Konu Özeti:
Önemli Nokta 1: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda (İYUK) idari davalarda yetki kuralları düzenlenmiştir. Kanun'un genel yetki kurallarını düzenleyen hükümlerinin yanı sıra, bazı dava türleri için özel yetki kuralları da öngörülmüştür. Taşınmaz mallarla ilgili uyuşmazlıklar bu özel yetki kurallarından birine tabidir.
İYUK'un 34. maddesinin 1. fıkrasında, 'İmar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskan gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasında veya bunlara bağlı her türlü haklara veya kamu mallarına ilişkin idari davalarda yetkili mahkeme taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesidir.' hükmü yer almaktadır. Bu kural, kamu düzenine ilişkin kesin bir yetki kuralıdır ve genel yetki kurallarından önce uygulanır.
Somut olayda dava, Bolu ilinde bulunan bir taşınmazın imar planı değişikliğine, yani 'imar mevzuatının uygulanmasına' ilişkindir. Bu nedenle, uyuşmazlığın çözümünde İYUK m. 34/1'deki özel yetki kuralı uygulanmalıdır. Bu kurala göre yetkili mahkeme, davacı şirketin merkez adresine veya işlemi tesis eden ya da onaylayan idarenin bulunduğu yere göre değil, münhasıran taşınmazın bulunduğu yere göre belirlenir. Taşınmaz Bolu'da olduğu için yetkili mahkeme Bolu İdare Mahkemesidir. Doğru cevap, bu özel yetki kuralını doğru gerekçesiyle ortaya koyan seçenektir. Diğer seçenekler, doğru mahkemeyi gösterseler dahi yanlış hukuki gerekçelere dayandıkları için (genel yetki kuralı, onaylayan makam, zararın doğduğu yer gibi) çeldirici niteliğindedir.
Önemli Nokta 2: Somut olayda, davacı (A)'nın tam yargı davası dilekçesinde uyuşmazlık konusu miktarı belirtmemesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (İYUK) 3. maddesinin 2/d bendine aykırılık teşkil eder. Bu durumda mahkemenin İYUK m. 15/1-d uyarınca dilekçenin reddine karar vermesi usule uygundur. Davacı, 30 günlük süre içinde usulüne uygun olarak hazırladığı yeni dilekçeyi bu kez görevsiz bir mahkeme olan vergi mahkemesine vermiştir. İYUK m. 15/1-a hükmü, idari yargının görevli olduğu konularda görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın, görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesini emreder. Dilekçenin reddi kararı üzerine verilen yeni dilekçenin yanlış mahkemeye sunulması, davanın tamamen reddedilmesini gerektiren bir durum değildir. Mahkeme, dilekçe ret kararı üzerine süresi içinde kendisine gelen dosyada görevli olup olmadığını da inceler. İstanbul Vergi Mahkemesi, memur disiplin cezasından kaynaklanan bir tam yargı davasında görevli olmadığından, görevsizlik kararı vererek dosyayı görevli ve yetkili olan idare mahkemesine göndermelidir. Bu işlem, davanın ilk açıldığı tarihi korur ve hak kaybını önler. Diğer seçenekler şu nedenlerle yanlıştır: A seçeneği, İYUK m. 15/5'in yanlış yorumlanmasıdır; zira bu hüküm, *aynı* noksanlığın (örneğin yine miktarın belirtilmemesi) tekrar edilmesi halinde uygulanır, görevsiz mahkemeye başvurma halinde değil. C seçeneği, dilekçe ret kurumunun amacına aykırıdır; bu kurum, davanın ilk açıldığı tarihteki hakları korumak için vardır. E seçeneğindeki merci tayini, iki mahkeme arasında olumlu veya olumsuz görev uyuşmazlığı çıkması halinde başvurulan bir yoldur, tek bir mahkemenin görevsizliğini tespit etmesi durumunda uygulanmaz.
Önemli Nokta 3: Soruda, iki farklı bölge idare mahkemesi yargı çevresinde bulunan idare mahkemeleri arasında ortaya çıkan bir 'olumsuz yetki uyuşmazlığı' (her iki mahkemenin de yetkisizlik kararı vermesi) durumu anlatılmaktadır. Bu tür uyuşmazlıkların çözüm usulü, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (İYUK) 43. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. İYUK m. 43/1-b hükmü şöyledir: 'Görevsizlik veya yetkisizlik sebebiyle dosyanın gönderildiği mahkeme kendisini görevsiz veya yetkisiz gördüğü takdirde, söz konusu mahkeme ile ilk görevsizlik veya yetkisizlik kararını veren mahkeme aynı bölge idare mahkemesinin yargı çevresinde ise, uyuşmazlık bölge idare mahkemesince, aksi halde Danıştayca çözümlenir.' Somut olayda Ankara İdare Mahkemesi ve İstanbul İdare Mahkemesi, farklı bölge idare mahkemelerinin (Ankara BİM ve İstanbul BİM) yargı çevrelerinde yer almaktadır. Bu nedenle, kanunun 'aksi halde' ifadesi gereğince uyuşmazlığı çözme ve yetkili mahkemeyi belirleme görevi Danıştaya aittir. Diğer seçenekler ise şu nedenlerle hatalıdır: Uyuşmazlık Mahkemesi, adli ve idari yargı kolları arasındaki görev uyuşmazlıklarını çözer; idari yargı içindeki bir yetki uyuşmazlığına bakmaz. Merci tayini (İYUK m. 44), kanunda sayılan farklı durumlar (fiili/hukuki engel, yargı çevresi sınırlarında tereddüt, olumlu yetki uyuşmazlığı) için geçerli olup, olumsuz yetki uyuşmazlığı özel olarak 43. maddede düzenlenmiştir. Diğer seçenekler ise kanuni dayanaktan yoksundur.
Önemli Nokta 4: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (İYUK) 43. maddesinin 1/b bendi, idari yargı içindeki görev veya yetki uyuşmazlıklarının çözümünü düzenlemektedir. Buna göre, görevsizlik veya yetkisizlik sebebiyle dosyanın gönderildiği mahkeme de kendisini görevsiz veya yetkisiz görürse ve bu iki mahkeme aynı bölge idare mahkemesinin (BİM) yargı çevresinde ise, uyuşmazlık o bölge idare mahkemesince çözümlenir. Sorudaki olayda, Ankara ve Konya İdare Mahkemeleri aynı BİM'in (Ankara BİM) yargı çevresinde bulunduğundan, ortaya çıkan olumsuz yetki uyuşmazlığını çözmeye yetkili merci Ankara Bölge İdare Mahkemesidir. İYUK m. 43/3 uyarınca BİM'in bu konuda vereceği karar kesindir. Uyuşmazlık çözüldükten sonra dosya, BİM tarafından görevli ve yetkili kılınan mahkemeye resen (kendiliğinden) gönderilir; davacının yeniden dava açması veya başka bir usuli işlem yapması gerekmez. Bu nedenle doğru cevap (E) seçeneğidir.
Diğer seçeneklerin incelenmesi:
(A) seçeneği yanlıştır. Uyuşmazlığı çözecek merci, mahkemeler farklı BİM çevrelerinde olsaydı Danıştay olurdu; ancak olayda aynı BİM çevresinde olduklarından yetki BİM'dedir. Ayrıca, İYUK m. 9'da düzenlenen adli yargıdan idari yargıya geçişlerde öngörülen otuz günlük süre, idari yargı içindeki bu tür bir uyuşmazlık çözümünde uygulanmaz.
(B) seçeneği yanlıştır. Uyuşmazlık Mahkemesi, adli ve idari yargı mercileri gibi farklı yargı kolları arasındaki görev uyuşmazlıklarını çözmekle görevlidir. İdari yargı kolu içindeki mahkemeler arasındaki görev veya yetki uyuşmazlıkları İYUK m. 43'e göre çözülür.
(C) seçeneği yanlıştır. Olay, İYUK m. 44'te düzenlenen ve "hukuki veya fiili engel" gibi istisnai durumlar için öngörülen "merci tayini" hali değil, m. 43'te düzenlenen tipik bir olumsuz yetki uyuşmazlığıdır.
(D) seçeneği yanlıştır. İYUK m. 43/4, bu madde uyarınca verilen kararlar ile görevli ve yetkili kılınan mahkemeye yeniden dava açılması hâlinde harç alınmayacağını açıkça düzenlemiştir. Dosyanın resen gönderildiği durumda zaten harç alınması söz konusu değildir.
Önemli Nokta 5: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK), idari davalarda yetki konusunda genel ve özel kurallar belirlemiştir. Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin davalarda yetki, özel bir yetki kuralı ile düzenlenmiştir. İYUK'un 37. maddesinin (a) bendi, 'Uyuşmazlık konusu vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümleri tarh ve tahakkuk ettiren, zam ve cezaları kesen (...) Dairenin bulunduğu yerdeki vergi mahkemesi'nin yetkili olduğunu amirdir. Bu hüküm, kamu düzenine ilişkin kesin bir yetki kuralıdır ve tarafların anlaşmasıyla değiştirilemez.
Somut olayda, vergi ziyaı cezasını kesen idari birim İzmir Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı'dır. Dolayısıyla, İYUK m. 37/a uyarınca davada yetkili mahkeme, bu dairenin bulunduğu yer olan İzmir Vergi Mahkemesidir.
Diğer seçeneklerin analizi:
- Şirketin ticari merkezinin (İstanbul) veya davacının ikametgahının bulunduğu yerin yetkili olması, İYUK m. 36/c'de belirtilen ve diğer hallerde uygulanan genel bir kural olup, vergi uyuşmazlıkları için geçerli değildir.
- Uyuşmazlığın taşınmaz malla ilgili olması, İYUK m. 34'ün uygulanmasını gerektirmez. Zira m. 34, imar, kamulaştırma gibi doğrudan taşınmazın aynına veya buna bağlı haklara ilişkin idari davalar için geçerlidir. Olaydaki uyuşmazlık ise bir vergi cezası olup, m. 37'nin özel yetki kuralına tabidir.
- Kanunda, bu tür bir uyuşmazlık için davacıya seçimlik bir hak tanınmamıştır; yetki kuralı kesindir.
- Davacının vekilinin bulunduğu yerin (Ankara) veya davanın açıldığı yerin yetki üzerinde herhangi bir etkisi bulunmamaktadır.