7. Milletlerarası Özel Hukuka Giriş
Özgün soru denemeleri, konu özeti ve sınav taktikleri.
Konu Hakkında Hızlı Bilgi
Örnek Çıkmış Sorular
Merkezi Ankara'da bulunan bir Türk teknoloji şirketi (T), merkezi Münih'te bulunan Alman ana şirket (A) ve onun merkezi Milano'da bulunan İtalyan iştiraki (İ) arasında üçlü bir lisans sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmeye göre (İ), geliştirdiği bir yazılımın Türkiye'deki kullanım hakkını (T)'ye devredecek, (T) ise lisans bedelini doğrudan (A)'ya ödeyecektir. Sözleşme, Paris'te bir teknoloji fuarı sırasında müzakere edilmiş ve e-posta teyitleriyle yürürlüğe girmiştir. Sözleşmenin ifası kapsamında yazılımın entegrasyonu Türkiye'de gerçekleştirilecektir. Taraflar, sözleşmede ne uygulanacak hukuku ne de yetkili mahkemeyi belirlemişlerdir. (T)'nin lisans bedelini ödememesi üzerine (A), Ankara'daki bir asliye ticaret mahkemesinde dava açmıştır. Bu karmaşık hukuki ilişki göz önüne alındığında, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) temel işlevi ve uygulama alanı hakkında aşağıdaki tespitlerden hangisi doğrudur?
Çözüm
Doğru cevap, 5718 sayılı MÖHUK'un 1. maddesinin 1. fıkrasında açıkça tanımlanan kanunun kapsamını ve temel işlevlerini doğru bir şekilde yansıtmaktadır. MÖHUK m. 1/1 şu şekildedir: "Yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, yabancı kararların tanınması ve tenfizi bu Kanunla düzenlenmiştir." Somut olayda, tarafların farklı devletlerde (Türkiye, Almanya, İtalya) merkezlerinin bulunması, sözleşmenin Paris'te müzakere edilmesi ve ifa yerinin Türkiye olması gibi çok sayıda yabancılık unsuru mevcuttur. Bu durumda MÖHUK'un üç temel fonksiyonu devreye girer: (1) Kanunlar İhtilafı (Uygulanacak Hukuk): Uyuşmazlığın esasına hangi devlet hukukunun uygulanacağını belirler. (2) Milletlerarası Yetki: Davanın Türk mahkemelerinde görülüp görülemeyeceğini düzenler. (3) Tanıma ve Tenfiz: Yabancı mahkeme veya hakem kararlarının Türkiye'de ne gibi sonuçlar doğuracağını ve nasıl icra edileceğini belirler. Bu nedenle, doğru seçenek kanunun bu üçlü yapısını eksiksiz olarak ifade etmektedir. Diğer seçeneklerin yanlış olma nedenleri: A seçeneği yanlıştır. Türk hukukunda yabancılık unsurları arasında kanunla belirlenmiş bir hiyerarşi yoktur. Tarafların vatandaşlığı, yerleşim yeri, işyeri gibi sübjektif unsurlar ile sözleşmenin yapıldığı yer, ifa yeri gibi objektif unsurlardan herhangi birinin varlığı, uyuşmazlığa yabancılık unsuru kazandırmak için yeterlidir. Bir unsurun diğerine göre öncelikli veya tali olduğu şeklinde bir kural bulunmamaktadır. C seçeneği yanlıştır. Bu seçenek, MÖHUK m. 1/2'ye açıkça aykırıdır. Anılan fıkra, "Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri saklıdır." hükmünü amirdir. Bu kural, Anayasa'nın 90. maddesiyle de uyumlu olarak, usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası sözleşmelerin kanun hükmünde olduğunu ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin olanlar ile kanunların farklı hüküm içermesi durumunda sözleşme hükümlerinin esas alınacağını belirtir. Dolayısıyla, bir uyuşmazlığa uygulanabilecek bir milletlerarası sözleşme varsa, MÖHUK hükümleri değil, sözleşme hükümleri öncelikle uygulanır. D seçeneği yanlıştır. TTK m. 1329 gibi hükümler, kanun koyucunun belirli ve sınırlı bir alanda, o alana özgü nedenlerle MÖHUK'un genel kuralından ayrıldığını gösteren istisnai (lex specialis) düzenlemelerdir. Bu istisnadan yola çıkarak MÖHUK'un temel uygulama şartı olan "yabancılık unsuru"nun mutlak bir ön şart olmadığı veya hâkimin takdirine bağlı olduğu gibi genel bir sonuca varılamaz. MÖHUK, kural olarak ancak ve ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklara uygulanır. E seçeneği yanlıştır. MÖHUK, sadece Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini genel olarak belirlemekle kalmaz, aynı zamanda milletlerarası usul hukukuna ilişkin başka önemli düzenlemeler de içerir. Örneğin, yabancıların dava ehliyeti, teminat gösterme yükümlülüğü (MÖHUK m. 48), tebligat ve istinabe gibi konuları da düzenler. Yargılamanın tamamen ve münhasıran Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na tâbi olduğu iddiası, MÖHUK'un "Usul Hukuku" kısmını göz ardı ettiği için hatalıdır.
Panama bayrağı taşıyan bir petrol tankerinin, Türkiye’nin münhasır ekonomik bölgesinde neden olduğu bir kaza sonucu denize petrol sızmış ve bu durum hem Türk kıyılarında hem de komşu bir devletin karasularında “kirlenme zararı”na yol açmıştır. Zarar görenler, Türk mahkemelerinde tankerin donatanına karşı bir tazminat davası açmışlardır. Uyuşmazlıkta, Türkiye’nin taraf olduğu ve konuyu özel olarak düzenleyen 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesi’nin (CLC) yanı sıra, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK) ilgili hükümleri bulunmaktadır. Bu durumda, Türk hâkiminin uygulanacak hukuku tespit ederken izlemesi gereken hukuki muhakeme aşağıdakilerden hangisidir?