Konu Özeti:
Önemli Nokta 1: 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK), Türkiye'deki koruma sistematiğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Kanun'un 2. maddesi, kapsamını 'uluslararası koruma' ve 'geçici koruma' olarak iki ana eksende belirlemiştir. 'Uluslararası koruma', bireysel başvurular neticesinde verilen üç temel statüyü içerir: Mülteci statüsü (m. 61), Şartlı mülteci statüsü (m. 62) ve İkincil koruma statüsü (m. 63). Bu statüler, belirli şartları taşıyan kişilere yapılan bireysel değerlendirme sonucunda tanınır. Diğer yandan, YUKK'un 91. maddesi 'Geçici koruma'yı düzenlemektedir. Bu, ülkesinden ayrılmaya zorlanmış ve kitlesel olarak Türkiye sınırlarına gelen yabancılara sağlanan kolektif bir koruma türüdür ve bir statü olarak kabul edilir. Buna karşılık, 'insani ikamet izni' (YUKK m. 46), Kanun'un 'Uluslararası Koruma' veya 'Geçici Koruma' kısımlarında değil, 'İkamet İzinleri' başlıklı İkinci Kısmı'nda düzenlenmiş bir kalış hakkıdır. Her ne kadar insani nedenlerle verilse de, hukuki niteliği itibarıyla bir 'koruma statüsü' değil, istisnai bir 'ikamet izni' türüdür. Dolayısıyla, Kanun'un benimsediği koruma sistematiği dışında kalmaktadır.
Önemli Nokta 2: 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) m. 31, kısa dönem ikamet izni verilebilecek yabancıları sınırlı sayıda saymıştır. A, B, C ve E seçeneklerinde yer alan durumlar, YUKK m. 31/1'de açıkça belirtilen hallerdendir:
- YUKK m. 31/1-(i) bendi uyarınca, Türkiye’de yükseköğrenimini tamamlayanlardan mezuniyet tarihinden itibaren altı ay içinde müracaat edenlere kısa dönem ikamet izni verilebilir. (A seçeneği)
- YUKK m. 31/1-(g) bendi uyarınca, adli veya idari makamların talep veya kararına bağlı olarak Türkiye’de kalması gerekenlere kısa dönem ikamet izni verilebilir. (B seçeneği)
- YUKK m. 31/1-(ğ) bendi uyarınca, aile ikamet izninden kısa dönem ikamet iznine geçenlere bu izin verilebilir. (C seçeneği)
- YUKK m. 31/1-(ı) bendi uyarınca, kamu kurumları aracılığıyla Türkiye’de eğitim, araştırma, staj ve kurslara katılacaklara kısa dönem ikamet izni verilebilir. (E seçeneği)
Ancak D seçeneğinde belirtilen 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 28. maddesi kapsamında olanlar (doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler ve bunların altsoyları/Mavi Kart sahipleri), YUKK m. 20/1-(f) bendi uyarınca Türkiye'de ikamet izninden **muaf** tutulmuşlardır. Dolayısıyla, bu kişiler zaten ikamet iznine tabi olmadıkları için, kendilerine kısa dönem ikamet izni verilmesi söz konusu değildir. Bu durum, m. 31'deki listede yer almamalarının hukuki sebebini oluşturmaktadır.
Önemli Nokta 3: 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK), yabancılar hukukuna ilişkin özel bir kanun olup, idari işlemlere karşı dava açma süreleri konusunda genel kanun olan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na (İYUK) göre öncelikli olarak uygulanır (lex specialis derogat legi generali ilkesi). YUKK'un 53. maddesinin 3. fıkrasında sınır dışı etme kararına karşı dava açma süresi özel olarak düzenlenmiştir. Anılan hükümde, 'Yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir.' denilmektedir. Dolayısıyla, somut olayda (A)'nın avukatının kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde idare mahkemesinde dava açması gerekmektedir.
Diğer seçeneklerin analizi:
- **10 gün:** YUKK m. 80/1-a uyarınca uluslararası korumaya ilişkin bazı kararlara karşı Uluslararası Koruma Değerlendirme Komisyonuna yapılacak idari itiraz süresidir. Sınır dışı etme kararına karşı mahkemeye başvuru süresi değildir.
- **15 gün:** YUKK m. 80/1-ç uyarınca uluslararası korumaya ilişkin 72. ve 79. maddeler çerçevesinde alınan kararlara karşı idare mahkemesine başvuru süresidir. Ayrıca, YUKK m. 56'ya göre yabancıya Türkiye'yi terk etmesi için tanınabilecek asgari süredir. Sorudaki durum bu kapsama girmemektedir.
- **30 gün:** YUKK m. 80/1-ç uyarınca uluslararası korumaya ilişkin diğer idari karar ve işlemlere karşı idare mahkemesine başvuru süresidir. Sınır dışı etme kararı için özel olarak 7 günlük süre belirlendiğinden bu genel süre uygulanmaz.
- **60 gün:** 2577 sayılı İYUK m. 7'de düzenlenen genel dava açma süresidir. Ancak, YUKK'ta sınır dışı etme kararı için özel bir süre (7 gün) öngörüldüğünden, genel kural olan 60 günlük süre bu durumda uygulanmaz.
Önemli Nokta 4: 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun (YUKK) 9. maddesinin 3. fıkrasında Türkiye'ye giriş yasağının süresine ilişkin temel kural düzenlenmiştir. Maddeye göre, “Türkiye’ye giriş yasağının süresi en fazla beş yıldır.” Bu, genel kuraldır. Ancak, aynı fıkranın devamında bir istisna getirilmiştir: “Ancak, kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit bulunması hâlinde bu süre Genel Müdürlükçe en fazla on yıl daha artırılabilir.” Soruda, (A)'nın durumu için kamu düzeni veya güvenliği açısından ciddi bir tehdit bulunmadığı belirtilerek genel kuralın uygulanması istenmektedir. Bu nedenle, (A) hakkında verilebilecek giriş yasağı süresi kural olarak en fazla beş yıldır. On yıl, yalnızca istisnai durumda uygulanacak ek süreyi ifade ederken; on beş yıl ise bu istisnai durumdaki toplam azami süreyi (5+10) ifade etmektedir ve bu nedenle çeldiricidir.
Önemli Nokta 5: Somut olayda, yabancı (X) hakkında 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun (YUKK) 54. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (d) bentleri uyarınca sınır dışı etme kararı alınması için yeterli sebepler bulunmaktadır. Ancak, (X)'in menşe ülkesine gönderilmesi halinde işkence ve insanlık dışı muameleye maruz kalacağına dair ciddi emarelerin varlığı, YUKK'un emredici nitelikteki başka bir hükmünü devreye sokmaktadır.
YUKK'un 4. maddesinde düzenlenen ve uluslararası hukukun temel bir ilkesi olan 'geri gönderme yasağı' (non-refoulement), hiç kimsenin işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı bir yere gönderilemeyeceğini mutlak bir şekilde düzenler.
Bu ilkenin en net yansıması, 'Sınır dışı etme kararı alınmayacaklar' başlıklı YUKK m. 55'te yer almaktadır. Bu maddenin 1. fıkrasının (a) bendine göre, 'Sınır dışı edileceği ülkede [...] işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda ciddi emare bulunanlar' hakkında, YUKK m. 54 kapsamında olsalar dahi sınır dışı etme kararı 'alınmaz'. Kanun koyucu, 'karar uygulanmaz' veya 'ertelenir' ifadesi yerine, kararın hiç alınamayacağını belirterek yasağın mutlak niteliğini vurgulamıştır.
Diğer seçeneklerin analizi:
- (A) seçeneği, YUKK m. 64/5'teki 'ikincil korumadan hariçte tutulma' sebebini, geri gönderme yasağı ile karıştırmaktadır. Bir kişinin kamu güvenliğine tehdit oluşturması nedeniyle ikincil koruma 'statüsünden' hariç tutulması mümkündür. Ancak bu durum, o kişinin işkence riski olan bir ülkeye fiziken 'gönderilebilmesi' anlamına gelmez. Statü verilmemesi ile geri gönderme yasağı farklı hukuki durumlardır ve YUKK m. 55'teki yasak, statüden bağımsız olarak uygulanır.
- (B), (D) ve (E) seçenekleri, geri gönderme yasağının kamu düzeni, diplomatik güvence veya statü iptali gibi mülahazalarla aşılabileceğini ima etmektedir. Oysa YUKK m. 55, bu yasağı herhangi bir istisnaya veya dengelemeye tabi tutmamıştır. Dolayısıyla, (X) hakkında YUKK m. 54'e göre sınır dışı etme sebepleri bulunsa dahi, YUKK m. 55/1-(a) uyarınca bu yönde bir karar alınması hukuken olanaksızdır.