphelinin adli kontrol altına alınarak serbest bırakılmasıdır; tutuklama kararı verilmiş olması bu istemin sadece tutuklu şüpheli bakımından ön koşuludur.
- İkinci fıkra kapsamında re'sen serbest bırakma için soruşturma evresinde bulunulmalıdır; kovuşturma evresinde Cumhuriyet savcısı bu yetkiyi kullanamaz.
- Re'sen serbest bırakma için Cumhuriyet savcısı, adli kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varmalıdır.
- Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi, şüphelinin serbest kalması için yeterlidir; ayrıca serbest bırakma kararı verilmesi gerekmez.

### Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi: hangi sonuçları doğurur?

- Cumhuriyet savcısı istemiyle sulh ceza hâkimi şüphelinin adli kontrol altına alınarak serbest bırakılmasına karar verebilir; hâkim bu istemi reddederse tutukluluk devam eder.
- Şüpheli veya müdafii tutuklama kararına karşı adli kontrole çevrilme istemi yaparsa hâkim bu istemi kabul veya reddedebilir.
- Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı adli kontrol veya tutuklamanın gereksiz olduğu kanısına varırsa şüpheliyi re'sen serbest bırakır ve bunun için hâkim kararı aranmaz.
- Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde şüpheli kendiliğinden serbest kalır.
- Kovuşturma evresinde Cumhuriyet savcısı re'sen serbest bırakma yetkisini kullanamaz; tutukluluğun sona ermesi için mahkemenin tutuklamayı kaldırması gerekir.
- Savcı şüpheliyi serbest bırakmak yerine adli kontrol altına alınmasını uygun görürse birinci fıkra uyarınca hâkimden adli kontrol kararı isteyebilir.
- Madde metninde bir yükümlülük veya hak tanımlandığı için yetkili merci kararı verdikten sonra itiraz yolu ayrıca açıktır; bu konuda m.105 uygulanır.

### Soruşturma evresi ile kovuşturma evresi arasındaki fark nedir?

- Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, adli kontrol veya tutuklamanın gereksizliği kanaatine varırsa şüpheliyi re'sen serbest bırakabilir.
- Kovuşturma evresinde Cumhuriyet savcısının bu yetkisi yoktur; tutukluluğun sona ermesi için mahkemenin tutuklamayı kaldırması gerekir.

Sonuç: Re'sen serbest bırakma yetkisi yalnızca soruşturma evresinde savcıya tanınmıştır; kovuşturmada aynı sonuç için mahkeme kararı aranır.

### Adli kontrole çevirme istemi ile re'sen serbest bırakma arasındaki fark nedir?

- Birinci fıkradaki istem sulh ceza hâkimine yapılır ve hâkim kararı verir; istem tutuklu şüpheli veya müdafii tarafından da yapılabilir.
- İkinci fıkradaki re'sen serbest bırakmada Cumhuriyet savcısı kendi takdirini kullanır ve hâkim kararı gerekmez.

Sonuç: Birinci fıkra yoluyla tutuklama hâkim kararıyla adli kontrole çevrilir; ikinci fıkrada savcı doğrudan serbest bırakma kararı verir.

### Tutuklama ile adli kontrol altındaki şüpheli arasındaki fark nedir?

- Hakkında tutuklama kararı verilmiş şüpheli, birinci fıkra gereğince istemde bulunabilir.
- Adli kontrol altında bulunan şüpheli için birinci fıkranın tutuklamaya ilişkin istem yolu doğrudan açık değildir; ikinci fıkra ise adli kontrol altındaki şüpheliyi de kapsar.

Sonuç: Tutuklu şüphelinin yolu sulh ceza hâkimine istemdir; adli kontrol altındaki şüpheli için savcının re'sen kaldırma yetkisi bulunur.

### Re'sen serbest bırakma ile kovuşturmaya yer olmadığı kararı arasındaki fark nedir?

- Re'sen serbest bırakmada savcı tutuklamanın gereksizliğine karar verir ve bu bir takdir kararıdır.
- Kovuşturmaya yer olmadığı kararında soruşturma sona erer ve şüphelinin serbest kalması kanunun doğrudan sonucudur.

Sonuç: Kovuşturmaya yer olmadığı kararında ayrıca serbest bırakma kararı aranmaz; şüpheli kendiliğinden serbest kalır.

### Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Kovuşturma evresinde de Cumhuriyet savcısının re'sen serbest bırakma yetkisi bulunduğunu varsaymak; bu yetki yalnızca soruşturma evresi için tanınmıştır.
- Re'sen serbest bırakma için hâkim kararı gerektiğini düşünmek; ikinci fıkrada savcının takdiri yeterlidir.
- Kovuşturmaya yer olmadığı kararında ayrıca serbest bırakma kararı aranacağını sanmak; şüpheli kararın kendisiyle kendiliğinden serbest kalır.
- Birinci fıkradaki istem yetkisinin sadece savcıya ait olduğunu sanmak; tutuklu şüpheli ve müdafii de istemde bulunabilir.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının re'sen serbest bırakma yetkisinin, kovuşturma evresinde bulunmadığı kabul edilmektedir. (Birinci Bölüm, 2017/35344 E., 09.06.2020)
- Savcının tutukluluğun sonlandırılmasına ilişkin istemini hâkim, savunmayı dinleyerek karara bağlar ve bu karara itiraz edilebilir. (Birinci Bölüm, 2017/35344 E., 09.06.2020)

### Nasıl ispat edilir?

- Birinci fıkra kapsamında adli kontrole çevirme istemini yapan taraf, istemin dayanaklarını ve adli kontrolün yeterli olacağını gösteren somut gerekçeleri ileri sürmelidir.
- Re'sen serbest bırakmada tutuklamanın gereksizliği kanaatinin dosya içeriğine dayandığı, savcının kararını dosyada gösterebilmesi gerekir; bu kanaat hâkim kararıyla ispatlanmaz.
- Kovuşturmaya yer olmadığı kararının varlığı, soruşturma dosyasındaki karar belgesiyle ispatlanır; şüphelinin serbest kalması bu belgeye bağlıdır.
- Adli kontrol veya tutuklamanın gereksizliğine ilişkin kanaatin dayanağı tutuklama gerekçesi ve soruşturma dosyasındaki delillerdir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- 5271 m.100: Tutuklamanın şartlarını düzenler; birinci fıkra kapsamında tutuklamanın adli kontrole çevrilmesinin ön koşulu olan tutuklama kararının dayanağıdır.
- 5271 m.104: Şüpheli veya sanığın salıverilme isteminin karara bağlanmasını düzenler; m.103 istemleri bu usulle karara bağlanır.
- 5271 m.105: Sulh ceza hâkiminin istem üzerine verdiği kararlara karşı itiraz yolunu düzenler; m.103 kararlarının itiraz edilebilirliği bu maddeye dayanır.
- 5271 m.109: Adli kontrol tedbirlerinin türlerini ve içeriğini düzenler; m.103'te serbest bırakılan şüpheli hakkında uygulanacak tedbir bu maddede belirlenir.

## [CMK m.104 — Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-104)

Bu madde, tutuklu veya tutuklu olmayan şüpheli ya da sanığın soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında salıverilme isteğinde bulunmasının esaslarını düzenler. Salıverilme istemine ilişkin kararın kimin tarafından verileceğini, bu kararlara itiraz yolunu ve dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde istemin hangi merci tarafından dosya üzerinde inceleneceğini belirler. Kapsam, şüpheli ve sanıklar bakımından geçerlidir. Tutuklama nedenlerini, tutuklamanın koşullarını ve tutuklama yasaklarını düzenlemez (m.100). Adli kontrol yükümlülüklerini ve adli kontrol kararını düzenlemez (m.109). Tutuklamanın geri alınması için Cumhuriyet savcısının ve şüphelinin sulh ceza hâkimine başvurusunu düzenlemez (m.103). Tutukluluk incelemesinin periyodik yapılmasını ve azami tutukluluk sürelerini düzenlemez (m.102, m.102/4 ve m.108 bağlamında ilgili hükümler).

### Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Salıverilme istemi**: Şüpheli veya sanığın tutukluluk halinin sona erdirilmesini, adli kontrol şartı aranmaksızın talep etmesidir. İstem için bir zaman sınırı konulmamıştır; soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında yapılabilir.
- **Tutukluluk hâlinin devamı**: Şüpheli veya sanığın tutuklu olarak tutulmaya devam etmesi kararıdır. Salıverilme isteği üzerine hâkim veya mahkeme bu yönde karar verebilir.
- **Re'sen karar**: Talep olmaksızın, merciin kendiliğinden verdiği karardır. Üçüncü fıkrada bölge adliye mahkemesi veya Yargıtayın salıverilme istemini re'sen de karara bağlayabilmesi bu anlamdadır.
- **Dosya üzerinde inceleme**: Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtayın, tarafları dinlemeden yalnızca dosya içeriğine bakarak yaptığı incelemedir.

### Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri: hangi şartlar aranır?

- Şüpheli veya sanığın tutuklu olması veya tutukluluk hâlinin devam etmesi gerekir.
- İstemin soruşturma veya kovuşturma evrelerinin herhangi bir aşamasında yapılmış olması gerekir; bu bakımdan istem için belirli bir zaman sınırı aranmaz.
- İstemin hâkim veya mahkemeye yöneltilmesi gerekir; karar bu merciler tarafından verilir.
- Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde istem, ilgili dairede veya Ceza Genel Kurulunda dosya üzerinde incelenmelidir; bu incelemeden sonra karar verilir.
- Hâkim veya mahkemenin, tutukluluk halinin devamı ya da salıverilme yönünde karar vermesi gerekir; bu karar gerekçeli olmak zorundadır.

### Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri: hangi sonuçları doğurur?

- Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilme isteyebilir; istem için bir süre sınırı yoktur.
- Salıverilme isteğinin reddi halinde tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiş olur ve bu karara itiraz edilebilir.
- İstem kabul edilirse şüpheli veya sanık adli kontrol şartı aranmaksızın salıverilir.
- Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde, salıverilme istemi hakkında dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilir.
- Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay bu istemi re'sen de karara bağlayabilir; istemin bulunmaması bu yetkiyi ortadan kaldırmaz.
- Hâkim veya mahkemenin verdiği kararlara itiraz edilebilir; itiraz üzerine kararın gözden geçirilmesi sağlanır.

### Soruşturma evresi ile kovuşturma evresi arasındaki fark nedir?

- Soruşturma evresinde istem, sulh ceza hâkimine yapılır ve karar sulh ceza hâkimi tarafından verilir.
- Kovuşturma evresinde istem, davaya bakan mahkemeye yapılır ve karar mahkeme tarafından verilir.

Sonuç: Yetkili merci değişir. Kararın itiraz yolu da bu mercie göre belirlenir.

### İlk derece ile bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay aşaması arasındaki fark nedir?

- Dosya ilk derece mahkemesindeyken istem o mahkemeye yapılır ve karar o mahkemece verilir.
- Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde karar, ilgili dairede veya Ceza Genel Kurulunda dosya üzerinde inceleme sonrasında verilir.

Sonuç: İstem, duruşma açılmadan dosya üzerinde incelenir. Bu karar re'sen de verilebilir.

### Salıverilme kararı ile tutukluluğun devamı kararı arasındaki fark nedir?

- Salıverilme kararına karşı itiraz yolu 24.12.2017 tarihli 696 sayılı KHK ile açılmıştır.
- Tutukluluğun devamı kararına karşı itiraz her zaman mümkündür.

Sonuç: İkinci fıkranın son cümlesi değişiklikten önce yalnızca ret kararına itirazı öngörüyordu; değişiklikten sonra her iki yönde karara itiraz edilebilir hâle gelmiştir.

### Genel salıverilme isteği ile mahkûmiyet sonrası tutma arasındaki fark nedir?

- Birinci fıkradaki istem, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında yapılabilir.
- Mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükme karşı kanun yoluna başvurulmuşsa, tutma mahkûmiyet kararının sonucu olarak değerlendirilir.

Sonuç: Bu hâlde de istem yapılabilir; ancak bu tutma Anayasa m.19/2 kapsamında değerlendirildiği için süreç içinde makul süre ilkesinin ayrıca gözetilmesi gerekir.

### Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Salıverilme isteğine bir süre sınırı getirilmiş gibi yorumlamak; kanun istem için zaman sınırı koymamıştır.
- Mahkûmiyet sonrası tutmayı tutuklamadan farklı bir hal sayıp istemi bu aşamada yapılamaz saymak; kararlara göre istem yapılabilir.
- Kovuşturma aşamasında savcının re'sen tahliye yetkisi olduğunu varsaymak; bu yetki soruşturma aşamasına özgüdür.
- Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde istemi duruşma açarak incelemek; kanun dosya üzerinde inceleme öngörür.
- Salıverilme kararına itiraz edilemeyeceğini düşünmek; 696 sayılı KHK ile ikinci fıkra değişmiş ve her iki yönde itiraz mümkün hâle gelmiştir.
- Re'sen karar yetkisinin yalnız istem varsa kullanılabileceğini düşünmek; üçüncü fıkra bu yetkiyi istemden bağımsız tanır.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Salıverilme isteği için kanunda zaman sınırı bulunmadığı, bu nedenle istemin duruşma gününü beklemeden yapılabileceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/49 E., 2011/28 K., 29.03.2011; Genel Kurul, 2016/22169 E., 20.06.2017)
- Mahkûmiyet hükmünden sonra kanun yoluna başvurulmuş olsa bile tutmanın hükümle ilgili olduğu kabul edilmekte ve salıverilme istemi bu aşamada da yapılabilmektedir. (Genel Kurul, 2023/104438 E., 23.01.2025)
- Kovuşturma aşamasında savcının tutukluyu re'sen serbest bırakma yetkisi bulunmadığı; bunun için mahkemenin tutuklama kararını kaldırması gerektiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2016/15637 E., 12.04.2018)
- Salıverilme isteğinin makul sürede değerlendirilmesi yükümlülüğünün, istinaf ve temyiz aşamasında da devam ettiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2023/104438 E., 23.01.2025; Genel Kurul, 2014/3233 E., 01.06.2016)
- Tutukluluğun devamı kararlarına ilişkin itiraz üzerine merciin tutuklamayı kaldırıp adli kontrol kararı verebildiği, bu kararın ise yeni bir karar sayılarak ayrı itiraz yoluna tabi tutulduğu kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2014/1481 E., 01.06.2016)

### Nasıl ispat edilir?

- Salıverilme isteğini ileri süren şüpheli veya sanık, tutukluluk hâlinin devam ettiğini ve istemin yapıldığını kayıtla gösterir; istemin tarih ve içeriği duruşma tutanağına veya dilekçeye geçirilmelidir.
- Tutukluluk hâlinin devamına karar verilmesi hâlinde, bu kararın dayandığı tutuklama nedenlerinin ve kuvvetli suç şüphesinin mahkemece somut olgularla gerekçelendirilmesi gerekir; ispat yükü kararı veren merciin gerekçelendirme yükümlülüğüdür.
- Karşı tarafın (savcılığın) tutukluluğun devamı gerektiğine ilişkin savunması, tutukluluk nedenlerinin varlığını somut delil ve olgularla göstermesiyle ispatlanır.
- Mahkûmiyet sonrası tutma hâlinde, istemin değerlendirilmesinde dosyadaki kayıtlar ve kanun yolu süreci incelenir; bu hususlar UYAP kayıtlarıyla belgelenir.
- Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtayın dosya üzerinde yaptığı incelemede, tarafların yeni bir delil sunma imkânı bulunmadığından, mevcut dosya içeriği temel alınır.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- 5271 m.103: Cumhuriyet savcısının ve şüphelinin tutuklamanın adli kontrole çevrilmesini istemesini düzenler. Salıverilme isteğinin adli kontrol şartlı olmasını isteyen başvuru yolunu ayrı bir usulle gösterir.
- 5271 m.105: Bu maddede yapılan kararlara karşı itiraz usulünü düzenler. Madde 104/2’nin son cümlesindeki itiraz hakkı bu hükümle birlikte işler.
- 5271 m.109: Adli kontrol yükümlülüklerini düzenler. Salıverilme isteği adli kontrol şartı olmadan yapılırken, bu madde tutukluluğa alternatif adli kontrol kararının içeriğini belirler.
- 5271 m.100: Tutuklamanın koşullarını düzenler. Tutukluluk hâlinin devamı kararı bu koşulların varlığına dayanır.
- 5271 m.270: Ek fıkrası uyarınca itiraz üzerine savcıdan alınacak görüş ve bu görüşün şüpheli ya da müdafiye bildirilmesi usulünü düzenler.

## [CMK m.105 — Usul](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-105)

Madde, 103 ve 104. maddeler uyarınca yapılan istemler üzerine merciin vereceği kararın süresini, kararın türünü (istemin kabulü, reddi veya adli kontrol uygulanması) ve bu kararların duruşma dışında nasıl verileceğini düzenler. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda karar süresinin farklı uygulanmasını da kapsar. Kararlara karşı itiraz yolunu açar. Madde, tutuklama nedenlerinin varlığını, tutuklamanın koşullarını ve tutukluluğun ne zaman sona ereceğini düzenlemez (m.100 ve m.104). Yakalama ve tutuklama kararının kendisi, tutuklamanın şartları ile tutuklu yargılamanın gözden geçirilmesi de bu maddenin kapsamı dışındadır (m.100, m.102). Tutukluluğa itiraz usulünün merciinin kararına karşı yapılacak inceleme yolu ile itirazın süresi ve merci ayrıntıları da ayrıca düzenlenmiştir (m.268).

### Usul: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Merci**: İstemi karara bağlamakla yetkili makamdır. Madde metninde açıkça belirtilmemiş olsa da, 103 ve 104. maddelerdeki istemlerin karara bağlanması bakımından yetkili olan makamı ifade eder.
- **Adli kontrol**: Tutuklama yerine uygulanabilen, şüpheli veya sanığın serbest bırakılmasına karşılık belirli yükümlülüklere tabi tutulmasını sağlayan koruma tedbiridir. Tutuklamaya alternatif olarak bu maddede karar seçeneği olarak yer alır.
- **Görüş alınması**: Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin istemin karara bağlanmasından önce görüşlerinin alınmasıdır. Duruşma dışında bu görüşün alınması zorunlu değildir.
- **İtiraz**: Verilen kararın yeniden incelenmesini isteme yoludur. Madde metninde, bu maddedeki kararlara karşı yapılabileceği belirtilmiştir.

### Usul: hangi şartlar aranır?

- 103 veya 104. maddeler uyarınca bir istemin yapılmış olması gerekir.
- İstemin karara bağlanabilmesi için merciin, Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşünü almış olması gerekir; duruşma dışında bu görüş alınmaz.
- Merci, istem üzerine üç gün içinde karar vermelidir.
- Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından, 103. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılan istemler hariç olmak üzere, karar süresi yedi gün olarak uygulanır.
- Merci, istemi kabul etmek, reddetmek ya da adli kontrol uygulamak yönünde karar vermelidir.

### Usul: hangi sonuçları doğurur?

- Merci üç gün içinde istemi kabul etme, reddetme veya adli kontrol uygulama yönünde karar verir.
- Örgüt faaliyeti suçlarında, 103. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılan istemler hariç, karar süresi yedi gündür.
- Duruşma dışında karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz.
- Bu kararlara karşı itiraz edilebilir.
- Duruşma içinde karar verilirken ilgililerin görüşü alınır.

### Genel süre ile örgüt faaliyeti süresi arasındaki fark nedir?

- Genel kural olarak merci, istem üzerine üç gün içinde karar verir.
- Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda, 103. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılan istemler hariç olmak üzere, süre yedi gündür.

Sonuç: Örgüt faaliyeti suçlarında karar süresi üç günden yedi güne uzar.

### Duruşma içi ile duruşma dışı karar arasındaki fark nedir?

- Duruşma içinde verilen kararda Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınır.
- Duruşma dışında verilen kararda Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz.

Sonuç: Duruşma dışı kararlarda taraflara görüş bildirme imkânı tanınmadan karar verilir.

### Usul: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Örgüt faaliyeti suçlarında her istem için yedi gün uygulamak; 103. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılan istemler için üç gün kuralı geçerlidir.
- Duruşma dışında kararda taraflara görüş sormak; bu durumda görüş alınmaz ve sorulması gerekmez.
- Kararın süresini istemin yapıldığı tarih yerine kararın tebliğ tarihinden saymak; süre istemle başlar.
- Adli kontrolün tutuklama ile aynı maddeye tabi olduğunu sanmak; adli kontrol kararı ayrı bir karar olarak değerlendirilir.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Duruşma dışında verilen tutukluluk kararlarında, savcı veya sanık görüşünün alınmamasının savunma hakkına aykırılık oluşturmadığı kabul edilmektedir; ancak tutuklamaya esas delillerin tutuklu tarafından bilinmemesi halinde itiraz hakkının etkisiz kalacağı vurgulanmaktadır. (Genel Kurul, 2016/15637 E., 12.04.2018)
- Adli kontrol kararının tutuklamayı kaldırması halinde, kararın savcılık ve sanık açısından farklı maddelere göre itiraz yoluna tabi olacağı kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2016/22169 E., 20.06.2017)

### Nasıl ispat edilir?

- Süre aşımı iddiasını ileri süren taraf, istemin tarihini ve kararın verildiği tarihi belgeyle ortaya koymalıdır; dosya kayıtları bu konuda temel delildir.
- Görüş alınıp alınmadığı, duruşma içi ya da dışı karar olup olmadığı tutanak ve dosya kayıtlarıyla ispatlanır.
- Duruşma dışında görüş alınmadığı iddiası, karar tarihinde duruşmanın yapılmamış olması gerektiğinden, mahkeme kayıtlarıyla tespit edilir.
- Örgüt faaliyeti kapsamında yedi günlük süreyi isteyen tarafın, suçun bu kapsamda işlendiğini ve istemin 103. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi kapsamında olmadığını göstermesi gerekir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [5271 sayılı Kanun m.103](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-103): Madde, 103. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılan istemleri örgüt faaliyeti süresinden ayırır. Bu istemler için yedi günlük süre uygulanmaz.
- [5271 sayılı Kanun m.104](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-104): Şüpheli veya sanığın salıverilme istemlerini düzenler. Bu maddenin kararlarına karşı itiraz yolu, 104. maddenin ikinci fıkrasında da öngörülmüştür.
- [5271 sayılı Kanun m.268](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-268): Bu maddede öngörülen kararlara karşı yapılacak itirazın incelenmesine ilişkin usul ve merciyi düzenler.

## [CMK m.106 — Salıverilenin yükümlülükleri](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-106)

Bu madde, salıverilen şüpheli veya sanığın adres bildirme yükümlülüğünü ve bu yükümlülüğe ilişkin ihtarları düzenler. Salıverilmeden önce adresin ve varsa telefon numarasının yetkili yargı merciine ya da tutukevi müdürüne bildirilmesini, soruşturma veya kovuşturma sona erene kadar adres değişikliklerinin bildirilmesini, bu bildirim yapılmazsa önceki adrese tebligat yapılacağının ihtar edilmesini ve ihtarların tutanakla belgelenip yargı merciine gönderilmesini kapsar. Uygulama, tutuklu iken veya adli kontrol altında salıverilen şüpheli ve sanıklar bakımından işler. Adli kontrol yükümlülüklerinin kendisini (m.109), salıverilme istemini (m.104) ve tutukluluk süresi sonunda uygulanacak adli kontrolü (m.109/7) düzenlemez. Tebligatın usulünü ve adrese yapılan tebligatın hukuki sonucunu da bu madde değil, tebligat mevzuatı ve ilgili CMK hükümleri belirler.

### Salıverilenin yükümlülükleri: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Adres bildirimi**: Şüpheli veya sanığın salıverilmeden önce yetkili yargı merciine ya da tutukevi müdürüne adresini ve varsa telefon numarasını bildirmesidir. Bildirim, kişinin usul işlemlerinde ulaşılabilir olmasını sağlamaya yöneliktir.
- **İhtar**: Şüpheli veya sanığa, adres değişikliklerini bildirmesi gerektiğinin ve bildirmezse önceki adrese tebligat yapılacağının bildirilmesidir. İhtar yapılmadan bu sonuç doğmaz; ihtarın yapıldığı tutanakla belgelenmesi gerekir.
- **Adres değişikliği bildirimi**: Önceden verilen adreste meydana gelen her türlü değişikliğin, yeniden beyanda bulunmak ya da iadeli taahhütlü mektupla ilgili merciye bildirilmesidir. Yükümlülük, soruşturma veya kovuşturmanın sona erdirildiği tarihe kadar sürer.
- **Tutanak veya tutukevi müdürünün belgesi**: İhtarların yapıldığını ve yeni adresleri gösteren, yargı merciine gönderilen belgedir. Tutuklu sanık bakımından bu belgeyi tutukevi müdürü düzenler; diğer hallerde tutanak düzenlenir.
- **Önceden bildirilen adrese tebligat**: Adres değişikliği bildirilmediğinde, şüpheli veya sanığa son bildirdiği adreste yapılacak tebligattır. Bu sonucun doğması için ihtarın önceden yapılmış olması gerekir.

### Salıverilenin yükümlülükleri: hangi şartlar aranır?

- Şüpheli veya sanığın salıverilmeden önce yetkili yargı merciine ya da tutukevi müdürüne adresini ve varsa telefon numarasını bildirmesi gerekir.
- Soruşturma veya kovuşturmanın sona erdirileceği tarihe kadar, önceden verilen adreslerdeki her türlü değişikliğin bildirilmesi için şüpheli veya sanığa ihtar yapılmalıdır.
- İhtar, yeniden beyanda bulunmak suretiyle ya da iadeli taahhütlü mektupla yapılacak bildirimin yolunu da göstermelidir.
- İhtara uygun hareket edilmediğinde önceden bildirilen adrese tebligat yapılacağının da ayrıca bildirilmesi gerekir.
- İhtarların yapıldığını belirten ve yeni adresleri içeren tutanak ya da tutukevi müdürünün belgesi düzenlenmelidir.
- Tutanak veya belgenin aslı ya da örneği yargı merciine gönderilmelidir.

### Salıverilenin yükümlülükleri: hangi sonuçları doğurur?

- Salıverilen şüpheli veya sanık adres ve telefon bildirimini yapmadığında, bu madde uyarınca bir yaptırım öngörülmüştür; yükümlülüğün ihlali ayrıca değerlendirilmelidir.
- İhtar yapılmış ve kişi adres değişikliğini bildirmemişse, önceden bildirdiği adrese yapılan tebligat geçerli sayılır.
- İhtarlar yapılmamışsa, önceki adrese tebligat sonucu bu madde temelinde doğmaz.
- Yeni adres bildirildiğinde, tutanak veya belge yargı merciine gönderilir ve tebligatlar yeni adrese yapılabilir.
- Soruşturma veya kovuşturma sona erdirildiğinde adres bildirim yükümlülüğü sona erer.
- Maddede yer alan adres bildirimi ve ihtar yükümlülükleri emredicidir; taraflarca değiştirilemez.

### Salıverilmeden önce bildirim ile soruşturma-kovuşturma sırasında değişiklik bildirimi arasındaki fark nedir?

- Salıverilmeden önceki ilk adres ve telefon bildirimi, salıverilme anına bağlıdır ve adresin ilk kez kaydedilmesini sağlar.
- Salıverilmeden sonraki değişiklik bildirimi, soruşturma veya kovuşturmanın sona erdiği tarihe kadar süren devam eden bir yükümlülüktür.

Sonuç: İlk bildirim salıverilmeden önce yapılır; değişiklik bildirimi ise ihtarla birlikte sürekli olarak yerine getirilir.

### Tutuklu sanık ile tutuklu olmayan şüpheli veya sanık arasındaki fark nedir?

- Tutuklu iken tahliye edilen sanığın bildirimi tutukevi müdürüne yapılır ve belgeyi müdür düzenler.
- Tutuklu olmayan şüpheli veya sanık için adres bildirimi yetkili yargı merciine yapılır ve tutanak düzenlenir.

Sonuç: Bildirim makamı ve belgeyi düzenleyen kişi değişir; belgenin yargı merciine gönderilmesi her iki halde zorunludur.

### Ayrı ihtar ile tebligat sonucu: fark nedir?

- Adres değişikliğinin bildirilmesi yükümlülüğünün ihtarı, kişinin bu yükümlülüğü bilmesini sağlar.
- Önceden bildirilen adrese tebligat yapılacağı uyarısı ise ayrıca yapılmalı ve ihtara uyulmamasının sonucunu bildirir.

Sonuç: Her iki ihtar da yapılmadan tebligat sonucu doğmaz; ihtarlar birlikte gerçekleşmelidir.

### Salıverilenin yükümlülükleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

- İhtarlar yapılmadan önceki adrese tebligat yapmak; bu madde uyarınca tebligat sonucu ancak ihtarla birlikte doğar.
- Tutuklu sanığın bildirimini yargı merciine yapılmış saymak; tutuklu sanıkta bildirim tutukevi müdürüne yapılır.
- Adres bildiriminin yalnızca salıverilme anında yapıldığını varsaymak; değişiklik bildirimi soruşturma veya kovuşturmanın sona erdiği tarihe kadar devam eder.
- Tutanak veya belgenin yargı merciine gönderilmesini atlamak; bu gönderim bir zorunluluktur.
- Adli kontrol yükümlülükleri ile bu maddeyi karıştırmak; adres yükümlülüğü ayrı bir yükümlülüktür.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Adli kontrol ve tutuklamanın yerine getirilmemesi hâllerinde yetkili merciin tutuklama kararı verebildiği kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2024/15960 E., 2025/4372 K., 29.05.2025)
- Adli para cezasının taksitlendirilmesi kararında ödenmeme hâli için bu maddenin üçüncü fıkrasının işletilmesinin yerinde olmadığı, yalnızca tahsil ve hapse çevrilme uyarısının yeterli olduğu kabul edilmektedir. (10. Ceza Dairesi, 2024/6362 E., 2025/5869 K., 21.05.2025)
- Adli para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrilmesine dair uyarının, kararda ayrıca belirtilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2024/15960 E., 2025/4372 K., 29.05.2025)

### Nasıl ispat edilir?

- Adres bildiriminin yapıldığını ve ihtarın verildiğini ispat yükü, önceki adrese tebligatı dayandıran tarafa, yani yargı merciine aittir.
- İhtarın yapıldığı, tutanak ya da tutukevi müdürünün düzenlediği belge ile ispatlanır; bu belgenin yargı merciine gönderilmiş olması gerekir.
- Şüpheli veya sanık ihtarı almadığını ileri sürdüğünde, ihtarın yapıldığını gösteren belgeyi merci ibraz etmek zorundadır.
- Yeni adres bildirimi, yeniden beyan tutanağı ya da iadeli taahhütlü mektupla kanıtlanır.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [5271 sayılı Kanun m.109](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-109): Adli kontrol yükümlülüklerini düzenler. Bu madde adli kontrol altına alınanlar için ayrıca adres bildirimi yükümlülüğü getirir; iki düzenleme birlikte uygulanabilir.
- [5271 sayılı Kanun m.104](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-104): Şüpheli veya sanığın salıverilme isteğini ve bu istem üzerine verilen kararları düzenler; adres bildirimi bu kararın ardından gelen yükümlülüktür.
- [5271 sayılı Kanun m.109](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-109): Kanunlarda öngörülen tutukluluk süresinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında adli kontrol hükümlerinin uygulanmasını düzenler; bu durumda da adres bildirimi yükümlülüğü gündeme gelebilir.

## [CMK m.107 — Tutuklananın durumunun yakınlarına bildirilmesi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-107)

5271 sayılı Kanun m.107, tutuklamaya ve tutuklamanın uzatılmasına ilişkin kararların tutuklunun bir yakınına veya belirlediği bir kişiye bildirilmesini; tutuklunun bu bildirimi kendisinin bizzat yapmasına izin verilmesini ve yabancı şüpheli veya sanık bakımından konsolosluğa bildirimi düzenler. Hükmün muhatabı tutuklama kararını veren hâkimdir; tutuklu olan şüpheli veya sanık ise hem bildirilen kişi hem de bizzat bildirim yapabilecek taraf olarak ilişkiye girer. Maddenin düzenlemediği konular: gözaltına alınan veya yakalanan kişinin yakınlarına haber verilmesi (CMK m.95), tutukluluğun periyodik incelenmesi (m.108), tutuklama nedenleri ve tutuklamanın koşulları (m.100 ve devamı) ile tutuklunun cezaevindeki yaşamı ve infaz esasları (CGTİK). Bildirimin usulüne ilişkin ayrıntılar ve tutuklama kararının gerekçesi de bu maddenin kapsamında değildir.

### Tutuklananın durumunun yakınlarına bildirilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Tutuklunun yakını veya belirlediği kişi**: Haberin verileceği kişidir. Yakın, kanunda tanımlanmamıştır; tutuklu bir kişi belirlemişse haber o kişiye verilir. Belirleme yapılmamışsa yakınlardan birine haber verilmesi uygulamada ön plana çıkar.
- **Hâkimin kararıyla gecikmeksizin haber verme**: Haber verme yükümlülüğü, tutuklama veya tutuklamanın uzatılması kararını veren hâkimin kararına bağlıdır. Haberin gecikmeden verilmesi gerekir; verilme işlemi kararı veren hâkimin sorumluluğundadır.
- **Bizzat bildirim**: Tutuklunun kendisinin, tutuklamayı yakınına veya belirlediği kişiye iletmesidir. Soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmemek koşuluna bağlıdır ve hâkimin haber verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
- **Konsolosluğa bildirim**: Şüpheli veya sanığın yabancı olması hâlinde tutuklanma durumunun vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna iletilmesidir. Yabancının yazılı olarak karşı çıkmaması koşuluna bağlıdır.

### Tutuklananın durumunun yakınlarına bildirilmesi: hangi şartlar aranır?

- Tutuklama veya tutuklamanın uzatılması hakkında bir karar verilmiş olmalıdır; haber verme yükümlülüğü ancak bu karara bağlı olarak doğar.
- Tutuklu, bir yakınına veya belirlediği bir kişiye haber verilmesini isteyebilir; belirleme yapmamışsa haber yakınlarından birine verilir.
- Haber verilmesi hâkimin kararıyla ve gecikmeksizin yapılmalıdır.
- Tutuklunun kendisinin bildirimde bulunmasına izin verilebilmesi için soruşturmanın amacının tehlikeye düşmemesi gerekir.
- Yabancı şüpheli veya sanık bakımından konsolosluğa bildirim yapılabilmesi için kişinin yazılı olarak karşı çıkmamış olması gerekir.
- Konsolosluğa bildirimin konusu tutuklanma durumudur ve bildirim, yabancının vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna yapılmalıdır.

### Tutuklananın durumunun yakınlarına bildirilmesi: hangi sonuçları doğurur?

- Tutuklama veya tutuklamanın uzatılması kararı verildiğinde, tutuklunun belirlediği bir kişiye ya da bir yakınına hâkimin kararıyla gecikmeksizin haber verilir.
- Tutuklu kişi belirleme yapmamışsa haber, yakınlarından birine verilir.
- Soruşturmanın amacı tehlikeye düşecekse tutuklunun bizzat bildirimde bulunmasına izin verilmez.
- Tutuklunun bizzat bildirimde bulunması, hâkimin ayrıca haber verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
- Yabancı şüpheli veya sanık yazılı olarak karşı çıkmadıkça durumu vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir.
- Yabancı yazılı karşı çıkarsa konsolosluğa bildirim yapılmaz; bu durumda haber verme yalnızca yakınlara ilişkin yükümlülükle sınırlı kalır.
- Haber verme yükümlülüğü yerine getirilmezse tutuklama kararının geçerliliği bu nedenle ortadan kalkmaz; ancak yükümlülüğün yerine getirilmemesi bir usul eksikliği olarak değerlendirilebilir.

### Hâkimin haber verme yükümlülüğü ile tutuklunun bizzat bildirimi arasındaki fark nedir?

- Hâkimin kararıyla yapılan haber verme, kararı veren hâkimin yükümlülüğüdür ve tutuklama kararının zorunlu bir parçasıdır.
- Tutuklunun bizzat bildirimi, tutuklunun kendi isteğiyle yaptığı bir iletişimdir ve soruşturmanın amacı korunarak sınırlandırılmıştır.

Sonuç: Tutuklunun bizzat bildirimde bulunması hâkimin haber verme yükümlülüğünü kaldırmaz; her iki bildirim de yapılabilir.

### Yabancı olmayan ile yabancı şüpheli veya sanık arasındaki fark nedir?

- Vatandaş tutuklu için yalnızca yakınına veya belirlediği kişiye haber verilmesi söz konusudur.
- Yabancı tutuklu için ayrıca vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirim söz konusu olabilir.

Sonuç: Yabancı tutuklu bakımından konsolosluk bildirimi, yazılı karşı çıkma yoksa yapılır; karşı çıkılmışsa yapılmaz.

### Tutuklama kararı ile gözaltı işlemi (m.95) arasındaki fark nedir?

- Bu madde tutuklama ve tutuklamanın uzatılması kararlarına ilişkindir ve haber verme yetkisi hâkimdedir.
- Yakalama ve gözaltı işlemlerinde haber verme yetkisi Cumhuriyet savcısındadır ve ayrı bir düzenlemeye tabidir.

Sonuç: Tutuklama aşamasında haber verme hâkim kararıyla, gözaltı aşamasında ise savcı emriyle yapılır.

### Tutuklananın durumunun yakınlarına bildirilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Tutuklunun bizzat bildirimde bulunmasını, hâkimin haber verme yükümlülüğünü kaldıran bir işlem saymak; bu bildirim hâkimin yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
- Yabancı tutuklu için konsolosluğa bildirimi sözlü karşı çıkma üzerine yapmamak; karşı çıkma yazılı olmalıdır ve yazılı karşı çıkma yoksa bildirim yapılmalıdır.
- Yabancı tutukluya karşı çıkma hakkını bildirmeden ve yazı yazma olanağı sağlamadan yazılı karşı çıkmadığını varsaymak.
- Tutuklama kararında haber verme yükümlülüğünü gözaltı aşamasındaki savcının yükümlülüğüyle karıştırmak; tutuklama aşamasında yetkili merci hâkimdir.
- Her tutuklama uzatımında haber verilmesini unutmak; m.107/1 tutuklamanın uzatılmasına ilişkin her karar için haber verilmesini öngörür.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Yargıtay uygulamasında tutuklunun yakınına haber verilmesi, cezaevi idaresi aracılığıyla ya da tutuklunun istediği biçimde yapılabilmekte, bu yolla haber verilmesi yeterli görülmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2018/5602 E., 2021/184 K., 18.01.2021)
- Tutuklunun durumunun yakınlarına bildirilmesi yükümlülüğü, tebligat ve adres bildirimi konularından ayrı değerlendirilmekte, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin tek başına bozma nedeni sayılmadığı görülmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2018/5602 E., 2021/184 K., 18.01.2021)
- Tutuklunun bizzat bildirimde bulunmasına izin verilmesi, hâkimin haber verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı şeklinde uygulanmaktadır. (İkinci Bölüm, 2017/17773 E., 25.09.2019; İkinci Bölüm, 2017/29428 E., 17.07.2019)
- Anayasa Mahkemesi kararları çerçevesinde m.107/1'in tutuklamadan ve tutuklamanın uzatılmasından her kararda haber verilmesini öngördüğü, bu nedenle her uzatma kararında da haber verilmesinin gerektiği kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2017/16053 E., 04.05.2020)

### Nasıl ispat edilir?

- Haber verme yükümlülüğünün yerine getirildiğini ileri süren taraf, bunu kanıtlamakla yükümlüdür; bu ispat, tutanak, yazılı bildirim veya hâkim kararındaki kayıtla yapılabilir.
- Haber verilmesi, uygulamada yazılı yapılmalıdır; yazılı bildirim mümkün değilse sözlü bildirim tutanağa geçirilerek belgelenmelidir.
- Yabancı tutuklu bakımından konsolosluğa bildirim yapıldığını ileri süren taraf bunu ispatlamakla yükümlüdür; yabancının yazılı karşı çıkmadığının belgelenmesi de aynı şekilde gereklidir.
- Yabancının yazılı karşı çıkma iradesini ortaya koyma imkânı tanınmadan karşı çıkmadığı varsayılamaz; karşı çıkma hakkının bildirilmesi ve yazı yazma olanağının sağlanması gerekir.
- Tutuklunun bizzat bildirimde bulunduğunu ileri süren taraf, bildirimin soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmediğini gösterecek belgeleri sunmalıdır.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- 5271 m.95: Yakalama ve gözaltında yakınlara haber verme düzenlenmiştir; bu madde tutuklama aşamasını düzenleyen m.107'den ayrı bir yükümlülük getirir ve yetkili merci savcıdır.
- 5271 m.108: Tutukluluğun devamının periyodik olarak incelenmesini düzenler; m.107'nin kapsamı dışındadır, ancak tutuklunun durumuyla ilgili ayrı bir usul sağlar.
- 5271 m.100: Tutuklama nedenlerini düzenler; haber verme yükümlülüğü ancak geçerli bir tutuklama kararı bulunduğunda doğar.

## [CMK m.108 — Tutukluluğun incelenmesi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-108)

Madde, soruşturma evresinde tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğinin en geç otuzar günlük süreler itibarıyla incelenmesini, bu incelemenin sulh ceza hâkimi tarafından Cumhuriyet savcısının istemi üzerine ve şüpheli veya müdafii dinlenerek yapılmasını düzenler. Ayrıca şüphelinin bu süre içinde incelemeyi isteyebilmesini ve kovuşturma evresinde hâkim veya mahkemenin her oturumda, koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında veya otuzar günlük süre içinde re'sen karar vermesini düzenler. Maddeyi tutuklama kararının verilmesi, tutuklamanın koşulları ve tutukluluğa itirazın ayrıntılı usulü bakımından uygulamak gerekir; bu konular madde kapsamında değildir: tutuklama koşulları (m.100), tutuklamaya itiraz ve itirazın incelenmesi (m.101, m.104 ve sonrası), tutukluluk incelemesinin tahliye kararına bağlanması ve tahliye sonrası yükümlülükler (m.109, m.110), ayrıca tutukluluğun denetiminin tazminat yönü ile dava yolu (ilgili tazminat hükümleri ve Anayasa m.19 bakımından bireysel başvuru) düzenlenmez.

### Tutukluluğun incelenmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Tutukluluk hâlinin incelenmesi**: Tutuklu bulunan kişinin tutukluluğunun devam edip etmeyeceğinin resen veya talep üzerine yeniden değerlendirilmesidir. Tutuklama kararının bir kez verilmesinden sonra tutukluluğun yargılama boyunca kendiliğinden tartışılmamasını önlemeyi amaçlar.
- **Otuzar günlük süre**: Soruşturma evresinde tutukluluk incelemesinin en geç yapılacağı zaman aralığıdır. Süre, tutukluluk kararının verildiği veya bir önceki incelemenin yapıldığı tarihten itibaren işler; bu aralık bir üst sınırdır, daha kısa aralıklarla inceleme yapılmasına engel değildir.
- **Dosya üzerinden inceleme ve duruşmalı inceleme**: Şüpheli veya müdafii dinlenmeksizin yapılan değerlendirme dosya üzerinden incelemedir; şüpheli veya müdafiinin dinlenmesi ise duruşmalı incelemedir. Soruşturma evresinde madde, hâkimin kararı öncesinde şüpheli veya müdafiinin dinlenmesini açıkça öngörür.
- **Re'sen karar**: Hâkim veya mahkemenin talep beklemeksizin kendiliğinden tutukluluk incelemesi yapmasıdır. Kovuşturma evresinde üçüncü fıkrada öngörülen hallerde tutukluluğun devamına karar verilmesi bu biçimde yapılır.
- **Koşulların gerektirdiği hal**: Yeni kanıt elde edilmesi, toplanması gereken delillerin toplanması veya tutukluluk hâlini etkileyebilecek diğer olay ve olgularda gelişme olması durumudur. Bu hâlde oturumlar arasında da inceleme yapılabilir.

### Tutukluluğun incelenmesi: hangi şartlar aranır?

- Soruşturma evresinde incelemenin, şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde yapılması gerekir.
- İncelemenin, en geç otuzar günlük süreler itibarıyla yapılması gerekir.
- İnceleme için Cumhuriyet savcısının istemi bulunmalıdır.
- İncelemeyi sulh ceza hâkimi yapmalı ve karar verirken 100. madde hükümlerini göz önünde bulundurmalıdır.
- Karar öncesinde şüpheli veya müdafii dinlenmiş olmalıdır.
- Şüphelinin, otuzar günlük süre içinde tutukluluk durumunun incelenmesini istemesi de mümkündür; bu talep üzerine de aynı inceleme yapılır.
- Kovuşturma evresinde, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamı hakkında hâkim veya mahkeme her oturumda, koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında veya birinci fıkradaki süre içinde re'sen karar vermelidir.

### Tutukluluğun incelenmesi: hangi sonuçları doğurur?

- Soruşturma evresinde otuzar günlük süre içinde tutukluluk hâlinin devamına karar verilmesi gerekir; bu inceleme yapılmazsa tutukluluğun yasal dayanağının sürdürülmesi tartışmalı hâle gelir.
- Şüpheli veya müdafii dinlenmeden verilen karar, madde metnindeki usule uygun değildir.
- Savcının istemi olmaksızın sulh ceza hâkiminin soruşturma evresinde bu inceleme kararını kendiliğinden vermesi öngörülmemiştir.
- İnceleme sonucunda tutukluluğun devamına gerek görülmezse tutukluluk sona erer ve şüpheli serbest bırakılır.
- Kovuşturma evresinde hâkim veya mahkeme, koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında da tutukluluğun devamı hakkında re'sen karar verebilir.
- Şüpheli, otuzar günlük süre içinde tutukluluk durumunun incelenmesini isteyebilir; bu istem madde kapsamında reddedilemez, ancak incelemenin sonucu ayrı bir karara bağlanır.
- Tutukluluğun devamı kararı, tutuklamanın koşullarının hâlâ var olduğunu gösteren gerekçe içermelidir.

### Soruşturma ile kovuşturma evresi arasındaki fark nedir?

- Soruşturma evresinde inceleme, sulh ceza hâkimi tarafından ve savcının istemine bağlı olarak yapılır; şüphelinin dinlenmesi zorunludur.
- Kovuşturma evresinde inceleme, davayı yürüten hâkim veya mahkeme tarafından re'sen yapılır ve her oturumda gerçekleşir.

Sonuç: Soruşturmada inceleme istem ve dinleme koşullarına bağlıdır; kovuşturmada ise talep aranmaksızın oturum düzeninde yapılır.

### Dinlenerek karar ile dosya üzerinden inceleme arasındaki fark nedir?

- Şüpheli veya müdafiinin dinlenmesiyle yapılan inceleme, soruşturma evresindeki birinci fıkra kararının usulüdür.
- Şüpheli veya müdafiinin dinlenmediği durumlar, madde metninde açıkça öngörülen usul dışında kalır.

Sonuç: Soruşturma evresinde dinleme olmadan verilen tutukluluğun devamı kararı, madde metnine aykırı bir usul taşır.

### Otuzar günlük süre ile oturumlar arası inceleme arasındaki fark nedir?

- Otuzar günlük süre en geç sınırdır ve soruşturmada bu süreye dayanarak inceleme yapılır.
- Kovuşturmada oturumlar arasında veya koşullar gerektirdiğinde yapılan inceleme, süreye bağlı kalmaksızın mümkündür.

Sonuç: Kovuşturmada inceleme aralığı daha sık olabilir; otuzar günlük süre yalnız bir üst sınır olarak işler.

### Tutukluluğun incelenmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Soruşturma evresinde otuzar günlük süreyi, kovuşturmadaki oturum düzeniyle karıştırıp incelemeyi süreye hiç bağlamamak.
- Şüpheli veya müdafiinin dinlenmesi zorunluluğunu gözden kaçırıp dosya üzerinden karar vermek.
- Kovuşturmada re'sen incelemeyi yalnız oturumlarla sınırlı saymak; koşulların gerektirdiği hâlde oturumlar arasında inceleme yapılabileceğini unutmak.
- Otuzar günlük sürenin bir üst sınır olduğunu unutarak süre dolmadan yapılan incelemeyi usulsüz saymak.
- Şüphelinin ikinci fıkra uyarınca yaptığı incelemeye ilişkin istemi, resen inceleme yükümlülüğünün yerine geçen bir talep gibi değerlendirmek.
- Tutukluluğun devamı kararında tutuklama koşullarının hâlâ devam ettiğini gerekçelendirmeden yalnız önceki gerekçeye atıf yapmak.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Tutukluluğun devamı incelemesinin soruşturmada dosya üzerinden yapılmasının, şüpheli veya müdafiinin dinlenmesini gerektiren usule aykırı olduğu ve Anayasa m.19 bakımından hak ihlali sayıldığı kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2018/1073 E., 22.05.2019)
- Tutukluluk incelemesinin, şüpheli veya müdafiinin dinlenmesi suretiyle yapılması gerektiği; bu dinlemenin yapılmadığı hallerde incelemenin usulüne uygun sayılmayacağı kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2018/1073 E., 22.05.2019)
- Kovuşturmada tutukluluk inceleme kararlarının, yalnız kalıp ifadeyle yinelenmesinin gerekçe yükümlülüğünü karşılamadığı; kararın tutukluluğun meşruluğunu gösterecek özen ve içerikte olması gerektiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2016/22169 E., 20.06.2017)
- Uzun süreli tutukluluk hâllerinde, incelemenin duruşmalı yapılmasının gerektiği ve duruşmasız incelemenin sürdürülmesinin hak ihlali oluşturabileceği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2014/10405 E., 25.05.2017)
- Savcının tutukluluğun devamı yönündeki yazılı görüşünün şüpheli veya müdafiine bildirilmemesinin silahların eşitliği ilkesine aykırılık oluşturduğu kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2016/15637 E., 12.04.2018)

### Nasıl ispat edilir?

- Tutukluluğun devamı incelemesini talep eden Cumhuriyet savcısı, istemin dayanağı olan koşulların hâlâ var olduğunu ve tutuklama nedenlerinin devam ettiğini somut olgularla ortaya koymakla yükümlüdür.
- Tutuklamanın devam ettiğini ileri süren taraf, kuvvetli suç şüphesi ile tutuklama nedenlerinin devam ettiğini gerekçeli biçimde göstermelidir; bu kayıt dosya içindeki belgelerle ispatlanır.
- Şüphelinin veya müdafiinin, tutukluluğun devamına karşı ileri sürdüğü değişen koşullar, ilgili belgelerle veya dinleme sırasında beyanla ortaya konur.
- Şüpheli veya müdafiinin dinlenmediğini ileri süren taraf, tutanak ve duruşma kayıtlarıyla bunu ispatlamalıdır; dinleme yapılmadığı tutanakta görünmüyorsa usul eksikliği kabul edilir.
- Savcının yazılı görüşünün şüpheli veya müdafiine bildirildiğini gösteren belge bulunmalıdır; bu belge yoksa silahların eşitliğine aykırılık ispatlanmış sayılır.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- 5271 m.100: Birinci fıkra, sulh ceza hâkiminin tutukluluğun devamına karar verirken 100. madde hükümlerini göz önünde bulundurmasını zorunlu kılar. Tutuklama koşulları bu maddede düzenlenmiştir.
- 5271 m.101: Tutuklama kararının gerekçesi ve tutukluluğun devamı kararının gerekçe yükümlülüğü bakımından paralel niteliktedir.
- 5271 m.109: Tutukluluk incelemesi sonucunda tutukluluğun sona erdirilmesi ve tahliye ayrıntıları bu maddede düzenlenir; madde 108 incelemeyi, 109 ise tahliye sonucunu düzenler.

## Süreler

| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| iki yıldan | [m.100](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-100) | (4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. |
| bir yıldır | [m.102](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-102) | (1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/18 md.) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır. |
| altı ay | [m.102](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-102) | Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir. |
| iki yıldır | [m.102](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-102) | (2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. |
| üç yılı | [m.102](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-102) | Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991… |
| beş yılı | [m.102](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-102) | Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991… |
| altı ayı | [m.102](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-102) | (4) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez. |
| bir yılı | [m.102](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-102) | (4) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez. |
| bir yıl | [m.102](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-102) | Ancak, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok bir yıl altı… |
| üç yılı | [m.104](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-104) | (1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 141 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “üç yılı” ibaresinden sonra gelmek üzere “, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap… |
| beş yılı | [m.104](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-104) | (1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 141 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “üç yılı” ibaresinden sonra gelmek üzere “, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap… |
| üç gün | [m.105](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-105) | (Değişik: 25/5/2005 – 5353/13 md.) (1) 103 ve 104 üncü maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol… |
| yedi gün | [m.105](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-105) | (Ek cümle: 24/11/2016-6763/23 md.) 103 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılan istemler hariç olmak üzere örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından bu süre yedi gün olarak uygulanır. |

## Konuda geçen kararlar

- 2020/44 E., 2020/41 K., 17.07.2020 (m.107)
- Ceza Genel Kurulu, 2012/1244 E., 2012/1775 K., 18.09.2012 (m.102)
- Ceza Genel Kurulu, 2011/692 E., 2012/60 K., 28.02.2012 (m.102)
- Ceza Genel Kurulu, 2011/51 E., 2011/42 K., 12.04.2011 (m.102)
- Ceza Genel Kurulu, 2011/49 E., 2011/28 K., 29.03.2011 (m.102, m.104)
- Ceza Genel Kurulu, 2007/220 E., 2008/145 K., 20.05.2008 (m.103)
- 8. Ceza Dairesi, 2024/15960 E., 2025/4372 K., 29.05.2025 (m.106)
- 10. Ceza Dairesi, 2024/6362 E., 2025/5869 K., 21.05.2025 (m.106)
- 9. Ceza Dairesi, 2021/18776 E., 2024/7399 K., 17.09.2024 (m.103)
- 9. Ceza Dairesi, 2023/662 E., 2024/1517 K., 26.02.2024 (m.103)
- 9. Ceza Dairesi, 2023/2949 E., 2024/1286 K., 19.02.2024 (m.103)
- 9. Ceza Dairesi, 2023/12504 E., 2024/557 K., 22.01.2024 (m.103)
- 6. Ceza Dairesi, 2023/1789 E., 2023/9816 K., 05.04.2023 (m.106)
- 6. Ceza Dairesi, 2023/9828 E., 2023/9341 K., 16.03.2023 (m.106)
- 6. Ceza Dairesi, 2023/9805 E., 2023/9344 K., 16.03.2023 (m.106)
- 1. Ceza Dairesi, 2018/5602 E., 2021/184 K., 18.01.2021 (m.107)
- 22. Ceza Dairesi, 2015/15237 E., 2016/7412 K., 03.05.2016 (m.106)
- 1. Ceza Dairesi, 2010/36 E., 2010/7025 K., 27.10.2010 (m.107)
- Genel Kurul, 2023/104438 E., 23.01.2025 (m.104)
- İkinci Bölüm, 2020/15221 E., 05.10.2023 (m.105)
- Genel Kurul, 2020/13893 E., 29.12.2020 (m.102)
- Birinci Bölüm, 2017/35344 E., 09.06.2020 (m.103)
- İkinci Bölüm, 2017/16053 E., 04.05.2020 (m.107)
- İkinci Bölüm, 2017/17773 E., 25.09.2019 (m.107)
- İkinci Bölüm, 2017/29428 E., 17.07.2019 (m.107)
- Genel Kurul, 2018/1073 E., 22.05.2019 (m.108)
- Birinci Bölüm, 2015/1895 E., 11.10.2018 (m.105)
- Genel Kurul, 2016/15637 E., 12.04.2018 (m.104, m.105, m.108)
- Genel Kurul, 2016/22169 E., 20.06.2017 (m.104, m.105, m.108)
- Genel Kurul, 2014/10405 E., 25.05.2017 (m.108)
- İkinci Bölüm, 2014/973 E., 05.04.2017 (m.105)
- İkinci Bölüm, 2015/9756 E., 16.11.2016 (m.105)
- Genel Kurul, 2014/3233 E., 01.06.2016 (m.104)
- Genel Kurul, 2014/1481 E., 01.06.2016 (m.104)
- Genel Kurul, 2013/9352 E., 02.07.2015 (m.102)
- Genel Kurul, 2013/3072 E., 02.07.2015 (m.108)
- Genel Kurul, 2014/14061 E., 08.04.2015 (m.108)

---

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 10.10.2024 (m.100).
Bu metin eğitim amaçlıdır, hukuki danışmanlık değildir. Bağlayıcı olan madde metnidir; alıntılarken maddenin güncel hâlini teyit edin.
Kaynak: https://www.hukuksalegitim.com/konu/ceza-muhakemesi-hukuku/tutuklama
