3.4. Vesayet, Kısıtlılık ve Kayyımlık
Özgün soru denemeleri, konu özeti ve sınav taktikleri.
Konu Hakkında Hızlı Bilgi
Örnek Çıkmış Sorular
Savurganlığı sebebiyle kısıtlanarak kendisine vasi atanan ve ayırt etme gücüne sahip (A), vasisi (V)’nin iznini almaksızın, kişisel koleksiyonunda bulunan antika bir fotoğraf makinesini internet üzerinden (B)’ye satmış ve bedelini peşin olarak almıştır. Durumu öğrenen vasi (V), (B)’nin noter aracılığıyla gönderdiği ihtara rağmen, kanuni süresi içinde işleme onama vermemiştir. (A), aldığı paranın tamamını kısa sürede lüks tüketim harcamaları yaparak tüketmiştir. Bu olayda, (A)’nın (B)’ye karşı iade sorumluluğunun kapsamı hakkında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Çözüm
Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 451. maddesine göre, ayırt etme gücüne sahip vesayet altındaki kişi, vasinin açık veya örtülü izni veya sonraki onamasıyla yükümlülük altına girebilir. Vasi, işlemi onamazsa, bu işlem baştan itibaren geçersiz hale gelir ve 'tek taraflı bağlamazlık' (askıda hükümsüzlük) yaptırımının sonuçları doğar. İşlemin onanmaması durumunda tarafların iade yükümlülüğünü düzenleyen TMK m. 452/1'e göre, 'Vasinin onamadığı işlemlerde taraflardan her biri verdiğini geri isteyebilir.' Ancak aynı maddenin devamı, vesayet altındaki kişinin sorumluluğuna özel bir düzenleme getirmiştir. Kural olarak vesayet altındaki kişi, 'sadece kendi menfaatine harcanan veya geri isteme zamanında malvarlığında mevcut olan zenginleşme tutarıyla' sorumludur. Ancak bu kuralın önemli bir istisnası vardır: Vesayet altındaki kişi, elde ettiğini 'iyiniyetli olmaksızın elden çıkarmış olduğu miktarla' da sorumlu olur. Olayda (A), aldığı paranın tamamını lüks tüketime harcayarak tüketmiştir. Bu durum, paranın iyiniyetli olmaksızın elden çıkarılması olarak nitelendirilir. Dolayısıyla (A), malvarlığında bir zenginleşme kalmamış olsa dahi, TMK m. 452/1 uyarınca aldığı satış bedelinin tamamından sorumlu olacaktır. Diğer seçenekler şu nedenlerle yanlıştır: A seçeneği, TMK m. 452'deki özel istisnayı göz ardı etmektedir. C seçeneği, vasinin sorumluluğunun şartları somut olayda oluşmadığı ve iade borcunun öncelikle işlem tarafı olan (A)'ya ait olduğu için hatalıdır. D seçeneği, kanunun açıkça düzenlediği sorumluluk hallerini yok saydığı için yanlıştır. E seçeneği ise, olayda (A)'nın (B)'yi ehliyeti konusunda yanılttığına dair bir bilgi olmamasının yanı sıra, iade borcunun kaynağının sözleşmenin geçersizliği olup haksız fiil olmaması sebebiyle hatalıdır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, vasi olarak atanacak kişilerde bulunması veya bulunmaması gereken nitelikleri 'vasiliğe engel olan sebepler' ve 'vasilikten kaçınma sebepleri' olarak iki ayrı başlık altında düzenlemiştir. Vasiliğe engel olan bir sebebin varlığı, kişinin rızası olsa dahi vasi olarak atanmasına mutlak olarak mâni teşkil ederken; kaçınma sebepleri, kişiye bu görevi kabul etmeme hakkı tanıyan ancak göreve atanmasına mutlak engel olmayan durumlardır. Bu ayrıma göre, aşağıdaki durumlardan hangisi vasi olarak atanmaya mutlak bir engel teşkil etmeyip, yalnızca ilgili kişiye vasiliği kabul etmeme hakkı veren bir kaçınma sebebidir?
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca, kamu vesayeti, vesayet makamı ve denetim makamından oluşan vesayet daireleri tarafından yürütülür. Kanun, vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesine, vesayet organlarından olan vasi ve kayyım gibi kişileri atama görevini vermiştir. Bu bilgiler ışığında, aşağıdaki kişilerden veya kurullardan hangisinin atanması, vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesinin görev ve yetki alanının dışında kalmaktadır?