2.4. İlamsız İcra - GHY - 4

Özgün soru denemeleri, konu özeti ve sınav taktikleri.

Konu Hakkında Hızlı Bilgi

Konu Özeti: Önemli Nokta 1: İcra ve İflas Hukukunda, kural olarak borçlunun icra dairesine yaptığı itirazda bildirdiği sebeplerle bağlı olması ve bu sebepleri sonradan genişletememesi (itirazın genişletilmesi yasağı) esastır. Ancak bu kuralın istisnaları mevcuttur. Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolunda itirazların incelenmesini düzenleyen 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 169/a maddesinin 4. fıkrası bu istisnalardan birini düzenlemektedir. Anılan fıkra, “İcra hakimi, borçlunun zamanaşımı itirazını alacaklının ibraz ettiği kambiyo senedindeki tarihe göre varit görür ve alacaklı da zamanaşımının kesildiğini veya tatil edildiğini resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat edemezse, itirazın kabulüne… karar verir.” hükmünü amirdir. Bu hüküm uyarınca, borçlunun zamanaşımı itirazı, takip dayanağı senedin metninden (tanzim ve vade tarihlerinden) anlaşılabiliyorsa, borçlu bu itirazını daha önce icra dairesine bildirmemiş olsa dahi, icra mahkemesindeki yargılama sırasında ileri sürebilir. Mahkeme, bu durumda senedin metnini inceleyerek zamanaşımı iddiasını değerlendirir ve şartları oluşmuşsa itirazın kabulüne karar verir. Diğer seçenekler ise şu nedenlerle yanlıştır: Zamanaşımı def'i kamu düzenine ilişkin değildir, bu nedenle mahkemece re'sen dikkate alınamaz. İcra mahkemesi, borçlunun ileri sürdüğü yetki itirazının yanı sıra, kanunun izin verdiği istisnai hallerde esasa ilişkin diğer iddiaları da inceleyebilir. Son olarak, icra mahkemesindeki yargılama, kural olarak belge üzerinden yürür ve zamanaşımı iddiasının ispatı için tanık veya yemin gibi delillere başvurulamaz; ispat, senedin kendisi veya kanunda belirtilen nitelikteki diğer belgelerle yapılır. Önemli Nokta 2: Somut olayda, alacaklının talebi üzerine icra mahkemesi itirazın "muvakkaten kaldırılmasına" karar vermiştir. Bu kararın haciz bakımından doğuracağı sonuçlar İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 69. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. İİK m. 69/1'e göre, "İtirazın muvakkaten kaldırılmasına karar verilir ve ödeme emrindeki müddet geçmiş bulunursa alacaklının talebi ile borçlunun malları üzerine muvakkat haciz konur." Bu hüküm uyarınca, itirazın geçici olarak kaldırılması kararı, alacaklıya borçlunun malları üzerine "muvakkat haciz" yani geçici haciz konulmasını talep etme hakkı verir. Ancak bu haciz, kesin haciz niteliğinde değildir. Muvakkat haczin amacı, borçlunun borçtan kurtulma davası açma süresi içinde mallarını kaçırmasını önlemek ve alacağı teminat altına almaktır. Bu nedenle, muvakkat haciz aşamasında malların satışı gibi paraya çevirme işlemleri yapılamaz. Diğer seçeneklerin yanlışlık nedenleri: - İtirazın muvakkaten kaldırılması kararı, alacaklıya kesin haciz isteme ve satış işlemlerini başlatma yetkisi vermez. Bu durum, ancak itirazın "kesin kaldırılması" halinde veya borçlunun süresi içinde borçtan kurtulma davası açmaması üzerine muvakkat haczin kesinleşmesiyle (İİK m. 69/3) mümkün olur. - Karar, alacaklıya haciz talep etme yetkisi verir; bu yetki muvakkat hacizle sınırlıdır. - Borçlunun 7 gün içinde borçtan kurtulma davası açmaması halinde, muvakkat kaldırma kararı ve muvakkat haciz kendiliğinden kalkmaz, tam aksine kesinleşir. - Olayda daha önceden konulmuş bir ihtiyati hacizden bahsedilmemektedir. İhtiyati haciz ve itirazın muvakkaten kaldırılması sonucu konulan muvakkat haciz farklı hukuki kurumlardır. Bu nedenle ihtiyati haczin kesin hacze dönüşmesi söz konusu değildir. Önemli Nokta 3: İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen itirazın iptali ve itirazın kaldırılması yolları arasında önemli usuli ve esasa ilişkin farklar bulunmaktadır. Doğru cevap 'C' seçeneğidir, çünkü bu iki kurumun en temel farkı verdikleri kararların niteliğindedir. İtirazın iptali davası, İİK m. 67'de düzenlenmiş olup, 'genel hükümler dairesinde' görülen bir davadır. Bu, davanın genel mahkemelerde (asliye hukuk veya ticaret mahkemesi) açıldığı ve normal bir alacak davası gibi yürütüldüğü anlamına gelir. Dolayısıyla, bu dava sonunda verilen hüküm, taraflar arasındaki alacak ilişkisini esastan karara bağlar ve maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder. Buna karşılık, itirazın kaldırılması, İİK m. 70 ve devamı ile m. 275 gibi özel hükümlerde düzenlenmiş olup, icra mahkemesinde görülen bir takip hukuku işlemidir. İcra mahkemesi, bu yolda dar yetkili olup sınırlı bir inceleme yapar. Bu nedenle, itirazın kaldırılması talebi üzerine verilen kararlar maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz. Nitekim İİK m. 275'in son fıkrası, '...kiracının veya kiralıyanın umumi hükümlere göre mahkemeye müracaat hakları saklıdır.' hükmüyle bu durumu açıkça teyit etmektedir. Yani taraflar, icra mahkemesi kararından sonra genel mahkemelerde aynı konuyla ilgili dava açabilirler. Diğer seçeneklerin yanlışlık nedenleri: - A seçeneği yanlıştır. Tam tersine, itirazın iptali genel mahkemelerde, itirazın kaldırılması ise icra mahkemesinde görülür (İİK m. 67, m. 70). - B seçeneği yanlıştır. İtirazın iptali davası için süre, itirazın tebliğinden itibaren 'bir sene'dir (İİK m. 67/1). İtirazın kaldırılması için süre ise altı aydır. Seçenek, her ikisi için de yanlış bir süre belirterek yanıltıcıdır. - D seçeneği yanlıştır. İspat kuralları tam tersidir. İtirazın kaldırılması yolunda ispat, İİK m. 68-68/a'da sayılan belgelerle sınırlıdır. İtirazın iptali ise genel hükümlere tabi bir dava olduğundan, tanık dahil her türlü delile başvurulabilir. - E seçeneği yanlıştır. İcra inkar tazminatı, İİK m. 67/2 uyarınca, itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi halinde gündeme gelir. İtirazın kaldırılması yolunda ise icra inkar tazminatına hükmedilmez. Önemli Nokta 4: Somut olayda, borçlunun adi senet altındaki imzaya itirazı üzerine alacaklı icra mahkemesinden itirazın geçici kaldırılmasını talep etmiş ve mahkeme bu talebi kabul etmiştir. İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 69. maddesi, bu duruma özgü bir hukuki çare olan borçtan kurtulma davasını düzenlemektedir. Doğru seçenek B'dir çünkü İİK m. 69/2'ye göre: "İtirazın muvakkaten kaldırılması kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde borçlu, takibin yapıldığı mahal veya alacaklının yerleşim yeri mahkemesinde borçtan kurtulma davası açabilir. Bu davanın dinlenebilmesi için borçlunun dava konusu alacağın yüzde 15'ini ilk duruşma gününe kadar mahkeme veznesine nakden depo etmesi ... şarttır." Bu hüküm, seçenekte belirtilen süre, mahkeme, dava türü ve teminat şartını birebir karşılamaktadır. Diğer seçeneklerin yanlışlık nedenleri: - A seçeneği yanlıştır. İtirazın geçici kaldırılması kararı sonrası açılacak özel dava, İİK m. 72'de düzenlenen genel nitelikteki menfi tespit davası değil, İİK m. 69'da düzenlenen özel nitelikteki borçtan kurtulma davasıdır. Hukuki yolun nitelendirilmesi hatalıdır. - C seçeneği yanlıştır. İtirazın kaldırılmasına karar veren icra mahkemesi, dar yetkili bir mahkemedir ve takibin usulüne ilişkin karar verir. Borcun esasına ilişkin uyuşmazlıklar, genel görevli mahkemelerde (olayda asliye hukuk mahkemesi) görülür. Bu nedenle dava icra mahkemesinde açılamaz. - D seçeneği yanlıştır. Borçtan kurtulma davasının açılması, İİK m. 69/1 uyarınca alacaklının talebiyle konulan geçici (muvakkat) haczi kendiliğinden kaldırmaz. Dava borçlu lehine sonuçlanmadıkça haciz varlığını sürdürür. Davanın açılması takibi durdurucu bir etkiye de sahip değildir. - E seçeneği yanlıştır. Bu seçenek, borçtan kurtulma davası açılmazsa kararın kesinleşeceği ve ödeme sonrası istirdat davası (İİK m. 72/7) açılabileceği bilgisini içererek kafa karıştırmayı amaçlamaktadır. Her ne kadar bu bilgiler kendi içinde doğru olsa da, soruda B'nin başvurabileceği *mevcut ve en doğrudan* hukuki yol sorulmaktadır. İstirdat davası, borcun ödendikten sonra başvurulacak ikincil bir yoldur ve borçtan kurtulma davası imkânı varken başvurulması gereken asli yol değildir. Bu nedenle, sorunun bağlamı için yanıltıcıdır. Önemli Nokta 5: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse ve alacaklı talep etmişse, borçlu aleyhine hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilir. Yargıtay içtihatlarına göre bu tazminata hükmedilebilmesi için gereken şartlar; geçerli bir ilamsız icra takibi yapılmış olması, borçlunun süresinde itiraz etmiş olması, alacaklının süresi içinde itirazın iptali davası açmış olması, davanın alacaklı lehine sonuçlanması (borçlunun itirazının haksızlığının tespiti), alacağın likit (hesaplanabilir, belirli veya belirlenebilir) olması ve alacaklının dava dilekçesinde tazminat talebinde bulunmuş olmasıdır. Olayda, alacak faturaya dayandığı için likittir, dava İİK m. 67/1'deki bir yıllık süre içinde açılmıştır, mahkeme borçlunun itirazını haksız bulmuştur ve alacaklı tazminat talep etmiştir. Borçlunun itirazında kötü niyetli olması, icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesi için aranan bir şart değildir (istisnası İİK m. 67/3'te veli, vasi, mirasçı durumu olup somut olayda uygulama alanı bulmaz). Bu nedenle, tüm şartlar gerçekleştiğinden mahkeme, (B) aleyhine talep üzerine icra inkâr tazminatına hükmedecektir. Diğer seçenekler ise şu nedenlerle yanlıştır: (A) seçeneği, itirazın kaldırılması ve itirazın iptali yollarını hatalı bir şekilde birbirine bağlamaktadır; bu yollar seçimlik olup birinin kullanılmaması diğerindeki hakkı etkilemez. (B) seçeneği, kanunda aranmayan kötü niyet şartını araması sebebiyle hatalıdır. (D) seçeneği, hükmedilen tazminatın tahsilinin ayrı bir takip gerektirdiği yönündeki ifadesiyle yanlıştır; tazminat, asıl alacakla birlikte aynı takip dosyasından tahsil edilir. (E) seçeneği ise alacaklının ve borçlunun tazminat sorumluluklarını yanlış bir şekilde ilişkilendirerek hatalı bir sonuca varmaktadır; her birinin tazminat sorumluluğu kendi şartlarına tabidir.

Örnek Çıkmış Sorular

Soru 1

Alacaklı (A), borçlu (B) aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla bir takip başlatmıştır. Ödeme emrinin tebliği üzerine (B), yasal süresi içinde icra dairesine başvurarak, dilekçesinde sadece icra dairesinin yetkisine itiraz ettiğini belirtmiştir. Alacaklı (A)'nın, itirazın kesin olarak kaldırılması talebiyle icra mahkemesinde açtığı davada (B), savunmasını genişleterek takip dayanağı bononun vade tarihine göre zamanaşımına uğradığını ilk defa duruşma sırasında ileri sürmüştür. Bu durumda, borçlunun zamanaşımı def'ini ileri sürmesi ve mahkemenin bu iddiayı değerlendirmesine ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A)Borçlu, itiraz dilekçesinde ileri sürmediği zamanaşımı def'ini, itirazın genişletilmesi yasağı gereğince icra mahkemesindeki yargılama sırasında hiçbir surette ileri süremez.
B)Zamanaşımı def'i kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkeme taraflar ileri sürmese dahi bu hususu re'sen dikkate almak ve takibi durdurmak zorundadır.
C)İcra mahkemesi hâkimi, zamanaşımı iddiasının senedin metninden anlaşıldığı kanaatine varırsa, itiraz dilekçesinde belirtilmemiş olmasına rağmen bu hususu inceleyerek itirazın kabulüne karar verebilir.
D)Borçlu sadece yetki itirazında bulunduğundan, icra mahkemesi yalnızca yetki konusunu inceleyebilir; esasa ilişkin yeni bir iddia olan zamanaşımı def'ini değerlendirme yetkisi yoktur.
E)Borçlu, zamanaşımı iddiasını icra mahkemesinde ileri sürebilmekle birlikte, bu iddiasını ancak yemin veya tanık gibi her türlü delille ispatlaması halinde mahkemece dikkate alınır.

Çözüm

İcra ve İflas Hukukunda, kural olarak borçlunun icra dairesine yaptığı itirazda bildirdiği sebeplerle bağlı olması ve bu sebepleri sonradan genişletememesi (itirazın genişletilmesi yasağı) esastır. Ancak bu kuralın istisnaları mevcuttur. Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolunda itirazların incelenmesini düzenleyen 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 169/a maddesinin 4. fıkrası bu istisnalardan birini düzenlemektedir. Anılan fıkra, “İcra hakimi, borçlunun zamanaşımı itirazını alacaklının ibraz ettiği kambiyo senedindeki tarihe göre varit görür ve alacaklı da zamanaşımının kesildiğini veya tatil edildiğini resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat edemezse, itirazın kabulüne… karar verir.” hükmünü amirdir. Bu hüküm uyarınca, borçlunun zamanaşımı itirazı, takip dayanağı senedin metninden (tanzim ve vade tarihlerinden) anlaşılabiliyorsa, borçlu bu itirazını daha önce icra dairesine bildirmemiş olsa dahi, icra mahkemesindeki yargılama sırasında ileri sürebilir. Mahkeme, bu durumda senedin metnini inceleyerek zamanaşımı iddiasını değerlendirir ve şartları oluşmuşsa itirazın kabulüne karar verir. Diğer seçenekler ise şu nedenlerle yanlıştır: Zamanaşımı def'i kamu düzenine ilişkin değildir, bu nedenle mahkemece re'sen dikkate alınamaz. İcra mahkemesi, borçlunun ileri sürdüğü yetki itirazının yanı sıra, kanunun izin verdiği istisnai hallerde esasa ilişkin diğer iddiaları da inceleyebilir. Son olarak, icra mahkemesindeki yargılama, kural olarak belge üzerinden yürür ve zamanaşımı iddiasının ispatı için tanık veya yemin gibi delillere başvurulamaz; ispat, senedin kendisi veya kanunda belirtilen nitelikteki diğer belgelerle yapılır.

Soru 2

Alacaklı (A), borçlu (B) aleyhine, altındaki imzanın noterlikçe onaylanmadığı bir adi senede dayanarak genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatmıştır. Ödeme emrinin tebliği üzerine (B), yasal süresi içinde icra dairesine başvurarak, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını beyan etmek suretiyle borca ve özellikle imzaya itiraz etmiştir. Bunun üzerine (A), icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılmasını talep etmiş ve mahkeme, yaptığı inceleme neticesinde itirazın "muvakkaten kaldırılmasına" karar vermiştir. İcra ve İflas Kanunu'na göre, itirazın muvakkaten kaldırılması kararının haciz aşamasına ilişkin doğuracağı hukuki sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Soru 3

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na göre, borçlunun ödeme emrine süresi içinde yaptığı itiraz üzerine duran ilamsız takibe devam edilmesini isteyen alacaklının başvurabileceği hukuki yollar olan 'itirazın iptali davası' ile 'itirazın kaldırılması talebi', tâbi oldukları usul kuralları ve doğurdukları hukuki sonuçlar bakımından birbirinden ayrılmaktadır. Aşağıdakilerden hangisi, bu iki hukuki kurum arasındaki temel ve ayırt edici farklardan birini doğru bir şekilde ifade etmektedir?

Devamını Görmek İster misin?

Tüm soruların çözümlerine, yapay zeka destekli konu anlatımlarına ve akıllı denemelere erişmek için ücretsiz kayıt ol.