2.1. İlamsız İcra

Özgün soru denemeleri, konu özeti ve sınav taktikleri.

Konu Hakkında Hızlı Bilgi

Konu Özeti: Önemli Nokta 1: Sorunun çözümünde İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 43. maddesi esas alınmalıdır. İlgili maddenin ikinci fıkrasında, "Bu yollardan birini seçen alacaklı bir defaya mahsus olmak üzere o yolu bırakıp harc ödemeksizin diğerine yeni baştan müracaat edebilir." hükmü yer almaktadır. Maddenin atıf yaptığı "bu yollar", aynı maddenin ilk fıkrasında belirtilen "iflas yolu" ve "haciz yolu"dur. Dolayısıyla, borçlunun tacir olması gibi iflasa tabi şahıslardan olması koşuluyla, alacaklı bu iki takip yolu arasında bir defaya mahsus olmak üzere harçsız geçiş yapma hakkına sahiptir. Somut olayda alacaklı (A), iflasa tabi olan borçlu (B)'ye karşı önce haciz yoluyla takip başlatmış, daha sonra iflas yoluna geçmek istemiştir. Bu durum, kanunun tanıdığı imkân dahilindedir. Diğer seçeneklerin incelenmesi: - A seçeneği yanlıştır, çünkü İİK m. 43 açıkça bu değişikliğe izin vermektedir. - C seçeneği, İİK m. 167'deki kambiyo senetlerine özgü durumu genel bir kural gibi yansıtmakta ve İİK m. 43'teki genel düzenlemeyi göz ardı etmektedir. Bu hak, alacağın kaynağına bakılmaksızın, borçlunun iflasa tabi olması durumunda mevcuttur. - D seçeneği, İİK m. 147/2'de düzenlenen özel bir durumu (rehnin paraya çevrilmesi yolundan haciz yoluna geçiş) ele alarak, İİK m. 43'teki genel kuralın varlığını yanlış bir şekilde inkâr ettiği için çeldirici niteliktedir. - E seçeneği yanlıştır, zira kanun bu değişikliği alacaklının tek taraflı iradesine bağlamış, borçlunun rızası veya mahkeme izni gibi ek bir şart öngörmemiştir. Önemli Nokta 2: Somut olayda, alacaklının başvurduğu takip yolu genel haciz yoluyla ilamsız icra takibidir. Bu takip yolunda ödeme emrine itiraz süresi, İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 62. maddesinin birinci fıkrasında özel olarak düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, "İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur." Sürelerin hesaplanmasında tebligatın yapıldığı gün hesaba katılmaz ve süre, tebliği izleyen günden itibaren işlemeye başlar. Buna göre, 6 Ocak Salı günü yapılan tebligat için yedi günlük süre, 7 Ocak Çarşamba günü işlemeye başlayacaktır. Sürenin son günü ise yedinci gün olan 13 Ocak Salı günü mesai saati bitimidir. Bu nedenle doğru cevap '13 Ocak Salı'dır. '12 Ocak Pazartesi' seçeneği, sürenin tebliğ gününden itibaren başlatılması veya kambiyo senetlerine mahsus haciz yolundaki beş günlük sürenin (İİK m. 172) hafta sonu tatili nedeniyle uzatılarak hatalı hesaplanması gibi yaygın yanılgıları ölçmek amacıyla güçlü bir çeldiricidir. Önemli Nokta 3: İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 60. maddesi, ödeme emrinde bulunması gereken zorunlu unsurları saymıştır. Bu unsurlar arasında, alacaklının takip konusuyla ilgisi olmayan ve borçlunun kişilik haklarına, şeref ve haysiyetine saldırı niteliği taşıyan beyanları yer almaz. Takip talebi ve buna dayanılarak düzenlenen ödeme emri, cebri icra organları aracılığıyla borcun tahsilini amaçlayan hukuki belgeler olup, tarafların birbirlerini küçük düşürme veya itibarsızlaştırma aracı olarak kullanılamazlar. Bu türden ifadelerin takip talebine veya ödeme emrine yazılması, kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir usulsüzlüktür. Borçlunun bu usulsüzlüğe karşı başvurabileceği hukuki yol, icra memurunun işlemine karşı icra mahkemesinde 'şikâyet' yoluna başvurmaktır. Kamu düzenine ilişkin usulsüzlüklere karşı şikâyet süresizdir. Borçlu, süresiz şikâyet hakkını kullanarak icra mahkemesinden ödeme emrindeki hukuka aykırı ifadelerin iptalini talep edebilir. Diğer seçeneklerin analizi: A) İcra müdürünün, takip talebindeki ifadeleri re'sen silme veya düzeltme yetkisi yoktur. Müdür, talebi ya kabul eder ya da reddeder. B) Borçlunun, icra takibi içindeki usulsüzlüklere karşı şikâyet yoluna başvurma hakkı önceliklidir. Genel mahkemelerde dava açma hakkı saklı olmakla birlikte, icra hukukuna özgü bu denetim yolu kapatılamaz. D) İcra müdürü, takip talebinin kanunda aranan zorunlu unsurları taşıması halinde talebi kabul etmek durumundadır. Talebin reddi, ancak zorunlu unsurların eksikliği halinde mümkündür. Fazladan ve hukuka aykırı bir ifadenin varlığı, tüm talebin reddini gerektirmez. E) 5 günlük süre, kambiyo senetlerine mahsus takip yolunda borca veya imzaya itiraz için öngörülen süredir (İİK m. 168). Genel haciz yolundaki bir ödeme emrine ilişkin şikâyetler için kural olarak 7 günlük süre uygulanır; ancak kamu düzenine aykırılık hallerinde şikâyet süresizdir. Önemli Nokta 4: Somut olayda, alacaklı banka genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatmış ve borçlu (A) bu takibe itiraz etmiştir. Bu durumda alacaklı, takibe devam edebilmek için borçlunun itirazını hükümden düşürmelidir. Kredi sözleşmelerinden doğan alacaklar için İcra ve İflas Kanunu'nda (İİK) özel bir düzenleme yer almaktadır. İİK m. 68/b'nin üçüncü fıkrası, “Kredi sözleşmeleri ve bunlarla ilgili süresinde itiraz edilmemiş hesap özetleri ile ihtarnameler ve krediyi kullandıran tarafından usulüne uygun düzenlenmiş diğer belge ve makbuzlar bu Kanunun 68 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen belgelerden sayılırlar.” hükmünü amirdir. İİK m. 68/1'de sayılan belgeler ise, alacaklının icra mahkemesine başvurarak 'itirazın kesin olarak kaldırılmasını' talep etmesine olanak tanıyan, borç ikrarını içeren belgelerdir. Dolayısıyla, borçlunun itirazı üzerine duran takibe devam edebilmek için alacaklı bankanın elindeki kredi sözleşmesi ve süresinde itiraz edilmemiş hesap özetine dayanarak icra mahkemesinden itirazın kesin olarak kaldırılmasını istemesi gerekmektedir. Diğer seçenekler şu nedenlerle yanlıştır: (A) seçeneği, bu belgelerin doğrudan ilamlı takibe konu edileceğini belirtmektedir; oysa bu durum, İİK m. 150/ı uyarınca ipotekle temin edilmiş kredilere özgü bir takip yoludur ve genel haciz yoluyla takipte uygulanamaz. (C) seçeneği, hesap özetine itiraz süresini yanlış belirtmektedir; İİK m. 68/b'ye göre bu süre 'alındığından itibaren bir ay'dır, sekiz gün değildir. Sekiz günlük süre, İİK m. 150/ı'daki ipotek takibine karşı icra mahkemesine şikâyet süresidir. (D) seçeneği, itirazın hesap özetinin ispat gücünü ortadan kaldırdığını iddia etmektedir ki bu, İİK m. 68/b'nin lafzına ve ruhuna aykırıdır; kanun bu belgelere özel bir ispat gücü tanımıştır. (E) seçeneği, tebligat usulüne ilişkin doğru bir tespitte bulunsa da, bunun sonucunu yanlış bağlamaktadır; usulüne uygun tebligat, borçlunun takibe itiraz hakkını ortadan kaldırmaz, sadece hesap özetinin kesinleşmesini sağlar. Önemli Nokta 5: Çözüm, İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 58. maddesinin 3. bendine dayanmaktadır. Bu hükme göre, takip talebinde "alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi" gösterilmelidir. Bu, alacaklının yabancı para alacağı için icra takibi başlatırken, takip talebinde hangi tarihteki döviz kurunu esas aldığını ve bu kur üzerinden alacağın Türk Lirası karşılığını belirtmek zorunda olduğu anlamına gelir. Dolayısıyla A seçeneği doğrudur. Diğer seçeneklerin analizi: - B seçeneği yanlıştır. Kanun, alacaklıya hangi tarihteki kuru seçeceği konusunda bir serbesti tanımıştır; senedin vadesindeki kurun esas alınması yönünde bir zorunluluk getirmemiştir. Alacaklı, genellikle takip tarihindeki kuru seçer, ancak vade tarihindeki kuru da seçebilir. - C seçeneği yanlıştır. İİK m. 58/3, bu yükümlülüğü icra müdürlüğüne değil, alacaklıya yüklemiştir. Alacaklı, kuru ve Türk Lirası karşılığını belirtmek zorundadır; icra dairesi bu işlemi resen yapmaz. - D seçeneği yanlıştır. Borçlunun iflasa tabi olması, alacaklıya haciz yolunun yanı sıra iflas yoluyla takip imkânı da tanır (İİK m. 167). Ancak seçilen takip yolu ne olursa olsun, ilamsız takiplerde yabancı para alacağının İİK m. 58/3 uyarınca Türk Lirası karşılığının gösterilmesi kuralı değişmez. Alacağın aynen yabancı para olarak tahsili ilamlı icraya özgü bir durumdur. - E seçeneği yanlıştır. İİK m. 167, alacağı çek, poliçe veya emre muharrer senede dayanan alacaklının, kambiyo senetlerine mahsus özel takip yollarına başvurabileceğini açıkça düzenlemiştir. Alacağın yabancı para cinsinden olması bu kuralı değiştirmez.

Örnek Çıkmış Sorular

Soru 1

Alacaklı (A), iflasa tabi bir tacir olan borçlu (B)'ye karşı genel haciz yolu ile icra takibi başlatmıştır. Takibin ilerleyen aşamasında borçlunun malvarlığını aktif olarak azaltmaya çalıştığını öğrenen (A), tüm malvarlığının tasfiyesini sağlamak amacıyla mevcut takibini iflas yolu ile takibe dönüştürmek istemektedir. İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre, alacaklı (A)'nın takip yolunu değiştirme talebi hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A)Alacaklının seçtiği takip yolu esastır ve takip türü sonradan değiştirilemez; (A) ancak mevcut takipten feragat edip yeniden harç ödeyerek iflas takibi başlatabilir.
B)Alacaklı, borçlunun iflasa tabi olması nedeniyle, seçtiği haciz yolunu bir defaya mahsus olmak üzere bırakıp harç ödemeksizin iflas yolu ile yeni baştan takibe başlayabilir.
C)Takip yolunun hacizden iflasa çevrilmesi, yalnızca alacağın bir kambiyo senedine bağlı olduğu hallerde mümkündür; genel haciz yolunda bu değişiklik yapılamaz.
D)Alacaklı, sırf rehin hakkına itiraz edilmesi durumunda rehnin paraya çevrilmesi yolundan haciz yoluna geçebilse de, haciz yolundan iflas yoluna harçsız geçişe kanunda imkân tanınmamıştır.
E)Takip yolunun değiştirilmesi borçlunun hukuki durumunu ağırlaştıracağından, değişikliğin geçerli olabilmesi için borçlu (B)'nin açık rızası veya icra mahkemesinin izni gereklidir.

Çözüm

Sorunun çözümünde İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 43. maddesi esas alınmalıdır. İlgili maddenin ikinci fıkrasında, "Bu yollardan birini seçen alacaklı bir defaya mahsus olmak üzere o yolu bırakıp harc ödemeksizin diğerine yeni baştan müracaat edebilir." hükmü yer almaktadır. Maddenin atıf yaptığı "bu yollar", aynı maddenin ilk fıkrasında belirtilen "iflas yolu" ve "haciz yolu"dur. Dolayısıyla, borçlunun tacir olması gibi iflasa tabi şahıslardan olması koşuluyla, alacaklı bu iki takip yolu arasında bir defaya mahsus olmak üzere harçsız geçiş yapma hakkına sahiptir. Somut olayda alacaklı (A), iflasa tabi olan borçlu (B)'ye karşı önce haciz yoluyla takip başlatmış, daha sonra iflas yoluna geçmek istemiştir. Bu durum, kanunun tanıdığı imkân dahilindedir. Diğer seçeneklerin incelenmesi: - A seçeneği yanlıştır, çünkü İİK m. 43 açıkça bu değişikliğe izin vermektedir. - C seçeneği, İİK m. 167'deki kambiyo senetlerine özgü durumu genel bir kural gibi yansıtmakta ve İİK m. 43'teki genel düzenlemeyi göz ardı etmektedir. Bu hak, alacağın kaynağına bakılmaksızın, borçlunun iflasa tabi olması durumunda mevcuttur. - D seçeneği, İİK m. 147/2'de düzenlenen özel bir durumu (rehnin paraya çevrilmesi yolundan haciz yoluna geçiş) ele alarak, İİK m. 43'teki genel kuralın varlığını yanlış bir şekilde inkâr ettiği için çeldirici niteliktedir. - E seçeneği yanlıştır, zira kanun bu değişikliği alacaklının tek taraflı iradesine bağlamış, borçlunun rızası veya mahkeme izni gibi ek bir şart öngörmemiştir.

Soru 2

Alacaklı (A), borçlu (B)'den olan ve herhangi bir kambiyo senedine veya rehinle temin edilmemiş adi bir alacağı için genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatmıştır. İcra dairesince usulüne uygun olarak hazırlanan ödeme emri, borçlu (B)'ye 6 Ocak Salı günü tebliğ edilmiştir. Borçlu (B), borcun tamamına itiraz etmeyi düşünmektedir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre, borçlu (B)’nin bu takibe karşı itirazını icra dairesine bildirebileceği son gün aşağıdakilerden hangisidir?

Soru 3

Alacaklı (A), borçlu (B) aleyhine ilamsız takip başlatmak üzere avukatı (V)'ye talimat vermiştir. (A), takip talebine, alacağın ispatı açısından bir ilgisi olmamasına rağmen, B'nin ticari itibarını zedelemek amacıyla "borçlunun piyasada güvenilirliğini yitirdiği ve benzeri birçok kişiyi mağdur ettiği" şeklinde bir ifadenin eklenmesini istemiştir. İcra ve İflas Kanunu'na göre, bu durumdaki takip talebi ve düzenlenecek ödeme emrinin hukuki durumu hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Devamını Görmek İster misin?

Tüm soruların çözümlerine, yapay zeka destekli konu anlatımlarına ve akıllı denemelere erişmek için ücretsiz kayıt ol.