10. Tahkim

Özgün soru denemeleri, konu özeti ve sınav taktikleri.

Konu Hakkında Hızlı Bilgi

Konu Özeti: Önemli Nokta 1: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 412. maddesinin 4. fıkrası, tahkim sözleşmesinin asıl sözleşmeden bağımsızlığı (ayrılabilirliği) ilkesini düzenlemektedir. Bu hükme göre, "Tahkim sözleşmesine karşı, asıl sözleşmenin geçerli olmadığı veya tahkim sözleşmesinin henüz doğmamış olan bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu itirazında bulunulamaz." Bu ilke uyarınca, bir sözleşmede yer alan tahkim şartı, sözleşmenin diğer hükümlerinden bağımsız olarak değerlendirilir. Dolayısıyla, Alfa A.Ş.'nin asıl sözleşmenin hile nedeniyle geçersiz olduğuna yönelik iddiası, tek başına tahkim şartının geçersizliği sonucunu doğurmaz. Hakem veya hakem kurulu, kendi yetkisi hakkında karar verirken tahkim şartının geçerliliğini asıl sözleşmeden bağımsız olarak inceler. Bu nedenle doğru cevap budur. Diğer seçeneklerin yanlışlık nedenleri: - İkinci seçenek yanlıştır çünkü HMK m. 412(2)'ye göre tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki sözleşmenin bir şartı (tahkim şartı) veya ayrı bir sözleşme şeklinde yapılabilir. Ayrı bir sözleşme olması zorunlu değildir. - Üçüncü seçenek yanlıştır çünkü ayrılabilirlik ilkesi gereği, mahkeme asıl sözleşmenin esasına girmeden önce tahkim şartının geçerliliğini değerlendirir. Asıl sözleşmenin geçersizliği iddiası, tahkim şartının geçerliliğini doğrudan etkilemediğinden, mahkemenin bu iddiayı esastan incelemesi ve sonuca göre hareket etmesi usule aykırıdır. - Dördüncü seçenek yanlıştır. Olay, ticari bir sözleşmeden doğan bir hak uyuşmazlığıdır. Seçenekte bahsedilen çıkar uyuşmazlığı, kanuni hakemlik ve toplu iş sözleşmesi hükümleri, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenen toplu iş uyuşmazlıklarına özgüdür ve somut olayla ilgisi yoktur. - Beşinci seçenek, her ne kadar uyuşmazlıkta yabancılık unsuru olsa da, soruda HMK hükümlerine göre değerlendirme yapılması istenmektedir. Ayrıca, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun 7. maddesi hakem sayısının tek olması gerektiğini belirtse de, bu durumun somut olaydaki asıl hukuki mesele olan tahkim şartının geçerliliğiyle doğrudan bir ilgisi yoktur ve doğru cevabı oluşturmaz. Önemli Nokta 2: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 439. maddesinin birinci fıkrasına göre, hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabilir. Bu dava, istinaf veya temyiz gibi kararın esasına girilerek maddi vakıaların veya hukuk kurallarının doğru uygulanıp uygulanmadığının denetlendiği bir kanun yolu değildir. İptal davası, kanunda sınırlı olarak sayılan usuli sebeplere veya kamu düzenine aykırılığa dayanabilir. Sorudaki olayda, hakem heyetinin tahkim sözleşmesi dışında kalan bir konuda karar verdiği, yani yetkisini aştığı iddia edilmektedir. Bu durum, HMK m. 439/2-(d) bendinde açıkça bir iptal sebebi olarak düzenlenmiştir. Ayrıca, HMK m. 439/3 uyarınca, "Hakem veya hakem kurulunun, tahkim sözleşmesi dışında kalan bir konuda karar verdiği iddiasıyla açılan iptal davasında, tahkim sözleşmesi kapsamında olan konuların, tahkim sözleşmesi kapsamında olmayan konulardan ayrılması mümkün olduğu takdirde, hakem kararının sadece tahkim sözleşmesi kapsamında olmayan konuları içeren bölümü iptal edilebilir." Bu hüküm uyarınca (A) A.Ş., sadece yetki aşımı olduğunu düşündüğü manevi tazminata ilişkin kısım için kısmi iptal talebinde bulunabilir. İptal davası, HMK m. 439/1 uyarınca tahkim yeri olan Ankara'daki yetkili bölge adliye mahkemesinde açılmalıdır. Diğer seçenekler ise şu nedenlerle yanlıştır: A) Tamamlayıcı hakem kararı (HMK m. 437/4), yargılama sırasında ileri sürülmüş olmasına rağmen karara bağlanmamış konularda istenir. Olayda ise karara bağlanmış fakat yetki dışı olduğu iddia edilen bir durum vardır. C) Hakem kararlarına karşı istinaf yolu kapalıdır. D) Hakem kararlarına karşı doğrudan temyiz yolu kapalıdır. Temyiz, ancak iptal davası sonucunda bölge adliye mahkemesinin verdiği karara karşı başvurulabilecek bir yoldur (HMK m. 439/6). E) Yargılamanın yenilenmesi, devlet mahkemelerinin kesinleşmiş kararlarına karşı başvurulan olağanüstü bir kanun yoludur ve hakem kararları için öngörülen bir yol değildir. Önemli Nokta 3: Sorunun çözümünde 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK) hükümleri esas alınmalıdır. MTK Madde 7/B-3 uyarınca, üç hakem seçilecek ise ve tarafların seçtiği iki hakem seçilmelerinden sonraki otuz gün içinde üçüncü hakemi belirlemezlerse, taraflardan birinin istemi üzerine asliye hukuk mahkemesi tarafından hakem seçimi yapılır. Bu seçim işlemini yapacak görevli ve yetkili mahkemenin tespiti için MTK Madde 3'e başvurulmalıdır. Anılan maddeye göre, "Bu Kanunda mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen işlerde, davalının yerleşim yeri veya olağan oturma yeri ya da işyerinin bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesi; davalının Türkiye’de yerleşim yeri, olağan oturma yeri veya işyeri yoksa İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi görevli ve yetkilidir." MTK Ek Madde 1 ise bu görevlerin, uyuşmazlığın konusuna göre asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesi tarafından kullanılacağını düzenlemiştir. Somut olayda, hakem atanması için mahkemeye başvuran taraf Türk şirketidir. Dolayısıyla bu başvuruda davalı konumunda olan, Roma merkezli İtalyan şirkettir. İtalyan şirketin Türkiye'de yerleşim yeri, olağan oturma yeri veya işyeri bulunmadığından, MTK Madde 3 gereğince görevli ve yetkili mahkeme İstanbul mahkemeleridir. Uyuşmazlık ticari bir satım sözleşmesinden kaynaklandığı için görevli mahkeme İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesidir. Diğer seçeneklerin analizi: - İzmir mahkemeleri, tahkim yeri olmasına rağmen, MTK Madde 3'teki özel yetki kuralı (davalının yerleşim yeri) karşısında yetkili değildir. - İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, MTK Madde 15 uyarınca hakem kararlarına karşı açılacak iptal davalarında görevlidir, hakem seçimi gibi yargılama sırasındaki yardımlarda değil. - Ankara mahkemeleri, davacı Türk şirketin merkezi olmasına rağmen, yetki kuralı davalının durumuna göre belirlendiğinden yetkili değildir. - Yargıtay ise iptal davası hakkında verilen kararlara karşı temyiz merciidir. Önemli Nokta 4: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 439 uyarınca hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabilir. İptal davası, bir temyiz veya istinaf kanun yolu değildir. Bu davada, mahkeme uyuşmazlığın esasını yeniden inceleyemez; yani hakemlerin delilleri nasıl değerlendirdiği, hukuku nasıl yorumladığı gibi esasa ilişkin hususları denetleyemez (revisio in merito yasağı). Mahkemenin denetimi, HMK m. 439/2'de sınırlı olarak sayılan usuli ve kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlıdır. Bu nedenle, iptal davasının, hakem kararının maddi ve hukuki denetiminin yapılarak uyuşmazlığın esası hakkında yeniden değerlendirme yapılmasına imkân verdiği ifadesi yanlıştır. Diğer seçenekler ise HMK hükümlerine uygundur: A) HMK m. 439/4'e göre, iptal davası, hakem kararının veya tavzih, düzeltme ya da tamamlama kararının taraflara bildirildiği tarihten itibaren bir ay içinde açılabilir. HMK m. 439/1 uyarınca görevli ve yetkili mahkeme, tahkim yeri bölge adliye mahkemesidir. B) HMK m. 439/2-(d) bendinde hakem kurulunun tahkim sözleşmesi dışında kalan bir konuda karar vermesi, (f) bendinde ise tarafların eşitliği ilkesi ve hukuki dinlenilme hakkına riayet edilmemesi iptal sebebi olarak sayılmıştır. C) HMK m. 439/4'ün son cümlesi uyarınca, hakem kararına karşı iptal davası açılması kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz. Ancak taraflardan birinin talebi üzerine teminat gösterilmek şartıyla kararın icrası durdurulabilir. Bu hüküm, Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun (MTK) 15. maddesindeki iptal davasının icrayı kendiliğinden durduracağı yönündeki düzenlemeden farklıdır. D) HMK m. 439/6'ya göre, iptal davası hakkında verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir ve temyiz incelemesi, HMK m. 439'da yer alan iptal sebepleriyle sınırlı olarak yapılır. Önemli Nokta 5: Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre tahkim, kural olarak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri özel hukuk uyuşmazlıkları için mümkündür. Tarafların iradelerine tabi olmayan, emredici hukuk kuralları ile düzenlenen ve kamu düzenini ilgilendiren konularda tahkim yoluna gidilemez. Bu kapsamda, taşınmazlar üzerindeki ayni haklara ilişkin uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir. Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlık, bir taşınmazın mülkiyetinin devri sonucunu doğuracak olan 'tescil' işlemine ilişkindir. Tescil, bir ayni hakkın kurulması veya devri anlamına geldiğinden ve taşınmazlar üzerindeki ayni haklar tarafların serbest iradelerine tabi olmadığından, bu konudaki uyuşmazlık tahkime elverişli değildir. Ancak, tahkime elverişli olmayan bir konuya ilişkin uyuşmazlığın varlığı, tahkim anlaşmasının (şartının) tamamen geçersiz olduğu anlamına gelmez. 'Tahkim anlaşmasının ayrılabilirliği' ilkesi gereğince, tahkim şartı asıl sözleşmeden bağımsız olarak geçerliliğini korur. Bu nedenle, aynı sözleşmeden kaynaklanan fakat tahkime elverişli olan diğer uyuşmazlıklar (örneğin, gecikme tazminatı, eksik iş bedeli vb.) için tahkim yolu açıktır. Dolayısıyla, tahkim şartı genel olarak geçerli olup, sadece tescile ilişkin mevcut uyuşmazlık tahkime elverişli değildir. Diğer seçenekler ise şu nedenlerle yanlıştır: Sözleşme serbestisi tahkime elverişlilik gibi emredici kurallarla sınırlıdır. Tahkim şartının konusu olan uyuşmazlıklardan birinin tahkime elverişsiz olması şartın tamamını geçersiz kılmaz. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinden doğan her uyuşmazlık değil, sadece ayni hakka ilişkin olanlar tahkime elverişli değildir. Son olarak, bir tahkim şartının usulen (yazılı şekilde) geçerli olması, o şart kapsamındaki her uyuşmazlığın maddi olarak tahkime elverişli olduğu anlamına gelmez.

Örnek Çıkmış Sorular

Soru 1

Bir Türk teknoloji şirketi olan Alfa A.Ş. ile bir Alman otomotiv üreticisi olan Beta GmbH arasında imzalanan yazılım lisans sözleşmesinin bir maddesinde, "İşbu sözleşmenin yorumlanmasından veya uygulanmasından kaynaklanabilecek her türlü uyuşmazlığın çözümü için münhasıran hakem yoluna başvurulacaktır." şeklinde bir tahkim şartı bulunmaktadır. Bir süre sonra Alfa A.Ş., sözleşmenin hile nedeniyle geçersiz olduğunu iddia ederek, sözleşmeden doğan alacakları için asliye ticaret mahkemesinde dava açmıştır. Bu olayda, sözleşmede yer alan tahkim şartının hukuki durumu hakkında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri dikkate alındığında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A)Asıl sözleşmenin hile nedeniyle geçersiz olduğu iddiası, bu sözleşmenin bir parçası olan tahkim şartının geçerliliğini tek başına etkilemez.
B)Tahkim şartının geçerli sayılabilmesi için, asıl sözleşmeden ayrı ve tarafların ıslak imzalarını taşıyan bağımsız bir tahkim sözleşmesi olarak düzenlenmiş olması zorunludur.
C)Mahkeme, öncelikle asıl sözleşmenin hile nedeniyle geçersiz olup olmadığını esastan incelemeli ve ancak sözleşmenin geçerli olduğuna kanaat getirirse tahkim itirazını kabul etmelidir.
D)Taraflar arasında bir çıkar uyuşmazlığı bulunduğundan ve özel hakeme başvurma anlaşması yapıldığından, artık kanuni hakemlik hükümleri uygulanamaz ve verilecek karar toplu iş sözleşmesi hükmünde olur.
E)Uyuşmazlık yabancılık unsuru taşıdığından, Milletlerarası Tahkim Kanunu uyarınca hakem sayısının tek olması esastır ve taraflar anlaşamazsa hakemi asliye hukuk mahkemesi seçer.

Çözüm

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 412. maddesinin 4. fıkrası, tahkim sözleşmesinin asıl sözleşmeden bağımsızlığı (ayrılabilirliği) ilkesini düzenlemektedir. Bu hükme göre, "Tahkim sözleşmesine karşı, asıl sözleşmenin geçerli olmadığı veya tahkim sözleşmesinin henüz doğmamış olan bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu itirazında bulunulamaz." Bu ilke uyarınca, bir sözleşmede yer alan tahkim şartı, sözleşmenin diğer hükümlerinden bağımsız olarak değerlendirilir. Dolayısıyla, Alfa A.Ş.'nin asıl sözleşmenin hile nedeniyle geçersiz olduğuna yönelik iddiası, tek başına tahkim şartının geçersizliği sonucunu doğurmaz. Hakem veya hakem kurulu, kendi yetkisi hakkında karar verirken tahkim şartının geçerliliğini asıl sözleşmeden bağımsız olarak inceler. Bu nedenle doğru cevap budur. Diğer seçeneklerin yanlışlık nedenleri: - İkinci seçenek yanlıştır çünkü HMK m. 412(2)'ye göre tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki sözleşmenin bir şartı (tahkim şartı) veya ayrı bir sözleşme şeklinde yapılabilir. Ayrı bir sözleşme olması zorunlu değildir. - Üçüncü seçenek yanlıştır çünkü ayrılabilirlik ilkesi gereği, mahkeme asıl sözleşmenin esasına girmeden önce tahkim şartının geçerliliğini değerlendirir. Asıl sözleşmenin geçersizliği iddiası, tahkim şartının geçerliliğini doğrudan etkilemediğinden, mahkemenin bu iddiayı esastan incelemesi ve sonuca göre hareket etmesi usule aykırıdır. - Dördüncü seçenek yanlıştır. Olay, ticari bir sözleşmeden doğan bir hak uyuşmazlığıdır. Seçenekte bahsedilen çıkar uyuşmazlığı, kanuni hakemlik ve toplu iş sözleşmesi hükümleri, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenen toplu iş uyuşmazlıklarına özgüdür ve somut olayla ilgisi yoktur. - Beşinci seçenek, her ne kadar uyuşmazlıkta yabancılık unsuru olsa da, soruda HMK hükümlerine göre değerlendirme yapılması istenmektedir. Ayrıca, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun 7. maddesi hakem sayısının tek olması gerektiğini belirtse de, bu durumun somut olaydaki asıl hukuki mesele olan tahkim şartının geçerliliğiyle doğrudan bir ilgisi yoktur ve doğru cevabı oluşturmaz.

Soru 2

Ankara’da faaliyet gösteren (A) A.Ş. ile (B) A.Ş. arasında imzalanan bir eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın çözümü için Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabi bir tahkim yargılaması yürütülmüştür. Taraflar arasındaki tahkim sözleşmesi, hakem heyetinin yetkisini "sözleşmenin ihlalinden doğan doğrudan zararların tazmini" ile sınırlamıştır. Hakem heyeti, verdiği nihai kararda (A) A.Ş.’yi hem sözleşme ihlalinden doğan zararları tazmin etmeye hem de (B) A.Ş.'nin ticari itibarının zedelendiği gerekçesiyle manevi tazminat ödemeye mahkûm etmiştir. (A) A.Ş., manevi tazminata ilişkin hükmün tahkim sözleşmesindeki yetki sınırını aştığını ileri sürerek bu kısma yönelik olarak karara itiraz etmek istemektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre, (A) A.Ş.'nin başvurması gereken hukuki yol aşağıdakilerden hangisidir?

Soru 3

Ankara merkezli bir Türk inşaat şirketi ile Roma merkezli bir İtalyan makine üreticisi şirket arasında imzalanan satım sözleşmesinde, uyuşmazlıkların 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'na (MTK) tabi olarak tahkim yoluyla çözüleceği ve tahkim yerinin İzmir olarak belirlendiği kararlaştırılmıştır. Sözleşme uyarınca üç hakemden oluşacak hakem heyetinin seçimi için taraflar birer hakem seçmiş, ancak seçilen bu iki hakem, seçilmelerinden itibaren otuz gün içinde başkanlık yapacak üçüncü hakem üzerinde anlaşamamışlardır. Bunun üzerine, Türk şirket, başkan hakemin atanması için mahkemeye başvurmaya karar vermiştir. Bu olayda, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu hükümlerine göre başkan hakemin seçimi için görevli ve yetkili mahkeme aşağıdakilerden hangisidir?

Devamını Görmek İster misin?

Tüm soruların çözümlerine, yapay zeka destekli konu anlatımlarına ve akıllı denemelere erişmek için ücretsiz kayıt ol.