5. Yazılı Yargılama Usulü

Özgün soru denemeleri, konu özeti ve sınav taktikleri.

Konu Hakkında Hızlı Bilgi

Konu Özeti: Önemli Nokta 1: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 147. maddesinin 2. fıkrasına göre, taraflara gönderilecek davetiyede, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, duruşmaya yokluklarında devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri bildirilir. Somut olayda taraflar usulüne uygun davet edilmiştir. HMK'nın 150. maddesinin 2. fıkrası ise durumu daha net düzenlemiştir: 'Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.' Olayda, duruşmaya gelen davacı A, yargılamaya devam edilmesini talep etmiştir. Bu talep doğrultusunda mahkeme, davalı B'nin yokluğunda yargılamaya devam etmelidir. Ayrıca, geçerli bir mazereti olmayan davalı B, yokluğunda yapılan bu usuli işlemlere itiraz etme hakkını kaybeder. Bu nedenle doğru cevap D seçeneğidir. A seçeneği, yargılamaya re'sen devam edileceğini belirttiği için yanlıştır; HMK m. 150/2 uyarınca gelen tarafın talebi gerekir. B seçeneği, davacının dosyanın işlemden kaldırılmasını talep etme hakkı olmasına rağmen, soruda yargılamaya devam edilmesini talep ettiği belirtildiği için yanlıştır. Mahkeme davacının talebiyle bağlıdır. C seçeneği, davalının yokluğunun iddiaların ikrarı sayılacağı kuralı, tahkim yargılamasına ilişkin HMK m. 430'da bile reddedilmişken, genel mahkeme yargılamasında böyle bir sonuç doğurmaz. E seçeneğindeki gider avansı yatırma yükümlülüğü ise istinaf aşamasında duruşma açılmasına ilişkin olup (HMK m. 358), ilk derece mahkemesindeki tahkikat duruşması için geçerli bir kural değildir. Önemli Nokta 2: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (HMK) göre yazılı yargılama usulünde dilekçeler aşaması (teatisi), dava ve cevap dilekçesinin ardından davacının cevaba cevap (replik) ve davalının da ikinci cevap (düplik) dilekçesi vermesiyle tamamlanır. HMK'nın 136. maddesinin 1. fıkrası bu durumu açıkça düzenlemiştir: 'Davacı, cevap dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevaba cevap dilekçesi; davalı da davacının cevabının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde ikinci cevap dilekçesi verebilir.' Bu hükme göre, davacının, davalının cevap dilekçesine karşı sunacağı dilekçenin adı 'cevaba cevap dilekçesi' ve süresi, cevap dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren 'iki hafta'dır. Bu süre, kanunda belirtilen kesin bir süredir. Diğer seçeneklerin yanlış olma nedenleri: - 'İkinci cevap dilekçesi', davacının cevaba cevap dilekçesine karşı davalının sunduğu dilekçedir, davacının değil. - 'Otuz gün' süresi, HMK'da değil, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinde dilekçelere cevap verme süresi olarak düzenlenmiştir. Bu, hukuk ve idari yargılama usullerinin karıştırılmasına yönelik güçlü bir çeldiricidir. - HMK, ilk cevap dilekçesi için ek süre imkanı tanısa da (HMK m. 127), cevaba cevap dilekçesi için kanunda açıkça bir ek süre talebi düzenlenmemiştir. Bu nedenle 'ek süre talep edilebilir' ifadesi seçeneği hatalı kılmaktadır. - 'Düplik dilekçesi' ikinci cevap dilekçesinin diğer adıdır ve davalı tarafından verilir. 'Bir ay' süresi ise HMK m. 127 uyarınca ilk cevap dilekçesi için verilebilecek ek sürenin üst sınırıdır, dilekçenin asıl süresi değildir. Önemli Nokta 3: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre yargılama aşamaları belirli bir sıra izler. Dilekçeler teatisi aşaması tamamlandıktan sonra ön inceleme aşamasına geçilir. HMK m. 137 uyarınca ön incelemede dava şartları ve ilk itirazlar incelenir, uyuşmazlık konuları tam olarak belirlenir ve delillerin toplanması için hazırlık işlemleri yapılır. HMK m. 137/2'de açıkça 'Ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemez' hükmü yer almaktadır. Ayrıca, HMK m. 140/3'e göre, ön inceleme duruşmasının sonunda tutulan tutanak esas alınarak tahkikat yürütülür. Soruda bahsedilen, ön incelemenin tamamlanmasından sonra çekişmeli vakıaların aydınlatılması ve delillerin incelenmesi amacıyla geçilen evre 'tahkikat' aşamasıdır. HMK m. 144'te tahkikat aşamasında tarafların dinlenmesi, m. 146'da ise delillerin incelenmesinden sonra davanın yeterince aydınlandığının anlaşılması hâlinde tahkikatın bittiğinin bildirilmesi düzenlenmiştir. 'Sözlü yargılama' tahkikattan sonraki aşamadır. 'Ön inceleme duruşması', tahkikattan önceki aşamadır. 'Delillerin değerlendirilmesi' ise tahkikat aşaması içinde yer alan bir işlem olup aşamanın kendisi değildir. 'Hüküm' ise tüm bu aşamalar tamamlandıktan sonra verilen nihai karardır. Önemli Nokta 4: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre, yargılamada tahkikat aşaması tamamlandıktan sonra sözlü yargılama aşamasına geçilir ve hüküm verilir. Soruda belirtilen olayda, hâkim HMK m. 184 uyarınca, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri incelemiş, taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapmaları için söz vermiş ve tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görerek tahkikatın bittiğini taraflara tefhim etmiştir. Bu aşamadan sonraki usul HMK m. 186'da düzenlenmiştir. 7251 sayılı Kanun ile değişik HMK m. 186/1'e göre, “Mahkeme, tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçer. Bu durumda taraflardan birinin talebi üzerine duruşma iki haftadan az olmamak üzere ertelenir. Hazır bulunsun veya bulunmasın sözlü yargılama için taraflara ayrıca davetiye gönderilmez.” Bu hükme göre, mahkemenin kural olarak aynı duruşmada sözlü yargılamaya geçmesi gerekir. Ancak taraflardan birinin talebi, bu kuralın bir istisnasını oluşturur ve mahkeme bu talebi kabul ederek duruşmayı en az iki haftalığına ertelemek zorundadır. Bu nedenle A seçeneği doğrudur. Diğer seçeneklerin analizi: - B seçeneği yanlıştır, çünkü HMK m. 186/1'in son cümlesi, hazır bulunsun veya bulunmasın taraflara sözlü yargılama için ayrıca davetiye gönderilmeyeceğini açıkça belirtmektedir. - C seçeneği yanlıştır, çünkü erteleme talebi mahkemenin takdirine bağlı bir durum değildir. Kanun metnindeki “...talebi üzerine... ertelenir.” ifadesi, bunun taraflar için bir hak olduğunu ve hâkimin bu talebi kabul etme zorunluluğu bulunduğunu göstermektedir. - D seçeneği yanlıştır. HMK m. 321/1 uyarınca, mahkeme tahkikatın tamamlanmasından sonra tarafların son beyanlarını alır. Aynı maddenin devamında “Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez.” hükmü yer almaktadır. - E seçeneği yanlıştır. Dosyanın mahkeme başkanına tevdi edilmesi, HMK m. 185’te düzenlenen ve toplu mahkemelere özgü bir usuldür. Soruda ise davanın asliye hukuk mahkemesinde, yani tek hâkimli bir mahkemede görüldüğü belirtilmiştir. Önemli Nokta 5: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre ön inceleme aşaması, yargılamanın sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için temel bir evredir. Doğru seçenek, bu aşamanın temel fonksiyonlarını doğru bir şekilde yansıtmaktadır. - **Doğru Seçenek (A):** HMK m. 137/1 ve m. 140/1 uyarınca, ön incelemenin temel amaçlarından biri, mahkemenin uyuşmazlık konularını tam olarak belirlemesidir. Hâkim, tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tespit ederek tahkikatın kapsamını belirler. Ayrıca, HMK m. 140/2 uyarınca, uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulhe veya arabuluculuğa teşvik etmekle yükümlüdür. Dolayısıyla bu ifade, ön incelemenin amacını ve işleyişini kanuna uygun şekilde özetlemektedir. - **Çeldirici (B):** Bu ifade yanlıştır. HMK m. 138, “Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir; gerektiği takdirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebilir.” hükmünü amirdir. Bu hüküm uyarınca, mahkemenin bu konularda dosya üzerinden karar vermesi asıl, tarafları duruşmada dinlemesi ise istisnadır ve hâkimin takdirindedir. Duruşma yapma zorunluluğu bulunmamaktadır. - **Çeldirici (C):** Bu ifade yanlıştır. Dilekçelerin karşılıklı verilmesiyle birlikte iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı başlar. Ön inceleme duruşması bu yasağın bir istisnası değildir. Taraflar, ancak karşı tarafın açık muvafakati veya ıslah yoluna başvurarak iddia ve savunmalarını genişletebilirler. Hâkimin izni, bu yasağı ortadan kaldıran bir sebep olarak kanunda düzenlenmemiştir. - **Çeldirici (D):** Bu ifade yanlıştır. HMK m. 140/4, “Ön inceleme tek duruşmada tamamlanır. Zorunlu olan hâllerde bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin edilir.” şeklinde çok açık bir kural koymuştur. Yine aynı maddenin 2. fıkrasında sulhe teşvik amacıyla da “bir defaya mahsus olmak üzere” yeni duruşma günü tayin edilebileceği belirtilmiştir. Kanun, keyfi veya birden fazla ertelemeyi kesin olarak yasaklamıştır. - **Çeldirici (E):** Bu ifade yanlıştır. HMK m. 139 uyarınca yapılan ihtara rağmen dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmayan taraf hakkında uygulanacak yaptırım, davanın reddi değildir. HMK m. 140/5'e göre bu durumda olan tarafın, “bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına” karar verilir. Davanın ispatlanıp ispatlanamadığına ilişkin değerlendirme ise tahkikat aşaması sonucunda esasa ilişkin nihai kararla yapılır; ön inceleme aşamasında bu gerekçeyle davanın reddi mümkün değildir.

Örnek Çıkmış Sorular

Soru 1

A, B aleyhine açtığı alacak davasında ön inceleme aşaması tamamlanmış ve mahkeme, tahkikat için duruşma günü belirleyerek tarafları usulüne uygun olarak duruşmaya davet etmiştir. Davacı A duruşmaya katılmış ve yargılamaya devam edilmesini talep etmiştir. Davalı B ise geçerli bir mazeret bildirmeksizin duruşmaya katılmamıştır. Bu durumda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre, mahkemenin vermesi gereken karar ve davalı B'nin yokluğunun hukuki sonucu aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak bir arada verilmiştir?

A)Davacının talebi aranmaksızın mahkemece re'sen yargılamaya devam edilir ve davalı B, bir sonraki celseye kadar yapılan işlemlere karşı beyanda bulunabilir.
B)Davacı A'nın talebi üzerine dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir ve davalı B'nin yokluğunda yapılan bu işleme itiraz hakkı bulunmamaktadır.
C)Yargılamaya devam edilerek davalı B'nin yokluğu, davacı A'nın iddialarının ikrarı olarak kabul edilir ve dava bu kabule göre karara bağlanır.
D)Davacı A'nın talebi üzerine, yargılamaya davalı B'nin yokluğunda devam edilir ve geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen davalı B, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.
E)Mahkeme, tahkikatın yapılabilmesi için gerekli giderleri avans olarak yatırması hususunda davalı B'ye kesin süre verir, süresinde yatırılmazsa dava reddedilir.

Çözüm

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 147. maddesinin 2. fıkrasına göre, taraflara gönderilecek davetiyede, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, duruşmaya yokluklarında devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri bildirilir. Somut olayda taraflar usulüne uygun davet edilmiştir. HMK'nın 150. maddesinin 2. fıkrası ise durumu daha net düzenlemiştir: 'Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.' Olayda, duruşmaya gelen davacı A, yargılamaya devam edilmesini talep etmiştir. Bu talep doğrultusunda mahkeme, davalı B'nin yokluğunda yargılamaya devam etmelidir. Ayrıca, geçerli bir mazereti olmayan davalı B, yokluğunda yapılan bu usuli işlemlere itiraz etme hakkını kaybeder. Bu nedenle doğru cevap D seçeneğidir. A seçeneği, yargılamaya re'sen devam edileceğini belirttiği için yanlıştır; HMK m. 150/2 uyarınca gelen tarafın talebi gerekir. B seçeneği, davacının dosyanın işlemden kaldırılmasını talep etme hakkı olmasına rağmen, soruda yargılamaya devam edilmesini talep ettiği belirtildiği için yanlıştır. Mahkeme davacının talebiyle bağlıdır. C seçeneği, davalının yokluğunun iddiaların ikrarı sayılacağı kuralı, tahkim yargılamasına ilişkin HMK m. 430'da bile reddedilmişken, genel mahkeme yargılamasında böyle bir sonuç doğurmaz. E seçeneğindeki gider avansı yatırma yükümlülüğü ise istinaf aşamasında duruşma açılmasına ilişkin olup (HMK m. 358), ilk derece mahkemesindeki tahkikat duruşması için geçerli bir kural değildir.

Soru 2

Yazılı yargılama usulüne tabi bir davada, davacı (A)'nın dava dilekçesinin davalı (B)'ye tebliği üzerine, (B) yasal süresi içerisinde cevap dilekçesini mahkemeye sunmuştur. Cevap dilekçesinin (A)'ya tebliğini takiben, davacı (A) da davalının beyanlarına ve ileri sürdüğü vakıalara karşı kendi iddialarını içeren bir dilekçe sunmak istemektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun dilekçeler teatisi aşamasına ilişkin düzenlemeleri dikkate alındığında, davacı (A)'nın bu aşamada sunacağı dilekçenin adı ve bu dilekçenin sunulması için öngörülen kesin süre aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak belirtilmiştir?

Soru 3

Bir asliye hukuk mahkemesinde görülmekte olan alacak davasında hâkim, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 140. maddesi uyarınca ön inceleme duruşmasını tamamlamış, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit ederek tutanağa geçirmiştir. Tarafların sulh olamaması üzerine, anlaşamadıkları hususların yer aldığı bu tutanağı esas alarak yargılamanın bir sonraki evresine geçmeye karar vermiştir. Bu evrede, davanın esası hakkında karar verilebilmesi için çekişmeli vakıaların aydınlatılması amacıyla tarafların gösterdiği deliller toplanıp incelenecektir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre, mahkemenin ön inceleme aşamasından sonra geçeceği bu evre aşağıdakilerden hangisidir?

Devamını Görmek İster misin?

Tüm soruların çözümlerine, yapay zeka destekli konu anlatımlarına ve akıllı denemelere erişmek için ücretsiz kayıt ol.