Konu Özeti:
Önemli Nokta 1: Bu sorunun çözümünde Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi'nin ilgili maddelerinin dikkatlice analiz edilmesi gerekmektedir. Soruda, bir diplomatik ajanın ailesinin hukuki statüsü sorgulanmaktadır.
Doğru cevap C seçeneğidir. Sözleşme'nin 37. maddesinin 1. fıkrası, bu durumu açıkça düzenlemektedir. Buna göre, “Bir diplomatik ajanın beraberinde oturan aile üyeleri, kabul eden Devletin vatandaşı değillerse, 29 ilâ 36. maddelerde belirtilen ayrıcalık ve bağışıklıklardan yararlanırlar.” Bu hüküm, iki temel koşul ortaya koymaktadır: (1) Ajanın ailesinin bir parçası olmak ve onunla birlikte oturmak, (2) Kabul eden Devletin vatandaşı olmamak. Bu koşullar sağlandığında, aile üyeleri de tıpkı diplomatik ajan gibi kişisel dokunulmazlık, yargı bağışıklığı, vergi muafiyetleri ve gümrük bağışıklığı gibi geniş ayrıcalıklardan yararlanır.
Diğer seçeneklerin yanlış olma nedenleri şunlardır:
A seçeneği yanlıştır. Sözleşme'nin 37. maddesinin 2. fıkrası, idari ve teknik kadro üyeleri ile ailelerinin, kabul eden Devletin vatandaşı olmamak veya “daimi surette orada mukim bulunmak” şartıyla bağışıklıklardan yararlanacağını belirtir. Dolayısıyla, daimi mukim olmaları halinde bu bağışıklıklardan yararlanamazlar. Ayrıca bu personelin ve ailesinin medeni ve idari yargı bağışıklığı, görev dışı fiilleri kapsamaz; bu da statülerinin diplomatik ajanın ailesinden farklı olduğunu gösterir.
B seçeneği yanlıştır. Bu seçenekte belirtilen fonksiyonel bağışıklık (görevle ilgili fiillerle sınırlı bağışıklık), diplomatik ajanların aileleri için geçerli olan kural değildir. Aksine, diplomatik ajanın (ve koşulları sağlayan ailesinin) bağışıklığı kişiseldir ve görev dışı fiilleri de kapsar. Fonksiyonel bağışıklık, Sözleşme'nin 37. maddesinin 2. fıkrasında idari ve teknik kadro için ve 38. maddesinde kabul eden Devlet vatandaşı olan diplomatik ajanlar için öngörülmüş istisnai bir durumdur.
D seçeneği yanlıştır. Sözleşme'nin 38. maddesinin 1. fıkrası, kabul eden Devlet vatandaşı olan diplomatik ajanın kendisinin sadece resmi görevleri bakımından bağışıklıktan yararlanacağını düzenler. Maddenin 2. fıkrası ise, misyonun bu statüdeki diğer kadro üyeleri ve özel hizmetçilerinin bağışıklıklarının kabul eden Devlet tarafından tanınan ölçüde olacağını belirtir. Bu hüküm, diplomatik ajanın ailesini doğrudan kapsamaz ve onların bağışıklığının ajanla birebir aynı olduğunu ifade etmez. Aile üyelerinin durumu, kabul eden devletin takdirine bırakılmıştır.
E seçeneği yanlıştır. Sözleşme'nin 40. maddesi, diplomatik ajan ve ailesinin üçüncü devletlerden transit geçişi sırasında gerekli dokunulmazlık ve bağışıklıklardan yararlanacağını düzenler. Maddenin 4. fıkrası, bu yükümlülüğün, ülkede bulunma hali mücbir sebebe dayanan kişilere de “uygulanacağını” belirtir; yani mücbir sebep, bağışıklığı ortadan kaldıran değil, tam aksine bağışıklığın uygulanmasını gerektiren bir durumdur. Dolayısıyla ifade, madde metnini yanlış yorumlamaktadır.
Önemli Nokta 2: Çözüm, 1961 Viyana Diplomatik İlişkiler Hakkında Sözleşme'nin (VDİS) ilgili hükümlerinin analizine dayanmaktadır. Soruda, kabul eden Devlet A'nın, gönderen Devlet B'nin bir diplomatının faaliyetlerinden rahatsız olması üzerine, gerekçe göstermeden diplomatın görevine son verilmesini talep etmesi durumu ele alınmaktadır. Bu durum, VDİS'in 9. maddesinde düzenlenen 'persona non grata' (istenmeyen şahıs) kurumuna karşılık gelmektedir. Madde 9/1'e göre, 'Kabul eden Devlet, herhangi bir zaman ve kararının gerekçesini açıklamak zorunluluğunda olmaksızın, gönderen Devlete misyon şefinin veya misyon Diplomatik kadrosunun herhangi bir üyesinin istenmeyen şahıs (Persona non grata) olduğunu... bildirebilir.' Bu bildirim üzerine gönderen devletin ilgili kişiyi geri çağırması veya görevine son vermesi gerekir. Dolayısıyla doğru cevap C seçeneğidir.
Diğer seçeneklerin incelenmesi:
A) 'Agrément'in reddi', VDİS Madde 4 uyarınca, gönderen devletin bir kişiyi misyon şefi olarak atamak istemesi durumunda, kabul eden devletin bu atamaya önceden onay vermemesi anlamına gelir. Bu işlem, bir diplomat göreve başlamadan önce ve genellikle sadece misyon şefleri için söz konusudur. Olayda ise diplomat C halihazırda görevdedir.
B) 'Yargı bağışıklığının kaldırılması', VDİS Madde 32 uyarınca, bir diplomatın yargı bağışıklığının *gönderen devlet* tarafından kaldırılması işlemidir. Bu yetki kabul eden devlete değil, gönderen devlete aittir ve amacı diplomatın kabul eden devlet mahkemelerinde yargılanabilmesini sağlamaktır.
D) 'Diplomatik ilişkilerin kesilmesi', VDİS Madde 45'te düzenlenmiş olup, iki devlet arasındaki tüm diplomatik münasebetlerin sona erdirilmesi anlamına gelen çok daha kapsamlı bir eylemdir. Sorudaki olay ise sadece tek bir diplomata yöneliktir.
E) 'Misyon üyeliğinin tanınmasının reddi', VDİS Madde 9/2 ve Madde 43/b'de belirtildiği üzere, gönderen devletin 'persona non grata' ilan edilen diplomatı geri çağırmaması veya görevine son vermemesi halinde, kabul eden devletin atacağı *ikinci* adımdır. Bu, 'persona non grata' ilanının bir sonucudur, kendisi değil.
Önemli Nokta 3: Çözüm, 1961 tarihli Viyana Diplomatik İlişkiler Hakkında Sözleşme'nin ilgili hükümlerinin doğru bir şekilde yorumlanmasına dayanmaktadır. Soruda belirtilen durum, diplomatik çantanın dokunulmazlığı ile ilgilidir. Sözleşme'nin 27. maddesinin 3. fıkrası, "Diplomatik çanta açılamaz veya alıkonulamaz." hükmünü amirdir. Bu hüküm, herhangi bir istisnaya yer vermeksizin mutlak bir koruma sağlamaktadır. Kabul eden devletin çantanın içeriğine dair ciddi şüpheleri olması dahi bu kuralı değiştirmez. Bu nedenle doğru cevap, çantanın hiçbir surette açılamayacağı ve alıkonulamayacağıdır.
Diğer seçeneklerin yanlışlığı ise şu şekildedir:
- "Ciddi sebeplerin varlığı" ve "yetkili bir temsilcinin huzurunda arama" koşulları, Sözleşme'nin 36. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen "diplomatik ajanın şahsi bagajı" için öngörülmüş istisnai durumlardır. Bu kurallar, mutlak dokunulmazlığa sahip olan "diplomatik çanta" için uygulanamaz. Bu çeldiriciler, iki farklı hukuki rejimi (diplomatik çanta ve diplomatik ajanın şahsi bagajı) karıştırmayı amaçlamaktadır.
- Sözleşme metninde, kabul eden devletin çantanın iadesini talep etme hakkı gibi bir düzenleme bulunmamaktadır. 27. madde, çantanın açılamayacağını ve alıkonulamayacağını kesin bir dille ifade eder.
- Sözleşme'nin 27. maddesinin 7. fıkrasına göre, diplomatik çanta bir ticari uçağın kaptanına emanet edilebilir; ancak bu fıkra açıkça kaptanın diplomatik kurye sayılmayacağını belirtir. Çantanın dokunulmazlığı, taşıyıcısının statüsünden bağımsız olarak devam eder. Bu seçenek, 27. maddenin 6. fıkrasındaki 'ad hoc' kurye ile 7. fıkrasındaki uçak kaptanı statüsünü hatalı bir şekilde birleştirmektedir.
Önemli Nokta 4: Sorunun çözümünde kilit nokta, diplomatik ajan (A)'nın aynı zamanda kabul eden devlet olan Türkiye'nin vatandaşı olmasıdır. Bu durumda, Viyana Diplomatik İlişkiler Hakkında Sözleşme'nin genel kuralı olan 31. madde yerine, özel hüküm niteliğindeki 38. madde uygulama alanı bulur. Sözleşme'nin 38. maddesinin 1. fıkrasına göre, '...bu Devletin vatandaşı olan veya orada daimi surette mukim bulunan bir diplomatik ajan, sadece görevlerinin ifası esnasında yapılan resmi işlemler bakımından yargı bağışıklığından ve dokunulmazlıktan yararlanır.' Bu hüküm, vatandaş veya daimi mukim diplomatların yargı bağışıklığını 'resmi görevleri' ile sınırlamaktadır. Dolayısıyla, bu kişilerin resmi görevleri dışındaki tüm eylem ve işlemlerinden dolayı kabul eden devletin yargısına tabi olmaları esastır.
Seçenekler bu çerçevede incelendiğinde:
A, B ve C seçeneklerinde belirtilen taşınmazla ilgili ayni hak davası, kişisel sıfatla taraf olunan tereke davası ve resmi görev dışı ticari faaliyete ilişkin alacak davası, Sözleşme'nin 31. maddesinde sayılan ve genel olarak diplomatların medeni yargı bağışıklığının istisnalarını oluşturan hallerdir. Diplomatın aynı zamanda kabul eden devlet vatandaşı olması sebebiyle, bu eylemler şahsi nitelikte olduğundan 38. madde uyarınca yargı bağışıklığı kapsamında değildir.
D seçeneğindeki taksirle yaralamaya neden olma fiili, şahsi bir eylemdir ve resmi görevin ifasıyla ilgili değildir. Normal bir diplomat 31. madde uyarınca cezai yargıdan mutlak olarak bağışık olsa da, 38. madde kapsamındaki vatandaş diplomat, resmi görevi dışında işlediği suçlar bakımından yargı bağışıklığından yararlanamaz. Dolayısıyla bu durumda da yargı bağışıklığı söz konusu olmaz.
E seçeneğinde ise diplomat, 'misyon şefinin talimatıyla, gönderen devlet adına bir kültürel anlaşma metnini hazırlarken' bir eylemde bulunmuştur. Bu eylem, tanımı gereği 'görevlerinin ifası esnasında yapılan resmi bir işlem' niteliğindedir. Bu nedenle, 38. maddenin 1. fıkrası gereğince diplomatik ajan (A), bu işlemden kaynaklanan tazminat davasında Türkiye'nin yargı yetkisinden bağışıktır. Bu sebeple doğru cevap E seçeneğidir.
Önemli Nokta 5: Sorunun doğru cevabı, misyon binalarının dokunulmazlığına istisna getiren seçenektir. 1961 tarihli Viyana Diplomatik İlişkiler Hakkında Sözleşme (VDİS), misyon binalarının dokunulmazlığını kesin bir dille düzenlemiştir. VDİS Madde 22/1'e göre, 'Misyon binaları dokunulmazlığı haizdir. Kabul eden Devlet yetkilileri misyon şefinin rızası olmadıkça bu binalara giremezler.' Bu kural, ulusal güvenlik, kamu düzeni, acil durum veya başka herhangi bir gerekçeyle istisnaya tabi tutulmamıştır; dokunulmazlık mutlaktır. Diplomatik ilişkilerin kesilmesi durumunda dahi bu statü devam eder. VDİS Madde 45/a, ilişkiler kesildiğinde ve hatta silahlı çatışma halinde bile kabul eden devletin misyon binalarına saygı göstermek ve bunları korumak zorunda olduğunu açıkça belirtir. Dolayısıyla, ulusal güvenliğe yönelik ağır bir tehdit iddiası, rıza olmaksızın binaya müdahaleyi hukuka uygun hale getirmez. Diğer seçeneklerin hukuki dayanakları şöyledir:
A) Bu ifade, VDİS Madde 45/a'nın ('Kabul eden Devlet, silahlı çatışma halinde dahi, malları ve arşivleri ile birlikte misyonun binalarına saygı gösterir ve bunları korur;') doğrudan bir tekrarı olduğu için doğrudur.
B) VDİS Madde 45/b uyarınca gönderen devlet, misyon binalarının nezaretini üçüncü bir devlete tevdi edebilir. Bu durumda, Madde 22/1'de belirtilen 'misyon şefinin rızası' şartı, nezareti devralan üçüncü devletin misyon şefi için geçerli hale gelir. Dolayısıyla bu ifade doğrudur.
C) VDİS Madde 22/3, 'Misyon binaları ile içindeki eşyalar ve diğer mallar ve misyonun nakil vasıtaları arama, el koyma, haciz veya icradan bağışıktırlar.' hükmünü içerir. Madde 45, bu korumanın ilişkilerin kesilmesinden sonra da devam ettiğini teyit ettiğinden, bu ifade doğrudur.
E) VDİS Madde 22/2'de belirtilen 'misyon binalarını herhangi bir tecavüz veya zarara karşı korumak ve misyonun huzurunun herhangi bir şekilde bozulması veya itibarının kırılmasını önlemek üzere her turlu tedbiri almak özel görevi', Madde 45 uyarınca diplomatik ilişkiler sona erdikten sonra da kabul eden devlet için devam eden bir yükümlülüktür. Bu ifade de doğrudur.