Konu Hakkında Hızlı Bilgi
Örnek Çıkmış Sorular
Osmanlı Devleti'nde, özellikle XVI. yüzyıldan itibaren mali buhranlar ve artan nakit ihtiyacı nedeniyle yaygınlaşan İltizam sisteminde, mukataa gelirlerinin genellikle üç yıl gibi kısa sürelerle kiralanması, mültezimlerin vergi kaynağını aşırı sömürmesine ve uzun vadede vergi gelirlerinin azalmasına yol açmıştır. Bu soruna çözüm bulmak ve hazineye daha istikrarlı bir gelir akışı sağlamak amacıyla XVII. yüzyıl sonlarından itibaren, vergi toplama hakkının bir defaya mahsus 'muaccele' adı verilen peşin bir bedel karşılığında, kişilere kayd-ı hayat şartıyla (ömür boyu) devredildiği mali uygulamaya verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?
Çözüm
Doğru cevap Malikâne sistemidir. Malikâne sistemi XVII. yüzyıl sonlarında ortaya çıkmış ve bir arazi veya gelirin herhangi bir kişiye ömür boyu kiralanmasını ifade etmiştir. Bu sistemde, ömür boyu kiralama bedeli olarak ödenen peşin paraya 'muaccele' adı verilmekteydi. Soruda tarif edilen uygulama, yani vergi toplama hakkının 'muaccele' karşılığında ömür boyu devredilmesi, doğrudan Malikâne sisteminin tanımıdır. Bu sistem, İltizam sisteminin yarattığı istikrarsızlığa bir çözüm olarak geliştirilmiştir. Diğer seçeneklerin elenme nedenleri şunlardır: - İltizam: Devlete ait gelirleri toplama hakkının genellikle 3 yıl gibi kısa süreler için açık artırma yoluyla kiralanmasıdır. Ömür boyu kiralama söz konusu değildir. - Mukataa: Bir sistem değil, İltizam sisteminin uygulandığı topraklara veya gelir kaynaklarına verilen isimdir. - Emanet: Hazineye ait vergi gelirlerinin 'emin' adı verilen devletin maaşlı memurları tarafından toplanması usulüdür. Bir kiralama veya devir söz konusu değildir. - Tımar: Askeri ve idari bir sistem olup, hizmet karşılığında belirli bir bölgenin vergi gelirlerinin sipahi gibi devlet görevlilerine bırakılmasıdır. Temel amacı hazineye nakit sağlamak değil, masrafsız bir ordu beslemek ve taşrada yönetimi sağlamaktır.
Osmanlı Devleti'nin, donanmasının Haliç'te bulunması ve Mısır'ın İngiliz işgali altında olması sebebiyle karadan ve denizden etkin bir müdahalede bulunamadığı Trablusgarp'taki mücadelesi, Balkan Savaşları'nın patlak vermesi üzerine tehlikeli bir hal almıştır. İki cephede birden savaşamayacağını anlayan Osmanlı yönetimi, 15 Ekim 1912'de imzaladığı Uşi Antlaşması ile Kuzey Afrika'daki son toprak parçasını aşağıdaki devletlerden hangisine bırakmak zorunda kalmıştır?
Osmanlı Devleti'nin dağılma sürecine girdiği XX. yüzyıl başlarında, İttihat ve Terakki Cemiyeti mensubu subaylar, devletin toprak bütünlüğünü korumak ve Avrupalı devletlerin iç işlerine müdahalesini önlemek amacıyla anayasal yönetime yeniden geçilmesi için faaliyetlerini yoğunlaştırmışlardır. Özellikle 1908 yılında İngiliz Kralı ile Rus Çarı arasında yapılan ve basına yansıyan görüşmelerde Osmanlı topraklarının geleceğinin masaya yatırılması, bu süreci tetikleyen en önemli dış etken olmuştur. Bu durum, Cemiyet'in Padişah II. Abdülhamit'e Kanun-ı Esasi'yi yeniden yürürlüğe koyması için baskı yapmasını kaçınılmaz kılmıştır. Metinde vurgulanan ve II. Meşrutiyet’in ilanında hızlandırıcı bir etkiye sahip olan bu gelişme aşağıdakilerden hangisidir?