6.2. İflas - KSÖİY ve Doğrudan İflas ve Terekenin İflas Hük. Tasf
Özgün soru denemeleri, konu özeti ve sınav taktikleri.
Konu Hakkında Hızlı Bilgi
Örnek Çıkmış Sorular
X Anonim Şirketi'nin yönetim kurulu, şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler üzerine, Türk Ticaret Kanunu'nun 376. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca bir ara bilanço çıkarmış ve bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğini tespit etmiştir. Bu durumda, şirketin iflasını istemesi sürecine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Çözüm
Türk Ticaret Kanunu'nun 376. maddesinin üçüncü fıkrası, sermaye şirketlerinde yönetim kuruluna, şirketin borca batık olması durumunda mahkemeye bildirimde bulunma ve iflası isteme yükümlülüğü getirmektedir. Ancak bu yükümlülük, mahkemenin yargısal denetim yetkisini ortadan kaldırmaz. Mahkeme, yapılan iflas talebi üzerine otomatik olarak karar vermez. İcra ve İflas Kanunu'nun 178. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, iflas talebi ilan edilir ve alacaklılara on beş gün içinde davaya müdahale veya itiraz etme hakkı tanınır. Alacaklılar, borçlunun bu talebi takipleri ertelemek ve borçlarını ödemeyi geciktirmek amacıyla yaptığını ileri sürerek talebin reddini isteyebilirler. Dolayısıyla mahkeme, alacaklıların olası itirazlarını değerlendirmek ve iflas koşullarının gerçekten oluşup oluşmadığını (örneğin borca batıklığın mevcudiyeti, talebin usulüne uygunluğu gibi) araştırmak durumundadır. Bu nedenle, mahkemenin başkaca bir inceleme yapmadan ve alacaklıların itiraz hakkını göz ardı ederek doğrudan iflas kararı vereceği yönündeki ifade yanlıştır. Diğer seçenekler ise hukuken doğrudur: (A) şıkkı İİK m. 178/1'deki genel kuralı, (B) şıkkı TTK m. 376/3'teki özel yükümlülüğü, (D) şıkkı İİK m. 178/1'deki usuli zorunluluğu, (E) şıkkı ise yöneticilerin özen yükümlülüğünün bir sonucu olan genel sorumluluk ilkesini doğru bir şekilde yansıtmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na göre, bir alacaklının, iflasa tabi borçlusu aleyhine daha önce bir iflas takibi başlatmasına gerek olmaksızın, doğrudan yetkili asliye ticaret mahkemesine başvurarak borçlunun iflasını isteyebileceği haller bulunmaktadır. Aşağıdaki durumlardan hangisi, kanunda sayılan bu doğrudan iflas sebepleri arasında yer almaz?
Alacaklı (K), borçlu tacir (B) aleyhine genel iflas yolu ile takip başlatmış ve (B) süresi içinde ödeme emrine itiraz etmemiştir. Bunun üzerine (K), ticaret mahkemesinde iflas davası açmıştır. Mahkeme, davayı basit yargılama usulüne göre görmeye başlamıştır. Bu aşamada, mahkemenin borçlunun malvarlığını korumak amacıyla alabileceği tedbirler ve iflas kararından önce borçluya yönelik yapacağı usuli işlemlerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?