---
title: "Süreler, eski hâle getirme ve adli tatil — Medeni Usul Hukuku konu anlatımı"
course: "Medeni Usul Hukuku"
law: "Hukuk Muhakemeleri Kanunu"
articles: "HMK m.90–104"
last_amended: "2020-07-22"
compiled: "2026-10-21"
jurisdiction: "TR"
source: "https://www.hukuksalegitim.com/konu/medeni-usul-hukuku/sureler-eski-hale-getirme-ve-adli-tatil"
publisher: "Hukuksal Eğitim"
language: "tr"
---

# Süreler, eski hâle getirme ve adli tatil

Medeni Usul Hukuku › HMK › Genel hükümler — [Medeni Usul Hukuku](https://www.hukuksalegitim.com/konu/medeni-usul-hukuku)

## Kısaca

HMK m.90, HMK'da yer alan sürelerin kaynağını ve hâkimin süreler üzerindeki yetkisinin sınırını düzenler. HMK m.91, hukuk muhakemesinde sürenin hangi andan itibaren işlemeye başlayacağını düzenler: kural olarak taraflara tebliğ tarihi, kanunda öngörülen hallerde ise tefhim tarihi başlangıç noktasıdır.

## Kapsam

Bu konu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.90–104 hükümlerini kapsar: sürelerin belirlenmesi, sürelerin başlaması, sürelerin bitimi, tatil günlerinin etkisi, kesin süre, talep, süre, talebin şekli ve kapsamı, talep ve inceleme mercii, talebin yargılamaya ve hükmün icrasına etkisi, inceleme ve karar, giderler, adli tatil süresi, adli tatilde görülecek dava ve işler, adli tatilin sürelere etkisi.

- [HMK m.90 — Sürelerin belirlenmesi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-90)
- [HMK m.91 — Sürelerin başlaması](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-91)
- [HMK m.92 — Sürelerin bitimi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-92)
- [HMK m.93 — Tatil günlerinin etkisi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-93)
- [HMK m.94 — Kesin süre](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-94)
- [HMK m.95 — Talep](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-95)
- [HMK m.96 — Süre](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-96)
- [HMK m.97 — Talebin şekli ve kapsamı](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-97)
- [HMK m.98 — Talep ve inceleme mercii](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-98)
- [HMK m.99 — Talebin yargılamaya ve hükmün icrasına etkisi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-99)
- [HMK m.100 — İnceleme ve karar](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-100)
- [HMK m.101 — Giderler](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-101)
- [HMK m.102 — Adli tatil süresi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-102)
- [HMK m.103 — Adli tatilde görülecek dava ve işler](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-103)
- [HMK m.104 — Adli tatilin sürelere etkisi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-104)

## [HMK m.90 — Sürelerin belirlenmesi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-90)

Madde, HMK'da yer alan sürelerin kaynağını ve hâkimin süreler üzerindeki yetkisinin sınırını düzenler. Süreler ya kanunla belirlenir ya da hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnalar dışında hâkim kanunla belirlenmiş süreleri artıramaz ve eksiltemez. Hâkimin kendi tespit ettiği süreleri haklı sebeplerle artırıp eksiltmesi ve bu konuda tarafları dinlemesi de maddenin kapsamındadır. Madde, sürelerin başlangıcını, bitimini, tatil günlerinin etkisini, eski hâle getirmeyi ve adli tatili düzenlemez; bunlar sırasıyla süreye ilişkin ayrı hükümlerde (m.93 vd.), eski hâle getirmede (m.114 vd. değil, m.narinci bölüm hükümlerinde) ve adli tatil hükümlerinde (m.102 vd.) yer alır.

### Sürelerin belirlenmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Kanuni süre**: Doğrudan kanunda belirlenmiş süredir. Hâkim bu süreleri kural olarak artıramaz veya eksiltemez.
- **Hâkim tarafından tespit edilen süre**: Kanunun verdiği yetkiye dayanarak hâkimin belirlediği süredir. Hâkim bu süreleri haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir.
- **Haklı sebep**: Hâkimin kendi tespit ettiği süreyi artırmasını veya eksiltmesini gerekçelendiren somut nedendir. Maddede tanımı yoktur; hâkimin takdirine bağlıdır.
- **Kanunda belirtilen istisnai durum**: Kanunun, hâkime kanuni süreyi değiştirme yetkisi verdiği hâllerdir. Bu yetki ancak kanunun açıkça tanıdığı ölçüde kullanılabilir.

### Sürelerin belirlenmesi: hangi şartlar aranır?

- Sürenin kanunda belirtilmiş olması veya hâkim tarafından kanunun verdiği yetkiye dayanarak tespit edilmiş olması gerekir.
- Kanuni süre söz konusuysa, hâkimin bu süreyi artırması veya eksiltmesi için kanunda açıkça öngörülmüş bir istisnai durumun bulunması gerekir.
- Hâkimin kendi tespit ettiği süre söz konusuysa, süreyi artırma veya eksiltme için haklı sebebin bulunması gerekir.
- Hâkim kendi tespit ettiği süreyi değiştirmeden önce gerekli görürse tarafları dinlemelidir.

### Sürelerin belirlenmesi: hangi sonuçları doğurur?

- Kanuni süre kanunda istisna öngörülmedikçe hâkim tarafından artırılamaz ve eksiltilemez.
- Kanunda istisnai bir durum öngörülmüşse, hâkim kanuni süreyi bu yetkiye dayanarak değiştirebilir.
- Hâkim tarafından tespit edilen süre haklı sebeple artırılabilir veya eksiltilebilir.
- Hâkim, kendi tespit ettiği süreyi değiştirmeden önce gerekli görürse tarafları dinler.
- Hâkimin kanuni süreyi kanunda istisna olmaksızın değiştirmesi, süreye ilişkin yetkinin aşılması anlamına gelir.

### Kanuni süre ile hâkim tarafından tespit edilen süre arasındaki fark nedir?

- Kanuni süre, doğrudan kanunda belirlenmiş süredir ve kural olarak kesindir.
- Hâkim tarafından tespit edilen süre, kanunun verdiği yetkiye dayanarak hâkim tarafından belirlenir.

Sonuç: Kanuni süre kural olarak hâkim tarafından değiştirilemez; hâkim tespit ettiği süreyi haklı sebeple değiştirebilir.

### Kanunda öngörülen istisna ile genel yasak arasındaki fark nedir?

- Kanunun açıkça tanıdığı istisnai hallerde hâkim kanuni süreyi değiştirebilir.
- Bu istisnalar dışında hâkim kanuni süreyi artıramaz veya eksiltemez.

Sonuç: Kanun istisna öngörmüşse değişiklik yapılabilir; öngörmemişse değişiklik yapılamaz.

### Haklı sebeple değişiklik ile taraf dinlenmesi arasındaki fark nedir?

- Hâkim, kendi tespit ettiği süreyi haklı sebeple artırabilir veya eksiltebilir.
- Hâkim bu kararından önce gerekli görürse tarafları dinlemelidir.

Sonuç: Taraf dinleme gerekli görüldüğünde, karar öncesinde yapılmazsa kararın dayanağı zayıflar.

### Sürelerin belirlenmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Kanuni süreyi hâkimin takdiriyle artırmak veya eksiltmek; kanunda istisna yoksa bu yetki yoktur.
- Hâkim tarafından tespit edilen süreyi haklı sebep göstermeden değiştirmek.
- Hâkim tarafından tespit edilen süreyi değiştirmeden önce tarafları dinlememek.
- Hâkimin kendi tespit ettiği süreyi ile kanuni süreyi birbirine karıştırmak.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Hâkimin kendi tespit ettiği süreyi, tarafları dinledikten sonra haklı nedenlere dayanarak azaltıp çoğaltabileceği ve bu sürenin kesin olduğuna da karar verebileceği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/1872 E., 2026/690 K., 24.04.2026; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/1862 E., 2026/630 K., 14.04.2026; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2022/674 E., 2026/275 K., 26.02.2026; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/1424 E., 2026/248 K., 13.02.2026)
- Kanunun tayin ettiği sürelerin hâkim tarafından azaltılıp çoğaltılamayacağı kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/1716 E., 2026/416 K., 18.02.2026)

### Nasıl ispat edilir?

- Hâkimin kendi tespit ettiği süreyi artırma veya eksiltme kararında haklı sebebin varlığını ortaya koyması gerekir; bu sebebin dayanağı kararın gerekçesinde gösterilmelidir.
- Kanuni süreyi değiştirme iddiasını ileri süren taraf, kanunda bu yönde açık bir istisnanın bulunduğunu göstermelidir.
- Hâkimin tarafları dinlediğini gösteren tutanak veya ara karar, tespit edilen süreyi değiştirme kararının geçerliliği bakımından önemlidir.
- Süre değişikliğinin hangi sebeple yapıldığı konusunda hâkimin takdiri, kararın gerekçesinde açıklanmalıdır.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6100 sayılı Kanun m.90](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-90): Maddenin kendisidir; sürelerin kaynağını ve hâkimin yetkisinin sınırını belirler.
- [6100 sayılı Kanun m.94](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-94): Hâkim tarafından belirlenen sürenin kesin olarak bildirilmesi ve süre yeniden verilmesi hâlinde uygulanır; m.90/2'de tespit edilen sürelerin kesinliği bu hükümle bağlantılıdır.
- [6100 sayılı Kanun m.118](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-118): Hâkim tarafından kesin olarak belirlenen sürelerin ve hâkimin süre yetkisinin kullanılmasında atıf yapılan bir hükümdür.

## [HMK m.91 — Sürelerin başlaması](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-91)

Bu madde, hukuk muhakemesinde sürenin hangi andan itibaren işlemeye başlayacağını düzenler: kural olarak taraflara tebliğ tarihi, kanunda öngörülen hallerde ise tefhim tarihi başlangıç noktasıdır. Madde, tarafların ve ilgililerin kendilerine yapılan işlemlerdeki süreleri kapsar. Madde süre sonunun nasıl hesaplanacağını, tatil gününe rastlayan son günü ve süre sürelerinin türlerini düzenlemez (m.92, m.93). Eski hâle getirme talebinin süresi ve koşulları (m.127 ve devamı) ile sürenin kaçırılmasına bağlı hak düşürücü ya da zamanaşımı sonuçları da bu maddenin kapsamında değildir. Bir sürenin niteliği ve ilgili hakkın zamanaşımı rejimi ayrıca değerlendirilmelidir.

### Sürelerin başlaması: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Tebliğ tarihi**: Tebligat kanununa uygun yapılmış tebligatın ilgiliye ulaştığı ve tebliğ işleminin tamamlandığı gündür. Sürenin kural olarak bu tarihten itibaren işlemeye başlamasını sağlar.
- **Tefhim tarihi**: Kararın taraf huzurunda okunarak veya açıklanarak bildirildiği gündür. Tebliğ yerine geçen istisnai başlangıç noktasıdır ve yalnızca kanunda öngörülen hallerde kullanılır.
- **Kanunda öngörülen haller**: Sürenin tefhim tarihinden başlayacağını kanunun açıkça belirttiği durumlardır. Bu hallerin dışında başlangıç her zaman tebliğ tarihidir.

### Sürelerin başlaması: hangi şartlar aranır?

- Sürenin bir hukuk muhakemesi süresi olması bulunmalıdır.
- Sürenin başlangıcı için kanunda tefhim tarihinin öngörülmüş olup olmadığına bakılmalıdır; öngörülmemişse tebliğ tarihi esas alınmalıdır.
- Tebliğ işleminin tarafa yapılmış ve geçerli olması gerekir; tebliğin usulsüz olması halinde süre başlamaz.
- Tefhim tarihinden başlayan süreler için kararın tefhim edilmiş olması gerekir.

### Sürelerin başlaması: hangi sonuçları doğurur?

- Süre, kural olarak tarafa yapılan tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar.
- Kanunda öngörülen hallerde süre, tefhim tarihinden itibaren işlemeye başlar.
- Tebliğ tarihi ile tefhim tarihi arasında sürenin başlangıcı açısından bir fark varsa, hangi işlemin hangi başlangıç tarihine tabi olduğu kanunun ilgili hükmüne göre belirlenir.
- Süre, başlangıç tarihi bakımından tebliğ veya tefhim dışında bir olaya bağlanamaz; bu haller kanunda açıkça öngörülmelidir.

### Tebliğ ile tefhim arasındaki fark nedir?

- Kural olarak sürenin başladığı tebliğ tarihidir; taraflara yapılan tebligat esas alınır.
- Kanunda açıkça öngörülen hallerde süre, kararın tefhim edildiği tarihten işlemeye başlar.

Sonuç: Hangi tarihin esas alınacağı, sürenin başlangıç gününü ve dolayısıyla son günü doğrudan değiştirir.

### Sürelerin başlaması: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Kararın tefhim tarihini, kanunda açıkça öngörülmemiş bir süre için başlangıç olarak almak; esas kural tebliğ tarihidir.
- Tefhim tarihinden başlayan istisnayı tebliğ tarihli tüm sürelere genellemek.
- Tebliğ tarihini, tebligatın usulüne uygun yapılmadığı durumda yine de süre başlangıcı saymak.
- Sürenin başlangıç gününü hesaplarken m.92 ve m.93'teki hesaplama kurallarını bu maddenin başlangıç kuralıyla karıştırmak.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Mahkemeler, sürenin başlangıcını belirlerken önce kanunda tefhim tarihinin öngörülüp öngörülmediğine bakar; öngörülmemişse tebliğ tarihini esas alır. (2025/126 E., 2025/272 K., 25.12.2025; 2. Hukuk Dairesi, 2024/10396 E., 2025/517 K., 20.01.2025)
- Kararın tebliğ tarihinden itibaren süre işlediği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/10396 E., 2025/517 K., 20.01.2025)

### Nasıl ispat edilir?

- Süreye dayanarak işlem yapan ya da sürenin geçmediğini ileri süren tarafın, başlangıç tarihini gösteren tebliğ veya tefhim belgesini ortaya koyması gerekir.
- Tebliğ tarihi, tebligat parçası ya da tebliğ belgesi ile ispatlanır; usulsüz tebligat iddiası karşı tarafça ileri sürülebilir ve bu hâlde tebliğin geçerliliğine ilişkin ispat yükü tebliği yaptıran tarafa aittir.
- Tefhim tarihinin esas alınacağını ileri süren taraf, kanunda bu hal için açık bir hüküm bulunduğunu ve kararın o tarihte tefhim edildiğini göstermelidir.
- Sürenin başlangıcına ilişkin iddia, karşı tarafın yazılı belgelerine ve tutanaklara dayanılarak çürütülebilir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.92](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-92): Sürenin gün, hafta, ay veya yıl olarak belirlenmesi hâlinde, başlangıç gününün nasıl hesaplanacağını ve sürenin hangi gün ve saatte biteceğini düzenler; bu maddenin başlangıç kuralını tamamlar.
- [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.93](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-93): Sürenin son gününün resmi tatile rastlaması hâlinde sürenin ne zaman biteceğini düzenler.

## [HMK m.92 — Sürelerin bitimi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-92)

Madde, HMK'da sürelerin hesabına ilişkin kuralları düzenler: gün olarak belirlenen sürelerde tebliğ veya tefhim gününün hesaba katılmaması ve sürenin son günün tatil (çalışma) saatinde bitmesi, hafta, ay veya yıl olarak belirlenen sürelerde bitiş gününün belirlenmesi ve ayın sonunda karşılık gün bulunmaması hâli. Kural, taraflar ve mahkemeler için konulmuş usul süreleri bakımından uygulanır. Maddenin kendisi süreye başlangıç anını (m.91), resmî tatile rastlayan bitiş gününün uzatılmasını (m.93), adli tatilin süreler üzerindeki etkisini (m.104 ve ilgili hükümler) ve eski hâle getirme talebini düzenlemez (m.94'ün ilgili kısmı ile m.93). Sürelerin kesinliği ve hâkimin süre verme yetkisi de bu maddenin kapsamında değildir (m.90, m.94).

### Sürelerin bitimi: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Gün olarak belirlenmiş süre**: Süre, gün sayısıyla ifade edilmiş olan süredir. HMK'da kural olarak gün olarak belirlenmiş süre bulunmadığı, süreler çoğunlukla hafta, ay veya yıl olarak düzenlendiği için bu hüküm pratikte sınırlı alanda uygulanır. Diğer kanunlarda gün olarak belirlenmiş süreler de bu hükme tabidir.
- **Hesaba katılmayan gün**: Tebliğ veya tefhim edildiği gündür. Süre, bu günün ertesi gününden itibaren işlemeye başlar ve bu gün süre hesabına girmez.
- **Tatil saati**: Son günün resmî çalışma (mesai) saatinin bittiği andır. Süre, son günün bu saatinde sona erer; tebliğ ya da tefhim gününden sonra gelen çalışma saatlerinin hesabı bu kavramla belirlenir.
- **Karşılık gelen gün**: Hafta, ay veya yıl olarak belirlenmiş sürelerde başlangıç gününe bitiş ayında veya haftasında denk düşen gündür. Örneğin pazartesi başlayan iki haftalık sürenin karşılık günü, ikinci haftanın pazartesi günüdür.
- **Karşılık gün bulunmaması**: Sürenin bittiği ayda başlangıç gününün sayısına denk gelen bir gün yoksa oluşur. Bu durumda süre, o ayın son gününün tatil saatinde biter.

### Sürelerin bitimi: hangi şartlar aranır?

- Süre gün, hafta, ay veya yıl olarak belirlenmiş olmalıdır; sürenin birimi hesabın hangi kurala göre yapılacağını belirler.
- Gün olarak belirlenen sürelerde tebliğ veya tefhim edildiği gün süre hesabına katılmamalıdır.
- Hafta, ay veya yıl olarak belirlenen sürelerde başlangıç günü ile bitiş ayındaki ya da haftasındaki karşılık gün tespit edilmelidir.
- Sürenin bittiği ayda başlangıç gününe karşılık gelen gün bulunmuyorsa bitiş günü o ayın son günü olarak alınmalıdır.
- Sürenin son günü, bitiş tarihinin tatil (çalışma) saatinde sona ermiş sayılmalıdır; saat bu durumda süre bitiminin anı olur.
- Sürenin hesaplanmasında başlangıç anı tebliğ ya da kanunda öngörülen hâllerde tefhim anı olarak alınmalıdır (m.91).

### Sürelerin bitimi: hangi sonuçları doğurur?

- Gün olarak belirlenmiş sürede tebliğ veya tefhim günü süreye dahil edilmez ve süre son günün tatil saatinde sona erer.
- Hafta, ay veya yıl olarak belirlenmiş sürede bitiş, başlangıç gününe karşılık gelen günün tatil saatinde gerçekleşir.
- Bitiş ayında karşılık gün bulunmuyorsa süre o ayın son gününün tatil saatinde biter.
- Sürenin içinde kalan resmî tatil günleri de süreye dahil edilir; bu nedenle m.92 kapsamında süre bu günler dolayısıyla uzamaz.
- Sürenin son günü resmî tatil günü ise bitiş anı m.93 uyarınca tatili izleyen ilk iş günü çalışma saatinin sonudur.
- Süre bitimi, süre içinde yapılması gereken işlemin yapılmamasıyla sonuç doğurur; yasal süreler kesin olduğunda hak düşer.
- Sürenin son günü adli tatile rastlarsa, adli tatil uzatmasına ilişkin kurallar (m.104) ayrıca uygulanır.

### Gün ile hafta, ay ve yıl olarak belirlenmiş süreler arasındaki fark nedir?

- Gün olarak belirlenen sürede tebliğ veya tefhim günü hesaba katılmaz ve süre son günün tatil saatinde biter.
- Hafta, ay veya yıl olarak belirlenen sürede bitiş, başlangıç gününe karşılık gelen günün tatil saatinde gerçekleşir.

Sonuç: Hesap yöntemi değişir; gün sayımı ile karşılık gün esasına göre bitiş tarihi belirlenir.

### Karşılık gün bulunan ay ile karşılık gün bulunmayan ay arasındaki fark nedir?

- Bitiş ayında başlangıç gününe karşılık gelen bir gün varsa süre o günün tatil saatinde biter.
- Bitiş ayında karşılık gün yoksa süre o ayın son gününün tatil saatinde biter.

Sonuç: Örneğin 31 Ocak'ta başlayan bir aylık süre Şubat'ta ayın son gününde (28 veya 29) biter.

### Bitiş günü resmî tatil olan süre ile resmî tatil dışı bitiş günü arasındaki fark nedir?

- Madde, süre hesabında karşılık gün ya da son gün için tatil saatini esas alır; resmî tatil günleri süreye dahildir.
- Son gün resmî tatile rastlarsa süre tatili izleyen ilk iş günü çalışma saati sonunda biter.

Sonuç: Bu ikinci hal m.93 ile düzenlenir; m.92'deki tatil saati ifadesi yalnız bitiş anını belirler.

### Sürelerin bitimi: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Gün olarak belirlenmiş süreyi tebliğ gününü de dahil ederek saymak; tebliğ veya tefhim günü süreye dahil edilmez.
- Hafta veya ay olarak belirlenmiş süreyi gün sayarak hesaplamak; bu sürelerde karşılık gün esası uygulanır.
- Bitiş ayında karşılık gün bulunmadığında süreyi ayın ilk gününe ya da başka bir güne bağlamak; süre o ayın son gününde biter.
- Resmî tatil günlerinin süreden düşülmesi veya süreye eklenmesi gerektiğini sanmak; resmî tatil günleri süreye dahildir ve süre yalnız son gün tatile rastlarsa m.93 ile uzar.
- Sürenin bitiminin son günün tatil saatinde olduğunu gözden kaçırıp gün sonunu (24:00) esas almak; elektronik ortam dışında süre, son günün tatil saatinde biter.
- Sürenin son günü adli tatile rastladığında m.92'nin değil, adli tatil hükümlerinin uygulanacağını unutmak.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Uygulamada sürenin son gününün tespiti için tebliğ tarihinin hesaba katılmadığı ve sürenin son günün tatil saatinde bittiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/158 E., 2024/561 K., 20.11.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2023/1409 E., 2023/1244 K., 17.11.2023)
- Yargıtay uygulamasında hafta, ay ve yıl olarak belirlenmiş sürelerde karşılık gün esasının aynen uygulandığı kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2015/2401 E., 19.07.2018; Hukuk Genel Kurulu, 2023/759 E., 2023/1380 K., 21.12.2023)
- İstinaf ve temyiz başvurularında süre hesabının bu madde esas alınarak yapıldığı ve süre sonrası başvuruların reddedildiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/623 E., 2024/634 K., 23.05.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2023/1412 E., 2023/1246 K., 17.11.2023)

### Nasıl ispat edilir?

- Süre aşımı iddiasını ileri süren karşı taraf, sürenin başlangıcını gösteren tebliğ veya tefhim belgesi ile sürenin bitimini ispatlamakla yükümlüdür.
- Tebliğ tarihi, tebligat parçası veya UYAP kaydı gibi resmî belgelerle ispatlanır; tebliğ tarihi belirlenemiyorsa süre hesabı yapılamaz.
- Başvuran taraf, işlemi süre içinde yaptığını gösteren dilekçe kayıt tarihi veya elektronik işlem kaydıyla ispat yükü altındadır.
- Sürenin son gününün resmî tatil veya adli tatile rastladığı iddiası, resmî takvim ve adli tatil dönemi ile ispatlanır.
- Karşılık gün bulunmadığı ileri sürülen ay hesabı, başlangıç ve bitiş ayının takvim tarihleri üzerinden yapılır; aksi ileri sürülüyorsa takvim belgesi ile ispatlanmalıdır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/623 E., 2024/634 K., 23.05.2024)

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6100 sayılı Kanun m.91](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-91): Sürenin hangi andan başlayacağını belirler; m.92'deki hesap, bu başlangıç anından sonra işler.
- [6100 sayılı Kanun m.93](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-93): Sürenin son gününün resmî tatile rastlaması hâlinde bitiş anını tatili izleyen ilk iş gününe taşır.
- [6100 sayılı Kanun m.94](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-94): Yasal sürelerin kesinliğini ve kesin süre verilmesinin sonuçlarını düzenler; m.92'nin uygulandığı süreleri tamamlar.
- [6100 sayılı Kanun m.104](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-104): Sürenin bitiminin adli tatile rastlaması hâlinde ayrı hesap kuralını düzenler.

## [HMK m.93 — Tatil günlerinin etkisi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-93)

Bu madde, süre hesabında resmî tatil günlerinin süreye dâhil olduğunu ve sürenin son gününün resmî tatile rastlaması hâlinde sürenin ne zaman sona ereceğini düzenler. Hüküm, usul işlemlerinin yapılabileceği süreler bakımından, HMK kapsamındaki bütün süreler için geçerlidir. Madde, sürenin başlangıcını (tebliğ veya tefhim) ve gün, hafta, ay, yıl olarak sürelerin son gününün nasıl belirleneceğini düzenlemez (m.92). Adlî tatil nedeniyle sürenin bir hafta uzaması da bu maddenin konusu değildir (m.104). Maddenin yalnız usul süreleri bakımından uygulanacağına dair ayrı bir hüküm, tarafların sözleşmeyle süre hesabını değiştirmesi ve maddî hukuk sürelerinin hesabı da bu maddenin kapsamı dışındadır; bu konularda ilgili kanun hükümlerine bakılmalıdır.

### Tatil günlerinin etkisi: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Resmî tatil günü**: Resmî tatil günleri, 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun ile belirlenen, hafta sonu dışındaki resmî ve dinî bayram günleri ile belirli genel tatil günleridir. Hafta sonu günleri de süre hesabında takvim gününü oluşturur; ancak madde bakımından resmî tatil günü sayılmak için bu kanuna dayanılması gerekir.
- **Süreye dâhil olma**: Resmî tatil gününün süre hesabında sayılması, yani süre hesabında atlanmaması anlamına gelir. Resmî tatil günü süre içindeki bir gün olarak takvime eklenir ve süre bu günü de kapsayarak işler.
- **Çalışma saati**: Sürenin sona erdiği günün iş yapılan saatlerinin son anıdır. Madde, süre sonunun bu saatte gerçekleşeceğini belirler; iş günlerinde süre, mesai bitiminde sona erer.
- **Tatili takip eden ilk iş günü**: Son günün resmî tatile rastlaması hâlinde sürenin uzayarak sona ereceği gündür. Tatil günü ile iş günü arasındaki ara günler, tatil gününden sonra gelen ilk resmî tatil dışı iş günü olarak belirlenir.

### Tatil günlerinin etkisi: hangi şartlar aranır?

- Süre hesabında resmî tatil günlerinin süreye dâhil edilmesi gerekir; bu günler süre hesabından çıkarılamaz.
- Sürenin son gününün resmî tatil gününe rastlaması gerekir.
- Sürenin son günü resmî tatile rastladığında, sürenin tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda bitmesi gerekir.
- Sürenin son gününün resmî tatil dışında kalan bir gün olması hâlinde madde uygulanmaz; süre o günün sonunda sona erer.

### Tatil günlerinin etkisi: hangi sonuçları doğurur?

- Sürenin son günü resmî tatil gününe rastlarsa süre, tatili izleyen ilk iş gününün çalışma saatinin sonunda sona erer.
- Resmî tatil günleri süreye dâhil olduğundan, bu günlerde de süre işler ve işlem yapılabilir.
- Son gün resmî tatil dışında bir gün ise madde uygulanmaz; süre o günün sonunda, iş günlerinde mesai bitiminde sona erer.
- Sürenin son gününün idarî izin gününe rastlaması hâlinde madde uygulanmaz; idarî izin günleri resmî tatil sayılmadığından süre bu nedenle uzamaz.
- Madde düzenleyici niteliktedir; taraflar emredici hükümler saklı kalmak kaydıyla aksini kararlaştırabilir. Yapma borçlarında uygulanır; yapmama borçlarında ve katlanma borçlarında uygulanmaz.
- Usul süreleri bakımından süre bitimi, uzatılmış son günde mesai saati sonuna kadar hesaplanır; tatil günü için ek bir süre tanınmaz.

### Resmî tatil günü ile idarî izin günü arasındaki fark nedir?

- Resmî tatil günü, 2429 sayılı Kanun kapsamında belirlenen ve süre hesabında madde 93'ün uygulandığı günlerdir.
- İdarî izin günü, Bakanlar Kurulu kararıyla devlet memurlarının izinli sayıldığı günlerdir; resmî tatil sayılmaz.

Sonuç: Sürenin son günü idarî izin gününe rastlarsa madde 93 uygulanmaz ve süre o günün mesai bitiminde sona erer. Yargıtay uygulaması bu yöndedir.

### Gün esaslı süre ile hafta, ay veya yıl esaslı süre arasındaki fark nedir?

- Gün olarak belirlenen süreler, süre son gününün tatil saatinde bitmesi kuralına tabidir.
- Hafta, ay veya yıl olarak belirlenen süreler, son günün hesaplanma yöntemi bakımından ayrı kurallara tabidir (m.92).

Sonuç: Madde 93 her iki süre türü için de son günün tatile rastlaması hâlinde uygulanır; ancak son günün belirlenmesi m.92'ye göre yapılır.

### Usul süresi ile maddî hukuk süresi arasındaki fark nedir?

- Usul süreleri, HMK kapsamında yargılama ve kanun yolu işlemlerine ilişkin sürelerdir ve madde 93 bunlar için uygulanır.
- Maddî hukuk süreleri, örneğin zamanaşımı süreleri, bu maddenin konusu değildir ve kendi kanunlarına göre hesaplanır.

Sonuç: Tatile rastlayan maddî hukuk süresinin uzaması için bu maddeye değil, ilgili maddî hukuk kanununa bakılması gerekir.

### Doğrudan yasal süre ile yargıtay'ın tatil gününe dair ayrımı arasındaki fark nedir?

- Yasa koyucunun belirlediği usul süreleri madde 93'ün tam olarak uygulandığı süreler olarak kabul edilir.
- İşin niteliğine göre taraflarca kararlaştırılan veya emredici olmayan süreler, aksi kararlaştırılmadıkça bu maddeye tabidir; emredici hükümler bu maddeden önce gelir.

Sonuç: Sözleşmede aksi kararlaştırılmışsa taraf iradesi uygulanır; emredici bir usul süresinde bu madde doğrudan uygulanır.

### Tatil günlerinin etkisi: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Resmî tatil gününü süre hesabından çıkarmak; resmî tatiller süreye dâhildir, sayılmaması gerekir.
- Sürenin son gününün resmî tatile rastlaması hâlinde süreyi o günün mesai bitiminde sona erdirmek; bu hâlde süre, tatili izleyen ilk iş gününün çalışma saatinin sonunda sona erer.
- Cumartesi ve Pazar gibi hafta sonlarını resmî tatil gibi değerlendirmemek; hafta sonu süre hesabında sayılır ve son gün hafta sonuna rastlarsa madde 93 uygulanır.
- İdarî izin gününü resmî tatil gibi kabul ederek süreyi uzatmak; idarî izin günleri resmî tatil sayılmaz ve madde 93 uygulanmaz.
- Madde 93 ile m.104'teki adlî tatil uzatmasını birbirine karıştırmak; her iki kural farklı koşullara bağlıdır ve birlikte uygulanmaz.
- Maddî hukuk süresi olan zamanaşımı süresinin resmî tatile rastlaması hâlinde madde 93'ü doğrudan uygulamak; madde yalnız usul süreleri için değerlendirilmelidir.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Son günün Cumartesi veya Pazar gibi hafta sonuna rastlaması hâlinde, sürenin tatili takip eden ilk iş gününün mesai bitiminde sona erdiği kabul edilmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2026/227 E., 2026/213 K., 02.03.2026; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/339 E., 2025/358 K., 25.04.2025)
- Resmî tatil gününe denk gelen son günde sürenin, tatili izleyen ilk iş gününde sona erdiği ve bu günde yapılan işlemin süresinde sayıldığı kabul edilmektedir. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2021/153 E., 2022/502 K., 03.03.2022; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2021/58 E., 2022/433 K., 28.02.2022)
- Resmî tatil gününün süre hesabında dâhil edildiği ve tatil gününün süre sonu olarak kabul edilmediği, sürenin son gününün resmî tatil gününe rastlaması hâlinde madde 93'ün uygulanacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/759 E., 2023/1380 K., 21.12.2023)

### Nasıl ispat edilir?

- Sürenin son gününün resmî tatile rastladığını ileri süren taraf, bu hususu ispatlamakla yükümlüdür; tatil gününün takvimde resmî tatil olduğu, resmî kayıtlar veya 2429 sayılı Kanun ile gösterilebilir.
- Sürenin başlangıç tarihinin (tebliğ veya tefhim) ispatı, tebliğ belgesi veya tefhim tutanağı ile yapılır; başlangıç tarihi ile son gün birlikte belirlenmelidir.
- Sürenin son gününün idarî izin gününe rastladığını ileri süren taraf, Bakanlar Kurulu kararına dayanarak bu günün idarî izinli sayıldığını ve resmî tatil olmadığını hesaba katmak zorundadır.
- Süre içinde işlemin yapıldığını ileri süren taraf, işlemin yapıldığı tarihi (dilekçe kaydı, UYAP kaydı, mahkeme kayıt defteri vb.) belgeyle ispatlamakla yükümlüdür.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6100 sayılı Kanun m.92](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-92): Sürenin başlangıcını ve gün, hafta, ay, yıl olarak sürelerin son gününün hesaplanma yöntemini düzenler; madde 93 ise bu hesaplanan son günün tatile rastlaması hâlini çözer.
- [6100 sayılı Kanun m.104](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-104): Adlî tatil sırasında sona eren sürelerin tatilin bitiminden itibaren bir hafta uzamasını düzenler; madde 93'ün resmî tatil için yaptığı uzatmadan farklı bir uzatma kuralıdır.
- 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun: Resmî tatil günlerinin hangileri olduğunu belirler; madde 93 bu günlere göre uygulanır.

## [HMK m.94 — Kesin süre](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-94)

Madde, medeni yargılamada sürelerin kesinliğini düzenler. Kanunun belirlediği sürelerin kesin olduğunu (birinci fıkra), hâkimin tayin ettiği bir sürenin kesin olabilmesi için gereken koşulları ve bu sürenin kaçırılmasından doğan ikinci süre hakkını (ikinci fıkra), kesin süre içinde yapılması gereken işlemi yapmayan tarafın hakkının sona ermesini (üçüncü fıkra) düzenler. Madde, hâkimin kendi tespit ettiği süreleri haklı sebeple artırıp eksiltmesine ilişkin ayrıntıyı düzenlemez (m.90). Eski hale getirme talebi ve bu talebin süresi düzenlemez (m.91). Adli tatil, adli tatilde yapılamayan işlemler ve bu dönemde süre işlemesi düzenlemez (m.102 ve m.103). Teminat gösterilmemesinin usulden red veya müdahale talebinden vazgeçme sonucu ise ilgili maddelerdeki özel düzenlemelere tabidir (m.115 ve m.149).

### Kesin süre: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Kanunun belirlediği süre**: Doğrudan kanun hükmüyle belirlenen süredir. Hâkim bu süreyi kural olarak artıramaz ve eksiltemez; kanunda öngörülen istisnai haller dışında süre değiştirilemez.
- **Hâkimin tespit ettiği süre**: Kanunun hâkime bıraktığı yetki çerçevesinde hâkimin belirlediği süredir. Hâkim bu süreyi haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; bunu yapmadan önce gerekli görürse tarafları dinler.
- **Kesin süre**: Süresi geçtiğinde işlemin yapılma hakkının sona erdiği süredir. Kanunun belirlediği süreler kendiliğinden kesindir; hâkimin tayin ettiği süre ise yalnızca hâkimin bu yönde açıkça karar vermesi ve ihtar etmesiyle kesin olur.
- **Yeniden süre**: Kesin olduğu belirtilmeden verilen sürenin kaçırılması hâlinde, ilgili tarafın hâkimden isteyebileceği ikinci süredir. Bu süre her halde kesindir ve bir daha yeniden süre verilemez.
- **Tutanağa geçirerek ihtar**: Hâkimin kesin süreye konu işlemi açıkça belirtmesi ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını tutanağa yazarak tarafa bildirmesi işlemidir. Bu şekil koşulu, hâkimin kesinlik kararının geçerliliği için aranır.

### Kesin süre: hangi şartlar aranır?

- Hâkimin tayin ettiği bir süre bulunmalıdır; kanunun belirlediği süre için bu unsur aranmaz, süre doğrudan kesindir.
- Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar vermelidir; kesinlik kararı verilmemişse süre kesin değildir ve ikinci fıkra uyarınca yeniden süre talebi doğar.
- Kesin süreye konu işlem, hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklanmalıdır.
- Süreye uyulmamasının hukuki sonuçları açıkça tutanağa geçirilerek ihtar edilmelidir.
- Kesin olduğu belirtilmeyen süre geçmişse, taraf yeniden süre isteyebilir; bu istek üzerine verilecek ikinci süre kesin olur ve yeniden süre verilemez.
- Kesin süre içinde yapılması gereken işlem, süresinde yapılmamış olmalıdır; bu hâlde işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.

### Kesin süre: hangi sonuçları doğurur?

- Kanunun belirlediği süreler kesindir; bu sürelerde hâkim süre uzatamaz veya kısaltamaz.
- Hâkim kesinlik kararı verip ihtar etmişse, kesin süre içinde yapılmayan işlemin sonradan yapılması mümkün değildir.
- Kesin olduğu belirtilmeyen süre geçirilirse, taraf yeniden süre isteyebilir ve bu talep üzerine verilen ikinci süre kesin olur.
- Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi süresinde yapmayan tarafın o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.
- Hâkim tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar vermemişse, süre kaçırıldığında bu sonuç doğmaz ve yeniden süre yoluna başvurulabilir.
- Hakimin kesinlik kararı ihtar edilmeden verilirse, ara kararın geçerliliği tartışmalıdır ve uygulamada kesin sürenin hukuki sonuç doğurması için kararın açık ve ihtarlı olması aranmaktadır.

### Kanunun belirlediği süre ile hâkimin tayin ettiği süre arasındaki fark nedir?

- Kanunun belirlediği süre kendiliğinden kesindir ve hâkim tarafından artırılıp eksiltilemez.
- Hâkimin tayin ettiği süre kural olarak kesin değildir; hâkim bu süreyi haklı sebeple değiştirebilir ve kesinlik için ayrıca karar ve ihtar gerekir.

Sonuç: Kanuni süreyle hâkim süresi arasında kesinlik ve değiştirilebilirlik bakımından temel fark vardır; hâkim süresinin kesinliği ancak ikinci fıkradaki şartlarla doğar.

### Kesinliği belirtilmiş süre ile kesinliği belirtilmemiş süre arasındaki fark nedir?

- Hâkim kesinlik kararı vermiş ve işlemi açıkça açıklayarak ihtar etmişse süre kesindir; süre kaçırılınca yeniden süre verilmez.
- Kesinlik kararı verilmemiş süre kaçırıldığında ilgili taraf yeniden süre isteyebilir.

Sonuç: Kesin olarak belirtilmiş süre kaçırıldığında işlem yapılamaz; belirtilmemiş süre kaçırıldığında bir kez daha süre talep edilebilir.

### İlk süre ile yeniden verilen ikinci süre arasındaki fark nedir?

- İlk süre, hâkim kesinlik kararı vermemişse kesin değildir.
- Yeniden verilen ikinci süre her halde kesindir ve bu süre için kesinlik kararı verilmesi ayrıca aranmaz.

Sonuç: İkinci sürenin kaçırılması işlemin yapılma hakkının kaybı sonucunu doğurur; aynı konuda üçüncü süre verilemez.

### Kesin süre: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Kanunun belirlediği süreyi hâkimin tayin ettiği süre gibi değerlendirip, hâkimin artırıp eksiltebileceğini varsaymak.
- Hâkimin tayin ettiği süreyi, kesinlik kararı ve ihtar bulunmadığı hâlde kesin saymak; bu durumda yeniden süre talebi hakkı göz ardı edilir.
- Kesinlik kararını yazılı ara karar yerine sözlü beyanla yeterli saymak; ihtar ve açıklama unsurlarının eksik olması kararı geçersiz kılabilir.
- İkinci süreyi yeni bir kesinlik kararı gerekiyormuş gibi yorumlamak; ikinci süre kendiliğinden kesindir.
- Yeniden süre talebini, süre geçmeden önce yapılabilecek bir istek gibi değerlendirmek; talep ancak kesin olmayan sürenin geçmesinden sonra gündeme gelir.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Hâkimin tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verilebilmesi için ara kararın açık, tereddüde yer bırakmayan şekilde oluşturulması, yapılması gereken işlemlerin tek tek belirtilmesi ve süreye uyulmamasının sonuçlarının tarafa bildirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/158 E., 2024/561 K., 20.11.2024; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1523 E., 2024/1517 K., 13.06.2024)
- Kesin süre verilirken süre içinde yapılabilecek bir işlemin mümkün olması, yani sürenin işlemi yapmaya elverişli olması aranmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1023 E., 2024/308 K., 06.06.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2022/1281 E., 2024/309 K., 06.06.2024)
- Kesin süreye ilişkin ara kararın verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğduğu ve hâkimin bu kararından dönemeyeceği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2023/948 E., 2023/1146 K., 12.07.2023)
- Hâkimin kesin olduğunu belirtmeden verdiği ikinci sürenin de kesin olduğu, bu kesinliğin doğrudan yasadan kaynaklandığı; ikinci sürenin ihtar edilmemiş olsa bile sonucun değişmeyeceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/232 E., 2023/553 K., 31.05.2023)
- Keşif gideri ya da bilirkişi ücreti için verilen kesin sürenin, bilirkişi kimliği ve davetiye gideri gibi unsurlar belirtilmeden kurulmuşsa usulüne uygun olmadığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/158 E., 2024/561 K., 20.11.2024; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1523 E., 2024/1517 K., 13.06.2024)

### Nasıl ispat edilir?

- Kesin süre sonucunun ileri sürülebilmesi için kesin süre kararının dosyada bulunması gerekir; bu karar ara karar tutanağı ile ispatlanır. Kesinlik kararını ve ihtarı dayanak yapan taraf, bunların tutanağa geçtiğini göstermekle yükümlüdür.
- Yeniden süre talebinde bulunan taraf, önceki sürenin kesin olduğu belirtilmediğini ve sürenin geçtiğini dosya içeriğiyle ortaya koymalıdır.
- Kesin süreye uyulduğunu savunan taraf, süre içinde işlemi yaptığını (dilekçe, makbuz, tebligat kaydı gibi belgelerle) ispatlamakla yükümlüdür.
- İhtarın yapılmadığı iddiası ileri süren taraf, tutanağın bu içerikte olmadığını ileri sürer; bu hâlde mahkeme tutanağa bakarak değerlendirme yapar.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6100 sayılı Kanun m.90](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-90): Hâkimin kendi tespit ettiği süreleri haklı sebeple artırıp eksiltmesini düzenler; bu madde ile birlikte okunduğunda hâkim süresinin kesinliği ile değiştirilebilirliği ayrılır.
- [6100 sayılı Kanun m.91](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-91): Kesin süreyi kaçıran tarafın eski hale getirme yoluna başvurup başvuramayacağını düzenler; bu yol kesin süre hükmünün istisnası sayılmaz, ayrı bir koruma aracıdır.
- [6100 sayılı Kanun m.102](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-102): Adli tatilin süre işlemesi üzerindeki etkisini düzenler; kesin süreler adli tatilde hesaplanırken bu hüküm ayrıca gözetilir.

## [HMK m.95 — Talep](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-95)

Madde, kanunda belirtilen veya hâkimin kesin olarak belirlediği bir süre içinde, elde olmayan sebeplerle işlemini yapamayan kişiye eski hâle getirme talebi yolunu açar ve bu yolun koşullarını düzenler. Kural, yargılama hukukuna ilişkin kesin süreler için geçerlidir; Hukuk Muhakemeleri Kanunu dışındaki usul kanunlarındaki kesin süreler için de uygulanır. Madde, ikinci fıkrasıyla aynı sonuca başka bir hukuki yoldan ulaşılabiliyorsa talebin yapılamayacağını söyler. Eski hâle getirme talebinin süresini, şeklini, merciini ve yargılamaya etkisini madde metninde düzenlemez; bunlar 6100 sayılı Kanun m.96, m.97, m.98 ve m.99'da yer alır. Maddi hukuka ilişkin hak düşürücü süreler ve zamanaşımı için bu yol kapalıdır, bu konu maddi hukuk kurallarına aittir. Eski hâle getirme talebinin kabulü halinde hangi işlemlerin geçersiz olacağı m.100/2'de düzenlenmiştir. İcra hukukunda genel bir eski hâle getirme düzenlemesi bulunmadığı da uygulamada ayrıca gözetilmelidir.

### Talep: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Eski hâle getirme**: Elde olmayan bir sebeple kesin bir süre içinde yapılamayan usul işleminin, sonradan yapılabilmesine imkân tanıyan olağan dışı yoldur. Kusursuz gecikmeyi telafi eder ve kesin süre niteliğindeki süreleri hedef alır.
- **Elde olmayan sebep**: Tarafın iradesine bağlı olmayan, haklı, geçerli ve objektif bir engeldir. Ağır hastalık ve doğal afet örnek olarak gösterilir. Engel ile yapılamayan işlem arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır.
- **Kesin süre**: Kanunda belirtilen veya hâkimin kesin olarak belirlediği süredir. Kesin olmayan veya hak düşürücü niteliği bulunmayan süreler bakımından eski hâle getirme yoluna gidilmesine gerek yoktur.
- **Başka hukuki yol**: Kaçırılan işlemle aynı sonuca, eski hâle getirme dışında ulaşmayı sağlayan kanuni imkândır. Varlığı halinde eski hâle getirme talebi reddedilir.

### Talep: hangi şartlar aranır?

- Eski hâle getirme talebinde bulunan kişinin kanunda belirtilen veya hâkimin kesin olarak belirlediği bir süre içinde bir işlemi yapamamış olması gerekir.
- Süresinde yapılamamanın sebebi elde olmayan bir sebep olmalıdır; sebep tarafın iradesine bağlı olmamalı ve haklı, geçerli, objektif bir engel niteliği taşımalıdır.
- Elde olmayan sebep ile işlemin yapılamaması arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır.
- Kaçırılan işlemle ulaşılmak istenen aynı sonuca eski hâle getirme dışında başka bir hukuki yoldan ulaşılamıyor olmalıdır; ulaşılabiliyorsa talep yapılamaz.
- Eski hâle getirme talebi, süresinde yapılamayan işlemi bu talebin yapılması için öngörülen süre içinde yapılmalıdır; bu zorunluluk m.97 kapsamındadır.

### Talep: hangi sonuçları doğurur?

- Elde olmayan sebeple kesin süre içinde işlem yapılamadığında, işlemi yapamayan kişi eski hâle getirme talebinde bulunabilir.
- Süresinde yapılamayan işlemle ulaşılmak istenen aynı sonuca başka bir hukuki yoldan ulaşılabiliyorsa eski hâle getirme talebinde bulunulamaz.
- Başka hukuki yol mevcutsa talep reddedilir; bu durumda kişinin o yolu kullanması gerekir.
- Sebep tarafın kusurundan kaynaklanıyorsa, yani elde olmayan bir sebep bulunmuyorsa, talep kabul edilmez.
- Kesin olmayan veya hak düşürücü niteliği bulunmayan süreler için bu yola başvurmak gerekmez.

### Kesin süre ile kesin olmayan süre arasındaki fark nedir?

- Kanunda belirtilen veya hâkimin kesin olarak belirlediği süre, eski hâle getirmenin konusu olabilir.
- Kesin olmayan veya hak düşürücü niteliği bulunmayan süre, eski hâle getirme yoluna konu edilemez.

Sonuç: Kesin olmayan süre kaçırıldığında eski hâle getirme talebine gerek yoktur; hâkim süreyi uzatabilir veya işlem ileriye bırakılabilir.

### Usul süresi ile maddi hukuk süresi arasındaki fark nedir?

- Yargılama usulüne ilişkin kesin süreler, eski hâle getirme yolunun konusudur.
- Hak düşürücü süreler ve zamanaşımı gibi maddi hukuka ilişkin süreler, bu yolun dışındadır.

Sonuç: Maddi hukuk süresi kaçırılmışsa eski hâle getirme ile hak geri kazanılamaz.

### HMK süresi ile diğer usul kanunlarındaki süre arasındaki fark nedir?

- Hukuk Muhakemeleri Kanununda yer alan kesin süreler, madde kapsamındadır.
- Aile veya tüketici mahkemelerine ilişkin özel hükümlerdeki kesin süreler de madde gerekçesine göre kapsama girer.

Sonuç: Kesin sürenin kaynağı HMK olmasa da elde olmayan sebeple kaçırılmışsa eski hâle getirme yoluna başvurulabilir.

### Eski hâle getirme ile icra hukukundaki itiraz süresi arasındaki fark nedir?

- Yargılama hukukundaki kesin süreler için madde uygulanır.
- İcra hukukunda genel bir eski hâle getirme düzenlemesi bulunmamaktadır; yalnızca ödeme emrine itiraz ile haciz ihbarnamesine itiraz gibi belirli hallerde özel hüküm vardır.

Sonuç: İcra hukukunda süre kaçırıldığında bu madde genel olarak uygulanmaz; özel hüküm gerekir.

### Talep: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Kesin olmayan veya hak düşürücü niteliği bulunmayan süreye eski hâle getirme yoluyla başvurmak; bu durumda madde uygulanmaz, sadece usul kuralı gerekir.
- Maddi hukuka ilişkin hak düşürücü süre veya zamanaşımı için eski hâle getirme yoluna gitmek; bu yol kapalıdır.
- Elde olmayan sebep ile kusurun ayrımını yapmadan, sebebin yalnızca varlığını göstermekle yetinmek; sebep objektif, haklı ve geçerli bir engel olmalıdır.
- İkinci fıkrayı gözden kaçırarak aynı sonuca başka bir hukuki yoldan ulaşılabildiği halde talep etmek.
- İlk fıkradaki ulaşılmak istenen sonucun, başka yolla ulaşılabilirliğini değerlendirmeden talebi kabul etmek.
- Sağlık sorununu, vekilin veya diğer temsilcinin işlemi yerine getirme imkânını dikkate almadan elde olmayan sebep saymak.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Eski hâle getirme talebinde bulunan tarafın sebebi somut olaylar ve belgeyle ortaya koyması beklenmektedir; mahkemeler, sebebin mantıklı ve tutarlı olup olmadığını önce değerlendirmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2026/833 E., 2026/622 K., 02.02.2026; 11. Hukuk Dairesi, 2021/8910 E., 2023/3013 K., 16.05.2023)
- Süresinde yapılamayan işlemle aynı sonuca başka bir yoldan ulaşılabildiği hallerde mahkemeler talebi ikinci fıkra uyarınca reddetmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2023/14024 E., 2023/18838 K., 04.12.2023)
- Eski hâle getirme talebinin ikinci fıkra bakımından değerlendirilmesinde, kaçırılan işlemin yerine geçebilecek yasal bir yolun bulunup bulunmadığına bakılmaktadır. (9. Hukuk Dairesi, 2023/14024 E., 2023/18838 K., 04.12.2023)
- Sağlık sorunu öne sürülse bile, vekil ve diğer temsilcilerin işlemi yerine getirebilme imkânı bulunduğu hallerde talep koşulları gerçekleşmemiş sayılmaktadır. (2. Hukuk Dairesi, 2023/1704 E., 2023/5407 K., 09.11.2023)
- Sağlık sorunu gerekçesiyle yapılan başvurularda, bu durumun madde anlamında elde olmayan sebep oluşturup oluşturmadığı somut olaya göre değerlendirilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2021/8910 E., 2023/3013 K., 16.05.2023)
- Eski hâle getirme talebine konu olan süre, ilk derece mahkemesince değil üst merci tarafından incelenmekte; bu yönde açıklama yapan kararlar bulunmaktadır. (8. Hukuk Dairesi, 2022/8543 E., 2023/4069 K., 04.07.2023)

### Nasıl ispat edilir?

- Eski hâle getirme talebinde bulunan taraf, süresinde işlemi yapamadığını ve bunun elde olmayan bir sebepten kaynaklandığını ispat etmekle yükümlüdür.
- Sebep, sağlık raporu, hastane kaydı ve benzeri belgelerle ortaya konulur; belgesiz veya inandırıcı olmayan iddialar değerlendirmeye alınmaz.
- Karşı taraf, aynı sonuca başka bir hukuki yoldan ulaşılabildiğini ileri sürerek talebin reddini isteyebilir; bu savunmayı ileri süren taraf, başka yolun varlığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Mahkeme eski hâle getirme şartlarını re'sen araştırır; taraflar bu konuda anlaşma yapamaz ve karşı tarafın ikrarı hâkimi bağlamaz.
- Eski hâle getirme sebepleri çoğunlukla hukuki fiil veya haksız fiile dayandığından, senetle ispat kuralı bu bağlamda katı biçimde uygulanmaz.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6100 sayılı Kanun m.94](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-94): Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi süresinde yapmayan tarafın işlem hakkının ortadan kalkacağını düzenler; m.95 bu sonucun istisnasını oluşturur.
- [6100 sayılı Kanun m.96](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-96): Eski hâle getirme talebinin engelin kalkmasından itibaren iki hafta içinde yapılmasını ve nihai karara kadar talep edilebilmesini düzenler.
- [6100 sayılı Kanun m.97](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-97): Talebin dilekçeyle yapılmasını, talebin dayandığı sebeplerin delil veya emarelerle gösterilmesini ve süresinde yapılamayan işlemin de talep süresi içinde yapılmasını düzenler.
- [6100 sayılı Kanun m.98](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-98): Talebin hangi mahkemeden isteneceğini belirler; istinaf veya temyiz yolu kapandığında bölge adliye mahkemesi ya da Yargıtay yetkilidir.
- [6100 sayılı Kanun m.100](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-100): Talebin ön sorun veya temyiz usulüne göre incelenmesini ve talebin kabulü halinde hangi işlemlerin geçersiz olacağını düzenler.

## [HMK m.96 — Süre](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-96)

HMK m.96, eski hâle getirme talebinin hangi süre içinde ileri sürülebileceğini ve bu talebin ilk derece ile istinaf yargılamasında en geç hangi aşamaya kadar yapılabileceğini düzenler. Birinci fıkra iki haftalık talep süresini, ikinci fıkra ise talep için son sınırı ve nihai karar verilmiş bir tarafın yokluğunda kaçırılan süreler bakımından ayrık bir imkânı kapsar. Kurala, eski hâle getirmeyi isteyebilecek taraflar ve ilk derece ile istinaf mahkemelerindeki yargılamalar bakımından uygulanır. Eski hâle getirmenin koşullarını (m.95), eski hâle getirme talebinin usulünü ve incelenmesini (m.97), talebin kabulü halinde yapılacak işlemi (m.98) ve Yargıtayda eski hâle getirme ile ilgili kuralları düzenlemez.

### Süre: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Eski hâle getirme**: Kanunun belirlediği veya hâkimin kesin olarak tespit ettiği bir süre içinde, tarafın elinde olmayan bir sebeple işlemi yapamamış olması hâlinde, o işlemin yapılmasına yeniden imkân tanıyan yargılama kurumudur. Maddi hukuktaki hak düşürücü sürelere uygulanmaz.
- **Engelin ortadan kalkması**: Tarafın işlemi süresinde yapmasını önleyen elde olmayan sebebin sona erdiği andır. İki haftalık talep süresi bu andan işlemeye başlar; engelin ne zaman öğrenildiği ayrıca aranmaz, ortadan kalkma anı esas alınır.
- **Nihai karar**: İlk derece veya istinaf mahkemesinin davayı esastan sonuçlandıran kararıdır. Eski hâle getirme talebi, ikinci fıkra uyarınca bu karara kadar yapılabilir.
- **Bir tarafın yokluğunda verilen nihai karar**: Taraflardan birinin duruşmada veya yargılamada hazır bulunmadığı durumda verilen nihai karardır. Bu halde tahkikat aşamasında kaçırılan süreler için karar verildikten sonra da talepte bulunulabilir.

### Süre: hangi şartlar aranır?

- Eski hâle getirme talebinin, kanunda veya hâkim tarafından kesin olarak belirlenmiş bir sürenin kaçırılmasına dayanması gerekir.
- Süre kaçırılmasının, tarafın elinde olmayan, haklı, geçerli ve objektif bir engelden kaynaklanması gerekir (bu koşul m.95 kapsamındadır).
- Talep, engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde ileri sürülmelidir.
- İlk derece veya istinaf yargılamasında talep, en geç nihai karar verilinceye kadar yapılmalıdır.
- Nihai karar bir tarafın yokluğunda verilmişse, tahkikat aşamasında kaçırılan süreler için talep karardan sonra da yapılabilir; bu halde de talep iki haftalık süreye bağlıdır.
- Talep, hak düşürücü veya zamanaşımına tabi maddi hukuk sürelerine ya da mahkemelere tanınan sürelere ilişkin olmamalıdır.

### Süre: hangi sonuçları doğurur?

- Talep, engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde yapılırsa, hâkim eski hâle getirme şartlarını inceleyerek karar verir.
- Talep iki haftalık süre geçtikten sonra yapılırsa, talep süresinde yapılmamış sayılır ve reddedilir.
- İlk derece ve istinaf yargılamasında talep, en geç nihai karar verilinceye kadar ileri sürülebilir.
- Nihai karar verildikten sonra yapılan talep, kural olarak kabul edilmez.
- Bir tarafın yokluğunda verilen nihai karardan sonra, tahkikat aşamasında kaçırılan süreler için iki haftalık süre içinde talep yapılabilir.
- Yargıtayda temyiz süresinin kaçırılması halinde nihai karara ilişkin sınır uygulanmaz.

### Engelin ortadan kalkması ile nihai karar arasındaki fark nedir?

- Birinci fıkradaki iki haftalık süre, engelin ortadan kalkmasından itibaren işler; talep bu süreye bağlıdır.
- İkinci fıkradaki son sınır ise nihai karar verilinceye kadar olan zamandır; talep bu iki ölçütün her ikisine uymalıdır.

Sonuç: Engel iki hafta önce ortadan kalkmış olsa bile, nihai karar verildikten sonra talep edilemez (yokluk halleri hariç).

### Tarafın yokluğunda verilen nihai karar ile hazır bulunan tarafın nihai kararı arasındaki fark nedir?

- Nihai karar bir tarafın yokluğunda verilmişse, tahkikat aşamasında kaçırılan süreler için karar sonrasında da talep yapılabilir.
- Her iki tarafın hazır bulunduğu veya kararın hazır bulunan tarafa karşı verildiği hallerde talep, nihai karara kadar yapılmalıdır.

Sonuç: Yokluk halinde hukuki dinlenilme hakkının korunması için talep süresi karar sonrasına uzar; diğer hallerde bu olanak yoktur.

### İlk derece ve istinaf yargılaması ile yargıtay yargılaması arasındaki fark nedir?

- İkinci fıkradaki nihai karar sınırı ilk derece ve istinaf yargılamalarında uygulanır.
- Yargıtayda temyiz süresinin kaçırılması hâlinde kural olarak ayrı bir eski hâle getirme sınırlaması öngörülmemiştir; gerekçe bu farkı açıklar.

Sonuç: Yargıtay bakımından nihai karar sınırı aranmaz; ilk derece kuralları yalnız Yargıtayın ilk derece olarak baktığı hallerde geçerlidir.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- İki haftalık talep süresinin başlangıcı, engelin ortadan kalktığı tarihtir ve bu tarih dosyadan ya da tarafın beyanından belirlenir; uygulamada engelin ortadan kalkma tarihinin tespitinde kayıt ve belgelerin sunulması önem kazanmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/3647 E., 2019/2315 K., 19.12.2019)
- Eski hâle getirme talebinin süresinde yapılıp yapılmadığı, dilekçenin sisteme kaydedildiği tarihe göre değerlendirilmektedir; talep iki haftalık sürenin dışında kalırsa reddedilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/3647 E., 2019/2315 K., 19.12.2019)
- Talebin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle eski hâle getirme talebi reddedilmekte ve bu ret kararına ilişkin itirazlar bu çerçevede incelenmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/887 E., 2023/3430 K., 01.06.2023)
- İlk derece veya istinaf yargılamasında talebin nihai karara kadar yapılabileceği, bu sınırdan sonra yapılan talebin kabul edilemeyeceği kabul edilmektedir. (6. Hukuk Dairesi, 2023/2648 E., 2024/4083 K., 14.11.2024)
- Nihai kararın bir tarafın yokluğunda verilmesi halinde tahkikat aşamasında kaçırılan süreler bakımından talebin karar sonrasında da yapılabileceği, bunun için iki haftalık sürenin korunması gerektiği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2021/8910 E., 2023/3013 K., 16.05.2023)
- Eski hâle getirme talebinin ilk derece ve istinaf yargılamasında ön sorun olarak incelendiği, bu nedenle talebin nihai karara kadar yapılmasının yeterli görüldüğü kabul edilmektedir. (8. Hukuk Dairesi, 2022/8543 E., 2023/4069 K., 04.07.2023)

### Nasıl ispat edilir?

- Eski hâle getirme talebinde bulunan taraf, engelin ortadan kalktığı tarihi ve talebin iki haftalık süre içinde yapıldığını ispatlamakla yükümlüdür; bu tarih dilekçenin sisteme kaydı veya tebliğ belgeleriyle gösterilebilir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/3647 E., 2019/2315 K., 19.12.2019)
- Talebin dayandığı elde olmayan sebebin (örneğin ağır hastalık, doğal afet) varlığını ileri süren taraf bunu belgeyle ispat etmelidir; uygulamada sağlık raporu gibi resmi belgeler kullanılmaktadır. (11. Hukuk Dairesi, 2021/8910 E., 2023/3013 K., 16.05.2023)
- Karşı taraf, talebin süresinde yapılmadığını veya engelin daha önce ortadan kalktığını savunursa, bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır; kayıt ve tebliğ tarihleri bu savunmada esas alınır. (11. Hukuk Dairesi, 2022/887 E., 2023/3430 K., 01.06.2023)
- Nihai kararın bir tarafın yokluğunda verildiğini ileri süren taraf, yokluk halini ve tahkikat aşamasında kaçırılan süreyi belgelerle göstermelidir. (6. Hukuk Dairesi, 2023/2648 E., 2024/4083 K., 14.11.2024)
- Talebin nihai karara kadar yapıldığını ileri süren taraf, karar tarihinden önce talebin mahkemeye sunulduğunu dosya kayıtlarıyla göstermelidir. (6. Hukuk Dairesi, 2023/2648 E., 2024/4083 K., 14.11.2024)

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6100 sayılı Kanun m.95](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-95): Eski hâle getirmenin koşullarını, yani elde olmayan sebebi ve işlem ile sebep arasındaki illiyet bağını düzenler; m.96 bu koşulların varlığı halinde talebin hangi süre içinde yapılacağını belirler.
- [6100 sayılı Kanun m.97](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-97): Eski hâle getirme talebinin usulünü, talebin nasıl ileri sürüleceğini ve incelenmesini düzenler; m.96'daki süre ve son sınır bu talep usulünün zamanını belirler.
- [6100 sayılı Kanun m.98](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-98): Talebin kabulü halinde yapılacak işlemi düzenler; m.96'daki süre ve sınırlar aşılmışsa bu sonuç doğmaz.
- [6100 sayılı Kanun m.94](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-94): Kesin sürelerin kesinliğini ve kesin sürede yapılmayan işlemin sonucunu düzenler; eski hâle getirme talebi bu süreler kaçırıldığında gündeme gelir.

## [HMK m.97 — Talebin şekli ve kapsamı](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-97)

HMK m.97, eski hâle getirme talebinin nasıl yapılacağını düzenler: talebin dilekçeyle yapılmasını, dilekçede talebin dayandığı sebeplerin ile bunların delil veya emarelerinin gösterilmesini ve süresinde yapılamayan işlemin eski hâle getirme talebi içinde öngörülen süre içinde yapılmasının zorunluluğunu kapsar. Madde, eski hâle getirmenin şartlarını (ilgilinin kusursuzluğu, engelin ortadan kalkması ve süre) ve kararın verilmesine ilişkin usulü düzenlemez; bunlar m.97'nin bulunduğu eski hâle getirme hükümlerinin diğer fıkralarında yer alır. Ayrıca eski hâle getirme süresinin başlangıcı ve bu süreye ilişkin hükümler, eski hâle getirmenin kapsamı ve yargılama giderleri bakımından bu maddede bir düzenleme yoktur. Madde, eski hâle getirme talebinin yalnızca dilekçe ile yapılacağını belirler; talep yüzünden doğan usul sonuçları madde metninde ayrıca belirtilmez. Maddenin uygulanması ilgili tarafın eski hâle getirme talebinde bulunmasına bağlıdır.

### Talebin şekli ve kapsamı: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Eski hâle getirme**: Taraf veya ilgilinin kendi kusuru olmaksızın belirli bir usul işlemini süresinde yapamaması hâlinde, o işlemi yapabilmesi için hukuki imkân sağlayan usul müessesesidir. Talep dilekçeyle yapılır ve bu talep ayrı bir süre içinde ileri sürülmelidir.
- **Eski hâle getirme talebinin dilekçesi**: Talebin yazılı olarak yapılmasını ifade eder; sözlü beyanla talep yapılamaz. Dilekçede talebin dayandığı sebepler ile bunların delil veya emarelerinin de gösterilmesi gerekir.
- **Emare**: Sebebin varlığını ilk bakışta makul ölçüde destekleyen, tam ispat düzeyinde olmayan belirti niteliğindeki vakıadır. Dilekçede delil yanında emarenin de gösterilmesi yeterlidir.
- **Süresinde yapılamayan işlem**: Eski hâle getirme talebine konu olan, kanunda öngörülen süre içinde yerine getirilemeyen usul işlemidir. Bu işlemin de talep süresi içinde yapılması zorunludur.

### Talebin şekli ve kapsamı: hangi şartlar aranır?

- Eski hâle getirme talebinin dilekçeyle yapılması gerekir.
- Dilekçede talebin dayandığı sebeplerin açıkça gösterilmesi gerekir.
- Talebin dayandığı sebeplerin delil veya emareleri dilekçede gösterilmelidir.
- Süresinde yapılamayan usul işleminin, eski hâle getirme talebi için öngörülen süre içinde yapılması zorunludur.

### Talebin şekli ve kapsamı: hangi sonuçları doğurur?

- Eski hâle getirme talebi dilekçeyle yapılmazsa talep geçerli biçimde ileri sürülmemiş olur.
- Dilekçede talebin dayandığı sebepler ve bunların delil veya emareleri gösterilmezse talebin dayanağı eksik kalır.
- Süresinde yapılamayan işlem talep süresi içinde yapılmazsa eski hâle getirme imkânından yararlanılamaz.
- Talep süresi içinde işlem de yapılmışsa eski hâle getirme talebi usulüne uygun ileri sürülmüş sayılır.

### Eski hâle getirme talebi ile talebe konu işlem: fark nedir?

- Eski hâle getirme talebi, süresi geçmiş işlemi yapma imkânını isteyen ayrı bir usul başvurusudur.
- Süresinde yapılamayan işlem ise talep içinde ya da talebe bağlı olarak yerine getirilen asıl usul işlemidir.

Sonuç: Her ikisinin de talep süresi içinde yapılması gerekir; işlem ertelenirse talep süresi içinde yapılmış olmalıdır.

### Talebin şekli ve kapsamı: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Eski hâle getirme talebini dilekçe yerine sözlü beyanla ya da duruşmada yapmak; talep yazılı dilekçeyle yapılmalıdır.
- Dilekçede talebin dayandığı sebepleri yazıp delil veya emareleri göstermemek; bu eksiklik talebin dayanağını zayıflatır.
- Süresinde yapılamayan işlemi talep süresi dışında yapmak; işlem eski hâle getirme talep süresi içinde yapılmalıdır.
- Eski hâle getirme talebinin dilekçede gösterilmesi gereken unsurlarını, işlemin kendisiyle karıştırmak; iki ayrı başvurunun sürelerini ayırt etmek gerekir.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Eski hâle getirme talebinin dilekçe ile yapılması ve dilekçede talebin dayandığı sebeplerin ile delil veya emarelerinin gösterilmesi zorunlu kabul edilmektedir. (1. Hukuk Dairesi, 2026/1023 E., 2026/1525 K., 02.03.2026; 1. Hukuk Dairesi, 2024/5823 E., 2025/6272 K., 25.12.2025; 1. Hukuk Dairesi, 2025/3633 E., 2025/4008 K., 25.09.2025; 1. Hukuk Dairesi, 2023/5429 E., 2024/5962 K., 04.11.2024)
- Madde gerekçesi, süresinde yapılamayan işlemin eski hâle getirme talebiyle birlikte yapılabileceğini, ancak bunun zorunlu olmadığını ve talep süresi içinde daha sonra da yapılabileceğini belirtmektedir.
- Yargıtay kararlarında, eski hâle getirme talebinin m.97 uyarınca ayrıca değerlendirilmesi ve bu hükmün gözetilmemesinin bozma nedeni sayılması eğilimi bulunmaktadır. (5. Hukuk Dairesi, 2025/48 E., 2025/13548 K., 23.10.2025; 7. Hukuk Dairesi, 2024/4640 E., 2024/6053 K., 26.12.2024)

### Nasıl ispat edilir?

- Eski hâle getirme talebinde bulunan taraf, talebin dayandığı sebepleri ispat yükü altındadır; bu sebepleri dilekçede somut olarak göstermelidir.
- Talebin dayandığı sebeplerin delil veya emareleri dilekçede gösterilmelidir; yazılı belge, tanık veya diğer delil türleri ile ileri sürülebilir.
- Karşı taraf, talebin sebeplerinin gerçekleşmediğini veya ilgilinin kusurlu olduğunu ileri sürerse bu savunmayı kendisi ispatlamak zorundadır.
- Süresinde yapılamayan işlemin talep süresi içinde yapıldığı, tarih ve belgelerle ortaya konulmalıdır.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- 6100 m.97: Maddenin kendi metninde yer alan hükümdür; eski hâle getirme talebinin şekline ve süresine ilişkin esas düzenlemedir.

## [HMK m.98 — Talep ve inceleme mercii](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-98)

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 98. maddesi, süresinde yapılamayan bir işlem için eski hâle getirme talebinin hangi merciye yapılacağını düzenler. Birinci fıkra, talebin asıl işlem süresinde yapılsaydı o işlem hakkında incelemeyi yapacak mahkemeye yöneltilmesini; ikinci fıkra ise istinaf veya temyiz yoluna başvuru hakkının düşmesi hâlinde talebin bölge adliye mahkemesine ya da Yargıtaya yöneltilmesini kurar. Madde, süresinde yapılamayan her usul işlemi bakımından taraflara ve ilgililere uygulanır. Eski hâle getirmenin koşullarını, talep süresini ve karara karşı yolları düzenlemez; bunlar ilgili maddelerde yer alır. Eski hâle getirme talebinin kabulü hâlinde işlemin yapılmış sayılması ile ilgili hüküm de bu maddenin kapsamında değildir.

### Talep ve inceleme mercii: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Eski hâle getirme**: Taraf veya ilgilinin kendi kusuru olmaksızın süresinde yapamadığı bir usul işleminin, sonradan yapılmasına imkân tanıyan kurumdur. Talep, işlemin hangi merciinde inceleneceğine göre belirlenen bir mercie yapılır.
- **Yapılamayan işlem**: Süresi içinde yapılmamış ya da yapılması mümkün olmamış usul işlemidir. Madde, bu işlemin hangi mahkemede inceleneceğini belirleyici ölçüt sayar.
- **Bölge adliye mahkemesi (eski hâle getirme bakımından)**: İstinaf yoluna başvuru hakkı düştüğünde eski hâle getirme talebinin yöneltildiği mahkemedir. Yetki, istinaf hakkının düşmesi hâlindeki kanun yolu esasına bağlıdır.
- **Yargıtay (eski hâle getirme bakımından)**: Temyiz yoluna başvuru hakkı düştüğünde eski hâle getirme talebinin yöneltildiği mercidir. Yetki, temyiz hakkının düşmesi hâlinde ortaya çıkar.

### Talep ve inceleme mercii: hangi şartlar aranır?

- Süresinde yapılamayan bir usul işleminin bulunması gerekir.
- Talebin, işlemin süresinde yapılsaydı hangi mahkemede inceleneceği belirlenerek o mahkemeye yapılması gerekir.
- İstinaf yoluna başvuru hakkı düşmüşse talebin bölge adliye mahkemesine yapılması gerekir.
- Temyiz yoluna başvuru hakkı düşmüşse talebin Yargıtaya yapılması gerekir.

### Talep ve inceleme mercii: hangi sonuçları doğurur?

- Eski hâle getirme talebi, yapılamayan işlemin incelenme merciine yapıldığında bu mercii talebi inceler.
- İstinaf yoluna başvuru hakkı düşmüşse talep bölge adliye mahkemesinden istenir.
- Temyiz yoluna başvuru hakkı düşmüşse talep Yargıtaydan istenir.
- Talep yanlış mercie yapılırsa maddenin öngördüğü yetkili merciye yönlendirme sorusu doğar; madde bu konuda ayrıca usul kuralı koymaz.

### Asıl işlemin incelenme merciine yapılan talep ile istinaf veya temyiz hakkının düşmesi hâli arasındaki fark nedir?

- Birinci fıkraya göre, süresinde yapılamayan işlem hakkında inceleme yapılacak mahkemeye talep yapılır.
- İkinci fıkraya göre, istinaf veya temyiz yoluna başvuru hakkı düşmüşse talep bölge adliye mahkemesine ya da Yargıtaya yapılır.

Sonuç: Yetkili merci, düşen hakkın hangi kanun yolu olduğuna göre değişir. Dava dışı bir usul işleminde talep, o işlemin incelenme merciine yapılır.

### Talep ve inceleme mercii: sık yapılan hatalar nelerdir?

- İstinaf hakkı düştüğü hâlde talebi Yargıtaya yöneltmek; ikinci fıkraya göre talep bölge adliye mahkemesinden istenmelidir.
- Temyiz hakkı düştüğü hâlde talebi bölge adliye mahkemesine yöneltmek; bu hâlde talep Yargıtaydan istenir.
- Birinci fıkrayı yalnız kanun yolu hâlleri için uygulamak; birinci fıkra her yapılamayan işlem için geçerlidir ve incelenme merci ölçütüne bakılır.
- Eski hâle getirme talebinin süresini bu maddeden çıkarmaya çalışmak; madde süre düzenlemez, süreyi ilgili maddeden almak gerekir.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Yargıtay, istinaf yoluna başvuru hakkının düşmesi hâlinde talebin bölge adliye mahkemesinden istenmesi gerektiğini kabul etmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/1506 E., 2023/3628 K., 04.07.2023; 2. Hukuk Dairesi, 2025/7933 E., 2025/11139 K., 11.12.2025)
- Yargıtay, temyiz yoluna başvuru hakkının düşmesi hâlinde talebin Yargıtaydan istenebileceğini kabul etmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2025/7078 E., 2025/7980 K., 29.09.2025; 2. Hukuk Dairesi, 2025/2153 E., 2025/3641 K., 14.04.2025; 2. Hukuk Dairesi, 2025/1906 E., 2025/3133 K., 26.03.2025)

### Nasıl ispat edilir?

- Eski hâle getirme talebinde bulunan taraf, işlemin süresinde yapılamadığını ve bunun kendi kusuru olmadığını ileri sürer ve ispatlar. Bu ispat, talebin esasına ilişkin olduğundan madde 98 bakımından yetki sorusundan ayrıdır.
- Yetkili merciyi belirlemek için hangi kanun yolunun düştüğü tespit edilmelidir; bu tespit dosya kayıtlarından yapılır.
- Karşı tarafın yetki itirazı varsa, onu dayanağıyla ortaya koyması gerekir. (2. Hukuk Dairesi, 2025/7933 E., 2025/11139 K., 11.12.2025)

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.98](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-98): Maddenin kendisidir; madde tek başına yetkili merciyi belirler.

## [HMK m.99 — Talebin yargılamaya ve hükmün icrasına etkisi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-99)

Bu madde, eski hâle getirme talebinin yargılamaya ve hükmün icrasına etkisini düzenler. Talebin yargılamanın ertelenmesini gerektirip gerektirmediğini, hükmün icrasına engel olup olmadığını ve mahkemenin bu konularda hangi koşullarla erteleme veya geri bırakma kararı verebileceğini kapsar. Uygulaması, eski hâle getirme talebini yapan taraf ile karşı taraf arasındaki yargılamada ve mahkemece verilmiş hükümlerin icrasında söz konusu olur. Eski hâle getirme talebinin incelenme usulünü, talebin kabulü hâlinde geçersiz kılınacak işlemleri ve giderlerin paylaşımını düzenlemez (m.100, m.101). Süre, talebin ileri sürülme süresi ve eski hâle getirme talebinin koşulları da bu maddede yer almaz (m.94, m.95).

### Talebin yargılamaya ve hükmün icrasına etkisi: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Eski hâle getirme talebi**: Kanunda öngörülen bir süreye uyulamamış olmasının haklı bir nedene dayanması hâlinde, o işlemin yapılmamış sayılması için ileri sürülen talep.
- **Yargılamanın ertelenmesi**: Eski hâle getirme talebi üzerine karar verilene kadar asıl davanın görülmesinin durdurulması. Bu madde uyarınca talep kendiliğinden erteleme sonucu doğurmaz, mahkemenin ayrıca karar vermesi gerekir.
- **Hükmün icrasının geri bırakılması**: Verilmiş bir hükmün icrasının, eski hâle getirme talebinin sonucu beklenerek durdurulması. Talep tek başına icrayı durdurmaz, mahkemenin takdirine bağlıdır.
- **Teminat**: Erteleme veya icranın geri bırakılması kararının karşı tarafa verebileceği zararın karşılanmasını sağlamak için gösterilmesi gereken güvence. Mahkeme gerekli görürse teminat aramadan da karar verebilir.

### Talebin yargılamaya ve hükmün icrasına etkisi: hangi şartlar aranır?

- Eski hâle getirme talebinin ileri sürülmüş olması gerekir; bu talep, tek başına yargılamanın ertelenmesini veya hükmün icrasının durdurulmasını sağlamaz.
- Talebi inceleyen mahkemenin talebi haklı görmesi gerekir; erteleme veya geri bırakma kararı bu takdirin ardından verilebilir.
- Haklı görülen talepte erteleme veya icranın geri bırakılması, teminat gösterilmesi şartına bağlanabilir.
- Mahkeme gerekli gördüğü hallerde teminat aranmaksızın da yargılamanın ertelenmesine veya icranın geri bırakılmasına karar verebilir.

### Talebin yargılamaya ve hükmün icrasına etkisi: hangi sonuçları doğurur?

- Eski hâle getirme talebi yapıldığında yargılama kendiliğinden ertelenmez; dava devam eder.
- Eski hâle getirme talebi hükmün icrasına engel olmaz; verilmiş hüküm talep nedeniyle kendiliğinden durmaz.
- Mahkeme talebi haklı görürse, teminat gösterilmesi şartıyla yargılamayı erteleyebilir veya hükmün icrasını geri bırakabilir.
- Mahkeme gerektiğinde teminat aramaksızın yargılamayı erteleyebilir veya icrayı geri bırakabilir.
- Talep haklı görülmezse erteleme veya geri bırakma kararı verilmez ve yargılama ile icra sürer.
- Erteleme veya geri bırakma kararı verilmeden önce talebin haklılığının mahkemece değerlendirilmesi gerekir.

### Talep ile erteleme kararı arasındaki fark nedir?

- Eski hâle getirme talebinin kendisi. Yargılamayı ve icrayı kendiliğinden durdurmaz.
- Mahkemenin ayrıca verdiği erteleme veya geri bırakma kararı. Yargılamayı veya icrayı fiilen durdurur.

Sonuç: Erteleme veya geri bırakma olmadıkça dava devam eder ve verilen hüküm icra edilebilir.

### Teminatlı ile teminatsız karar arasındaki fark nedir?

- Teminat gösterilmek şartıyla verilen erteleme veya geri bırakma kararı.
- Mahkemenin gerektiğinde teminat aramadan verdiği karar.

Sonuç: Teminatlı kararda karşı tarafın zararı teminatla güvence altına alınır; teminatsız kararda bu güvence olmaz ve mahkeme bunu gerekli gördüğü hallerde uygular.

### Yargılamanın ertelenmesi ile hükmün icrasının geri bırakılması arasındaki fark nedir?

- Yargılamanın ertelenmesi, davanın görülmesinin durdurulmasıdır.
- İcranın geri bırakılması, mevcut bir hükmün icrasının durdurulmasıdır.

Sonuç: Her iki karar da ayrı ayrı verilebilir; hangisinin verileceği mahkemenin takdirine bağlıdır.

### Talebin yargılamaya ve hükmün icrasına etkisi: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Eski hâle getirme talebinin yapılmasını kendiliğinden erteleme sonucu doğuracak sanmak; talebin kendiliğinden yargılamayı durdurmadığını gözden kaçırmak.
- Eski hâle getirme talebinin hükmün icrasını kendiliğinden durduracağını varsaymak; icranın geri bırakılması için mahkemece karar verilmesi gerektiğini unutmak.
- Teminatın her hâlde aranacağını sanmak; mahkemenin gerektiğinde teminat aramaksızın karar verebildiğini gözden kaçırmak.
- Talebi haklı görmeden erteleme veya geri bırakma kararı vermek; önce talebin haklılığının değerlendirilmesi gerektiğini ihmal etmek.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Eski hâle getirme talebine dayanılarak yapılan icra durdurma isteklerinde, talebin kendiliğinden icrayı durdurmadığı, mahkemenin ayrıca karar vermesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/95 E., 2022/476 K., 07.04.2022)
- Yasal süresinde yapılmayan istinaf başvurusu için eski hâle getirme talebinde bulunulmasının bu maddenin ve ilgili hükümlerin değerlendirilmesini gerektirdiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2020/629 E., 2022/474 K., 07.04.2022)

### Nasıl ispat edilir?

- Eski hâle getirme talebinin haklı olduğunu ileri süren taraf, talebin dayanağı olan engelin varlığını ve süreye uyamama nedenini ispatlamakla yükümlüdür.
- Erteleme veya icranın geri bırakılması talep eden taraf, talebin haklılığını gösteren belgeleri, örneğin sağlık raporunu, mahkemeye sunmalıdır. (Hukuk Genel Kurulu, 2020/629 E., 2022/474 K., 07.04.2022)
- Teminat gösterilmesi gerekip gerekmediğini mahkeme değerlendirir; teminat koşulu ileri sürülen tarafın talebine göre belirlenir.
- Karşı tarafın erteleme veya icranın geri bırakılmasının zararına ilişkin iddiaları, teminat takdirinde dikkate alınır.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6100 sayılı Kanun m.100](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-100): Eski hâle getirme talebinin inceleme usulünü ve kabulü hâlinde geçersiz kılınacak işlemleri düzenler; bu maddedeki erteleme kararları bu inceleme sürecinde verilir.
- [6100 sayılı Kanun m.101](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-101): Eski hâle getirme talebi nedeniyle doğan giderlerin paylaşımını düzenler; teminat ve erteleme kararlarının maliyetine ilişkin sonuçlar bu düzenlemeye bağlıdır.

## [HMK m.100 — İnceleme ve karar](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-100)

Madde, eski hâle getirme talebinin hangi merci tarafından ve hangi usulle inceleneceğini ve talebin kabulü hâlinde hangi işlemlerin geçersiz olacağının kararda nasıl belirtileceğini düzenler. Ön sorunlar usulünün ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri bakımından, temyiz usulünün ise Yargıtay bakımından uygulanacağını söyler. Talebin kabulünün hangi işlemleri etkilediği ve ıslahla giderilebilen işlemlerin ayrı tutulması da maddenin konusudur. Eski hâle getirme talebinin şartlarını, süresini ve kapsamını düzenlemez (m.95 ve m.101). Kanun yolu ve ihtiyati tedbir gibi komşu kurumlar da bu maddenin kapsamı dışındadır. Maddenin uygulandığı kişi, eski hâle getirme talebinde bulunan taraf ve bu talebi inceleyen mahkemedir.

### İnceleme ve karar: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Eski hâle getirme**: Taraf, kendi kusuru olmaksızın bir süreye uyamadığında, süreye uymamanın sonuçlarının ortadan kaldırılmasını isteyebilen usul müessesesidir. Talep, süreye uymamanın nedeninin ortadan kalkmasından itibaren belirli bir süre içinde yapılmalıdır.
- **Ön sorun usulü**: İlk derece mahkemelerinde ve bölge adliye mahkemelerinde eski hâle getirme talebinin incelenmesinde izlenen usuldür. Talep, Yargıtayda temyiz usulüne göre incelenen talepten ayrı bir yol izler.
- **Temyiz usulü**: Yargıtayda ileri sürülen eski hâle getirme talebinin incelenmesinde uygulanan usuldür. Yargıtay, talebi bu usul içinde değerlendirir.
- **Geçersiz hâle gelen işlemler**: Eski hâle getirme talebinin kabulü sonucunda, süreye uymamanın sonucu ortadan kaldırıldığı için hukuki etkisini yitiren işlemlerdir. Hangi işlemlerin bu kapsama girdiği kararda somut olarak belirtilir.
- **Islah**: Dava dilekçesinde değişiklik yapılması, yani davanın açılışına ilişkin işlemlerin sonradan düzeltilmesidir. Islahla geçersiz kılınamayan işlemler, eski hâle getirme talebinin kabulünden etkilenmez.

### İnceleme ve karar: hangi şartlar aranır?

- Eski hâle getirme talebinin ilk derece mahkemesinde veya bölge adliye mahkemesinde ileri sürülmüş olması gerekir; bu hâlde talep ön sorun hakkındaki usule göre incelenir.
- Talebin Yargıtayda ileri sürülmesi hâlinde, inceleme temyiz usulüne göre yapılmalıdır.
- Talebin kabul edilmesi hâlinde mahkemenin kararında hangi işlemlerin geçersiz hâle geldiğini açıkça belirtmesi gerekir.
- Islahla geçersiz kılınamayan işlemlerin eski hâle getirme talebinden etkilenmediği kararda göz önünde tutulmalıdır.

### İlk derece-bölge adliye mahkemesi ile yargıtay arasındaki fark nedir?

- Talep ilk derece mahkemesinde veya bölge adliye mahkemesinde ileri sürüldüğünde, talep ön sorun usulüne göre incelenir.
- Talep Yargıtayda ileri sürüldüğünde, talep temyiz usulüne göre incelenir.

Sonuç: İnceleme usulü, talebin ileri sürüldüğü merciye göre değişir.

### Islahla giderilebilen işlem ile ıslahla giderilemeyen işlem arasındaki fark nedir?

- Islahla geçersiz kılınabilen işlemler, eski hâle getirme talebinin kabulü ile etkilenen işlemler arasında yer alır.
- Islahla geçersiz kılınamayan işlemler, eski hâle getirme talebinden etkilenmez.

Sonuç: Islahla geçersiz kılınamayan işlemler, talebin kabulü hâlinde de geçerli kalır.

### İnceleme ve karar: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Eski hâle getirme talebinin hangi merci önünde ileri sürüldüğüne bakmadan, her hâlde temyiz usulünü uygulamak.
- Talebin kabulü hâlinde geçersiz hâle gelen işlemleri kararda belirtmemek.
- Islahla geçersiz kılınamayan işlemleri, talebin kabulünden etkilenen işlemler arasında saymak.
- Maddenin ikinci fıkrasının, talebin reddi hâlinde de işlem tespiti yapılmasını gerektirdiğini sanmak.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Yargıtay, eski hâle getirme talebinin Yargıtayda ileri sürülmesi hâlinde, talebin temyiz usulüne göre incelenmesi gerektiğini kabul etmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2024/13196 E., 2024/14721 K., 07.11.2024)
- Mahkemeler, eski hâle getirme talebinin 6100 sayılı Kanun'un 95 ile 100. maddeleri arasında düzenlendiğini ve bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2024/4794 E., 2025/3054 K., 17.06.2025)

### Nasıl ispat edilir?

- Eski hâle getirme talebinde bulunan taraf, süreye uymamasının kendi kusuru olmadığını ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat yükü m.100 hükmünden değil, eski hâle getirme şartlarını düzenleyen m.95 hükmünden doğar.
- Talebin ilk derece veya bölge adliye mahkemesinde ileri sürülmesi hâlinde, ön sorun usulü çerçevesinde taraflar delillerini sunar ve mahkeme bu delilleri değerlendirir.
- Yargıtayda ileri sürülen talepte, temyiz usulü çerçevesinde yazılı bildirimler ve kayıtlar esas alınır.
- Talebin kabulü hâlinde hangi işlemlerin geçersiz hâle geldiğinin kararda belirtilmesi, mahkemenin tespit yükümlülüğüdür; bu tespit için dosya içeriği ve işlem kayıtları kullanılır.
- Islahla geçersiz kılınamayan bir işlemin varlığını ileri süren taraf, işlemin ıslahla giderilemeyeceğini ortaya koymalıdır.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6100 sayılı Kanun m.95](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-95): Eski hâle getirme talebinin şartlarını ve süresini düzenler. Bu madde, talebin incelenme usulünü belirler; kabul şartları için m.95 esas alınır.
- [6100 sayılı Kanun m.101](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-101): Eski hâle getirme talebinin ileri sürülme biçimini ve inceleme kapsamını düzenler. Bu madde m.100 ile birlikte uygulanır.

## [HMK m.101 — Giderler](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-101)

Madde, eski hâle getirme (HMK m.91 vd.) talebiyle doğan yargılama giderlerinin kimin üzerinde kalacağını düzenler. Kural olarak giderler talepte bulunan tarafa yüklenir; karşı tarafın asılsız itirazları yüzünden giderlerin artması hâlinde hâkim giderlerin tamamını ya da bir kısmını karşı tarafa yükletebilir. Madde, eski hâle getirme talebinin koşullarını, sürelerini ve talebin incelenmesini düzenlemez (m.90-91); eski hâle getirme talebi üzerine verilecek kararın yargılama giderleri hakkındaki genel kurallarını düzenlemez (m.326 vd.); giderlerin ön ödemesini ve avansını düzenlemez (m.325). Maddenin uygulanması, eski hâle getirme talebinin incelenmesine ilişkin usul bakımından yargılama giderlerine dair genel düzenlemeyle birlikte okunmalıdır.

### Giderler: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Eski hâle getirme talebi**: Kanunda öngörülen bir süreye uyulamaması nedeniyle yitirilen usul hakkının yeniden kazanılması için yapılan talep. Madde, bu talebin ortaya çıkardığı giderleri konu alır; talebin kendisinin koşullarını düzenlemez.
- **Eski hâle getirme giderleri**: Eski hâle getirme talebinin incelenmesi sırasında doğan masraflar. Maddenin ilk fıkrasında talepte bulunan tarafa yüklenen giderler bu kapsamdadır.
- **Asılsız itiraz**: Eski hâle getirme talebine karşı, dayanağı bulunmayan ve bu nedenle talep incelemesini uzatıp giderleri artıran savunma. Maddenin ikinci fıkrasındaki sorumluluk, bu itirazın varlığına bağlıdır.
- **Giderlerin artması**: Karşı tarafın asılsız itirazı ile talep incelemesinin uzaması veya yeni giderlerin doğması. Asılsız itirazın bu sonuca yol açmış olması, karşı tarafa yükletmenin ön koşuludur.

### Giderler: hangi şartlar aranır?

- Eski hâle getirme talebi üzerine giderler doğmuş olmalıdır; bu giderler talepte bulunan tarafa yüklenir.
- Karşı tarafın eski hâle getirme talebine karşı itiraz ileri sürmüş olması gerekir.
- İtirazın asılsız olması gerekir; haklı bir savunma giderleri artırmış olsa bu fıkra uygulanmaz.
- Asılsız itirazın giderlerin artmasına sebep olmuş olması gerekir; aradaki nedensellik bağı aranır.
- Karşı tarafa yükletme, hâkimin takdirine bağlıdır; hâkimin bu yönde karar vermesi gerekir.
- Yükletmenin kapsamı, giderlerin tümü veya bir kısmı olarak hâkim tarafından belirlenir.

### Giderler: hangi sonuçları doğurur?

- Eski hâle getirme talebi sebebiyle doğan giderler, kural olarak talepte bulunan tarafa yüklenir.
- Karşı taraf asılsız itirazlarla giderleri artırmışsa, hâkim giderlerin tamamını veya bir kısmını karşı tarafa yükletmeye karar verebilir.
- Karşı taraf asılsız itiraz yapmamış ya da itirazı giderleri artırmamışsa, hâkim giderleri karşı tarafa yükletemez; giderler talepte bulunan tarafta kalır.
- Hâkimin yükletme kararı takdire bağlıdır; hâkim tümünü de bir kısmını da yükletebilir.
- Madde emredici niteliktedir; taraflar sözleşmeyle eski hâle getirme giderlerinin sorumluluğunu değiştiremez.

### Kural ile asılsız itiraz istisnası arasındaki fark nedir?

- Eski hâle getirme talebinde bulunan taraf, bu talep nedeniyle doğan giderleri kural olarak kendisi öder.
- Karşı taraf asılsız itirazla giderleri artırmışsa, hâkim giderlerin bir kısmını veya tamamını ona yükleyebilir.

Sonuç: Talepte bulunan taraf giderleri ödemekten kurtulmaz, ancak karşı taraf da asılsız itirazının sonucu olarak giderlere katlanabilir.

### Asılsız itiraz ile haklı savunma arasındaki fark nedir?

- Dayanağı bulunmayan, talep incelemesini gereksiz uzatan itiraz asılsız itiraz sayılır.
- Dayanağı olan ve talebin değerlendirilmesine katkı sağlayan savunma haklı savunmadır.

Sonuç: Yalnızca asılsız itirazın giderleri artırması karşı tarafa yükletme için yeterlidir; haklı savunma nedeniyle artan giderler bu kapsamda değerlendirilmez.

### Madde 101 ile genel yargılama gideri kuralı arasındaki fark nedir?

- Madde, eski hâle getirme talebine özgü giderleri düzenler ve talepte bulunan tarafa yükletir.
- Genel yargılama gideri kuralı, davada haksız çıkan tarafa yükletmeyi öngörür (m.326).

Sonuç: Eski hâle getirme giderlerinin sorumlusu, genel haksız çıkma ölçütü yerine bu maddedeki talep sahipliği ve asılsız itiraz ölçütüne göre belirlenir.

### Giderler: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Eski hâle getirme giderlerini genel haksız çıkma ölçütüne göre talepte bulunan tarafa değil karşı tarafa yüklemek; bu maddede kural talepte bulunan tarafa yüklemedir.
- Karşı tarafın her itirazını asılsız saymak; yalnızca asılsız itirazın giderleri artırdığı durumda yükletme yapılabilir.
- Asılsız itiraz ile giderlerin artması arasında nedensellik bağı aramadan yükletme kararı vermek.
- Hâkimin takdir yetkisini tümünü yükletme zorunluluğu gibi anlamak; hâkim bir kısmını da yükletebilir.
- Madde metnindeki sorumluluk düzenlemesini genel yargılama giderleri kuralıyla karıştırmak.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Yargı kararlarında yargılama giderlerinin hükümde açıkça gösterilmesi ve kendiliğinden karar verilmesi genel ilkesi, eski hâle getirme giderleri bakımından da geçerli kabul edilmektedir. (12. Daire, 2024/1448 E., 2024/1704 K., 03.04.2024)
- Eski hâle getirme talebine ilişkin kararlarda, talebin reddi ya da kabulü hâlinde giderlerin kime yükleneceğinin karar gerekçesinde tartışılması uygulamada görülmektedir. (12. Daire, 2021/463 E., 2021/4684 K., 30.09.2021)
- Eski hâle getirme talebine karşı yapılan itirazların asılsız olup olmadığının ve giderleri artırıp artırmadığının somut olarak değerlendirildiği kabul edilmektedir. (9. Daire, 2021/280 E., 2021/976 K., 17.02.2021)

### Nasıl ispat edilir?

- Eski hâle getirme giderlerinin talepte bulunan tarafa yüklenmesi kuralında, giderlerin doğduğunu ve miktarını ortaya koyma yükü, giderleri talep eden tarafa aittir; tanık, belge ve masraf dökümü bu amaçla kullanılır.
- Karşı tarafın giderleri artırdığını ileri süren taraf, bu iddiayı ispatlamak zorundadır; itirazın asılsız olduğu ve giderleri artırdığı sonucuna ulaşılması için dosyadaki itiraz belgeleri ve talep incelemesinin seyri delil olarak kullanılır.
- Karşı tarafın itirazının haklı olduğunu veya giderlerin artmadığını savunması hâlinde, bu savunmayı ispat yükü karşı tarafa geçer.
- Hâkimin yükletme kararı, gerekçesinde hangi itirazın asılsız olduğunu ve hangi giderin bu itirazdan kaynaklandığını açıkça göstermelidir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6100 sayılı Kanun m.326](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-326): Genel yargılama giderlerinin haksız çıkan tarafa yükletilmesi kuralını düzenler. Bu madde, eski hâle getirme giderleri bakımından genel kuralın özel bir istisnası niteliğindedir.
- [6100 sayılı Kanun m.325](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-325): Resen başvurulan deliller için gereken giderlerin avansını düzenler. Eski hâle getirme işleminde yapılan giderlerin ön ödeme yönünü tamamlar.
- [6100 sayılı Kanun m.90](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-90): Eski hâle getirme talebinin koşullarını düzenler. Bu maddedeki giderlerin doğması için talebin bu koşullara göre yapılmış olması gerekir.
- [6100 sayılı Kanun m.91](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-91): Eski hâle getirme talebinin süresi ve usulünü düzenler; talebin incelenmesi ve giderlerin oluşması bu usule bağlıdır.

## [HMK m.102 — Adli tatil süresi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-102)

Madde, adli tatilin yıllık takvim içindeki başlangıç ve bitiş tarihlerini ile yeni adli yılın başlangıcını belirler. Madde, adli tatilde hangi dava ve işlerin görülebileceğini, adli tatilin sürelere etkisini ve adli tatilde yapılabilecek işlemleri düzenlemez; bunlar 6100 sayılı Kanunun 103. maddesinde (adli tatilde görülecek dava ve işler, usul işlemleri) ve 104. maddesinde (adli tatilin sürelere etkisi, bir haftalık uzatma) yer alır. Maddenin kişi bakımından bir sınırı yoktur; mahkemelerin ve adli tatile tabi davaların tamamı için geçerlidir. Maddi hukuktaki zamanaşımı ve hak düşürücü süreler ile bunların adli tatile rastlaması hakkında bu madde hüküm kurmaz.

### Adli tatil süresi: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Adli tatil**: Her yıl yirmi temmuzda başlayıp otuz bir ağustosta sona eren, mahkemelerin kural olarak dava ve iş görmediği dönemdir. Tatil süresi takvim tarihlerine bağlıdır ve her yıl aynı tarihlerle işler.
- **Yeni adli yıl**: Adli tatilin bitişini izleyen ilk iş günü değil, takvim olarak bir eylül tarihidir. Adli yılın başlangıcını gösterir.

### Adli tatil süresi: hangi şartlar aranır?

- Adli tatilin başlangıcının yirmi temmuz tarihine denk gelmesi gerekir.
- Adli tatilin bitişinin otuz bir ağustos tarihine denk gelmesi gerekir.
- Yeni adli yılın bir eylül tarihinde başlaması gerekir.

### Adli tatil süresi: hangi sonuçları doğurur?

- Adli tatil süresi içinde adli tatile tabi dava ve işler kural olarak görülmez ve adli tatilden sonraki zamana ertelenir.
- Adli tatil bir eylül tarihinde sona erer, yeni adli yıl bir eylülde başlar.
- Adli tatilin hangi dava ve işler bakımından ne ölçüde işleyeceği 103. maddede belirlenir; bu madde tek başına istisna tanımaz.
- Adli tatil süresi maddi hukuk süreleri için uzama doğurmaz; bu süreler adli tatilden etkilenmez.
- Adli tatil süresinde sürelerin uzayıp uzamayacağı 104. maddeye göre değerlendirilir.

### Adli tatil ile yeni adli yıl arasındaki fark nedir?

- Adli tatil, yirmi temmuzdan otuz bir ağustosa kadar süren dönemdir ve mahkemelerin kural olarak dava görmediği zamanı ifade eder.
- Yeni adli yıl, adli tatilin bittiği ertesi gün olan bir eylül tarihinde başlayan yeni yıldır.

Sonuç: Adli tatil dönemi ile adli yılın başlangıcı takvimde ayrı tarihlerdir; bir eylül günü adli yılın ilk günüdür, tatilin parçası değildir.

### Madde 102 (2013 öncesi metin) ile madde 102 (6494 sayılı Kanunla değişen metin) arasındaki fark nedir?

- Eski metne göre adli tatil bir ağustosta başlar ve beş eylülde sona erer.
- Değişiklikten sonra adli tatil yirmi temmuzda başlar ve otuz bir ağustosta sona erer.

Sonuç: Hangi tarihli olayda hangi tatil süresinin uygulanacağı olayın tarihine göre belirlenir; eski tarihli süre hesaplarında eski metin esas alınır.

### Adli tatil süresi: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Adli tatilin takvim tarihini (yirmi temmuz - otuz bir ağustos) bir ağustos - beş eylül gibi eski metne göre hesaplamak.
- Yeni adli yılın başlangıcını adli tatilin bitişiyle aynı gün saymak; adli yıl bir eylülde başlar, otuz bir ağustosta biten tatil ile karıştırılmamalıdır.
- Adli tatilin, maddi hukuk süreleri olan zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerini de uzattığını varsaymak; bu süreler adli tatilden etkilenmez.
- Adli tatilin süresiz olarak tüm dava ve işleri durdurduğunu düşünmek; 103. maddede sayılan dava ve işler adli tatilde görülür.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Adli tatil süresinin yirmi temmuz ile otuz bir ağustos arasında olduğu, madde metnine uygun biçimde kabul edilmektedir. (Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/696 E., 2025/303 K., 27.02.2025)
- Adli tatilin sona erdiği tarihten itibaren sürenin bir hafta uzadığı kabul edilmekte; uzatılan sürenin son gününün hesabında Yargıtay daireleri arasında farklı uygulamalar bulunduğu belirtilmektedir. (Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/2284 E., 2025/1869 K., 20.11.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2022/1186 E., 2023/1240 K., 13.12.2023)
- Adli tatilin süre hesabına etkisinin 102. madde ile birlikte 104. madde üzerinden yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2023/2012 E., 2023/1430 K., 03.10.2023)
- Eski tarihli olaylarda adli tatil süresinin değişiklik öncesi metne göre hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2018/3023 E., 2022/20 K., 13.01.2022)

### Nasıl ispat edilir?

- Adli tatilin bir olaya uygulanabilmesi için olayın tarihinin adli tatil dönemine rastladığını ileri süren taraf bunu ispat etmelidir; tarih, tebliğ belgesi veya karar tarihi ile gösterilir.
- Adli tatile rastlayan bir sürenin uzatılmasını isteyen taraf, sürenin başlangıcının tebliğ tarihine dayandığını ve son günün adli tatile düştüğünü belgelerle ispatlamalıdır.
- Karşı taraf sürenin adli tatil dışında bittiğini ileri sürerse, tebliğ tarihini ve süre hesabını gösteren belgelerle bunu ispatlamak zorundadır.
- Tarih konusunda uyuşmazlık varsa resmi belgeler (tebliğ mazbatası, karar tarihi) öncelikle değerlendirilir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6100 sayılı Kanun m.103](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-103): Adli tatilde görülecek dava ve işleri sayar; bu madde ile birlikte okunmadan adli tatilin uygulama alanı belirlenemez.
- [6100 sayılı Kanun m.104](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-104): Adli tatile rastlayan usul süresinin bir hafta uzamasını düzenler; adli tatil süresinin sürelere etkisinin hesabı bu maddeye bağlıdır.

## [HMK m.103 — Adli tatilde görülecek dava ve işler](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-103)

Madde, adli tatil süresince (20 Temmuz–31 Ağustos) hangi dava ve işlerin görüleceğini ve adli tatilde yapılabilecek usul işlemlerini düzenler. Geçici hukuki koruma, deniz raporu ve dispeçci işleri, nafaka, soybağı, velayet ve vesayet, nüfus kaydı düzeltmesi, işçi alacak davaları, kayıp belgesi ve kıymetli evrak iptali, iflas, konkordato ve yeniden yapılandırma, adli tatilde yapılacak keşif, tahkim hükümlerine göre görülecek işler, çekişmesiz yargı ve kanunen veya mahkemece ivedi sayılan işler ile bu madde kapsamında kalan istisnai hallerde adli tatilde görülebilecek işler bu kapsamdadır. Maddenin uygulandığı taraflar mahkemeler ve adli tatildeki yargılama faaliyetidir. Adli tatilin başlangıç ve bitiş tarihlerini ve sürelere etkisini düzenlemez (m.102, m.104). Adli tatilde görülebilecek işler için tarafların anlaşması veya bir tarafın yokluğunda ertelemeyi kapsamakla birlikte, sürelerin işlemesi ve süre uzatımı bu maddenin değil ayrı hükümlerin konusudur (m.104). Kadastro mahkemelerinin adli tatile tabi olup olmadığı ve diğer özel kanunların adli tatil kuralları bu maddenin dışındadır.

### Adli tatilde görülecek dava ve işler: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Adli tatil**: Her yıl 20 Temmuz'da başlayıp 31 Ağustos'ta sona eren, yargılama faaliyetinin genel olarak durduğu dönemdir. Bu dönemde yalnızca madde kapsamındaki dava ve işler görülür.
- **Geçici hukuki koruma**: İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delillerin tespiti gibi işlemleri kapsayan, asıl davanın sonucunu beklemeden hakkı koruyan önlemlerdir. Acil nitelikte olduğu için adli tatilde görülür.
- **Çekişmesiz yargı işi**: Karşılıklı çekişme bulunmayan, mahkemenin koruyucu veya tespit niteliğinde karar verdiği işlerdir. Madde bunları adli tatilde görülen işler arasında sayar.
- **İvedi iş**: Kanunda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine ya da mahkemenin kararıyla ivedi görülmesine karar verilen dava ve işlerdir. Ayrı bir yargılama usulünü değil, işin ivediliğini ifade eder.
- **Adli tatilde yapılabilecek işlemler**: Görülmesi adli tatilde mümkün olmayan davalarla ilgili olarak dava, karşı dava, istinaf ve temyiz dilekçelerinin alınması, ilam verilmesi, her türlü tebligat ve dosyanın gönderilmesi işlemleridir. Bu işlemler maddenin üçüncü fıkrasına göre adli tatilde de yapılır.

### Adli tatilde görülecek dava ve işler: hangi şartlar aranır?

- Dava veya işin, maddenin birinci fıkrasının (a) ila (ğ) bentlerinden birine girmesi gerekir; bu bentlerdeki işler ivedi olup olmadığına bakılmaksızın adli tatilde görülür.
- Dava veya iş kanunda ivedi olarak belirtilmiş olmalı ya da taraflardan birinin talebi üzerine mahkemece ivedi görülmesine karar verilmiş bulunmalıdır (birinci fıkra (h) bendi).
- Yukarıdaki bentler dışında kalan dava ve işlerde, bunlarla ilgili dava, karşı dava, istinaf ve temyiz dilekçeleri ile cevap dilekçeleri, işlemden kaldırılan davaların yenileme dilekçeleri, ilam verilmesi, tebligat ve dosyanın gönderilmesi işlemleri adli tatilde yapılabilir (üçüncü fıkra).
- Adli tatilde görülecek bir dava veya işte, tarafların anlaşması veya davanın bir tarafın yokluğunda görülmekte olması hâlinde, hazır olan tarafın talebi bulunmalıdır ki iş adli tatilden sonraya bırakılabilsin (ikinci fıkra).

### Adli tatilde görülecek dava ve işler: hangi sonuçları doğurur?

- Birinci fıkranın (a)-(ğ) bentlerindeki dava ve işler adli tatilde görülür ve karar verilir.
- Kanunda ivedi olduğu belirtilen veya mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler adli tatilde görülür.
- Adli tatilde görülmeyecek dava ve işlerle ilgili dava, karşı dava, istinaf, temyiz ve cevap dilekçeleri alınır, ilam verilir, her türlü tebligat yapılır ve dosya başka mahkemeye, bölge adliye mahkemesine ya da Yargıtaya gönderilir.
- Taraflar anlaşırsa veya dava bir tarafın yokluğunda görülmekte ise, hazır olan tarafın talebi üzerine adli tatilde görülecek iş ve davalar adli tatilden sonraya bırakılabilir.
- Adli tatile tabi olan bir dava adli tatilde görülemez; bu durumda adli tatil sonrasına kalır ve bu, sürenin kendiliğinden uzaması sonucunu doğurabilir.
- Bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay incelemelerinde de bu madde hükümleri uygulanır.
- Madde sınırlı sayım içerir; ancak kanunda ivedi sayılan işler ve mahkemece ivedi görülen işler ayrıca adli tatilde görülür.
- Madde emredici nitelikte olup, taraflar sözleşmeyle adli tatilde görülecek işleri adli tatil dışına çıkaramaz; ertelemeyi yalnızca ikinci fıkra hâlleri sağlar. (metinden çıkarılmıştır)

### Adli tatilde görülen işler ile adli tatilde görülmeyen işler arasındaki fark nedir?

- Birinci fıkranın (a)-(ğ) bentlerindeki işler, ivedi olup olmadıklarına bakılmaksızın adli tatilde görülür.
- Bu sayılanlar dışındaki dava ve işler adli tatile tabidir ve adli tatilde görülemez.

Sonuç: Adli tatile tabi davalar adli tatil sonrasına ertelenir; ancak maddenin üçüncü fıkrası kapsamındaki işlemler yine de yapılabilir.

### Kanunen ivedi işler ile mahkemece ivedi görülen işler arasındaki fark nedir?

- Kanunda ivedi olduğu belirtilen dava ve işler doğrudan adli tatilde görülür.
- Taraflardan birinin talebi üzerine mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler de adli tatilde görülür.

Sonuç: İkisinde de adli tatilde görülme sonucu doğar; ancak ikincisinde mahkemenin ivedilik kararı gerekir.

### Birinci fıkra kapsamındaki işler ile ikinci fıkra kapsamında ertelenen işler arasındaki fark nedir?

- Birinci fıkradaki işler kural olarak adli tatilde görülür.
- İkinci fıkra, tarafların anlaşması veya bir tarafın yokluğu hâlinde bu işlerin ertelenmesine imkân verir.

Sonuç: Ertelenme yalnızca hazır olan tarafın talebi üzerine mümkündür; mahkeme ertelemeyi kendiliğinden yapmaz.

### Birinci fıkra işlemleri ile üçüncü fıkra işlemleri arasındaki fark nedir?

- Birinci fıkradaki işlerin kendisi, yani esasın görülmesi adli tatilde yapılır.
- Üçüncü fıkra, adli tatilde görülemeyen işlerle ilgili dilekçelerin alınmasını, ilam verilmesini, tebligat ve dosya göndermeyi düzenler.

Sonuç: Adli tatilde yargılama ilerlemez ama bu usul işlemleri yapılabilir.

### Adli tatilde görülecek dava ve işler: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Maddenin birinci fıkrasındaki sayımı genişletip, listede olmayan bir işi kanun dışı yorumla adli tatilde görmek; sayım sınırlıdır.
- Adli tatilde görülecek işlerin ivedi olup olmadığına bakılacağını sanmak; birinci fıkra (a)-(ğ) bentleri ivedilik aranmaksızın adli tatilde görülür.
- Basit yargılama usulüne tabi olan her davayı adli tatilde görülebilir saymak; usul değil işin ivediliği belirleyicidir.
- Üçüncü fıkradaki dilekçe alma ve tebligat işlemlerini adli tatilde görülemeyen davanın esasına ilişkin işlem gibi değerlendirip hiç yapmamak.
- İkinci fıkradaki ertelemeyi mahkemenin kendiliğinden yapabileceğini sanmak; erteleme için hazır olan tarafın talebi gerekir.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Adli tatilde görülecek işlerin sınırlı sayıldığı ancak kanunda ivedi sayılan işler ve mahkemece ivedi görülen işlerin de adli tatilde görüleceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/668 E., 2024/378 K., 10.07.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2022/1186 E., 2023/1240 K., 13.12.2023)
- Mahkemenin ivedi görülmesine karar verebilmesi için adli tatilde bekletilmesi hâlinde giderilmesi güç zararların doğacağı ihtimali bulunmalıdır. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/480 E., 2022/1474 K., 09.11.2022)
- Basit yargılama usulüne tabi olmak tek başına adli tatilde görülme nedeni sayılmaz; önemli olan dava veya işin ivedi olmasıdır. (Hukuk Genel Kurulu, 2020/124 E., 2022/672 K., 18.05.2022)
- Bir davanın konusu abonelik sözleşmesinden doğan alacak ise, niteliği itibarıyla birinci fıkra kapsamında sayılmadığından adli tatilde görülebilecek işlerden olmadığı kabul edilmektedir. (Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/663 E., 2025/1256 K., 09.10.2025)
- Madde, adli tatilde görülecek işleri düzenleyen kuraldır ve bu kapsam dışında kalan işlerin adli tatilde görülmesini engeller. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2025/1195 E., 2025/1219 K., 02.10.2025)

### Nasıl ispat edilir?

- Adli tatilde görülmesi gereken dava veya işi ileri süren taraf, işin birinci fıkranın bentlerinden birine girdiğini veya ivedi olduğunu ortaya koymalıdır.
- İşin kanunda ivedi sayıldığı, ilgili kanun hükmü gösterilerek ispatlanır; mahkemece ivedi görülme kararı varsa bu karar dosyada yer almalıdır.
- Taraflardan birinin talebi üzerine ivedi görülme kararı verilmişse, bu talebin ve kararın dosyada bulunması gerekir; yazılı belge eksikliği hâlinde işin adli tatilde görülmesi iddiası zayıf kalır.
- Adli tatilde görülen işin ertelenmesi talebinde bulunan taraf, tarafların anlaşmasını veya bir tarafın yokluğunu ve hazır olan tarafın talebini ispatlamalıdır.
- Adli tatilde yapılan işlemin geçerliliğine itiraz eden taraf, işin madde kapsamı dışında kaldığını iddia ediyorsa bu iddiayı dayanak belgeyle göstermelidir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6100 sayılı Kanun m.104](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-104): Adli tatilin sürelere etkisini düzenler; adli tatilde görülen işlerle ilgili süreler hakkında bu maddenin uygulanmadığını belirlemek için bu maddeyle birlikte okunmalıdır.
- [6100 sayılı Kanun m.102](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-102): Adli tatilin başlangıç ve bitiş dönemini ve genel çerçevesini düzenler; m.103 bu dönemde görülecek işleri belirler.
- [6100 sayılı Kanun m.410](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-410): Birinci fıkranın (g) bendinde anılan tahkim hükümlerine göre mahkemenin görev alanına giren işlerin kapsamını belirler.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.18: Birinci fıkranın (h) bendi kapsamında kanunda ivedi sayılan işlere örnek oluşturur; icra mahkemesine arz edilen hususlar ivedi sayılır.

## [HMK m.104 — Adli tatilin sürelere etkisi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-104)

Bu madde, adli tatile tabi olan dava ve işlerde, Kanunun tayin ettiği sürelerin adli tatile rastlaması hâlinde bu sürelerin uzamasını düzenler. Uzatma, ayrıca bir karara gerek olmaksızın kendiliğinden doğar ve adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta olarak uygulanır. Madde, adli tatilde görülebilen dava ve işlerdeki süreleri, hâkimin tayin ettiği süreleri ve Hukuk Muhakeme Kanunu dışındaki kanunlardaki süreleri kapsamaz. Adli tatilin kapsamı ve adli tatilde görülecek işler (m.103), süre hesabının genel kuralları (m.92) ve adli tatil süresince yapılabilecek işlemler bu maddede düzenlenmez; bunlar ilgili maddelerde yer alır.

### Adli tatilin sürelere etkisi: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Adli tatile tabi dava ve işler**: Adli tatilde görülemeyen, adli tatil bitene kadar ertelenen dava ve işlerdir. Adli tatilde görülebilen dava ve işlerdeki süreler bu uzatmadan yararlanmaz.
- **Kanunun tayin ettiği süre**: Hukuk Muhakeme Kanunu'nun doğrudan belirlediği süredir. Hâkimin takdir ederek verdiği süreler bu kapsamda değildir ve uzatmaya tabi değildir.
- **Uzatılmış sayılma**: Sürenin fiilen yeniden belirlenmesi değil, kanun gereği bir hafta ek süre tanınmasıdır. Bunun için mahkemeden karar istenmez.
- **Adli tatil**: Her yıl Temmuz ayında başlayıp Ağustos ayında sona eren ve bu dönemde adli tatile tabi işlerin görülmediği zaman dilimidir. Dönemin başlangıç ve bitiş tarihleri ayrıca düzenlenmiştir.

### Adli tatilin sürelere etkisi: hangi şartlar aranır?

- Dava veya işin adli tatile tabi olması, yani adli tatilde görülemeyecek nitelikte bulunması gerekir.
- Uzatılacak sürenin Hukuk Muhakeme Kanunu tarafından tayin edilmiş olması gerekir; hâkimin tayin ettiği süre bu kapsama girmez.
- Sürenin bitiş gününün adli tatil içine rastlaması gerekir.
- Sürenin usulî nitelikte olması gerekir; maddî hukuka ilişkin süreler bu maddeden yararlanmaz.
- Uzatmanın sonucu olarak, süre adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır ve ayrıca karar aranmaz.

### Adli tatilin sürelere etkisi: hangi sonuçları doğurur?

- Kanunun tayin ettiği usulî bir sürenin son günü adli tatile rastlarsa, süre adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.
- Uzatma için mahkemeden ayrı bir karar alınması gerekmez; kendiliğinden doğar.
- Son gün adli tatilde değilse ya da sürenin bitiş günü adli tatile rastlamıyorsa uzatma uygulanmaz.
- Adli tatilde görülebilen dava ve işlerde süre adli tatile rastlasa da bir hafta uzamaz.
- Hâkimin tayin ettiği süreler bu maddeye göre uzamaz; uygulamada bu sürelere uzatma uygulanıp uygulanmayacağı tartışmalıdır.
- Maddî hukuk süreleri, örneğin zamanaşımı süreleri, bu madde ile uzamaz.
- Hükmün emredici niteliği açıkça belirtilmemiştir; ancak uzatmanın kendiliğinden doğması, tarafların aksine anlaşmasının bu sonucu değiştirmediği biçiminde yorumlanmaktadır.

### Adli tatile tabi ile adli tatilde görülebilen dava ve işler arasındaki fark nedir?

- Adli tatilde görülemeyen, adli tatil bitimine ertelenen dava ve işlerdir.
- Adli tatilde de görülebilen dava ve işlerdir; örneğin iş davalarında ilk derece mahkemesi, sulh hukuk çekişmesiz yargı işleri gibi.

Sonuç: Yalnız birinci gruptaki süreler bir hafta uzar. İkinci gruptaki sürenin son günü adli tatile rastlarsa süre uzamaz.

### Hukuk Muhakeme Kanunu süresi ile diğer kanunlardaki süre arasındaki fark nedir?

- Hukuk Muhakeme Kanunu'nda düzenlenen usulî süredir.
- Başka kanunda düzenlenen süredir; örneğin maddî hukuk zamanaşımı süresi.

Sonuç: Hukuk Muhakeme Kanunu'ndaki süre uzar. Diğer kanunlardaki süre bu maddeden yararlanmaz.

### Adli tatilin sürelere etkisi: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Adli tatilde görülen bir dava için uzatmanın uygulanacağını varsaymak; bu durumda süre uzamaz.
- Hâkimin tayin ettiği süreye bu maddeyi kendiliğinden uygulamak; madde yalnız kanunun tayin ettiği süreler için geçerlidir.
- Maddî hukuk zamanaşımı süresinin adli tatil nedeniyle uzayacağını sanmak; bu süreler uzamaz.
- Uzatılmış süreyi adli tatilin bitiminden değil başka bir günden saymak; uzatma adli tatilin bittiği günden itibaren hesaplanır.
- Uzatmanın için mahkemeden karar istemek; uzatma kendiliğinden doğar, ayrı karar aranmaz.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Yargıtay daireleri arasında, uzayan sürenin bitiş tarihinin 7 Eylül ya da 8 Eylül olarak kabul edilmesi konusunda ortak bir uygulama bulunmadığı ifade edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/668 E., 2024/378 K., 10.07.2024)
- Adli tatilde görülen dava ve işlere ilişkin sürelerin, adli tatil içinde bitse dahi bu madde uyarınca uzamadığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/668 E., 2024/378 K., 10.07.2024; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2021/2416 E., 2024/1727 K., 27.12.2024)
- Adli tatilde görülmemesi gereken bir davanın adli tatilde görülüp karara bağlanmasının tek başına bozma nedeni sayılmadığı, taraflar için hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilip edilmediğine bakılması gerektiği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/6559 E., 2024/573 K., 24.01.2024)
- Tahkimde hakemlerin karar süresinin adli tatile rastlaması hâlinde bu sürenin yürümeye devam ettiği ve bu maddenin tahkime uygulanmadığı kabul edilmektedir. (2024/168 E., 2024/156 K., 24.09.2024)

### Nasıl ispat edilir?

- Adli tatile tabi olan dava veya işin niteliğini ileri süren taraf, davanın veya işin adli tatilde görülemeyecek türden olduğunu dava dosyası ve ilgili mevzuatla ispatlar.
- Sürenin hangi tarihte başladığı ve bitişin adli tatile rastladığı, tebligat belgesi ve tarih hesabıyla ispatlanır.
- Sürenin Hukuk Muhakeme Kanunu tarafından tayin edildiği, kanun maddesine dayanılarak gösterilir; hâkimin tayin ettiği süre ise mahkeme kararı veya ara kararla ortaya konur.
- Karşı taraf, sürenin uzamadığını veya süre hesabının farklı olduğunu savunuyorsa bu savunmayı kendisi ispat eder.
- Süresinde yapılmayan işlemin uzatma kapsamında olduğunu iddia eden taraf, adli tatil öncesi ya da içindeki tarihleri belgeyle ortaya koyar.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [6100 sayılı Kanun m.103](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-103): Adli tatilde görülecek ve görülemeyecek dava ve işleri belirler. Bu maddedeki uzatmanın uygulanıp uygulanmayacağı, işin m.103 kapsamında olup olmamasına bağlıdır.
- [6100 sayılı Kanun m.102](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-102): Adli tatilin başlangıç ve bitiş tarihlerini düzenler. Uzatmanın başlangıç günü bu maddedeki tarihe göre belirlenir.
- [6100 sayılı Kanun m.92](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-92): Sürelerin başlaması, bitimi ve tatile rastlayan son gün kurallarını düzenler. Bu madde, m.92'de belirlenen bitiş gününün adli tatile rastlaması hâlinde uygulanır.

## Süreler

| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| bir gün | [m.92](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-92) | Sürenin bittiği ayda, başladığı güne karşılık gelen bir gün yoksa, süre bu ayın son günü tatil saatinde biter. |
| iki hafta | [m.96](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-96) | (1) Eski hâle getirme, işlemin süresinde yapılamamasına sebep olan engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde talep edilmelidir. |
| bir hafta | [m.104](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/6100-sayili-hukuk-muhakemeleri-kanunu/madde-104) | (1) Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır. |

## Konuda geçen kararlar

- 2025/126 E., 2025/272 K., 25.12.2025 (m.91)
- 2024/168 E., 2024/156 K., 24.09.2024 (m.104)
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/158 E., 2024/561 K., 20.11.2024 (m.92, m.93, m.94)
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/668 E., 2024/378 K., 10.07.2024 (m.103, m.104)
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/1023 E., 2024/308 K., 06.06.2024 (m.94)
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/1281 E., 2024/309 K., 06.06.2024 (m.94)
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/759 E., 2023/1380 K., 21.12.2023 (m.92, m.93)
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/1186 E., 2023/1240 K., 13.12.2023 (m.102, m.103, m.104)
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/232 E., 2023/553 K., 31.05.2023 (m.90, m.94)
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/480 E., 2022/1474 K., 09.11.2022 (m.103)
- Hukuk Genel Kurulu, 2020/124 E., 2022/672 K., 18.05.2022 (m.103)
- Hukuk Genel Kurulu, 2020/629 E., 2022/474 K., 07.04.2022 (m.99)
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/95 E., 2022/476 K., 07.04.2022 (m.99)
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/13 E., 2021/301 K., 18.03.2021 (m.102)
- 1. Hukuk Dairesi, 2026/1023 E., 2026/1525 K., 02.03.2026 (m.97)
- 11. Hukuk Dairesi, 2026/833 E., 2026/622 K., 02.02.2026 (m.95)
- 1. Hukuk Dairesi, 2024/5823 E., 2025/6272 K., 25.12.2025 (m.97)
- 10. Hukuk Dairesi, 2025/10876 E., 2025/17123 K., 11.12.2025 (m.96)
- 2. Hukuk Dairesi, 2025/7933 E., 2025/11139 K., 11.12.2025 (m.98)
- 5. Hukuk Dairesi, 2025/48 E., 2025/13548 K., 23.10.2025 (m.97)
- 2. Hukuk Dairesi, 2025/7078 E., 2025/7980 K., 29.09.2025 (m.98)
- 1. Hukuk Dairesi, 2025/3633 E., 2025/4008 K., 25.09.2025 (m.97)
- 7. Hukuk Dairesi, 2024/4794 E., 2025/3054 K., 17.06.2025 (m.100)
- 2. Hukuk Dairesi, 2025/2153 E., 2025/3641 K., 14.04.2025 (m.98)
- 2. Hukuk Dairesi, 2025/1906 E., 2025/3133 K., 26.03.2025 (m.98)
- 9. Hukuk Dairesi, 2024/14407 E., 2025/1753 K., 19.02.2025 (m.98)
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/10396 E., 2025/517 K., 20.01.2025 (m.91)
- 7. Hukuk Dairesi, 2024/4640 E., 2024/6053 K., 26.12.2024 (m.97)
- 6. Hukuk Dairesi, 2023/2648 E., 2024/4083 K., 14.11.2024 (m.96)
- 9. Hukuk Dairesi, 2024/13196 E., 2024/14721 K., 07.11.2024 (m.100)
- 1. Hukuk Dairesi, 2023/5429 E., 2024/5962 K., 04.11.2024 (m.97)
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/8460 E., 2024/7278 K., 14.10.2024 (m.91)
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/8344 E., 2024/7280 K., 14.10.2024 (m.91)
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/8304 E., 2024/7279 K., 14.10.2024 (m.91)
- 4. Hukuk Dairesi, 2024/35 E., 2024/5603 K., 03.06.2024 (m.104)
- 12. Daire, 2024/1448 E., 2024/1704 K., 03.04.2024 (m.99, m.100, m.101)
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/6559 E., 2024/573 K., 24.01.2024 (m.104)
- 9. Hukuk Dairesi, 2023/14024 E., 2023/18838 K., 04.12.2023 (m.95, m.99)
- 5. Hukuk Dairesi, 2023/3385 E., 2023/10965 K., 14.11.2023 (m.100)
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/1704 E., 2023/5407 K., 09.11.2023 (m.95)
- 8. Hukuk Dairesi, 2022/8543 E., 2023/4069 K., 04.07.2023 (m.95, m.96)
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/1506 E., 2023/3628 K., 04.07.2023 (m.98, m.99)
- 11. Hukuk Dairesi, 2022/887 E., 2023/3430 K., 01.06.2023 (m.96)
- 11. Hukuk Dairesi, 2021/8910 E., 2023/3013 K., 16.05.2023 (m.95, m.96)
- 5. Daire, 2019/1999 E., 2021/4367 K., 08.12.2021 (m.91)
- 12. Daire, 2021/463 E., 2021/4684 K., 30.09.2021 (m.99, m.101)
- 9. Daire, 2021/280 E., 2021/976 K., 17.02.2021 (m.101)
- Genel Kurul, 2015/2401 E., 19.07.2018 (m.92)
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/1872 E., 2026/690 K., 24.04.2026 (m.90)
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/1862 E., 2026/630 K., 14.04.2026 (m.90)
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2026/227 E., 2026/213 K., 02.03.2026 (m.93)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2022/674 E., 2026/275 K., 26.02.2026 (m.90)
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/1716 E., 2026/416 K., 18.02.2026 (m.90)
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/1424 E., 2026/248 K., 13.02.2026 (m.90)
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2023/1891 E., 2025/1706 K., 29.12.2025 (m.95)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/242 E., 2025/3075 K., 02.12.2025 (m.100)
- Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/2284 E., 2025/1869 K., 20.11.2025 (m.102)
- Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/663 E., 2025/1256 K., 09.10.2025 (m.103)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2025/1195 E., 2025/1219 K., 02.10.2025 (m.103)
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/339 E., 2025/358 K., 25.04.2025 (m.93)
- Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/696 E., 2025/303 K., 27.02.2025 (m.102)
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2021/2416 E., 2024/1727 K., 27.12.2024 (m.104)
- İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/537 E., 2024/611 K., 06.11.2024 (m.100)
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1523 E., 2024/1517 K., 13.06.2024 (m.94)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/623 E., 2024/634 K., 23.05.2024 (m.92)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2023/1409 E., 2023/1244 K., 17.11.2023 (m.92)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2023/1412 E., 2023/1246 K., 17.11.2023 (m.92)
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2023/2012 E., 2023/1430 K., 03.10.2023 (m.102)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2023/948 E., 2023/1146 K., 12.07.2023 (m.94)
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2021/153 E., 2022/502 K., 03.03.2022 (m.93)
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2021/58 E., 2022/433 K., 28.02.2022 (m.93)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2018/3023 E., 2022/20 K., 13.01.2022 (m.102)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/3647 E., 2019/2315 K., 19.12.2019 (m.96)

---

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 22.07.2020 (m.94).
Bu metin eğitim amaçlıdır, hukuki danışmanlık değildir. Bağlayıcı olan madde metnidir; alıntılarken maddenin güncel hâlini teyit edin.
Kaynak: https://www.hukuksalegitim.com/konu/medeni-usul-hukuku/sureler-eski-hale-getirme-ve-adli-tatil
