Konu Özeti:
Önemli Nokta 1: 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, büyükşehir sınırları içerisindeki ulaşım ve altyapı hizmetlerinin koordinasyon içinde yürütülmesi amacıyla özel kurullar öngörmüştür.
Kanun'un 8. maddesi uyarınca, büyükşehir içindeki altyapı hizmetlerinin (elektrik, su, doğalgaz, telekomünikasyon vb.) koordinasyonu için Altyapı Koordinasyon Merkezi (AYKOME) kurulur. Bu merkez, kamu kurum ve kuruluşları ile özel kuruluşlar tarafından yapılacak altyapı yatırımlarına ilişkin programları birleştirerek kesin program haline getirir. Maddenin 5. fıkrasına göre, AYKOME tarafından alınan kararlar "belediye ve bütün kamu kurum ve kuruluşlarıyla ilgililer için bağlayıcıdır". Dolayısıyla somut olaydaki doğalgaz şirketi ve özel telekomünikasyon şirketi de bu kararlara uymakla yükümlüdür.
Kanun'un 9. maddesi uyarınca ise, büyükşehir içindeki her türlü taşımacılık hizmetlerinin koordinasyonu için Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) kurulur. Bu merkez, trafik düzenlemesi gibi konularda yetkilidir. Maddenin 3. fıkrasına göre, UKOME kararları "büyükşehir belediye başkanının onayı ile yürürlüğe girer" ve 4. fıkraya göre "belediyeler ve bütün kamu kurum ve kuruluşlarıyla ilgililer için bağlayıcıdır". Bu nedenle, tek yön uygulamasına karşı çıkan ilçe belediyesi de usulüne uygun alınmış UKOME kararına uymak zorundadır.
Bu çerçevede doğru cevap, hem ulaşım hem de altyapı boyutlarını ilgili koordinasyon merkezlerine (UKOME ve AYKOME) tahsis eden ve bu merkezlerin kararlarının usulüne uygun olarak alındıktan sonra tüm taraflar için bağlayıcı olduğunu belirten seçenektir.
Diğer seçeneklerin yanlışlık nedenleri:
- A seçeneği: Büyükşehir belediye meclisi stratejik plan ve bütçeyi onaylar ancak somut olaydaki gibi teknik ve operasyonel koordinasyon kararları UKOME ve AYKOME tarafından alınır ve bu kararların bağlayıcılığı için meclis onayı gerekmez.
- C seçeneği: Kanun'un 9. maddesi, UKOME kararlarının tavsiye niteliğinde değil, bağlayıcı olduğunu açıkça belirtmektedir.
- D seçeneği: Kanun'un 8. maddesi, AYKOME'nin "kamu kurum ve kuruluşları ile özel kuruluşların" yatırımlarını koordine ettiğini ve kararların "ilgililer için bağlayıcı" olduğunu belirtir. Bu, özel kuruluşları da kapsar.
- E seçeneği: Kanun'un hem 8. hem de 9. maddesi, ilçe belediye başkanlarının kendi belediyelerini ilgilendiren konularda bu merkezlere "üye olarak katılırlar" ifadesini kullanmaktadır. Bu ifade, sadece görüş bildirmekten daha ileri bir statü olan üyeliği ve buna bağlı hakları ifade eder.
Önemli Nokta 2: Sorunun çözümünde büyükşehir belediye başkanının kanundan doğan görev ve yetkilerinin doğru bir şekilde tespit edilmesi gerekmektedir. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 18. maddesi, başkanın görev ve yetkilerini açıkça düzenlemektedir.
- **Doğru Cevap (E seçeneği):** 5216 sayılı Kanun'un 18. maddesinin (a) bendi, belediye başkanını "Belediye teşkilatının en üst amiri" olarak tanımlar. Aynı maddenin (c) bendi "Büyükşehir belediye meclisi ve encümenine başkanlık etmek" görevini, (h) bendi ise "Mahkemelerde davacı veya davalı sıfatıyla ve resmî mercilerde büyükşehir belediyesini temsil etmek" yetkisini düzenlemektedir. Dolayısıyla, E seçeneğindeki ifade bu hükümlerle tam olarak örtüşmektedir.
- **A seçeneği (Çeldirici):** 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 18. maddesinin (s) bendine göre belediye meclisi, "Belediye başkanıyla encümen arasındaki anlaşmazlıkları karara bağlar." Görüldüğü üzere meclisin bu yetkisi, başkan ile *meclisin kendisi* arasındaki değil, başkan ile *encümen* arasındaki anlaşmazlıklarla sınırlıdır. Bu nedenle A seçeneği yanlıştır.
- **B seçeneği (Çeldirici):** 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 41. maddesi ve 5216 sayılı Kanun'un 18. maddesinin (b) bendi uyarınca, stratejik planı hazırlayıp belediye meclisine sunma görevi doğrudan belediye başkanına aittir. Meclisin görevi ise bu planı görüşmek ve kabul etmektir (5393 S.K. m. 18/a). Planın bir ihtisas komisyonu tarafından hazırlanması söz konusu değildir. Bu nedenle B seçeneği yanlıştır.
- **C seçeneği (Çeldirici):** 5216 sayılı Kanun'un 13. maddesine göre, büyükşehir belediye başkanı, acil durumlarda meclisi bir yılda üç defadan fazla olmamak üzere toplantıya çağırabilir. Ancak aynı fıkranın son cümlesi, "Olağanüstü toplantılarda çağrıyı gerektiren konuların dışında hiçbir konu görüşülemez" hükmünü amirdir. Seçenekteki "gündem dışı konular da görüşülebilir" ifadesi bu hükme aykırı olduğu için C seçeneği yanlıştır.
- **D seçeneği (Çeldirici):** 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 21. maddesine göre, meclis gündemi "belediye başkanı tarafından belirlenerek" üyelere duyurulur. Meclis başkanlık divanının gündemi belirleme gibi bir yetkisi yoktur. Meclis üyeleri, toplantının başında gündeme konu eklenmesini önerebilir. Bu nedenle D seçeneği yanlıştır.
Önemli Nokta 3: Çözümde öncelikle 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun ilgili hükümlerine bakılmalıdır. Kanun’un 12. maddesinin son fıkrasında, “Büyükşehir ilçe belediye meclisleri ile bunların çalışma usul ve esaslarına ilişkin diğer hususlarda Belediye Kanunu hükümleri uygulanır.” şeklinde bir atıf bulunmaktadır. Bu atıf uyarınca, büyükşehir belediye meclisinin çalışma usulüne ilişkin boşluklarda 5393 sayılı Belediye Kanunu hükümleri uygulanacaktır. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun “Gündem” başlıklı 21. maddesinin ikinci fıkrası şu şekildedir: “Her ayın ilk toplantısında belediye başkanı ve meclis üyeleri belediyeye ait işlerle ilgili konuların gündeme alınmasını önerebilir. Öneri, toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla kabul edildiği takdirde gündeme alınır.” Dolayısıyla, meclis üyelerinin önerisinin gündeme alınması için aranan yeter sayı, toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğudur. Bu nedenle C seçeneği doğrudur.
A seçeneği, yeter sayıyı “üye tamsayısının salt çoğunluğu” olarak belirttiği için yanlıştır. Aranan çoğunluk, toplantıya katılanların salt çoğunluğudur.
B seçeneği, belediye başkanının meclis kararlarını yeniden görüşülmek üzere iade etme yetkisini (5216 S.K. m. 14) gündeme madde eklenmesi süreciyle karıştırdığı için hatalıdır. Bu yetki, meclis tarafından alınmış kararlar için geçerlidir, gündem oluşturma aşaması için değil.
D seçeneği, 5393 sayılı Kanun'un 21. maddesinin üçüncü fıkrasını yanlış yorumlamaktadır. İlgili fıkraya göre, imar ve bütçe dışındaki konuların komisyona havale edilmeden görüşülmesi için “toplantıya katılanların salt çoğunluğunun kabulü” yeterlidir, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu gibi nitelikli bir çoğunluk aranmaz.
E seçeneği, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'ndaki bir düzenlemeyi (m. 13'te yer alan “Valinin önerdiği hususlar meclisin ilk toplantısında gündeme alınır” hükmü) büyükşehir belediyesi için geçerliymiş gibi sunduğundan ve meclis üyelerinin bu hakkını yok saydığından dolayı yanlıştır.
Önemli Nokta 4: 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 18. maddesi, il genel meclisinin bilgi edinme ve denetim yollarını 'soru', 'genel görüşme' ve 'faaliyet raporunu değerlendirme' olarak düzenlemiştir. Sorudaki senaryo, meclis üyelerinin 'soru' mekanizmasını kullanmasına bir örnektir. Maddenin ikinci fıkrası uyarınca, 'Meclis üyeleri, meclis başkanlığına önerge vererek il özel idaresi işleriyle ilgili konularda sözlü veya yazılı soru sorabilir. Soru, vali veya görevlendireceği kişi tarafından sözlü veya yazılı olarak cevaplandırılır.' Bu hüküm, doğru cevabı doğrudan teyit etmektedir.
Diğer seçeneklerin analizi:
- A seçeneği yanlıştır çünkü denetim komisyonunun varlığı (m. 17), meclisin soru sorma gibi diğer denetim yollarını kullanmasına engel teşkil etmez; bu yollar birbirini dışlamaz.
- C seçeneği, 'genel görüşme' için aranan şartı belirtmektedir (m. 18/3). Ancak olayda kullanılan denetim yolu 'soru'dur ve soru sormak için böyle bir çoğunluk şartı öngörülmemiştir. Bu seçenek, farklı bir denetim yoluna ait usul kuralını yanlış bir şekilde olaya uygulamaktadır.
- D seçeneği, 'faaliyet raporunun' değerlendirilmesine ilişkin özel bir durumu düzenlemektedir (m. 18/5). Valinin yıllık faaliyet raporundaki açıklamalarının meclis üye tam sayısının dörtte üç çoğunluğuyla yetersiz görülmesi halinde durum İçişleri Bakanlığına bildirilir. Bu kural, münferit bir soru önergesine verilen cevabın değerlendirilmesi için uygulanamaz.
- E seçeneği yanlıştır. Vali, il özel idaresi teşkilatının en üst amiri olsa da (m. 30/a), bu durum onu meclisin denetiminden muaf kılmaz. Kanun (m. 18/2), sorunun vali veya görevlendireceği kişi tarafından cevaplandırılmasını zorunlu kılarak valiye takdir yetkisi tanımamıştır.
Önemli Nokta 5: Çözüm, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 23. maddesinde düzenlenen büyükşehir belediyesi gelirlerine ilişkin hükümlere dayanmaktadır. Madde 23'ün (e) bendi, "7 nci maddenin birinci fıkrasının (g) bendinde belirtilen alanlar ile bu alanlara cephesi bulunan binalar üzerindeki her türlü ilân ve reklamların vergileri ile asma, tahsis ve bakım ücretleri"nin büyükşehir belediyesi geliri olduğunu açıkça belirtir. Bu nedenle, ilan ve reklam vergilerinin tamamı büyükşehir belediyesine aittir. Aynı maddenin (f) bendi ise, "7 nci maddenin (f) bendine göre tespit edilen park yerlerinin işletilmesinden elde edilen gelirin ilçe (...) belediyelerine, nüfuslarına göre dağıtılacak %50'sinden sonra kalacak %50'si"nin büyükşehir belediyesi geliri olduğunu düzenlemektedir. Bu hükümden, park yeri gelirlerinin %50'sinin büyükşehir belediyesine, kalan %50'sinin ise ilçe belediyelerine nüfuslarına göre dağıtılacağı sonucu çıkmaktadır. Bu nedenle C seçeneği doğrudur. Diğer seçenekler ise kanuni düzenlemelerle çelişmektedir. A ve B seçenekleri, gelirlerin paylaşım oranlarını ve aidiyetini yanlış yansıtmaktadır. D seçeneğindeki itiraz usulü yanlıştır; bütçeye ilişkin uyuşmazlıklarda öncelikle büyükşehir belediye meclisi karar mercii olup, meclisin ilçe bütçesinde yaptığı değişikliklere karşı Danıştaya itiraz edilebilir (5216 S.K. m.25). E seçeneği de yanlıştır, zira 5216 sayılı Kanun'un 25. maddesi, büyükşehir belediye meclisine ilçe belediye bütçelerinde kanuna aykırı hususları düzeltme ve kanuni sınırlara çekme yetkisi vermektedir.