3. Tacir Olmanın Hükümleri, Ticaret Unvanı, Marka

Özgün soru denemeleri, konu özeti ve sınav taktikleri.

Konu Hakkında Hızlı Bilgi

Konu Özeti: Önemli Nokta 1: Çözüm, Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 18. maddesinin 2. fıkrasına dayanmaktadır. Bu fıkra, "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir." hükmünü amirdir. Bu hükümle getirilen 'basiretli iş adamı' ölçütü, sübjektif (tacirin kişisel bilgisi, yeteneği) değil, objektif bir özen standardıdır. Yani, tacirin faaliyet gösterdiği alandaki makul, tedbirli ve öngörülü bir tacirden beklenen davranış esas alınır. Somut olayda, tekstil ithalatı yapan bir tacirin, uluslararası ticarette temel ve yaygın bir teslim şekli olan 'FOB' teriminin anlamını ve hukuki sonuçlarını bilmesi, basiretli bir iş adamı olmasının doğal bir gereğidir. Bu terimin bilinmemesi, tacirin özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini gösterir ve 'bilmiyordum' şeklindeki bir savunma hukuken koruma görmez. Diğer seçenekler ise şu nedenlerle yanlıştır: (A) seçeneği, tacirin ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü karşısında Borçlar Kanunu'nun genel yanılma hükümlerine sığınamayacağı için; (B) seçeneği, tacir sıfatının fiilen işletmeye başlama ile kazanılabilmesi ve yükümlülüklerin de bu andan itibaren başlaması nedeniyle; (C) seçeneği, uzmana danışmanın özen yükümlülüğünü ortadan kaldırmaması ve tacirin temel ticari bilgilere sahip olma zorunluluğu nedeniyle; (E) seçeneği ise TTK m. 12/3'teki 'tacir gibi sorumlu olma' halinin, tacirin tabi olduğu yükümlülüklerin (basiretli davranma dahil) de kıyasen uygulanmasını gerektirmesi nedeniyle hatalıdır. Önemli Nokta 2: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54. maddesinin ikinci fıkrasına göre, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. Kanun, 55. maddede haksız rekabet hallerini örnekseme yoluyla saymıştır. Somut olayda (A) şirketinin eylemi, TTK m. 55/1-a bendinin hem (1) numaralı alt bendinde düzenlenen "başkalarını veya onların mallarını... yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek" hem de (5) numaralı alt bendinde düzenlenen "kendisini, mallarını... rakibini gereksiz yere kötüleyici... şekilde; başkaları, malları... ile karşılaştırmak" fiillerinin kapsamına girmektedir. (A) şirketinin reklamı, kendi ürününü överken rakip ürün hakkında dolaylı yoldan olumsuz ve yanıltıcı bir algı oluşturarak onu kötülemektedir. Bu nedenle, söz konusu davranış açıkça bir haksız rekabet fiilidir. Diğer seçenekler ise hatalıdır. Karşılaştırmalı reklamların rakibi kötüleyici veya onun tanınmışlığından haksız yere yararlanacak şekilde olması halinde haksız rekabet teşkil eder. TBK m. 57 ticari işlere ait haksız rekabet hakkında TTK hükümlerinin saklı olduğunu belirttiğinden, öncelikle özel kanun olan TTK uygulanır. Son olarak, haksız rekabetin tespiti için kusur veya zararın varlığı şart değildir; bu unsurlar ancak tazminat talepleri için aranır. Önemli Nokta 3: Türk Ticaret Kanunu (TTK) sistematiğinde tacir sıfatı, bir ticari işletmeyi kendi adına işleten gerçek veya tüzel kişilere aittir. Bir işletmenin 'ticari işletme' mi yoksa 'esnaf işletmesi' mi olduğunun tespiti, tacir sıfatının kazanılması için temel öneme sahiptir. 1. **Ticari İşletme ve Esnaf İşletmesi Ayrımı:** TTK m. 11'e göre ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedefleyen faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. TTK m. 15 ise esnafı, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri kanunda belirtilen sınırı aşmayan kişi olarak tanımlar. Olayda, (M)'nin işletmesi hem gelir sınırı aşmış hem de sermaye (makineler) ve organizasyon (personel) unsurları bedeni çalışma unsurunun önüne geçmiştir. Bu nedenle (M)'nin işletmesi bir ticari işletmedir. 2. **Yasağa Rağmen Tacir Sayılma:** TTK m. 14, bu sorunun çözümünde kilit rol oynamaktadır. İlgili maddeye göre; kişisel durumları, yaptığı işlerin niteliği veya meslek ve görevleri dolayısıyla kanundan doğan bir yasağa aykırı şekilde ticari işletme işleten kişi de 'tacir sayılır'. Bu hükmün amacı, yasağa rağmen ticari hayata katılan kişinin, bu yasağı ileri sürerek tacir olmanın getirdiği ağırlaştırılmış sorumluluklardan (örn. iflasa tabi olma, basiretli bir iş insanı gibi davranma yükümlülüğü) kaçmasını engellemektir. Yasağa aykırı hareketin hukuki, cezai ve disiplin sorumluluğu saklıdır (TTK m. 14/2), ancak bu durum tacir sıfatının kazanılmasına engel teşkil etmez. Sonuç olarak, (M)'nin devlet memuru olması ve ticari faaliyette bulunma yasağı, onun tacir sayılmasına engel değildir. İşletmesi, objektif kriterlere göre bir ticari işletme olduğundan ve bunu kendi adına işlettiğinden, (M) TTK m. 14 uyarınca tacir sayılır. Diğer seçenekler ise; A seçeneği gelir sınırını tek ölçüt gibi sunarak, C seçeneği tescilin kurucu olduğu yanılgısını yaratarak, D ve E seçenekleri ise TTK m. 14'ün açık hükmünü göz ardı ederek hatalı sonuçlara varmaktadır. Önemli Nokta 4: Türk Ticaret Kanunu'nda ticaret unvanının ticari işletmeye bağlılığı ve onunla bir bütün oluşturması ilkesi esastır. Bu ilkenin en önemli sonucu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 49. maddesinin 1. fıkrasında açıkça düzenlenmiştir: "Ticaret unvanı işletmeden ayrı olarak başkasına devredilemez." Somut olayda, tacir (A) ile (B) arasındaki ticari işletme devir sözleşmesinde unvanın devir dışı bırakılması, TTK m. 49/2'de yer alan "Bir işletmenin devri, aksi açıkça kabul edilmiş olmadıkça, unvanın da devri sonucunu doğurur." hükmü uyarınca mümkündür. Taraflar, unvanın devredilmeyeceğini kararlaştırarak bu istisnadan faydalanmışlardır. Ancak bu durum, unvanı işletmeden bağımsız, serbestçe alınıp satılabilen bir malvarlığı değerine dönüştürmez. (A)'nın daha sonra herhangi bir işletmeyle bağlantısı kalmayan bu unvanı (C)'ye devretme girişimi, TTK m. 49/1'de yer alan emredici hükme, yani unvanın işletmeden ayrı devredilemeyeceği ilkesine açıkça aykırıdır. Bu nedenle (A) ile (C) arasında yapılan unvan devri sözleşmesi hukuken geçersizdir. Diğer seçeneklerin incelenmesi: - A seçeneği yanlıştır. İşletme devrinde unvanın istisna tutulabilmesi, ona bağımsız devir kabiliyeti kazandırmaz. - C seçeneği yanlıştır. Kanunda, geçersiz bir devri geçerli kılacak "Devralan" gibi bir ek yapma şartı düzenlenmemiştir. TTK m. 46'daki ekler, unvanın yanıltıcı olmamasıyla ilgilidir, devrin geçerlilik şartı değildir. - D seçeneği yanlıştır. Unvanın devir dışı bırakılması onu şahsa bağlı bir hak hâline getirmez ve devir kabiliyetini sadece miras yoluyla sınırlandırmaz. - E seçeneği yanlıştır. TTK m. 46, unvanlarda hayalî adların kullanılmasına izin verse de, bu durum unvanın niteliğini değiştirmez ve TTK m. 49/1'deki devir yasağını ortadan kaldırmaz. Unvanın içeriği ne olursa olsun, işletmeden ayrı devredilemez. Önemli Nokta 5: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 16. maddesinin 1. fıkrası, “Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ... da tacir sayılırlar.” hükmünü amirdir. Somut olayda vakıf, senedinde yazılı amacına ulaşmak için bir otel işletmektedir. Otel işletmek, TTK anlamında bir ticari işletmedir. Dolayısıyla, bu işletmeyi kendi adına işleten vakıf, kural olarak tacir sıfatını kazanır. TTK m. 16/2'de bu kurala bir istisna getirilmiştir. Buna göre, “...kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi... işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar.” Ancak soruda, vakfın bu istisna kapsamında olduğuna dair bir bilgi bulunmadığı açıkça belirtilmiştir. Bu durumda genel kural olan TTK m. 16/1 uygulanır ve vakfın kendisi tacir sayılır. Bu nedenle doğru cevap 'Amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıf, kanunda sayılan istisnai haller söz konusu olmadığından tacir sayılır.' seçeneğidir. Diğer seçeneklerin analizi: - A seçeneği yanlıştır. Çünkü bir işletmenin ticari işletme sayılıp sayılmamasında veya işletenin tacir sıfatını kazanmasında, elde edilen gelirin ne amaçla kullanıldığı değil, faaliyetin kendisinin ticari işletme niteliğinde olup olmadığı önemlidir. - C seçeneği yanlıştır. TTK m. 12/1'e göre ticari işletmeyi “kendi adına işleten” kişi tacirdir. Vakıf tüzel kişiliğe sahip olduğundan ve işletmeyi kendi adına işlettiğinden tacir sıfatı vakfa aittir, yöneticilerine değil. - D seçeneği yanlıştır. Zira "kamuya yararlı vakıf" statüsü, tacir sayılmak için bir koşul değil, tam aksine TTK m. 16/2 uyarınca tacir sayılmamanın bir istisnasını teşkil eder. - E seçeneği yanlıştır. Bir işletmenin ticari işletme mi yoksa esnaf işletmesi mi olduğu, faaliyetin niteliği ve esnaf faaliyeti sınırlarını aşıp aşmadığına göre belirlenir. Otel işletmeciliği genellikle bu sınırları aşar ve gelirin ideal amaçlara harcanması işletmenin niteliğini değiştirmez.

Örnek Çıkmış Sorular

Soru 1

Tekstil ithalatı yapan tacir (A), yurt dışındaki bir tedarikçi ile imzaladığı ve teslim şeklinin uluslararası ticarette yaygın olarak kullanılan "FOB (Free On Board) Shangai Limanı" olarak belirlendiği bir satış sözleşmesi akdetmiştir. Tacir (A), bu terimin, malların kendi deposuna teslimine kadar tüm masraf ve risklerin satıcıya ait olduğu anlamına geldiğini varsayarak ayrıca bir nakliye veya sigorta sözleşmesi yapmamıştır. Malların gemiye yüklendikten sonra denizde kaybolması üzerine büyük bir zarara uğrayan (A), FOB teriminin hukuki sonuçlarına vakıf olmadığını, bu nedenle ortaya çıkan zarardan sorumlu tutulamayacağını ileri sürmüştür. Bu olayda, tacir (A)'nın savunmasının Türk Ticaret Kanunu'na göre hukuki geçerliliği hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A)Tacirin, yabancı dildeki bir sözleşmede yer alan teknik bir terimin anlamını bilmemesi, Türk Borçlar Kanunu kapsamında esaslı yanılma teşkil ettiğinden, (A) sözleşmenin iptalini talep edebilir.
B)Basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü, tacirin ticari işletmesini ticaret siciline tescil ettirmesiyle doğan bir sonuç olduğundan, tescil öncesi işlemlerde bu yükümlülük aranmaz.
C)Tacir (A), uluslararası ticari teamüllere ve terimlere vakıf olmak zorunda değildir; bu tür teknik konularda yalnızca bir uzmandan görüş almışsa sorumluluktan kurtulabilir.
D)Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir; bu objektif bir özen ölçüsü olup, tacirin ticari hayatın gereklerine ve teamüllerine yabancı olması geçerli bir mazeret olarak kabul edilemez.
E)Bir ticari işletme açmış gibi davranarak iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olan kişiler, fiilen tacir olmadıkları için basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü altında değildirler.

Çözüm

Çözüm, Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 18. maddesinin 2. fıkrasına dayanmaktadır. Bu fıkra, "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir." hükmünü amirdir. Bu hükümle getirilen 'basiretli iş adamı' ölçütü, sübjektif (tacirin kişisel bilgisi, yeteneği) değil, objektif bir özen standardıdır. Yani, tacirin faaliyet gösterdiği alandaki makul, tedbirli ve öngörülü bir tacirden beklenen davranış esas alınır. Somut olayda, tekstil ithalatı yapan bir tacirin, uluslararası ticarette temel ve yaygın bir teslim şekli olan 'FOB' teriminin anlamını ve hukuki sonuçlarını bilmesi, basiretli bir iş adamı olmasının doğal bir gereğidir. Bu terimin bilinmemesi, tacirin özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini gösterir ve 'bilmiyordum' şeklindeki bir savunma hukuken koruma görmez. Diğer seçenekler ise şu nedenlerle yanlıştır: (A) seçeneği, tacirin ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü karşısında Borçlar Kanunu'nun genel yanılma hükümlerine sığınamayacağı için; (B) seçeneği, tacir sıfatının fiilen işletmeye başlama ile kazanılabilmesi ve yükümlülüklerin de bu andan itibaren başlaması nedeniyle; (C) seçeneği, uzmana danışmanın özen yükümlülüğünü ortadan kaldırmaması ve tacirin temel ticari bilgilere sahip olma zorunluluğu nedeniyle; (E) seçeneği ise TTK m. 12/3'teki 'tacir gibi sorumlu olma' halinin, tacirin tabi olduğu yükümlülüklerin (basiretli davranma dahil) de kıyasen uygulanmasını gerektirmesi nedeniyle hatalıdır.

Soru 2

Türkiye'de enerji içeceği pazarında faaliyet gösteren (A) şirketi, pazar lideri olan rakibi (B) şirketinin ürünlerine karşı yürüttüğü reklam kampanyasında, "Bizim ürünümüz, sentetik kafein yerine doğal yeşil çay özlerinden elde edilen kafein içerir" şeklinde bir ifade kullanmış ve bu ifadeyle (B)’nin ürününün dolaylı olarak daha az sağlıklı olduğu algısını yaratarak tüketicileri kendi ürününe yönlendirmeyi hedeflemiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabete ilişkin hükümleri çerçevesinde, (A) şirketinin bu davranışı nasıl hukuki olarak nitelendirilmelidir?

Soru 3

Devlet memuru olan ve mesleği gereği ticari faaliyette bulunması yasak olan mimar (M), kendi adına bir mobilya tasarım atölyesi kurmuştur. Başlangıçta tüm işleri bizzat kendisi yapsa da, artan talep üzerine seri üretim yapabilen makineler satın almış, bir satış müdürü ile dört usta istihdam etmiş ve yıllık geliri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenen esnaf işletmesi sınırını önemli ölçüde aşmıştır. (M), yürüttüğü faaliyetin sanatsal nitelikte olduğunu ve tabi olduğu mesleki yasak nedeniyle tacir sayılamayacağını ileri sürmektedir. Bu olay ve iddialar ışığında, (M)'nin hukuki durumuna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Devamını Görmek İster misin?

Tüm soruların çözümlerine, yapay zeka destekli konu anlatımlarına ve akıllı denemelere erişmek için ücretsiz kayıt ol.