Konu Özeti:
Önemli Nokta 1: Doğru seçenek, Birleşmiş Milletler (BM) Antlaşması'nın 2. maddesinin 4. fıkrasının içeriğini en doğru şekilde yansıtmaktadır. Bu hüküm, kuvvet kullanma yasağının normatif çerçevesini çizmektedir. Buna göre yasak, hem fiili 'kuvvet kullanmayı' hem de 'kuvvet kullanma tehdidini' kapsar. Koruma alanı ise sadece 'toprak bütünlüğü' ile sınırlı olmayıp, aynı zamanda 'siyasi bağımsızlığı' ve BM'nin amaçlarıyla bağdaşmayan diğer tüm durumları da içerecek şekilde geniş tutulmuştur. Bu ifade, hükmün lafzını ve ruhunu eksiksiz bir şekilde özetlemektedir.
Diğer seçeneklerin yanlış olma nedenleri şunlardır:
A) Bu seçenek yanlıştır. Kuvvet kullanma yasağı, uluslararası hukukun emredici bir kuralı (jus cogens) ve bir teamül hukuku kuralı olması nedeniyle sadece BM üyelerini değil, tüm devletleri bağlar. Ayrıca, BM Antlaşması'nın 2. maddesinin 6. fıkrası, Teşkilat'ın, üye olmayan devletlerin de uluslararası barış ve güvenliğin korunması için bu ilkelere uygun hareket etmesini sağlayacağını belirtir.
B) Bu seçenek yanlıştır. Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 52. maddesi, BM Antlaşması'nda yer alan uluslararası hukuk ilkelerinin ihlali suretiyle kuvvet kullanma tehdidi veya kuvvet kullanılmasıyla yapılan antlaşmaların batıl olduğunu belirtir. Bu atıf, BM Antlaşması'nın 2(4) maddesindeki yasağın tüm unsurlarını kapsar. Dolayısıyla, sadece toprak bütünlüğüne yönelik fiili eylemleri değil, siyasi bağımsızlığa yönelik tehditleri de içeren geniş kapsamlı yasak, 52. maddenin uygulanmasında esas alınır.
C) Bu seçenek yanlıştır. Uluslararası hukukta, bir eylemin 'tehdit' olarak nitelendirilmesi için açık bir ültimatom veya belirli bir süre şartı gibi şekli koşullar aranmaz. Bir devletin, diğer bir devlete karşı hukuka aykırı şekilde kuvvet kullanmaya hazır ve niyetli olduğunu gösteren herhangi bir davranışı veya açıklaması, koşullar bütün olarak değerlendirildiğinde 'tehdit' olarak kabul edilebilir.
D) Bu seçenek yanlıştır. BM Antlaşması'nın 43. maddesi, üyelerin Güvenlik Konseyi'nin emrine silahlı kuvvetler verme ve kolaylıklar sağlama taahhüdünü düzenler. Bu madde, Konsey'in daveti üzerine devletlerin tek taraflı kuvvet kullanmasına izin vermez. Kuvvet kullanma yetkisi, BM Antlaşması'nın VII. Bölümü çerçevesinde alınacak özel bir Güvenlik Konseyi kararı ile kolektif bir mekanizma olarak kullanılır. 43. maddedeki davet, bu kolektif mekanizmayı işler kılmak için yapılacak özel anlaşmaların müzakeresine yöneliktir, bireysel yetkilendirme sağlamaz.
Önemli Nokta 2: Birleşmiş Milletler (BM) Antlaşması'nın 7. maddesinin 1. fıkrası, BM Teşkilatının 'başlıca uzuvlarını' (asli organlarını) tahdidi olarak şu şekilde saymıştır: 'Bir Genel Kurul, bir Güvenlik Meclisi, bir Ekonomik ve Sosyal Meclis, bir ve sayet Meclisi, bir Milletlerarası Adalet Divanı ve bir Sekreterlik ihdas edilmiştir.' Bu hüküm uyarınca; Güvenlik Meclisi, Vesayet Meclisi, Uluslararası Adalet Divanı ve Sekreterlik, BM'nin asli organları arasında yer almaktadır. Vesayet Meclisi'nin günümüzde fiilen işlevsiz kalması, Antlaşma'daki asli organ statüsünü değiştirmemektedir. Diğer taraftan, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), BM Antlaşması'nın 7. maddesinde sayılan bir asli organ değildir. Antlaşma'nın 57. maddesi, 'hükümetlerarası anlaşmalarla kurulan' ve belirli alanlarda geniş yetkilere sahip olan 'ihtisas müesseseleri'nin Teşkilata bağlanmasını düzenlemektedir. Dünya Sağlık Örgütü, bu madde kapsamında BM sistemine dahil olan, kendi ayrı antlaşması, bütçesi ve organları bulunan özerk bir 'ihtisas müessesesi'dir. Dolayısıyla, BM'nin kurucu antlaşmasıyla doğrudan ihdas edilmiş bir 'başlıca uzuv' olma niteliğini taşımaz.
Önemli Nokta 3: Sorunun çözümünde, Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın VII. Bölümü'nde düzenlenen ve Güvenlik Konseyi'nin uluslararası barış ve güvenliğin korunması için alabileceği tedbirler arasındaki ayrım esas alınmalıdır. Bu tedbirler, silahlı kuvvet kullanımını gerektirmeyenler (Madde 41) ve silahlı kuvvet kullanımını içerenler (Madde 42) olarak ikiye ayrılır.
Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın 41. maddesi, "ekonomik münasebetlerin ve demiryolu, deniz, hava, posta, telgraf, radyo ve diğer ulaştırma vasıtalarının tamamen veya kısmen kesilmesi ile siyasi münasebetlerin kat’ı" gibi silahlı kuvvet kullanılmasını gerektirmeyen tedbirleri düzenlemektedir. Bu kapsamda, A, B, C ve D seçeneklerinde belirtilen tedbirler Madde 41'in uygulama alanına girer: Silah ambargosu ve mal varlıklarının dondurulması 'ekonomik münasebetlerin kesilmesi' kapsamında; diplomatik ilişkilerin kesilmesi 'siyasi münasebetlerin kat'ı' kapsamında; ulaştırma ve iletişim vasıtalarının kesilmesi ise maddede açıkça sayılan tedbirlerdendir.
Buna karşılık, E seçeneğinde belirtilen 'deniz ablukası' ise Antlaşma'nın 42. maddesi kapsamında düzenlenen bir tedbirdir. Madde 42, 41. maddedeki tedbirlerin yetersiz kalması durumunda, "milletlerarası barış ve güvenliğin muhafazası veya yeniden tesisi için, hava, deniz veya kara kuvvetleri vasıtasiyle gerekli addettiği hertürlü teşebbüse geçebilir" hükmünü içermekte ve örnek olarak 'nümayişler, abluka tedbirleri ve ... başka hareketler'i saymaktadır. Dolayısıyla, bir devletin limanlarına deniz kuvvetleri vasıtasıyla abluka uygulanması, silahlı kuvvet kullanımını içeren bir tedbir olduğundan Madde 41 kapsamında yer almaz. Bu nedenle doğru cevap E seçeneğidir.
Önemli Nokta 4: Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın VII. Bölümü, uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına ilişkin kolektif güvenlik mekanizmasını düzenlemektedir. Bu mekanizmanın işleyişi şu adımları takip eder:
1. **Tespit:** Güvenlik Konseyi, öncelikle 39. madde uyarınca barışa yönelik bir tehdit, barışın bozulması veya bir saldırı eyleminin varlığını tespit eder.
2. **Askeri Olmayan Tedbirler:** Konsey, 41. madde uyarınca silahlı kuvvet kullanımını içermeyen tedbirlere (ekonomik yaptırımlar, diplomatik ilişkilerin kesilmesi vb.) karar verebilir.
3. **Askeri Tedbirler:** Soru metninde belirtildiği gibi, Konsey bu tedbirlerin yetersiz kalacağına veya kaldığına hükmederse, 42. maddeye göre askeri güç kullanılmasına karar verebilir.
Doğru seçenek, BM Antlaşması'nın 42. maddesinin içeriğini doğru bir şekilde yansıtmaktadır. Madde metni şöyledir: "Güvenlik Meclisi 41 nci maddede derpiş olunan tedbirlerin uygun olmayacaklarına veya uygun olmadıklarının sabit olduğuna hükmederse, milletlerarası barış ve güvenliğin muhafazası veya yeniden tesisi için, hava, deniz veya kara kuvvetleri vasıtasiyle gerekli addettiği hertürlü teşebbüse geçebilir. Bu teşebbüse, nümayişler, abluka tedbirleri ve Birleşmiş Milletler Üyelerinin hava, deniz veya kara kuvvetleri tarafından yapılacak başka hareketler dâhil olabilir." Bu hüküm, Konsey'in alabileceği tedbirlerin kapsamının geniş olduğunu ve nümayiş ile ablukanın sadece birer örnek olduğunu açıkça belirtmektedir.
Diğer seçeneklerin yanlış olma nedenleri:
* **A seçeneği:** 43. madde, üye devletlerin Konsey'e askeri güç tahsis etmesini sağlayacak özel anlaşmaları öngörse de, 42. madde uyarınca kuvvet kullanma kararının alınması bu anlaşmaların varlığına veya eksiksiz olmasına bağlı bir ön şart değildir. Uygulamada bu tür anlaşmalar hiçbir zaman yaygın olarak yapılamamış ve Konsey, gönüllü katkı sağlayan devletler aracılığıyla operasyonları yürütmüştür.
* **B seçeneği:** 46. maddeye göre, silahlı kuvvetlerin kullanım planları Kurmay Komitesi'nin "yardımı ile" Güvenlik Konseyi tarafından tespit edilir. Yetki münhasıran Kurmay Komitesi'nde değil, nihai olarak Güvenlik Konseyi'ndedir. Komite, Konsey'e yardımcı ve danışman bir organdır.
* **D seçeneği:** 48. madde, Konsey kararlarının yürütülmesi için alınacak tedbirlerin "Birleşmiş Milletlerin bütün Üyeleri veya bunlardan bazıları tarafından" alınacağını belirtir. Bu tedbirlerin sadece daimi üyeler tarafından icra edileceğine dair bir kısıtlama bulunmamaktadır.
* **E seçeneği:** 42. madde, alınacak tedbirleri abluka ile sınırlamamaktadır; aksine "hertürlü teşebbüse geçebilir" diyerek geniş bir takdir yetkisi tanımaktadır. Ayrıca operasyonların coğrafi olarak nerede icra edileceğine dair bir sınırlama da getirmemektedir.
Önemli Nokta 5: Birleşmiş Milletler sisteminde, uluslararası barış ve güvenliğin korunması konusunda temel sorumluluk Güvenlik Konseyi'ne verilmiştir (BM Antlaşması Madde 24/1). Örgütün hızlı ve etkili hareket edebilmesi amacıyla, iki ana organ arasında yetki çatışmasını önlemek için özel bir düzenleme getirilmiştir. BM Antlaşması'nın 12. maddesinin 1. fıkrası, bu durumu açıkça düzenler: 'Güvenlik Meclisi, bir uyuşmazlık veya herhangi bir durum karşısında, işbu Andlaşmanın kendisine yüklediği görevleri yaptığı müddetçe, Genel Kurul bu uyuşmazlık veya durum hakkında hiçbir tavsiyede bulunmamalıdır, meğerki, Güvenlik Meclisi bunu ondan isteye..'. Bu hüküm, Güvenlik Konseyi bir mesele ile aktif olarak ilgilenirken (mesele gündemindeyken), Genel Kurul'un tavsiye yetkisini askıya alır. Bu kuralın tek istisnası, Güvenlik Konseyi'nin kendisinin Genel Kurul'dan bir tavsiye talep etmesidir.
A seçeneği yanlıştır, çünkü Genel Kurul'un Madde 10'da belirtilen geniş tavsiye yetkisi, Madde 12'deki bu özel hükümle açıkça sınırlandırılmıştır ('12 nci madde hükümleri mahfuz kalmak şartiyle').
C seçeneği yanıltıcıdır; asli sorumluluğun Güvenlik Konseyi'nde olması, Genel Kurul'un yetkisiz olduğu anlamına gelmez, ancak Madde 12 uyarınca Konsey'in aktif olduğu durumlarda yetkisinin kısıtlandığı anlamına gelir.
D seçeneği yanlıştır; Genel Kurul'un Madde 11/3 uyarınca bir durumu Konsey'in dikkatine sunma yetkisi vardır, ancak bu yetki, Konsey o konuyla meşgulken tavsiye kararı alabilmesini kapsamaz.
E seçeneği eksik bilgi içermektedir; Genel Sekreter'in bildirimi (Madde 12/2) bilgilendirme amaçlıdır ve Genel Kurul'un yetkisini yeniden kazanmasının tek yolu değildir. Güvenlik Konseyi'nin talepte bulunması da yetkiyi geri kazandırır.