Konu Özeti:
Önemli Nokta 1: Somut olayda, derneğin 5 asıl üyeden oluşan yönetim kurulunun üye sayısı, istifalar sonucunda 2'ye düşmüştür. Bu durum, yönetim kurulu üye sayısının, üye tamsayısının yarısının altına düşmesi anlamına gelmektedir. Bu özel durumu düzenleyen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 84. maddesinin ikinci fıkrası şu şekildedir: "Yönetim kurulu üye sayısı, boşalmalar sebebiyle üye tamsayısının yarısının altına düşerse; genel kurul, kalan yönetim kurulu üyeleri veya denetim kurulu tarafından bir ay içinde toplantıya çağrılır. Çağrı yapılmazsa, üyelerden birinin istemi üzerine, sulh hâkimi, üç üyeyi genel kurulu toplantıya çağırmakla görevlendirir." Olayda, kalan yönetim kurulu üyeleri ve denetim kurulu bir ay içinde çağrı yapma görevini ihmal etmiştir. Bu nedenle, kanun maddesinin açık hükmü uyarınca, dernek üyelerinden herhangi birinin (tek bir üyenin) istemi üzerine sulh hâkimi, genel kurulu toplantıya çağırmakla görevli üç üye atar. Bu nedenle doğru cevap C seçeneğidir.
Diğer seçeneklerin hukuki değerlendirmesi:
A) Bu seçenek, TMK m. 87/4'te düzenlenen "Tüzük gereğince yönetim kurulunun oluşturulmasının olanaksız hâle gelmesi" durumunu ifade etmektedir. Olayda yönetim kurulunun oluşturulmasının olanaksız hâle geldiğine dair bir bilgi yoktur; sadece mevcut kurulun üye sayısı azalmıştır ve kanun bu duruma çözüm olarak öncelikle genel kurulun toplanmasını öngörmüştür. Bu sebeple derneğin kendiliğinden sona ermesi durumu henüz söz konusu değildir.
B) Bu seçenek, TMK m. 75'te düzenlenen genel kurulun olağanüstü toplantıya çağrılması usulünü yansıtmaktadır. Ancak TMK m. 75 genel bir düzenleme olup, yönetim kurulunun üye tamsayısının yarıdan aza düşmesi gibi özel bir durum için TMK m. 84'te özel bir usul öngörülmüştür. Bu özel usulde toplantı çağrısı için mahkemeye başvurmak için dernek üyelerinin beşte biri değil, tek bir üyenin başvurusu yeterlidir.
D) Derneğin feshi, daha ağır sonuçları olan bir hukuki yoldur. Kanun koyucu, derneğin organsız kalmasını önlemek için fesih gibi son bir çareden önce organların yeniden oluşturulması için bir mekanizma (TMK m. 84) öngörmüştür. Bu mekanizma işletilmeden doğrudan fesih yoluna gidilmesi hukuka aykırıdır.
E) Bu seçenek, TMK m. 72'deki "Ancak, bu organlara zorunlu organların görev, yetki ve sorumlulukları devredilemez." hükmüne aykırıdır. Denetim kurulu, yönetim kurulunun görevlerini üstlenemez. TMK m. 84 uyarınca denetim kurulunun görevi, bu özel durumda sadece genel kurulu toplantıya çağırmaktır; yönetimsel yetkileri devralmak değildir.
Önemli Nokta 2: Çözümün hukuki dayanağını 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 67. maddesi oluşturmaktadır. TMK m. 67/2 şu şekildedir: “Tüzükte çıkarma sebepleri gösterilmişse, çıkarma kararına bu sebeplerin haklı sayılamayacağı iddiasıyla itiraz edilemez.” Bu hüküm, dernek özerkliği ilkesinin bir yansımasıdır. Kanun koyucu, üyelerin derneğe girerken tüzüğü kabul ettiklerini ve tüzükte belirtilen çıkarma sebeplerinin varlığı halinde sonuçlarına katlanacaklarını bir karine olarak benimsemiştir. Olayda, “Sürdürülebilir Yaşam Derneği”nin tüzüğünde üyelikten çıkarma sebebi somut olarak belirtilmiştir. Yönetim kurulu da bu sebebe dayanarak (Y)’yi üyelikten çıkarmıştır. Bu durumda (Y), mahkemeye başvurarak eyleminin tüzükte belirtilen çıkarma sebebini oluşturmadığını (örneğin, makalesinin dernek amaçlarıyla çelişmediğini) iddia edebilir, ancak bu sebebin “haklı bir sebep” teşkil etmediğini ileri sürerek karara itiraz edemez. Kanun bu yöndeki bir iddiayı dinlememektedir. Bu nedenle A seçeneği doğrudur.
Diğer seçeneklerin incelenmesi:
B seçeneği: TMK m. 83/2, “Diğer organların kararlarına karşı, dernek içi denetim yolları tüketilmedikçe iptal davası açılamaz.” hükmünü içermektedir. Ancak bu hüküm, dava açma hakkının esastan mevcut olduğu durumlar için bir dava şartı düzenlemektedir. TMK m. 67/2, somut olayda olduğu gibi, uyuşmazlığın esasına ilişkin bir itiraz yolunu kapattığı için, iç denetim yollarının tüketilmesi de sonucu değiştirmeyecektir. Yani, (Y)’nin “sebebin haklı olmadığı” yönündeki iddiası, ne mahkeme ne de genel kurul tarafından esastan incelenebilir niteliktedir. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
C seçeneği: Dernek organları ve görevleri TMK m. 58 uyarınca tüzükte gösterilir. Kanunda üyeliğe son verme yetkisinin münhasıran genel kurula ait olduğuna dair emredici bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla dernek tüzüğü ile bu yetkinin yönetim kuruluna verilmesi mümkündür. Bu sebeple yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğu iddiası doğru değildir.
D seçeneği: TMK m. 83’te belirtilen bir ve üç aylık hak düşürücü süreler, kanuna veya tüzüğe aykırı olarak alınan “genel kurul” kararlarının iptali için öngörülmüştür. Yönetim kurulu kararları için uygulanmaz. Ayrıca, yukarıda açıklandığı üzere, (Y)’nin iddiasının esası TMK m. 67/2 engeline takıldığı için, süreler meselesi ikincil kalmaktadır. Bu nedenle seçenek yanlıştır.
E seçeneği: Yönetim kurulunun çıkarma kararı kesin değildir; usule veya kanunun emredici hükümlerine aykırılık iddialarıyla (örneğin, savunma hakkı tanınmaması gibi) yargı denetimine tabidir. Sadece “sebebin haklılığı” yönünden bir denetim kısıtlaması söz konusudur. TMK m. 89 ise derneğin amacının kanuna veya ahlaka aykırı hale gelmesi durumunda derneğin feshine ilişkin olup, üyelikten çıkarma kararlarının denetimiyle doğrudan ilgili değildir. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.
Önemli Nokta 3: Çözüm, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) dernek üyeliğinden çıkarmayı düzenleyen 67. maddesine dayanmaktadır. TMK m. 67/2 şu şekildedir: 'Tüzükte çıkarma sebepleri gösterilmişse, çıkarma kararına bu sebeplerin haklı sayılamayacağı iddiasıyla itiraz edilemez.' Somut olayda, Yüksek Düşünce Derneği'nin tüzüğünde üyelikten çıkarma sebepleri açıkça belirtilmiştir. Yönetim kurulu da bu sebeplerden birine ('derneğin itibarını zedeleyecek faaliyetlerde bulunmak') dayanarak karar almıştır. Bu durumda kanun, dernek özerkliğini korumak amacıyla, tüzükte belirtilen sebebin 'haklı olup olmadığının' mahkeme tarafından tartışılmasını engellemektedir. Prof. Dr. (A)'nın iddiası, temel olarak sebebin haksız olduğu, yani 'haklı sayılamayacağı' yönündedir. Bu nedenle, TMK m. 67/2 gereğince bu iddia ile mahkemeye başvurması mümkün değildir. Mahkeme ancak, kararın tüzükte yazan sebebe hiç uymadığı veya şekli bir aykırılık bulunduğu gibi iddiaları inceleyebilir, ancak sebebin haklılığını denetleyemez. Bu nedenle doğru seçenek D'dir. Diğer seçeneklerin yanlışlığı ise şöyledir: A seçeneği, TMK m. 83/2'de yer alan 'Diğer organların kararlarına karşı, dernek içi denetim yolları tüketilmedikçe iptal davası açılamaz.' hükmü gereğince yanlıştır; bu bir risk değil, davanın usulden reddi sebebidir. B ve E seçenekleri, TMK m. 67/2'nin açık hükmü ile çelişmektedir; tüzükte sebep gösterilmişse haklılık denetimi yapılamaz. C seçeneği ise hukuki dayanaktan yoksundur; dernek tüzüğü ile çıkarma yetkisi yönetim kuruluna verilebilir.
Önemli Nokta 4: Derneklerin sona ermesi, kendiliğinden sona erme (infisah), genel kurul kararı ile sona erme ve mahkeme kararı ile sona erme (fesih) olmak üzere üç şekilde gerçekleşebilir. Soruda, mahkemenin kurucu nitelikte bir kararına ihtiyaç duyulmayan, yani derneğin 'kendiliğinden' sona erdiği bir durum sorulmaktadır. Bu hallerde, derneğin sona erdiği zaten kanun gereği gerçekleşmiştir; mahkemeye başvurulması halinde ise mahkeme, bu durumu yalnızca tespit eden (açıklayıcı/deklaratif) bir karar verir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 87. maddesi, derneklerin kendiliğinden sona erme hallerini tahdidi olarak saymıştır. Bu maddenin 5. bendinde, 'Olağan genel kurul toplantısının iki defa üst üste yapılamaması' açıkça bir kendiliğinden sona erme sebebi olarak düzenlenmiştir. Bu durumda derneğin tüzel kişiliği kendiliğinden sona erer ve herhangi bir ilgilinin talebi üzerine sulh hukuk hâkimi, bu durumu tespit eden bir karar verir. Bu karar, sona ermeyi sağlayan kurucu bir karar değil, mevcut bir hukuki durumu tespit eden açıklayıcı bir karardır.
Diğer seçeneklerin incelenmesi:
A) Derneğin amacının kanuna veya ahlaka aykırı hale gelmesi, TMK m. 89 uyarınca bir fesih sebebidir. Bu durumda dernek kendiliğinden sona ermez; Cumhuriyet savcısının veya bir ilgilinin istemi üzerine mahkemenin vereceği kurucu nitelikteki fesih kararı ile sona erer.
B) Yönetim kurulunun oluşturulmasının olanaksız hale gelmesi, TMK m. 87/4'te bir kendiliğinden sona erme sebebi olarak sayılmıştır. Ancak bu durumun 'tüzük gereğince' ortaya çıkması gerekir. Seçenekte tüzükte özel bir düzenleme olmadığı belirtilmiştir. Bu durum, kanunda açıkça düzenlenen kendiliğinden sona erme haline girmemekte olup, derneğin feshini gerektiren ve mahkeme kararı ile sonuçlanacak bir duruma işaret etmektedir.
D) Amacın gerçekleşmesinin olanaksız hale gelmesi, TMK m. 87/1 uyarınca bir kendiliğinden sona erme sebebidir. Ancak seçenekte, bu durumun bir asliye hukuk mahkemesi tarafından 'fesih kararı' ile sonuçlandırıldığı belirtilmiştir. Kendiliğinden sona erme halinde verilecek karar, sulh hukuk mahkemesi tarafından verilen bir 'tespit' kararıdır. Seçenekteki ifade, mahkemenin kurucu nitelikte bir kararla derneği sona erdirdiği bir fesih sürecini tanımlamaktadır ki bu, kendiliğinden sona erme kurumunun doğasına aykırıdır.
E) Borç ödemede acze düşme hali TMK m. 87/3'te bir kendiliğinden sona erme sebebi olarak düzenlenmiştir. Ancak seçenekte, bu durumun bir alacaklının talebi üzerine mahkemece verilen bir 'iflas kararı' ile tescil edilmesi ifade edilmektedir. Bu durum, kendiliğinden sona erme olgusunu bir mahkeme kararına (iflas kararı) bağlayarak, kurucu nitelikte bir yargısal süreci tanımlamaktadır. Halbuki kanuna göre, borç ödemede acze düşme hali tek başına kendiliğinden sona erme için yeterlidir.
Önemli Nokta 5: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre dernek genel kurulunun toplantı ve karar yeter sayıları özel olarak düzenlenmiştir. Kural olarak genel kurul kararları, toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğuyla alınır (TMK m. 81/1). Ancak kanun, tüzük değişikliği ve derneğin feshi gibi önemli kararlar için nitelikli çoğunluk aramıştır. TMK m. 81/1 uyarınca, 'Şu kadar ki, tüzük değişikliği ve derneğin feshi kararları, ancak toplantıya katılan üyelerin üçte iki çoğunluğuyla alınabilir.' Bu nedenle, tüzük değişikliği kararının toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla alınabileceğini belirten seçenek yanlıştır. Diğer seçeneklerin değerlendirilmesi:
A) TMK m. 78/2'ye göre, 'Genel kurul, ... tüzük değişikliği ve derneğin feshi hâllerinde üçte ikisinin katılımıyla toplanır.' Bu ifade doğrudur.
B) TMK m. 78/2'ye göre, '...çoğunluğun sağlanamaması sebebiyle toplantının ertelenmesi durumunda ikinci toplantıda çoğunluk aranmaz. Ancak, bu toplantıya katılan üye sayısı, yönetim ve denetim kurulları üye tam sayısının iki katından az olamaz.' Somut olayda bu sayı 10 x 2 = 20'dir. Bu ifade doğrudur.
C) TMK m. 81/1 uyarınca derneğin feshi kararı, toplantıya katılan üyelerin üçte iki çoğunluğuyla alınabilir. Bu ifade doğrudur.
E) TMK m. 78/3'e göre, 'Genel kurul toplantısı, bir defadan fazla geri bırakılamaz.' Bu ifade doğrudur.