Konu Özeti:
Önemli Nokta 1: Çözüm, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun ilgili maddelerinin dikkatli bir şekilde analiz edilmesini gerektirir. Soruda, Danıştay üyelerinin disiplin kovuşturmasını yürütecek olan 'Yüksek Disiplin Kurulu'nun oluşumu sorulmaktadır.
2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 20. maddesinin 1. fıkrası, Yüksek Disiplin Kurulu'nun oluşumunu açıkça düzenlemiştir. Bu maddeye göre Kurul; "Danıştay Başkanının Başkanlığında her takvim yılı başında, Danıştay Genel Kurulunca her daireden seçilecek birer üye ile ikisi dava daireleri ve biri de idari daireler başkanları arasından seçilecek üç daire başkanından kurulur. Danıştay Başsavcısı Kurulun tabii üyesidir." Bu hüküm, doğru cevabı doğrudan vermektedir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna gelince:
- İkinci seçenek, Yüksek Disiplin Kurulu'nun oluşumunu, 1982 Anayasası'nın 155. maddesinde belirtilen Danıştay Başkanı, Başsavcı gibi unvanların seçim usulüyle karıştırmaktadır. Genel Kurul'un başkanı seçme usulü, Yüksek Disiplin Kurulu'nun teşekkülünden farklıdır.
- Üçüncü seçenek, Yüksek Disiplin Kurulu ile Danıştay memurları için görev yapan 'Disiplin Kurulu'nu karıştırmaktadır. 2575 sayılı Kanun'un 54. maddesi, Danıştay memurları hakkındaki disiplin işlerini yürüten 'Disiplin Kurulu'nu düzenler ve bu kurul, Yüksek Disiplin Kurulu'ndan farklı bir yapı ve görev alanına sahiptir.
- Dördüncü seçenek, tamamen varsayımsal ve kanuni dayanaktan yoksun bir üye kompozisyonu sunmaktadır. Danıştay Kanunu'nun 20. maddesinde böyle bir oluşum öngörülmemiştir.
- Beşinci seçenek ise, Yüksek Disiplin Kurulu'nun oluşumunu, Anayasa'nın 155. maddesinde düzenlenen Danıştay üyelerinin genel seçilme usulü ile hatalı bir şekilde ilişkilendirmektedir. Üyelerin seçilme yöntemi ile disiplin kurulunun teşekkülü farklı hukuki düzenlemelere tabidir.
Önemli Nokta 2: Çözüm, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun ilgili maddelerinin dikkatle incelenmesini gerektirmektedir. Sorunun doğru cevabı, Kanun'un 15. maddesinde açıkça düzenlenmiştir.
Danıştay Kanunu'nun 15. maddesinin ikinci fıkrası, "Genel Kurulun toplanma ve görüşme yeter sayısı Başkan ve üyeler tam sayısının yarısından fazlasıdır." hükmünü amirdir. Aynı maddenin üçüncü fıkrası ise "Kararlar çoğunlukla verilir. Oylarda eşitlik halinde, Başkanın bulunduğu taraf çoğunluğu sağlanmış sayılır." şeklindedir. Bu iki hüküm bir arada değerlendirildiğinde, A seçeneğindeki ifadenin kanun metniyle birebir örtüştüğü görülmektedir.
Diğer seçenekler ise güçlü çeldiriciler olup, Danıştay'ın diğer kurulları veya başka bir yüksek mahkemenin kurulları ile ilgili düzenlemelerden alınmıştır:
- B seçeneğindeki "en az otuz bir üye" ile toplanma şartı, Danıştay Kanunu'nun 18. maddesinde düzenlenen "İçtihatları Birleştirme Kurulu" için geçerlidir, Genel Kurul için değil.
- C seçeneğindeki "üye tam sayısı ile toplanma ve üçte iki oyçokluğu" kuralı, aynı Kanun'un 20. maddesinde düzenlenen "Yüksek Disiplin Kurulu" için öngörülmüştür.
- D seçeneğindeki "üçte iki ile toplanma ve Başsavcının oy hakkı olmaması" usulü, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu'nun 25. maddesinde "Sayıştay Genel Kurulu" için düzenlenmiştir. Bu çeldirici, adayların yüksek mahkemelerin kurullarına ilişkin farklı düzenlemeleri ayırt etme becerisini ölçmeyi amaçlamaktadır.
- E seçeneği ise hukuki dayanaktan yoksundur ve kanunun açık hükmüyle çelişmektedir.
Önemli Nokta 3: Doğru cevap, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 60. maddesinde açıkça belirtilen Danıştay Başsavcısı'nın temel yargısal görevlerini bir araya getirmektedir. Maddenin 1. fıkrasına göre Başsavcı, "ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştayda görülen dava dosyalarını, esas hakkındaki düşüncelerini bildirmek üzere, uygun görececeği görev ayırımına göre savcılara havale eder." Aynı maddenin 2. fıkrasında ise "Başsavcı, incelediği dava dosyaları hakkında düşüncelerini bildirir" hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla bu seçenek, Başsavcının hem bizzat düşünce bildirme hem de dosyaları bu amaçla savcılara havale etme görevlerini doğru bir şekilde yansıtmaktadır.
Diğer seçeneklerin analizi:
- "Daireler tarafından verilen ilamların infazını izlemek ve hakkında suç duyurusunda bulunulan sorumluların durumlarını takip etmek." ifadesi yanlıştır. Bu görevler, Danıştay Başsavcısı'na değil, 6098 sayılı Sayıştay Kanunu'nun 33. maddesinde Sayıştay Başsavcısı'na verilmiş görevlerdir. Bu çeldirici, iki yüksek mahkemenin başsavcılık kurumlarının görevlerini karıştırmaya yöneliktir.
- "Dava dosyası hakkında düşüncesini bir ay içinde gerekçeli ve yazılı olarak vermeyen savcılar hakkında re'sen disiplin soruşturması başlatmak." ifadesi yanlıştır. 2575 sayılı Kanun'un 61. maddesine göre, süresi içinde düşüncesini bildiremeyen savcı durumu sebepleriyle birlikte Başsavcıya bildirir. Kanunda Başsavcı'nın bu durumda re'sen soruşturma başlatacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır.
- "Dava dairesinin, Başsavcılığın yazılı düşüncesine aykırı bir karar vermesi durumunda, dosyayı doğrudan İçtihadı Birleştirme Kuruluna sevk etmek." ifadesi yanlıştır. Başsavcılığın düşüncesi, dava dairesi için istişari nitelikte olup bağlayıcı değildir. Dairenin bu düşünceye aykırı karar vermesi, dosyayı İçtihadı Birleştirme Kuruluna sevk etme gibi özel bir usulü tetiklemez.
- "Danıştay Başkanının yokluğunda Genel Kurula başkanlık etmek ve bu toplantılarda oy hakkı olmaksızın görüşünü açıklamak." ifadesi yanlıştır. 2575 sayılı Kanun'un 22. maddesine göre Danıştay Başkanının yokluğunda başkanvekillerinden en kıdemlisi vekalet eder. Ayrıca, Genel Kurul'a oy hakkı olmaksızın katılma görevi, 6098 sayılı Sayıştay Kanunu'nun 25. maddesinde Sayıştay Başsavcısı için düzenlenmiştir.
Önemli Nokta 4: İdari yargıda görev kuralları kamu düzenine ilişkindir ve kanunla belirlenir. Bir idari işleme karşı açılacak iptal davasında hangi mahkemenin görevli olduğu, işlemin niteliğine ve tesis eden makama göre belirlenir. 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun “İlk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görülecek davalar” başlıklı 24. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi, “Bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere” karşı açılacak iptal davalarının, ilk derece mahkemesi sıfatıyla doğrudan Danıştay'da görüleceğini amir bir hükümle düzenlemiştir. Somut olayda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelik, hem bir bakanlık tarafından çıkarılmış olması hem de ülke çapında uygulanacak bir düzenleyici işlem olması nedeniyle bu hükmün kapsamına girmektedir. Dolayısıyla SİKON tarafından açılacak iptal davasında görevli mahkeme Danıştay'dır.
Diğer seçeneklerin analizi:
A) 6100 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 37. maddesinde düzenlenen, Resmî Gazete'de yayımlanmadan itibaren 60 gün içinde Anayasa Mahkemesinde doğrudan iptal davası açma hakkı; kanunlar, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve TBMM İçtüzüğü için geçerlidir. Yönetmelikler gibi idari düzenleyici işlemlerin Anayasa'ya aykırılığı iddiası, idari yargıda iptal davası konusu yapılır ve bu denetim bir 'hukuka uygunluk' denetimidir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi görevli değildir.
B) Davalı idarenin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olması genel bir kural olmakla birlikte, görev kuralları yetki kurallarından önce gelir ve kanunla özel bir görevli mahkeme belirlenmişse genel yetki kuralı uygulanmaz. 2575 sayılı Kanun'un 24. maddesi, bu tür uyuşmazlıklar için Danıştayı özel olarak görevli kıldığından Ankara İdare Mahkemeleri görevli olamaz.
D) İdari yargıda davaların kural olarak idare mahkemelerinde açılıp, kararlarına karşı istinaf ve temyiz yollarına başvurulması genel bir ilke olsa da kanun koyucu bazı davaların istisnai olarak doğrudan Danıştay'da görülmesini öngörmüştür. Ülke çapında uygulanacak bakanlık yönetmeliklerine karşı açılan iptal davaları, bu istisnaların en önemlilerinden biridir. Dolayısıyla uyuşmazlık, genel usule tabi değildir.
E) Bir yönetmeliğin, bir Cumhurbaşkanı kararını uygulamak amacıyla çıkarılmış olması, o yönetmeliğe karşı açılacak davanın Cumhurbaşkanı kararlarına ilişkin usule tabi olmasını gerektirmez. 2575 sayılı Kanun'un 24. maddesi, farklı nitelikteki işlemlere karşı açılacak davalar için farklı bentlerde özel görev kuralları belirlemiştir. Cumhurbaşkanı kararlarına karşı açılacak davalar (24/1-a) ile bakanlıkların ülke çapındaki düzenleyici işlemlerine karşı açılacak davalar (24/1-c) ayrı ayrı düzenlenmiştir. Davanın konusu doğrudan yönetmelik olduğundan, uygulanması gereken hüküm 24/1-c bendidir.
Önemli Nokta 5: Sorunun çözümünde Danıştay'ın anayasal ve yasal konumunu bütüncül bir şekilde ele almak gerekmektedir. 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 1. maddesi, Danıştay'ı "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş Yüksek İdare Mahkemesi, danışma ve inceleme merciidir" şeklinde tanımlayarak kurumun çift yönlü (karma) niteliğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu tanım, Danıştay'ın hem bir yargı organı hem de bir idari organ olduğunu göstermektedir ve en kapsamlı ifadedir.
Diğer seçeneklerin analizi:
* A seçeneği, Danıştay'ın temyiz mercii olma görevini (2575 sayılı Kanun m. 23/a, m. 25) doğru bir şekilde ifade etse de, bu görev Danıştay'ın tek veya asli görevi değildir. İlk derece mahkemesi olarak baktığı davalar ile danışma görevini dışarıda bıraktığı için eksiktir.
* B seçeneği, Danıştay'ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalara (2575 sayılı Kanun m. 24) doğru örnekler verse de, bu görevi 'öncelikli' olarak nitelendirip temyiz ve danışma görevlerini göz ardı ettiği için yanlıştır.
* C seçeneği, Danıştay'ın danışma görevini (1982 Anayasası m. 155, 2575 sayılı Kanun m. 23/d) doğru bir şekilde belirtmekle birlikte, bunu 'esasen' diyerek kurumun temel niteliği gibi sunmakta ve yargısal görevlerini ikincil konuma düşürmektedir. Bu nedenle ifade hatalıdır.
* E seçeneği, Danıştay üyelerinin seçim usulüne ilişkin doğru bir bilgi (1982 Anayasası m. 155) içermekle birlikte, bu usulden yola çıkarak kurumun idari yönünün yargısal yönüne üstün olduğu şeklinde hatalı ve subjektif bir çıkarımda bulunmaktadır. Üye seçim usulü, kurumun görevlerinin niteliği hakkında böyle bir hiyerarşi kurmaz.
Sonuç olarak, Danıştay'ın hukuki statüsünü en doğru ve kapsamlı şekilde ifade eden seçenek, onun hem Yüksek İdare Mahkemesi (yargısal görev) hem de danışma ve inceleme mercii (idari görev) olduğunu belirten seçenektir.