---
title: "Yönetmelik ve keşif — Ceza Muhakemesi Hukuku konu anlatımı"
course: "Ceza Muhakemesi Hukuku"
law: "Ceza Muhakemesi Kanunu"
articles: "CMK m.82–89"
last_amended: "2005-05-25"
compiled: "2026-10-21"
jurisdiction: "TR"
source: "https://www.hukuksalegitim.com/konu/ceza-muhakemesi-hukuku/yonetmelik-ve-kesif"
publisher: "Hukuksal Eğitim"
language: "tr"
---

# Yönetmelik ve keşif

Ceza Muhakemesi Hukuku › Genel hükümler › Tanıklık, bilirkişi incelemesi ve keşif › Gözlem altına alınma, muayene, keşif ve otopsi — [Ceza Muhakemesi Hukuku](https://www.hukuksalegitim.com/konu/ceza-muhakemesi-hukuku)

## Kısaca

CMK m.82, CMK'nın 75 ilâ 81. maddelerinde öngörülen işlemlerin usullerinin yönetmelikle düzenlenmesini öngörür. CMK m.83, keşifin kimin tarafından yapılacağını ve keşif tutanağının içeriğini düzenler.

## Kapsam

Bu konu, Ceza Muhakemesi Kanunu m.82–89 hükümlerini kapsar: yönetmelik, keşif, keşifte, tanık veya bilirkişinin dinlenmesinde bulunabilecekler, yer gösterme, ölünün kimliğini belirleme ve adlî muayene, otopsi, yeni doğanın cesedinin adlî muayenesi veya otopsi, zehirlenme şüphesi üzerine yapılacak işlem.

- [CMK m.82 — Yönetmelik](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-82)
- [CMK m.83 — Keşif](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-83)
- [CMK m.84 — Keşifte, tanık veya bilirkişinin dinlenmesinde bulunabilecekler](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-84)
- [CMK m.85 — Yer gösterme](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-85)
- [CMK m.86 — Ölünün kimliğini belirleme ve adlî muayene](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-86)
- [CMK m.87 — Otopsi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-87)
- [CMK m.88 — Yeni doğanın cesedinin adlî muayenesi veya otopsi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-88)
- [CMK m.89 — Zehirlenme şüphesi üzerine yapılacak işlem](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-89)

## [CMK m.82 — Yönetmelik](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-82)

Madde, CMK'nın 75 ilâ 81. maddelerinde öngörülen işlemlerin usullerinin yönetmelikle düzenlenmesini öngörür. Bu yollamanın konusu, 75-81. maddelerde yer alan işlemlerin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslardır. Madde, doğrudan hak ya da yükümlülük kurmaz; yalnızca düzenleme yetkisi verir ve kapsamı bu yetkinin sınırıyla belirlenir. Maddenin muhatabı, yönetmelik çıkarma yetkisini taşıyan merci ile bu işlemleri yürüten organlardır. Madde, 75-81. maddelerin kendi hükümlerini (ör. uzlaşma, müsadere, kolluk ve arama işlemleri) düzenlemez; bu hükümler ilgili maddelerinde yer alır. Madde ayrıca yönetmeliğin içeriğini, yürürlük tarihini ve yönetmeliğin kanuna aykırı olup olmayacağına ilişkin denetimi düzenlemez.

### Yönetmelik: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Yönetmelik yollaması**: Kanunun bir konuyu ayrıntılı usul ve esaslara bırakarak ilgili düzenlemeyi idari düzenleme ile tamamlamasıdır. Yollama, kanunun temel ilkelerini değiştirme yetkisi vermez; yalnızca usule ilişkin ayrıntıları kapsar.
- **Usul ve esas**: İşlemin nasıl yapılacağını, hangi form ve aşamalarla gerçekleşeceğini belirleyen ayrıntılı kurallardır. Hakkın varlığını ya da kapsamını belirleyen hükümler bu kavrama girmez.

### Yönetmelik: hangi şartlar aranır?

- Yönetmelik düzenlemesinin konusu, 75 ilâ 81. maddelerde öngörülen işlemlerin yapılmasına ilişkin usul ve esaslar olmalıdır.
- Yönetmelik, kanunda öngörülen işlemlerin usulünü düzenlemekle sınırlı kalmalı; işlemin kanunda öngörülmeyen yeni bir hak, yükümlülük ya da yaptırım yaratmamalıdır.
- Yönetmeliğin çıkarılması, kanunun öngördüğü yetkiye dayanmalı ve kanuna aykırı hükümler içermemelidir.

### Yönetmelik: hangi sonuçları doğurur?

- 75 ilâ 81. maddelerde öngörülen işlemlerin usulü yönetmelikte gösterilir.
- Yönetmelik, kanunda düzenlenmemiş bir işlemi ya da yaptırımı getiremez.
- Yönetmelik kanuna aykırı düzenleme içeriyorsa, kanun hükmü esas alınır ve aykırı yönetmelik hükmü uygulanmaz.

### Kanun hükmü ile yönetmelik hükmü arasındaki fark nedir?

- Kanun hükmü, işlemin koşullarını, hukuki sonucunu ve temel güvencelerini belirler.
- Yönetmelik hükmü, bu işlemlerin nasıl yapılacağına ilişkin ayrıntılı usulü düzenler.

Sonuç: Çelişki halinde kanun hükmü üstündür; yönetmelik kanuna aykırı hüküm içeremez.

### Yönetmelik: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Madde 82'yi doğrudan bir hak ya da yükümlülük kaynağı saymak; madde yalnızca yönetmelik yetkisi verir.
- Yönetmeliğin kanunda öngörülmeyen bir işlem ya da yaptırım getirebileceğini varsaymak.
- Yönetmelik hükmünü, kanun hükmüne aykırı olduğu hâlde uygulamak.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 5271 sayılı Kanun'un 82., 99., 150/4., 167., 180/5. ve 253/24. maddelerinde yönetmelikle düzenlenecek konuların açıkça belirtildiğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1063 E., 2017/7 K., 17.01.2017; Ceza Genel Kurulu, 2016/1165 E., 2017/8 K., 17.01.2017; Ceza Genel Kurulu, 2016/57 E., 2016/374 K., 18.10.2016)
- Yargıtay, Madde 82 uyarınca çıkarılan yönetmelik hükümlerinin, kanun hükmüne aykırı düşmemesi gerektiğini esas almaktadır. (Genel Kurul, 2017/31619 E., 23.07.2020; Birinci Bölüm, 2020/32865 E., 10.12.2024)

### Nasıl ispat edilir?

- Yönetmelik hükmünün uygulanabilirliği tartışıldığında, hükmün dayandığı yetkinin 82. madde ve ilgili kanun maddesinde bulunduğunu ilgili taraf göstermelidir.
- Yönetmelik hükmünün kanuna aykırılığını ileri süren taraf, bu aykırılığı kanun metni ile karşılaştırarak ortaya koymalıdır.
- Yönetmeliğin yürürlükte olup olmadığı ve hangi tarihte çıkarıldığı resmî kaynaktan belgelenmelidir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- 5271 m.75: Uzlaştırma işlemlerinin usul ve esaslarının yönetmelikle düzenlenmesine konu olan maddelerden biridir.
- 5271 m.81: Madde 82'nin yollama yaptığı 75 ilâ 81. maddelerin son halkasıdır; bu aralıktaki işlemlerin usulü yönetmelikle belirlenir.

## [CMK m.83 — Keşif](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-83)

CMK m.83, keşifin kimin tarafından yapılacağını ve keşif tutanağının içeriğini düzenler. Keşif, hâkim, mahkeme, naip hâkim ya da istinabe olunan hâkim veya mahkeme tarafından yapılır; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı da yapabilir. Keşif tutanağına var olan durumun yanında varlığı umulup elde edilemeyen delillerin yokluğunun da yazılmasını öngörür. Hüküm, keşfi yapan merci bakımından yargılamanın tüm taraflarını ilgilendirir. Keşifte hazır bulunabilecek kişileri, bildirim usulünü ve tutuklu sanığın hazır bulundurulmasını düzenlemez (m.84). Yer gösterme işlemini düzenlemez (m.85 ve izleyen hükümler). Tanık ve bilirkişinin dinlenmesine ilişkin hükümler de bu maddenin konusu değildir (m.178 ve izleyen hükümler).

### Keşif: hangi şartlar aranır?

- Keşifte, hâkim, mahkeme, naip hâkim ya da istinabe olunan hâkim veya mahkeme yetkili merci olarak işlem yapmalıdır.
- Cumhuriyet savcısının keşif yapabilmesi için gecikmesinde sakınca bulunan bir hâlin varlığı gerekir; bu hâlde savcı yetkilidir.
- Keşif, olayın yerinde ve var olan durum üzerinde yapılmalıdır.
- Keşif tutanağına var olan durum ve olayın özel niteliğine göre varlığı umulup elde edilemeyen delillerin yokluğu da yazılmalıdır.

### Keşif: hangi sonuçları doğurur?

- Keşif, gecikmesinde sakınca bulunan hâl varsa Cumhuriyet savcısı tarafından da yapılabilir.
- Keşif tutanağında var olan durum yazılır.
- Varlığı umulmasına rağmen elde edilemeyen delillerin yokluğu da tutanağa yazılmalıdır.
- Tutanakta yalnızca bulunanların yazılması yeterli sayılmaz; bulunamayanlar da kayda geçirilmelidir.
- Keşif tutanağı açık, ayrıntılı ve net düzenlenmelidir; keşfe katılmamış yargıçlar ve Yargıtay denetimi için yeterli bilgi içermelidir.
- Savcı tarafından yapılan keşif, hâkimin yapacağı keşifle aynı biçimde tutanağa bağlanır ve keşif sırasında hazır bulunabilecekler savcının işleminde de hazır bulundurulmalıdır.

### Hâkim veya mahkeme ile cumhuriyet savcısı arasındaki fark nedir?

- Keşfin temel yetkili merci hâkim veya mahkemedir. Keşif, ilke olarak yargılama içinde hâkim tarafından yapılır.
- Cumhuriyet savcısı yalnızca gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde keşif yapabilir.

Sonuç: Savcının yaptığı keşif istisnaidir. Sakınca hâli bulunmadan savcının keşif yapması, hâkimin yetkisine müdahale sayılır.

### Keşif ile delillerin aranıp bulunması (kolluk veya savcının saptamaları) arasındaki fark nedir?

- Keşif, hâkim veya savcının beş duyusuyla yaptığı yargısal inceleme işlemidir ve tutanağa bağlanır.
- Kolluk veya savcının delil olabilecek şeyleri arayıp bulmak için yaptığı araştırma ve saptamalar keşif değildir.

Sonuç: Bu iki işlem birbirine karıştırılmamalıdır; keşif hükmü yalnızca gerçek keşif işlemi için geçerlidir.

### Yerinde keşif ile naip veya istinabe yoluyla keşif arasındaki fark nedir?

- Keşif, mahkemenin bizzat yaptığı ya da kurul üyesi naibe yaptırdığı biçimde gerçekleşir.
- Keşif yeri başka yargı bölgesinde ise istinabe yoluyla o yerin yargıcına yaptırılabilir.

Sonuç: Yetki, keşif yerinin bulunduğu yargı bölgesine göre belirlenir.

### Keşif: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Gecikmesinde sakınca bulunmayan bir olayda Cumhuriyet savcısının keşif yapabileceğini varsaymak; savcı yetkisinin istisna olduğunu gözden kaçırmak.
- Kolluk veya savcının delil arama ve saptamasını keşif saymak; bu işlemin keşif tutanağı ve usul güvencelerine tabi olmadığını düşünmek.
- Keşif tutanağına yalnızca bulunan delilleri yazıp varlığı umulan ama bulunamayanların yokluğunu kaydetmemek.
- Keşifte yalnızca teknik bilirkişi ölçümünü yeterli görmek ve hâkim ya da savcının bizzat katılımını atlamak.
- Keşifte hazır bulunabilecekler için bildirimi ihmal ederek keşfi yapmak; keşfin duruşmanın devamı niteliği taşıdığını unutmak.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Keşifin hâkim tarafından yapılması ilke kabul edilmekte, Cumhuriyet savcısının keşfi ancak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yapabildiği belirtilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2007/89 E., 2008/54 K., 18.03.2008; Ceza Genel Kurulu, 2012/349 E., 2012/152 K., 10.04.2012; 12. Ceza Dairesi, 2022/2952 E., 2023/1225 K., 12.04.2023)
- Gecikmesinde sakınca kavramı, delillerin kaybolma tehlikesi ve hâkimden karar alınamayacak kadar acil durum birlikte değerlendirilerek yorumlanmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2007/89 E., 2008/54 K., 18.03.2008)
- Keşif yalnızca teknik bilirkişi tarafından yapılan ölçüm ve tespitle yetinilerek gerçekleştirildiğinde, keşfin hâkim veya savcı huzurunda yapılmaması nedeniyle düzenlenen raporun hükme esas alınması hukuka aykırı bulunmaktadır. (8. Ceza Dairesi, 2023/4028 E., 2024/299 K., 15.01.2024)
- Keşif tutanağına var olanlar yazıldığı gibi varlığı umulup bulunamayanlar da yazılmalıdır; bu eksiklik Yargıtay tarafından bozma nedeni sayılabilmektedir. (Genel Kurul, 2017/37897 E., 05.07.2022)
- Keşif, duruşmanın devamı niteliğinde kabul edilmekte; keşif gününün ve saatinin sanık ve müdafiine bildirilmemesi savunma hakkının kısıtlanması olarak değerlendirilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2025/593 E., 2025/6783 K., 06.10.2025)

### Nasıl ispat edilir?

- Keşifin hangi merci tarafından yapıldığını iddia eden taraf, bu yetkinin dayanağını ortaya koymakla yükümlüdür; keşif tutanağı bu hususun asıl belgesidir.
- Savcı tarafından yapılan keşifte gecikmesinde sakınca bulunduğu, keşfi yapan savcının tutanakta veya kararda gerekçelendirmesiyle ortaya konulmalıdır.
- Tutanağın eksiksizliği, varlığı umulup bulunamayan delillerin yokluğunun yazılıp yazılmadığına bakılarak denetlenir.
- Keşif tutanağındaki eksikliği ileri süren taraf, tutanağın varlığı umulan delilleri kayda geçirmediğini tutanağın kendisiyle ortaya koyar.
- Keşifte tanık tutanağı ve tanık imzası gibi unsurların eksikliği, tutanağın delil değerini etkileyebileceğinden, bu hususun eksikliğini ileri süren taraf tutanağın kendisinden hareket eder.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [5271 sayılı Kanun m.84](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-84): Keşifte hazır bulunabilecek kişileri, bildirimi ve tutuklu sanığın hazır bulundurulmasını düzenler; m.83'ün uygulanmasının tamamlayıcısıdır.
- [5271 sayılı Kanun m.85](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-85): Yer gösterme işlemini düzenler; keşifle karıştırılmamalıdır.
- [5271 sayılı Kanun m.209](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-209): Keşif tutanaklarının duruşmada okunmasını ve taraflara söz verilmesini öngörür; tutanağın delil olarak değerlendirilmesinde kullanılır.

## [CMK m.84 — Keşifte, tanık veya bilirkişinin dinlenmesinde bulunabilecekler](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-84)

Madde, keşif sırasında hazır bulunabilecek kişileri (şüpheli, sanık, mağdur ile müdafi ve vekil), tanık ya da bilirkişinin keşifte dinlenmesi koşullarını, şüpheli veya sanığın keşifte bulunmamasına karar verilmesi halini, keşfe hazır bulunma hakkı olanların önceden haberdar edilmesini ve tutuklu şüpheli ya da sanığın keşfe getirilmesini düzenler. Kişiler bakımından keşfe katılma hakkı mağdur, şüpheli, sanık ve bunların müdafi ya da vekilleri ile tanık ve bilirkişiyi kapsar. Keşif tutanağının içeriğini ve keşfin hukuki niteliğini düzenlemez; tutanağa ilişkin hüküm (m.83), keşfin yapılışı ve ara karar süreci (m.83) ile yer gösterme işlemi (m.84 değil, m.90 ve ilgili hükümler) bu maddede yer almaz. Tanığın duruşmada dinlenmesi (m.43 vd.) ve bilirkişi incelemesi (m.66 vd.) de madde kapsamı dışındadır.

### Keşifte, tanık veya bilirkişinin dinlenmesinde bulunabilecekler: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Keşif**: Hâkim, mahkeme veya istinabe olunan hâkim ya da mahkeme tarafından, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından olay yerinde ya da delilin bulunduğu yerde yapılan delil toplama işlemidir. Keşif bir duruşma niteliği taşıdığından hazır bulunma hakkı bu maddeye tabidir.
- **Hazır bulunma hakkı**: Keşifte şüpheli, sanık, mağdur ile müdafi ve vekilin bulunabilmesi için tanınan yetkidir. Madde bu kişilere hazır bulunabilir ifadesiyle bir yetki tanır, bulunmaları zorunlu kılmaz.
- **Tanığın ya da bilirkişinin keşifte dinlenmesi**: Tanık veya bilirkişinin duruşmada hazır bulunamaması ya da oturduğu yerin uzaklığı nedeniyle duruşmaya gelmesinin güç olması hâlinde, keşif sırasında dinlenmesidir. Bu durum, ilk fıkradaki kişilerin hazır bulunmasına ilişkin hükmün tanık ve bilirkişinin dinlenmesine de uygulanmasını sağlar.
- **Tutuklu şüpheli veya sanık**: Hakkında tutuklama kararı bulunan şüpheli veya sanıktır. Keşfe katılımı kural olarak değil, ancak zorunlu sayılan hâllerde hâkim veya mahkemenin kararıyla mümkündür.
- **Haberdar etme**: Hazır bulunmaya hakkı olanlara keşif gününün önceden bildirilmesidir. Bildirim, işin geri bırakılmasına neden olmamak koşuluna bağlıdır.

### Keşifte, tanık veya bilirkişinin dinlenmesinde bulunabilecekler: hangi sonuçları doğurur?

- Keşifte hazır bulunmaya hakkı olan şüpheli, sanık, mağdur ile müdafi ve vekil, keşfe katılabilir.
- Tanık veya bilirkişi duruşmada hazır bulunamayacaksa ya da oturduğu yerin uzaklığı nedeniyle gelmesi güçse, keşifte dinlenebilir.
- Mağdur, şüpheli veya sanığın huzuru tanığın gerçeğe uygun tanıklık etmesine engel olabilecekse, şüpheli veya sanığın keşifte bulunmamasına karar verilebilir.
- Tutuklu şüpheli veya sanık, yalnız zorunlu sayılan hâllerde hâkim veya mahkemenin kararıyla keşifte hazır bulundurulabilir.
- Hazır bulunmaya hakkı olanlar işin geri bırakılmasına neden olmadan önceden haberdar edilmelidir; haberdar etme yapılmazsa savunma hakkı kısıtlanmış olur.
- Haberdar etme gecikmeye neden olacaksa bu yükümlülük ileri sürülemez.

### Keşifte, tanık veya bilirkişinin dinlenmesinde bulunabilecekler: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Hazır bulunmaya hakkı olanların keşif gününden önce haberdar edilmesi yükümlülüğünü, keşfin duruşma niteliğini gözetmeden yerine getirilmiş saymak. Keşif bir duruşma niteliğindedir, bildirim duruşma gününe ilişkin usulle eşit önemdedir.
- Tutuklu şüpheli veya sanığın keşfe hazır bulundurulmasını, tutuklu olmanın kendisinden doğan genel bir zorunluluk saymak. Kanun ancak zorunlu sayılan hâllerde bu karara izin verir.
- Tanığın keşifte dinlenmesini, duruşmada dinlenme imkânı varken kendiliğinden mümkün saymak. Kanun iki koşuldan birinin gerçekleşmesini şart koşar.
- Şüpheli veya sanığın keşiften uzaklaştırılmasını, tanığın beyanını etkileme tehlikesi bulunmadan karara bağlamak. Bu istisna somut tehlikeye dayanır.
- Keşif gününün bildirilmesini, işin geri bırakılmasına neden olacağı gerekçesiyle kolayca atlamak. Bu gerekçe ancak gerçekten gecikmeye yol açacaksa kabul edilebilir.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Keşif gün ve saatinin sanığa ya da müdafiine bildirilmeden keşif yapılmasının savunma hakkının kısıtlanması sayıldığı kabul edilmektedir. (10. Ceza Dairesi, 2021/9980 E., 2023/1218 K., 20.02.2023; 10. Ceza Dairesi, 2021/8581 E., 2023/1148 K., 16.02.2023)
- Duruşmanın devamı niteliğinde olan keşifte, yeni keşif gününün sanık ve müdafiine bildirilmeden yapılan keşif icrasının bozma nedeni olduğu kabul edilmektedir. (10. Ceza Dairesi, 2023/15062 E., 2023/9434 K., 06.11.2023)
- Keşfin yapılacağı günün önceden bildirilmesinin, keşfe katılma hakkının kullanılması bakımından zorunlu olduğu kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2024/4569 E., 2025/6068 K., 09.07.2025)
- Tutuklu şüpheli veya sanığın keşfe katılımında, zorunlu sayılan hâl bulunmadan hazır bulundurulmasına karar verilmesinin usule aykırı olduğu kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2024/21400 E., 2025/10679 K., 15.12.2025)

### Nasıl ispat edilir?

- Keşif gününün hazır bulunmaya hakkı olanlara bildirildiğini ileri süren taraf, bildirimin yapıldığını yazılı belge, tebligat veya duruşma tutanağı ile ispatlar. Bildirimin yapılmadığını ileri süren taraf ise bu durumu dosya kapsamındaki belgelerle gösterir.
- Şüpheli veya sanığın keşifte bulunmamasına karar verilmesi hâlinde, tanığın gerçeğe uygun beyanını engelleme tehlikesinin somut olarak bulunduğunun ara karar gerekçesinde ortaya konması gerekir; bu gerekçenin dayanağı dosya kapsamı ile gösterilir.
- Tutuklu şüpheli veya sanığın keşfe getirilmesinin zorunlu sayılan hâl olduğunu ileri süren taraf, bunu hâkim veya mahkemenin kararında belirtilen gerekçelerle ispatlar.
- Tanığın veya bilirkişinin duruşmada hazır bulunamayacağı ya da oturduğu yerin uzaklığı nedeniyle gelmesinin güç olduğu iddiasında, bu durumu iddia eden taraf dosya kapsamındaki belgelerle ispat yükü altındadır.
- Keşifte yapılan işlemin usule uygunluğunu savunan taraf, keşif tutanağının içeriği ve haberdar etme belgeleriyle bu uygunluğu gösterir; karşı taraf eksikliği ancak bu belgelerdeki boşlukla ortaya koyabilir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [5271 sayılı Kanun m.83](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-83): Keşfin yapılış usulünü ve tutanağı düzenler; bu madde, keşfe kimlerin hazır bulunacağını belirleyen m.84 ile birlikte uygulanır.
- [5271 sayılı Kanun m.85](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-85): Keşifte bilirkişi ve uzman dinlenmesini düzenler; m.84/2 kapsamında keşifte dinlenen bilirkişinin usulüne ilişkin tamamlayıcı hükümdür.
- [5271 sayılı Kanun m.188](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-188): Duruşma gün ve saatinin ilgililere bildirilmesini düzenler; m.84/4'teki haberdar etme yükümlülüğünün duruşma usulündeki karşılığıdır.

## [CMK m.85 — Yer gösterme](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-85)

Madde, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının ve belirli suçlar bakımından adli kolluk amirinin, açıklamada bulunmuş şüpheliye yer gösterme işlemi yaptırmasını; müdafinin bu işlemde hazır bulunma hakkını ve işlemin tutanağa bağlanmasını düzenler. Uygulama, kendisine yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmuş şüpheli bakımından geçerlidir. Madde, keşfin genel kurallarını düzenlemez (m.83); tanık, mağdur ya da kolluk gibi şüpheli dışındaki kişilere yapılan yer göstermenin dayanağı da bu madde değildir (m.83). Keşifte hazır bulunacaklar ve keşif gününün bildirilmesi (m.84) ile tutanağın şekli ve içeriği (m.169) ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Kovuşturma ve duruşma aşamasında yer gösterme yapılamayacağı kuralı da bu maddenin kapsamı dışındadır.

### Yer gösterme: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Yer gösterme**: Şüphelinin kendisine yüklenen suç hakkındaki açıklamalarının doğruluğunu kontrol etmek ve kanıt toplamak amacıyla, şüphelinin olay yerini ya da ilgili yerleri göstermesini sağlayan sınırlı bir keşiftir. Soruşturma aşamasına özgüdür ve şüphelinin açıklamada bulunmuş olmasına bağlıdır.
- **Açıklamada bulunmuş şüpheli**: Kendisine yüklenen suç hakkında kısmi ya da tam ikrar niteliğinde açıklama yapmış şüphelidir. Yalnız susan ya da suçu hiç açıklamamış şüpheli bakımından yer gösterme yapılamaz.
- **Seri muhakeme usulü**: Kolluk amirinin yer gösterme yetkisinin sınırını belirleyen suç grubudur. Bu usulün uygulanabildiği suçlar söz konusu olduğunda kolluk amiri de yer gösterme yaptırabilir.
- **Adli kolluk amiri**: Yer gösterme işlemini yaptırmaya yetkili ikinci makamdır. Yetkisi yalnız seri muhakeme usulü uygulanabilen suçlarla sınırlıdır; savcının yetkisi ise suç sınırlamasına tabi değildir.
- **Soruşturmayı geciktirmeme kaydı**: Müdafinin yer göstermede hazır bulunmasının koşuludur. Müdafinin katılımı işlemi gereksiz yere geciktiriyorsa hazır bulunma hakkı kullanılamaz.

### Yer gösterme: hangi şartlar aranır?

- Yer gösterme işleminin soruşturma aşamasında yapılması gerekir; kovuşturma evresinde bu işlem yapılamaz.
- Şüphelinin, kendisine yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmuş olması gerekir.
- İşlemi yaptıran makamın Cumhuriyet savcısı olması ya da adli kolluk amirinin yetkisinin, seri muhakeme usulü uygulanabilen suçlarla sınırlı olarak bulunması gerekir.
- Kolluk amirinin yer gösterme yaptırabilmesi için suçun seri muhakeme usulüne tabi olması gerekir.
- Müdafi hazır bulunacaksa, işlemin soruşturmayı geciktirmeyecek biçimde yapılması gerekir.
- İşlemin tutanağa bağlanması ve tutanakta işlemin yapıldığı yer, tarih, başlama ve bitiş saati ile işleme katılan veya ilgisi bulunan kimselerin isimlerinin yer alması gerekir.

### Yer gösterme: hangi sonuçları doğurur?

- Savcı veya yetkili kolluk amiri tarafından, açıklamada bulunmuş şüpheliye yaptırılan yer gösterme, tutanağa bağlandığında soruşturma delili niteliği kazanır.
- Yer gösterme işlemi, şüphelinin açıklamasının doğruluğunu kontrol eder ve ek delil elde etmeyi amaçlar; tek başına ikrarın yerini tutmaz.
- Yetkisiz bir makam tarafından ya da suç sınırlaması aşılarak yaptırılan yer gösterme hukuka aykırı olur ve bundan elde edilen deliller muhakemede kullanılamaz.
- Şüphelinin açıklamada bulunmadığı, yani susma hakkını kullandığı hallerde yer gösterme yaptırılamaz.
- Müdafi hazır bulunmak istediğinde soruşturmayı geciktirmemesi gerekir; bu koşul sağlanmazsa müdafinin katılımı engellenebilir.
- Tutanakta yer, tarih, başlama ve bitiş saati ile katılanların isimleri bulunmazsa işlem usulüne uygun tutanağa bağlanmamış olur.

### Cumhuriyet savcısı ile adli kolluk amiri arasındaki fark nedir?

- Cumhuriyet savcısı, kendisine yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmuş şüpheliye yer gösterme işlemi yaptırabilir. Yetkisi suç türüne bağlı değildir.
- Adli kolluk amiri yalnızca seri muhakeme usulü uygulanabilen suçlarda bu işlemi yaptırabilir.

Sonuç: Kolluk amirinin, seri muhakeme usulüne tabi olmayan bir suçta yaptırdığı yer gösterme yetkisiz işlemdir ve elde edilen sonuçlar delil olarak kullanılamaz. Savcı kendi yapması gereken yer göstermeyi kolluğa yaptıramaz.

### Yer gösterme ile keşif arasındaki fark nedir?

- Yer gösterme, şüphelinin açıklamalarını kontrol etmeye ve kanıt toplamaya yönelen, soruşturmaya özgü ve şüphelinin açıklamasına bağlı sınırlı bir keşiftir.
- Keşif genel bir delil toplama işlemidir; hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir ve tanık, mağdur gibi kişiler bakımından da uygulanır.

Sonuç: Şüpheliye yer gösterme yaptırılacaksa bu madde uygulanır; şüpheli dışındaki kişilere yaptırılacaksa keşif hükümleri (m.83) uygulanır.

### Yer gösterme: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Kolluk amirinin yetkisini suç sınırlaması olmaksızın genel bir yetki gibi değerlendirmek; yetki yalnız seri muhakeme usulü uygulanabilen suçlarla sınırlıdır.
- Şüpheli dışındaki kişilere (tanık, mağdur) yer gösterme yaptırıp bunu bu madde kapsamında saymak; bu kişiler için m.83 uygulanır.
- Yer göstermeyi kovuşturma aşamasında da mümkün saymak; işlem yalnız soruşturma aşamasına özgüdür.
- Savcının kendi yapması gereken yer göstermeyi kolluğa yaptırmak; bu hal usulsüzdür.
- Müdafinin hazır bulunmasının zorunlu olduğu halleri (ör. zorunlu müdafi halleri) göz ardı etmek.
- Maddenin 2. fıkrasında atıf yapılan 250. maddenin yürürlükten kaldırılmış olduğunu gözden kaçırıp güncel bir suç listesi aramak; atıf bu nedenle tartışmalıdır.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Yer gösterme işleminin soruşturma aşamasında ve açıklamada bulunmuş şüpheliye yaptırılması gerektiği kabul edilmektedir. (5. Daire, 2023/2490 E., 2023/779 K., 14.02.2023)
- Yetkisiz kolluk amirinin ya da yetkili olmayan makamın yaptırdığı yer gösterme sırasında alınan kabullerin hukuka aykırı delil sayılması gerektiği kabul edilmektedir. (12. Ceza Dairesi, 2020/5123 E., 2023/5431 K., 07.12.2023)
- Yer gösterme tutanağının Cumhuriyet savcısı tarafından imzalanmaması, tutanağın yasal delil niteliğini zedelediği biçiminde değerlendirilmektedir. (12. Ceza Dairesi, 2020/5123 E., 2023/5431 K., 07.12.2023)
- Keşif günü ve saatinin sanığa ve müdafiine bildirilmemesi halinde savunma hakkının kısıtlandığı ve bozma nedeni oluşturduğu kabul edilmektedir. (12. Ceza Dairesi, 2020/5123 E., 2023/5431 K., 07.12.2023)

### Nasıl ispat edilir?

- Yer göstermenin yasal olduğunu ve hukuka uygun yapıldığını ileri süren taraf, işlemin soruşturma aşamasında ve yetkili makam tarafından yaptırıldığını yer gösterme tutanağıyla ispatlar.
- Şüphelinin açıklamada bulunduğu iddiası, şüphelinin ifade tutanağı ile ispatlanır; açıklama yoksa yer gösterme yapılamayacağından bu belge belirleyicidir.
- Kolluk amirinin yetkisinin dayanağı olan suçun seri muhakeme usulüne tabi olduğunu, yetkili makam ise suç türünü ileri süren taraf ispatlar.
- Müdafinin hazır bulunmadığı ya da soruşturmayı geciktirmediğini ileri süren taraf, tutanakta müdafinin bulunduğunu veya bildirim yapıldığını gösteren belgeyle ispat yükü altındadır.
- Tutanağın m.169 ve m.85/3'e uygun düzenlendiği, tutanakta yer, tarih, saat ve katılanların bulunduğu tutanakla gösterilir; eksik tutanak işlemin ispatını zayıflatır.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- 5271 m.83: Şüpheli dışındaki kişilere (tanık, mağdur, kolluk gibi) yapılacak yer gösterme bu maddeye değil keşif hükümlerine tabidir. Bu madde yer göstermeyi genel keşif rejimine bağlar.
- 5271 m.84: Keşifte hazır bulunabilecekler ve keşif gününün önceden bildirilmesi ile ilgilidir; yer gösterme de keşifin bir türü olarak bu hükümlere dayanır.
- 5271 m.169: Yer gösterme işleminin tutanağa bağlanmasında uyulacak biçim ve içerik kurallarını belirler; m.85/3 bu maddeye atıf yapar.
- 5271 m.250: Fıkra 1'de atıf yapılan 250. madde, kolluk amirinin yetkili olduğu suçların kapsamını belirlemek için anılır. Bu madde yürürlükten kaldırılmış olduğundan uygulamada tartışma yaratır.

## [CMK m.86 — Ölünün kimliğini belirleme ve adlî muayene](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-86)

Bu madde, ölünün adli işlemlerinde ilk aşama olan kimlik belirlemeyi ve ardından gelen adli muayenenin esaslarını düzenler. Kimliğin ölü muayenesinden veya otopsiden önce, her suretle ve özellikle ölünü tanıyanlara gösterilerek belirlenmesini; elde edilmiş bir şüpheli veya sanık varsa teşhis için ölünün ona da gösterilebilmesini; adli muayenenin kapsamını ve bu muayenenin Cumhuriyet savcısının huzurunda ve bir hekim görevlendirilerek yapılmasını kapsar. Uygulama, ölüm olaylarında soruşturma organları ile adli tıp sürecine katılan herkes bakımından geçerlidir. Madde, otopsinin nasıl yapılacağını, otopsi yapacak hekimin niteliğini ve mezardan çıkarma kararını düzenlemez (CMK m.87). Ölü muayenesi ve otopsinin dışındaki keşif ve yer gösterme işlemleri ile bilirkişi incelemesinin usulü de bu maddenin kapsamında değildir (CMK m.85, m.90 ve ilgili bilirkişilik hükümleri). Ayrıca ölü muayenesinde yer alan ölü muayene tutanağının düzenlenmesi ve delil değerlendirmesi de ayrı işlemlerdir.

### Ölünün kimliğini belirleme ve adlî muayene: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Kimliğin belirlenmesi**: Ölünün kimliğinin, ölü muayenesi veya otopsiden önce, her suretle ve özellikle onu tanıyan kişilere gösterilerek saptanması işlemidir. Kimlik tespiti, adli muayeneden önce yapılması gereken ön adımdır.
- **Engelleyici sebepler**: Kimlik belirlemesinin ve adli muayenenin yapılmasını fiilen veya hukuken imkânsız kılan durumlardır. Maddede bu sebeplerin neler olduğu sayılmamıştır; somut olayda değerlendirilir.
- **Adli muayene**: Ölünün bedeni üzerinde, olayı saptamak ve delil, iz, eser ve emare bulmak amacıyla yapılan muayenedir. Amacı tıbbi belirtileri, ölüm zamanını ve ölüm nedenini belirlemektir.
- **Teşhis amaçlı gösterim**: Elde edilmiş bir şüpheli veya sanık bulunduğunda, ölünün teşhis edilmek üzere bu kişiye gösterilmesidir. Gösterim yalnızca şüpheli veya sanık elde edilmişse mümkündür.
- **Ölü muayenesi ve otopsi**: Ölüm nedenini belirlemek amacıyla ölü üzerinde yapılan işlemlerdir. Bu madde, kimlik belirlemesinin bu işlemlerden önce yapılmasını öngörür; otopsinin usulü ayrıca düzenlenmiştir.

### Ölünün kimliğini belirleme ve adlî muayene: hangi şartlar aranır?

- Ölü muayenesi veya otopsiden önce, engelleyici bir sebep bulunmadığı sürece ölünün kimliği belirlenmiş olmalıdır.
- Kimlik her suretle belirlenebilir; ancak özellikle ölünü tanıyan kişilere gösterilerek tespit edilmesi öncelikli yoldur.
- Elde edilmiş bir şüpheli veya sanık varsa, teşhis için ölünün bu kişiye de gösterilmesi mümkündür; bu gösterim ihtiyari bir imkândır.
- Adli muayenede tıbbi belirtiler, ölüm zamanı ve ölüm nedeni belirlenmek üzere tüm bulgular saptanmalıdır.
- Adli muayene Cumhuriyet savcısının huzurunda yapılmalıdır.
- Adli muayene bir hekim görevlendirilerek yapılmalıdır.
- Anayasa Mahkemesinin 25/12/2025 tarihli ve E.: 2025/141, K.: 2025/274 sayılı kararı ile bu fıkranın (3) numaralı kısmı, yani adli muayenenin hekim görevlendirilerek yapılmasına ilişkin kural, iptal edilmiştir; ancak bu iptal kararı Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girer.

### Ölünün kimliğini belirleme ve adlî muayene: hangi sonuçları doğurur?

- Engelleyici bir sebep yoksa kimlik belirlenmeden ölü muayenesi veya otopsi yapılmamalıdır.
- Kimlik belirlemesi her suretle yapılabilir; ancak öncelik özellikle ölüyü tanıyanlara gösterme yoludur.
- Elde edilmiş şüpheli veya sanık yoksa teşhis gösterimi yapılamaz.
- Adli muayene Cumhuriyet savcısının huzurunda ve bir hekim görevlendirilerek yapılmazsa, kanun bu işlemi bu şekilde öngörmektedir; usule aykırılık delilin değerini etkiler.
- Anayasa Mahkemesi kararı, (2) numaralı fıkra yönünden verildiği için ve madde metninde gösterilmeyen başka sonuç bulunmadığı için, iptal kararı yürürlüğe girene kadar madde bu hâliyle uygulanmaya devam eder.
- Adli muayenede tıbbi belirtiler, ölüm zamanı ve ölüm nedeninin belirlenmesi için tüm bulguların saptanması zorunludur.

### Kimlik belirleme ile adli muayene arasındaki fark nedir?

- Kimlik belirleme, ölünün hangi kişi olduğunun tespitine yöneliktir ve her suretle yapılabilir.
- Adli muayene, ölüm nedenini, ölüm zamanını ve olayın delillerini saptamak amacıyla bedenin muayenesidir.

Sonuç: Kimlik belirlemesi adli muayeneden önce yapılır; ikisi aynı işlem değildir ve farklı amaçlara hizmet eder.

### Kimliğin özel yolla ile her suretle belirlenmesi arasındaki fark nedir?

- Özellikle ölüyü tanıyanlara gösterme, kimlik tespitinin öncelikli yoludur.
- Diğer her suret, örneğin belge veya başka bilgi ile tespit, tanıyan bulunmadığında kullanılabilir.

Sonuç: Yöntem sıralaması kanunda öncelikle özel yola işaret eder; diğer yollar tamamlayıcı veya yedek niteliktedir.

### Şüpheli veya sanığın bulunması ile bulunmaması arasındaki fark nedir?

- Elde edilmiş bir şüpheli veya sanık varsa, teşhis için ölü ona da gösterilebilir.
- Şüpheli veya sanık elde edilmemişse teşhis gösterimi yapılamaz.

Sonuç: Teşhis gösterimi yalnızca bu koşul gerçekleştiğinde mümkündür.

### Adli muayene ile otopsi arasındaki fark nedir?

- Adli muayene cesedin bedeninde yapılan dış ve ön muayenedir; ölüm nedeni ve zamanına ilişkin tıbbi bulguları saptamak için yapılır.
- Otopsi, cesedin açılarak iç organların incelendiği işlemdir ve ayrı usule tabidir.

Sonuç: Bu madde adli muayeneyi düzenler; otopsinin usulü ve hekim niteliği ayrıca düzenlenmiştir.

### Ölünün kimliğini belirleme ve adlî muayene: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Kimlik belirlemesini adli muayeneyle aynı işlem saymak; kimlik tespitinin amacının ölüm nedenini belirlemek olmadığını göz ardı etmek.
- Teşhis gösterimini şüpheli veya sanık bulunmasa da yapılabilir saymak; bu imkânın yalnızca şüpheli veya sanık elde edilmişse doğduğunu unutmak.
- Adli muayenenin Cumhuriyet savcısının huzurunda ve bir hekim görevlendirilerek yapılması koşulunu gözden kaçırmak; Anayasa Mahkemesi kararını ve yürürlük tarihini dikkate almamak.
- Anayasa Mahkemesinin iptal kararının dokuz ay sonra yürürlüğe gireceğini, 18/12/2026 tarihine kadar madde metninin geçerli olduğunu göz ardı etmek.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Temyiz edilebilirlik yönünden 86/1 ve 86/2 hükümleri ayrı değerlendirilmeksizin, Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyiz edilebilirliği ile ilgili kararlarda atıf yapılmaktadır. (1. Ceza Dairesi, 2024/5169 E., 2026/1944 K., 12.03.2026; 1. Ceza Dairesi, 2024/6147 E., 2026/1411 K., 26.02.2026; 1. Ceza Dairesi, 2024/6814 E., 2026/1096 K., 19.02.2026)
- Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizinde CMK m.260 ile birlikte uygulanan kural, 86/2-a maddesinin uygulanabilirliği yönünden verilen kararlarda ayrıca gösterilmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2026/245 E., 2026/1069 K., 05.02.2026)
- Hapis cezası ile adli para cezası hükümlerinin temyizi yönünden verilen kararlarda 86/2-a sınırı uygulanmaktadır. (6. Ceza Dairesi, 2026/245 E., 2026/1069 K., 05.02.2026)
- Katılan vekilinin beraat hükmüne yönelik temyiz hakkı, madde metni ile ilgili kararda ayrıca değerlendirilmiştir. (5. Ceza Dairesi, 2021/3401 E., 2026/299 K., 15.01.2026)

### Nasıl ispat edilir?

- Kimlik belirlemesinin usulüne uyulduğunu ileri süren taraf, bu işlemin yapıldığını gösteren tutanak ve tanık beyanı ile ispat yükü altındadır.
- Ölü muayenesi ve adli muayenenin Cumhuriyet savcısı huzurunda ve hekim görevlendirilerek yapıldığı, ilgili tutanak ve adli tıp raporu ile ispatlanır.
- Usule aykırılık iddia eden taraf, işlemin bu koşullarda yapılmadığını ileri sürer ve bu iddiasını tutanağın içeriğiyle ispatlamalıdır.
- Teşhis gösterimi yapıldıysa, şüpheli veya sanığın elde edildiği ve gösterimin yapıldığına ilişkin tutanak ile ispat edilir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [5271 sayılı Kanun m.87](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-87): Otopsinin nasıl yapılacağını, kimin yapabileceğini ve mezardan çıkarma kararının usulünü düzenler; bu madde ile birlikte ölü incelemesinin bütününü oluşturur.
- [5271 sayılı Kanun m.85](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-85): Yer gösterme işlemini düzenler; ölü muayenesinde kimlik tespitinden ayrı bir işlemdir ve savcı yetkisi bakımından karşılaştırılmalıdır.

## [CMK m.87 — Otopsi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-87)

Madde, ölü üzerinde yapılan otopsi işleminin kimler tarafından yapılacağını, otopsinin kapsamını (baş, göğüs ve karnın açılması), otopsiye müdafi veya vekil tarafından getirilen hekimin katılımını, otopsi görevinden hekimlerin dışlanmasını ve gömülü cesedin mezardan çıkarılmasına ilişkin usulü ve kararı düzenler. Ayrıca otopsi sırasında cesedin görüntülerinin kayda alınmasını öngörür. Madde, ölünün adli muayenesini, kimlik belirlemeyi, mezar açma kararının ayrıntılı tekniğini ve yeni doğan ölüleri düzenlemez; adli muayene ve kimlik belirleme 87. maddeden önceki hükümlerde (m.86 kapsamında, ölü muayenesi olarak) yer alır. Otopsi raporunun içeriği ve bilirkişilik esasları genel bilirkişilik hükümlerine (m.63 vd.) bağlıdır; yeni doğanın adli muayenesi ise ayrı bir düzenlemeye tabidir (m.88).

### Otopsi: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Otopsi**: Cesedin durumu elverdiğinde baş, göğüs ve karnın açılmasıyla ölüm nedenini tespit etmeye yönelik tıbbi incelemedir. Madde, otopsinin bu niteliğini doğrudan tanımlar ve işlemi bir bilirkişi incelemesi olarak yapılandırır.
- **Adli tıp uzmanı / patoloji uzmanı / pratisyen hekim**: Otopsiyi yapacak hekim kadrosunun niteliklerini gösteren kavramlardır. Maddeye göre iki hekim gerekir; biri adli tıp, diğeri patoloji uzmanı ya da diğer dallardan birinin mensubu, ya da biri pratisyen iki hekim olabilir.
- **Ölümünden hemen önceki hastalıkta tedavi eden tabip**: Ölüme yol açan hastalık sürecinde öleni tedavi etmiş hekimdir. Bu hekim otopsi görevinden dışlanır, yalnızca otopsiye katılmaya ve hastalık seyri hakkında bilgi vermeye çağrılabilir.
- **Müdafi veya vekil tarafından getirilen hekim**: Şüpheli veya sanığın müdafii ya da vekilinin getirdiği, savunma tarafını temsil eden hekimdir. Yalnızca otopside hazır bulunabilir; işlemi yapma yetkisi yoktur.
- **Mezardan çıkarma**: Gömülü bir cesedin incelenmesi ya da otopsi için mezardan çıkarılmasıdır. Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde mahkeme karar verir ve kararın yakına bildirilmesi koşulu vardır.
- **Cesedin görüntülerinin kayda alınması**: Otopsi ve mezardan çıkarma işlemlerinde cesedin görüntüsünün ses ya da görüntü kaydı altına alınmasıdır. Bu, işlemin her hâlinde gerekli bir yükümlülüktür.

### Otopsi: hangi şartlar aranır?

- Otopsinin Cumhuriyet savcısının huzurunda yapılması gerekir.
- Otopsinin biri adli tıp, diğeri patoloji uzmanı veya diğer dallardan birinin mensubu ya da biri pratisyen iki hekim tarafından yapılması gerekir; zorunluluk varsa tek hekim yeterlidir, ancak bu durum otopsi raporunda açıkça belirtilmelidir.
- Ölümünden hemen önceki hastalıkta öleni tedavi eden tabip otopsiyi yapamaz; yalnızca otopsi sırasında hazır bulunması ve hastalık seyri hakkında bilgi vermesi istenebilir.
- Cesedin durumu elverdiği sürece baş, göğüs ve karnın mutlaka açılması gerekir.
- Gömülü bir cesedin mezardan çıkarılması için soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının, kovuşturma evresinde mahkemenin kararı bulunmalıdır.
- Mezardan çıkarma kararı verildiğinde, araştırmanın amacını tehlikeye düşürmemesi ve ulaşılmasının zor olmaması halinde ölünün bir yakınına derhâl bildirilmesi gerekir.
- Otopsi ya da mezardan çıkarma işlemleri yapılırken cesedin görüntüleri kayda alınmalıdır.

### Otopsi: hangi sonuçları doğurur?

- Otopsi, usulüne uygun kadroyla ve Cumhuriyet savcısının huzurunda yapılmazsa, işlemin geçerliliği tartışmalı hale gelir ve elde edilen bulgular delil değeri kazanamayabilir.
- Cesedin durumu elverdiğinde baş, göğüs ve karnın açılmaması, otopsinin kapsamının eksik kalması anlamına gelir.
- Tedavi eden tabibin otopsi yapması hâlinde işlemin yasaklanmış bir kişi tarafından yapılması söz konusu olur; bu durumda raporun dayanağı zayıflar.
- Müdafi hekiminin otopsiye katılması zorunlu değildir; getirilmemesi işlemin geçerliliğini etkilemez.
- Mezardan çıkarma kararı, araştırmanın amacını tehlikeye düşürecek ya da ulaşılması zor olacaksa yakına bildirim yapılmaz; bu durumda yakına bildirim yükümlülüğü doğmaz.
- Görüntü kaydı alınmadan yapılan otopsi veya mezardan çıkarma, usule aykırılık oluşturur.

### Otopsi yapan hekim ile müdafi tarafından getirilen hekim arasındaki fark nedir?

- Otopsiyi yapan hekimler, Cumhuriyet savcısının huzurunda işlemi yürüten kadrodur.
- Müdafi veya vekil tarafından getirilen hekim ise yalnızca otopside hazır bulunabilir ve işlemi yapamaz.

Sonuç: Müdafi hekimi işlemi yönetemez; katılımı savunma hakkını güçlendirir ama otopsi kadrosuna dâhil değildir.

### İki hekim kuralı ile tek hekim istisnası arasındaki fark nedir?

- Genel kural, otopsinin iki hekim tarafından yapılmasıdır.
- Zorunluluk bulunduğunda tek hekim de otopsi yapabilir.

Sonuç: Tek hekimle yapılan otopsinin raporunda bu durumun açıkça belirtilmesi zorunludur; aksi halde işlemin dayanağı tartışmalı olur.

### Ölüme yol açan hastalığı tedavi eden tabip ile diğer hekimler arasındaki fark nedir?

- Ölümünden hemen önceki hastalığında öleni tedavi eden tabip otopsi yapamaz.
- Diğer hekimler, yukarıdaki niteliklere uymaları kaydıyla otopsi görevi alabilir.

Sonuç: Tedavi eden tabibin otopsi yapması yasaktır; ancak onun bilgisi istenebilir ve otopside hazır bulunabilir.

### Soruşturma evresi ile kovuşturma evresi (mezardan çıkarma) arasındaki fark nedir?

- Soruşturma evresinde mezardan çıkarma kararını Cumhuriyet savcısı verir.
- Kovuşturma evresinde bu kararı mahkeme verir.

Sonuç: Karar makamı evreye göre değişir; yetkisiz makamın verdiği karar işlemin dayanağını ortadan kaldırır.

### Otopsi: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Müdafi tarafından getirilen hekimi otopsiyi yapan hekim gibi değerlendirmek; bu hekim yalnızca hazır bulunabilir.
- Tek hekimle yapılan otopsinin zorunluluk nedenini rapora yazmamak; bu eksiklik işlemin dayanağını zayıflatır.
- Ölümünden hemen önceki hastalığında öleni tedavi eden tabibi otopsiye çağırmak; doğrusu yalnızca hazır bulunmasını ve bilgi vermesini istemektir.
- Mezardan çıkarma kararını soruşturma evresinde mahkemeden beklemek ya da kovuşturma evresinde savcıdan almak; kararı evreye göre doğru makam verir.
- Otopsi sırasında görüntü kaydını yapmamak ya da kaydı eksik bırakmak.
- Mezardan çıkarma kararında yakına bildirimin koşullarını (araştırmanın amacına zarar vermemesi ve ulaşılmanın zor olmaması) kontrol etmeden bildirimi atlamak.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Mezardan çıkarma kararının kovuşturma evresinde mahkemece verilmesi ve gerekçesinin bulunması, işlemin hukuka uygunluğunun tartışıldığı kararlarda belirleyici olmaktadır. (1. Ceza Dairesi, 2025/926 E., 2025/3756 K., 09.05.2025; 1. Ceza Dairesi, 2023/4094 E., 2023/5432 K., 19.09.2023)
- Otopsi işlemini yapan hekimlerin niteliği ile otopsi raporunun içeriği, mahkemece sıkça denetlenmekte; tek hekim yapılan otopsilerde zorunluluğun rapora yazılmamış olması eleştirilmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2023/19611 E., 2025/5152 K., 12.05.2025; 6. Ceza Dairesi, 2025/1 E., 2025/1423 K., 10.02.2025)
- Otopsi sırasında cesedin görüntüsünün kayda alınmamasının usule aykırılık oluşturduğu ve bu eksikliğin işlemin değerini etkileyebileceği kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2022/10216 E., 2023/1918 K., 12.04.2023)
- Mezardan çıkarma kararının gerektiği hâllerde, ölümün baş bölgesine darbe ile olup olmadığının tanık beyanlarıyla araştırılması gerektiği kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2025/926 E., 2025/3756 K., 09.05.2025)

### Nasıl ispat edilir?

- Otopsi işleminin usulüne uygunluğunu ileri süren taraf (genellikle iddia makamı), otopsiyi yapan hekimlerin niteliğini ve Cumhuriyet savcısının huzurunda yapıldığını gösteren tutanak ve rapor ile ispatlar.
- Tek hekimle yapılan otopsilerde zorunluluk hâlinin varlığı, otopsi raporunda açıkça yazılmış olmalıdır; bu yazılı kayıt yoksa zorunluluğun varlığı ayrıca ispat edilmelidir.
- Tedavi eden tabibin otopsi yapmadığını ve sadece hazır bulunduğunu ya da bilgi verdiğini gösteren tutanak, bu yasağa uyulduğunun delilidir.
- Cesedin görüntü kaydının varlığı, görüntü kaydı ve tutanak ile ispat edilir; kaydın bulunmaması işlemin usule aykırılığını gösterir.
- Mezardan çıkarma kararının yetkili makamdan çıktığı, kararın yazılı olarak bulunmasıyla ispatlanır.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [5271 sayılı Kanun m.86](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-86): Ölünün adli muayenesini ve otopsiden önce yapılacak ilk incelemeyi düzenler; otopsi kararı bu muayene sonucuna dayanabilir.
- [5271 sayılı Kanun m.88](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-88): Yeni doğanın adli muayenesi ve otopsisine ilişkin ayrı hükümleri içerir; 87. maddedeki genel otopsi kurallarının bu özel hal için uygulanma sınırını belirler.
- [5271 sayılı Kanun m.63](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-63): Otopsi kadrosunun bilirkişi niteliğinde olması nedeniyle bilirkişilik genel hükümlerine bağlıdır.

## [CMK m.88 — Yeni doğanın cesedinin adlî muayenesi veya otopsi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-88)

Yeni doğanın cesedi üzerinde yapılan adli muayene ve otopsinin hangi hususları saptayacağını düzenler; yani çocuğun doğum sırasında veya sonrasında yaşam bulgularının bulunup bulunmadığı, olağan süresinde doğup doğmadığı, rahim dışında yaşamını sürdürebilecek olgunlukta olup olmadığı ve yaşama yeteneğinin bulunup bulunmadığı araştırma konularıdır. Madde, ölünün genel adli muayenesine ve otopsinin genel usulüne ilişkin hükümlere (m.86, m.87) ek olarak uygulanır ve yalnızca yeni doğan cesetlerine özgü tespit konularını belirler. Ölünün kimliğinin belirlenmesi, genel adli muayenenin usulü, otopsinin yapılış biçimi, mezardan çıkarma ve zehirlenme şüphesine ilişkin inceleme (m.89) bu maddede düzenlenmez; bunlar için sırasıyla m.86, m.87 ve m.89 incelenmelidir.

### Yeni doğanın cesedinin adlî muayenesi veya otopsi: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Yaşam bulguları**: Doğum sırasında veya sonrasında çocuğun yaşadığını gösteren fiziksel ve fizyolojik izlerdir. Bunların varlığı, çocuğun ölü doğup doğmadığını veya doğumdan sonra yaşayıp yaşamadığını belirlemede esas alınır.
- **Olağan süresinde doğum**: Çocuğun gebeliğin normal süresi içinde doğup doğmadığının saptanmasıdır. Erken doğum ile olağan süreli doğum arasındaki ayrım, çocuğun yaşama yeteneğinin değerlendirilmesiyle birlikte ele alınır.
- **Yaşama yeteneği**: Çocuğun biyolojik olarak anne rahmi dışında yaşamını sürdürebilecek olgunlukta olması ya da bu niteliğe sahip bulunmasıdır. Madde, bu yeteneğin hem olgunluk hem de yaşama kapasitesi yönünden birlikte saptanmasını öngörür.
- **Adli muayene ve otopsi**: Ölü üzerinde Cumhuriyet savcısı huzurunda ve hekim eliyle yapılan, ölüm zamanını, nedenini ve delilleri ortaya koyan işlemlerdir. Bu maddede yeni doğan cesedi bakımından uygulanacak özel saptama konuları belirlenmiştir.

### Yeni doğanın cesedinin adlî muayenesi veya otopsi: hangi şartlar aranır?

- Yeni doğanın cesedi üzerinde adli muayene veya otopsi yapılmış olmalıdır; bu madde, cesedin varlığını ve bu işlemlerden birinin yapılmasını önkoşul olarak alır.
- Doğum sırasında veya doğumdan sonra yaşam bulgularının varlığı saptanmalıdır.
- Çocuğun olağan süresinde doğup doğmadığı belirlenmelidir.
- Çocuğun biyolojik olarak rahim dışında yaşamını sürdürebilecek kadar olgunlaşmış olup olmadığı saptanmalıdır.
- Çocuğun yaşama yeteneğinin bulunup bulunmadığı saptanmalıdır; bu hususlar, madde metnindeki sayılan saptama konularını oluşturur ve bunların tamamı raporda ele alınmalıdır.

### Yeni doğanın cesedinin adlî muayenesi veya otopsi: hangi sonuçları doğurur?

- Madde gereği yapılan saptamalar, çocuğun doğum sırasında veya sonrasında yaşayıp yaşamadığını ortaya koyar ve bu bilgi sonraki soruşturma ve kovuşturmada esas alınır.
- Yaşam bulgusu saptanamaz ve çocuk ölü doğmuş ya da kendiliğinden ölmüş olarak değerlendirilirse, çocuğun öldürülmediği sonucuna ulaşılabilir.
- Çocuğun yaşama yeteneğinin bulunmadığı tespit edilirse, bu durum çocuğun yaşayamayacak durumda doğduğunu gösterir ve ölüm nedeninin değerlendirilmesinde esas alınır.
- Madde emredici niteliktedir; bu saptamalar yapılmadan yeni doğan cesedine ilişkin adli muayene veya otopsi sonucu eksik kalır.

### Yaşam bulguları ile olgunluk ve yaşama yeteneği arasındaki fark nedir?

- Yaşam bulguları, çocuğun doğum sırasında veya sonrasında yaşayıp yaşamadığını gösteren izlerdir ve geçmiş bir yaşamın kanıtıdır.
- Olgunluk ve yaşama yeteneği ise çocuğun rahim dışında yaşamını sürdürebilme kapasitesine ilişkin bir nitelik tespitidir.

Sonuç: Yaşam bulgusunun bulunması tek başına yaşama yeteneğini kanıtlamaz; madde her iki hususun ayrı ayrı saptanmasını ister.

### Olağan süreli doğum ile erken doğum arasındaki fark nedir?

- Olağan süresinde doğum, çocuğun gebelik süresinin normal sınırları içinde doğduğunu gösterir.
- Erken doğum, çocuğun bu süreden önce doğmasıdır ve olgunluk ile yaşama yeteneğinin ayrıca incelenmesini gerektirir.

Sonuç: Erken doğan çocuk için madde, yaşama yeteneğinin bulunup bulunmadığının ayrıca saptanmasını zorunlu kılar.

### Yeni doğanın cesedinin adlî muayenesi veya otopsi: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Yaşam bulgusunun varlığından yaşama yeteneğinin bulunduğu sonucunu çıkarmak; bu iki hususun ayrı saptanması gerekir.
- Erken doğan çocukta olgunluk ve yaşama yeteneğini incelemeden doğrudan yaşayıp yaşamadığına karar vermek; madde yaşama yeteneğinin ayrıca belirlenmesini ister.
- Olağan süreli doğum ile yaşama yeteneğini aynı tespit saymak; birincisi doğum zamanına, ikincisi biyolojik olgunluğa ilişkindir.
- Madde metnindeki saptama konularından birini raporda atlamak; madde bu hususların tamamının saptanmasını zorunlu kılar.
- Bu maddeyi genel adli muayene ve otopsi usulünün yerine koymak; usule ilişkin hükümler m.86 ve m.87'de yer alır.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Yeni doğan cesedi üzerinde yapılan otopsi raporlarında, yaşam bulgularının, olağan süreli doğumun, olgunluk ve yaşama yeteneğinin ayrı ayrı tartışılıp tartışılmadığı incelenmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2026/33 E., 2026/1000 K., 04.02.2026; 6. Ceza Dairesi, 2024/6155 E., 2026/760 K., 21.01.2026; 6. Ceza Dairesi, 2025/4010 E., 2026/160 K., 07.01.2026)
- Mahkemelerin, temyiz incelemesinde 5271 sayılı Kanun'un 88. maddesi kapsamında yapılan işlemlerin hukuka aykırılık taşımadığını değerlendirdiği görülmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2026/33 E., 2026/1000 K., 04.02.2026; 6. Ceza Dairesi, 2025/3841 E., 2026/161 K., 07.01.2026; 6. Ceza Dairesi, 2025/3431 E., 2025/11398 K., 16.12.2025; 6. Ceza Dairesi, 2025/5954 E., 2025/11072 K., 10.12.2025)

### Nasıl ispat edilir?

- Yeni doğanın yaşam bulgusunun bulunduğunu ileri süren taraf, bu iddiasını adli muayene ve otopsi raporu ile ispatlar; bu raporun tıbbi bulgular içermesi gerekir.
- Çocuğun olağan süresinde doğduğu ya da yaşama yeteneğinin bulunduğu iddiasını ileri süren taraf, bu hususu tıbbi bilirkişi raporu ile ispatlar.
- Çocuğun öldürülmediği, kendiliğinden öldüğü savunmasını yapan taraf, bu savunmasını yaşam bulgularının bulunmadığı ya da yaşama yeteneğinin olmadığı yönündeki tıbbi tespitlerle ortaya koyar.
- Adli muayene ve otopsinin bu maddede belirtilen hususları kapsamadığı durumda, raporun eksik olduğu ileri sürülebilir ve bu eksiklik ilgili tarafın delil talebiyle giderilebilir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [5271 sayılı Kanun m.86](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-86): Ölünün genel adli muayenesine ilişkindir; bu maddedeki yeni doğan muayenesi, m.86'daki genel muayene usulü üzerine eklenir.
- [5271 sayılı Kanun m.87](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-87): Otopsinin genel kurallarını düzenler; yeni doğan cesedi üzerinde yapılacak otopsi, m.87'deki usul ve hekim nitelikleri çerçevesinde yürütülür.
- [5271 sayılı Kanun m.89](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-89): Zehirlenme şüphesine ilişkin inceleme hükümlerini içerir; bu madde ile ilgili değildir, ancak yeni doğan otopsisinde ölüm nedeni tartışmalıysa birlikte değerlendirilebilir.

## [CMK m.89 — Zehirlenme şüphesi üzerine yapılacak işlem](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-89)

CMK m.89, zehirlenme şüphesi bulunan hallerde ölü üzerinden organ parçası alınmasını, bu sırada görülen tahribatın tanımlanmasını ve ölüde ya da başka yerlerde bulunan şüpheli maddelerin uzman tarafından incelenip tahlil edilmesini düzenler. Ayrıca bu incelemenin bir hekimin katılımıyla ya da yönetiminde yapılmasına Cumhuriyet savcısı veya mahkemenin karar verebilmesini kapsar. Hüküm ölü muayenesi, otopsinin nasıl yapılacağı ve otopsi sırasında alınacak örneklerin teknik ayrıntısı bakımından uygulanmaz; bunlar 87. madde ile otopsi ve adli muayene işlemleri (m.87 ve ilgili düzenlemeler) kapsamındadır. Şüpheli ya da sanık dışındaki kişilerden örnek alınmasını ve beden muayenesini düzenlemez (m.75 ve m.76 kapsamında). Tahlil sonucunun değerlendirilmesi, bilirkişi raporunun denetimi ve hükme etkisi de bu maddenin konusu değildir (bilirkişi incelemesi ve rapora ilişkin genel hükümler).

### Zehirlenme şüphesi üzerine yapılacak işlem: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Zehirlenme şüphesi**: Ölümün veya sağlık bozulmasının bir zehir ya da zehirleyici madde etkisiyle gerçekleşmiş olabileceği somut bulgu veya durumlardan doğan kuvvetli şüphe halidir. Yalnızca soyut bir ihtimal bu hükmü devreye sokmaz; hükmün uygulanması için şüphenin ortaya çıkmış olması gerekir.
- **Organ parçası alımı**: Zehrin etkisini ya da varlığını ortaya koymak amacıyla organdan tahlil için numune alınmasıdır. Alınan parça, incelemeye elverişli biçimde ayrılır ve muhafaza edilir.
- **Tahribatın tanımlanması**: Parça alınırken organda görünen şekliyle bozulma, yanık, aşınma gibi zarar durumunun yazılı olarak betimlenmesidir. Tanımlama, görülebilen durumla sınırlıdır; görünmeyen bulgular bu kapsamda değildir.
- **Şüpheli maddeler**: Ölünün bedeninde ya da başka yerlerde bulunmuş ve zehir olabileceği kuşkusu taşıyan maddelerdir. Bu maddeler, zehirlenme şüphesi bağlamında incelemeye tabi tutulur.
- **Görevlendirilen uzman**: Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından tahlili yapmak üzere atanan kişidir. Uzmanın atanma yetkisi, incelemeyi yapacak kişiyi belirleme ile sınırlıdır.
- **Hekimin katılımı veya yönetimi**: Tahlil sürecinde bir hekimin ya bizzat hazır bulunması ya da incelemenin onun denetiminde yürütülmesidir. Savcı veya mahkeme bu biçimde karar verme takdirine sahiptir; zorunlu bir koşul değildir.

### Zehirlenme şüphesi üzerine yapılacak işlem: hangi şartlar aranır?

- Zehirlenme şüphesinin bulunması gerekir; şüphe somut olaydan doğmuş olmalıdır.
- Organlardan parça alınırken görülen tahribatın, görünen şekliyle tanımlanması gerekir.
- Ölüde veya başka yerlerde bulunmuş şüpheli maddelerin, görevlendirilen uzman tarafından incelenerek tahlil edilmesi gerekir.
- Hekimin katılımı veya yönetimi ile inceleme yapılması, Cumhuriyet savcısı veya mahkemenin takdirine bağlıdır; bu bir zorunluluk değildir.

### Zehirlenme şüphesi üzerine yapılacak işlem: hangi sonuçları doğurur?

- Zehirlenme şüphesi bulunan hallerde organdan parça alınması ve tahribatın tanımlanması zorunludur.
- Ölüde veya başka yerlerde bulunmuş şüpheli maddeler, görevlendirilen uzman tarafından incelenip tahlil edilir.
- Cumhuriyet savcısı veya mahkeme, incelemenin hekimin katılmasıyla veya onun yönetiminde yapılmasına karar verebilir; bu karar takdire bağlıdır.
- Zehirlenme şüphesi bulunmayan hallerde bu madde uygulanmaz ve organdan bu amaçla parça alınması hukuki dayanaktan yoksun kalır.
- Maddede tahlil sonucuna bağlanan bir hüküm yoktur; sonucun değerlendirilmesi ayrı bir delil tartışmasıdır.

### Parça alımı ile şüpheli maddenin tahlili arasındaki fark nedir?

- Organdan parça alınması, organ üzerinde yapılan fiziksel örnekleme işlemidir ve sırasında görülen tahribat tanımlanır.
- Ölüde veya başka yerlerde bulunmuş şüpheli maddelerin incelenmesi, bulunmuş maddenin uzmanca tahlilidir.

Sonuç: İki işlem farklı nesneler üzerinde yapılır; birincisinde tahribatın tanımı, ikincisinde uzman tahlili zorunludur.

### Savcı veya mahkemenin karar verdiği hekim katılımı ile kendiliğinden inceleme arasındaki fark nedir?

- Cumhuriyet savcısı veya mahkeme, incelemenin hekimin katılmasıyla ya da yönetiminde yapılmasına karar verebilir.
- Böyle bir karar verilmediğinde, görevlendirilen uzman incelemeyi tek başına yürütür.

Sonuç: Hekim katılımı takdire bağlı bir ek güvencedir; karar verilmemesi tahlilin yapılamaması anlamına gelmez.

### Zehirlenme şüphesi üzerine yapılacak işlem: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Zehirlenme şüphesi bulunmadığı hâlde bu maddeye dayanarak organdan parça almak; şüphe olmadan hükmün uygulanacağını sanmak.
- Hekimin katılımını zorunlu saymak; bu, savcı veya mahkemenin takdirine bağlıdır ve karar verilmemesi tahlili geçersiz kılmaz.
- Görünen tahribatın tanımlanmasını, organ içindeki gizli bulguların değerlendirilmesiyle karıştırmak; bu madde yalnızca görünen şekli düzenler.
- Şüpheli maddelerin tahlilini, organdan alınan parça işlemiyle aynı işlem saymak; biri ölüden alınan parça, diğeri bulunmuş maddenin incelemesidir.
- Tahlilin uzman tarafından yapılması gerektiğini unutup, incelemeyi kolluk veya tanığın yapabileceğini sanmak.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Ceza dairelerinin, 89. maddenin ilk fıkrasının (e) ve (f) bentleri gibi ilk derece kararlarının bozulma hallerini tahdidi biçimde gösteren hükümlere dayanarak, eksik inceleme gerekçesiyle bozma kararlarında bu hükme yollama yaptığı görülmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2025/1121 E., 2025/11341 K., 11.09.2025; 11. Ceza Dairesi, 2025/3916 E., 2025/14874 K., 20.11.2025; 11. Ceza Dairesi, 2023/1403 E., 2025/12854 K., 09.10.2025; 11. Ceza Dairesi, 2025/2014 E., 2025/12685 K., 06.10.2025)
- Yargıtay'ın, 89. maddenin birinci fıkrasına dayanan temyiz incelemelerinde hukuka aykırılık görmediği hallerde bozmadan kaçındığı kabul edilmektedir. (4. Ceza Dairesi, 2022/4292 E., 2024/11530 K., 01.10.2024)
- Maddede yer alan yaptırımın seçimlik olduğu ve seçenek yaptırım ilişkisinin 50. maddenin ikinci fıkrasına göre değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (12. Ceza Dairesi, 2023/5628 E., 2023/5558 K., 12.12.2023)

### Nasıl ispat edilir?

- Zehirlenme şüphesinin varlığını ileri süren taraf, bu şüpheyi somut olaydan doğan belgeler ya da bulgularla ortaya koymalıdır; soyut iddia yeterli değildir.
- Organdan alınan parça ve tahribat tanımı, otopsi tutanağı ve adli tıp raporu ile belgelenir.
- Tahlil sonucunun doğruluğuna karşı çıkan taraf, uzmanın yetkinliğini ya da incelemenin usulüne uygunluğunu iddia ederek bunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Hekimin katılımı veya yönetiminin sağlandığı, savcılık veya mahkeme kararında gösterilmelidir; kararın bulunmaması usul eksikliği olarak ileri sürülebilir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [5271 sayılı Kanun m.87](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-87): Ölü muayenesi ve otopsi işlemlerini düzenler; m.89'daki organ parçası alımı, bu işlemlerin bir parçası olarak yapılır. (11. Ceza Dairesi, 2025/1121 E., 2025/11341 K., 11.09.2025)
- [5271 sayılı Kanun m.90](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-90): Koruma tedbirlerini düzenleyen izleyen maddedir; m.89 bu konuda bir düzenleme içermez.

## Süreler

| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| dokuz ay | [m.86](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanunu/madde-86) | Bu Karar Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (18/12/2026) yürürlüğe girer. yapılır. |

## Konuda geçen kararlar

- Ceza Genel Kurulu, 2016/1063 E., 2017/7 K., 17.01.2017 (m.82)
- Ceza Genel Kurulu, 2016/1165 E., 2017/8 K., 17.01.2017 (m.82)
- Ceza Genel Kurulu, 2016/57 E., 2016/374 K., 18.10.2016 (m.82)
- Ceza Genel Kurulu, 2012/349 E., 2012/152 K., 10.04.2012 (m.83)
- Ceza Genel Kurulu, 2007/89 E., 2008/54 K., 18.03.2008 (m.83)
- 1. Ceza Dairesi, 2024/5169 E., 2026/1944 K., 12.03.2026 (m.86)
- 1. Ceza Dairesi, 2024/6147 E., 2026/1411 K., 26.02.2026 (m.86)
- 1. Ceza Dairesi, 2024/6814 E., 2026/1096 K., 19.02.2026 (m.86)
- 5. Ceza Dairesi, 2024/4406 E., 2026/1251 K., 05.02.2026 (m.86)
- 6. Ceza Dairesi, 2026/245 E., 2026/1069 K., 05.02.2026 (m.86)
- 6. Ceza Dairesi, 2026/33 E., 2026/1000 K., 04.02.2026 (m.88)
- 6. Ceza Dairesi, 2024/6155 E., 2026/760 K., 21.01.2026 (m.88)
- 5. Ceza Dairesi, 2021/3401 E., 2026/299 K., 15.01.2026 (m.86)
- 6. Ceza Dairesi, 2025/4010 E., 2026/160 K., 07.01.2026 (m.88)
- 6. Ceza Dairesi, 2025/3841 E., 2026/161 K., 07.01.2026 (m.88)
- 6. Ceza Dairesi, 2025/3431 E., 2025/11398 K., 16.12.2025 (m.88)
- 8. Ceza Dairesi, 2024/21400 E., 2025/10679 K., 15.12.2025 (m.84)
- 6. Ceza Dairesi, 2025/5954 E., 2025/11072 K., 10.12.2025 (m.88)
- 11. Ceza Dairesi, 2025/3916 E., 2025/14874 K., 20.11.2025 (m.89)
- 11. Ceza Dairesi, 2023/1403 E., 2025/12854 K., 09.10.2025 (m.89)
- 1. Ceza Dairesi, 2025/593 E., 2025/6783 K., 06.10.2025 (m.83)
- 11. Ceza Dairesi, 2025/2014 E., 2025/12685 K., 06.10.2025 (m.89)
- 11. Ceza Dairesi, 2025/1121 E., 2025/11341 K., 11.09.2025 (m.89)
- 8. Ceza Dairesi, 2024/4569 E., 2025/6068 K., 09.07.2025 (m.84)
- 6. Ceza Dairesi, 2023/19611 E., 2025/5152 K., 12.05.2025 (m.87)
- 1. Ceza Dairesi, 2025/926 E., 2025/3756 K., 09.05.2025 (m.87)
- 6. Ceza Dairesi, 2025/1 E., 2025/1423 K., 10.02.2025 (m.87)
- 1. Ceza Dairesi, 2022/14564 E., 2024/6936 K., 24.10.2024 (m.82)
- 4. Ceza Dairesi, 2022/4292 E., 2024/11530 K., 01.10.2024 (m.89)
- 8. Ceza Dairesi, 2023/4028 E., 2024/299 K., 15.01.2024 (m.83)
- 12. Ceza Dairesi, 2023/5628 E., 2023/5558 K., 12.12.2023 (m.89)
- 12. Ceza Dairesi, 2020/5123 E., 2023/5431 K., 07.12.2023 (m.85)
- 10. Ceza Dairesi, 2023/15062 E., 2023/9434 K., 06.11.2023 (m.84)
- 1. Ceza Dairesi, 2023/4094 E., 2023/5432 K., 19.09.2023 (m.87)
- 12. Ceza Dairesi, 2022/2952 E., 2023/1225 K., 12.04.2023 (m.83)
- 1. Ceza Dairesi, 2022/10216 E., 2023/1918 K., 12.04.2023 (m.87)
- 10. Ceza Dairesi, 2021/9980 E., 2023/1218 K., 20.02.2023 (m.84)
- 10. Ceza Dairesi, 2021/8581 E., 2023/1148 K., 16.02.2023 (m.84)
- 5. Daire, 2023/2490 E., 2023/779 K., 14.02.2023 (m.85)
- 4. Hukuk Dairesi, 2009/9684 E., 2010/4739 K., 21.04.2010 (m.85)
- Birinci Bölüm, 2020/32865 E., 10.12.2024 (m.82)
- Genel Kurul, 2017/37897 E., 05.07.2022 (m.83)
- Genel Kurul, 2017/31619 E., 23.07.2020 (m.82)
- Birinci Bölüm, 2014/17113 E., 09.11.2017 (m.87)
- Birinci Bölüm, 2013/8756 E., 15.04.2015 (m.84)

---

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 25.05.2005 (m.85).
Bu metin eğitim amaçlıdır, hukuki danışmanlık değildir. Bağlayıcı olan madde metnidir; alıntılarken maddenin güncel hâlini teyit edin.
Kaynak: https://www.hukuksalegitim.com/konu/ceza-muhakemesi-hukuku/yonetmelik-ve-kesif
