4.3. Kamu Hizmeti - Diğer Kanunlar

Özgün soru denemeleri, konu özeti ve sınav taktikleri.

Konu Hakkında Hızlı Bilgi

Konu Özeti: Önemli Nokta 1: 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 73. maddesi, kentsel dönüşüm ve gelişim projelerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir. Sorunun çözümünde bu maddenin bütüncül olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Doğru cevap C seçeneğidir. Kanunun 73. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde kentsel dönüşüm ve gelişim projesi alanı ilan etmeye büyükşehir belediyeleri yetkilidir." hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin dördüncü fıkrasında ise "Büyükşehir belediyeleri tarafından yapılacak kentsel dönüşüm ve gelişim projelerine ilişkin her ölçekteki imar planı, parselasyon planı, bina inşaat ruhsatı, yapı kullanma izni ve benzeri tüm imar işlemleri ve 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda belediyelere verilen yetkileri kullanmaya büyükşehir belediyeleri yetkilidir." denilmektedir. Dolayısıyla, büyükşehir belediye meclisi kararıyla alan kentsel dönüşüm alanı ilan edilebilir ve ilan sonrası tüm imar yetkileri büyükşehir belediyesi tarafından kullanılır. Bu nedenle C seçeneği doğrudur. A seçeneği yanlıştır. Kanun metni, büyükşehir sınırları içinde bu yetkinin doğrudan büyükşehir belediyesine ait olduğunu açıkça belirtmektedir. İlçe belediyeleri ancak büyükşehir belediye meclisinin uygun görmesi halinde kendi sınırları içinde proje uygulayabilirler, yetki öncelikli olarak ilçe belediyesinde değildir. B seçeneği yanlıştır. Kanunun 73. maddesinin ikinci fıkrasında, kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilecek alanın "üzerinde yapı olan veya olmayan imarlı veya imarsız alanlar olması ... hususlarının takdiri münhasıran belediye meclisinin yetkisindedir." denilerek imarsız arazilerin proje alanı içinde yer almasının bir engel teşkil etmediği açıkça düzenlenmiştir. D seçeneği yanlıştır. Kanunun 73. maddesi, kamunun mülkiyetinde olan yerlerde uygulama yapılabilmesi için belediyenin talebi ve Cumhurbaşkanı kararını şart koşmaktadır. Ancak bu durum, proje alanının büyüklüğüyle ilgili bir ön onay mekanizması değildir. Proje alanının büyüklüğünün 5 ila 500 hektar arasında olması takdiri belediye meclisine bırakılmıştır ve alanın büyüklüğü nedeniyle Cumhurbaşkanından ön onay alınması gibi bir zorunluluk kanunda öngörülmemiştir. E seçeneği yanlıştır. Kanunun 73. maddesinin beşinci fıkrasında "Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm, alan ilan edildikten sonraki uygulama (tahliye, yıkım vb.) aşamasına ilişkindir. Alanın ilan edilmesi için maliklerin tamamıyla önceden anlaşma sağlanması gibi bir şart bulunmamaktadır. Anlaşma, ilandan sonraki sürecin bir ilkesidir, ilanın ön koşulu değildir. Önemli Nokta 2: Çözüm, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 75. maddesinin (c) bendine dayanmaktadır. İlgili madde, belediyelerin diğer kuruluşlarla ilişkilerini düzenlemektedir. Madde 75/c'ye göre, belediye, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak; "Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve (...) meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir." Maddenin devamında ise, "Diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerekir." hükmü yer almaktadır. Somut olayda, (A) Derneği "kamu yararına çalışan dernek" statüsünde olduğu için, belediyenin bu dernekle ortak proje yapabilmesi için belediye meclisi kararı yeterlidir. Ancak (B) Vakfı, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınmamış sıradan bir vakıf olduğu için "diğer dernek ve vakıflar" kategorisine girmektedir. Bu nedenle, (B) Vakfı ile proje gerçekleştirilebilmesi için belediye meclisi kararına ek olarak mahallin en büyük mülki idare amirinin (ilçede kaymakam, il merkezinde vali) izninin alınması gerekmektedir. Bu doğrultuda doğru cevap, bu ayrımı net bir şekilde ortaya koyan seçenektir. Diğer seçenekler ise şu nedenlerle yanlıştır: - A seçeneği, belediye başkanının kararını yeterli görmesi ve ek izin şartını göz ardı etmesi nedeniyle yanlıştır. Kanun, belediye meclisi kararı aramaktadır. - B seçeneği, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı iznini şart koşmaktadır. Ancak bu izin, Kanun'un 74. maddesi uyarınca uluslararası teşekküllere üyelik ve yabancı mahalli idarelerle yapılacak iş birlikleri için gereklidir, yurt içindeki projeler için değil. - D seçeneği, belediyelerin iş birliği yapabileceği kuruluşları yanlış ve eksik bir şekilde sınırlandırdığı için hatalıdır. - E seçeneği, (B) Vakfı için aranan mülki idare amiri izni şartını içermediği için eksik ve hatalı bir bilgidir. Önemli Nokta 3: 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye göre hukuki durumun değerlendirilmesi şu şekildedir: 1. **Doğru Cevabın Gerekçesi:** 233 sayılı KHK'nin 2. maddesinin 5. fıkrasında "Bağlı ortaklık" tanımı yapılmıştır. Bu tanıma göre bağlı ortaklık, "sermayesinin yüzde ellisinden fazlası iktisadi devlet teşekkülüne veya kamu iktisadi kuruluşuna ait olan işletme veya işletmeler topluluğundan oluşan anonim şirketlerdir." Sorudaki olayda, (M) Müessesesi bir anonim şirkete dönüştürülmüş ve sermayesinin %70'i, yani yüzde ellisinden fazlası, (T) İktisadi Devlet Teşekkülüne ait olmuştur. Bu durum, (M)'nin hukuken bir bağlı ortaklık statüsü kazandığını göstermektedir. Bu nedenle A seçeneği doğrudur. 2. **Çeldiricilerin Değerlendirilmesi:** * B seçeneği yanlıştır. KHK'nin 2. maddesinin 6. fıkrasına göre "iştirak", sermayenin en az %15'ine, en çok %50'sine sahip olunan anonim şirketlerdir. (T) Teşekkülünün payı %70 olduğu için bu oran %50'yi aşmaktadır ve bu nedenle (M) iştirak değil, bağlı ortaklık olarak nitelendirilir. Sermayede özel pay bulunması, %50'yi aşan kamu payı varlığında iştirak nitelemesine yol açmaz. * C seçeneği yanlıştır. KHK'nin 22. maddesinin 2. fıkrasına göre, "Mevcut müesseselerin veya işletmelerin bağlı ortaklık haline getirilmesi ile, yeni bağlı ortakların kurulması Cumhurbaşkanınca yapılır." Teşebbüs yönetim kurulunun kararı, müesseselerin kurulması için (Madde 15/4) yeterli iken, bağlı ortaklık haline getirilmesi işlemi Cumhurbaşkanı kararı ile kesinleşir. * D seçeneği yanlıştır. KHK'nin 2. maddesinin 7. fıkrasına göre "işletme", müesseselerin ve bağlı ortaklıkların mal ve hizmet üreten fabrika ve diğer birimleridir. Olaydaki (M) ise ayrı bir tüzel kişiliğe sahip bir anonim şirket olarak yeniden yapılandırılmıştır ve bir üretim birimi olan 'işletme' tanımına değil, 'bağlı ortaklık' tanımına uymaktadır. * E seçeneği yanlıştır. Gerek müesseseler (Madde 15/5), gerekse anonim şirket statüsündeki bağlı ortaklıklar, kendilerini kuran teşebbüsten ayrı ve bağımsız bir tüzel kişiliğe sahiptirler. Tüzel kişilikleri ana teşekkül bünyesinde erimez. Ayrıca, hem müesseselerin sorumluluğu tahsis edilmiş sermayeleri ile sınırlıdır (Madde 15/6) hem de anonim şirketlerin temel özelliği, ortakların sorumluluğunun taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı olmasıdır. Bu nedenle sorumluluğun sınırsız hale gelmesi söz konusu değildir. Önemli Nokta 4: 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun "Danışmanlar" başlıklı 20. maddesine göre, nüfusu iki milyonu aşan büyükşehir belediyelerinde on, diğer büyükşehir belediyelerinde beşi geçmemek üzere başkan danışmanı görevlendirilebilir. Soruda belirtilen belediyenin nüfusu 2.500.000 olduğundan, en fazla on danışman görevlendirilmesi mümkündür. Bu nedenle, belediye başkanının 10 danışman görevlendirmek istemesi kanuna uygundur. Diğer seçeneklerin analizi: - A seçeneği yanlıştır. Danışman görevlendirmesi doğrudan belediye başkanının yetkisindedir; kanunda belediye meclisi ihtisas komisyonu veya encümen onayı gibi bir şart öngörülmemiştir. İhtisas komisyonları (m. 15) ve encümen (m. 16) farklı görev ve yetkilere sahiptir. - C seçeneği yanlıştır. Kanunun 20. maddesi, danışmanların görev sürelerinin sözleşme süresi ile sınırlı olduğunu ve bu sürenin belediye başkanının görev süresini aşamayacağını belirtir. Görev süresinin bir yıl olması ve encümen tarafından uzatılması gibi bir düzenleme bulunmamaktadır. Belediye encümeninin kendi üyeleri arasından seçilen üyelerin görev süresi bir yıldır (m. 16), ancak bu kural danışmanlar için geçerli değildir. - D seçeneği yanlıştır. Kanunun 20. maddesine göre danışmanlara, büyükşehir belediyesi genel sekreterine ödenen brüt aylık miktarının %75'ini aşmamak üzere belediye meclisinin belirlediği miktarda brüt ücret ödenir. Ücret, genel sekreterin ücretine eşit veya kanunla sabitlenmiş değildir; bir üst sınırı vardır ve miktarını belediye meclisi belirler. - E seçeneği yanlıştır. Kanunun 20. maddesi, danışman olarak görevlendirileceklerin en az dört yıllık yükseköğrenim kurumlarından mezun olmasını şart koşmakta, kamuda hizmet tecrübesi gibi ek bir şart aramamaktadır. Ayrıca aynı maddede, danışman olarak görevlendirilmenin, memuriyete geçiş dahil, ilgililer açısından herhangi bir hak teşkil etmeyeceği açıkça hüküm altına alınmıştır. Önemli Nokta 5: Çözüm, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 26. maddesine dayanmaktadır. İlgili madde, “Büyükşehir belediyesi kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketleri kurabilir.” hükmünü amirdir. Bu hüküm çerçevesinde seçenekler incelendiğinde: * **Doğru Cevap:** Toplu taşıma hizmetleri, 5216 sayılı Kanun'un 7. maddesinin (p) bendinde büyükşehir belediyesinin görev ve sorumlulukları arasında sayılmıştır. Dolayısıyla, büyükşehir belediyesinin bu görev alanında, kanunun açıkça izin verdiği şekilde bir sermaye şirketi (örneğin anonim şirket) kurması hukuka uygundur. Bu nedenle, kanunla kendisine verilen görev ve hizmet alanları dahilinde, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketi kurmasının mümkün olduğunu belirten ifade doğrudur. * **Çeldirici Analizi (1):** Kanun'un 26. maddesinde yer alan “hafriyat sahaları, toplu ulaşım hizmetleri, sosyal tesisler, büfe, otopark ve çay bahçeleri” ifadesi, belediyenin şirket kurabileceği alanları sınırlayan bir liste değildir. Aksine bu ifade, sayılan yerlerin işletmesinin, belediye şirketlerine 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın devredilebilmesine ilişkin özel bir usulü düzenlemektedir. Belediyenin şirket kurma yetkisi, bu sayılanlarla sınırlı olmayıp, kanunda belirtilen tüm görev ve hizmet alanlarını kapsar. * **Çeldirici Analizi (2):** İlgili kanun maddelerinde, belediyenin şirket kurabilmesi için herhangi bir bakanlıktan veya merkezi idarenin başka bir biriminden izin alınması gerektiğine dair bir şart öngörülmemiştir. Yetki, doğrudan kanunla belediyeye tanınmıştır. * **Çeldirici Analizi (3):** Belediye tarafından kurulan sermaye şirketleri, Türk Ticaret Kanunu'na tabi özel hukuk tüzel kişileridir. Kamu sermayeli olmaları onlara bir kamu kurumu niteliği kazandırmaz. Faaliyetlerini kural olarak özel hukuk hükümlerine göre yürütürler. 2886 sayılı Kanun'a tabi olma durumu ise mutlak değildir. Nitekim 5216 sayılı Kanun m. 26'da, belirli işletmelerin bu şirketlere devrinde 2886 sayılı Kanun'dan istisna getirildiği, ancak şirketlerin bu yerleri üçüncü kişilere devrinin 2886 sayılı Kanun'a tabi olduğu belirtilerek karma bir rejim öngörülmüştür. Dolayısıyla ifadenin “tüm faaliyetlerinde” kısmı hatalıdır. * **Çeldirici Analizi (4):** 5216 sayılı Kanun m. 26, açıkça “sermaye şirketleri” kurulabileceğini belirtmektedir. Türk Ticaret Kanunu'na göre anonim ve limited şirketler sermaye şirketleridir. Bu nedenle, belediyelerin bu tür şirketleri kuramayacağı yönündeki ifade kanuna aykırıdır.

Örnek Çıkmış Sorular

Soru 1

Bir büyükşehir belediyesi, sınırları içerisinde bulunan ve hem özel mülkiyete ait deprem riski taşıyan eski konutları hem de kamuya ait bazı arazileri içeren 70 hektarlık bir alanda, "eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek" amacıyla bir proje hazırlamıştır. Bu proje kapsamında ilgili alanın "kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı" olarak ilan edilmesi planlanmaktadır. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 73. maddesi çerçevesinde, bu projenin hayata geçirilmesi sürecine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A)Büyükşehir belediyesi sınırları içinde yer aldığı için, bu alanın kentsel dönüşüm alanı olarak ilan edilmesi yetkisi, öncelikle ilgili ilçe belediyesine aittir; büyükşehir belediyesi ancak ilçe belediyesinin talebi üzerine bu yetkiyi kullanabilir.
B)Proje alanı içerisinde imarsız arazilerin bulunması, bu alanın kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilmesine hukuken engel teşkil eder.
C)Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile alan kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilebilir ve bu kararın ardından alandaki her ölçekteki imar planı ve ruhsatlandırma gibi tüm imar işlemleri Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülür.
D)Alanın toplam büyüklüğünün kanunda öngörülen asgari sınır olan 5 hektardan fazla olması nedeniyle, proje ilanı için belediye meclisi kararından önce Cumhurbaşkanından ön onay alınması zorunludur.
E)Proje alanındaki gayrimenkul sahipleri ile anlaşma yolu esas olduğundan, maliklerin tamamıyla uzlaşma sağlanmadan belediye meclisinin kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan etme kararı alması hukuka aykırıdır.

Çözüm

5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 73. maddesi, kentsel dönüşüm ve gelişim projelerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir. Sorunun çözümünde bu maddenin bütüncül olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Doğru cevap C seçeneğidir. Kanunun 73. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde kentsel dönüşüm ve gelişim projesi alanı ilan etmeye büyükşehir belediyeleri yetkilidir." hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin dördüncü fıkrasında ise "Büyükşehir belediyeleri tarafından yapılacak kentsel dönüşüm ve gelişim projelerine ilişkin her ölçekteki imar planı, parselasyon planı, bina inşaat ruhsatı, yapı kullanma izni ve benzeri tüm imar işlemleri ve 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda belediyelere verilen yetkileri kullanmaya büyükşehir belediyeleri yetkilidir." denilmektedir. Dolayısıyla, büyükşehir belediye meclisi kararıyla alan kentsel dönüşüm alanı ilan edilebilir ve ilan sonrası tüm imar yetkileri büyükşehir belediyesi tarafından kullanılır. Bu nedenle C seçeneği doğrudur. A seçeneği yanlıştır. Kanun metni, büyükşehir sınırları içinde bu yetkinin doğrudan büyükşehir belediyesine ait olduğunu açıkça belirtmektedir. İlçe belediyeleri ancak büyükşehir belediye meclisinin uygun görmesi halinde kendi sınırları içinde proje uygulayabilirler, yetki öncelikli olarak ilçe belediyesinde değildir. B seçeneği yanlıştır. Kanunun 73. maddesinin ikinci fıkrasında, kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilecek alanın "üzerinde yapı olan veya olmayan imarlı veya imarsız alanlar olması ... hususlarının takdiri münhasıran belediye meclisinin yetkisindedir." denilerek imarsız arazilerin proje alanı içinde yer almasının bir engel teşkil etmediği açıkça düzenlenmiştir. D seçeneği yanlıştır. Kanunun 73. maddesi, kamunun mülkiyetinde olan yerlerde uygulama yapılabilmesi için belediyenin talebi ve Cumhurbaşkanı kararını şart koşmaktadır. Ancak bu durum, proje alanının büyüklüğüyle ilgili bir ön onay mekanizması değildir. Proje alanının büyüklüğünün 5 ila 500 hektar arasında olması takdiri belediye meclisine bırakılmıştır ve alanın büyüklüğü nedeniyle Cumhurbaşkanından ön onay alınması gibi bir zorunluluk kanunda öngörülmemiştir. E seçeneği yanlıştır. Kanunun 73. maddesinin beşinci fıkrasında "Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm, alan ilan edildikten sonraki uygulama (tahliye, yıkım vb.) aşamasına ilişkindir. Alanın ilan edilmesi için maliklerin tamamıyla önceden anlaşma sağlanması gibi bir şart bulunmamaktadır. Anlaşma, ilandan sonraki sürecin bir ilkesidir, ilanın ön koşulu değildir.

Soru 2

Bir ilçe belediyesi, gençlerin sosyal ve teknolojik gelişimini desteklemek amacıyla bir "Gençlik ve İnovasyon Merkezi" kurmak istemektedir. Bu projenin gerçekleştirilmesi için, biri "kamu yararına çalışan dernek" statüsündeki (A) Derneği, diğeri ise Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınmamış sıradan bir vakıf olan (B) Vakfı ile ortak hizmet projesi yürütülmesi planlanmaktadır. 5393 sayılı Belediye Kanunu uyarınca, belediyenin bu dernek ve vakıf ile iş birliği yapabilmesine ilişkin aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi isabetlidir?

Soru 3

Sermayesinin tamamı Devlete ait olan ve ticari esaslara göre faaliyet gösteren (T) İktisadi Devlet Teşekkülü, bünyesinde bulunan (M) Müessesesini yeniden yapılandırma kararı almıştır. Bu yeniden yapılandırma sürecinde, (M) Müessesesi, sermayesinin %70'i (T) Teşekkülüne ait olacak şekilde bir anonim şirkete dönüştürülmüştür. 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre, (M)'nin yeni hukuki statüsü ve bu dönüşümle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Devamını Görmek İster misin?

Tüm soruların çözümlerine, yapay zeka destekli konu anlatımlarına ve akıllı denemelere erişmek için ücretsiz kayıt ol.