1. Ticaret Hukuku Giriş ve Ticari İşletme
Özgün soru denemeleri, konu özeti ve sınav taktikleri.
Konu Hakkında Hızlı Bilgi
Örnek Çıkmış Sorular
Devlet memuru olan (M), mesai saatleri dışında ek gelir elde etmek amacıyla, kendisine ait bir dükkânda ev tekstili ürünleri satmak üzere bir ticari işletme kurmaya karar verir. İşletmesi için mal tedarik edip dükkânına yerleştirdikten ve sosyal medya üzerinden tanıtım yapmaya başladıktan sonra, ticaret siciline tescil yaptırmadan ilk satışını gerçekleştirerek fatura düzenler. Bir süre sonra, mal aldığı toptancı (T) ile arasında bir uyuşmazlık çıkar ve (M), devlet memuru olduğunu ve henüz ticaret siciline tescil yaptırmadığını ileri sürerek tacir sıfatına haiz olmadığını, bu nedenle ticari hükümlerin uygulanamayacağını iddia eder. Bu olay ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri dikkate alındığında, (M)'nin tacir sıfatını kazanma anı ve hukuki durumu hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Çözüm
Çözümde öncelikle gerçek kişi tacir sıfatının ne zaman kazanıldığı ve tacir olmaya ilişkin yasakların bu sıfatın kazanılmasına etkisinin ne olduğu değerlendirilmelidir. 1. **Tacir Sıfatının Kazanılma Anı:** 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 12. maddesinin 1. fıkrasına göre, "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir." Bu hüküm uyarınca, gerçek kişiler için tacir sıfatı, bir ticari işletmenin fiilen işletilmeye başlandığı anda kazanılır. Ticaret siciline tescil, tacir sıfatının kazanılması için kurucu bir unsur olmayıp, açıklayıcı (bildirici) niteliktedir. Olayda (M), ilk satışını yapıp fatura düzenlediği anda işletmesini fiilen işletmeye başlamış ve bu nedenle o anda tacir sıfatını kazanmıştır. 2. **Ticaret Yapma Yasağının Etkisi:** TTK m. 14(1) uyarınca, "Kişisel durumları (...) dolayısıyla, kanundan (...) doğan bir yasağa aykırı bir şekilde (...) bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır." Bu hüküm, devlet memurluğu gibi ticaret yapma yasağı bulunan kişilerin, bu yasağa rağmen bir ticari işletme işletmeleri halinde tacir sayılacaklarını açıkça düzenlemiştir. Yasağa aykırı hareket, kişinin tacir sıfatını kazanmasını engellemez; ancak aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca bu durumun doğurduğu hukuki, cezai ve disipline ilişkin sorumluluklar saklıdır. Dolayısıyla (M)'nin devlet memuru olması, tacir sıfatını kazanmasına engel teşkil etmez. Bu iki temel ilke birleştirildiğinde, (M)'nin hem ticaret yapma yasağına hem de tescil yaptırmamış olmasına rağmen, ticari işletmesini fiilen işletmeye başladığı anda tacir sıfatını kazandığı sonucuna varılır. **Seçeneklerin Değerlendirilmesi:** * **A seçeneği,** yasağa aykırı hareketin tacir sıfatını kazanmaya engel olacağını belirtmesi nedeniyle TTK m. 14(1)'e aykırıdır. * **B seçeneği,** tacir sıfatının ilanla kazanılacağını belirtmektedir. Oysaki TTK m. 12(2)'de düzenlenen ilan yoluyla tacir sayılma hali, işletmenin fiilen işletilmeye başlanmadığı durumlara ilişkindir. Olayda fiilen işletme başladığından, uygulama alanı bulacak hüküm TTK m. 12(1)'dir. * **C seçeneği,** hem fiilen işletmeye başlama anını esas alması hem de ticaret yapma yasağının sıfatın kazanılmasına engel olmadığını doğru bir şekilde belirtmesi nedeniyle doğrudur. * **D seçeneği,** TTK m. 12(3)'te düzenlenen "tacir gibi sorumlu olma" halini yanlış yorumlamaktadır. Bu hüküm, ortada bir ticari işletme olmamasına rağmen varmış gibi hareket eden kişilere uygulanır. Olayda ise gerçek bir ticari işletme mevcuttur ve (M) tacir gibi sorumlu değil, bizzat tacirdir. * **E seçeneği,** tacir sıfatının kazanılmasında Ticaret Kanunu yerine Vergi Usul Kanunu hükümlerini esas alması nedeniyle hatalıdır. VUK m. 154'teki "işe başlama" halleri vergisel yükümlülüklerin başlangıcını belirler ve TTK anlamında tacir sıfatının kazanılması anından farklı olabilir.
Ticaret siciline tescilli merkezi Ankara'da bulunan Marmara Tekstil A.Ş.'nin ana üretim tesisi Kocaeli'de yer almaktadır. Ancak şirket, tüm yönetim kurulu toplantılarını yapmakta, stratejik kararlarını almakta ve ticari faaliyetlerini fiilen İstanbul'daki bir ofisten yönetmektedir. Bu şirkete karşı açılacak genel nitelikte bir alacak davasında, şirketin 'muamele merkezi' veya 'yerleşim yeri'nin belirlenmesine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi usul hukuku ve ticaret hukuku ilkeleri çerçevesinde doğrudur?
Ankara merkezli K Mutfak A.Ş., ticari işletmesi kapsamında ürettiği endüstriyel mutfak ekipmanlarını, İstanbul'da faaliyet gösteren L Otelcilik Ltd. Şti.'ye satmıştır. Malların teslimiyle birlikte K A.Ş. tarafından düzenlenen ve hem malın birim fiyatını hem de 30 günlük vadeyi içeren fatura, L Ltd. Şti. tarafından 1 Mart 2023 tarihinde teslim alınmıştır. L Ltd. Şti. yetkilileri, aralarındaki sözlü anlaşmada birim fiyatın daha düşük ve vadenin 60 gün olarak kararlaştırıldığını düşünmektedir. Bu sebeple L Ltd. Şti., 10 Mart 2023 tarihinde K A.Ş.'ye iadeli taahhütlü bir mektupla faturada belirtilen birim fiyatına ve vade süresine itiraz etmiştir. Bu durumda, faturanın içeriğine yapılan itirazın hukuki sonucu hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?