12. Kıymetli Evrak - 3

Özgün soru denemeleri, konu özeti ve sınav taktikleri.

Konu Hakkında Hızlı Bilgi

Konu Özeti: Önemli Nokta 1: Soruda, hamilin kambiyo senedinden doğan haklarını (müracaat hakkını) süresinde gerekli işlemleri yapmadığı için kaybetmesi, ancak temel borç ilişkisi nedeniyle düzenleyenin sebepsiz zenginleşmesi durumu ele alınmaktadır. Bu özel duruma ilişkin hukuki düzenleme 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 732. maddesinde yer almaktadır. - A seçeneği yanlıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 82. maddesinde düzenlenen on yıllık genel sebepsiz zenginleşme zamanaşımı süresi burada uygulanmaz. TTK m. 732(4) ile kambiyo senetlerinden doğan sebepsiz zenginleşme talepleri için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu hüküm özel nitelikte olduğu için öncelikli olarak uygulanır. - B seçeneği yanlıştır. TTK m. 732(3) hükmü, “Poliçeden doğan borcu düşmüş olan cirantaya karşı böyle bir istem ileri sürülemez.” demek suretiyle bu talebin cirantalara yöneltilemeyeceğini açıkça düzenlemiştir. Talep, ancak düzenleyen veya kabul eden muhatap gibi asıl borçlulara karşı ileri sürülebilir. - C seçeneği yanlıştır. Hukukumuzda genel ispat kuralı, iddiasını ispat yükünün iddia edene ait olması yönündedir. Ancak TTK m. 732(4)'ün son cümlesi, “...ispat yükü, sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene aittir.” hükmü ile bu genel kurala bir istisna getirmiş ve ispat yükünü davalı tarafa (sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene) yüklemiştir. Dolayısıyla davalı düzenleyen (D), zenginleşmediğini ispat etmekle yükümlüdür. - D seçeneği doğrudur. TTK m. 732(1) uyarınca, zamanaşımı veya gerekli işlemlerin ihmali nedeniyle poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş olsa bile düzenleyen, hamilin zararına zenginleştiği ölçüde ona karşı borçlu kalır. Aynı maddenin 4. fıkrası ise bu talebe ilişkin zamanaşımı süresini, “poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıl” olarak belirlemiştir. Dolayısıyla, hamil (H), belirtilen bir yıllık süre içinde düzenleyen (D)'ye karşı bu davayı açabilir. - E seçeneği yanlıştır. Sebepsiz zenginleşme davası açılabilmesi, TTK m. 730'da belirtilen sebeplerle hakların kaybedilmiş olmasıdır. TTK m. 731'de düzenlenen mücbir sebep hali ise hakların kaybedilmesini önleyen, süreleri uzatan bir durumdur. Dolayısıyla, hakların mücbir sebeple kaybedildiğinin ispatı, sebepsiz zenginleşme davasının bir şartı değildir.

Örnek Çıkmış Sorular

Soru 1

Poliçeye dayalı alacağını, kanunda öngörülen hak düşürücü süreler içerisinde gerekli işlemleri yapmadığı için tahsil edemeyen hamil (H), poliçe bedeli kadar zenginleşen düzenleyen (D)'ye karşı bir talepte bulunmak istemektedir. Bu durumda, kambiyo senetlerine özgü sebepsiz zenginleşme davasına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A)Hamil (H), zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıllık genel zamanaşımı süresi içinde düzenleyen (D)'ye karşı sebepsiz zenginleşme davası açabilir.
B)Bu talep, poliçeden doğan borcu zamanaşımı nedeniyle düşmüş olan ve temel ilişki uyarınca zenginleşen cirantaya karşı da ileri sürülebilir.
C)Hamil (H) tarafından açılacak davada ispat yükü, genel ispat kuralı gereğince, düzenleyen (D)'nin sebepsiz zenginleştiğini iddia eden (H)'ye aittir.
D)Hamil (H), poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıl içinde, zenginleştiği ölçüde düzenleyen (D)'ye karşı bu talebini ileri sürebilir.
E)Sebepsiz zenginleşme talebinin ileri sürülebilmesi, hamilin poliçeye ilişkin haklarını mücbir bir sebep yüzünden kaybettiğini kanıtlamasına bağlıdır.

Çözüm

Soruda, hamilin kambiyo senedinden doğan haklarını (müracaat hakkını) süresinde gerekli işlemleri yapmadığı için kaybetmesi, ancak temel borç ilişkisi nedeniyle düzenleyenin sebepsiz zenginleşmesi durumu ele alınmaktadır. Bu özel duruma ilişkin hukuki düzenleme 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 732. maddesinde yer almaktadır. - A seçeneği yanlıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 82. maddesinde düzenlenen on yıllık genel sebepsiz zenginleşme zamanaşımı süresi burada uygulanmaz. TTK m. 732(4) ile kambiyo senetlerinden doğan sebepsiz zenginleşme talepleri için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu hüküm özel nitelikte olduğu için öncelikli olarak uygulanır. - B seçeneği yanlıştır. TTK m. 732(3) hükmü, “Poliçeden doğan borcu düşmüş olan cirantaya karşı böyle bir istem ileri sürülemez.” demek suretiyle bu talebin cirantalara yöneltilemeyeceğini açıkça düzenlemiştir. Talep, ancak düzenleyen veya kabul eden muhatap gibi asıl borçlulara karşı ileri sürülebilir. - C seçeneği yanlıştır. Hukukumuzda genel ispat kuralı, iddiasını ispat yükünün iddia edene ait olması yönündedir. Ancak TTK m. 732(4)'ün son cümlesi, “...ispat yükü, sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene aittir.” hükmü ile bu genel kurala bir istisna getirmiş ve ispat yükünü davalı tarafa (sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene) yüklemiştir. Dolayısıyla davalı düzenleyen (D), zenginleşmediğini ispat etmekle yükümlüdür. - D seçeneği doğrudur. TTK m. 732(1) uyarınca, zamanaşımı veya gerekli işlemlerin ihmali nedeniyle poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş olsa bile düzenleyen, hamilin zararına zenginleştiği ölçüde ona karşı borçlu kalır. Aynı maddenin 4. fıkrası ise bu talebe ilişkin zamanaşımı süresini, “poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıl” olarak belirlemiştir. Dolayısıyla, hamil (H), belirtilen bir yıllık süre içinde düzenleyen (D)'ye karşı bu davayı açabilir. - E seçeneği yanlıştır. Sebepsiz zenginleşme davası açılabilmesi, TTK m. 730'da belirtilen sebeplerle hakların kaybedilmiş olmasıdır. TTK m. 731'de düzenlenen mücbir sebep hali ise hakların kaybedilmesini önleyen, süreleri uzatan bir durumdur. Dolayısıyla, hakların mücbir sebeple kaybedildiğinin ispatı, sebepsiz zenginleşme davasının bir şartı değildir.

Devamını Görmek İster misin?

Tüm soruların çözümlerine, yapay zeka destekli konu anlatımlarına ve akıllı denemelere erişmek için ücretsiz kayıt ol.