---
title: "Bilirkişinin sır saklama yükümlülüğü ve bilirkişinin yetkileri — Medeni Usul Hukuku konu anlatımı"
course: "Medeni Usul Hukuku"
law: "Hukuk Muhakemeleri Kanunu"
articles: "HMK m.277–287"
last_amended: "2020-07-22"
compiled: "2026-10-21"
jurisdiction: "TR"
source: "https://www.hukuksalegitim.com/konu/medeni-usul-hukuku/bilirkisinin-sir-saklama-yukumlulugu-ve-bilirkisinin-yetkileri"
publisher: "Hukuksal Eğitim"
language: "tr"
---

# Bilirkişinin sır saklama yükümlülüğü ve bilirkişinin yetkileri

Medeni Usul Hukuku › HMK › İspat ve deliller › Bilirkişi incelemesi — [Medeni Usul Hukuku](https://www.hukuksalegitim.com/konu/medeni-usul-hukuku)

## Kısaca

HMK m.277, bilirkişinin görevi sebebiyle veya görevini yerine getirirken öğrendiği sırların saklanması ve bu sırların kendisi ile başkaları yararına kullanılmamasını düzenler. 6100 sayılı HMK m.278, bilirkişinin görevini yürütürken mahkemeyle ilişkisini, görev alanı konusunda tereddüt hâlinde başvuru yolunu, tarafların bilgisine başvurulmasını ve bilirkişinin bir şey üzerinde inceleme yapmasını düzenler.

## Kapsam

Bu konu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.277–287 hükümlerini kapsar: bilirkişinin sır saklama yükümlülüğü, bilirkişinin yetkileri, bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor, bilirkişi raporunun verilmesi, bilirkişi raporuna itiraz, bilirkişinin oy ve görüşünün değerlendirilmesi, bilirkişi gider ve ücreti, bilirkişinin ceza hukuku bakımından durumu, bilirkişinin hukuki sorumluluğu, davaların açılacağı mahkeme, rücu davasında zamanaşımı.

- [HMK m.277 — Bilirkişinin sır saklama yükümlülüğü](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-277)
- [HMK m.278 — Bilirkişinin yetkileri](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-278)
- [HMK m.279 — Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-279)
- [HMK m.280 — Bilirkişi raporunun verilmesi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-280)
- [HMK m.281 — Bilirkişi raporuna itiraz](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-281)
- [HMK m.282 — Bilirkişinin oy ve görüşünün değerlendirilmesi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-282)
- [HMK m.283 — Bilirkişi gider ve ücreti](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-283)
- [HMK m.284 — Bilirkişinin ceza hukuku bakımından durumu](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-284)
- [HMK m.285 — Bilirkişinin hukuki sorumluluğu](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-285)
- [HMK m.286 — Davaların açılacağı mahkeme](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-286)
- [HMK m.287 — Rücu davasında zamanaşımı](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-287)

## [HMK m.277 — Bilirkişinin sır saklama yükümlülüğü](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-277)

Bu madde, bilirkişinin görevi sebebiyle veya görevini yerine getirirken öğrendiği sırların saklanması ve bu sırların kendisi ile başkaları yararına kullanılmamasını düzenler. Bilirkişinin sır saklama yükümlülüğünün kapsamını ve içeriğini belirler. Maddenin uygulanması, bilirkişinin atanmasına ve görevin kendisine ait kurallara bağlıdır. Madde, bilirkişinin görevi bizzat yerine getirme yükümlülüğünü (m.276), görevini mahkemenin sevk ve idaresi altında yürütmesini (m.278), bilirkişilik görevini kabul yükümlülüğünü (m.270 ve Bilirkişilik Kanunu), bilirkişi raporunun içeriğini ve sunulmasını (m.281 ve sonrası), ücret ve giderleri ile sorumluluğu düzenlemez. Sır saklama yükümlülüğünün bilirkişilik görevi sona erdikten sonra da devam edip etmeyeceği ile bu yükümlüğün ihlalinin cezai sonuçları ayrı kanunlarda yer alır ve bu maddede düzenlenmez. Maddenin yorumu, tanıklıkta sır saklama hükümlerine dayanan çekinme usulünü de kapsamaz.

### Bilirkişinin sır saklama yükümlülüğü: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Sır**: Bilirkişinin görevi sebebiyle veya görevini yerine getirirken öğrendiği, açıklanması ilgili kişilerin menfaatine zarar verebilecek nitelikteki bilgidir. Maddede sırrın tanımı yapılmamıştır, kapsamı bilirkişinin görev sırasında edindiği bilgilerle sınırlıdır. Görevle bağlantısı olmayan ve başka yoldan edinilen bilgi bu kapsamda değerlendirilmez.
- **Görevi sebebiyle öğrenme**: Bilirkişinin atanmış olması nedeniyle erişim sağladığı bilgi ve belgelerden sır niteliği taşıyanları edinmesidir. Görev ilişkisi olmadan öğrenilen bilgiler bu ölçütün dışında kalır.
- **Görevini yerine getirirken öğrenme**: Bilirkişinin inceleme sırasında, inceleme konusu kişi veya belgeler üzerinden bilgi edinmesidir. Bu ölçüt görevle doğrudan bağlantılı edinimleri kapsar.
- **Yararına kullanmak**: Sırrın, bilirkişinin kendisi veya üçüncü bir kişi için menfaat sağlamak amacıyla değerlendirilmesidir. Açıklama olmasa bile bu tür kullanım yasaktır.

### Bilirkişinin sır saklama yükümlülüğü: hangi şartlar aranır?

- Bilirkişinin görevi sebebiyle veya görevini yerine getirirken bir sır öğrenmiş olması bulunmalıdır.
- Bilirkişi, öğrendiği sırları saklamakla yükümlü tutulmalıdır.
- Bilirkişi, öğrendiği sırları kendisi yararına kullanmamalıdır.
- Bilirkişi, öğrendiği sırları başkaları yararına kullanmamalıdır.
- Bilirkişi, sırrın açıklanmasının haklı bir nedenle gerekli olduğu hallerde yükümlülük kapsamında kalır; bu istisnanın varlığını ortaya koyan bir sebep bulunmalıdır.

### Bilirkişinin sır saklama yükümlülüğü: hangi sonuçları doğurur?

- Bilirkişi, görevi sebebiyle veya görevini yerine getirirken öğrendiği sırları açıklarsa, bu davranış kanunda öngörülen yükümlülüğe aykırılık oluşturur.
- Bilirkişi, sırları kendisi yararına kullanırsa yükümlülüğe aykırı davranmış olur.
- Bilirkişi, sırları başkaları yararına kullanırsa yükümlülüğe aykırı davranmış olur.
- Madde, bilirkişinin sır saklama yükümlülüğünü emredici nitelikte düzenlemektedir; taraflar bu yükümlülüğü sözleşmeyle kaldıramaz.
- Maddenin ihlali, Türk Ceza Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca cezai sorumluluk doğurabilir; ihlal aynı zamanda hukuki sorumluluğa yol açabilir.
- Bilirkişinin öğrendiği bilgi sır niteliği taşımıyorsa, bu maddedeki yükümlülük doğmaz.

### Sır saklama ile yararına kullanmama arasındaki fark nedir?

- Bilirkişinin sırrı saklaması, yani açıklamaması yükümlülüğü, sırrın yayılmasını engelleyen yönüdür.
- Sırrın kendisi veya başkaları yararına kullanılmaması yükümlülüğü, açıklama olmasa bile menfaat sağlamaya yönelik davranışları kapsar.

Sonuç: Madde iki ayrı yasağı birlikte düzenlediğinden, açıklama yapılmasa da sırrın kişisel çıkar için değerlendirilmesi ihlal oluşturur.

### Görevi sebebiyle öğrenme ile görevini yerine getirirken öğrenme arasındaki fark nedir?

- Görevi sebebiyle öğrenme, bilirkişi olarak atanmış olmanın doğal sonucu olarak erişilen bilgileri ifade eder.
- Görevini yerine getirirken öğrenme, inceleme sürecinde karşılaşılan ve dolaylı bağlantılı bilgileri kapsar.

Sonuç: Maddede her iki hal de yükümlülüğü doğurur; ayrım yalnız bilginin kaynağını belirlemeye yarar.

### Bilirkişinin sır saklama yükümlülüğü: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Sır saklama yükümlülüğünü yalnız açıklama ile sınırlı görmek; sırrın kendi veya başkası yararına kullanılmasının da yasak olduğunu gözden kaçırmak.
- Bilirkişinin görevi sona erdikten sonra bu yükümlülüğün sona ereceğini düşünmek; yükümlülüğün görev sonrasında da devam ettiğini unutmak.
- Her bilgiyi sır saymak; yalnız görevi sebebiyle öğrenilen ve sır niteliği taşıyan bilgilerin bu kapsamda değerlendirileceğini dikkate almamak.

### Nasıl ispat edilir?

- Sır saklama yükümlülüğünün ihlalini ileri süren taraf, bilirkişinin sırrı öğrendiğini ve bunu açıkladığını ya da kullandığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Bilirkişinin açıklamasını gösteren belgeler, yazışmalar, tanık beyanları veya rapordaki bilgilerin dışarıya çıkmasını gösteren deliller ispat aracı olarak kullanılabilir.
- Bilirkişi, öğrendiği bilginin sır niteliği taşımadığını veya açıklamanın haklı bir nedene dayandığını savunursa, bu savunmayı kendisi ispatlamakla yükümlüdür.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- 6100 m.276: Bilirkişinin görevi bizzat yerine getirme yükümlülüğü, sır bilgisinin kimlerle paylaşılabileceğini sınırlar; görevin devri sırrın yayılması riskini artırır.
- 6100 m.278: Bilirkişi görevini mahkemenin sevk ve idaresi altında yürütür; taraflardan bilgi alırken sır saklama yükümlülüğü bu çerçevede uygulanır.
- 6100 m.270: Tanıklıktan çekinmeye ilişkin sır saklama hükümleri, sır saklama yükümlüsü bilirkişi bakımından da uygulanabilir.
- 5237 m.258: Göreve ilişkin sırrın açıklanması suçunu düzenler; maddedeki yükümlülüğün cezai yaptırımını oluşturur.

## [HMK m.278 — Bilirkişinin yetkileri](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-278)

6100 sayılı HMK m.278, bilirkişinin görevini yürütürken mahkemeyle ilişkisini, görev alanı konusunda tereddüt hâlinde başvuru yolunu, tarafların bilgisine başvurulmasını ve bilirkişinin bir şey üzerinde inceleme yapmasını düzenler. Düzenleme, mahkeme tarafından atanan bilirkişinin tüm görevi boyunca bağlandığı çerçeveyi kurar. Hükmün muhatabı bilirkişi ve onu yönlendiren mahkemedir; taraflar yalnızca 3. ve 4. fıkralar bakımından dolaylı olarak ilgilidir. Bilirkişinin atanma şartlarını (m.266), rapor içeriğini ve raporun sunumunu (m.279-280), yemin ve ücret konularını (m.271, Bilirkişilik Kanunu) düzenlemez; bu konular ilgili maddelerde yer alır. Bilirkişinin görevi başkasına devredememesi (m.276) ile görev süresi ve değiştirilmesi de bu maddenin konusu değildir.

### Bilirkişinin yetkileri: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Sevk ve idare**: Mahkemenin bilirkişinin çalışmasını yönlendirmesi ve denetlemesi anlamına gelir. Bilirkişi bağımsız bir karar merci değildir; çalışma mahkemenin yönergesi altında yürür.
- **Görev alanı ve sınırları**: Bilirkişiye sorulan konunun kapsamı ve bu kapsamın hangi noktada bittiği. Mahkemenin görevlendirme kararında belirlediği inceleme konusuna bağlıdır; tereddüt doğarsa bilirkişi bunu mahkemeden isteyerek giderir.
- **Tarafların bilgisine başvurma**: Bilirkişinin inceleme sırasında taraflardan bilgi alması. Mahkemenin uygun bulması şarttır ve bilirkişi bu yolu kendiliğinden seçemez.
- **Bir şey üzerinde inceleme**: Bilirkişinin görüşünü oluşturabilmesi için bir nesne, yer ya da belge üzerinde yapması gereken inceleme. Bu inceleme mahkeme kararıyla yapılır ve taraflar hazır bulunabilir.

### Bilirkişinin yetkileri: hangi şartlar aranır?

- Bilirkişinin bir bilirkişilik görevi yürütüyor olması ve bu görevin mahkeme tarafından verilmiş bulunması gerekir.
- Bilirkişi görevini mahkemenin sevk ve idaresi altında yürütmelidir; görev bu denetimin dışında yürütülemez.
- Görev alanı ya da sınırları konusunda tereddüt doğduğunda bilirkişi bu tereddüdü mahkemeden istemelidir; istem her zaman yapılabilir.
- Tarafların bilgisine başvurulacaksa mahkemenin bunu uygun bulması gerekir.
- Taraflardan birinin bilgisine başvurulacaksa, mahkemenin bilirkişiye diğer tarafın bulunmadan dinlenemeyeceğini önceden hatırlatması gerekir.
- Bilirkişinin görüşünü açıklayabilmesi için bir şey üzerinde inceleme yapması zorunluysa, bu inceleme mahkeme kararıyla yapılmalıdır.
- Mahkemenin kararıyla yapılan bu incelemeye taraflar hazır bulunabilir; bu hak taraflara tanınmış bir seçenektir.

### Bilirkişinin yetkileri: hangi sonuçları doğurur?

- Bilirkişi görevini mahkemenin sevk ve idaresi altında yürütür; kendi başına kapsamı genişletemez.
- Görev alanı veya sınırları hakkında tereddüde düşen bilirkişi bunu mahkemeden isteyebilir ve bu istem her zaman yapılabilir.
- Mahkeme uygun bulmadan bilirkişi tarafların bilgisine başvuramaz.
- Taraflardan birinin bilgisine başvurulacaksa, bilirkişiye diğer tarafın bulunmadan dinlenemeyeceği önceden hatırlatılır.
- Bilirkişinin görüşü için bir şey üzerinde inceleme zorunluysa, mahkeme kararıyla gerekli inceleme yapılabilir.
- Bu incelemenin icrası sırasında taraflar hazır bulunabilir.

### Bilirkişinin kendi tespiti ile mahkemeden istenen karar arasındaki fark nedir?

- Bilirkişi, incelemesi sırasında tarafların bilgisine başvurmak ister.
- Bu başvuru mahkemenin uygun bulmasına bağlıdır; bilirkişinin tek başına karar vermesi yeterli değildir.

Sonuç: Mahkeme uygun bulmazsa taraflardan bilgi alınamaz.

### Tarafların bilgisine başvurma ile bir şey üzerinde inceleme arasındaki fark nedir?

- Taraflardan bilgi almak, tarafların sözlü ya da yazılı bilgisine dayanır.
- Bir şey üzerinde inceleme ise fiziksel ya da maddi bir nesnenin incelenmesini kapsar ve mahkeme kararı gerektirir.

Sonuç: İlkinde taraf eşitliği hatırlatması zorunludur; ikincisinde mahkeme kararı ve taraflar hazır bulunabilir.

### Görev alanı tereddüdü ile sevk ve idare arasındaki fark nedir?

- Tereddüt, bilirkişinin görevin kapsamını bilmemesinden doğar.
- Sevk ve idare ise mahkemenin genel denetim yetkisidir ve tereddütten bağımsızdır.

Sonuç: Tereddüt hâlinde bilirkişi kendisi karar vermez, mahkemeye başvurur.

### Bilirkişinin yetkileri: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Bilirkişinin görev alanı konusunda tereddüde düşmesine karşın mahkemeye başvurmadan kendi başına kapsamı genişletmesi.
- Mahkemenin uygun bulma kararı olmadan tarafların bilgisine başvurmak ya da bu başvuruyu rapora yansıtmamak.
- Taraflardan birinin dinlenmesi sırasında diğer tarafın bulunmadığı hâllerde, m.278/3'teki önceden hatırlatmayı yapmamak.
- Bir şey üzerinde incelemeyi mahkeme kararı olmadan, kendi kararıyla yapmak.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Bilirkişi incelemesinde mahkemenin görevlendirme kararı sınırlı olarak alınır ve bilirkişinin bu sınırların dışında çalışması denetim altında tutulur. (22. Hukuk Dairesi, 2019/8462 E., 2019/24251 K., 24.12.2019)
- Mahkeme bilirkişiye ek incelemeyi, m.278/4 uyarınca yapacağı bir keşif ya da inceleme kararıyla gerekli görürse, bu işlem taraflara bildirilerek yapılır. (3. Hukuk Dairesi, 2023/4564 E., 2023/3137 K., 08.11.2023; 3. Hukuk Dairesi, 2022/3430 E., 2023/603 K., 14.03.2023; İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/608 E., 2022/270 K., 22.03.2022)
- Bilirkişi raporunun hukuki değerlendirme içermesi, m.278 ile birlikte m.279/4 kapsamında sınırlanmakta ve hâkimin yetkisi korunmaktadır. (3. Hukuk Dairesi, 2024/4049 E., 2025/3185 K., 29.05.2025)
- Bilirkişi incelemesi, sevk ve idare çerçevesi dışında kalan konularda kullanılmaz; bu tür incelemeler mahkemece sınırlandırılır. (İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/156 E., 2025/1173 K., 09.12.2025)

### Nasıl ispat edilir?

- Bilirkişinin görev alanı dışında çalıştığını ileri süren taraf, bu iddiayı görevlendirme kararı ile rapor içeriğini karşılaştırarak ispatlar.
- Mahkemenin uygun bulma kararı ya da taraflardan bilgi alınması tutanak ya da ara kararla belgelenmelidir; belgelenmemiş bilgi alma iddiası tarafların savunmasında yer bulamaz.
- Bir şey üzerinde inceleme yapıldıysa, bunun mahkeme kararına dayandığı ve tarafların hazır bulunma hakkının bildirildiği, tutanakla ispat edilir.
- Taraflardan birinin bulunmadan diğerinin dinlendiği iddiası, m.278/3 uyarınca önceden hatırlatmanın yapılmadığını ileri süren tarafça, tutanağın incelenmesiyle ispatlanır.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- 6100 sayılı HMK m.32: Hâkimin sevk ve idare yetkisinin genel dayanağıdır; m.278/1'deki sevk ve idare ifadesi bu genel yetkiye atıf yapar.
- 6100 sayılı HMK m.266: Bilirkişiye hangi konularda başvurulabileceğini sınırlar; m.278, bu çerçevede görevin yürütülmesini düzenler.
- 6100 sayılı HMK m.276: Bilirkişinin görevini bizzat yerine getirmesi ilkesini koyar; m.278'in sevk ve idare çerçevesi bu ilkeyle birlikte okunur.
- 6100 sayılı HMK m.279: Bilirkişinin oy ve görüşünü açıklamasını ve hukuki nitelendirme yasağını düzenler; m.278/4 ile bağlantılıdır.

## [HMK m.279 — Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-279)

HMK m.279, bilirkişinin bilgisine başvurulan husustaki oy ve görüşünü mahkemenin tercihine göre yazılı ya da sözlü olarak bildirmesini, yazılı raporun asgari içeriğini, sözlü açıklamaların tutanağa geçirilmesini, kurul hâlinde müzakere ve ortak imzayı ve bilirkişinin hukuki nitelendirme yapamayacağı kuralını düzenler. Kurala göre bilirkişi, mahkemenin tercih ettiği biçimde görüşünü bildirmekle yükümlüdür ve görüşünü hukuki değerlendirmeden arındırarak sunar. Madde, mahkemenin bilirkişi görevlendirmesi, bilirkişinin görev ve yetkileri ve bilirkişi ücreti bakımından bilirkişi ile mahkeme arasındaki ilişkiye uygulanır. Maddede bilirkişinin görevlendirilmesine ilişkin kararın içeriği (m.273), bilirkişinin görev ve yetkileri (m.278), itiraz üzerine ek rapor ve yeni bilirkişi (m.281) ve bilirkişi ücreti düzenlenmemiştir. Bu konular için ilgili maddelere bakılmalıdır; ayrıca bilirkişinin sorumluluğu ve bilirkişilik kanunundaki yükümlülükler de bu maddenin kapsamı dışındadır.

### Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Oy ve görüş**: Bilirkişinin, mahkemenin kendisine sorduğu husus hakkında özel ve teknik bilgisine dayanarak vardığı sonuç ve değerlendirmedir. Hukuki nitelendirmeyi kapsamaz; hukuki nitelendirme hâkime aittir.
- **Yazılı rapor**: Mahkemenin oy ve görüşün yazılı bildirilmesine karar vermesi hâlinde bilirkişinin hazırladığı ve maddede sayılan asgari unsurları taşıyan belgedir. Raporun geçerliliği, bu unsurların tamamının bulunmasına bağlıdır.
- **Sözlü açıklama tutanağı**: Mahkemenin sözlü açıklamaya karar vermesi hâlinde bilirkişinin beyanlarının tutanağa geçirilmesiyle oluşan kayıttır. Tutanağın altına bilirkişinin imzası alınır.
- **Kurul hâlinde görevlendirme**: Birden fazla bilirkişinin birlikte görevlendirilmesidir. Bu hâlde bilirkişiler konuyu birlikte müzakere eder ve ortak görüşü birlikte bildirir; görüş ayrılığı hâlinde farklı görüşün gerekçesi de kayda geçer.
- **Hukuki nitelendirme ve değerlendirme**: Maddi vakıaların hukuki karşılığının belirlenmesi, hukuk kurallarının uygulanması ve hüküm niteliğinde sonuçlara varılmasıdır. Bu işlemler hâkimin görevidir ve bilirkişi tarafından yapılamaz; bilirkişi yalnızca özel ve teknik bilgi gerektiren hususlarda açıklama yapabilir.

### Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor: hangi şartlar aranır?

- Mahkemenin, bilirkişinin oy ve görüşünün yazılı mı sözlü mü bildirileceğine karar vermiş olması gerekir.
- Yazılı bildirim hâlinde raporda tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlar bulunmalıdır.
- Kurul hâlinde görevlendirmede bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa bunun sebebi raporda gösterilmelidir.
- Yazılı raporda düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzası bulunmalıdır.
- Sözlü açıklama hâlinde bilirkişinin açıklamaları tutanağa geçirilmiş ve tutanağın altına bilirkişinin imzası alınmış olmalıdır.
- Kurul hâlinde sözlü açıklamada bilirkişilere birlikte müzakere imkânı tanınmış ve tutanağın altı bilirkişilere imzalatılmış olmalıdır.
- Bilirkişinin raporunda ve sözlü açıklamasında çözümü uzmanlık, özel veya teknik bilgi gerektiren hususların dışında açıklama yapmaması gerekir.
- Bilirkişinin hâkime ait hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunmaması gerekir.

### Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor: hangi sonuçları doğurur?

- Mahkeme oy ve görüşün yazılı bildirilmesine karar verdiğinde bilirkişi, maddenin ikinci fıkrasındaki asgari unsurları kapsayan bir rapor hazırlamak zorundadır.
- Rapor 279/2'deki unsurlardan birini eksik içeriyorsa raporun denetime elverişli olmadığı kabul edilir ve eksikliğin giderilmesi gerekir.
- Mahkeme sözlü açıklamaya karar verdiğinde açıklamalar tutanağa geçirilir ve bilirkişinin imzası alınmadan tutanak tamamlanmış sayılmaz.
- Kurul hâlinde sözlü açıklamada bilirkişilere müzakere imkânı tanınmazsa ya da tutanağın altı bilirkişilere imzalatılmazsa usule aykırılık oluşur.
- Bilirkişinin hukuki nitelendirme ve değerlendirmesi hâkimi bağlamaz; bu tür kısımlar raporda yer alsa bile hâkim bunları dikkate almamalıdır.
- Yazılı rapor ya da sözlü açıklamanın hangi biçimde alınacağı mahkemenin takdirindedir; bilirkişi kendiliğinden biçim seçemez.

### Yazılı rapor ile sözlü açıklama arasındaki fark nedir?

- Mahkeme yazılı bildirim kararı verdiğinde bilirkişi görüşünü rapor biçiminde sunar ve madde 279/2'deki unsurları taşıyan belgeyi hazırlar.
- Mahkeme sözlü bildirim kararı verdiğinde görüş, tutanağa geçirilen açıklama olarak alınır ve bilirkişinin imzası tutanağın altına atılır.

Sonuç: İki biçimde de kayıt zorunludur; yazılı biçimde rapor içeriği, sözlü biçimde tutanak içeriği ve imza şekli denetlenir.

### Tekil bilirkişi ile kurul hâlinde bilirkişi arasındaki fark nedir?

- Tek bilirkişi görevlendirildiğinde görüş tek kişinin oy ve görüşüdür; raporu tek başına imzalar.
- Kurul hâlinde görevlendirmede bilirkişiler konuyu birlikte görüşür ve ortak rapor ya da müzakere sonucu tutanak hazırlanır.

Sonuç: Kurulda görüş ayrılığı varsa ayrılığın sebebi raporda yazılır; azınlıkta kalan bilirkişi ayrı rapor da sunabilir.

### Ortak rapor ile azınlık bilirkişinin ayrı raporu arasındaki fark nedir?

- Ortak raporda çoğunluk görüşü ile görüş ayrılığının sebebi yer alır ve bu rapor tüm bilirkişilerin imzasını taşır.
- Azınlıkta kalan bilirkişi, aykırı görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir.

Sonuç: Azınlık görüşü ortak raporda gerekçesiyle yer alabilir ya da ayrı rapor olarak sunulabilir; ikisi birbirinin yerine geçmez, bilirkişi seçimlidir.

### Maddi vakıa tespiti ile hukuki nitelendirme arasındaki fark nedir?

- Bilirkişi, özel ve teknik bilgisiyle vakıaları tespit eder, teknik sonuçları ve bunların vakıalara uygulanmasını açıklar.
- Vakıaların hukuki niteliğini belirlemek, hukuk kurallarını uygulamak ve hüküm niteliğinde değerlendirme yapmak hâkime aittir.

Sonuç: Bilirkişi hukuki nitelendirme yaptığında bu kısım rapordan ayıklanmak zorundadır; bilirkişinin hukuki sonucu bağlayıcı kabul edilemez.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Bilirkişi raporunda gerekçe bulunmaması, raporun denetime elverişli olmadığı sonucunu doğurur ve raporun hükme esas alınmasını engeller. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/966 E., 2024/1868 K., 28.11.2024)
- Bilirkişinin ulaştığı sonucun gerekçesini göstermemesi, raporun 279/2 uyarınca eksik sayılması ve hükme dayanak yapılamaması anlamına gelir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/966 E., 2024/1868 K., 28.11.2024)
- Bilirkişinin hukuki nitelemeler içeren tespitleri 279/4 kapsamında değerlendirilir; bu kısımların hükme esas alınmaması gerekir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/585 E., 2024/1439 K., 26.09.2024)
- Hukuki nitelendirme içeren rapor kısmının hâkimi bağlamayacağı ve mahkemece dikkate alınmaması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/585 E., 2024/1439 K., 26.09.2024)
- Bilirkişi raporunun 279 ve 273 hükümlerine uygunluğu, raporun dayanak yapılıp yapılmayacağının ön koşulu olarak denetlenmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/144 E., 2024/565 K., 20.11.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2021/1295 E., 2024/1194 K., 01.07.2024)
- Raporun 279'da sayılan unsurları taşımaması hâlinde mahkemenin raporu hükme esas alarak karar vermesi, usul ve kanuna aykırılık sayılmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/211 E., 2025/555 K., 10.04.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2021/1295 E., 2024/1194 K., 01.07.2024)

### Nasıl ispat edilir?

- Bilirkişi raporunun 279/2 kapsamındaki unsurları taşıdığını ispat yükü, raporu hükme esas almak isteyen tarafta değil, raporun eksiksiz ve geçerli olduğunu gösteren mahkemenin denetiminde bulunur; itiraz eden taraf eksikliği somut olarak ileri sürer.
- Yazılı raporda tarih ve bilirkişi imzalarının bulunup bulunmadığı rapor metninden ve dosya içeriğinden doğrudan denetlenir; bu unsurların eksikliği belgeyle ortaya konur.
- Sözlü açıklama hâlinde bilirkişinin açıklamalarının tutanağa geçirildiği ve imzanın bulunduğu, tutanak aslı ile ispatlanır; tutanak eksik ise açıklamanın varlığı tartışmalı hâle gelir.
- Kurul hâlinde görüş ayrılığının sebebinin raporda gösterilip gösterilmediği, rapor metni üzerinden ispatlanır; azınlık bilirkişinin ayrı raporu da dosyada yer alır.
- Bilirkişinin hukuki nitelendirme yaptığını iddia eden taraf, rapordaki ilgili cümleleri göstererek bu iddiasını ispatlar; karşı taraf bu kısmın vakıa tespiti olduğunu savunursa ispat yükü ona düşer.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.273](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-273): Bilirkişiye sorulacak soruların, inceleme konusunun ve rapor süresinin görevlendirme kararında belirlenmesini düzenler; bilirkişinin raporda neyi cevaplaması gerektiğini bu madde belirler.
- [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.278](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-278): Bilirkişinin görevini mahkemenin sevk ve idaresi altında yürütmesini ve taraf bilgisine başvuru koşullarını düzenler; 279 ise bu görevin çıktısının biçimini belirler.
- [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.281](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-281): Rapordaki eksiklik veya belirsizlik hâlinde ek rapor ve yeni bilirkişi konularını düzenler; 279/2'deki asgari unsurların eksikliği bu yolla giderilir.
- [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.266](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-266): Hâkimin hukuki sorunlarda bilirkişiye başvuramayacağını belirler; 279/4'teki hukuki nitelendirme yasağının dayanağını oluşturur.

## [HMK m.280 — Bilirkişi raporunun verilmesi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-280)

HMK m.280, bilirkişinin raporunu mahkemeye veriş biçimini ve raporun taraflara tebliğini düzenler. Düzenleme; raporun dizi pusulasına bağlı olarak teslimini, teslim tarihinin rapora yazılmasını ve raporun birer örneğinin duruşma gününden önce taraflara tebliğ edilmesini kapsar. Hüküm, mahkemece atanan bilirkişinin tamamına (tek bilirkişi veya kurul) ve rapor veren her bilirkişiye uygulanır. Bilirkişinin görevlendirilmesi, raporun içeriği ve incelemenin yapılması düzenlemez (m.273, m.279). Rapora itiraz, ek rapor ve yeni bilirkişi incelemesi düzenlemez (m.281). Raporun hâkim tarafından değerlendirilmesi düzenlemez (m.282). Bilirkişi süresi ve görev süresinin uzatılması düzenlemez (m.274).

### Bilirkişi raporunun verilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Dizi pusulası**: Mahkeme evrakının teslim edildiğini ve tarihini gösteren, dosyaya bağlanan teslim belgesidir. Bilirkişi raporu bu pusula ile birlikte mahkemeye verilir.
- **Teslim tarihi**: Bilirkişinin raporunu mahkemeye fiilen verdiği gündür. Bu tarih rapora yazılır ve tebliğ ile itiraz süresinin başlangıcını belirlemede kullanılır.
- **Birer örnek tebliği**: Raporun taraf sayısına göre çoğaltılmış nüshalarının taraflara gönderilmesidir. Tebliğ duruşma gününden önce yapılır; amaç taraflara raporu inceleyip itiraz hazırlama imkânı vermektir.
- **Duruşma günü**: Mahkemenin tayin ettiği duruşma tarihidir. Rapor örneklerinin tebliği bu günden önce tamamlanmış olmalıdır.

### Bilirkişi raporunun verilmesi: hangi şartlar aranır?

- Bilirkişinin raporunu tamamlayarak mahkemeye vermesi gerekir.
- Rapor, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte verilmelidir.
- Rapor bir dizi pusulasına bağlı olarak verilmelidir.
- Verildiği tarih rapora yazılmalıdır.
- Raporun birer örneği duruşma gününden önce taraflara tebliğ edilmelidir.
- Tebliğ, taraflara itiraz hakkını kullanabilmeleri için yapılır; bu nedenle raporun tebliği, itiraz süresinin işlemesinin de ön koşuludur.

### Bilirkişi raporunun verilmesi: hangi sonuçları doğurur?

- Bilirkişi raporunu dizi pusulasına bağlı olarak ve teslim tarihi yazılı biçimde mahkemeye vermelidir.
- Raporun örnekleri duruşma gününden önce taraflara tebliğ edilirse taraflar raporu inceleyip itiraz hakkını kullanabilir.
- Raporun tebliği yapılmazsa taraflar itiraz hakkını kullanamaz; bu durumda raporun tebliğ edilmemesi, hükmün eksik incelemeye dayanması sonucunu doğurur.
- Teslim tarihi rapora yazılmamışsa rapor, tebliğ ve itiraz süresinin hesabında güvenilir bir dayanak sağlamaz.

### Rapor teslimi ile rapor tebliği arasındaki fark nedir?

- Teslim, bilirkişinin raporu mahkemeye vermesi işlemidir ve dizi pusulası ile tarihin rapora yazılmasıyla belgelenir.
- Tebliğ, mahkemenin raporun örneklerini taraflara göndermesi işlemidir ve duruşma gününden önce yapılır.

Sonuç: Teslim tarihi ile tebliğ tarihi ayrı işlemlerdir; itiraz süresi taraflara tebliğ tarihinden işler, teslim tarihinden değil.

### Bilirkişi raporunun verilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Teslim tarihini itiraz süresinin başlangıcı saymak; süre taraflara tebliğ tarihinden işler.
- Tebliğ işlemini duruşmadan sonra yapmak; tebliğin duruşma gününden önce tamamlanması gerekir.
- Raporun tebliğ edilmemesini yalnızca şekil eksikliği saymak; tebliğ eksikliği itiraz hakkını ortadan kaldırdığı için hükmün bozulmasına yol açabilir.
- Bilirkişiye teslim edilen şeylerin ve dizi pusulasının dosyada yer almadığını fark etmeden raporu değerlendirmek.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Raporun taraflara tebliğ edilmeden hüküm kurulmasının, itiraz hakkının tanınmaması nedeniyle usulden bozma sebebi sayıldığı kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2020/1603 E., 2023/107 K., 23.02.2023; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2020/803 E., 2022/2046 K., 14.10.2022)
- Bilirkişi raporunun tebliğinin, tarafların raporu inceleyip itiraz etmesine imkân sağlamak amacıyla yapılması gerektiği ve itiraz süresinin tebliğ tarihinden işlediği kabul edilmektedir. (Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2021/273 E., 2023/396 K., 24.03.2023; Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2021/363 E., 2023/384 K., 23.03.2023)
- Tebliğin yapılmamasının veya usulüne uygun yapılmamasının, itiraz hakkının kullanılmasını engellediği ve bu nedenle hükmün isabetsiz sayılacağı kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2023/771 E., 2024/336 K., 07.02.2024; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2023/922 E., 2024/246 K., 26.01.2024)

### Nasıl ispat edilir?

- Raporun mahkemeye verildiği tarih ve dizi pusulası, raporun dosyaya usulüne uygun girdiğini gösterir; bunların varlığı dosyadan kontrol edilir.
- Raporun taraflara tebliğ edildiği, mahkeme tebligat evrakı ve tebliğ belgesi ile ispatlanır; tebliğ yapıldığını iddia eden mahkemedir.
- Tebliğin yapılmadığını ileri süren taraf, bu iddiasını dosyadaki tebligat kayıtlarına karşı ispatlamakla yükümlüdür.
- Tebliğ tarihinin rapora yazılmış olması, itiraz süresinin başlangıcını gösteren en önemli kayıttır.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6100 sayılı Kanun m.281](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-281): Taraflara tebliğ edilen rapora karşı tarafların itiraz ve ek rapor, sözlü açıklama ya da yeni bilirkişi taleplerini düzenler; m.280'deki tebliğin amacı burada kullanılır.
- [6100 sayılı Kanun m.273](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-273): Bilirkişiye teslim edilecek şeylerin ve inceleme konusunun görevlendirme kararında belirlenmesini düzenler; m.280'deki dizi pusulası ile teslim bu görevlendirmeye bağlıdır.
- [6100 sayılı Kanun m.282](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-282): Tebliğ edilen ve itiraz süresi geçen raporun hâkim tarafından diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirilmesini düzenler.

## [HMK m.281 — Bilirkişi raporuna itiraz](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-281)

HMK m.281, bilirkişi raporuna karşı tarafların başvurabileceği itiraz yollarını ve mahkemenin bilirkişi incelemesini yeniden yönlendirme yetkisini düzenler. Tarafların iki haftalık süre içinde eksikliğin tamamlattırılmasını, belirsizliğin açıklattırılmasını veya yeni bilirkişi atanmasını talep edebilmesini; bu süre içinde talebin hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde verilebilecek ek süreyi; mahkemenin resen ek rapor, duruşmada sözlü açıklama ve yeniden inceleme yaptırma yetkilerini kapsar. Bilirkişi raporunun hâkimi bağlamayacağı ve delillerin takdirine ilişkin genel kurallar (m.282) ile bilirkişinin ücreti ve giderleri (m.283) bu maddenin konusu değildir (m.282, m.283). Raporun taraflara tebliğini düzenleyen 280. madde ile bilirkişi raporunun hazırlanma usulü de bu maddenin dışındadır (m.280). Bilirkişinin hukuki sorumluluğu ve Bilirkişilik Kanunu'ndaki görev hükümleri de bu maddede düzenlenmez.

### Bilirkişi raporuna itiraz: hangi şartlar aranır?

- Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edilmiş olması gerekir.
- Talebin, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkemeye yapılması gerekir.
- Talepte, raporda eksik görülen hususların bilirkişiye tamamlattırılması, belirsiz hususların açıklattırılması veya yeni bilirkişi atanması istenmelidir.
- Ek süre istenecekse talebin ilk iki haftalık süre içinde mahkemeye yapılmış olması ve talebin bu sürede hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel veya teknik bir çalışma gerektirmesi bulunmalıdır.
- Mahkeme ek rapor almak istiyorsa bilirkişiye yeni sorular yöneltmesi gerekir; bu yetki taraf talebine bağlı değildir.
- Mahkeme sözlü açıklama istiyorsa bunu tayin edeceği duruşmada yapmalıdır; bu yetki de kendiliğinden kullanılabilir.
- Mahkeme yeniden inceleme yaptırmak istiyorsa bunu gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görmesi ve yeni bilirkişi aracılığıyla yapması gerekir.

### Bilirkişi raporuna itiraz: hangi sonuçları doğurur?

- Taraf iki haftalık süre içinde itiraz ederse mahkeme, eksiklik veya belirsizlik bulunduğunu incelemek ve gerekirse ek rapor, açıklama ya da yeni bilirkişi yoluna gitmekle yükümlü olur.
- Taraf iki haftalık süre içinde itiraz etmezse, taraf bakımından rapor kesinleşir ve o taraf rapora karşı itiraz hakkını kaybeder.
- Taraf iki haftalık süre içinde talebinde bulunmuş ve talebin hazırlanması çok zorsa ek süre verilebilir; ek süre talepte bulunan tarafa tanınır.
- Mahkeme, iki haftalık süreye bağlı kalmaksızın ek rapor, sözlü açıklama veya yeni inceleme yetkisini kullanabilir; bu durumda kesinleşmiş rapor mahkeme bakımından bağlayıcı olmaz.
- Mahkeme ek rapor, sözlü açıklama veya yeniden inceleme yetkisini kullanırken bu yetkiyi taraf talebine bağlı tutmaz; taraf talep etse de mahkeme bu talebi reddedebilir.
- Rapor eksik veya belirsizse ve mahkeme ek rapor istemezse bu eksiklik hükme dayanak yapılamaz; mahkeme gerekçeyle yeni inceleme yapmadan karar veremez.
- Mahkeme ek rapor almak yerine yeniden inceleme yaptırmaya karar verirse yeni bilirkişi görevlendirilir ve bu inceleme gerçeğin ortaya çıkmasına yönelik olmalıdır.

### Taraf talebi ile mahkemenin resen yetkisi arasındaki fark nedir?

- Taraf, iki haftalık süre içinde itiraz ederek tamamlama, açıklama veya yeni bilirkişi talep eder. Bu talep süreye bağlıdır.
- Mahkeme, ek rapor, sözlü açıklama veya yeniden inceleme yetkisini taraf talebi olmadan ve süreye bağlı olmadan kullanabilir.

Sonuç: Süre geçse de mahkeme yetkisini kullanabilir; taraflar bu yetkinin kullanılmasını her zaman isteyebilir, ancak mahkeme bu talebi kabul etmek zorunda değildir.

### Ek rapor ile yeniden inceleme arasındaki fark nedir?

- Ek rapor, aynı bilirkişiye yeni sorular yöneltilerek alınır ve eksik veya belirsiz noktaların giderilmesini amaçlar.
- Yeniden inceleme, yeni görevlendirilen bilirkişi aracılığıyla yapılır ve gerçeğin ortaya çıkmasına yöneliktir.

Sonuç: Yargıtay, eksiklik ve belirsizlik varsa usul ekonomisi gereği önce aynı bilirkişiden ek rapor alınmasının gerektiğini kabul etmektedir; yeni bilirkişi, aynı bilirkişinin açıklama yapamayacağı veya uzmanlığının sorgulandığı hâllerde uygun görülmektedir.

### Ek süre ile ilk iki haftalık süre arasındaki fark nedir?

- İlk iki haftalık süre, itirazın yapılacağı temel süredir ve kesindir.
- Ek süre, ilk süre içinde başvuran tarafa tanınır; zorluk veya teknik çalışma gerekçesine dayanır.

Sonuç: Ek süre yalnızca ilk süre içinde yapılan başvuruya bağlanır, bir kez verilir ve iki haftayı geçemez.

### Tebliğ sonrası itiraz etmeyen taraf ile itiraz eden taraf arasındaki fark nedir?

- İtiraz etmeyen taraf bakımından rapor, iki haftalık sürenin sonunda kesinleşir.
- İtiraz eden taraf, rapora karşı eksiklik veya belirsizlik ileri sürebilir.

Sonuç: Yargıtay, taraflardan yalnızca birinin itirazı hâlinde o tarafın lehine usuli müktesep hak doğduğunu kabul etmektedir.

### Bilirkişi raporuna itiraz: sık yapılan hatalar nelerdir?

- İki haftalık süreyi, tebliğ tarihi yerine raporun mahkemeye teslim tarihinden hesaplamak.
- Ek süreyi ilk süre dolduktan sonra talep edilebilir sanmak; ek sürenin ancak ilk süre içinde başvuran tarafa tanınacağını gözden kaçırmak.
- Ek süreyi bir defadan fazla ya da iki haftayı aşacak biçimde uygulamak.
- Mahkemenin ek rapor, sözlü açıklama veya yeniden inceleme yetkisini iki haftalık süreye bağlı sanmak; bu yetki her zaman kullanılabilir.
- Taraf talebi üzerine mahkemenin mutlaka ek rapor alacağını ya da yeni bilirkişi atayacağını varsaymak; bu taleplerin kabulü mahkemenin takdirindedir.
- Aynı bilirkişiden açıklama alınabilecekken doğrudan yeni bilirkişi atamak; Yargıtay usul ekonomisi gereği önce ek rapor yolunu uygun görmektedir.
- Taraflardan birinin itirazından sonra, itiraz etmeyen tarafın yalnızca aleyhe hususları kabul etmemesinin usuli müktesep hakkı engelleyeceğini düşünmek.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Yargıtay, hâkimin bilirkişi raporundan farklı karar vermek yerine, uygun görürse yeni bilirkişi incelemesi yaptırması ya da ek rapor istemesi yolunu benimsemektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/128 E., 2023/549 K., 31.05.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2022/152 E., 2023/550 K., 31.05.2023)
- Bilirkişi raporuna itiraz edilmesi hâlinde, rapordaki eksiklik veya belirsizlik varsa usul ekonomisi gereği önce aynı bilirkişiden veya kurulдан ek rapor alınmasına karar verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1072 E., 2023/1064 K., 08.11.2023)
- İtiraz üzerine aynı bilirkişinin açıklama yapamadığı veya ilk bilirkişinin uzmanlığının sorgulandığı hâllerde yeni bilirkişiye başvurulmasının uygun olacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/231 E., 2023/552 K., 31.05.2023)
- Taraflardan yalnızca birinin itirazı hâlinde, o tarafın lehine usuli müktesep hak doğduğu kabul edilmektedir; aleyhe hususların kabul edilmediğinin beyanı yeterli görülmemektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/153 E., 2023/551 K., 31.05.2023)
- Taraf rapora itiraz etmeyip sadece aleyhe hususları kabul etmeme beyanında bulunsa dahi usuli müktesep hakkın doğumunun engellenemeyeceği kabul edilmektedir. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/332 E., 2025/528 K., 04.03.2025)

### Nasıl ispat edilir?

- İtiraz eden taraf, tebliğ tarihini ve iki haftalık sürenin içinde talebini yaptığını tebliğ belgesi ve dilekçe ile ispatlar.
- Rapordaki eksiklik veya belirsizliği iddia eden taraf, bunu rapor metnine dayanarak somut olarak gösterir; iddiasını ispat yükü kendisindedir.
- Ek süre talep eden taraf, işin niteliği gereği iki haftada hazırlamanın çok zor veya imkânsız olduğunu ya da özel veya teknik bir çalışma gerektiğini ileri sürer ve bunu ispatlar.
- İtirazı yapmayan tarafın, rapora karşı sonradan ileri sürdüğü iddialar, usuli müktesep hak veya kesinleşme savunmasıyla karşılaşır; bu savunmayı karşı taraf ispatlar.
- Ek rapor veya yeni inceleme sonucu ortaya çıkan yeni bilgi, mahkemenin takdirinde diğer delillerle birlikte değerlendirilir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.280](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-280): Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edilmesini düzenler; m.281/1'deki iki haftalık sürenin başlangıcı bu tebliğdir.
- [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.282](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-282): Bilirkişi raporunun hâkimi bağlamadığını ve takdir edilen bir delil olduğunu düzenler; m.281'in uygulanmasının sınırını belirler.
- [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.283](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-283): Bilirkişi ücreti ve giderlerini düzenler; ek rapor veya yeni inceleme yapıldığında ödenecek ücretle ilgilidir.
- 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu m.3/7: Bilirkişi raporuna itiraz edildiğinde hâkimin öncelikle aynı bilirkişiden ek rapor almasını, gerekirse yeni bilirkişi incelemesi yaptırmasını öngörür. Malzemede bu hüküm yorumlanmaktadır.

## [HMK m.282 — Bilirkişinin oy ve görüşünün değerlendirilmesi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-282)

Madde, bilirkişinin raporunda ya da sözlü açıklamalarında belirttiği oy ve görüşün hâkim bakımından bağlayıcılığını düzenler; bu oy ve görüşün diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirilen takdiri bir delil olduğunu hükme bağlar. Kural, bilirkişi incelemesi yaptırılan her yargılamada hâkim ve bilirkişi arasındaki ilişkiye uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: bilirkişinin atanması ve nitelikleri (m.266, m.267), raporun içeriği ve hazırlanma usulü (m.279), ek rapor ve yeni bilirkişi incelemesi (m.281), rapora itiraz (m.281 ve m.285). Bilirkişinin hukuki nitelendirme yapamayacağı kuralı da bu maddede değil, bilirkişi raporunun içeriğini düzenleyen hükümde yer alır (m.279/4).

### Bilirkişinin oy ve görüşünün değerlendirilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Takdiri delil**: Hâkimin değerini serbestçe takdir ettiği delil türüdür. Bilirkişi raporu bu niteliktedir; hâkimi kesin olarak bağlayan bir bağlayıcı delil değildir.
- **Oy ve görüş**: Bilirkişinin, mahkemece tespit edilen maddi vakıalara ilişkin özel ve teknik bilgisine dayanarak raporda veya sözlü açıklamada ulaştığı sonuçtur. Hukuki nitelendirmeyi kapsamaz.
- **Serbest değerlendirme**: Hâkimin bilirkişinin görüşünü diğer tüm delillerle birlikte, kendi vicdani kanaatine göre tartmasıdır. Değerlendirme kanunda belirlenmiş bir ölçüte bağlanmamıştır.
- **Ek rapor ve yeni bilirkişi incelemesi**: Hâkimin, mevcut rapor yetersiz görüldüğünde başvurabileceği ayrı yetkilerdir. Bu madde bunları zorunlu kılmaz; bu yetkiler m.281'de düzenlenmiştir.

### Bilirkişinin oy ve görüşünün değerlendirilmesi: hangi şartlar aranır?

- Bilirkişi incelemesi yapılmış ve bilirkişinin oy ve görüşü raporda ya da sözlü açıklamada ortaya konmuş olmalıdır.
- Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü tek başına değil, dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirmelidir.
- Hâkim, değerlendirme sonucunu gerekçede açıklamalıdır; takdiri delil değerlendirmesinin hukuki denetimi bu gerekçeye dayanır.
- Hâkim bilirkişi görüşüne bağlı değildir; ancak rapora aykırı karar verecekse, aykırılığın gerekçesini açıkça ortaya koymalıdır.

### Bilirkişinin oy ve görüşünün değerlendirilmesi: hangi sonuçları doğurur?

- Hâkim, bilirkişi raporunu diğer delillerle birlikte değerlendirir ve kararının dayanağını bu değerlendirmeye göre belirler.
- Hâkim bilirkişi raporunu yeterli bulursa, raporda yazılı oy ve görüşü esas alarak karar verebilir.
- Hâkim raporu yeterli bulmazsa, m.281 uyarınca ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi yaptırabilir.
- Hâkim raporu yeterli bulmakla birlikte, raporda yazılı teknik bilgiye kendisinin de sahip olduğu kanısına varırsa, bilirkişi raporunun aksine karar verebilir.
- Raporun aksine karar verilecekse, bu karar gerekçesinde raporun neden kabul edilmediği açıkça belirtilmelidir.
- Hâkim, bilirkişinin hukuki nitelendirmesiyle bağlı değildir; hukuku kendiliğinden uygular.

### Bağlayıcı delil ile takdiri delil arasındaki fark nedir?

- Bağlayıcı delilde hâkim, delil sonucuna kanunen bağlıdır ve aksini kabul edemez.
- Takdiri delilde hâkim, delili diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir ve sonucu benimseyip benimsemeyeceğine karar verir.

Sonuç: Bilirkişi raporu takdiri delil olduğu için hâkim onu tek başına yeterli görmek zorunda değildir.

### Hâkimin raporu yetersiz bulması ile raporun aksine karar vermesi arasındaki fark nedir?

- Hâkim raporu yetersiz bulursa m.281 uyarınca ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi yaptırabilir.
- Hâkim, dava için gerekli özel ve teknik bilgiye kendi sahip olduğu kanısına varırsa, yeni inceleme yaptırmadan raporun aksine karar verebilir.

Sonuç: Yeni inceleme her zaman zorunlu değildir; ancak raporun aksine karar verilecekse gerekçede teknik bilginin nasıl edinildiği açıklanmalıdır.

### Oy birliği ile oy çokluğu ile verilen rapor arasındaki fark nedir?

- Oy birliğiyle verilen raporda bilirkişiler ortak görüşe ulaşmıştır.
- Oy çokluğuyla verilen raporda azınlıkta kalan bilirkişinin muhalefet şerhi rapora yazılır veya ayrı rapor olarak sunulur.

Sonuç: Oy çokluğuyla verilen rapora da hâkim bağlı değildir; hâkim muhalefet şerhini ve diğer delilleri birlikte değerlendirir.

### Taraf uzman görüşü ile mahkeme bilirkişisi raporu arasındaki fark nedir?

- Taraflarca sunulan uzman görüşü, mahkemece atanan bilirkişi raporuyla çelişiyorsa mahkemece yeni bilirkişi incelemesi gerekir.
- Taraflar uzman görüşünde anlaşırsa mahkeme resmi bilirkişi raporu almadan o görüşü esas alabilir.

Sonuç: Hukuki değerlendirme içeren uzman görüşü, taraflar anlaşsa bile hâkimi bağlamaz.

### Bilirkişinin oy ve görüşünün değerlendirilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Bilirkişi raporunu bağlayıcı delil saymak; hâkimin raporu aynen benimsemek zorunda olduğunu varsaymak.
- Hâkim raporu yetersiz bulduğunda her zaman yeni bilirkişi incelemesi yaptırmak gerektiğini sanmak; m.282 bu yükümlülüğü getirmez.
- Hâkim raporun aksine karar verirken teknik bilgiyi nereden edindiğini gerekçede göstermemek.
- Bilirkişinin hukuki nitelendirmesini hâkimi bağlayıcı kabul etmek; hukuki değerlendirme hâkime aittir.
- Oy çokluğuyla verilen raporda azınlık görüşünü yok saymak; muhalefet şerhi de birlikte değerlendirilmelidir.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Hâkimin bilirkişi raporuyla bağlı olmadığı, ancak raporu yeterli görmediğinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırması gerektiği yönünde uygulama kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2023/237 E., 2025/667 K., 30.05.2025; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2024/1121 E., 2025/370 K., 03.04.2025; Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2022/830 E., 2024/1012 K., 27.05.2024)
- Yargıtay uygulamasında, hâkim raporu yeterli görmezse ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi yoluna gitmesi, raporun aksine karar vermesinin önüne geçen bir çözüm olarak benimsenmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/747 E., 2023/1080 K., 15.11.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2022/332 E., 2023/358 K., 26.04.2023)
- Bilirkişi raporunun takdiri delil olduğu ve hâkimin bu takdiri delili serbestçe değerlendireceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1037 E., 2023/531 K., 31.05.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2022/747 E., 2023/1080 K., 15.11.2023)

### Nasıl ispat edilir?

- Bilirkişi raporunun aksine karar verilmesini talep eden taraf, bu talebini raporun yetersizliği veya hatası üzerinden ileri sürer; raporun eksikliğini ve hatasını ispatla yükümlüdür.
- Bilirkişi raporu, dosyadaki yazılı belgeler, tanık beyanları ve keşif tutanağı gibi diğer delillerle birlikte değerlendirilir; hangi delile üstünlük tanındığı hâkimin takdirindedir.
- Uzman görüşüne dayanan taraf, bu görüşü yazılı olarak sunmalı; karşı taraf çelişkiyi ileri sürdüğünde mahkeme bilirkişi incelemesi yaptırarak çelişkiyi giderir.
- Hâkim, raporun aksine karar verirse gerekçesinde raporun neden benimsenmediğini ve dayandığı teknik bilgiyi açıkça göstermelidir; aksi halde karar gerekçe yetersizliğiyle bozulabilir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6100 sayılı Kanun m.281](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-281): Hâkimin rapor yetersiz olduğunda ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi yaptırma yetkisini düzenler. m.282 ile birlikte okunduğunda, hâkimin bu yetkilerini kullanma zorunluluğu olmadığı anlaşılır.
- [6100 sayılı Kanun m.279](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-279): Bilirkişi raporunun içeriğini ve sınırlarını düzenler; bilirkişinin hukuki nitelendirme yapamayacağı kuralı burada yer alır.
- [6100 sayılı Kanun m.285](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-285): Bilirkişi raporuna itirazı ve hâkimin itiraz üzerine ek rapor veya yeni inceleme yaptırmasını düzenler; m.282'nin uygulanmasında dikkate alınır.
- [6100 sayılı Kanun m.33](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-33): Hâkimin Türk hukukunu kendiliğinden uygulayacağını belirtir; bilirkişinin hukuki değerlendirmesinin hâkimi bağlamamasının dayanağıdır.

## [HMK m.283 — Bilirkişi gider ve ücreti](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-283)

Bu madde, bilirkişiye yapılacak ödemelerin esasını düzenler: bilirkişinin emek ve mesaisiyle orantılı ücreti ile inceleme, ulaşım, konaklama ve diğer giderlerinin karşılanması ve bu ödemelerin tarifeye bağlanması. Madde, mahkemece görevlendirilen bilirkişiler bakımından uygulanır. Bilirkişinin hangi hallerde atanacağını, sayısını, görev süresini ve raporun değerlendirilmesini düzenlemez (m.266, m.281, m.282). Bilirkişinin sır saklama yükümlülüğü (m.277), cezai sorumluluğu (m.284) ve devlete karşı tazminat sorumluluğu (m.285) da bu maddenin konusu değildir. Ücretin avans olarak hangi tarafça yatırılacağı ve avansın yatırılmamasının sonucu ise delil avansına ilişkin m.324 ve m.325 hükümlerinde düzenlenmiştir.

### Bilirkişi gider ve ücreti: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Bilirkişi ücreti**: Bilirkişinin sarf ettiği emek ve mesai karşılığında ödenen bedeldir. Ücret, işin niteliği ve bilirkişinin harcadığı zamanla orantılı olmak zorundadır; sabit bir miktar olarak değil, tarife çerçevesinde belirlenen bir bedel olarak kurulmuştur.
- **Bilirkişi giderleri**: İnceleme, ulaşım, konaklama ve diğer mutat giderlerdir. Bu giderler ücretten ayrı olarak, görevin gerektirdiği ölçüde ödenir.
- **Tarife**: Adalet Bakanlığınca çıkarılan ve her yıl güncellenen, ücret ve giderlerin hesabında esas alınan düzenlemedir. Ücretin ölçüsünü belirleyen temel araçtır; madde kendisi somut bir tutar göstermez.

### Bilirkişi gider ve ücreti: hangi şartlar aranır?

- Bilirkişinin mahkemece görevlendirilmiş olması gerekir; ücret ve giderler bu görevlendirme karşılığında ödenir.
- Ücretin, bilirkişinin sarf ettiği emek ve mesai ile orantılı olması gerekir.
- Giderlerin inceleme, ulaşım, konaklama ve diğer giderler kapsamında kalması gerekir.
- Ücret ve giderlerin Adalet Bakanlığınca çıkarılan ve her yıl güncellenen tarifeye göre hesaplanması gerekir.

### Bilirkişi gider ve ücreti: hangi sonuçları doğurur?

- Bilirkişi, emeği ve mesaisiyle orantılı bir ücret alır.
- İnceleme, ulaşım, konaklama ve diğer giderleri ayrıca ödenir.
- Ücret ve giderlerin ölçüsü, Adalet Bakanlığınca çıkarılan ve her yıl güncellenen tarifeye göre belirlenir.
- Tarifenin güncellenmesi, ödenecek tutarların da güncellenmesi sonucunu doğurur.
- Madde, ücret ve giderlerin kimin tarafından avans olarak yatırılacağını düzenlemez; bu konuda m.324 ve m.325 uygulanır.

### Ücret ile giderler arasındaki fark nedir?

- Ücret, bilirkişinin emeği ve mesaisine karşılık gelen bedeldir ve orantı ölçütüne bağlıdır.
- Giderler, inceleme, ulaşım ve konaklama gibi harcamaların geri ödenmesidir ve harcamaya dayanır.

Sonuç: İkisi ayrı kalemler olarak hesaplanır; ücretin bir kısmının gider adıyla ödenmesi ya da tersi madde mantığına uymaz.

### Tarifeye göre hesap ile takdire dayalı hesap arasındaki fark nedir?

- Tarife esas alındığında ücret ve giderler Adalet Bakanlığı tarifesine göre belirlenir.
- Tarifenin dışında kalan bir bedel, orantılılık ilkesi gözetilerek belirlenmeye çalışılsa da madde bu yolu öngörmez.

Sonuç: Mahkemenin ve bilirkişinin hesabı tarifeye dayandırması, ücretin ölçüsünü hukuka uygun kılar.

### Bilirkişi gider ve ücreti: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Bilirkişi ücretini madde metnindeki bir tutar gibi okumak; madde kendisi bir tutar göstermez, tutar tarifeden ve her yıl güncellenen oranlardan belirlenir.
- Ücreti emek ve mesaiyle orantılı olması gerekirken sabit bir bedel olarak hesaplamak.
- Ulaşım, konaklama ve diğer giderleri ücretin içine katarak tek kalem olarak hesaplamak.
- Tarifenin güncellenmesini yok sayıp eski yıla ait tarifeyi uygulamak.
- Ücret ve giderlerin kimin tarafından yatırılacağını bu maddeden çıkarmaya çalışmak; bu konu m.324 ve m.325'te düzenlenmiştir.
- Bilirkişi ücretini tarife dışında takdiri bir bedelle belirlemek.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Mahkemelerin, bilirkişi ücretini tarife dışında serbest bir takdirle belirlemesi, tarifeye aykırılık ve dolayısıyla hukuka aykırılık olarak değerlendirilmektedir. (10. Daire, 2018/4108 E., 2022/4862 K., 31.10.2022)
- Bilirkişi ücretinin, incelemenin nitelik ve önemi ile bilirkişinin harcadığı emek ve zaman gözetilerek belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (10. Daire, 2018/4108 E., 2022/4862 K., 31.10.2022)
- Ücretin tarife esas alınarak hesaplanması, madde hükmünün doğrudan uygulanması olarak kabul edilmektedir. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2021/1636 E., 2021/2487 K., 17.11.2021; İdare Dava Daireleri Kurulu, 2021/1425 E., 2021/2486 K., 17.11.2021)
- Bilirkişi ücret ve giderine ilişkin hükmün, idari yargıda da bilirkişi tarifesi bakımından dikkate alındığı kabul edilmektedir. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2023/1611 E., 2024/1179 K., 27.05.2024)
- Bilirkişiye ödenecek ücretin hesabında, tarifenin hangi yılda yürürlükte olduğu esas alınmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/174 E., 2023/711 K., 05.07.2023)

### Nasıl ispat edilir?

- Ücret talebini ileri süren bilirkişi, sarf ettiği emek ve mesaiyi ve yaptığı incelemenin kapsamını belgelerle göstermelidir.
- Ulaşım, konaklama ve diğer giderler için bilirkişinin fatura, bilet ve benzeri belgeleri sunması gerekir; belgesiz gider talebi tarife kapsamında karşılanmaz.
- Ücretin tarifeye uygun olup olmadığı, görevlendirme tarihindeki tarifenin hesaba esas alınmasıyla ortaya konur.
- Tarafın, ücret miktarına itiraz etmesi halinde, itiraz eden taraf tarifeye aykırılığı iddia ettiği ölçüde bunu göstermelidir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.324](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-324): Bilirkişi ücretini ve giderini delil avansı olarak talep eden tarafın yatırma yükümlülüğünü düzenler; m.283'teki ücret ve giderlerin hangi tarafça karşılanacağını tamamlar.
- [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.325](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-325): Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda avans yatırılmazsa bilirkişi ücret ve giderinin Hazineden ödenmesini öngörür.
- [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.277](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-277): Bilirkişinin sır saklama yükümlülüğünü düzenler; ücret ilişkisinden bağımsız bir yükümlülüktür.
- [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.285](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-285): Bilirkişinin gerçeğe aykırı raporu nedeniyle devlete karşı tazminat sorumluluğunu düzenler; ücret hükümleriyle ilgisi yoktur.

## [HMK m.284 — Bilirkişinin ceza hukuku bakımından durumu](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-284)

Bu madde, bilirkişinin ceza hukuku bakımından statüsünü düzenler. Bilirkişinin Türk Ceza Kanunu anlamında kamu görevlisi sayılacağını belirtir. Hükmün muhatabı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca atanan bilirkişidir. Maddede bilirkişinin atanması, görev süresi, raporu, reddi ve hukuki sorumluluğu düzenlenmez; bunlar sırasıyla 6100 sayılı Kanun m.266, m.283 ve m.285 ile ilgili hükümlerde yer alır. Ceza muhakemesindeki bilirkişi rejimi de bu maddenin kapsamı dışındadır.

### Bilirkişinin ceza hukuku bakımından durumu: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Türk Ceza Kanunu anlamında kamu görevlisi**: Türk Ceza Kanunu'nun kamu görevlisine ilişkin hükümlerinin uygulanabilmesi için kişiye tanınan statüdür. Bu statü, kamu görevlilerinin işleyebileceği bazı suçların failliğini ve bu suçların mağduru olabilmeyi kapsar. Maddede yer alan hüküm, bu statünün kişinin hangi görevden doğduğuna bakılmaksızın bilirkişiye tanındığını ifade eder.
- **Bilirkişi**: Çözümü uzmanlık, özel veya teknik bilgi gerektiren konularda hâkimin görüşüne başvurduğu, mahkemeye yardımcı olan kişidir. Hâkimin yerine karar vermez; görevi, hâkimin değerlendirmesine konu olacak teknik bilgiyi sağlamakla sınırlıdır.

### Bilirkişinin ceza hukuku bakımından durumu: hangi şartlar aranır?

- Kişinin, 6100 sayılı Kanun kapsamında bir yargılamada bilirkişi olarak atanmış bulunması gerekir.
- Bilirkişinin, Türk Ceza Kanunu'nun kamu görevlisine ilişkin hükümlerinin uygulanması bakımından bu sıfatla değerlendirilmesi gerekir.

### Bilirkişinin ceza hukuku bakımından durumu: hangi sonuçları doğurur?

- Bilirkişi, Türk Ceza Kanunu anlamında kamu görevlisi sayılır ve kamu görevlilerinin işleyebileceği suçların faili olabilir.
- Bilirkişi, kamu görevlilerinin aktif süje olarak yer aldığı suçların konusu olabilir ve bu nedenle hakkında yöneltilen sözlü ve fiili saldırılar bakımından koruma altındadır.
- Bilirkişinin hukuki ve cezai sorumluluğuna ilişkin özel hükümler bu maddeden değil, ilgili diğer hükümlerden doğar.

### Bilirkişinin ceza hukuku bakımından durumu: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Bilirkişinin kamu görevlisi sayılmasını, onun hâkim veya mahkeme yerine karar verebilen bir kişi olduğu anlamına çıkarmak.
- Bu maddeyi bilirkişinin hukuki sorumluluğu ya da görev süresi konusunda uygulamak; bu konular m.285 ve m.266 gibi başka maddelerle düzenlenir.
- Kamu görevlisi sıfatının bütün suçlar bakımından geçerli olduğunu düşünmek; sıfat yalnızca kamu görevlilerinin işleyebileceği suçlarla sınırlıdır.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Bilirkişinin kamu görevlisi sayılması, bilirkişinin mahkemeye yardımcı olma niteliğini değiştirmez; bilirkişi hâkimin yardımcısı olarak kalır ve kararı hâkim verir.

### Nasıl ispat edilir?

- Kamu görevlisi sıfatının varlığını iddia eden taraf, kişinin bu madde kapsamında bilirkişi olarak atandığını belgeyle ispatlar; atama kararı ve bilirkişi raporu bu amaçla kullanılabilir.
- Bilirkişinin kamu görevlisi sıfatından doğan bir suçun varlığını iddia eden taraf, suçun unsurlarını ve bilirkişinin görevi sırasında hareket ettiğini ispatlar.
- Bilirkişinin görevi dışında hareket ettiği savunmasını yapan taraf bu savunmasını belgeyle ispatlar.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6100 sayılı Kanun m.285](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-285): Bilirkişinin hukuki sorumluluğunu düzenler. Bu madde bilirkişinin ceza hukuku bakımından statüsünü belirlerken, m.285 kasten veya ağır ihmalle gerçeğe aykırı rapor verilmesi hâlinde Devlete karşı tazminat davasını öngörür.
- [6100 sayılı Kanun m.266](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-266): Bilirkişiye başvurulmasının koşullarını düzenler. Bu maddeyle birlikte okunduğunda bilirkişinin hangi sıfatla ve hangi konuda görevlendirildiği belirlenir.

## [HMK m.285 — Bilirkişinin hukuki sorumluluğu](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-285)

Bu madde, bilirkişinin kasten veya ağır ihmal suretiyle düzenlediği gerçeğe aykırı raporun mahkemece hükme esas alınması hâlinde zarar görenlere tanınan Devlete karşı tazminat davasını ve Devletin ödediği tazminat için bilirkişiye karşı rücu hakkını düzenler. Maddenin uygulanması bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmiş olmasına bağlıdır. Madde, hafif ihmal hâlini kapsam dışında bırakır. Madde, tazminat davasının yetkili mahkemesini, rücu süresini ve zamanaşımını doğrudan düzenlemez; bunlar başka maddelerde ya da tamamlayıcı kaynaklarda yer alır. Bilirkişinin raporu hazırlanmadan önceki faaliyetlerinden doğan sorumluluk ile ceza sorumluluğu (m.288) bu maddenin kapsamı dışındadır. Davanın yargı yolu ve yetkisi (m.286) ile kasten yapılan hâllerde uygulanan ceza zamanaşımı (m.287) ayrı maddelerde düzenlenmiştir.

### Bilirkişinin hukuki sorumluluğu: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Gerçeğe aykırı bilirkişi raporu**: Bilirkişinin hâkimin sorduğu konuda gerçek durumla bağdaşmayan tespit, hesap veya görüş içeren raporudur. Maddenin aradığı nitelik, raporun gerçeğe aykırılığının kasıt ya da ağır ihmalden kaynaklanmasıdır. Yalnızca hatalı görüş veya takdirle ilgili farklılık bu kavramın kapsamına girmez.
- **Kasten gerçeğe aykırı rapor**: Bilirkişinin gerçeğin bilinçli olarak çarpıtılmasıyla düzenlediği rapordur. Bu hâlde hem tazminat hem de ceza sorumluluğu gündeme gelebilir; ceza zamanaşımı ayrı bir süre rejimine tabi tutulur.
- **Ağır ihmal**: Bilirkişinin özen yükümlülüğünü ağır biçimde ihlal ederek raporu düzenlemesidir. Hafif ihmal bu sorumluluğu doğurmaz; ağır ihmal ile hafif ihmal arasındaki ayrım, sorumluluğun varlığını belirler.
- **Hükme esas alınma**: Mahkemenin kararını raporun tespit ve sonuçlarına dayandırmasıdır. Raporun dosyada bulunması tek başına yeterli değildir; raporun karar gerekçesinde belirleyici olarak kullanılmış olması gerekir.
- **Devletin birinci derece sorumluluğu**: Zarar gören kişinin doğrudan bilirkişiye değil Devlete başvurabilmesi ilkesidir. Devlet tazminatı öder ve sonradan bilirkişiye rücu eder.
- **Rücu**: Devletin ödediği tazminatı sorumlu bilirkişiden geri istemesidir. Rücu hakkı ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde kullanılır.

### Bilirkişinin hukuki sorumluluğu: hangi şartlar aranır?

- Bilirkişinin düzenlediği raporun gerçeğe aykırı olması gerekir.
- Gerçeğe aykırılığın kasten veya ağır ihmal sonucu ortaya çıkmış olması gerekir; hafif ihmal bu koşulu karşılamaz.
- Raporun mahkeme tarafından hükme esas alınmış olması gerekir.
- Hükme esas alınma sonucunda zarar doğmuş olması gerekir.
- Zarar görenin, Devlet aleyhine tazminat davasını açması gerekir.
- Devletin tazminat ödemesi hâlinde, sorumlu bilirkişiye karşı rücu hakkının doğması için ödeme yapılmış olması gerekir.

### Bilirkişinin hukuki sorumluluğu: hangi sonuçları doğurur?

- Bilirkişinin kasten veya ağır ihmal ile gerçeğe aykırı rapor düzenlemesi ve bu raporun hükme esas alınması hâlinde zarar görenler Devlete karşı tazminat davası açabilir.
- Hafif ihmal hâlinde bu maddeye dayanarak tazminat davası açılamaz.
- Raporun hükme esas alınmamış olması hâlinde, bu madde kapsamında tazminat sorumluluğu doğmaz.
- Devlet tazminat ödediğinde, ödediği tutar için sorumlu bilirkişiye rücu eder.
- Rücu hakkı ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır.
- Rapor kasten gerçeğe aykırı düzenlenmişse, rücu ve ilgili ceza sorumluluğu bakımından ceza zamanaşımı süresi uygulanır (m.287).
- Madde emredici niteliktedir; sözleşmeyle bilirkişinin bu sorumluluğu kaldırılamaz veya Devlet aleyhine dava hakkı daraltılamaz.

### Kasten veya ağır ihmal ile hafif ihmal arasındaki fark nedir?

- Bilirkişinin kasten veya ağır ihmal ile gerçeğe aykırı rapor düzenlemesi hâlidir.
- Bilirkişinin yalnızca hafif ihmal ile gerçeğe aykırı rapor düzenlemesi hâlidir.

Sonuç: Birinci hâlde Devlete karşı tazminat davası açılabilir; ikinci hâlde bu sorumluluk doğmaz.

### Kasten gerçeğe aykırı rapor ile ağır ihmalle gerçeğe aykırı rapor arasındaki fark nedir?

- Bilirkişinin gerçeği bilerek çarpıttığı raporlardır.
- Bilirkişinin ağır özen yükümlülüğünü ihlal ettiği, ancak kasıt taşımayan raporlardır.

Sonuç: Kasten düzenlenmiş raporda ceza zamanaşımı süresi uygulanır; ağır ihmal hâlinde bu süre uygulanmaz.

### İlk derece mahkemesince hükme esas alınma ile bölge adliye mahkemesince hükme esas alınma arasındaki fark nedir?

- Rapor ilk derece mahkemesince hükme esas alınmışsa dava bu mahkemenin yargı çevresindeki bölge adliye mahkemesi hukuk dairesinde görülür.
- Rapor bölge adliye mahkemesince hükme esas alınmışsa dava Yargıtay ilgili hukuk dairesinde görülür.

Sonuç: Tazminat davasının görüleceği merci hükme esas alan mahkemenin derecesine göre değişir.

### Devletin tazminat davasındaki sorumluluğu ile bilirkişinin rücu sorumluluğu arasındaki fark nedir?

- Zarar gören doğrudan Devlete karşı dava açar.
- Devlet tazminatı ödedikten sonra bilirkişiye rücu eder.

Sonuç: Zarar gören bilirkişiye doğrudan dava açmaz; bilirkişinin sorumluluğu Devletin rücu yoluyla ileri sürülmesiyle gerçekleşir.

### Bilirkişinin hukuki sorumluluğu: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Hafif ihmali de yeterli görmek; sorumluluk için kasıt veya ağır ihmal aranmaktadır.
- Zarar gören bilirkişiye doğrudan dava açabileceğini varsaymak; madde Devlete karşı dava öngörür.
- Rücu süresini tazminat davasının zamanaşımıyla karıştırmak; rücu hakkı ödeme tarihinden itibaren bir yıldır.
- Raporun sadece gerçeğe aykırı olmasını yeterli görmek; raporun hükme esas alınmış olması ve zarar doğması da gerekir.
- Kasten gerçeğe aykırı rapor hâlinde ceza zamanaşımı süresini tazminat davası için genel süre gibi uygulamak; bu sürenin uygulanma hâli m.287'de ayrıca düzenlenmiştir.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Tazminat davasının açılabilmesi için raporun hükme esas alınmış olması ve bu nedenle zarar doğmuş olması aranmaktadır. (4. Hukuk Dairesi, 2020/625 E., 2021/7881 K., 01.11.2021)
- Bilirkişi raporunun gerçeğe aykırılığına ilişkin iddialar, kasıt veya ağır ihmal yönünden ayrıca değerlendirilmektedir. (4. Hukuk Dairesi, 2022/15645 E., 2025/16261 K., 04.12.2025; 4. Hukuk Dairesi, 2022/7227 E., 2025/1683 K., 04.02.2025)
- Uyuşmazlık, bilirkişinin hukuki sorumluluğuna ilişkin tazminat isteğinde bu maddeye dayanılarak çözülmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2020/2377 E., 2021/3255 K., 03.02.2021)
- Kanun yolu aşamalarında raporun denetlendiği ve itirazların yerinde görülmediği hâllerde, raporun kesinleşmesi sonrası bu madde kapsamında sorumluluk iddiasının değerlendirildiği görülmektedir. (4. Hukuk Dairesi, 2024/502 E., 2026/119 K., 06.01.2026)

### Nasıl ispat edilir?

- Tazminat davasını açan zarar gören, raporun gerçeğe aykırı olduğunu, bu aykırılığın kasten veya ağır ihmalden kaynaklandığını ve raporun hükme esas alındığını ispatla yükümlüdür.
- Hükme esas alınma, mahkeme kararının gerekçesinden ve dosya içeriğinden ortaya konulabilir; bu hususta ispat yükü davacıdadır.
- Kasıt veya ağır ihmal, raporun hazırlanış biçimi, dosyadaki diğer delillerle karşılaştırma ve gerekirse yeni bilirkişi incelemesi ile ispatlanabilir.
- Kasten gerçeğe aykırılığın ceza yargılamasında kesinleşmiş bir mahkûmiyetle ortaya konulması hâlinde ayrıca ceza zamanaşımı süresi gündeme gelir (m.287).

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.286](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-286): Devlet aleyhine açılacak tazminat davasının hangi mahkemede görüleceğini ve rücu davasının hangi mahkemede görüleceğini düzenler; bu maddedeki tazminat davasının yetkisini belirler.
- [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.287](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-287): Hükme esas alınan raporun kasten gerçeğe aykırı düzenlenmesi hâlinde uygulanacak ceza zamanaşımı süresini düzenler; bu maddedeki kasıt ayrımının sonucunu tamamlar.
- [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.282](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-282): Mahkemenin bilirkişi raporunu değerlendirme yetkisini düzenler; mahkemenin raporu hükme esas alıp almadığı bu maddenin uygulanması için belirleyicidir.
- [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.288](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-288): Bilirkişinin gerçeğe aykırı rapor düzenlemesinin ceza sorumluluğunu düzenler; bu madde ise hukuki sorumluluğu düzenler.

## [HMK m.286 — Davaların açılacağı mahkeme](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-286)

Madde, Devlet aleyhine açılacak tazminat davasının, gerçeğe aykırı bilirkişi raporunun hükme esas alınmasından doğan zararlar bakımından hangi bölge adliye mahkemesi hukuk dairesinde ya da Yargıtay hukuk dairesinde görüleceğini belirler ve Devletin sorumlu bilirkişiye karşı açtığı rücu davasının hangi mahkemede görüleceğini düzenler. Kişi bakımından, bilirkişinin gerçeğe aykırı raporu nedeniyle zarar gören kişi ile Devlet ve sorumlu bilirkişi arasındaki ilişkiye uygulanır. Madde, tazminat davasının esasını, bilirkişinin kusurunun şartlarını, tazminat miktarını ve zamanaşımını düzenlemez (bu konular Devletin sorumluluğu ve haksız fiil hükümlerinde yer alır). Madde, ilk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesi arasındaki genel görev ve yetki kurallarını da düzenlemez (m.2, m.5 ve m.10 gibi genel kurallar bu konuda geçerlidir).

### Davaların açılacağı mahkeme: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Gerçeğe aykırı bilirkişi raporu**: Bilirkişinin gerçeğe uymayan tespit ve görüş içeren raporudur. Maddenin uygulanabilmesi için raporun hükme esas alınmış olması gerekir; sadece hatalı olan ama hükme dayanılmayan rapor bu kapsama girmez.
- **Devlet aleyhine tazminat davası**: Gerçeğe aykırı bilirkişi raporunun hükme esas alınması sonucu zarar gören kişinin Devlete karşı açtığı tazminat davasıdır. Dava, bu zararın giderilmesi amacıyla açılır.
- **Rücu davası**: Devletin, tazminat ödemek zorunda kalması üzerine sorumlu bilirkişiye karşı açtığı dava türüdür. Tazminat davasının sonucuna bağlı, onun yansıması niteliğindedir.
- **Hükme esas alınma**: Raporun mahkemenin gerekçesinde temel olarak dayanak yapılmasıdır. Maddedeki yetki ayrımı bu ölçüte göre yapılır: ilk derece mahkemesi mi, bölge adliye mahkemesi mi hükme esas almıştır.

### Davaların açılacağı mahkeme: hangi şartlar aranır?

- Bilirkişi raporunun gerçeğe aykırı olması gerekir.
- Gerçeğe aykırı raporun ilk derece mahkemesince ya da bölge adliye mahkemesince hükme esas alınmış olması gerekir.
- Bu hükmün sonucunda zarar görülmüş olması ve bu zararın Devlet aleyhine tazminat davasına konu edilmesi gerekir.
- Rücu davası için Devletin, tazminat davasında ödemek zorunda kaldığı bir tazminat bulunması ve bu tazminatın sorumlu bilirkişiye karşı istenmesi gerekir.

### Davaların açılacağı mahkeme: hangi sonuçları doğurur?

- Gerçeğe aykırı rapor ilk derece mahkemesince hükme esas alınmışsa, Devlet aleyhine tazminat davası ilk derece mahkemesinin yargı çevresindeki bölge adliye mahkemesi hukuk dairesinde açılır ve görülür.
- Gerçeğe aykırı rapor bölge adliye mahkemesince hükme esas alınmışsa, Devlet aleyhine tazminat davası Yargıtay ilgili hukuk dairesinde görülür.
- Devletin sorumlu bilirkişiye karşı açtığı rücu davası, tazminat davasını karara bağlamış olan mahkemede görülür.
- Madde, tazminat davasının bu yargı yerlerinde açılmasını zorunlu kılar; başka bir mahkemede açılan dava görev ve yetki yönünden bu maddeye göre değerlendirilir.

### İlk derece mahkemesince hükme esas alınma ile bölge adliye mahkemesince hükme esas alınma arasındaki fark nedir?

- Gerçeğe aykırı rapor ilk derece mahkemesinin hükmüne dayanak yapılmışsa, tazminat davası bu mahkemenin yargı çevresindeki bölge adliye mahkemesi hukuk dairesinde görülür.
- Rapor bölge adliye mahkemesinin hükmüne dayanak yapılmışsa tazminat davası Yargıtay ilgili hukuk dairesinde görülür.

Sonuç: Aynı rapor hangi derece mahkemesinin hükmüne girdiyse görevli merci o derecenin üst merciine göre değişir.

### Tazminat davası ile rücu davası arasındaki fark nedir?

- Devletin zarar gören kişiye karşı açılan tazminat davası, zarar gören kişinin dava açtığı davadır.
- Devletin sorumlu bilirkişiye karşı açtığı rücu davası, Devletin tazminat ödemesinden sonra açtığı davadır.

Sonuç: Tazminat davasını karara bağlayan mahkeme, rücu davasında da yetkilidir; yani ayrı bir yargı yeri aranmaz.

### Davaların açılacağı mahkeme: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Tazminat davasını, raporun hükme esas alındığı derece mahkemesinin dışındaki bir bölge adliye mahkemesinde açmak; yetki yönünden ilk derece mahkemesinin yargı çevresindeki bölge adliye mahkemesine bakmak gerekir.
- Bölge adliye mahkemesinin hükmüne dayanılan raporda da tazminat davasını ilk derece mahkemesinin yargı çevresindeki bölge adliye mahkemesinde açmak; bu durumda Yargıtay ilgili hukuk dairesi görevlidir.
- Rücu davasını Devletin kendi yargı çevresindeki bir mahkemede açmak; madde, tazminat davasını karara bağlayan mahkemeyi açıkça belirler.
- Madde yalnız gerçeğe aykırı raporun hükme esas alındığı hâllere uygulanır; hükme girmemiş bir raporu bu maddeye dayanarak görev sorununa bağlamak yanlıştır.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Tazminat davasında yetkili yargı yerinin belirlenmesinde, raporun hangi derece mahkemesinin hükmüne esas alındığına bakılması gerektiği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/5716 E., 2023/7350 K., 13.12.2023)
- Yargıtay, bu tür davaları Devlet aleyhine açılan tazminat davalarına ilişkin hükümlerle birlikte değerlendirmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/5716 E., 2023/7350 K., 13.12.2023; 4. Hukuk Dairesi, 2021/27438 E., 2023/10403 K., 09.10.2023)

### Nasıl ispat edilir?

- Tazminat davasını açan kişi, gerçeğe aykırı raporun hükme esas alındığını ve hangi derece mahkemesinin hükmüne dayanak yapıldığını ortaya koymakla yükümlüdür; bu, mahkeme kararı ve dosya içeriği ile ispatlanır.
- Raporun gerçeğe aykırı olduğunu iddia eden taraf, bu iddiasını dosyadaki diğer raporlar, bilirkişi itirazları veya yeni bilirkişi incelemesiyle ispatlamalıdır.
- Rücu davasında Devlet, tazminatı fiilen ödediğini ve bunun sorumlu bilirkişinin kusurlu raporundan kaynaklandığını ödeme belgesi ve tazminat kararıyla ispat etmelidir.
- Sorumlu bilirkişinin, raporun gerçeğe uygun olduğunu veya kusuru bulunmadığını savunması hâlinde, bu savunmayı ileri süren kişi kendi iddiasını ispatlamalıdır.

## [HMK m.287 — Rücu davasında zamanaşımı](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-287)

Madde, Devletin ödediği tazminat nedeniyle sorumlu bilirkişiye karşı açacağı rücu davasında zamanaşımı süresini düzenler. Ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunun kasten gerçeğe aykırı düzenlenmesi halinde uygulanacak ceza zamanaşımı süresine yer verir. Hüküm, Devlet ile bilirkişi arasındaki rücu ilişkisine uygulanır. Rücu alacağının doğup doğmadığını, sorumluluk şartlarını, tazminatın miktarını ve bilirkişinin kusurunu düzenlemez (6100 sayılı HMK m.266-287 bilirkişi incelemesi hükümleri ve bu kapsamdaki sorumluluk esasları). Birlikte sorumlu kişiler arasındaki rücu ile zamanaşımının genel kuralları Türk Borçlar Kanunu'nda yer alır (6098 sayılı Kanun m.73). Devletin bilirkişiye karşı rücu hakkının esas koşulları ile bilirkişinin sorumluluk hallerinin tespiti de bu maddenin kapsamı dışındadır.

### Rücu davasında zamanaşımı: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Rücu davası**: Tazminatı ödeyen Devletin, zarara sebep olan ve sorumlu olan bilirkişiye karşı ödediği tutarı geri istemek için açtığı davadır. Madde yalnızca bu davanın zamanaşımını düzenler.
- **Ödeme tarihi**: Devletin tazminatı ödediği tarihtir. Bir yıllık süre bu tarihten işlemeye başlar, dolayısıyla rücu süresinin başlangıç noktasını belirler.
- **Kasten gerçeğe aykırı bilirkişi raporu**: Bilirkişinin bilerek ve isteyerek gerçeğe aykırı görüş bildirdiği rapordur. Hükme esas alınmış olması şarttır; kusursuz veya ihmalî hatalı rapor bu kapsama girmez.
- **Ceza zamanaşımı süresi**: Raporun kasten gerçeğe aykırı düzenlenmesinin suç oluşturması hâlinde uygulanan, Türk Ceza Kanunu'na göre belirlenen zamanaşımı süresidir. Hukuk davasının bir yıllık süresinin yerine geçer.

### Rücu davasında zamanaşımı: hangi şartlar aranır?

- Devletin bilirkişinin hatası nedeniyle üçüncü kişiye tazminat ödemiş olması gerekir.
- Rücu davasının konusu, ödenen tazminat nedeniyle sorumlu bilirkişiye yöneltilmiş bir talep olmalıdır.
- Dava, tazminatın ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır.
- Hükme esas alınan bilirkişi raporunun kasten gerçeğe aykırı düzenlenmiş olması hâlinde, ceza zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi için raporun gerçekten hükme esas alınmış olması gerekir.

### Rücu davasında zamanaşımı: hangi sonuçları doğurur?

- Devlet, tazminatı ödediği tarihten itibaren bir yıl içinde sorumlu bilirkişiye rücu eder.
- Bir yıl geçtikten sonra açılan rücu davası zamanaşımı nedeniyle reddedilir.
- Hükme esas alınan bilirkişi raporu kasten gerçeğe aykırı düzenlenmişse, rücu davasında bir yıllık süre yerine ceza zamanaşımı süresi uygulanır.
- Raporun kasten gerçeğe aykırı olmadığı durumlarda ceza zamanaşımı uygulanmaz ve bir yıllık süre geçerlidir.

### Genel rücu süresi ile kasten gerçeğe aykırı rapor arasındaki fark nedir?

- Bilirkişinin ihmal veya hatası nedeniyle düzenlenen rapor; bir yıllık hukuk zamanaşımı süresi uygulanır.
- Raporun kasten gerçeğe aykırı düzenlenmesi ve bu raporun hükme esas alınması; ceza zamanaşımı süresi uygulanır.

Sonuç: Rücu süresi bir yıldan ceza zamanaşımı süresine çıkar. Metinde ceza zamanaşımının uzunluğu yazılmamış, süre TCK'ya gönderme yoluyla belirlenmiştir.

### Rücu davasında zamanaşımı: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Kasten gerçeğe aykırı olmayan, yalnızca hatalı veya ihmalî raporu da ceza zamanaşımına bağlamak; bu durumda bir yıllık süre uygulanır.
- Ödeme tarihi yerine tazminat kararının kesinleştiği veya dava tarihini başlangıç almak; süre ödeme tarihinden işler.
- Ceza zamanaşımı süresini madde metninde yazılı bir süre sanmak; süre TCK'ya gönderme ile belirlenir.
- Raporun hükme esas alınmadığı hâlde ceza zamanaşımını uygulamak; hükme esas alınma şartı aranmalıdır.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Devlet tarafından ödenen tazminat nedeniyle açılan rücu davalarında, bilirkişiye karşı süre ile ilgili olarak bu maddenin uygulanması kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2022/60 E., 2022/352 K., 10.03.2022; 3. Hukuk Dairesi, 2017/3490 E., 2017/1777 K., 21.02.2017; 6. Hukuk Dairesi, 2021/4525 E., 2021/1793 K., 25.11.2021)
- Hükme esas alınan bilirkişi raporunun kasten gerçeğe aykırı düzenlendiğinin kabulü hâlinde, rücu davasında ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağı kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2022/60 E., 2022/352 K., 10.03.2022; 6. Hukuk Dairesi, 2021/4525 E., 2021/1793 K., 25.11.2021)

### Nasıl ispat edilir?

- Rücu davasını açan Devlet, bir yıllık sürenin başlangıcını oluşturan ödeme tarihini ödeme belgeleriyle ispat etmekle yükümlüdür.
- Bilirkişinin rücu davasında ilk sorumluluk ve dava tarihi arasındaki süreye ilişkin savunması, zamanaşımı def'i olarak ileri sürülür ve bu def'inin dayanağı süreyi dolduran tarihtir; savunmayı ileri süren karşı taraf süreyi ispatlamakla yükümlüdür.
- Raporun kasten gerçeğe aykırı düzenlendiği iddiası, ceza zamanaşımı süresinin uygulanmasını isteyen taraf tarafından ispatlanmalıdır; bu ispat çoğunlukla ceza yargılamasının sonucu olan belgelere dayanır.
- Hükme esas alınan raporun gerçekten hükme dayanak yapıldığını gösteren mahkeme kararı ve dosya içeriği, bu sürenin uygulanabilmesi için gereken belgelerdir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- 6100 sayılı HMK m.266-287: Bilirkişi incelemesine ilişkin genel hükümler bölümüdür. Bu madde, aynı bölümün son maddesi olarak bilirkişiye karşı rücuya ilişkin süreyi düzenler.
- 6098 sayılı Kanun m.73: Birlikte sorumlu kişiler arasındaki rücu alacağının zamanaşımını düzenler. Bu madde bilirkişiye karşı rücu süresini özel olarak düzenlediğinden, rücu ilişkisinde özel hüküm olarak ayrılır.
- 5237 sayılı Kanun m.276: Kasten gerçeğe aykırı bilirkişi raporu düzenleme fiilinin suç olarak tanımlandığı hükümdür. Madde, bu fiil nedeniyle ceza zamanaşımı süresine atıf yapar.
- 5237 sayılı Kanun m.66: Ceza zamanaşımı sürelerini düzenler. Maddede belirtilen ceza zamanaşımı süresinin hesaplanmasında kullanılır.

## Süreler

| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| iki hafta | [m.281](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-281) | (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının… |
| bir yıl | [m.287](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-287) | (1) Devlet, ödediği tazminat nedeniyle, sorumlu bilirkişiye, ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde rücu eder. |

## Konuda geçen kararlar

- Hukuk Genel Kurulu, 2024/144 E., 2024/565 K., 20.11.2024 (m.279)
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/1031 E., 2023/1392 K., 21.12.2023 (m.283)
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/747 E., 2023/1080 K., 15.11.2023 (m.282)
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/174 E., 2023/711 K., 05.07.2023 (m.283)
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/1037 E., 2023/531 K., 31.05.2023 (m.282)
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/332 E., 2023/358 K., 26.04.2023 (m.282)
- 4. Hukuk Dairesi, 2024/502 E., 2026/119 K., 06.01.2026 (m.285)
- 4. Hukuk Dairesi, 2022/15645 E., 2025/16261 K., 04.12.2025 (m.285)
- 3. Hukuk Dairesi, 2024/4049 E., 2025/3185 K., 29.05.2025 (m.278)
- 4. Hukuk Dairesi, 2022/7227 E., 2025/1683 K., 04.02.2025 (m.285)
- İdare Dava Daireleri Kurulu, 2023/1611 E., 2024/1179 K., 27.05.2024 (m.283)
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/5716 E., 2023/7350 K., 13.12.2023 (m.286)
- 6. Hukuk Dairesi, 2022/3283 E., 2023/4005 K., 30.11.2023 (m.285)
- 3. Hukuk Dairesi, 2023/4564 E., 2023/3137 K., 08.11.2023 (m.278)
- 4. Hukuk Dairesi, 2021/27438 E., 2023/10403 K., 09.10.2023 (m.286)
- 3. Hukuk Dairesi, 2022/3430 E., 2023/603 K., 14.03.2023 (m.278)
- 6. Hukuk Dairesi, 2023/740 E., 2023/874 K., 06.03.2023 (m.286)
- 6. Hukuk Dairesi, 2022/5394 E., 2023/185 K., 23.01.2023 (m.286)
- 10. Daire, 2018/4108 E., 2022/4862 K., 31.10.2022 (m.283)
- 6. Hukuk Dairesi, 2021/4525 E., 2021/1793 K., 25.11.2021 (m.287)
- İdare Dava Daireleri Kurulu, 2021/1636 E., 2021/2487 K., 17.11.2021 (m.283)
- İdare Dava Daireleri Kurulu, 2021/1425 E., 2021/2486 K., 17.11.2021 (m.283)
- 4. Hukuk Dairesi, 2020/625 E., 2021/7881 K., 01.11.2021 (m.285)
- 9. Hukuk Dairesi, 2020/2377 E., 2021/3255 K., 03.02.2021 (m.285)
- 22. Hukuk Dairesi, 2019/8462 E., 2019/24251 K., 24.12.2019 (m.278)
- 3. Hukuk Dairesi, 2017/3490 E., 2017/1777 K., 21.02.2017 (m.287)
- 3. Hukuk Dairesi, 2013/13616 E., 2013/16528 K., 25.11.2013 (m.287)
- İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/156 E., 2025/1173 K., 09.12.2025 (m.278)
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2023/237 E., 2025/667 K., 30.05.2025 (m.282)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/211 E., 2025/555 K., 10.04.2025 (m.279)
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2024/1121 E., 2025/370 K., 03.04.2025 (m.282)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/931 E., 2024/1922 K., 05.12.2024 (m.279)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/966 E., 2024/1868 K., 28.11.2024 (m.279)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/585 E., 2024/1439 K., 26.09.2024 (m.279)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2021/1295 E., 2024/1194 K., 01.07.2024 (m.279)
- Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2022/830 E., 2024/1012 K., 27.05.2024 (m.282)
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2023/771 E., 2024/336 K., 07.02.2024 (m.280)
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2023/922 E., 2024/246 K., 26.01.2024 (m.280)
- Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2021/273 E., 2023/396 K., 24.03.2023 (m.280)
- Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2021/363 E., 2023/384 K., 23.03.2023 (m.280)
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2020/1603 E., 2023/107 K., 23.02.2023 (m.280)
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2020/803 E., 2022/2046 K., 14.10.2022 (m.280)
- İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/608 E., 2022/270 K., 22.03.2022 (m.278)
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2022/60 E., 2022/352 K., 10.03.2022 (m.287)

---

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 22.07.2020 (m.281).
Bu metin eğitim amaçlıdır, hukuki danışmanlık değildir. Bağlayıcı olan madde metnidir; alıntılarken maddenin güncel hâlini teyit edin.
Kaynak: https://www.hukuksalegitim.com/konu/medeni-usul-hukuku/bilirkisinin-sir-saklama-yukumlulugu-ve-bilirkisinin-yetkileri
