Konu Özeti:
Önemli Nokta 1: Soru metni, Sivas Kongresi’nin Millî Mücadele’yi bölgesellikten kurtarıp ulusal ve merkezi bir yapıya kavuşturan en temel ve kurumsal nitelikteki sonucunu sorgulamaktadır.
Doğru cevap D seçeneğidir. Erzurum Kongresi'nde kurulan Temsil Heyeti'nin yetkileri yalnızca Doğu illeriyle sınırlıydı. Sivas Kongresi'nde “Temsil Heyeti doğu illerinin tamamını temsil eder” ifadesi yerine “Temsil Heyeti bütün yurdu temsil eder” kararı alınmış ve üye sayısı 15'e yükseltilmiştir. Bu karar, Millî Mücadele’nin yürütme organı olan Temsil Heyeti’ni ulusal düzeye taşıyan ve mücadeleye merkezi bir kimlik kazandıran en temel kurumsal adımdır.
Diğer seçeneklerin analizi:
- A seçeneği: Manda ve himayenin kesin olarak reddedilmesi önemli bir politika belirlemesidir; ancak hareketin örgütsel ve kurumsal yapısını temelden değiştiren bir karar değildir.
- B seçeneği: Ali Fuat Paşa’nın atanması, yetkileri genişletilen Heyet-i Temsiliye’nin bir hükümet gibi hareket ederek yürütme yetkisini ilk kez kullandığı bir olaydır. Ancak bu, D seçeneğindeki kurumsal yetki genişlemesinin bir sonucu ve uygulamasıdır, temel sebep değildir.
- C seçeneği: Tüm cemiyetlerin birleştirilmesi mücadelenin merkezileştirilmesi yolunda atılmış çok önemli bir adım olsa da, bu birleşik yapıyı yönetecek olan icra organının (Temsil Heyeti) yetkisinin ulusallaştırılması, merkezi yapının kurumsallaşmasındaki en kritik aşamadır.
- E seçeneği: Damat Ferit Paşa Hükûmeti'nin istifası, Sivas Kongresi'nin bir kararı değil, kongrenin başarıyla toplanması ve Temsil Heyeti'nin faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan bir dış siyasi gelişmedir. Temsil Heyeti’nin ilk siyasi zaferi olarak kabul edilir ancak kongrenin aldığı kurumsal bir karar değildir.
Önemli Nokta 2: Moskova Antlaşması'nın TBMM Hükûmeti için pek çok önemli sonucu olmakla birlikte, soruda bu sonuçlar arasından uluslararası meşruiyet mücadelesi açısından 'en temel ve stratejik' olanı sorulmaktadır. Bu antlaşma ile Sovyet Rusya; TBMM'yi ve Misakımillî'yi tanıyan, Sevr'in geçersizliğini kabul eden ilk büyük Avrupa devleti olmuştur. Bu durum, İtilaf Devletleri karşısında yalnız olan TBMM'nin diplomatik tecritten kurtulması, uluslararası alanda meşru bir siyasi güç olarak kabul görmesi ve önemli bir müttefik kazanması anlamına geldiğinden en temel ve stratejik sonuçtur. Bu nedenle doğru cevap B seçeneğidir.
A seçeneği çeldiricidir; çünkü Doğu sınırı Moskova Antlaşması ile ilk kez resmen çizilmiş olsa da 'kesin' şeklini 13 Ekim 1921 tarihli Kars Antlaşması ile almıştır. Dolayısıyla 'kesin olarak çizilmesi' ifadesi yanlıştır.
C seçeneği güçlü bir çeldiricidir. Lozan'dan önce kapitülasyonların kaldırılması hükmünü içeren ilk uluslararası belgenin Moskova Antlaşması olduğu doğrudur. Ancak TBMM'nin siyasi varlığının ve ulusal hedeflerinin büyük bir güç tarafından tanınması, ekonomik bir kazanımdan daha temel ve stratejik bir diplomatik başarıdır.
D seçeneği yanlıştır. Antlaşmaya göre Batum, Misakımillî sınırları içinde kalmamış, tam tersine Gürcistan'a bırakılarak Misakımillî'den verilen ilk taviz olmuştur.
E seçeneği hatalı bilgiler içermektedir. Sovyet Rusya bir İtilaf Devleti değildir. Ayrıca TBMM'nin varlığını tanıyan ilk devlet Ermenistan (Gümrü Antlaşması), TBMM'yi tanıyan ilk İtilaf Devleti ise Fransa'dır (1921 Ankara Antlaşması).
Önemli Nokta 3: Cumhuriyet'in ilanı, saltanatın kaldırılması sonrası ortaya çıkan temel devlet yapısı sorunlarını çözmeye yönelik bir adımdır.
I. öncül doğrudur. Cumhuriyet'in ilan edilme nedenleri arasında yeni kurulan Türk devletinde rejimin belirlenmemiş olması ve devletin yönetim şekli belirlenerek rejim tartışmalarına son verilmek istenmesi yer almaktadır. 1921 Anayasası'na “Devletin yönetim şekli cumhuriyettir” maddesinin eklenmesi, rejim tartışmalarının sona erdirildiğini göstermektedir.
II. öncül doğrudur. Saltanatın kaldırılmasının bir sonucu olarak devlet başkanlığı sorunu ortaya çıkmış ve rejim tartışmalarına neden olmuştur. Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte cumhurbaşkanının belirlenmesi, bu devlet başkanı sorununu çözmüştür.
III. öncül doğrudur. Fethi Okyar Hükümeti'nin 27 Ekim 1923'te istifa etmesiyle, meclis hükümeti sisteminden kaynaklanan bir hükümet kurma bunalımı yaşanmıştır. Bu bunalımı aşmak için meclis hükümeti sisteminden kabine sistemine geçilmiş ve 1921 Anayasası'nda yapılan değişiklikle bakanların meclis içerisinden ve başbakan tarafından seçilmesi esası getirilerek bu geçiş anayasal bir temele oturtulmuştur.
Bu nedenlerle, her üç öncül de Cumhuriyet'in ilanının doğrudan sonuçları arasında yer almaktadır.
Önemli Nokta 4: Milli Mücadele'nin bir nevi yol haritası niteliği taşıyan Amasya Genelgesi, Kurtuluş Savaşı'nın temel programını ortaya koyan ilk belgedir. Genelge'de yer alan maddeler bu programın unsurlarını açıkça ortaya koymaktadır:
1) **Gerekçe:** "Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir." ve "İstanbul Hükümeti üzerine düşen sorumluluğu yerine getirememektedir." maddeleriyle mücadelenin neden başlatıldığı açıklanmıştır.
2) **Amaç ve Yöntem:** "Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." maddesiyle, hem kurtuluşun amacı (istiklal) hem de bu amaca ulaşma yöntemi (milletin kendi iradesi) belirlenmiştir. Bu madde, aynı zamanda gelecekte ulusal egemenliğe dayalı bir yönetime geçileceğinin ilk sinyali olması bakımından da önemlidir.
3) **Kurumsallaşma Adımı:** "Milletin sesini dünyaya duyurmak ve haklarını dile getirmek için; her türlü etki ve denetimden uzak milli bir heyet oluşturulacaktır." maddesi ile Temsil Heyetinin kurulması fikri ilk kez bu belgede zikredilmiştir.
Diğer seçenekler ise çeldirici niteliğindedir: Havza Genelgesi, milli bilinci uyandırmaya yönelik ilk adım olmasına rağmen bütüncül bir program sunmaz. Erzurum ve Sivas Kongreleri, Amasya Genelgesi'nde ortaya konan bu programı hayata geçiren ve geliştiren adımlardır. Misakımillî ise Milli Mücadele'nin siyasi hedeflerini somutlaştıran ve Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından kabul edilen nihai bir belgedir.
Önemli Nokta 5: Soruda, Sakarya zaferinden sonraki hazırlık dönemini takiben başlatılan, Kurtuluş Savaşı’nın askeri safhasını sonlandıran nihai ve kesin sonuçlu taarruz harekâtı sorulmaktadır. Başkomutanlık Meydan Muharebesi (Büyük Taarruz), tamamen düşmanı Anadolu'dan temizlemeye yönelik bir taarruz savaşıdır ve Kurtuluş Savaşı'nın son askeri safhası olmuştur. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!" emrini bu savaş sırasında vermiştir. Bu bilgiler doğrultusunda doğru cevap Başkomutanlık Meydan Muharebesi'dir.
Diğer seçeneklerin incelenmesi:
- **Sakarya Meydan Muharebesi (Melhâme-i Kübrâ):** Türk ordusunun üstün bir savunma başarısı elde ettiği ve Yunan ordusunun Sakarya'nın batısına çekildiği bir savaştır. Bu savaş bir taarruz değil, son savunma savaşıdır ve askeri safhayı sonlandırmamıştır.
- **Gediz Taarruzu:** Düzenli ordu kurulmadan önce Ali Fuat Paşa komutasındaki Kuvayımilliye birliklerinin giriştiği ve mağlubiyetle sonuçlanan bir taarruz girişimidir, nihai zafer değildir.
- **Aslıhanlar - Dumlupınar Muharebeleri:** II. İnönü Zaferi'ni takiben yapılan ve sonuçsuz kalan bir taarruz girişimidir, Kurtuluş Savaşı'nı sonlandıran harekât değildir.
- **Eskişehir - Kütahya Muharebeleri:** Düzenli ordunun aldığı ilk ve tek yenilgidir; dolayısıyla bir zafer veya son harekât değildir.