8. Tasarrufun İptali ve İcra İflas Suçları

Özgün soru denemeleri, konu özeti ve sınav taktikleri.

Konu Hakkında Hızlı Bilgi

Konu Özeti: Önemli Nokta 1: Sorunun çözümünde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 143. maddesinde düzenlenen kesin aciz vesikasının hukuki sonuçları değerlendirilmelidir. İİK m. 143/4’te, “Aciz vesikasında yazılı alacak miktarı için faiz istenemez.” hükmü yer almaktadır. Bu hüküm emredici nitelikte olup, aciz vesikasına bağlanan alacak için borçlu aleyhine faiz işlemeyeceğini açıkça düzenlemiştir. Bu düzenlemenin amacı, ödeme güçlüğü içindeki borçlunun durumunun daha da ağırlaşmasını önlemektir. Dolayısıyla, aciz vesikasında belirtilen alacak miktarı için faiz işlemeye devam edeceği yönündeki ifade yanlıştır. Diğer seçeneklerin hukuki dayanakları ise şöyledir: A) İİK m. 143/2, aciz vesikasının alacaklıya 277. maddede yazılı hakları (tasarrufun iptali davası açma hakkı) verdiğini belirtmektedir. Bu ifade doğrudur. B) İİK m. 143/2, aciz vesikasının “borcun ikrarını mutazammın senet mahiyetinde” olduğunu belirtmektedir. Bu, İİK m. 68 anlamında bir belge niteliği kazandırır. Bu ifade doğrudur. C) İİK m. 143/6, aciz vesikasına bağlanan borcun, vesikanın düzenlenmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağını düzenlemiştir. Bu ifade doğrudur. D) İİK m. 143/6, son cümlesinde, “Borçlunun mirasçıları, mirasın açılmasından itibaren bir sene içinde alacaklı hakkını aramamışsa, borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürebilirler.” hükmünü içermektedir. Bu, mirasçılar için özel bir zamanaşımı defi hakkı tanır. Bu ifade doğrudur. Önemli Nokta 2: Somut olayda, borçlunun yaptığı tasarrufun iptale tabi olup olmadığı İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. İİK m. 278, ivazsız tasarrufların iptalini düzenlemektedir. Maddenin birinci fıkrasına göre, “Alışılmış hediyeler dışında, ... aciz belgesi niteliğinde olan haciz tutanağının düzenlendiği ... tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir.” Olayda, borçlu (B), aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlenmesinden iki ay önce taşınmazını yeğenine bağışlamıştır. Bu süre, kanunda öngörülen “bir yıllık” hak düşürücü süre içerisindedir. Taşınmaz devri alışılmış bir hediye sayılmayacağından, bu ivazsız tasarruf İİK m. 278 uyarınca iptale tabidir. Bu iptal türünde borçlunun kastı veya üçüncü kişinin iyi niyeti aranmaz. Bu nedenle A seçeneği doğrudur. B seçeneği yanlıştır çünkü İİK m. 278'de öngörülen süre iki yıl değil, bir yıldır. İki yıllık süre, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 27. maddesinde amme alacakları için öngörülmüştür. C seçeneği yanlıştır çünkü borçlunun zarar verme kastı ve üçüncü kişinin bu kastı bilmesi veya bilmesi gerekmesi şartları, İİK m. 280'de düzenlenen “zarar verme kastından dolayı iptal” davası için aranır. İİK m. 278 kapsamındaki ivazsız tasarrufların iptalinde bu şartlar aranmaz. D seçeneği yanlıştır çünkü İİK m. 279, aciz hâlinde yapılan ve batıl sayılan bazı özel tasarrufları (mevcut borç için teminat verme, vadesi gelmemiş borcu ödeme vb.) düzenlemektedir. Bu madde, genel bir düzenleme olan ve bağışlamaları kapsayan İİK m. 278'in uygulanmasına engel teşkil etmez. E seçeneği yanlıştır çünkü İİK m. 278/a'ya göre, üçüncü derece dâhil kan hısımları arasında yapılan tasarrufların bağışlama sayılması adi bir karinedir; yani “gerçek değerine uygun olarak ivazlı olduğu ispatlanmadıkça” bağışlama sayılır. Bu karine çürütülemez değildir. Ayrıca, tasarruf kendiliğinden hükümsüz olmayıp, ancak açılacak bir iptal davasının kabul edilmesiyle iptal edilebilir. Önemli Nokta 3: Somut olayda borçlu (B), mal beyanında bulunma yükümlülüğünü yerine getirmiş ancak mevcut malvarlığını kasten eksik bildirerek hakikate aykırı beyanda bulunmuştur. Bu fiil, İcra ve İflas Kanunu'nun 338. maddesinde düzenlenmiştir. İlgili maddeye göre, "Bu Kanuna göre istenen beyanı, hakikate aykırı surette yapan kimse, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." Dolayısıyla, alacaklının şikâyeti üzerine (B)'ye icra mahkemesi tarafından belirtilen aralıkta hapis cezası verilecektir. Diğer seçeneklerin incelenmesi: - A seçeneği yanlıştır. İİK m. 76 uyarınca üç ayı geçmeyen tazyik hapsi, hiç mal beyanında bulunmayan borçlu için öngörülmüştür. Olayda ise borçlu beyanda bulunmuş fakat beyanı gerçeğe aykırıdır. - C seçeneği yanlıştır. Alacaklının zarar görmesi şartı, İİK m. 337/a'da düzenlenen "mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı ... göstermeyen" borçluya ilişkin suç tipi için aranmaktadır. Hakikate aykırı beyan suçunu düzenleyen m. 338'de ise alacaklının zarar görmesi bir unsur olarak aranmamaktadır. - D seçeneği yanlıştır. İİK m. 339'da düzenlenen disiplin hapsi, beyandan *sonra* kazanılan mal veya kazançtaki artışın süresinde bildirilmemesi haline ilişkindir. Olayda ise borçlu, beyan anında mevcut olan malvarlığını gizlemiştir. - E seçeneği yanlıştır. Borcun ödenmesiyle cezanın düşmesi, İİK m. 339'da düzenlenen disiplin hapsi için öngörülmüş bir durumdur. Hakikate aykırı beyan suçunu düzenleyen m. 338'de böyle bir düzenleme bulunmamaktadır. Önemli Nokta 4: Sorunun çözümünde, İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) "Acizden Dolayı Butlan" başlıklı 280. maddesi hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir. İİK m. 280/1'e göre, malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu malî durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebilir. Ancak maddenin devamında, bu iptal davasının açılabilmesi için özel bir hak düşürücü süre öngörülmüştür: "Şu kadar ki, işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflâs yoluyla takipte bulunulmuş olmalıdır." Somut olay incelendiğinde: - İptali istenen tasarruf (tablo satışı) tarihi: 01.02.2018 - Borçlu aleyhine icra takibine başlama tarihi: 15.03.2022 Takip, işlemin yapıldığı tarihten itibaren 4 yıl, 1 ay ve 14 gün sonra, yani kanunun aradığı beş yıllık süre içinde başlatılmıştır. Dolayısıyla, davanın esasına girilebilmesi için aranan bu temel şart olayda gerçekleşmiştir. Bu nedenle doğru cevap D seçeneğidir. Diğer seçeneklerin incelenmesi: - A seçeneği: Bir yıllık süre, İİK m. 278'de düzenlenen ivazsız tasarrufların iptali için aranan süredir. Olaydaki işlem acizden dolayı iptal kapsamında (m. 280) değerlendirilmektedir. Ayrıca, süre bir yıl değil, dört yıldan fazladır. - B seçeneği: Bu seçenek, İİK m. 280/3'te yer alan karineyi yanlış yorumlamaktadır. Borçlunun usul veya füruu ile üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve sıhri hısımlarının, borçlunun durumunu bildiği "farz olunur". Ancak bu karine, adi bir karinedir ve aksi ispatlanabilir; "kesin bir karine" değildir. - C seçeneği: İİK m. 143 uyarınca yirmi yıllık zamanaşımı süresi, aciz vesikasına bağlanmış olan alacağın kendisi için geçerlidir, tasarrufun iptali davası için değil. İptal davası hak düşürücü sürelere tabidir. - E seçeneği: İİK m. 277, iptal davasını kimlerin açabileceğini düzenler. Buna göre davayı, elinde geçici veya kesin aciz vesikası bulunan her alacaklı açabilir. Davanın sadece iflas idaresi tarafından açılması zorunlu değildir. Önemli Nokta 5: Somut olayda, borçlunun mahkeme kararıyla hükmedilen nafaka borcunu ödememesi durumu söz konusudur. Bu eylem, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 344. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. İİK m. 344'ün birinci fıkrası, “Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir.” hükmünü amirdir. Bu hüküm uyarınca, alacaklı (A)'nın şikayeti üzerine (B) hakkında üç aya kadar tazyik hapsine karar verilmesi gerekmektedir. Sorudaki bir diğer önemli nokta, borçlu (B)'nin nafakayı azaltma davası açmış olmasıdır. Bu durum, İİK m. 344'ün ikinci fıkrasında düzenlenmiştir: “Borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir.” Bu hüküm, mahkemeye takdir hakkı tanımakta; tazyik hapsinin uygulanmasını erteleme imkânı vermektedir, ancak şikâyetin reddedilmesini gerektirmez. Dolayısıyla B seçeneği, kanunun her iki fıkrasını da doğru bir şekilde yansıtmaktadır. Diğer seçeneklerin incelenmesi: - A seçeneği yanlıştır, çünkü nafakanın azaltılması davası açılması şikâyet hakkını veya hukuki yararı ortadan kaldırmaz, sadece hapsin uygulanmasının ertelenmesine imkân tanır. - C seçeneği yanlıştır, çünkü İİK m. 340, icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme taahhüdünün ihlaline ilişkindir. Nafaka borcunu ödememe eylemi ise özel olarak m. 344'te düzenlenmiştir. Ayrıca, m. 344/2 uyarınca cezanın ertelenmesi mümkündür. - D seçeneği yanlıştır, çünkü İİK m. 343, bir işin yapılması veya yapılmamasına ilişkin ilamlara muhalefeti düzenler. Nafaka ödeme yükümlülüğü ise para borcudur ve özel hüküm olan m. 344 kapsamındadır. - E seçeneği yanlıştır, çünkü İİK m. 344/1 açıkça, hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse (borç ödenirse) borçlunun tahliye edileceğini belirtmektedir.

Örnek Çıkmış Sorular

Soru 1

Alacaklı A, borçlu B aleyhine başlattığı genel haciz yoluyla takipte, B’nin haczi kabil tüm mallarının satılmasına rağmen alacağının bir kısmını tahsil edememiştir. Bunun üzerine icra dairesi, bakiye alacak için A’ya İcra ve İflas Kanunu uyarınca bir kesin aciz vesikası düzenleyerek vermiştir. Bu duruma göre, kesin aciz vesikasının hukuki sonuçlarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A)Bu vesika, alacaklıya İcra ve İflas Kanunu'nun 277. maddesinde düzenlenen tasarrufun iptali davası açma hakkı tanır.
B)Söz konusu vesika, İcra ve İflas Kanunu'nun 68. maddesi anlamında borç ikrarını içeren bir senet mahiyetindedir.
C)Aciz vesikasına bağlanan borç, vesikanın düzenlendiği tarihten itibaren yirmi yıllık zamanaşımına tabidir.
D)Borçlunun ölümü halinde mirasçıları, mirasın açılmasından itibaren bir yıl içinde alacaklı tarafından kendilerine başvurulmadığı takdirde, borcun zamanaşımına uğradığı defini ileri sürebilirler.
E)Aciz vesikasında belirtilen alacak miktarı için, vesikanın düzenlendiği tarihten itibaren borçlu aleyhine kanuni faiz işlemeye devam eder.

Çözüm

Sorunun çözümünde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 143. maddesinde düzenlenen kesin aciz vesikasının hukuki sonuçları değerlendirilmelidir. İİK m. 143/4’te, “Aciz vesikasında yazılı alacak miktarı için faiz istenemez.” hükmü yer almaktadır. Bu hüküm emredici nitelikte olup, aciz vesikasına bağlanan alacak için borçlu aleyhine faiz işlemeyeceğini açıkça düzenlemiştir. Bu düzenlemenin amacı, ödeme güçlüğü içindeki borçlunun durumunun daha da ağırlaşmasını önlemektir. Dolayısıyla, aciz vesikasında belirtilen alacak miktarı için faiz işlemeye devam edeceği yönündeki ifade yanlıştır. Diğer seçeneklerin hukuki dayanakları ise şöyledir: A) İİK m. 143/2, aciz vesikasının alacaklıya 277. maddede yazılı hakları (tasarrufun iptali davası açma hakkı) verdiğini belirtmektedir. Bu ifade doğrudur. B) İİK m. 143/2, aciz vesikasının “borcun ikrarını mutazammın senet mahiyetinde” olduğunu belirtmektedir. Bu, İİK m. 68 anlamında bir belge niteliği kazandırır. Bu ifade doğrudur. C) İİK m. 143/6, aciz vesikasına bağlanan borcun, vesikanın düzenlenmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağını düzenlemiştir. Bu ifade doğrudur. D) İİK m. 143/6, son cümlesinde, “Borçlunun mirasçıları, mirasın açılmasından itibaren bir sene içinde alacaklı hakkını aramamışsa, borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürebilirler.” hükmünü içermektedir. Bu, mirasçılar için özel bir zamanaşımı defi hakkı tanır. Bu ifade doğrudur.

Soru 2

Mali durumu borçlarına yetmeyen (B), alacaklısı (A) tarafından aleyhine yürütülen icra takibinde, evinde yapılan haciz sırasında borca yeter malı bulunamaması üzerine düzenlenen ve aciz belgesi niteliği taşıyan haciz tutanağının tanziminden iki ay önce, mülkiyetindeki tek taşınmazı yeğeni (Y)’ye bağışlamıştır. Bu olaya ilişkin olarak (A)’nın açabileceği tasarrufun iptali davası hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Soru 3

Hakkında başlatılan ilamlı icra takibi üzerine yasal süresi içinde icra dairesine giden borçlu (B), mal beyanında bulunmuş ancak beyanından hemen önce kendisine intikal eden miras payını ve banka hesabındaki mevduatı kasten bildirmemiştir. Alacaklı (A), durumu tespit ederek (B) hakkında şikâyette bulunmuştur. Bu olayda, (B)’nin hakikate aykırı mal beyanında bulunması fiili ve yaptırımı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Devamını Görmek İster misin?

Tüm soruların çözümlerine, yapay zeka destekli konu anlatımlarına ve akıllı denemelere erişmek için ücretsiz kayıt ol.