4.2. Kamu Hizmeti - DMK

Özgün soru denemeleri, konu özeti ve sınav taktikleri.

Konu Hakkında Hızlı Bilgi

Konu Özeti: Önemli Nokta 1: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 87. maddesi, memurlara ikinci bir görev verilemeyeceğini ve belirtilen kurumlardan her ne adla olursa olsun para ödenemeyeceğini ve yarar sağlanamayacağını kural olarak düzenlemiştir. Ancak maddenin ikinci fıkrası bu kurala önemli bir istisna getirmektedir. Buna göre, "...özel kanunlarla veya Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle kurulan ve asli görevlerinin devamı niteliğinde olmayan çeşitli kurul, komisyon, heyet ve jüri çalışmalarına... katılanlar için özel kanunlarınca gösterilen veya bu kanunlara dayanılarak tespit edilen ücretlerin ödenmesine ilişkin hükümler saklıdır." Somut olayda, profesörün belediye meclisi kararıyla kurulan bir komisyonda görev alması ve bu görev karşılığında huzur hakkı alması, 87. maddedeki bu istisna kapsamında değerlendirilmelidir. Dolayısıyla, bu tür bir görevlendirme ve ücret ödemesi hukuka uygundur. Diğer seçenekler ise şu nedenlerle yanlıştır: A seçeneği, komisyon üyeliğini 5393 sayılı Kanun'daki kısmi zamanlı sözleşmeli personel statüsü ile hatalı bir şekilde birleştirmektedir. B seçeneği, olayı 657 sayılı Kanun'un 88. maddesindeki formel "ikinci görev" halleri ile karıştırmaktadır; oysa olay 87. maddedeki komisyon üyeliği istisnası kapsamındadır. C seçeneği, 657 sayılı Kanun'un 90. maddesini yanlış yorumlamaktadır; ilgili madde, bir memurun aynı anda birden fazla *ek göreve* (örneğin hem vekalet hem ikinci görev) sahip olamayacağını düzenler, asli görevin yanında istisnai bir görev alınmasına engel değildir. D seçeneği ise 87. maddedeki istisnayı göz ardı ederek sadece genel yasağa odaklandığı için hatalıdır. Önemli Nokta 2: Çözüm, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4. maddesinin (B) fıkrasına 19/1/2023 tarihli ve 7433 sayılı Kanun ile eklenen paragrafa dayanmaktadır. İlgili düzenleme, belirli şartları taşıyan sözleşmeli personelin memur kadrolarına atanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemektedir. - E seçeneği doğrudur. İlgili fıkrada, "Bunlar, atandıkları kadronun mali ve sosyal haklarına göreve başladığı tarihi takip eden aybaşından itibaren hak kazanır..." hükmü açıkça yer almaktadır. Bu, personelin mali haklardan yararlanmaya başlayacağı zamanı net bir şekilde ortaya koymaktadır. - A seçeneği yanlıştır. Kanun metninde, "...sözleşmeli personel pozisyonlarında geçirdikleri hizmet süreleri, öğrenim durumlarına göre yükselebilecekleri dereceleri aşmamak kaydıyla kazanılmış hak aylık derece ve kademelerinin tespiti ile ... değerlendirilir." denilmektedir. Dolayısıyla, sözleşmeli statüde geçen süreler hem emekli ikramiyesi hesabında hem de kazanılmış hak aylık derece ve kademe tespitinde dikkate alınır. - B seçeneği yanlıştır. Aynı düzenlemede, "Bu kapsamda memur kadrolarına atananlara iş sonu tazminatı ödenmez." hükmü bulunmaktadır. Bu nedenle, (S)'ye iş sonu tazminatı ödenmesi söz konusu değildir. - C seçeneği yanlıştır. İlgili kanun hükmü, "Bu personel can güvenliği ve sağlık sebepleri hariç olmak üzere üç yıl süreyle başka bir yere atanamaz. Memur kadrolarına atananlar, aynı yerde en az bir yıl daha görev yapar." şeklindedir. Dolayısıyla, nakil yasağı bir yıl değil, üç yıldır. Bir yıllık süre, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 49. maddesinde belediyelerdeki sözleşmeli personelin memurluğa geçişi için öngörülen farklı bir düzenlemedir ve bu olayda uygulanamaz. - D seçeneği yanlıştır. Kanun metni, "...önceki pozisyonlarında aldıkları mali ve sosyal haklar hakkında herhangi bir mahsuplaşma yapılmaz." demektedir. Bu ifade, eski ücretin yeni ücretten düşülmeyeceği anlamına gelir, ancak yeni ücretin eskisinden düşük olması halinde aradaki farkın tazminat olarak ödeneceğine dair bir düzenleme içermemektedir. Personel, atandığı yeni kadronun mali haklarına tabi olur. Önemli Nokta 3: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesi, disiplin cezalarını ve bu cezaları gerektiren fiil ve halleri düzenlemektedir. Olayda memur (M), devlete ait aracı ve aletleri sadece özel bir işinde kullanmakla kalmamış, aynı zamanda bu kullanımı 'ücret karşılığı' yaparak 'özel menfaat sağlamıştır'. Bu durum, Kanun'un 125/C bendinin (c) alt bendinde düzenlenen “Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzerlerini özel menfaat sağlamak için kullanmak” fiiline tam olarak uymaktadır ve bu fiilin karşılığı aylıktan kesme cezasıdır. Kınama cezasını gerektiren 125/B bendinin (e) alt bendindeki “Devlete ait resmi araç, gereç ve benzeri eşyayı özel işlerinde kullanmak” fiilinden temel farkı, eylemin menfaat temini amacıyla yapılmasıdır. Kademe ilerlemesinin durdurulmasını gerektiren 125/D bendinin (c) alt bendindeki “Görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak” fiili ise daha genel bir düzenleme olup, somut olayda kanunda özel olarak düzenlenmiş ve daha spesifik olan hüküm (125/C-c) uygulama alanı bulacaktır. Öte yandan, 657 sayılı Kanun'un 131. maddesi uyarınca, aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması, disiplin kovuşturmasını geciktiremez. Dolayısıyla ceza davasının sonucunun beklenmesi yönündeki seçenek de hatalıdır. Uyarma cezasını gerektiren kayıtsızlık hali ise memurun kasıtlı ve menfaat teminine yönelik eylemi ile örtüşmemektedir. Memurun geçmiş hizmetlerinin olumlu olması, 125. madde uyarınca bir derece hafif ceza uygulanmasına imkân tanıyabilir ancak bu durum, fiilin hukuki niteliğini ve karşılığı olan temel cezayı değiştirmez. Önemli Nokta 4: Çözüm, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 102. maddesinin doğru bir şekilde analiz edilmesini gerektirmektedir. İlgili madde şu şekildedir: "Devlet memurlarının yıllık izin süresi, hizmeti 1 yıldan on yıla kadar (On yıl dahil) olanlar için yirmi gün, hizmeti on yıldan fazla olanlar için 30 gündür." Somut olayda, Memur K'nin özel sektörde 8 yıl ve memuriyette 4 yıl olmak üzere toplam 12 yıllık hizmet süresi bulunmaktadır. Soruda bu toplam sürenin izin hesabında dikkate alındığı açıkça belirtilmiştir. Bu durumda K'nin toplam hizmet süresi on yılı aştığı için, DMK m. 102 uyarınca 30 gün yıllık izin hakkı bulunmaktadır. Bu nedenle doğru cevap A seçeneğidir. Diğer seçeneklerin incelenmesi: - B seçeneği yanlıştır. Yıllık izin süresinin hesabında sadece memuriyette geçen süre değil, kanunda belirtilen diğer hizmet süreleri de dikkate alınır. Soruda da toplam hizmet süresinin esas alınacağı belirtildiğinden, K'nin sadece memuriyetteki 4 yıllık hizmetine göre (20 gün) izin alacağı yönündeki ifade hatalıdır. - C seçeneği yanlıştır. DMK m. 104/C'de düzenlenen mazeret izni, yıllık izinden tamamen ayrı ve farklı bir hukuki sebebe dayanan bir izin türüdür. Mazeret izni, yıllık izne eklenerek onun süresini uzatmak için kullanılamaz. - D seçeneği yanlıştır. Hem K'nin özel sektör hizmetinin dikkate alınmayacağı varsayımı yanlıştır hem de aylıksız izin (DMK m. 108) tamamen farklı koşullara tabi, istisnai bir izin türü olup yıllık iznin tamamlayıcısı niteliğinde değildir. - E seçeneği yanlıştır. DMK m. 103, bir önceki yılın kullanılmayan izninin bir sonraki yılla birleştirilebileceğini düzenler, ancak bu durum cari yılın izin hakkını yirmi günden kırk güne çıkarmaz. Bu hak, sadece önceki yıldan devreden izin varsa kullanılabilir ve soruda K'nin böyle bir devreden izni olduğuna dair bir bilgi bulunmamaktadır. Bu nedenle, cari yılın izin hakkının doğrudan kırk gün olduğu söylenemez. Önemli Nokta 5: Çözüm, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un 7. maddesine dayanmaktadır. İlgili madde şu şekildedir: "Yetkili merci, soruşturma izni konusundaki kararını suçun 5 inci maddenin birinci fıkrasına göre öğrenilmesinden itibaren ön inceleme dahil en geç otuz gün içinde verir. Bu süre, zorunlu hallerde onbeş günü geçmemek üzere bir defa uzatılabilir." Somut olayda, soruşturma izni vermeye yetkili merci, 4483 sayılı Kanun'un 3. maddesinin (i) bendi uyarınca ilçedeki belde belediye başkanları ve meclis üyeleri ile diğer kamu görevlileri için kaymakamdır. Kaymakam, suçu 10 Mart 2023 tarihinde öğrenmiştir. Bu tarihten itibaren 30 günlük normal süre 9 Nisan 2023 tarihinde dolmaktadır. Ancak kanun, zorunlu hallerde bu sürenin 15 gün daha uzatılabileceğini hükme bağlamıştır. Olayda da Kaymakam, zorunlu hali kabul ederek bu ek süreyi kullanmıştır. Dolayısıyla, 9 Nisan 2023 tarihine 15 gün daha eklenmesi gerekmektedir. Bu hesaplama sonucunda son tarih 24 Nisan 2023 olarak bulunur. Diğer seçenekler, sürenin yanlış hesaplanması veya başlangıç tarihinin hatalı yorumlanması gibi yanılgılara dayanmaktadır. Örneğin, A seçeneği ek süreyi hesaba katmamaktadır. D seçeneği, süreyi 60 gün olarak varsaymaktadır. E seçeneği ise sürenin başlangıcını, kanunda açıkça belirtilen "suçun öğrenilmesi" yerine "raporun sunulması" olarak yanlış kabul etmektedir.

Örnek Çıkmış Sorular

Soru 1

Bir devlet üniversitesinde Kamu Yönetimi bölümünde görev yapan Profesör (A), kadrosunun bulunduğu üniversitenin yanı sıra, bir büyükşehir belediye meclisi kararıyla oluşturulan ve ayda iki kez toplanan "Kent Etiği Komisyonu"nda üye olarak görevlendirilmiştir. Profesör (A)'ya, katıldığı her komisyon toplantısı için belediye bütçesinden huzur hakkı adı altında bir ödeme yapılmaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun ikinci görev ve memurlara yapılabilecek ödemelere ilişkin hükümleri çerçevesinde, Profesör (A)'nın bu durumuyla ilgili aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

A)Profesör (A)'nın bu görevi yürütebilmesi için 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca belediye ile kısmi zamanlı hizmet sözleşmesi imzalaması zorunlu olduğundan, huzur hakkı ödemesi usule aykırıdır.
B)657 sayılı Kanun'un 88. maddesinde ikinci görev verilebilecek unvanlar tahdidi olarak sayılmış olup bu unvanlar arasında profesörlük bulunmadığından, yapılan ödeme hukuka aykırıdır.
C)657 sayılı Kanun'un 90. maddesi uyarınca bir memurun üzerinde birden çok ücretli görev bulunamayacağı ilkesi gereğince, profesörün üniversitedeki asli görevi bu ödemeyi almasına mutlak bir engel teşkil etmektedir.
D)657 sayılı Kanun'un 87. maddesindeki genel yasak uyarınca, memurun asli görevi dışında her ne ad altında olursa olsun bir başka kamu kurumundan menfaat temin etmesi mümkün olmadığından yapılan ödeme hukuka aykırıdır.
E)657 sayılı Kanun'un 87. maddesi uyarınca, memurların asli görevlerinin devamı niteliğinde olmayan çeşitli kurul ve komisyon çalışmalarına katılmaları ve bu katılımları karşılığında özel kanunlara dayanılarak ücret almaları mümkündür.

Çözüm

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 87. maddesi, memurlara ikinci bir görev verilemeyeceğini ve belirtilen kurumlardan her ne adla olursa olsun para ödenemeyeceğini ve yarar sağlanamayacağını kural olarak düzenlemiştir. Ancak maddenin ikinci fıkrası bu kurala önemli bir istisna getirmektedir. Buna göre, "...özel kanunlarla veya Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle kurulan ve asli görevlerinin devamı niteliğinde olmayan çeşitli kurul, komisyon, heyet ve jüri çalışmalarına... katılanlar için özel kanunlarınca gösterilen veya bu kanunlara dayanılarak tespit edilen ücretlerin ödenmesine ilişkin hükümler saklıdır." Somut olayda, profesörün belediye meclisi kararıyla kurulan bir komisyonda görev alması ve bu görev karşılığında huzur hakkı alması, 87. maddedeki bu istisna kapsamında değerlendirilmelidir. Dolayısıyla, bu tür bir görevlendirme ve ücret ödemesi hukuka uygundur. Diğer seçenekler ise şu nedenlerle yanlıştır: A seçeneği, komisyon üyeliğini 5393 sayılı Kanun'daki kısmi zamanlı sözleşmeli personel statüsü ile hatalı bir şekilde birleştirmektedir. B seçeneği, olayı 657 sayılı Kanun'un 88. maddesindeki formel "ikinci görev" halleri ile karıştırmaktadır; oysa olay 87. maddedeki komisyon üyeliği istisnası kapsamındadır. C seçeneği, 657 sayılı Kanun'un 90. maddesini yanlış yorumlamaktadır; ilgili madde, bir memurun aynı anda birden fazla *ek göreve* (örneğin hem vekalet hem ikinci görev) sahip olamayacağını düzenler, asli görevin yanında istisnai bir görev alınmasına engel değildir. D seçeneği ise 87. maddedeki istisnayı göz ardı ederek sadece genel yasağa odaklandığı için hatalıdır.

Soru 2

Bir bakanlıkta, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4. maddesinin (B) fıkrası kapsamında üç yıl kesintisiz hizmet süresini dolduran sözleşmeli personel (S), aynı Kanun'a 7433 sayılı Kanun ile eklenen hüküm uyarınca memur kadrosuna atanmak için süresi içinde talepte bulunmuştur. Bu atama işlemi ve sonuçlarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?

Soru 3

Bir bakanlıkta teknisyen olarak görev yapan Devlet memuru (M), kurumun demirbaşına kayıtlı hizmet kamyonetini ve içindeki alet takımını, hafta sonu mesai saatleri dışında ücret karşılığı özel bir tamirat işinde kullanırken denetimler sırasında tespit edilmiştir. Disiplin amiri tarafından başlatılan soruşturma neticesinde, (M)'nin bu eylemi ile özel bir menfaat temin ettiği anlaşılmıştır. Bu durum, (M)'nin ilk disiplin suçu olup, geçmiş hizmetleri sicilinde olumlu olarak değerlendirilmektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun disiplin hükümleri çerçevesinde, memur (M)’nin fiiline uygulanacak temel disiplin cezası ve buna ilişkin hukuki değerlendirme aşağıdakilerden hangisidir?

Devamını Görmek İster misin?

Tüm soruların çözümlerine, yapay zeka destekli konu anlatımlarına ve akıllı denemelere erişmek için ücretsiz kayıt ol.