---
title: "Maaş ve ücretlerin kesilmesinde usul — İcra ve İflas Hukuku konu anlatımı"
course: "İcra ve İflas Hukuku"
law: "İcra ve İflas Kanunu"
articles: "İİK m.355–362/A"
last_amended: "2018-05-09"
compiled: "2026-10-21"
jurisdiction: "TR"
source: "https://www.hukuksalegitim.com/konu/icra-ve-iflas-hukuku/maas-ve-ucretlerin-kesilmesinde-usul"
publisher: "Hukuksal Eğitim"
language: "tr"
---

# Maaş ve ücretlerin kesilmesinde usul

İcra ve İflas Hukuku › Hususi hükümler — [İcra ve İflas Hukuku](https://www.hukuksalegitim.com/konu/icra-ve-iflas-hukuku)

## Kısaca

İİK m.355, borçlu memur ya da işçinin maaş veya ücretinin haczedildiğinde, bu alacağın kesilip icra dairesine gönderilmesi için maaş/ücret ödeyen kişilere (devlet dairelerinde ve hususi müesseselerde) yüklenen bildirim ve tevkif yükümlülüklerini düzenler.

## Kapsam

Bu konu, İcra ve İflas Kanunu m.355–362/A hükümlerini kapsar: maaş ve ücretlerin kesilmesinde usul, yukarıdaki maddeye riayet etmeyenler hakkında hükümler, cumhuriyet savcılığınca takip, üçüncü şahsa bırakılan mallar, icra dairelerinin muhabereleri, haczedilen malların istinabe suretiyle satışı, fazla verilen paranın geri alınması, emanetler hakkında zamanaşımı, mallarının haczi.

- [İİK m.355 — Maaş ve ücretlerin kesilmesinde usul](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-355)
- [İİK m.356 — Yukarıdaki maddeye riayet etmeyenler hakkında hükümler](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-356)
- [İİK m.357 — Cumhuriyet savcılığınca takip](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-357)
- [İİK m.358 — Üçüncü şahsa bırakılan mallar](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-358)
- [İİK m.359 — İcra dairelerinin muhabereleri](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-359)
- [İİK m.360 — Haczedilen malların istinabe suretiyle satışı](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-360)
- [İİK m.361 — Fazla verilen paranın geri alınması](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-361)
- [İİK m.362 — Emanetler hakkında zamanaşımı](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-362)
- [İİK m.362/A — Mallarının haczi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-362a)

## [İİK m.355 — Maaş ve ücretlerin kesilmesinde usul](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-355)

İİK m.355, borçlu memur ya da işçinin maaş veya ücretinin haczedildiğinde, bu alacağın kesilip icra dairesine gönderilmesi için maaş/ücret ödeyen kişilere (devlet dairelerinde ve hususi müesseselerde) yüklenen bildirim ve tevkif yükümlülüklerini düzenler. Hükmün birinci fıkrası haciz bildirisi alan kanuni muhataplara, ikinci fıkrası ise memurun maaş veya görevinde değişiklik olduğunda bunu bildirme yükümlülüğüne ilişkindir. Düzenleme, borçlunun maaş ve ücret alacağını üçüncü kişideki alacak olarak haczedilmesi bakımından, bu alacağın sahibi olan borçlunun işvereni veya ödeyicisi için uygulanır. Maddeden sonra gelen yaptırım hükmünü (m.356), haczin miktarını belirleyen kuralları (m.83) ve genel üçüncü kişideki alacak haczi usulünü (m.89) madde metni düzenlemez.

### Maaş ve ücretlerin kesilmesinde usul: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Kanuni muhatap**: Devlet işlerinde veya hususi müesseselerde borçlunun maaş ya da ücretini ödemekle yükümlü kılınan kişi veya birimdir. Maddenin ifadesiyle bu kişiler, bildirimi alan ve kesinti yapmakla görevli olanlardır.(m.355 birinci fıkra)
- **Maaş ve ücret haczi**: Borçlunun, maaşını ya da ücretini ödeyen kişi nezdindeki alacağının haczedilmesidir. Kanun bu haczi genel üçüncü kişideki alacak haczinden ayrı ve daha basit bir usule bağlamıştır.
- **Memuriyette tebeddül**: Memurun maaş, ücret veya memuriyetinde ya da başka bir şubeden maaş almasını gerektirecek biçimde değişiklik meydana gelmesidir. Bu değişikliğin bildirilmesi ikinci fıkra kapsamındadır.
- **Hizmete son verilmesi**: Borçlunun görevinin veya çalışmasının sona ermesidir. Bu durum ikinci fıkra uyarınca derhal bildirilmesi gereken bir olaydır.

### Maaş ve ücretlerin kesilmesinde usul: hangi şartlar aranır?

- Borçlunun maaş veya ücret alacağı üzerine icra dairesi tarafından haciz konulmuş olmalıdır.
- Tebligat, devlet işlerinde veya hususi müesseselerde borçlu memur veya müstahdeme maaş ya da ücret ödeyen kanuni muhataba yapılmış olmalıdır.
- Kanuni muhatap, haczin icra edildiğini ve borçlunun maaş veya ücret miktarını en geç bir hafta içinde icra dairesine bildirmiş olmalıdır.
- Kanuni muhatap, borç bitinceye kadar icra dairesinin tebligatı uyarınca haczedilen miktarı borçlunun maaş veya ücretinden tevkif edip hemen daireye göndermelidir.
- Memurun maaş, ücret veya memuriyetinde ya da başka şubeden maaş almasını gerektiren bir değişiklik olduğunda, bu değişiklik derhal icra dairesine bildirilmelidir.
- Hizmetin sona ermesi halinde bu durum derhal icra dairesine bildirilmeli ve ikinci durumda haciz işlemi ilgili şube veya amire bildirilmelidir.

### Maaş ve ücretlerin kesilmesinde usul: hangi sonuçları doğurur?

- Kanuni muhatap haczin icrasını ve borçlunun maaş veya ücret miktarını bir hafta içinde icra dairesine bildirmek zorundadır.
- Borç bitinceye kadar, icra dairesinin tebligatı uyarınca haczedilen miktar borçlunun maaş veya ücretinden tevkif edilip hemen daireye gönderilmelidir.
- Maaş veya ücrette, memuriyette ya da şube değişikliğinde bu durum derhal icra dairesine bildirilmelidir.
- Hizmete son verilmesi halinde bu durum derhal icra dairesine bildirilmeli, ikinci halde haciz işlemi ilgili şube veya amire haber verilmelidir.
- Bildirim ve kesinti yükümlülüğüne uyulmazsa, kesilmeyen veya gecikmeli gönderilen para icra dairesince kanuni muhataptan alınır; bu konu m.356'da düzenlenmiştir.
- Madde metninde haczin oranı yer almaz; haczedilecek tutar m.83 gereğince belirlenir.

### Devlet dairesi ile özel sektör işyeri arasındaki fark nedir?

- Devlet işlerinde borçlu memurun maaşını ödeyen kişi, madde metninde malmemuru veya daire amiri olarak anılır.
- Hususi müesseselerde ise bildirim yükümlüsü, o müessesenin kanuni muhatabıdır.

Sonuç: Bildirim ve kesinti yükümlülüğü her iki yerde aynıdır; yalnız yükümlü kişinin sıfatı değişir. Uygulamada işverenden kasıt, devlet dairesinde ita yetkilisi, özel sektörde işyerinin yönetimiyle görevli kimselerdir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/475 E., 2023/638 K., 21.06.2023)

### Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

- Birinci fıkra, haczin icrası sonrasında bildirim ve tevkif yükümlülüğünü düzenler.
- İkinci fıkra, maaş veya görevde değişiklik ile hizmetin sona ermesi hallerinde bildirim yükümlülüğünü düzenler.

Sonuç: Birinci fıkra haciz bildirisi alındıktan sonra işlemeye başlar. İkinci fıkra ise durumdaki değişiklik ortaya çıktığında derhal ve ayrı olarak devreye girer.

### Maaş ve ücretlerin kesilmesinde usul: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Maaş haczini genel üçüncü kişideki alacak haczi usulü olan m.89'a göre yürütmek; maaş ve ücret alacağı için m.355 ve devamı uygulanmalıdır.
- Bir haftalık bildirim süresini, haciz bildirisinin tebliğinden değil haczin konulduğu tarihten saymak; süre tebligat tarihinden başlar.
- Hususi müessese ile devlet dairesindeki sorumluyu ayırt etmemek; devlet dairesinde malmemuru veya daire amiri, özel sektörde işyeri yönetimi yükümlüdür.
- Yükümlü kişinin borçluya rücu edebileceğini ya da kesmediği parayı kendisinden doğrudan alınacağını göz ardı etmek; bu konu m.356'da düzenlenmiştir.
- Madde metnindeki haczedilecek oranı m.355'ten çıkarmak; oran m.83 hükmüne göre belirlenir.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Maaş ve ücret haczinin m.89 usulüne değil m.355 ve devamı hükümlerine göre yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (19. Ceza Dairesi, 2017/2966 E., 2018/2378 K., 05.03.2018; 3. Hukuk Dairesi, 2023/1659 E., 2023/3668 K., 12.12.2023; 5. Hukuk Dairesi, 2024/4615 E., 2024/10718 K., 26.12.2024)
- Maaş ve ücret alacağına ilişkin bildirim yükümlülüğünün, işverenin borçlunun maaşının devlet ya da hususi müessese kapsamında olduğunu gözetmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/475 E., 2023/638 K., 21.06.2023)
- Yargıtay uygulamasında, borçlunun işverende alacağı bulunmadığı yönünde savunma yapılabileceği ve bu durumda o işverene karşı takibin devam edemeyeceği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/5143 E., 2024/2216 K., 19.03.2024)
- Sigortalı çalıştığı tespit edilen borçlu için maaş haczi uygulanması, cebri icranın dayanaksız yapıldığı iddiasıyla yapılan itirazlar bakımından değerlendirilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/863 E., 2025/882 K., 05.05.2025)

### Nasıl ispat edilir?

- Haczi isteyen alacaklı, icra dairesinin bildirisinin kanuni muhataba tebliğ edildiğini ve borçlunun maaş veya ücret alacağının bulunduğunu icra dosyası kayıtlarıyla ortaya koymalıdır.
- Kanuni muhatap, borçlunun kendisinde maaş veya ücret alacağı bulunmadığını ileri sürerse bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır.
- Bildirim yükümlülüğüne uyulup uyulmadığı, icra dairesine gönderilen yazı ve banka dekontu gibi belgelerle ispatlanır.
- Kesinti yapılmadığı iddiası bakımından icra dosyasındaki ödeme kayıtları ve işverenin muhasebe belgeleri delil olarak değerlendirilir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.356](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-356): Maddedeki yükümlülüklere uymayanlardan kesilmeyen veya gecikmeli gönderilen paranın icra dairesince doğrudan alınmasını düzenler; m.355'in yaptırım hükmüdür.
- [2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.357](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-357): Yükümlülüklere uymayanlar hakkında ceza kovuşturmasını düzenler; m.355'in cezai yaptırımını tamamlar.
- [2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.83](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-83): Maaş ve ücretten haczedilecek miktarı belirler; m.355 kesinti miktarını bu hükümden alır.

## [İİK m.356 — Yukarıdaki maddeye riayet etmeyenler hakkında hükümler](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-356)

İcra ve İflas Kanunu'nun 356. maddesi, icra ve iflas hukukunda görevlerini yerine getirmeyen memur ve amirlerin, kesmekle yükümlü oldukları veya ilk vasıtayla göndermekle yükümlü oldukları paraların icra dairesince doğrudan maaşlarından veya diğer mallarından alınmasını düzenler. Madde ayrıca bu kişilerin borçluya karşı rücu hakkını ve icra dairesine bilgi verilmesi yükümlülüğünü düzenler. Madde, memur veya amirin sorumluluğunu ilam veya mahkeme kararı aranmaksızın icra dairesinin doğrudan işlemiyle yerine getirilmesi bakımından uygulanır. Madde, icra ve iflas hukukunda verilen kötü niyet veya ihmal yaptırımlarını, cezai sorumluluğu ve memurun disiplin sorumluluğunu düzenlemez; bunlar için ilgili cezai hükümler (İİK m.331-354 aralığı) ve disiplin mevzuatı incelenmelidir. Madde, paranın borçluya ödenmesi usulünü ve borçlunun icra takibindeki genel haklarını düzenlemez.

### Yukarıdaki maddeye riayet etmeyenler hakkında hükümler: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Kesmekle yükümlü memur**: İcra ve iflas işlemleri sırasında ödeme yapılacak paradan kanuni kesinti yapmakla görevli olan memur ya da amirdir. Madde metninde bu kişilerin kesmeleri gereken paranın ilgili icra dairesine gönderilmesi öngörülür.
- **İlk vasıtayla gönderme**: Kesilen paranın, ilk fırsatta, yani en kısa zamanda ve en uygun ulaşım aracıyla icra dairesine iletilmesi yükümlülüğüdür. Gecikmeli gönderme bu yükümlülüğe aykırılık sayılır.
- **Doğrudan alma**: İcra dairesinin, kesmekle veya göndermekle yükümlü memur ya da amirin maaşından veya diğer mallarından, ayrıca mahkeme ilamı aranmaksızın tahsil etmesidir. Bu, icra dairesinin resen yaptığı bir işlemdir.
- **Rücu hakkı**: Maddedeki ödeme yükümlüsü memur ya da amirin, icra dairesince alınan tutarı borçludan geri istemesi hakkıdır. Rücu, kanun hükümleri çerçevesinde kullanılır.
- **Mensup olunan daire**: Hakkında bilgi istenen memur veya amirin çalıştığı kurum birimidir. Bu dairenin, icra dairesine istenen bilgiyi hemen vermesi görevlidir.

### Yukarıdaki maddeye riayet etmeyenler hakkında hükümler: hangi şartlar aranır?

- Madde metnine göre ilgili memur veya amirin, ilgili hükümlere riayet etmemiş olması gerekir; yani kesmesi gereken parayı kesmemiş ya da kestiği parayı ilk vasıtayla göndermemiş olması aranır.
- Kesmeyen veya göndermeyen memur ya da amir hakkında mahkemeden ayrıca hüküm alınmasına gerek bulunmamalıdır; doğrudan icra dairesince işlem yapılabilir.
- İcra dairesi, bu yükümlülüğe aykırılık hâlinde ilgili memurun maaşından veya diğer mallarından parayı alabilir.
- Borçlunun, bu parayı kendisine ödenmemiş olmasından kaynaklanan zararı veya ödemeyi üstlenen memurun durumu dikkate alınarak, kanun hükümleri çerçevesinde rücu hakkı bulunur.
- Mensup olunan dairenin, aykırılık iddiasına ilişkin istenen bilgiyi icra dairesine hemen vermesi gerekir.

### Yukarıdaki maddeye riayet etmeyenler hakkında hükümler: hangi sonuçları doğurur?

- Kesmekle yükümlü memur veya amir paraları kesmez ya da ilk vasıtayla göndermezse, bu para ayrıca mahkeme ilamı aranmadan icra dairesince maaşlarından veya diğer mallarından alınır.
- Maaşından veya mallarından alınan tutar, borçluya ödenmesi gereken paranın yerine geçer ve bu ödeme ile borçlunun alacağı tahsil edilmiş olur.
- Borçlu, zararı nedeniyle kanun hükümleri dairesinde memura karşı rücu hakkına sahiptir.
- Mensup olunan dairenin, hakkında bilgi istenen memur veya amir ile ilgili istenen bilgiyi icra dairesine hemen vermesi zorunludur; bu görev ihmal edilemez.
- Memur veya amir yükümlülüğünü yerine getirmişse, yani parayı kesmiş ve ilk vasıtayla göndermişse, madde uyarınca doğrudan alma işlemi yapılamaz.

### Kesme yükümlülüğü ile ilk vasıtayla gönderme yükümlülüğü arasındaki fark nedir?

- Memurun veya amirin paradan kesinti yapması gereken hâller; kesintinin yapılmaması dolayısıyla icra dairesine ödenecek paranın tahsili söz konusudur.
- Kesilen paranın icra dairesine ilk vasıtayla gönderilmesi gereken hâller; gecikme veya gönderilmeme dolayısıyla yaptırım doğar.

Sonuç: Her iki yükümlülüğe aykırılık da aynı yaptırımı doğurur: icra dairesince doğrudan maaştan veya mallardan alma. Madde iki aykırılığı ayrı ayrı yaptırıma bağlamaz.

### Memurun kendi malı ile maaşı ile diğer mallarının alınması arasındaki fark nedir?

- Memurun maaşından alınması, düzenli ödemelerden kesinti yapılması anlamına gelir.
- Diğer mallarından alınması ise memurun sahip olduğu başka malvarlığı değerleri üzerinde işlem yapılmasını ifade eder.

Sonuç: Maaş haczi ile mal üzerinde işlem arasında madde açısından bir öncelik sıralaması kurulmamıştır; icra dairesi her iki kaynağa da başvurabilir.

### Memurun ödemesi ile borçlunun rücu hakkı arasındaki fark nedir?

- İcra dairesinin memurdan alması, kamu düzeni ve icra işleyişi adına yapılan bir tahsildir.
- Borçlunun rücu hakkı, zararı gören borçlunun memura karşı kanun hükümlerine göre kullandığı bir haktır.

Sonuç: İki işlem birbirinden bağımsızdır; icra dairesinin tahsili borçluya rücu hakkını ortadan kaldırmaz, ayrı ilişkiler olarak yürür.

### Yukarıdaki maddeye riayet etmeyenler hakkında hükümler: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Maddeyi mahkeme ilamı gerektiren bir alacak davası gibi görmek; madde açıkça ayrıca hüküm alınmasına gerek olmadığını söyler.
- Doğrudan alma yetkisini yalnızca maaştan kesinti ile sınırlı saymak; madde maaş dışında mallardan alınmayı da düzenler.
- Borçlunun rücu hakkını icra dairesinin tahsilinin yerine geçen bir hak saymak; iki ilişki birbirinden bağımsızdır.
- Kesme yükümlülüğü ile ilk vasıtayla gönderme yükümlülüğünü aynı yükümlülük gibi değerlendirip, gönderme gecikmesini aykırılık saymamak; her iki eksiklik de maddenin kapsamındadır.
- Mensup olunan dairenin bilgi verme görevini, yalnızca memurun kendisine ait bir sorumluluk saymak; madde bu görevi ilgili dairenin üzerine koyar.

### Nasıl ispat edilir?

- Maaş veya mal üzerinden alınma talebini ileri süren icra dairesi ya da alacaklı, memurun kesmediğini veya ilk vasıtayla göndermediğini ortaya koyan belgelerle ispat yükü altındadır.
- Kesinti yapılıp yapılmadığı ve gönderme tarihi, ilgili kurumun ödeme kayıtları, kesinti belgeleri ve gönderim evrakı ile ispatlanır.
- Memur veya amirin yükümlülüğünü yerine getirdiğini savunması hâlinde, kesinti ve gönderim belgelerini sunması gerekir; bu belgeler bulunmazsa savunma ispat edilmemiş sayılır.
- Hakkında bilgi istenen memur veya amirin çalıştığı dairenin, istenen bilgiyi icra dairesine hemen vermesi gerekir; bilginin verilmemesi, ilgili dairenin yükümlülüğe aykırılığını gösterir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.37](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-37): Masanın teşkili ve iflas muamelelerinin kaydı ile ilgilidir; memurun kesinti ve gönderim yükümlülükleri bu kayıt düzeniyle bağlantılı işlemlerde ortaya çıkabilir.
- [2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.38](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-38): Müflise verilmeyen mal ve paraların masaya bildirilmesi işlemi ile ilgilidir; bu işlemlerde ilgili kurumların yükümlülüğü m.356'nın kapsamına girebilir.

## [İİK m.357 — Cumhuriyet savcılığınca takip](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-357)

İİK m.357, icra dairesince kanuna göre yapılan tebliğ ve emirlerin ilgililer tarafından derhal yerine getirilmesi ile bunların neticesinin icra dairesine gecikmeksizin bildirilmesi yükümlülüğünü düzenler ve bu yükümlülüğe makul bir sebep olmaksızın uyulmamasını suç hâline getirir. Kapsamı, icra dairesinin kanuna dayanarak yaptığı tebliğ ve emirlere uymakla yükümlü olan kişiler ve kurumlardır. Maddenin yaptırımı, yani fiilin kovuşturulma usulü, Cumhuriyet savcılığınca doğrudan takibat olarak düzenlenmiştir. Maddede ceza miktarı, suçun unsurlarının ayrıntısı, tebliğ usulünün şekli veya hangi tebliğlerin hangi kişilere yapılacağı düzenlenmez. Bu konular İİK'nun tebligat hükümlerinde ve ilgili kanunlarda aranmalıdır. Suçun şikâyete bağlı olmadığı, takibin resen yapıldığı da bu maddenin yaptırım yönüdür; yargılama usulü ve şikâyet süreleri İİK m.346 vd. hükümlerindedir.

### Cumhuriyet savcılığınca takip: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Tebliğ ve emir**: İcra dairesinin kanuna dayanarak ilgililere yönelttiği, yerine getirilmesi gereken işlemler. Maddenin kapsamı, icra dairesinin kanuna uygun olarak yaptığı işlemlerle sınırlıdır; kanuna dayanmayan veya görev dışı bir işlem bu kapsamda değerlendirilmez.
- **Alakadarlar**: Tebliğ veya emrin muhatabı olan ve bu işlemi yerine getirmekle yükümlü tutulan kişiler. Yükümlülük, ilgili kişinin işlemi yerine getirmesini gerektiren konumundan doğar.
- **Makbul sebep**: Tebliğ veya emrin yerine getirilmemesini haklı kılan, ilgilinin kusurunun bulunmadığı objektif engel. Makbul sebebi ileri süren ilgili, bu sebebi kendisi ispatlamalıdır.
- **Doğrudan doğruya takibat**: Cumhuriyet savcılığının, bir şikâyet veya ön soruşturmaya ihtiyaç duymadan, kendiliğinden kovuşturmayı başlatmasıdır. Maddede tahkikat evveliyeye gerek olmadığı belirtilmiştir.

### Cumhuriyet savcılığınca takip: hangi şartlar aranır?

- İcra dairesince kanuna göre yapılmış bir tebliğ veya emrin bulunması gerekir.
- Tebliğ veya emrin muhatabı olan ilgilinin bu işlemi yerine getirmekle yükümlü olması gerekir.
- İlgilinin tebliğ veya emri derhal yerine getirmemesi ya da neticesini gecikmeksizin icra dairesine bildirmemesi gerekir.
- Yükümlülüğe aykırılığın makbul bir sebebe dayanmaması gerekir; makbul sebep varsa fiil suç oluşturmaz.
- Fail, yükümlülüğü yerine getirmediği için cezalandırılabilir; bu yükümlülük yerine getirilmeden fiilin tamamlandığı kabul edilir.

### Cumhuriyet savcılığınca takip: hangi sonuçları doğurur?

- Tebliğ ve emirleri makbul sebep olmaksızın yapmayanlar hakkında Cumhuriyet savcılığınca doğrudan doğruya takibat yapılır.
- Takibat için ön tahkikat yapılması gerekmez; savcılık doğrudan harekete geçer.
- Makbul sebep bulunduğu takdirde yükümlülüğe aykırılık nedeniyle takibat yapılmaz.
- Yükümlülüğü yerine getiren ilgili bakımından bu madde hükmü uygulanmaz.
- Maddede yer alan yükümlülük emredicidir; tarafların sözleşmeyle bu yükümlülüğü ortadan kaldırması söz konusu olamaz.

### Kanuna uygun tebliğ-emir ile kanuna aykırı veya görev dışı işlem arasındaki fark nedir?

- İcra dairesinin kanuna göre yaptığı tebliğ ve emirler madde kapsamındadır.
- Kanuna dayanmayan ya da icra dairesinin yetkisi dışında kalan işlemler madde kapsamında değerlendirilemez.

Sonuç: Yalnız kanuna uygun işlemlere uymayan ilgililer bakımından madde ile suç oluşur; geçersiz bir emre uymamanın bu madde kapsamında suç oluşturması beklenmez.

### Makbul sebep varlığı ile yokluğu arasındaki fark nedir?

- Makbul bir sebep varsa tebliğ veya emre uymama cezai sorumluluk doğurmaz.
- Makbul sebep bulunmuyorsa yükümlülüğe aykırılık, madde gereği doğrudan takibata konu olur.

Sonuç: Makbul sebebin ispatı ilgiliye aittir; sebep kabul edilmezse savcılık doğrudan takibat yapar.

### Derhal yerine getirme ile neticeyi bildirme arasındaki fark nedir?

- Tebliğ ve emri derhal yerine getirme yükümlülüğü, işlemin fiilen yapılmasını ifade eder.
- Neticeyi gecikmeksizin icra dairesine bildirme yükümlülüğü, sonucun icra dairesine iletilmesini ifade eder.

Sonuç: İki yükümlülükten birinin ihlali de maddeye göre cezai yaptırım doğurabilir; her biri ayrı ayrı ihlal edilebilir.

### Cumhuriyet savcılığınca takip: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Maddeyi, şikâyete bağlı bir icra suçu gibi değerlendirip şikâyet süresini (üç ay / bir yıl) uygulamak; m.357 kapsamındaki takibat doğrudan savcılıkça yapılır.
- Makbul sebep kavramını genel bir kusursuzluk değerlendirmesi gibi yorumlayıp ilgiliye ispat yükü yüklememek; makbul sebebi ileri süren kişi bunu ispatlamalıdır.
- Kanuna aykırı bir icra işlemine uyulmamasını da m.357 kapsamında saymak; maddenin kapsamı yalnız kanuna göre yapılan tebliğ ve emirlerdir.
- Derhal yerine getirme yükümlülüğü ile neticeyi bildirme yükümlülüğünü birbirinden ayırmadan tek bir ihlal olarak değerlendirmek.
- Doğrudan takibatı, ön tahkikat yapılması gerektiği biçiminde yorumlamak; madde açıkça tahkikat evveliyeye gerek olmadığını belirtir.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Yargı kararlarında m.357'nin, icra dairesinin kanuna göre yaptığı tebliğ ve emirlere uyma yükümlülüğünü bir ihbar yükümlülüğüyle birlikte düzenlediği kabul edilmektedir. (1. Daire, 2008/435 E., 2008/738 K., 19.06.2008; 1. Daire, 2005/1194 E., 2005/1499 K., 14.12.2005)
- Maddenin uygulanabilmesi için icra dairesinin tebliğ veya emrinin kanuna göre yapılmış olması aranmaktadır; kanuna uygun olmayan işlemler bakımından madde uygulanmamaktadır. (1. Daire, 2005/1194 E., 2005/1499 K., 14.12.2005)
- Kararlarda, madde kapsamındaki fiillerin kamu görevlilerinin ihmali davranışından farklı olarak değerlendirilmesi gerektiği ve bu nedenle 5237 sayılı Kanun'un ihmali davranışla görevi kötüye kullanma hükmüne doğrudan bağlanmamasının gerektiği yönünde değerlendirmeler yer almaktadır. (5. Ceza Dairesi, 2021/7881 E., 2023/5836 K., 03.05.2023; 5. Ceza Dairesi, 2023/7469 E., 2023/10095 K., 19.10.2023)
- Kararlarda, ilamın icra müdürlüğünce zorla icra edileceğinin bildirilmesi ve verilen süre içinde ilamın yerine getirilmemesi hâlinde m.357'nin uygulanacağına dikkat çekilmektedir. (8. Daire, 2019/2868 E., 2024/4029 K., 02.07.2024)

### Nasıl ispat edilir?

- Tebliğ veya emrin kanuna uygun ve icra dairesince yapıldığını ortaya koymak, bunu ileri süren icra dairesi veya savcılık tarafının yükümlülüğüdür; tebliğ kayıtları ve icra dosyası belgeleri bu amaçla kullanılır.
- Yükümlünün tebliğ ve emri yerine getirmediğini ortaya koymak da savcılığın yükümlülüğü olup, icra dosyasındaki işlem kayıtları ve yazışmalar bu konuda delil oluşturur.
- Makbul sebebin varlığını ileri süren ilgili, bu sebebi ispatlamakla yükümlüdür; savunma niteliğindeki bu iddianın ispatı için belgeler ve tanıklar gösterilebilir.
- Yükümlülüğün yerine getirildiği veya neticenin icra dairesine bildirildiği iddiası, bunu ileri süren ilgili tarafından yazılı belgeyle ispatlanmalıdır.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.346](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-346): Maddede sözü edilen icra suçlarında görevli merciin icra mahkemesi olduğunu belirler; m.357 kapsamındaki fiiller için yargılama usulünü ayrıca düzenler.
- [2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.347](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-347): Şikâyete bağlı icra suçları için süre sınırlarını düzenler; m.357 ise doğrudan takibat öngördüğü için bu süreler bu fiil bakımından ayrıca aranmaz.
- [2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.348](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-348): Yetkili icra ceza mahkemesinin takibin yapıldığı yer mahkemesi olduğunu belirtir; m.357 kapsamındaki takibatın yetkisini tamamlayıcı niteliktedir.

## [İİK m.358 — Üçüncü şahsa bırakılan mallar](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-358)

İİK m.358, haciz sırasında üçüncü kişiye muhafaza için bırakılan malların (yediemin sıfatıyla) iadesi yükümlülüğünü ve bu malların telef veya ziyaı hâlinde sorumluluğu düzenler. Hüküm, icra dairesinden istendiği anda malı evvelki vaziyetinde iade yükümlülüğünü, iade edilemeyen mal bakımından haciz sırasında tespit edilmiş kıymetin re'sen tazminini ve bu tazmine karşı icra mahkemesine şikayet yolunu kapsar. Madde, muhafaza için mal bırakılan üçüncü kişiyi ilgilendirir; borçlunun kendi elinde bırakılan malı (m.88 ve m.89 kapsamındaki haciz ihbarnamesi usulü) ve üçüncü kişinin mülkiyet iddiasına dayanan istihkak davasını (m.97) düzenlemez. Yediemin ücreti, masrafı ve depo ücretinin alacaklıdan önceliği ile borçlunun eline bırakılmasında uygulanacak usul de bu maddede yer almaz; bunlar m.88 ve ilgili icra hükümlerinde aranmalıdır.

### Üçüncü şahsa bırakılan mallar: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Üçüncü şahıs yediemini**: Haczedilen taşınır malın muhafazası için icra dairesince kendisine bırakıldığı, borçlu olmayan kişidir. Malı icra dairesinden istendiğinde iade etmekle yükümlüdür.
- **Evvelki vaziyetinde iade**: Malın haczedildiği andaki fiziki durumunun korunarak icra dairesine teslim edilmesidir. Malın eksilmiş, bozulmuş veya hiç teslim edilememiş olması bu yükümlülüğü ihlal eder.
- **Telef veya ziyaa**: Malın yok olması veya değerinin azalması hâlidir. Maddenin ikinci fıkrasında, bu zararın yediemine atfedilemeyecek bir sebepten doğduğunu ispat edemeyen kişi bakımından tazmin sonucu doğurur.
- **Haciz tutanağında tespit edilen kıymet**: Malın haciz sırasında düzenlenen tutanağa geçirilen değeridir. Re'sen tazminde ölçüt olan değer budur; sonradan belirlenen piyasa değeri esas alınmaz.
- **Re'sen tazmin**: İcra dairesinin talep aranmadan ve ayrıca hükme gerek kalmadan tazmin kararı vermesidir. Ceza takibi, bu yolun önünü kapatmaz.

### Üçüncü şahsa bırakılan mallar: hangi şartlar aranır?

- Malın haciz üzerine üçüncü kişiye muhafaza için bırakılmış olması gerekir.
- İade talebinin icra dairesinden gelmesi ve yediemin tarafından bu talep anında karşılanması gerekir; yükümlülük talep anında doğar.
- Malın evvelki vaziyetinde iade edilmemesi için telef veya ziyaın bulunması gerekir.
- Telef veya ziyaın yediemine atfedilemeyecek bir sebepten doğduğunu yediemin ispat edememelidir; bu ispat yapılamazsa tazmin koşulu oluşur.
- Tazmin için ceza takibinin varlığı tek başına engel değildir; ancak tazmin, haciz sırasında tespit edilmiş kıymet üzerinden yapılır.
- Tazmin kararına karşı yediemin, icra dairesinin talep ve kararına karşı icra mahkemesine şikayet edebilir; bu şikayet madde 16'da belirlenen süre içinde yapılmalıdır.

### Üçüncü şahsa bırakılan mallar: hangi sonuçları doğurur?

- Yediemin, malı icra dairesinden istendiği anda evvelki vaziyetinde iade etmekle yükümlüdür.
- Mal telef veya ziyaa uğramış ve bu zararın yediemine atfedilemeyecek bir sebepten doğduğunu yediemin ispat edememişse, haciz tutanağındaki kıymet icra dairesince re'sen tazmin ettirilir.
- Tazmin için ayrı bir dava açılması veya hükme gerek yoktur.
- Ceza takibinin başlatılması, re'sen tazmin yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
- Yediemin, zararın kendisine atfedilemeyecek bir sebepten doğduğunu ispat ederse tazmin yükümlülüğü doğmaz.
- Tazmin yükümlüsü, icra dairesinin talep ve kararına karşı icra mahkemesine şikayet edebilir.
- Madde, sorumluluğu yediemin sıfatıyla üçüncü kişiye yükler; bu nedenle üçüncü kişi, malı muhafaza ederek kendi sorumluluğunu üstlenmiş olur.

### Malın iadesi ile malın tazmini arasındaki fark nedir?

- Malın fiilen iadesi, yediemin malı talep anında evvelki hâlinde icra dairesine teslim ettiğinde gerçekleşir.
- Malın tazmini, mal iade edilemediğinde ve yediemin telef veya ziyaa atfedilemeyecek sebebi ispat edemediğinde söz konusu olur.

Sonuç: İade hâlinde sorumluluk sona erer; iade edilemezse haciz kıymeti üzerinden re'sen tazmin uygulanır.

### Yediemine atfedilebilen zarar ile atfedilemeyen zarar arasındaki fark nedir?

- Zarar yediemin kusurundan veya ihmalinden doğmuşsa, sorumluluk açıktır.
- Zararın yediemine atfedilemeyecek bir sebepten doğduğu ispat edilebiliyorsa, tazmin yükümlülüğü doğmaz.

Sonuç: Yediemin, zararın kendisine atfedilemeyeceğini ispatlarsa re'sen tazmin uygulanmaz; ispat edemezse tazmin edilir.

### Re'sen tazmin ile ceza takibi ve genel hükme dayalı dava arasındaki fark nedir?

- Re'sen tazminde icra dairesi, ayrıca dava açılmadan ve hükme hacet kalmadan kıymeti tazin ettirir.
- Ceza takibi yapılması, madde gereği re'sen tazmini engellemez; ceza davası ile tazmin birbirinden ayrı yoldur.

Sonuç: Ceza takibi açılmış olsa bile icra dairesi re'sen tazmin kararı verebilir.

### Yediemin ile borçlu elinde bırakılan mal arasındaki fark nedir?

- Malı üçüncü kişiye bırakıldığında yediemin, madde 358 uyarınca iade ve tazmin yükümlülüğü altına girer.
- Malı borçluya bırakılmasında, borçlunun muhafaza yükümlülüğü ve TCK m.289 uyarınca cezai sorumluluk gündeme gelir; bu madde doğrudan uygulanmaz.

Sonuç: Üçüncü kişiye bırakılmış malda re'sen tazmin yolu açıktır; borçluya bırakılmış malda ceza yolu öne çıkar.

### Üçüncü şahsa bırakılan mallar: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Yediemin sorumluluğunu ayrı bir dava açılmadıkça doğmayacağını sanmak; madde gereği tazmin re'sen, hükme gerek kalmadan yapılır.
- Ceza takibinin başlatılmasını re'sen tazmin yolunu kapatan bir engel saymak; bu madde açıkça ceza takibinden başka bir yol öngörür.
- Tazmin edilecek değeri sonradan hesaplanan piyasa değeri ile belirlemek; ölçüt haciz tutanağında tespit edilen kıymettir.
- Yediemin mazeretini yalnızca beyanla kabul etmek; atfedilemeyecek sebebin ispatı yediemine aittir.
- Borçluya bırakılan malla üçüncü kişiye bırakılan malı aynı kurala tabi tutmak; re'sen tazmin yalnızca üçüncü kişiye bırakılan mal için öngörülmüştür.
- Şikayet süresini madde metninde açıkça yazılı sanmak; süre 16. maddeye atıf yapılarak belirlenmiştir ve doğrudan bu maddede rakam yoktur.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Yediemin deposu sahibi olan kişinin yediemin sıfatıyla hukuki sorumluluğu bu madde hükmü çerçevesinde değerlendirilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, 2021/204 E., 2021/378 K., 02.03.2021)
- Üçüncü kişiye bırakılan malın icra dairesinden istendiğinde iade edilmesi gerektiği, muhafaza görevini üstlenen kişinin bu yükümlülüğünü ihlal etmesi hâlinde sorumluluğun doğduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2018/299 E., 2018/394 K., 02.10.2018)
- Araç yargılama sırasında davacıya teslim edildiğinde, talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin uygun olduğu kabul edilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2023/1699 E., 2023/3528 K., 05.12.2023)
- Madde 358 ile birlikte 96. maddenin de uygulanması gündeme gelebilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2023/1737 E., 2023/3529 K., 05.12.2023)
- Ceza mahkemesi kararlarında 358. maddenin, yediemin sorumluluğunun dayanağı olarak anıldığı görülmektedir. (4. Ceza Dairesi, 2008/7470 E., 2009/21076 K., 22.12.2009)
- Madde 88 ile birlikte 358'in uygulandığı, muhafaza sorumluluğu tartışmalarında her iki hükmün birlikte değerlendirildiği kabul edilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2023/4305 E., 2024/3287 K., 23.10.2024)

### Nasıl ispat edilir?

- Asıl talebi ileri süren alacaklı veya icra dairesi, malın haciz sırasında yediemine bırakıldığını ve iade edilmediğini ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat haciz tutanağı ile yapılır.
- Re'sen tazmin için haciz tutanağında belirtilen kıymet esas alınır; bu kıymetin tespit belgesi olarak tutanağın kendisi delil niteliğindedir.
- Yediemin, malın telef veya ziyaının kendisine atfedilemeyecek bir sebepten doğduğunu ispat etmekle yükümlüdür; bu ispat yapılamazsa tazmin uygulanır.
- Yediemin, mal iade talebine rağmen teslim edemediğini, makul bir mazeretle açıklamakla yükümlüdür; mazeret yazılı belgeyle desteklenmelidir.
- Tazmin kararına karşı yapılan şikayette, şikayet eden yediemin kıymetin yanlış belirlendiğini veya zararın atfedilemeyecek bir sebepten doğduğunu ispatla yükümlüdür.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [2004 sayılı Kanun m.16](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-16): Madde 358'in üçüncü fıkrasındaki şikayet süresinin belirlendiği maddedir; tazmin kararına karşı şikayetin süresi bu maddeye göre hesaplanır.
- [2004 sayılı Kanun m.88](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-88): Taşınır malların haczi ve muhafazası hükümlerini düzenler; malın üçüncü kişiye bırakılmasının dayanağıdır.
- [2004 sayılı Kanun m.89](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-89): Borçlunun üçüncü kişi elindeki taşınır malının haczinde haciz ihbarnamesi usulünü düzenler; bu maddedeki üçüncü kişinin itiraz ve bildirim yükümlülüğü ile 358'deki tazmin yükümlülüğü birlikte değerlendirilir.
- [2004 sayılı Kanun m.97](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-97): Üçüncü kişinin mülkiyet iddiasına dayanan istihkak davasını düzenler; 358 ile karıştırılmamalıdır.
- 5237 sayılı Kanun m.289: Borçluya bırakılmış malın muhafaza görevinin kötüye kullanılması hâlinde ceza sorumluluğu doğurur; 358'in re'sen tazmin mekanizmasından ayrıdır.

## [İİK m.359 — İcra dairelerinin muhabereleri](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-359)

İİK m.359, icra memurlarının yaptıkları muamele bakımından her daire ve makamla doğrudan yazışma yetkisini düzenler. Yazışmanın kanalını ve yetkinin kimlere tanındığını belirler. Maddede süre, tutar veya usul şekli öngörülmemiştir. Yazışmanın içeriğini, tebligat usulünü ve icra dairesinin kayıt yükümlülüklerini düzenlemez; bu konular tebligat (TebK m.1, İİK m.21) ve kayıt düzeni (İİK m.15-16, İİK Yönetmeliği m.3-5) başlığı altındadır. Maddenin kişi kapsamı icra memurlarıdır; icra müdürü, müdür yardımcısı ve icra katibi bu kapsama girer.

### İcra dairelerinin muhabereleri: hangi kavramlar bilinmeli?

- **İcra memuru**: İcra dairesinde görev yapan ve icra işlemlerini yürüten kişiler olup madde bakımından yazışma yetkisi tanınan öznelerdir. Görevlerinin dayanağı İcra ve İflas Kanunu'nun icra teşkilatına ilişkin hükümleridir.
- **Doğrudan muhabere**: İcra memurunun, işlemini yürütürken başka bir makamın aracılığına başvurmadan, ilgili daire ya da makamla kendisi yazışabilmesi anlamına gelir. Madde bu yetkiyi tanır; yazışmanın içeriğine ya da şekline ilişkin ayrıntı getirmez.

### İcra dairelerinin muhabereleri: hangi şartlar aranır?

- Yazışmanın bir icra memurunun yaptığı muamele nedeniyle yapılmış olması gerekir; madde yalnızca muamele ile bağlantılı yazışmaları kapsar.
- Yazışmanın muhatabının bir daire veya makam olması gerekir; madde muhatabı gerçek kişi olan yazışmaları düzenlemez.
- Yazışmanın icra memurunun kendisi tarafından yapılması gerekir; madde yazışma yetkisini icra memurlarına tanır.

### İcra dairelerinin muhabereleri: hangi sonuçları doğurur?

- İcra memuru, yaptığı muamele nedeniyle her daire ve makamla aracı olmadan doğrudan yazışabilir.
- Yazışma için üst makamın ya da icra müdürünün aracılığı gerekmez; bu bakımdan madde yazışma kanalını sadeleştirir.
- Maddenin kapsamı dışında kalan yazışmalar, örneğin muamele ile ilgisi olmayan genel bildirimler, bu maddeye dayanılarak yapılamaz.

### Doğrudan muhabere ile icra dairesi adına yazışma arasındaki fark nedir?

- Madde kapsamında icra memuru, kendi muamelesi nedeniyle ilgili daire veya makamla doğrudan yazışır.
- Dairenin ortak yazışma yetkisi kapsamında, icra dairesi adına yapılan genel yazışmalar bu maddeye değil, dairenin genel yetkisine dayanır.

Sonuç: Maddenin uygulandığı yazışmada memur kendi adına hareket eder; yazışmanın dayanağı kişisel yetki değil madde metnidir.

### İcra dairelerinin muhabereleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Doğrudan muhaberenin yalnızca icra müdürüne tanındığını sanmak; madde icra memurlarının tümüne yetki verir.
- Maddeyi genel yazışma yetkisi olarak okuyup muamele ile bağlantısı olmayan yazışmalara uygulamak.
- Yazışmayı kayda geçirme yükümlülüğünü maddenin kendisinden çıkarmak; kayıt düzeni ayrı maddelerde düzenlenmiştir.

### Nasıl ispat edilir?

- Yazışmanın icra memurunun muamelesi nedeniyle yapıldığını gösterme yükü, yazışmaya dayanan tarafa aittir; bu bağlantı dosya içeriğiyle ispatlanır.
- Yazışmanın gerçekten icra memuru tarafından yapıldığını gösteren belge, yazının imza ve kayıt bilgisidir; bu bilgiler muhabere defterine kayıtla da doğrulanabilir.
- Yazışmanın madde kapsamında olmadığını ileri süren taraf, muamelenin icra memurunun yetkisi dışında kaldığını ispatlamakla yükümlüdür.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.21](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-21): İcra dairelerince yapılacak tebliğlerin yazılı yapılmasını ve Tebligat Kanunu'na göre yürütülmesini düzenler. Doğrudan muhaberenin tebliğ yönü bu maddeyle bağlantılıdır.
- [2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.16](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-16): Muhabere giden ve muhabere gelen defterlerini düzenler. Yazışmanın kayda geçirilmesi bu defterlerle ilgilidir.

## [İİK m.360 — Haczedilen malların istinabe suretiyle satışı](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-360)

İİK m.360, haczedilen malların başka bir icra dairesi yetki çevresinde bulunması hâlinde satışının istinabe yoluyla yapılmasını ve bu istinabe yoluyla yapılan satışta artırma ve ihaleye ilişkin uyuşmazlıkların hangi icra mahkemesince çözüleceğini düzenler. Hüküm, takibi yürüten icra dairesi ile malların bulunduğu icra dairesi arasındaki ilişkiye uygulanır. Maddede satış isteme süresi, satışın usulü, ilan ve artırma koşulları yer almaz; bunlar m.106, m.110, m.114 ve m.123 gibi diğer maddelerde düzenlenmiştir. Hacizde yetki ve istinabe talebinin usulü (m.79) ile taşınmaz ve taşınır satış hükümlerinin ayrıntıları da bu maddenin dışındadır.

### Haczedilen malların istinabe suretiyle satışı: hangi kavramlar bilinmeli?

- **İstinabe**: Takibi yürüten icra dairesinin, malın bulunduğu yerdeki başka bir icra dairesinden satış işlemini yapmasını istemesidir. Malın bulunduğu icra dairesi, istinabe talimatı üzerine satışı kendi adına gerçekleştirir.
- **Takibi yürüten icra dairesi**: Takibin yapıldığı icra dairesidir. Satış talebi bu daireye yapılır ve istinabe talimatını bu daire verir; satış işlemini bizzat yürütmez.
- **İstinabe olunan icra dairesi**: Malın bulunduğu yerdeki, satışı fiilen yapan icra dairesidir. Artırma ve ihaleye ilişkin işlemler bu dairenin yaptığı işlemler olarak değerlendirilir.
- **İstinabe olunan icra dairesinin tabi olduğu icra mahkemesi**: Satış sırasındaki artırma ve ihaleye ilişkin uyuşmazlıkları çözmekle yetkili icra mahkemesidir. Takibin yapıldığı yerdeki mahkeme değil, malın bulunduğu yer icra dairesinin bağlı olduğu mahkemedir.

### Haczedilen malların istinabe suretiyle satışı: hangi şartlar aranır?

- Haczedilen malın takibi yürüten icra dairesinin yetki çevresi dışında bulunması gerekir.
- Satış talebinin takibi yürüten icra dairesine yapılması gerekir; talep, malın bulunduğu daireye doğrudan yöneltilmez.
- Takibi yürüten icra dairesinin malın bulunduğu icra dairesinden satışı istemesi, yani istinabe yazısını göndermesi gerekir.
- Satışın malın bulunduğu icra dairesi tarafından yapılması gerekir.
- Artırma ve ihaleye ilişkin bir uyuşmazlık doğmuşsa, bu uyuşmazlığın istinabe olunan icra dairesinin tabi olduğu icra mahkemesine getirilmesi gerekir.

### Haczedilen malların istinabe suretiyle satışı: hangi sonuçları doğurur?

- Haczedilen mal başka bir icra dairesinin yetki çevresinde bulunuyorsa satış istinabe yoluyla yapılır.
- İstinabe olunan icra dairesinin yaptığı artırma ve ihaleye ilişkin uyuşmazlıklar, o dairenin tabi olduğu icra mahkemesince çözülür.
- İhalenin feshi istemleri de, ihalenin istinabe olunan daire tarafından yapılmış olması hâlinde aynı icra mahkemesine yapılır.
- Malın bulunduğu yerdeki icra mahkemesi, takibin yapıldığı yer icra mahkemesinin yetkisini bu uyuşmazlık bakımından ortadan kaldırır.
- Madde, satışın istinabe yoluyla yapılmadığı durumları düzenlemez; bu hâllerde genel yetki kuralları uygulanır.

### Takibi yürüten daire ile istinabe olunan daire arasındaki fark nedir?

- Takibi yürüten icra dairesi, satış talebini alır ve malın bulunduğu daireden satışı ister.
- İstinabe olunan icra dairesi, malın bulunduğu yerde satışı fiilen yapar.

Sonuç: Satış talebi ve istinabe talimatı ile satışın fiili yürütülmesi farklı dairelerde gerçekleşir; satışa ilişkin işlemin hangi dairenin işlemi olduğu buna göre belirlenir.

### Artırma ve ihale uyuşmazlığı ile genel icra uyuşmazlığı arasındaki fark nedir?

- Artırma ve ihaleye ilişkin uyuşmazlıklar, istinabe olunan dairenin tabi olduğu icra mahkemesinde çözülür.
- Satış dışındaki icra işlemlerine ilişkin şikayetler ise genel yetki kurallarına göre, takibin yapıldığı yer icra mahkemesine yapılabilir.

Sonuç: Satışa bağlı artırma ve ihale şikayetlerinde mahkeme, takibin yapıldığı yer değil malın bulunduğu yer icra mahkemesidir.

### Yetki kuralı ile haczin yetkisi (m.79) arasındaki fark nedir?

- Haciz işlemi, takibin yapıldığı icra dairesinin yetki çevresi dışında da mümkündür ve bu bağlamda istinabe gerekebilir.
- Satış işlemi ve satışa ilişkin uyuşmazlıklar, malın bulunduğu yer icra dairesine ve mahkemesine bağlanır.

Sonuç: Haciz ile satış için yetkili daire ve mahkemenin aynı yer olması zorunlu değildir; satışa ilişkin şikayet, haczi yapan değil satışı yapan dairenin mahkemesine gider.

### Haczedilen malların istinabe suretiyle satışı: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Satışa ilişkin şikayetleri takibin yapıldığı yer icra mahkemesine yöneltmek; mahkeme, istinabe olunan dairenin tabi olduğu mahkemedir.
- Haczin yetkili dairesi ile satışın yetkili dairesini aynı saymak; haciz m.79 ile, satış m.360 ile ayrı değerlendirilir.
- İstinabe yapılmış satışta ihalenin feshi istemini takibin yapıldığı yer mahkemesine yöneltmek; m.360 uyarınca bu da istinabe olunan dairenin mahkemesine gider.
- Satış isteme süresini m.360'tan çıkarmaya çalışmak; süre m.106 ile düzenlenir.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Artırma ve ihaleye ilişkin uyuşmazlıkların, malın bulunduğu yerdeki icra dairesinin tabi olduğu icra mahkemesinde çözüleceği kabul edilmektedir. (5. Hukuk Dairesi, 2024/2480 E., 2024/5772 K., 13.05.2024; 5. Hukuk Dairesi, 2020/10361 E., 2020/10460 K., 30.11.2020)
- Bu yetkinin kamu düzenine ilişkin kesin yetki niteliğinde olduğu kabul edilmektedir. (5. Hukuk Dairesi, 2024/2480 E., 2024/5772 K., 13.05.2024)
- Taşınmaz satışında şikayetin, taşınmazın bulunduğu yer icra mahkemesine yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (5. Hukuk Dairesi, 2020/10361 E., 2020/10460 K., 30.11.2020)
- Satışa ilişkin şikayetlerin takibin yapıldığı yer icra mahkemesine değil, istinabe olunan dairenin mahkemesine yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (5. Hukuk Dairesi, 2025/9765 E., 2025/15772 K., 01.12.2025; 5. Hukuk Dairesi, 2025/6782 E., 2025/9587 K., 24.06.2025; 5. Hukuk Dairesi, 2024/13840 E., 2025/9605 K., 24.06.2025; 5. Hukuk Dairesi, 2025/3599 E., 2025/8501 K., 27.05.2025)

### Nasıl ispat edilir?

- Satışın istinabe yoluyla yapıldığını ve uyuşmazlığın bu satışa ilişkin olduğunu gösteren istinabe yazısı ile satış tutanağı, şikayeti yapan tarafça sunulmalıdır.
- Malın takibi yürüten icra dairesinin yetki çevresi dışında bulunduğunu gösteren tapu, sicil veya tespit belgesi ile ilgili işlemler ispat edilmelidir.
- Şikayetin yetkili icra mahkemesine yapıldığını ispat yükü şikayet eden tarafa aittir; yetki kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkeme bunu resen inceler.
- Artırma ve ihaleye ilişkin işlemlerdeki usul aykırılığı iddiasını ileri süren taraf, bu iddiayı ihale tutanağı ve ilan belgeleri ile ispatlamalıdır.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [2004 sayılı Kanun m.79](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-79): Hacizde yetkili icra dairesini belirler. Mallar yetki çevresi dışındaysa istinabe gerektiğini gösterir; m.360 bu hâlde satışın nasıl yapılacağını düzenler.
- [2004 sayılı Kanun m.106](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-106): Satış isteme süresini düzenler. m.360 bu süreyi değiştirmez, yalnızca satışın yapılacağı daireyi ve mahkemeyi belirler.
- [2004 sayılı Kanun m.134](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-134): Artırma ve ihalenin feshi ile ilgili şikayet usulünü düzenler. m.360, bu şikayetlerin hangi icra mahkemesinde çözüleceğini belirler.
- [2004 sayılı Kanun m.123](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-123): Taşınmazların satışının satış talebinden itibaren üç ay içinde yapılmasını öngörür. İstinabe yoluyla satılan taşınmazlarda bu süre m.360 ile birlikte uygulanır.

## [İİK m.361 — Fazla verilen paranın geri alınması](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-361)

İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil edilip alacaklıya verildiğinde ya da yanlışlıkla bir tarafa para ödendiğinde, bu paranın hükme gerek kalmadan o kişiden geri alınmasını düzenler. Hüküm, icra takibinin türü (ilamlı ya da ilamsız) fark etmeksizin tüm icra takiplerinde uygulanır ve icra müdürüne bu geri almayı cebri icra yoluyla yapma yetkisi verir. Maddenin birinci ve ikinci fıkraları Anayasa Mahkemesinin iptal kararıyla yürürlükten kalkmıştır; bu nedenle uygulamada geçerli metin, madde metninin tek fıkrasıdır. Hükmün, üçüncü kişinin yatırdığı paranın iadesine uygulanıp uygulanmayacağı, paranın alınması için icra mahkemesine şikayet yolu ve istirdat ya da sebepsiz zenginleşme davası gibi yargı yolları madde kapsamında ele alınmaz. Paraların bankaya yatırılması ve alacaklıya gönderilme giderleri (Harçlar Kanunu m.36) ile hak sahibinin parayı almaması hâlinde Hazineye gelir kaydı (Harçlar Kanunu m.36) bu maddenin konusu değildir. Hükmün uygulanması için gereken ayrıntılı şikayet usulü (İİK m.16 ve m.17) ile icranın iadesi (İİK m.40) başka maddelerde düzenlenmiştir.

### Fazla verilen paranın geri alınması: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Fazla tahsil**: İcra dairesinin borçludan, tahsili gereken miktardan fazla para almasıdır. Hesap sonucunda ortaya çıkması gerekir; borçlunun kendi beyanı tek başına yeterli değildir.
- **Yanlış tediye**: Paranın yanlışlıkla bir tarafa ödenmesidir. Borçlu olmayan bir kişiye ya da olması gerekenden farklı bir kişiye yapılan ödemeyi kapsar.
- **Hükme hacet kalmaksızın geri alma**: Paranın geri alınması için ayrı bir mahkeme ilamı ya da dava gerekmediğini, icra müdürünün kendi yetkisiyle hareket ettiğini anlatır. Geri alma, icra müdürünün cebri icra gücünü kullanmasıyla yapılır.
- **Cebri icra gücü**: İcra müdürünün, borçludan fazla alınan parayı geri almak için kullanabileceği zorlama yetkisidir. Bu yetki maddede açıkça tanınmıştır.

### Fazla verilen paranın geri alınması: hangi şartlar aranır?

- Borçludan fazla para tahsil edilmiş olmalıdır ya da para yanlışlıkla bir tarafa tediye edilmiş olmalıdır.
- Fazla tahsil veya yanlış tediye hesap sonucunda anlaşılmış olmalıdır; kendiliğinden belirlenmeyen bir fazlalık bu yolla geri alınamaz.
- Geri alınacak para, icra dairesi tarafından ödenmiş ve alacaklıya ya da yanlış ödemenin yapıldığı tarafa verilmiş olmalıdır.
- Paranın geri alınması için ayrı bir hükme gerek bulunmamalıdır; madde hükmü doğrudan uygulanır.

### Fazla verilen paranın geri alınması: hangi sonuçları doğurur?

- Borçludan fazla tahsil edilen para, hükme gerek kalmadan icra dairesi tarafından alacaklıdan geri alınır.
- Geri alma için icra müdürü cebri icra gücünü kullanır; ayrı bir dava açılması gerekmez.
- Fazla tahsil hesap sonucunda belirlenmemişse madde hükmü uygulanamaz ve ayrı bir yargı yolu gerekir.
- Üçüncü kişinin yanlışlıkla yatırdığı para, madde kapsamında geri alınamaz; bu paranın iadesi için istirdat ya da sebepsiz zenginleşme davası açılması gerekir.
- Yanlış tediye hâlinde para, tediye edildiği kişiden geri alınır.

### Borçludan fazla tahsil ile üçüncü kişinin yanlış yatırması arasındaki fark nedir?

- Paranın borçludan, takip borcundan fazla alınması hâlidir. Bu durumda madde doğrudan uygulanır ve icra müdürü geri almayı yapar.
- Paranın borçlu olmayan üçüncü bir kişi tarafından yanlışlıkla yatırılması hâlidir. Bu durumda borçlu olmayan kişinin istemi madde kapsamında değerlendirilemez.

Sonuç: Üçüncü kişi yatırmasında iade için istirdat ya da sebepsiz zenginleşme davası gerekir; madde hükmüne dayanılamaz.

### Takibin ilamlı ile ilamsız olması arasındaki fark nedir?

- İlamlı takipte, ilamdaki para borcu icra müdürlüğünce tahsil edilirken fazla ödeme yapılmış olabilir.
- İlamsız takipte, haciz ve ödeme emri üzerine fazla tahsilat yapılmış olabilir.

Sonuç: Maddenin uygulanması takip türüne bağlı değildir; her iki takipte de geri alma yapılabilir.

### Takibin kesinleşmiş olması ile kesinleşmemiş olması arasındaki fark nedir?

- Ödeme emri kesinleşmiş ve takip işlemleri geçerli ise fazla tahsilat, hesap sonucunda belirlendiğinde geri alınır.
- Takip, ödeme emrinin usulsüz tebliği gibi nedenlerle durdurulmuşsa ve bu karar kesinleşmemişse, ödenen paranın geri alınması için yeterli koşul oluşmamış sayılır.

Sonuç: Kararın kesinleşmesi bekleneceğinden, kesinleşmeden yapılan geri alma talebi reddedilir veya yanlış sonuç doğar.

### Fazla verilen paranın geri alınması: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Üçüncü kişinin yanlış yatırdığı parayı m.361 ile geri istemek; bu durumda istirdat ya da sebepsiz zenginleşme davası gerekir.
- Takibin durdurulması kararının henüz kesinleşmediği hâlde geri alma talebini kabul etmek.
- Maddenin birinci ve ikinci fıkralarını, iptal edildiği hâlde, yürürlükteymiş gibi uygulamak; geçerli metin tek fıkradan oluşur.
- Fazlalığın hesap sonucu belirlenmeden, yalnız borçlunun iddiasına dayanarak geri alma yapmak.
- Harçlar Kanunu m.36'daki on yıllık Hazine kaydı süresini m.361'in süresi sanmak.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Uygulamada, borçludan fazla tahsil edildiği iddia edilen durumda, hesap sonucu fazlalığın belirlenmesi koşulu aranır ve bu koşul oluşmadan geri alma yapılmaz. (Hukuk Genel Kurulu, 2001/367 E., 2011/439 K., 22.06.2011; Hukuk Genel Kurulu, 2011/367 E., 2011/439 K., 22.06.2011)
- Ödeme emrinin usulsüz tebliği nedeniyle takibin durdurulmasına karar verilmiş ancak bu karar kesinleşmemişse, ödenen paranın geri alınması için madde koşullarının oluştuğu kabul edilmez. (Hukuk Genel Kurulu, 2012/1074 E., 2013/468 K., 10.04.2013; 4. Hukuk Dairesi, 2018/4555 E., 2018/7549 K., 04.12.2018)
- Takip borçlusu olmayan üçüncü kişinin yanlışlıkla yatırdığı paranın iadesinin, m.361 kapsamında yargılama gerektirdiği ve bu nedenle icra hukuk mahkemesince reddedildiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2001/367 E., 2011/439 K., 22.06.2011; İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/487 E., 2026/113 K., 20.02.2026)
- Fazla tahsilatın icra müdürü tarafından reddedilmesi hâlinde, borçlunun şikayet yoluyla icra hukuk mahkemesine başvurabileceği ve bu mahkemenin fazla tahsilatı kendiliğinden inceleyebileceği kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/624 E., 2025/736 K., 06.05.2025)
- Haciz ve ödeme işlemleri, kesinleşmemiş bir ödeme emri üzerine yapılmışsa, bu işlemler geçersiz sayılır ve ödenen para m.361 uyarınca iade edilir. (İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/487 E., 2026/113 K., 20.02.2026)

### Nasıl ispat edilir?

- Fazla tahsilatı ileri süren borçlu, icra dosyasındaki hesap ve tahsilat kayıtlarıyla fazlalığı ispatlamakla yükümlüdür.
- Geri almanın dayanağı olan takip işlemleri, ödeme emri ve icra dosyası belgeleri ile ispatlanır.
- Üçüncü kişi tarafından yanlış yatırma iddiasında, ödemenin borçludan yapılmadığını ve iadenin istirdat ya da sebepsiz zenginleşme yoluyla istenmesi gerektiğini ispat yükü ileri süren tarafa aittir.
- Takibin durdurulması kararının kesinleşmiş olup olmadığı, mahkeme kararı ve kesinleşme şerhi ile ispatlanır.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [2004 sayılı Kanun m.40](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-40): Bir ilamın bölge adliye mahkemesince kaldırılması veya Yargıtayca bozulup icra yapılmış olması hâlinde icranın eski hâline iadesini düzenler; bu hâllerde ayrıca hükme hacet kalmaksızın iade yapılır, m.361'in dayandığı iade mantığının genel hâlidir.
- [2004 sayılı Kanun m.16](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-16): İcra müdürlüğünün işlemlerine karşı şikayet yolunu düzenler; m.361 kapsamındaki geri alma talepleri bu şikayet yolu üzerinden icra hukuk mahkemesine götürülür.
- [2004 sayılı Kanun m.17](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-17): Şikayetin usulünü ve icra müdürünün işlemlerinin denetimini düzenler; icra müdürünün m.361 uyarınca yapacağı geri almanın denetimi bu maddeye dayanır.

## [İİK m.362 — Emanetler hakkında zamanaşımı](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-362)

İcra veznesine tevdi edilen ya da dairece tahsil olunan paranın, veya icra muamelesi sebebiyle hıfzedilen eşyanın, ilgililerce talep edilmemesi hâlinde talep hakkının akıbetini düzenler. Hükmün konusu, tevdi, tahsil veya hıfz tarihinden itibaren on yıl geçmesi üzerine talep hakkının Hazine lehine düşmesidir. Hüküm icra dairesindeki para ve eşya için geçerlidir; bankalara ve mal sandıklarına yatırılan paraların akıbetini düzenlemez (İİK m.36). Hükmün uygulanmasında hangi tarafın talep hakkını kullanabileceği ve düşme sonucunun ne zaman doğacağı konusunda başka bir maddeye bağlanmış bir düzenleme yoktur.

### Emanetler hakkında zamanaşımı: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Tevdi**: Paranın icra veznesine yatırılması ya da eşyanın icra dairesi tarafından muhafazaya alınmasıdır. Hükmün birinci unsurunu oluşturur ve paranın bankaya yatırılmasından ayrıdır.
- **Dairece tahsil**: İcra dairesinin takip sürecinde borçludan ya da üçüncü kişiden parayı alması işlemidir. Tahsil tarihi, on yıllık sürenin başlangıcı olarak hükümde ayrıca sayılmıştır.
- **Hıfz (hıfzedilmekte olan eşya)**: İcra muamelesi nedeniyle icra dairesi tarafından saklanan eşyadır. Eşya bakımından süre, eşyanın hıfz tarihinden itibaren işler.
- **Talep hakkı**: İlgilinin tevdi, tahsil veya hıfz konusu para ya da eşyayı icra dairesinden isteyebilme hakkıdır. Bu hakkın on yıl içinde kullanılmaması hâlinde Hazine lehine düşer.
- **Hazine lehine düşme**: Talep hakkının süre geçimiyle sona ermesi ve ilgili paranın ya da eşyanın Hazineye geçmesi sonucudur. Maddede gelir kaydı yöntemi ayrıca belirtilmiştir.

### Emanetler hakkında zamanaşımı: hangi şartlar aranır?

- Paranın icra veznesine tevdi edilmiş ya da dairece tahsil edilmiş olması, ya da icra muamelesi sebebiyle eşyanın hıfzedilmiş bulunması gerekir.
- Tevdi, tahsil veya hıfz tarihinden itibaren on yıllık süre işlemiş olmalıdır.
- Bu süre içinde alakadarların talepte bulunmamış olması gerekir.
- Sürenin geçmesiyle talep hakkının Hazine lehine düşmüş olması için ilgililerin müracaatının bulunmaması şarttır; müracaat varsa düşme gerçekleşmez.

### Emanetler hakkında zamanaşımı: hangi sonuçları doğurur?

- İlgililerden biri on yıl içinde müracaat ederse talep hakkı korunur ve para ya da eşya kendisine verilir.
- On yıl içinde müracaat yapılmaz ise talep hakkı Hazine lehine düşer.
- Düşme sonucunda para Hazineye gelir kaydedilir; metin bu gelir kaydını açıkça öngörür.
- Düşme gerçekleşmeden önce yapılan müracaat hakkın sona ermesini önler.

### Bankaya yatırılan para ile icra veznesine tevdi edilen para arasındaki fark nedir?

- Bankaya ve mal sandıklarına yatırılan paralar, İİK m.36 kapsamında ayrı bir rejime tabidir ve bu madde kapsamında değildir.
- İcra veznesine tevdi edilen ya da dairece tahsil olunan para bu maddenin kapsamındadır.

Sonuç: Hangi yatırma yolunun kullanıldığına göre on yıllık düşme kuralı yalnızca icra dairesindeki para için geçerlidir.

### Para ile eşya (hıfz) arasındaki fark nedir?

- Para bakımından süre tevdi veya tahsil tarihinden başlar.
- Eşya bakımından süre icra muamelesi sebebiyle hıfz tarihinden başlar.

Sonuç: Her iki hâlde on yıllık süre aynıdır, ancak başlangıç anı kaynağa göre değişir.

### Emanetler hakkında zamanaşımı: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Bankaya yatırılan parayı bu maddeye tabi saymak; madde yalnızca icra veznesine tevdi veya dairece tahsil edilen para ile hıfzedilen eşyayı kapsar.
- Süreyi tevdi veya tahsil tarihinden değil, takip kesinleşme tarihinden saymak; başlangıç tarihi maddede açıkça tevdi, tahsil veya hıfz tarihidir.
- Düşmeyi kendiliğinden doğmuş saymak; düşme ancak on yıl geçmiş ve müracaat yoksa gerçekleşir.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Kararlarda bu madde ve buna ilişkin uygulama, bağlamda yeterli bilgi verilmediği için ayrıntılı olarak ele alınamamıştır; yalnızca eşya ve para bakımından süre başlangıcının kaynakla değiştiği belirtilmelidir.

### Nasıl ispat edilir?

- Hazine lehine düşmenin sonucunu ileri süren taraf (Hazine ya da icra dairesi), on yıllık sürenin geçtiğini ve bu süre içinde talepte bulunulmadığını ispatlamalıdır.
- Tevdi, tahsil veya hıfz tarihini gösteren icra dosyası kayıtları ana delildir.
- İlgilinin müracaatta bulunduğunu ileri süren taraf, müracaatı yazılı belgeyle ispatlamalıdır; müracaatın varlığı düşmeyi önler.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.36](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-36): Bankalara ve mal sandıklarına yatırılan paraların on yıllık düşme kuralından ayrı bir rejime tabi olduğunu gösterir; bu maddeyle karıştırılmamalıdır.

## [İİK m.362/A — Mallarının haczi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-362a)

İİK m.362/A, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamındaki okulların ile 5661 sayılı Kanuna Ek Kanun kapsamındaki özel öğrenci barınma hizmeti veren yurt ve benzeri kurumların taşınır ve taşınmaz mallarının, içinde bulunulan eğitim ve öğretim yılı sonunda haczedileceğini düzenler. Hüküm, bu kurumların malvarlığı üzerindeki haciz zamanını sınırlar. Kapsam dışında kalan kurumlar ile genel haciz hükümleri bu madde ile değişmez. Hükmün 6183 sayılı Kanun kapsamındaki takipler bakımından uygulanmayacağını düzenler. Haczedilmezlik, muafiyet veya haczin kaldırılması niteliğinde bir hüküm içermez. Haczin genel usulü, haczedilemeyen mal ve hakların tek tek sayımı (m.82), haciz tutanağı ve yediemin işlemleri (m.88, m.89, m.96 vd.) bu maddede düzenlenmez. Amme alacaklarının tahsil usulü ile ilgili hükümler de bu maddenin kapsamı dışındadır.

### Mallarının haczi: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Özel öğretim kurumu**: 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren özel okullardır. Hükmün öznesi bu kanun kapsamındaki kurumlarla sınırlıdır; devlet okulları veya başka mevzuata tabi kurumlar bu kapsamda değildir.
- **Özel öğrenci barınma hizmeti veren yurt ve benzeri kurumlar**: 5661 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrenci Yurtları ve Aşevleri Hakkındaki Kanuna Ek Kanun kapsamında faaliyet gösteren, öğrencilere barınma hizmeti veren özel kurumlardır. Kapsam, bu kanuna göre faaliyet gösteren kurumlarla belirlenir.
- **Eğitim ve öğretim yılı sonu**: Haczin gerçekleşeceği zaman noktasıdır. Haciz, takibin yapıldığı anda değil, içinde bulunulan eğitim ve öğretim yılının bitiminde yapılabilir. Yılın sonu hangi tarihe denk geldiği madde metninde tanımlanmamıştır.
- **Taşınır ve taşınmaz mallar**: Bu kurumların mülkiyetindeki veya haczedilebilir nitelikteki somut malvarlığı unsurlarıdır. Hükmün yalnız bu iki mal türünü kapsadığı, alacakları ya da diğer malvarlığı haklarını kapsamadığı metinden anlaşılır.
- **6183 sayılı Kanuna göre takip**: Amme alacaklarının tahsil usulüne ilişkin takiptir. Bu takipler hüküm kapsamının dışında tutulmuştur; bu takiplerde madde metnindeki yıl sonu sınırı uygulanmaz.

### Mallarının haczi: hangi şartlar aranır?

- Borçlunun, 5580 sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren bir özel öğretim kurumu veya 5661 sayılı Kanuna Ek Kanun kapsamında faaliyet gösteren özel öğrenci barınma kurumu olması gerekir.
- Haczedilecek malın bu kurumun taşınır veya taşınmaz malı olması gerekir.
- Takibin 6183 sayılı Kanuna göre yapılan bir amme alacağı takibi olmaması gerekir.
- Haciz işleminin içinde bulunulan eğitim ve öğretim yılı sonunda yapılması gerekir; yıl içinde yapılan haciz talebi bu hüküm uyarınca ertelenmiş sayılır.

### Mallarının haczi: hangi sonuçları doğurur?

- Kapsamdaki kurumun taşınır ve taşınmaz malları, içinde bulunulan eğitim ve öğretim yılı sonuna kadar haczedilmez.
- Yıl sonu geldiğinde bu mallar haczedilebilir hale gelir.
- Amme alacaklarının 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takibi bu hükmün dışındadır; bu takiplerde mallar yıl sonunu beklemeden haczedilebilir.
- Hüküm, kapsam dışında kalan kurumların mallarını etkilemez.

### Özel öğretim kurumu ile genel borçlu arasındaki fark nedir?

- Madde kapsamında kalan özel okul veya öğrenci yurdu, yalnız yıl sonu haciz kuralına tabidir.
- Kapsam dışında kalan gerçek veya tüzel kişi borçlu, genel haciz kurallarına tabidir.

Sonuç: Kapsam içindeki kurumun malı, eğitim yılı sonuna kadar haczedilemez; kapsam dışı borçlunun malı ise takip sırasında genel usulle haczedilebilir.

### Amme alacağı takibi ile özel hukuk alacağı takibi arasındaki fark nedir?

- 6183 sayılı Kanuna göre yapılan amme alacağı takibi, bu maddenin dışında tutulmuştur.
- İİK kapsamındaki özel hukuk alacağı takibi, bu kurumlara karşı yapılıyorsa madde hükmü uygulanır.

Sonuç: Amme alacağı takibinde yıl sonu kuralı uygulanmaz; özel hukuk alacağı takibinde mallar yıl sonuna kadar haczedilmez.

### Taşınır ve taşınmaz mal ile alacak ve diğer haklar arasındaki fark nedir?

- Madde metni yalnız taşınır ve taşınmaz malları açıkça sayar.
- Kurumun üçüncü kişilerdeki alacakları veya diğer malvarlığı hakları metinde yer almaz.

Sonuç: Alacaklar ve diğer haklar bakımından bu hükmün yıl sonu kuralının uygulanıp uygulanmayacağı metinden açıkça çıkmaz; bu konuda hüküm yalnız taşınır ve taşınmaz mallar için kesin sonuç verir.

### Mallarının haczi: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Madde metnindeki kurumları genel olarak tüm özel okullar veya yurtlar gibi yorumlamak; hüküm yalnız 5580 ve 5661 sayılı Kanun kapsamındaki kurumları kapsar.
- Amme alacağı takibinde de yıl sonu kuralını uygulamak; metin 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipleri açıkça dışarıda bırakır.
- Yıl sonu kuralını alacak ve diğer malvarlığı hakları için de kesin olarak uygulamak; metin yalnız taşınır ve taşınmaz malları sayar.

### Nasıl ispat edilir?

- Haczin yıl sonuna bırakılması gerektiğini ileri süren borçlu, kurumun 5580 veya 5661 sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösterdiğini belgeyle ispatlamalıdır.
- Kurumun faaliyet izni veya kayıt belgesi, kapsamın varlığını gösteren başlıca delildir.
- Takibin 6183 sayılı Kanuna göre amme alacağı takibi olup olmadığı, takip dosyasındaki dayanak belgeden anlaşılır; alacaklı bu yönü ortaya koymalıdır.
- Yıl sonu ertelemesi iddiasını ileri süren taraf, hükmün uygulanacağını ispat etmekle yükümlüdür.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun: Maddenin açıkça dışında tuttuğu takip türünü belirler. Bu takiplerde yıl sonu kuralı uygulanmaz.
- 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu: Hükmün öznelerinden olan özel okulların kapsamını belirler.
- 5661 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrenci Yurtları ve Aşevleri Hakkındaki Kanuna Ek Kanun: Hükmün öznelerinden olan özel öğrenci barınma kurumlarının kapsamını belirler.
- 2004 sayılı İİK m.82: Haczedilemeyen mal ve hakların genel sayımını yapar; bu madde ise belirli kurumlar için haciz zamanını ayrıca sınırlar.

## Süreler

| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| bir hafta | [m.355](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/2004-sayili-icra-ve-iflas-kanunu/madde-355) | Devlet işlerinde veya hususi müesseselerde bulunan borçlu memur veya müstahdemlerin maaş ve ücretlerinden kesilmesi için icra dairelerinden yapılacak tebligatın kanuni muhatapları haczin icra edildiğini ve borçlunun maaş ve ücreti… |

## Konuda geçen kararlar

- 2019/59 E., 2020/61 K., 22.10.2020 (m.362)
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/549 E., 2023/706 K., 05.07.2023 (m.356)
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/576 E., 2023/707 K., 05.07.2023 (m.356)
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/486 E., 2023/705 K., 05.07.2023 (m.356)
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/475 E., 2023/638 K., 21.06.2023 (m.355)
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/239 E., 2023/187 K., 08.03.2023 (m.356)
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/150 E., 2023/119 K., 22.02.2023 (m.356)
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/70 E., 2023/33 K., 08.02.2023 (m.356)
- Ceza Genel Kurulu, 2018/299 E., 2018/394 K., 02.10.2018 (m.358)
- Hukuk Genel Kurulu, 2012/1074 E., 2013/468 K., 10.04.2013 (m.361)
- Hukuk Genel Kurulu, 2001/367 E., 2011/439 K., 22.06.2011 (m.361)
- Hukuk Genel Kurulu, 2011/367 E., 2011/439 K., 22.06.2011 (m.361)
- 5. Hukuk Dairesi, 2025/9765 E., 2025/15772 K., 01.12.2025 (m.360)
- 5. Hukuk Dairesi, 2025/6782 E., 2025/9587 K., 24.06.2025 (m.360)
- 5. Hukuk Dairesi, 2024/13840 E., 2025/9605 K., 24.06.2025 (m.360)
- 5. Hukuk Dairesi, 2025/3599 E., 2025/8501 K., 27.05.2025 (m.360)
- 5. Hukuk Dairesi, 2024/4615 E., 2024/10718 K., 26.12.2024 (m.355)
- 3. Hukuk Dairesi, 2023/4305 E., 2024/3287 K., 23.10.2024 (m.358)
- 8. Daire, 2019/2868 E., 2024/4029 K., 02.07.2024 (m.357)
- 5. Hukuk Dairesi, 2024/2480 E., 2024/5772 K., 13.05.2024 (m.360)
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/5143 E., 2024/2216 K., 19.03.2024 (m.355)
- 3. Hukuk Dairesi, 2023/1659 E., 2023/3668 K., 12.12.2023 (m.355)
- 3. Hukuk Dairesi, 2023/1699 E., 2023/3528 K., 05.12.2023 (m.358)
- 3. Hukuk Dairesi, 2023/1737 E., 2023/3529 K., 05.12.2023 (m.358)
- 5. Ceza Dairesi, 2021/6911 E., 2023/10265 K., 24.10.2023 (m.357)
- 5. Ceza Dairesi, 2023/7469 E., 2023/10095 K., 19.10.2023 (m.357)
- 12. Hukuk Dairesi, 2022/10662 E., 2023/3212 K., 09.05.2023 (m.362)
- 5. Ceza Dairesi, 2021/7881 E., 2023/5836 K., 03.05.2023 (m.357)
- 5. Hukuk Dairesi, 2020/10361 E., 2020/10460 K., 30.11.2020 (m.360)
- 4. Hukuk Dairesi, 2018/4555 E., 2018/7549 K., 04.12.2018 (m.361)
- 19. Ceza Dairesi, 2017/2966 E., 2018/2378 K., 05.03.2018 (m.355)
- 4. Ceza Dairesi, 2008/7470 E., 2009/21076 K., 22.12.2009 (m.358)
- 1. Daire, 2008/435 E., 2008/738 K., 19.06.2008 (m.357)
- 1. Daire, 2005/1194 E., 2005/1499 K., 14.12.2005 (m.357)
- İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/487 E., 2026/113 K., 20.02.2026 (m.361)
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/624 E., 2025/736 K., 06.05.2025 (m.361)
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/863 E., 2025/882 K., 05.05.2025 (m.355)
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, 2021/204 E., 2021/378 K., 02.03.2021 (m.358)

---

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 09.05.2018 (m.362/A).
Bu metin eğitim amaçlıdır, hukuki danışmanlık değildir. Bağlayıcı olan madde metnidir; alıntılarken maddenin güncel hâlini teyit edin.
Kaynak: https://www.hukuksalegitim.com/konu/icra-ve-iflas-hukuku/maas-ve-ucretlerin-kesilmesinde-usul
