Konu Özeti:
Önemli Nokta 1: Çözüm, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un ilgili hükümlerinin doğru bir şekilde analiz edilmesini gerektirmektedir. Olayda, bir il müdürü hakkında görev suçu iddiası bulunmaktadır. Bu durumda izlenecek usul şu şekildedir:
1. **Cumhuriyet Başsavcısının İlk İşlemleri:** Kanun'un 4. maddesi, Cumhuriyet başsavcılarının bu Kanun kapsamına giren bir suç iddiasıyla karşılaştıklarında izlemeleri gereken yolu açıkça düzenlemiştir. Maddeye göre başsavcı, "ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespitten başka hiçbir işlem yapmayarak ve hakkında ihbar veya şikayette bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesine başvurmaksızın evrakın bir örneğini ilgili makama göndererek soruşturma izni isterler." Bu hüküm, başsavcının memurun ifadesini almasını veya kapsamlı bir araştırma yapmasını yasaklamaktadır. Görevi, sadece acil delilleri toplamak ve dosyayı izin merciine göndermektir.
2. **Soruşturma İzni Vermeye Yetkili Merci:** Kanun'un 3. maddesi, yetkili mercileri belirlemektedir. Maddenin (b) bendine göre, "İlde ve merkez ilçede görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri... hakkında" soruşturma izni verme yetkisi valiye aittir. Olaydaki İl Müdürü (M) de bu kapsama girdiğinden, yetkili merci validir.
Bu iki hüküm birleştirildiğinde, Cumhuriyet başsavcısının yapması gereken, acil delilleri topladıktan sonra İl Müdürü (M)'nün ifadesini almadan dosyayı soruşturma izni talebiyle valiye göndermektir. Bu nedenle B seçeneği doğrudur.
Diğer seçeneklerin analizi:
* **A seçeneği:** 4483 sayılı Kanun'un 4. maddesindeki "ifadesine başvurmaksızın" şeklindeki açık hükümle çeliştiği için yanlıştır. İfade alma, izin merciinin başlattığı ön inceleme aşamasında, görevlendirilen ön incelemeci tarafından yapılır (m. 6).
* **C seçeneği:** Yetkili merciyi yanlış belirlemektedir. İl Müdürü, ilde görevli bir memur olduğu için yetkili merci 3. maddenin (b) bendi uyarınca validir. Bakanlıktaki en üst idari amirin yetkili olması, 3. maddenin (d) bendinde sayılan "bakanlıkların merkez... kuruluşlarında görev yapan" memurlar için geçerlidir.
* **D seçeneği:** Süreçteki rolleri karıştırmaktadır. Başsavcı, validen ön incelemeci görevlendirmesini talep etmez; doğrudan "soruşturma izni" talep eder. Ön inceleme, bu talep üzerine valinin, izin verilip verilmemesi yönünde bir karar oluşturmak için başvurduğu bir yöntemdir (m. 5).
* **E seçeneği:** Kanunun özel izin usulünü yok saymaktadır. 4483 sayılı Kanun, memurların görev suçları için özel bir yargılama usulü öngörür ve bu usulün işletilmesi zorunludur. Suçun niteliğinin ağır cezalık olması, kural olarak bu izin mekanizmasını ortadan kaldırmaz. Bu kuralın istisnası, ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda "suçüstü hâli"dir ki olayda böyle bir durumdan bahsedilmemektedir.
Önemli Nokta 2: Çözüm, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu'nun 17. maddesinin incelenmesini gerektirmektedir. Maddenin 4. fıkrası, "Kuruma başvuruda bulunulabilmesi için, ... İdari Yargılama Usulü Kanununda öngörülen idari başvuru yolları ile özel kanunlarda yer alan zorunlu idari başvuru yollarının tüketilmesi gereklidir." hükmünü amirdir. Bu, kural olarak Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurmadan önce idareye başvurma zorunluluğu anlamına gelir. Ancak aynı fıkranın son cümlesi, "Kurum, telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ihtimali bulunan hâllerde, idari başvuru yolları tüketilmese dahi başvuruları kabul edebilir." şeklinde bir istisna getirmiştir. Bu nedenle C seçeneğindeki ifade, hem kuralı hem de istisnayı doğru bir şekilde yansıtmaktadır.
A seçeneği yanlıştır, çünkü Kanun'un 17. maddesinin 8. fıkrası "Dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur." demektedir. Hukuki olarak sürenin 'durması' ile 'kesilmesi' farklı sonuçlar doğurur; duran süre kaldığı yerden işlemeye devam ederken, kesilen süre yeniden başlar. Kanun 'durdurur' dediği için bu seçenek hatalıdır.
B seçeneği yanlıştır. Kanun'un 17. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendi, "Yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış" uyuşmazlıkların incelenmeyeceğini belirtir. Bu hüküm, henüz yargıya intikal etmemiş ancak dava açma hakkı bulunan durumları kapsamaz. Somut olayda henüz açılmış bir dava yoktur.
D seçeneği yanlıştır. Kamu İhale Kanunu'ndaki şikayet ve itirazen şikayet usulü, o kanuna özgü özel bir zorunlu idari başvuru yoludur. 6328 sayılı Kanun, tüm başvurular için bu şekilde iki aşamalı özel bir yol öngörmemekte, sadece genel olarak idari başvuru yollarının tüketilmesinden bahsetmektedir.
E seçeneği yanlıştır. Kanun'un 17. maddesinin 2. fıkrası, tüzel kişi başvurularında "varsa, merkezi tüzel kişilik numarasını" aramaktadır. Buradaki 'varsa' ifadesi, bu numaranın mutlak bir zorunluluk olmadığını göstermektedir. Ayrıca aynı maddenin 3. fıkrasının (c) bendi, 2. fıkradaki şartları taşımayan başvuruların incelenmeyeceğini belirtse de, bu tür şekli eksikliklerin sonradan giderilmesi genellikle mümkündür.
Önemli Nokta 3: Çözüm, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un 11. maddesine dayanmaktadır. Bu maddeye göre, soruşturma izninin kesinleşmesi üzerine dosya derhal yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir ve savcılık, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve diğer kanunlardaki yetkilerini kullanmak suretiyle hazırlık soruşturmasını genel hükümlere göre yürütür.
- **A seçeneği yanlıştır:** Yalnızca kaybolma ihtimali bulunan delilleri toplama ve şüphelinin ifadesine başvurmama kuralı, 4483 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca soruşturma izni *istenmeden önceki* aşama için geçerlidir. İzin verildikten sonra savcı, CMK'nın kendisine tanıdığı tüm soruşturma yetkilerini (ifade alma, arama, el koyma vb.) kullanabilir ve soruşturmayı Kaymakamlığın talimatıyla değil, kendi takdir ve yetkisiyle yürütür.
- **B seçeneği yanlıştır:** 4483 sayılı Kanun'un 3. maddesinin son fıkrasındaki "Ast memur ile üst memurun aynı fiile iştiraki halinde izin, üst memurun bağlı olduğu merciden istenir." hükmü, soruşturma *iznini verecek makamın* belirlenmesine ilişkindir. Soruşturmanın kendisi ise izin verildikten sonra genel hükümlere göre yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülür, dosyanın valiliğe gönderilmesi gibi bir usul öngörülmemiştir.
- **C seçeneği doğrudur:** Olaydaki suç, TCK'da düzenlenen "görevi kötüye kullanma" suçudur. Bu suç, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 17. maddesinde sayılan ve 4483 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmayacağı istisnai suçlardan (zimmet, irtikâp, rüşvet vb.) değildir. Bu nedenle, genel kural işleyecek ve 4483 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca hazırlık soruşturması Cumhuriyet savcısı tarafından genel hükümlere göre yürütülecektir.
- **D seçeneği yanlıştır:** Hazırlık soruşturması aşamasında şüphelinin ifadesini almak, 5271 sayılı CMK'nın 145 ve devamı maddeleri uyarınca öncelikli olarak Cumhuriyet savcısının yetkisindedir. İfadenin mahkeme hâkimi tarafından alınması gibi bir zorunluluk bulunmamaktadır.
- **E seçeneği yanlıştır:** Memurların görev suçlarından kaynaklanan ceza davaları, suçun niteliğine göre görevli olan asliye ceza veya ağır ceza mahkemelerinde görülür. Bölge idare mahkemeleri, idari yargı kolunda yer alan mahkemeler olup ceza yargılaması yapma görevleri yoktur.
Önemli Nokta 4: Doğru cevap, kamu denetçiliği uzman yardımcılığından uzmanlığa geçiş sürecini 6328 sayılı Kanun'a uygun olarak açıklamaktadır. Kanun'un 26. maddesinin 1. fıkrasına göre, "kamu denetçiliği uzman yardımcılığına atananlar, en az üç yıl çalışmak kaydıyla açılacak yeterlik sınavına girmeye hak kazanırlar. Sınavda başarılı olanlar, Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavında en az (C) düzeyinde puan veya uluslararası kabul görmüş yabancı dil seviye tespit sınavlarından bu puana denk puan almış olmak şartıyla kamu denetçiliği uzmanı unvanını alırlar." Bu hüküm, D seçeneğindeki ifadeyi birebir doğrulamaktadır.
Diğer seçeneklerin yanlışlığı ise şu şekildedir:
A seçeneği yanlıştır; çünkü Kanun'un 26. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesine göre sınavda başarılı olamayanlar, "istekleri hâlinde" Kurumunda veya Devlet Personel Başkanlığınca diğer kamu kurum ve kuruluşlarında uygun kadrolara atanırlar. Dolayısıyla, atama işlemi resen değil, personelin isteğine bağlı olarak gerçekleştirilir.
B seçeneği yanlıştır; çünkü Kanun'un 26. maddesi uyarınca yabancı dil şartı, uzman yardımcılığından uzmanlığa geçiş için aranan bir şarttır. Uzman yardımcılığına girişte aranan şartlar 25. maddede sayılmış olup bunlar arasında yabancı dil şartı bulunmamaktadır.
C seçeneği yanlıştır; çünkü Kanun'un 28. maddesine göre, Kurumda görevlendirilenlerin sayısı Kamu Denetçiliği Uzmanı kadro sayısının "yüzde yirmisini" aşamaz ve görevlendirme süresi "iki yılı" geçemez ancak ihtiyaç halinde bu süre birer yıllık dönemler halinde uzatılabilir. Seçenekteki oran ve süre uzatımına ilişkin bilgi hatalıdır.
E seçeneği yanlıştır; çünkü Kanun'un 25. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre yaş şartı, "sınavın yapıldığı yılın ocak ayının ilk günü itibarıyla" hesaplanır, mesleğe başlama tarihi esas alınmaz.
Önemli Nokta 5: 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un 9. maddesi, soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi kararlarına karşı itiraz yolunu düzenlemektedir. Maddenin ikinci fıkrasına göre, "Soruşturma izni verilmesine ilişkin karara karşı hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisi... itiraz yoluna gidebilir." Bu hüküm uyarınca, kaymakam (K) lehine soruşturma izni verilmesi kararına itiraz etme hakkına sahiptir. Yine aynı fıkraya göre, "İtiraz süresi, yetkili merciin kararının tebliğinden itibaren on gündür." Maddenin üçüncü fıkrası ise itiraz merciini belirlemektedir. Buna göre, Kanun'un 3. maddesinde sayılan üst düzey görevliler için itiraz mercii Danıştay İkinci Dairesi iken, "diğerleri için yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesi" yetkilidir. Kaymakam, 3. maddede sayılanlar arasında olmadığından, itiraz mercii bölge idare mahkemesidir. Son olarak, maddenin dördüncü fıkrasında "Verilen kararlar kesindir." hükmü yer almaktadır. Bu nedenle, bölge idare mahkemesinin itiraz üzerine vereceği karar nihaidir ve başka bir kanun yoluna tabi değildir. Buna göre A seçeneği tüm unsurlarıyla doğrudur. B seçeneği, 5271 sayılı CMK m. 268'deki genel itiraz süresi olan "iki hafta" ve genel ceza mahkemesi olan "ağır ceza mahkemesi" ile özel kanun olan 4483'ü karıştırdığı için yanlıştır. C seçeneği, memurun itiraz hakkını yok saydığı için kanuna aykırıdır; zira savcı ve şikayetçi soruşturma izni verilmemesine, memur ise verilmesine itiraz eder. D seçeneği, itiraz süresini yanlış belirttiği ve kaymakam gibi mülki idare amirleri için yetkili merciin istisnasız Danıştay olduğunu iddia ettiği için hatalıdır. E seçeneği, itiraz üzerine verilen kararın kesin olduğunu belirten açık kanun hükmüne aykırı olarak kararın kesin olmadığını ve başka bir kanun yoluna gidilebileceğini iddia ettiğinden yanlıştır.