---
title: "Dar mükellefiyet esasında verginin tarhı ve ödenmesi — Vergi ve Vergi Usul Hukuku konu anlatımı"
course: "Vergi ve Vergi Usul Hukuku"
law: "Kurumlar Vergisi Kanunu"
articles: "Kurumlar Vergisi Kanunu m.22–31"
last_amended: "2024-07-28"
compiled: "2026-10-21"
jurisdiction: "TR"
source: "https://www.hukuksalegitim.com/konu/vergi-ve-vergi-usul-hukuku/dar-mukellefiyet-esasinda-verginin-tarhi-ve-odenmesi"
publisher: "Hukuksal Eğitim"
language: "tr"
---

# Dar mükellefiyet esasında verginin tarhı ve ödenmesi

Vergi ve Vergi Usul Hukuku › Kurumlar Vergisi Kanunu — [Vergi ve Vergi Usul Hukuku](https://www.hukuksalegitim.com/konu/vergi-ve-vergi-usul-hukuku)

## Kısaca

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 22. maddesi, dar mükellef kurumların Türkiye'deki kazancının tespit usulünü düzenler. Kurumlar Vergisi Kanunu m.23, yabancı ulaştırma kurumlarının dar mükellefiyet kapsamında vergilendirilecek kurum kazancının ortalama emsal oranı yöntemiyle nasıl hesaplanacağını, bu oranların taşıma türüne göre uygulanmasını ve Türkiye'de elde edilmiş sayılan hasılatın unsurlarını düzenler.

## Kapsam

Bu konu, Kurumlar Vergisi Kanunu m.22–31 hükümlerini kapsar: safî kurum kazancı, yabancı ulaştırma kurumlarında kurum kazancının tespiti, beyan esası, vergilendirme dönemi ve beyan, özel beyan zamanı tayin olunan gelirler, beyannamenin verilme yeri, tarhiyatın muhatabı, tarh zamanı ve tarh yeri, ödeme süresi, dar mükellefiyette vergi kesintisi, muhtasar beyanname.

- [Kurumlar Vergisi Kanunu m.22 — Safî kurum kazancı](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-22)
- [Kurumlar Vergisi Kanunu m.23 — Yabancı ulaştırma kurumlarında kurum kazancının tespiti](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-23)
- [Kurumlar Vergisi Kanunu m.24 — Beyan esası](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-24)
- [Kurumlar Vergisi Kanunu m.25 — Vergilendirme dönemi ve beyan](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-25)
- [Kurumlar Vergisi Kanunu m.26 — Özel beyan zamanı tayin olunan gelirler](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-26)
- [Kurumlar Vergisi Kanunu m.27 — Beyannamenin verilme yeri](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-27)
- [Kurumlar Vergisi Kanunu m.28 — Tarhiyatın muhatabı, tarh zamanı ve tarh yeri](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-28)
- [Kurumlar Vergisi Kanunu m.29 — Ödeme süresi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-29)
- [Kurumlar Vergisi Kanunu m.30 — Dar mükellefiyette vergi kesintisi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-30)
- [Kurumlar Vergisi Kanunu m.31 — Muhtasar beyanname](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-31)

## [Kurumlar Vergisi Kanunu m.22 — Safî kurum kazancı](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-22)

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 22. maddesi, dar mükellef kurumların Türkiye'deki kazancının tespit usulünü düzenler. Birinci fıkra, iş yeri veya daimî temsilci vasıtasıyla elde edilen kazançların tam mükellef kurumlar için geçerli hükümlere göre tespit edileceğini öngörür. İkinci fıkra, ticari veya ziraî kazanç dışındaki kazanç ve iratların Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre tespitini, bu faaliyetin Türkiye'de yürütülen ticari veya ziraî faaliyet kapsamında elde edilmesi halinde ise birinci fıkraya göre tespitini düzenler. Üçüncü fıkra dar mükellefiyette kabul edilmeyen indirimleri, dördüncü fıkra borçlanmalarda ortakla ilişkili kişi tespitinde sermaye veya oy şartının aranmamasını, beşinci fıkra ise tasfiye hükümleri ile 19. maddenin üçüncü fıkrasının (b) bendinin dar mükellef kurumlara uygulanmasını kapsar. Kişilerin hangi vergiye tabi olduğunu, kurumlar vergisi oranlarını ve istisnaları düzenlemez (m.1, m.5, m.32). Gelir Vergisi Kanunu'nun ilgili hükümlerinin içeriği ile emsallere uygunluk ilkesinin ayrıntıları da bu maddede yer almaz.

### Safî kurum kazancı: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Dar mükellef kurum**: Türkiye'de yerleşmemiş ancak Türkiye'de elde ettiği kazançlar nedeniyle kurumlar vergisine tabi olan tüzel kişidir. Kazancının yalnızca Türkiye kaynaklı kısmı vergiye konu olur.
- **İş yeri**: Dar mükellef kurumun Türkiye'de faaliyetini kısmen veya tamamen yürüttüğü sabit yerdir. Maddede, kazancın bu yer aracılığıyla elde edilip edilmediği ayrım ölçütü olarak kullanılır.
- **Daimî temsilci**: Dar mükellef kurum adına Türkiye'de sürekli olarak hareket eden ve bu kurum adına sözleşme yapma yetkisini kullanan kişidir. Kazancın bu temsilci vasıtasıyla elde edilmesi birinci fıkra rejimini tetikler.
- **Emsallere uygunluk ilkesi**: Ana merkez veya yurt dışı şubelerle yapılan işlemlerin bağımsız taraflar arasında yapılmış olsaydı uygulanacak değerlere uygun olmasını ifade eden ilkedir. Dağıtım anahtarlarının bu ilkeye göre belirlenmesi gerekir.
- **Genel yönetim giderleri payı**: Ana merkezin veya yurt dışı şubelerin genel yönetim giderlerinden ya da zararlarından Türkiye'deki kuruma ayrılan paydır. Maddenin üçüncü fıkrası bu payları dar mükellefiyette indirim olarak kabul etmez, emsallere uygunluk ilkesine göre dağıtım anahtarıyla ayrılan kazanç giderleri ayrı tutulur.
- **Ortakla ilişkili kişi**: Dördüncü fıkra bakımından, dar mükellef kurumun işletmede kullandığı borçlanmada borç veren kişinin ortakla ilişkili sayılması için sermaye veya oy hakkı şartı aranmaz. Ortaklık ilişkisi tespit edilirken bu oransal eşik uygulanmaz.

### Safî kurum kazancı: hangi şartlar aranır?

- Kazancın dar mükellef kurumun Türkiye'deki iş yeri veya daimî temsilcisi vasıtasıyla elde edilmiş olması gerekir; bu halde kazancın tespitinde tam mükellef kurumlar için geçerli hükümler uygulanır.
- Ticari veya ziraî kazanç dışındaki kazanç ve irat bakımından Gelir Vergisi Kanunu'nun ilgili tespit hükümleri uygulanır; ancak bu gelirin Türkiye'de yapılan ticari veya ziraî faaliyet kapsamında elde edilmesi halinde kurum kazancı birinci fıkraya göre tespit edilir.
- Dar mükellefiyette kurum kazancının tespitinde, Türkiye dışındaki ana merkez veya şubelere hesabına alım-satım yapılması nedeniyle verilen faiz, komisyon ve benzeri ödemeler indirim olarak kabul edilmez.
- Dar mükellefiyette, Türkiye'deki kurumun kazancının elde edilmesi ve idamesiyle ilgili olup emsallere uygunluk ilkesine göre belirlenen dağıtım anahtarlarıyla ayrılan paylar dışındaki genel yönetim gideri veya zarar payları indirim olarak kabul edilmez; yurt dışından denetim için gönderilen yetkili kişilerin seyahat giderleri bu yasağın dışındadır.
- Dar mükellef kurumun işletmede kullandığı borçlanmalarda ortakla ilişkili kişi tespiti yapılırken sermaye veya oy hakkı oranı şartı aranmaz.
- Tasfiyeye ilişkin hükümlerin ve 19. maddenin üçüncü fıkrasının (b) bendinin dar mükellef kurumlar hakkında aynı şartlarla uygulanması gerekir; devralan kurumun devralınan değerlere karşılık verdiği iştirak hisseleri Türkiye'deki iş yeri veya daimî temsilcinin aktifine kaydedilmelidir.

### Safî kurum kazancı: hangi sonuçları doğurur?

- Dar mükellef kurumun Türkiye'deki iş yeri veya daimî temsilci vasıtasıyla elde ettiği kazanç, tam mükellef kurum kurallarına göre tespit edilir.
- Ticari veya ziraî kazanç dışındaki kazanç ve iratlar Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre tespit edilir.
- Türkiye'de yürütülen ticari veya ziraî faaliyet kapsamında elde edilen kazanç, faaliyetin bu şekilde nitelendirilmesi halinde birinci fıkraya göre tespit edilir.
- Ana merkez veya yurt dışı şubeye hesabına alım-satım nedeniyle verilen faiz ve komisyonlar dar mükellefiyette indirim olarak düşülemez.
- Genel yönetim gideri veya zarar payı, emsallere uygunluk ilkesine göre belirlenen dağıtım anahtarına dayanmadığı ölçüde indirim olarak düşülemez; yurt dışından denetim için gönderilen yetkili kişilerin seyahat giderleri bu yasağın dışında kalır.
- Dar mükellef kurumun işletmede kullandığı borçlanmalarda ortakla ilişkili kişi tespitinde sermaye veya oy hakkı şartı aranmaz.
- Tasfiyeye ilişkin hükümler ile 19. maddenin üçüncü fıkrasının (b) bendi dar mükellef kurumlar hakkında da uygulanır.
- Devralan kurumun devralınan değerlere karşılık verdiği iştirak hisseleri Türkiye'deki iş yeri veya daimî temsilcinin aktifine kaydedilir.

### İş yeri veya daimî temsilci kazancı ile diğer kazanç ve iratlar arasındaki fark nedir?

- Dar mükellef kurumun Türkiye'deki iş yeri veya daimî temsilci vasıtasıyla elde ettiği kazanç, kurumlar vergisi kurallarına göre tespit edilir.
- Ticari veya ziraî kazanç dışında kalan kazanç ve iratlar, iş yeri veya daimî temsilci ile bağlantılı olmasa dahi, Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre tespit edilir.

Sonuç: Gelir türüne göre farklı tespit rejimi uygulanır; ancak ticari veya ziraî faaliyet kapsamında elde edilen gelir kurumlar vergisi rejimine tabi tutulur.

### Ana merkez/şubeye verilen faiz ve komisyon ile emsallere uygun genel yönetim gideri payı arasındaki fark nedir?

- Hesabına alım-satım yapıldığı için ana merkeze veya yurt dışı şubelere verilen faiz, komisyon ve benzeri ödemeler söz konusudur.
- Kazancın elde edilmesi ve idamesiyle ilgili olup emsallere uygunluk ilkesine göre belirlenen dağıtım anahtarıyla ayrılan genel yönetim gideri payı söz konusudur.

Sonuç: Birinci grup indirim olarak hiç kabul edilmez; ikinci grup da genel yönetim gideri veya zarar payı olarak indirilemez, ancak yetkili kişilerin denetim seyahat giderleri bu yasağın dışında tutulur.

### Dar mükellef kurumun borçlanması ile tam mükellef kurumun borçlanması arasındaki fark nedir?

- Dar mükellef kurumun işletmede kullandığı borçlanmada ortakla ilişkili kişi tespiti yapılırken dördüncü fıkra uygulanır.
- Tam mükellef kurum bakımından ortakla ilişkili kişi tespitinde sermaye veya oy hakkı şartı, dördüncü fıkraya tabi olmayan genel kurallara göre aranır.

Sonuç: Dar mükellef kurumda sermaye veya oy hakkı şartı aranmadığı için ortakla ilişkili sayılma daha geniş olur ve Kurumlar Vergisi Kanunu 12. madde hükmü uygulanabilir.

### Tasfiye ve devir hükümleri ile genel tam mükellef rejimi arasındaki fark nedir?

- Tasfiye ile ilgili hükümler ve 19. maddenin üçüncü fıkrasının (b) bendi, dar mükellef kurumlar hakkında da aynı şartlarla uygulanır.
- Diğer hükümler yalnızca birinci fıkra kapsamında tam mükellef kurumlar için geçerli olan hükümlerdir ve dar mükellefiyette uygulanması ayrıca belirtilmiştir.

Sonuç: Tasfiye ve devir işlemlerinde dar mükellef kurum için ayrı bir rejim kurulmaz; ancak devralan kurumun verdiği iştirak hisseleri Türkiye'deki iş yeri veya daimî temsilcinin aktifine kaydedilir.

### Safî kurum kazancı: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Ticari veya ziraî kazanç dışındaki geliri de kurumlar vergisi kurallarıyla tespit etmek; bu gelirler Gelir Vergisi Kanunu'na göre tespit edilir.
- Ana merkeze hesabına alım-satım nedeniyle verilen faiz ve komisyonları indirim olarak düşmek; üçüncü fıkra bunu açıkça yasaklar.
- Genel yönetim gideri payını emsallere uygunluk ilkesine dayanmadan indirim olarak göstermek.
- Dar mükellef kurumda borçlanma için ortakla ilişkili kişi tespitinde sermaye veya oy hakkı oranını aramak; dördüncü fıkra bu şartı aramaz.

### Nasıl ispat edilir?

- Dar mükellef kurumun kazancının iş yeri veya daimî temsilci vasıtasıyla elde edildiğini ileri süren tarafın, bu bağlantıyı belgeyle ispatlaması gerekir.
- Ana merkez veya şubeye ödenen tutarın hangi nedene dayandığı ve emsallere uygunluk ilkesine göre belirlenip belirlenmediği, dağıtım anahtarı ve ilgili belgelerle ortaya konulmalıdır.
- Seyahat giderinin Türkiye'deki kurumun denetimi için yurt dışından gönderilen yetkili kişilere ait olduğu iddia ediliyorsa bu istisnayı ileri süren mükellef ispatlamalıdır.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- 5520 m.12: Dördüncü fıkra, 12. maddedeki örtülü sermaye hükümlerinin dar mükellef kurumlarda uygulanmasında ortakla ilişkili kişi tespiti için sermaye veya oy şartını kaldırır.
- 5520 m.19: Beşinci fıkra, 19. maddenin üçüncü fıkrasının (b) bendini dar mükellef kurumlar hakkında da uygulanabilir kılar.

## [Kurumlar Vergisi Kanunu m.23 — Yabancı ulaştırma kurumlarında kurum kazancının tespiti](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-23)

Madde, yabancı ulaştırma kurumlarının dar mükellefiyet kapsamında vergilendirilecek kurum kazancının ortalama emsal oranı yöntemiyle nasıl hesaplanacağını, bu oranların taşıma türüne göre uygulanmasını ve Türkiye'de elde edilmiş sayılan hasılatın unsurlarını düzenler. Kurum kazancının esas usulde tespiti, ortalama emsal oranlarının dışındaki hesap yöntemleri bu maddede yer almaz. Dar mükellefiyet kapsamında kurumlar vergisinin genel stopaj ve kaynakta kesinti usulü (m.24) ile yabancı kurumların Türkiye'de vergi yükümlülüğünün genel esasları (m.3 ve m.8 civarı) bu maddenin konusu değildir. Ulaştırma dışındaki faaliyetlerde ortalama emsal oranı uygulanmaz. Tahakkuk, beyan ve ödeme usulleri ile vergi ceza hükümleri de bu maddede düzenlenmemiştir.

### Yabancı ulaştırma kurumlarında kurum kazancının tespiti: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Ortalama emsal oranı**: Yabancı ulaştırma kurumlarının Türkiye'de elde ettiği hasılata uygulanarak vergiye esas kurum kazancının bulunmasını sağlayan, taşıma türüne göre kanunda belirlenmiş sabit orandır. Bu oran gerçek giderlere ve gerçek kârın tespitine bağlı değildir.
- **Dar mükellef yabancı ulaştırma kurumu**: Ticari ve arızî ticari kazançları Türkiye'de dar mükellefiyet kapsamında vergilendirilen, Türkiye'de daimî veya arızî olarak çalışan yabancı taşıma işletmesidir. Bu madde kapsamındaki kurumlar, Türkiye'de elde edilmiş sayılan hasılat üzerinden değerlendirilir.
- **Türkiye'de elde edilmiş sayılan hasılat**: Fıkra 3'te sayılan üç unsurdan oluşan, Türkiye'de gerçekleşmiş kabul edilen taşıma gelirleridir. Bilet ve gider karşılıkları dahil taşıma ücretleri ile acente niteliğindeki komisyon ve ücretleri kapsar.
- **Kara taşımacılığı**: Türkiye sınırları içinde gerçekleşen karayolu taşımasıdır. Bu taşımada hasılat, Türkiye sınırları içindeki taşıma ücretleri ile sınırlıdır.
- **Dış hat taşımacılığı**: Türkiye'deki yükleme limanlarından yabancı ülkelerdeki varış limanlarına ya da aktarma yapılacak yabancı limana kadar yapılan deniz ve hava taşımasıdır. Hasılat, Türkiye'deki yükleme noktasından başlayan kısmın taşıma ücretleridir.

### Yabancı ulaştırma kurumlarında kurum kazancının tespiti: hangi şartlar aranır?

- Taşıma yapan kurumun yabancı ulaştırma kurumu olması ve ticari ya da arızî ticari kazancının Türkiye'de dar mükellefiyet kapsamında vergilendirilmesi gerekir.
- Kurumun Türkiye'de daimî veya arızî olarak çalışıyor olması gerekir; ortalama emsal oranları bu nitelikteki bütün kurumlar için uygulanır.
- Taşımanın kara, deniz veya hava taşımacılığından hangisi olduğu belirlenmelidir; oran taşıma türüne göre ayrı belirlenmiştir.
- Kara taşımacılığında hasılat, Türkiye sınırları içinde gerçekleşen yolcu, yük ve bagaj taşıma ücretleri ile bilet bedeli ile birlikte alınan gider karşılıklarıdır.
- Deniz ve hava taşımacılığında hasılat, Türkiye'deki yükleme limanlarından yabancı varış limanına veya aktarma yapılacak yabancı limana kadar olan taşıma ücretleridir.
- Başka kurumlar hesabına Türkiye dışındaki taşımacılık için Türkiye'de satılan yolcu ve bagaj biletleri ile Türkiye'de yapılan navlun sözleşmeleri nedeniyle alınan komisyon ve ücretler de hasılata dahil edilmelidir.
- Hesaplamada kara taşımacılığı için yüzde 12, deniz taşımacılığı için yüzde 15 ve hava taşımacılığı için yüzde 5 oranı kullanılmalıdır; bu oranların dışında bir oran uygulanamaz.

### Yabancı ulaştırma kurumlarında kurum kazancının tespiti: hangi sonuçları doğurur?

- Yabancı ulaştırma kurumunun vergiye esas kurum kazancı, Türkiye'de elde edilmiş sayılan hasılata ilgili taşıma türünün ortalama emsal oranı uygulanarak bulunur.
- Kara taşımacılığında hasılata yüzde 12, deniz taşımacılığında yüzde 15, hava taşımacılığında yüzde 5 uygulanır.
- Bilet bedeli ile birlikte alınan gider karşılıkları da taşıma ücretinin parçası sayıldığından hasılata dahil edilir.
- Türkiye dışındaki taşımacılık için diğer kurumlar hesabına Türkiye'de satılan biletlerden ve Türkiye'de yapılan navlun sözleşmelerinden alınan komisyon ve ücretler hasılata eklenir.
- Kurum, gerçek giderlerini ve gerçek kârını ortaya koyarak ortalama emsal oranı yerine esas usule geçemez; bu madde ile kurulan hesap yöntemi zorunludur.
- Ortalama emsal oranı yalnızca ulaştırma yapan yabancı kurumlar için geçerlidir; diğer sektörlerdeki yabancı kurumlar bu oranla vergilendirilmez.

### Kara taşımacılığı ile deniz ve hava taşımacılığı arasındaki fark nedir?

- Kara taşımacılığında hasılat Türkiye sınırları içindeki taşımayla sınırlıdır ve oran yüzde 12'dir.
- Deniz ve hava taşımacılığında hasılat, Türkiye'deki yükleme noktasından yabancı varış ya da aktarma limanına kadar olan taşımadır; deniz için oran yüzde 15, hava için yüzde 5'tir.

Sonuç: Taşıma türü belirlenmeden doğru oran ve doğru hasılat kapsamı tespit edilemez; üç taşıma türü için ayrı oran uygulanır.

### Deniz taşımacılığı ile hava taşımacılığı arasındaki fark nedir?

- Deniz taşımacılığında ortalama emsal oranı yüzde 15'tir.
- Hava taşımacılığında ortalama emsal oranı yüzde 5'tir.

Sonuç: Aynı hasılat için iki taşıma türünde vergiye esas kazanç farklı çıkar; hava taşımacısının matrahı daha düşüktür.

### Yolcu-yük taşıma ücreti ile komisyon ve ücretler (fıkra 3/c) arasındaki fark nedir?

- Taşıma ücreti, Türkiye'de yapılan taşımanın doğrudan karşılığıdır ve bilet bedeli ile gider karşılıklarını da kapsar.
- Komisyon ve ücretler, Türkiye dışındaki taşıma için başka kurumlar adına yapılan satış ya da navlun aracılığından doğar.

Sonuç: Fıkra 3/c kapsamındaki komisyonlar Türkiye dışındaki taşımanın geliri olmasına rağmen Türkiye'de elde edilmiş sayılan hasılata dahil edilir.

### Yabancı ulaştırma kurumlarında kurum kazancının tespiti: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Yabancı ulaştırma kurumuna genel kurumlar vergisi oranını ya da gerçek kâr esasını uygulamak; m.23 ortalama emsal oranı ile çalışır.
- Kara, deniz ve hava taşımacılığında aynı oranı uygulamak; oranlar taşıma türüne göre yüzde 12, yüzde 15 ve yüzde 5 olarak ayrıdır.
- Türkiye dışındaki taşımanın tamamını hasılat dışı bırakmak; fıkra 3/c kapsamındaki komisyon ve ücretler Türkiye'de elde edilmiş sayılan hasılata dahildir.
- Dış hat taşımacılığında hasılatı yabancı limandan başlatmak; hasılat Türkiye'deki yükleme limanından başlar.
- Bilet bedeline dahil gider karşılıklarını hasılat dışında bırakmak; bu tutarlar taşıma ücretinin parçasıdır.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Ortak girişim ve taşeron ilişkilerinde stopaj kesintilerinin yükümlülüğü ayrı bir konu olarak tartışılmakta; bu tartışma m.23'ün kendisinden değil, kaynakta kesinti düzeninden doğmaktadır. (3. Daire, 2019/95 E., 2022/5595 K., 20.12.2022)

### Nasıl ispat edilir?

- Ortalama emsal oranı yöntemini uygulayan taraf, kurumun yabancı ulaştırma kurumu olduğunu ve Türkiye'de daimî veya arızî çalıştığını belgelerle ortaya koymalıdır; bu nitelik idare tarafından iddia ediliyorsa idare ispatlar.
- Hasılatın Türkiye'de elde edilmiş sayılan kısmı, bilet satış kayıtları, navlun sözleşmeleri ve taşıma belgeleri ile ispatlanır.
- Taşımanın kara, deniz veya hava türünden hangisi olduğu ve yükleme limanının Türkiye'de bulunup bulunmadığı, taşıma belgeleri ile ortaya konur.
- Kurumun gerçek gider ve kârını ortaya koyarak ortalama emsal oranı yerine esas usule geçme talebi, kurum tarafından ileri sürülür ve bu talebin dayanağı kurum tarafından ispatlanır.
- Hasılat tutarının eksik gösterildiği iddiasını ileri süren idare, bunu bilet ve navlun kayıtlarıyla somutlaştırmalıdır. (3. Daire, 2019/95 E., 2022/5595 K., 20.12.2022)

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.24](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-24): Dar mükellef kurumların kaynakta kesinti yoluyla vergilendirilmesini düzenler; m.23'teki ortalama emsal yöntemi ile kaynakta kesinti usulünün birlikte nasıl işleyeceği bu madde ile bağlantılıdır.

## [Kurumlar Vergisi Kanunu m.24 — Beyan esası](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-24)

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 24. maddesi, kurumlar vergisinin beyan esasına göre tarh edilmesini, beyannamenin kapsamını ve mükellefin beyanname verme yükümlülüğünü düzenler. Madde, kurumlar vergisi mükellefleri ve vergi sorumluları bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: vergiye tabi kazancın hesaplanması ve kurumlar vergisi oranı (m.32), geçici vergi beyannamesi ve dönemleri (m.15), beyannamenin verilme süresi ve yeri (m.32, m.9 ilgili hükümleri ve Vergi Usul Kanunu), indirim ve istisnaların uygulanması (m.5 ve m.10), vergi ziyaı ve tarhiyat usulleri (6183 sayılı Kanun).

### Beyan esası: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Beyan esaslı tarh**: Kurumlar vergisinin, mükellef veya vergi sorumlusunun verdiği beyanname üzerine tarh edilmesi yöntemidir. Vergi, idarenin re'sen takdiri ile değil, beyannameye dayanılarak belirlenir.
- **Beyanname**: İlgili hesap döneminin sonuçlarını içeren, mükellefin vergiye tabi kazancını bildirdiği belgedir. Beyanname hesap dönemine göre verilir ve vergi matrahının dayanağını oluşturur.
- **Vergiye tabi kazanç**: Mükellefin kurumlar vergisine esas olan kazancının tamamıdır. Mükellef her beyannamede bu kazancın tamamını bildirmek zorundadır; kazancın bir kısmı için ayrı beyanname verilemez.
- **Şube, ajans, büro, mağaza, imalathane ve diğer iş yerleri**: Mükellefe bağlı işletme birimleridir. Bunların bağımsız muhasebesi veya ayrılmış sermayesi bulunsa bile ayrı beyanname verilmez; kazançları merkezin tek beyannamesinde toplanır.

### Beyan esası: hangi şartlar aranır?

- Kurumlar vergisi mükellefi veya vergi sorumlusu bulunmalıdır.
- Vergiye tabi kazancın hesap dönemi sonuçlarını içeren bir beyanname verilmelidir; vergi, bu beyannameye dayanılarak tarh edilir.
- Beyanname, mükellefin vergiye tabi kazancının tamamını kapsamalıdır; kazancın bir kısmı için ayrı beyanname verilemez.
- Mükellefe bağlı şube, ajans, büro, mağaza, imalathane veya diğer iş yerleri için bağımsız muhasebe veya ayrılmış sermaye bulunsa dahi ayrı beyanname verilmemelidir.

### Beyan esası: hangi sonuçları doğurur?

- Kurumlar vergisi, mükellef veya vergi sorumlusunun beyanı üzerine tarh edilir.
- Beyanname hesap döneminin sonuçlarını içerir ve vergi bu sonuçlara göre belirlenir.
- Mükellef vergiye tabi kazancının tamamı için tek bir beyanname verir; kazancın bir kısmı için ayrı beyanname verilmesi bu hükme uygun değildir.
- Bağlı birimler için bağımsız muhasebe veya ayrılmış sermaye varlığı, ayrı beyanname verilmesini gerektirmez.
- Beyanname verilmemesi halinde bu maddeye dayanılarak tarh yapılamaz; idare vergiyi beyannameye dayanmadan doğrudan belirleyemez. Bu yönde bir yaptırım ve tarh usulü başka hükümlerde (özellikle 6183 sayılı Kanun) düzenlenmiştir. (2006/119 E., 2009/145 K., 15.10.2009)

### Mükellef ile vergi sorumlusu arasındaki fark nedir?

- Kurumlar vergisini kendi kazancı üzerinden doğrudan yükümlü olan mükelleftir.
- Vergi sorumlusu, vergiden kendi adına sorumlu olan ancak kazancı bulunmayan kişidir.

Sonuç: Her iki durumda da tarh beyan üzerine yapılır; beyanname verme görevi her ikisini de bağlar.

### Mükellefin kendi beyannamesi ile bağlı birimlerin beyannamesi arasındaki fark nedir?

- Mükellefin tüm kazancını içeren tek beyannamesi vardır.
- Şube, ajans, büro, mağaza veya imalathanenin kendi bağımsız muhasebesi ya da ayrılmış sermayesi olabilir.

Sonuç: Bağımsız muhasebe veya ayrılmış sermaye bulunsa bile bu birimler için ayrı beyanname verilmez; kazanç merkez beyannamesinde yer alır.

### Beyan esası: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Bağlı iş yeri için bağımsız muhasebe veya ayrılmış sermaye bulunduğu gerekçesiyle ayrı beyanname verilebileceğini düşmek; madde bunu açıkça yasaklar.
- Beyannamenin yalnız bir kısım kazancı kapsayacak şekilde verilebileceğini sanmak; beyanname mükellefin vergiye tabi kazancının tamamını kapsamalıdır.
- Beyanname üzerine tarh esasını, beyannamedeki bilgilerin denetlenemeyeceği anlamına getirmek; beyanın gerçeğe aykırılığı halinde idare tarhiyat yapabilir.
- Beyannamenin verilme süresini ve yerini bu maddeden çıkarmaya çalışmak; bu konular m.32'de düzenlenmiştir.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Beyanname üzerine tarh esası, kurumlar vergisinde beyanın kesin olduğu anlamına gelmez; beyanın gerçeğe uygun olmadığı tespit edilirse idare vergi ziyaı üzerine tarhiyat yapabilmektedir. (2006/119 E., 2009/145 K., 15.10.2009)

### Nasıl ispat edilir?

- Beyanname üzerine tarh yapılmış olması, vergi alacağının varlığını ve miktarını gösteren ilk belgedir; beyannameyi ibraz eden mükellef, beyanın doğruluğunu yazılı kayıtlarla ispatlamakla yükümlüdür.
- Bağlı birimlerin bağımsız muhasebesi bulunduğunu ileri süren taraf, bu durumun ayrı beyanname gerektirmediğine ilişkin savunmayı tek beyanname kapsamında değerlendirilebilecek belgelerle ortaya koyar; ayrı beyanname verilmediği iddiası idare tarafından belgelenir.
- Mükellef, kazancının tamamının tek beyannamede gösterildiğini ileri sürdüğünde, bu iddiayı beyanname ve muhasebe kayıtlarıyla ispatlar.
- Beyanın eksik veya gerçeğe aykırı olduğunu ileri süren idare, vergi ziyaını kendi tespitleriyle ispatlamak zorundadır.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [5520 sayılı Kanun m.32](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-32): Kurumlar vergisi beyannamesinin verilme süresi ve yeri, bu maddede düzenlenmeyip m.32'de yer alır.
- [5520 sayılı Kanun m.15](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-15): Geçici vergi dönemlerinde verilen beyanname, bu maddedeki yıllık beyanname ile birlikte vergi tarhına esas olan beyan düzenine dahildir.
- [5520 sayılı Kanun m.5](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-5): Kurumlar vergisinden istisnalar bu maddede düzenlenmediğinden, beyanname kapsamındaki kazancın istisna düşülerek hesaplanmasında m.5 uygulanır.
- 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun: Beyanname verilmemesi veya eksik beyan halinde re'sen tarh ve usul yaptırımları bu Kanun hükümlerine tabidir.

## [Kurumlar Vergisi Kanunu m.25 — Vergilendirme dönemi ve beyan](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-25)

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 25. maddesi, kurumlar vergisinin vergilendirme dönemini, yani kurumun kazancının hangi zaman dilimine göre vergilendirileceğini belirler. Yıllık beyan esasına tabi kurumlarda hesap dönemini, özel hesap dönemi tayin edilenlerde özel hesap dönemini esas alır; kesinti yoluyla ödenen vergilerde kesintinin ilgili olduğu dönemleri, m.26 kapsamındaki beyanlarda kazancın elde edildiği tarihi vergilendirme dönemi yerine koyar. Ayrıca yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin hangi vergi dairesine verileceğini, beyannamenin verilme süresini ve beyanname şekil ile içeriğinin Maliye Bakanlığınca belirlenmesini düzenler. Vergi oranlarını, matrahın tespitini, kazancın ne olduğunu ve vergi kesintisinin oranlarını düzenlemez (ilgili hükümler kanunun diğer maddelerindedir). Kurumlar vergisinin ödeme süreleri ve ödeme yeri de bu maddenin kapsamında değildir; bunlar ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Kanunun 26. maddesinde yer alan geçici vergilendirme ve beyan usulü, m.26 kapsamındaki dönemler de bu maddenin dışında kalan, ayrıca okunması gereken hükümlerdir."

### Vergilendirme dönemi ve beyan: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Hesap dönemi**: Kurumun ticari defterlerini ve finansal tablolarını düzenlediği, genellikle bir takvim yılını kapsayan dönemdir. Yıllık beyan esasına tabi kurumlarda vergilendirme dönemi bu dönemle aynıdır.
- **Özel hesap dönemi**: Kurumlar vergisi bakımından kendilerine özel hesap dönemi tayin edilen kurumlar için vergilendirme dönemi olarak esas alınan dönemdir. Bu tür kurumların vergilendirme dönemi hesap dönemi değil, özel hesap dönemidir.
- **Kesinti suretiyle ödenen vergi**: Vergisi, ödeme yapan tarafından kaynağında kesilerek ödenen kurumlar vergisidir. İstihkak sahibinin ayrıca yıllık veya özel beyanname vermediği hallerde, kesintinin ilgili olduğu dönemler vergilendirme dönemi sayılır.
- **Kazancın elde edilme tarihi**: m.26 uyarınca verilen beyannamelerle bildirilen kazançlarda vergilendirme dönemi yerine esas alınan tarihtir. Vergilendirme döneminin bu hallerde işlevini bu tarih görür.
- **Yıllık kurumlar vergisi beyannamesi**: Kurumun hesap dönemine ilişkin kazancını bildirdiği yıllık beyannamedir. Verileceği vergi dairesi, kurumun Türkiye'deki iş yerinin veya daimî temsilcisinin bulunduğu yerin vergi dairesidir.
- **Tarhiyatın muhatabının ülkeyi terk etmesi**: Türkiye'den ayrılacak olan mükellef hakkında, beyannamenin normal süre yerine ülkeyi terk etmeden önceki on beş gün içinde verilmesini doğuran özel haldir.

### Vergilendirme dönemi ve beyan: hangi şartlar aranır?

- Kurumun yıllık beyan esasında vergilendirildiğinin veya kendisine özel hesap dönemi tayin edildiğinin belirlenmesi gerekir; bu tespit vergilendirme döneminin hangisi olduğunu belirler.
- Kesinti yoluyla ödenen vergilerde istihkak sahibinin ayrıca yıllık veya özel beyanname vermemiş olması gerekir; aksi halde kesintinin ilgili olduğu dönemler vergilendirme dönemi sayılmaz.
- m.26 uyarınca verilen beyannamelerle bildirilen kazançta, vergilendirme dönemi yerine kazancın elde edildiği tarihin esas alınması gerekir.
- Yıllık beyannamenin, kurumun Türkiye'deki iş yeri veya daimî temsilcisinin bulunduğu yer vergi dairesine verilmesi gerekir; iş yeri veya temsilci yoksa yabancı kuruma kazanç sağlayanların bağlı olduğu yer vergi dairesi yetkilidir.
- Beyannamenin hesap döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ayın birinci gününden yirmibeşinci günü akşamına kadar verilmesi gerekir.
- Tarhiyatın muhatabı Türkiye'yi terk edecekse beyannamenin ülkeyi terk etmesinden önceki on beş gün içinde verilmesi gerekir.
- Beyannamenin şekil, içerik ve ekleri Maliye Bakanlığınca belirlenmiş olmalı ve mükellef beyanını bu beyanname ile yapmalı ya da beyannamede yazılı bilgilere uygun bildirmelidir.

### Vergilendirme dönemi ve beyan: hangi sonuçları doğurur?

- Yıllık beyan esasında vergilendirilen kurumun vergilendirme dönemi hesap dönemi olur ve matrah bu döneme göre belirlenir.
- Kendisine özel hesap dönemi tayin edilen kurumun vergilendirme dönemi bu özel hesap dönemi olur.
- Kesinti yoluyla ödenen vergilerde, istihkak sahibi ayrıca yıllık veya özel beyanname vermezse kesintinin ilgili olduğu dönemler vergilendirme dönemi sayılır.
- m.26 kapsamında verilen beyannamelerde kazancın vergilendirilmesi, vergilendirme dönemi yerine kazancın elde edildiği tarihe göre yapılır.
- Yıllık beyanname, belirlenen süre içinde ilgili vergi dairesine verilmezse beyanname verme yükümlülüğü ihlal edilmiş olur ve vergi ceza yaptırımı doğar.
- Ülkeyi terk edecek tarhiyat muhatabı, on beş günlük süre içinde beyanname vermezse yükümlülüğünü süresinde yerine getirmemiş olur.
- Beyannamenin şekil, içerik ve ekleri Maliye Bakanlığınca belirlendiğinden, mükellef bu beyanname ile ya da beyannamede yazılı bilgilere uygun olarak beyanda bulunmak zorundadır; aksi halde beyan yükümlülüğü yerine getirilmemiş olur.
- Madde, vergilendirme dönemini ve beyan usulünü düzenler; vergi oranı, matrah veya ödeme süresi bu maddeden değil diğer hükümlerden çıkar.

### Hesap dönemi ile özel hesap dönemi arasındaki fark nedir?

- Yıllık beyan esasında vergilendirilen kurumlarda vergilendirme dönemi, kurumun hesap dönemidir.
- Kendisine özel hesap dönemi tayin edilen kurumlarda vergilendirme dönemi, bu özel hesap dönemidir.

Sonuç: Aynı takvim yılında olsa da iki kurumun vergilendirme dönemi farklı başlayıp bitebilir; matrahın hangi döneme ait sayılacağı buna göre belirlenir.

### Yıllık beyan ile kesintiyle ödenen vergi arasındaki fark nedir?

- Yıllık beyan esasında vergilendirilen kurumda dönem, hesap dönemidir ve yıllık beyanname ile bildirilir.
- Kesinti yoluyla ödenen vergide, istihkak sahibi ayrıca yıllık veya özel beyanname vermiyorsa dönem kesintinin ilgili olduğu dönemdir.

Sonuç: Kesintiye tabi kazançta vergilendirme dönemi, yıllık hesap dönemi yerine kesintinin yapıldığı dönemler olarak tespit edilir.

### m.26 beyanı ile genel vergilendirme dönemi arasındaki fark nedir?

- m.26 kapsamında verilen beyannamelerle bildirilen kazançta vergilendirme dönemi yerine kazancın elde edildiği tarih esas alınır.
- Bu kapsam dışında kalan kazançlarda vergilendirme dönemi hesap dönemi veya özel hesap dönemidir.

Sonuç: Aynı kurumun kazançları, elde edilme tarihine göre ayrı dönemlere bölünerek vergilendirilebilir.

### Genel beyanname süresi ile ülkeyi terk eden tarhiyat muhatabı arasındaki fark nedir?

- Normal halde beyanname, hesap dönemi kapandıktan sonra dördüncü ayın birinci gününden yirmibeşinci günü akşamına kadar verilir.
- Tarhiyatın muhatabı Türkiye'yi terk ediyorsa beyanname ülkeyi terk etmeden önceki on beş gün içinde verilir.

Sonuç: Ülkeyi terk eden mükellef için beyanname süresi çok kısalır; normal süre beklenmeden erken beyan gerekir.

### Türkiye'de iş yeri ile yabancı kurum arasındaki fark nedir?

- Kurumun Türkiye'de iş yeri veya daimî temsilcisi varsa beyanname bu yerin bulunduğu vergi dairesine verilir.
- Türkiye'de iş yeri veya daimî temsilcisi yoksa beyanname, yabancı kuruma kazanç sağlayanların bağlı olduğu yerin vergi dairesine verilir.

Sonuç: Hangi vergi dairesinin yetkili olduğu, kurumun Türkiye'deki bağlantısına göre belirlenir.

### Vergilendirme dönemi ve beyan: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Yıllık beyan esasına tabi kurumda vergilendirme dönemini takvim yılı ile karıştırmak; hesap dönemi kurumun kendi belirlediği dönem olduğu için bu dönemin takvim yılına denk gelmeyebileceğini gözden kaçırmak.
- Özel hesap dönemi tayin edilen kurumda vergilendirme dönemini hesap dönemi ile aynı saymak.
- Kesinti yoluyla ödenen vergide istihkak sahibinin ayrıca beyanname verip vermediğini araştırmadan kesinti dönemini vergilendirme dönemi saymak.
- m.26 kapsamındaki beyannamelerde kazancın elde edilme tarihini atlayıp genel vergilendirme dönemine göre hesap yapmak.
- Yıllık beyannamenin süresini hesap dönemi kapanışından değil takvim yılının sonundan saymak; dördüncü ayın birinci gününden yirmibeşinci gününe kadar olan süreyi yanlış hesaplamak.
- Ülkeyi terk eden tarhiyat muhatabında on beş günlük süreyi normal beyanname süresiyle karıştırmak.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Yıllık beyan esasına tabi kurumlarda vergilendirme döneminin hesap dönemi olduğu, buna göre tarhiyatın ilgili hesap dönemine göre yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (3. Daire, 2023/3091 E., 2024/2615 K., 06.05.2024; 3. Daire, 2023/3124 E., 2024/2437 K., 29.04.2024)
- Hesap döneminin tespitinde kurumun ticari defter ve finansal tablolarının dönemi esas alınmakta, bu dönemin dışındaki bir dönemin vergilendirme dönemi sayılmaması gerektiği kabul edilmektedir. (3. Daire, 2023/9102 E., 2024/2439 K., 29.04.2024)
- Beyannamenin süresinde verilmemesi halinde uygulanacak vergi cezası ve gecikme zammının, beyannamenin verilme tarihine göre hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. (3. Daire, 2023/3092 E., 2023/5462 K., 11.12.2023)
- Beyannamenin vergi dairesine verilmesi, mükellefin Türkiye'deki iş yeri veya daimî temsilcisinin bulunduğu yere göre değerlendirilmekte; bu yerin tespiti yapılmadan tarhiyat yapılmasının hukuka aykırı olduğu kabul edilmektedir. (3. Daire, 2023/3089 E., 2023/5460 K., 11.12.2023)
- Kesinti yoluyla ödenen kurumlar vergisinde istihkak sahibinin ayrıca beyanname verip vermediğinin araştırılması gerektiği, verilmemişse kesinti dönemine göre tarhiyat yapılabileceği kabul edilmektedir. (3. Daire, 2023/3090 E., 2023/5461 K., 11.12.2023)

### Nasıl ispat edilir?

- Vergilendirme döneminin hesap dönemi veya özel hesap dönemi olduğunu iddia eden taraf, kurumun hesap dönemini ve özel hesap dönemi tayinini ticaret sicili kayıtları ve şirket esas sözleşmesi ile ispatlar.
- Beyannamenin süresinde verildiğini savunan mükellef, beyannamenin verildiğine dair dilekçe kaydı veya vergi dairesi kayıtları ile ispat yükünü taşır; verildiği tarih idarece kanıtlanmazsa süresinde verilmiş sayılmaması riski vardır.
- Kesinti yoluyla ödenen vergide, istihkak sahibinin yıllık veya özel beyanname vermediğini ileri süren idare, bu durumu kesinti belgeleri ile ispatlamalıdır.
- Kazancın elde edilme tarihinin m.26 kapsamındaki beyannamelerde esas alındığını savunan taraf, kazancın elde edildiği tarihi ilgili belge ve sözleşmelerle gösterir.
- Ülkeyi terk eden tarhiyat muhatabına ilişkin on beş günlük süreyi savunan taraf, yurt dışı çıkış kaydı ile bu durumu ispatlar.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [5520 sayılı Kanun m.26](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-26): Maddenin üçüncü fıkrasında atıf yapılan hükümdür; bu maddeye göre verilen beyannamelerde vergilendirme dönemi yerine kazancın elde edilme tarihi esas alınır.
- [5520 sayılı Kanun m.26](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-26): Kesinti ve beyan usulünün uygulanmasında, m.25'in ikinci ve üçüncü fıkralarıyla birlikte okunması gereken ilgili hükümdür.

## [Kurumlar Vergisi Kanunu m.26 — Özel beyan zamanı tayin olunan gelirler](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-26)

Madde, dar mükellefiyete tabi yabancı kurumların vergiye tabi kazancının Gelir Vergisi Kanunu kapsamındaki diğer kazanç ve iratlardan oluşması halinde bildirim yükümlülüğünü düzenler. Ayrıca, bu kazançlara ilişkin olarak Gelir Vergisi Kanunundaki vergilendirmeme istisnası, kayıt, şart ve sürelerine ait sınırlamaların hangi hallerde dikkate alınmayacağını belirler. Madde, yabancı kurumun Türkiye'de adına hareket eden kimseyi de yükümlülük kapsamına alır. Maddenin düzenlemediği konular: kurumlar vergisi matrahının ve oranının belirlenmesi (5520 sayılı Kanun m.30 ve m.32 ve dar mükellefiyete ilişkin genel hükümler), dar mükellefiyetin kapsamı ve vergi dairesinin belirlenmesi (m.27), gayrimaddi hakların satışı, devri ve temliki karşılığında alınan bedeller (m.25 ve m.26 birinci fıkradaki istisna), ve bu bedellerin ödeme ve beyan usulü.

### Özel beyan zamanı tayin olunan gelirler: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Dar mükellefiyet**: Türkiye'de merkezi bulunmayan ve Türkiye'den kazanç elde eden yabancı kurumların, yalnızca Türkiye kaynaklı kazançları üzerinden vergilendirilmesi rejimidir. Madde bu rejimdeki bildirim yükümlülüğünün kapsamını belirler.
- **Diğer kazanç ve irat**: Gelir Vergisi Kanununda yazılı kazanç ve iratlardır. Maddenin birinci fıkrası, telif, imtiyaz, ihtira, işletme, ticaret unvanı, marka ve benzeri gayrimaddi hakların satışı, devri ve temliki karşılığında alınan bedelleri bu kapsamın dışında tutar.
- **Gayrimaddi hak satış bedeli**: Telif, imtiyaz, ihtira, işletme, ticaret unvanı, marka ve benzeri hakların satışı, devri veya temliki karşılığında alınan bedeldir. Bu bedeller birinci fıkradaki bildirim kapsamının dışındadır.
- **Bizzat getirilen sermaye**: Yabancı kurum tarafından Türkiye'ye bizzat getirilen nakdi veya aynı sermayedir. İkinci fıkra, bu sermaye karşılığında elde edilen menkul kıymetler ile iştirak hisselerinin elden çıkarılmasında oluşan kur farkı kazancını ikinci fıkranın dışında tutar.
- **Kur farkı kazancı**: Bizzat getirilen sermaye karşılığında edinilen menkul kıymet veya iştirak hisselerinin elden çıkarılması sırasında oluşan kazançtır. Bu kazanç için ikinci fıkradaki sınırlamalar dikkate alınmaz hükmü uygulanmaz.
- **Adına hareket eden kimse**: Yabancı kurum adına Türkiye'de faaliyet gösteren kişidir. Bildirim yükümlülüğü yabancı kurumla birlikte bu kişiye de yüklenmiştir.

### Özel beyan zamanı tayin olunan gelirler: hangi şartlar aranır?

- Yabancı kurumun dar mükellefiyete tabi olması bulunmalıdır.
- Vergiye tabi kazancın Gelir Vergisi Kanununda yazılı diğer kazanç ve iratlardan oluşması gerekir; telif, imtiyaz, ihtira, işletme, ticaret unvanı, marka ve benzeri gayrimaddi hakların satışı, devri ve temliki karşılığında alınan bedeller bu unsurun dışında kalır.
- Kazancın elde edilmesi üzerine yabancı kurum veya Türkiye'de adına hareket eden kimse tarafından bildirim yapılmalıdır.
- Bildirim, kazancın elde edildiği tarihten itibaren on beş gün içinde yapılmalıdır.
- Bildirim, Kanunun 27 nci maddesinde belirtilen vergi dairesine beyanname ile yapılmalıdır.
- İkinci fıkra kapsamında, Gelir Vergisi Kanunundaki vergilendirmeme istisnası, kayıt, şart ve sürelerine ait sınırlamalar dikkate alınmaz; ancak bizzat getirilen sermaye karşılığı menkul kıymet ve iştirak hissesi elden çıkarılmasındaki kur farkı kazancı bu hükmün dışındadır.

### Özel beyan zamanı tayin olunan gelirler: hangi sonuçları doğurur?

- Birinci fıkradaki şartlar gerçekleştiğinde yabancı kurum veya adına hareket eden kimse kazancı on beş gün içinde beyanname ile bildirmek zorundadır.
- Gayrimaddi hak satış, devir veya temlik bedeli elde edildiğinde bu maddeye göre bildirim yükümlülüğü doğmaz.
- Kazancın Gelir Vergisi Kanunu kapsamındaki diğer kazanç ve irat olmaması halinde birinci fıkra uygulanmaz.
- İkinci fıkra uygulandığında, Gelir Vergisi Kanununda yer alan vergilendirmeme istisnası, kayıt, şart ve sürelere ait sınırlamalar kazanca uygulanmaz; bu kazanç bakımından vergilendirme kapsamı genişler.
- Bizzat getirilen sermaye karşılığı menkul kıymet ve iştirak hissesinin elden çıkarılmasında oluşan kur farkı kazancında ikinci fıkranın dışlama hükmü uygulanır ve Gelir Vergisi Kanunundaki sınırlamalar dikkate alınır.
- Süresinde bildirim yapılmaması halinde vergi ve yaptırım sorumluluğu doğabilir (usul hükmü; ceza hükümleri bu maddede yer almaz).

### Birinci fıkra kapsamındaki kazanç ile gayrimaddi hak bedeli arasındaki fark nedir?

- Gelir Vergisi Kanunundaki diğer kazanç ve iratlar bildirim yükümlülüğü doğurur.
- Telif, imtiyaz, ihtira, işletme, ticaret unvanı, marka ve benzeri gayrimaddi hakların satış, devir ve temlik bedelleri bu kapsamın dışındadır.

Sonuç: Gayrimaddi hak bedelleri için on beş günlük beyan yükümlülüğü bu maddeye göre doğmaz.

### Yabancı kurum ile adına hareket eden kimse arasındaki fark nedir?

- Yabancı kurumun Türkiye'de adına hareket eden kimsesi bildirim yapabilir.
- Yabancı kurum bizzat da bildirimde bulunabilir.

Sonuç: Yükümlülük iki kişiye birlikte yüklenmiştir; bildirim birinin yapması yeterli olarak okunabilir ancak madde bunu açıkça düzenlemez.

### İkinci fıkra kapsamı ile kur farkı istisnası arasındaki fark nedir?

- Diğer kazanç ve iratlarda Gelir Vergisi Kanunundaki istisna, kayıt, şart ve sürelere ait sınırlamalar dikkate alınmaz.
- Bizzat getirilen sermaye karşılığı menkul kıymet ve iştirak hissesinin elden çıkarılmasında oluşan kur farkı kazancında bu hüküm uygulanmaz.

Sonuç: Kur farkı kazancında Gelir Vergisi Kanunundaki sınırlamalar aynen dikkate alınır.

### Özel beyan zamanı tayin olunan gelirler: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Gayrimaddi hak satış, devir ve temlik bedellerini birinci fıkradaki bildirim kapsamına dahil etmek; bu bedeller açıkça dışarıda bırakılmıştır.
- On beş günlük süreyi ay veya iş günü olarak hesaplamak; süre kazancın elde edildiği tarihten başlayan on beş gündür.
- İkinci fıkradaki sınırlamaların dikkate alınmayacağı hükmünü kur farkı kazancına da uygulamak; bu kazanç hüküm dışında tutulmuştur.
- Bildirimi kazancın elde edildiği yerdeki vergi dairesine yapmak; bildirim Kanunun 27 nci maddesinde belirtilen vergi dairesine yapılır.

### Nasıl ispat edilir?

- Bildirim yükümlülüğünü ileri süren idare, kazancın Gelir Vergisi Kanunu kapsamındaki diğer kazanç ve irat niteliğini ve elde edilme tarihini ispatlamalıdır.
- Yabancı kurum veya adına hareket eden kimse, kazancın gayrimaddi hak satış, devir veya temlik bedeli olduğunu iddia ederse bu nitelendirmeyi belgelerle ispatlamalıdır.
- İkinci fıkradaki kur farkı istisnasını ileri süren taraf, sermayenin Türkiye'ye bizzat getirildiğini ve kazancın menkul kıymet veya iştirak hissesinin elden çıkarılmasından doğduğunu belgelemelidir.
- Bildirimin on beş gün içinde yapıldığını gösteren beyanname ve tebliğ kayıtları, süre uyumunun ispatında temel delildir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.27](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-27): Bildirimin yapılacağı vergi dairesini belirler; bu maddedeki bildirim buraya yapılır.
- 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu: Diğer kazanç ve iratların tanımı ve vergilendirmeme istisnaları, kayıt, şart ve süre sınırlamaları bu kanuna göre belirlenir; ikinci fıkra bu sınırlamaların uygulanmamasını düzenler.

## [Kurumlar Vergisi Kanunu m.27 — Beyannamenin verilme yeri](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-27)

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 27. maddesi, özel beyan zamanı tayin edilmiş bazı gelirlerde kurumlar vergisi beyannamesinin hangi vergi dairesine verileceğini belirler. Düzenlediği konular; taşınmaz, taşınır ve hakların elden çıkarılmasından doğan kazanç ve iratlar, ticari veya ziraî işletmenin faaliyetinin durdurulması ya da terk edilmesi karşılığı elde edilen kazançlar, arızî ticari işlemler ve arızî serbest meslek faaliyetleri, arızî taşımacılık faaliyetleri, terk edilen işlerle ilgili sonradan elde edilen kazançlar ve diğer hallerdir. Madde yalnızca yetkili vergi dairesini gösterir; kurumlar vergisi mükellefleri bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular ise şunlardır: vergilendirmeye esas kazancın hesaplanması ve beyan zamanı, vergi oranı ve istisnaları ile bu gelirlerin genel beyan dönemindeki beyanı.

### Beyannamenin verilme yeri: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Özel beyan zamanı**: Kurumlar vergisi beyannamesinin, genel beyan döneminden ayrı olarak, gelirin elde edildiği andan itibaren verilmesi gereken gelir türleridir. Madde, bu tür gelirlerde beyannamenin verileceği vergi dairesini belirler.
- **Yerin vergi dairesi**: Maddede her gelir türü için ayrı bir bağlantı noktası gösterilerek belirlenen vergi dairesidir. Bağlantı noktası taşınmazın bulunduğu yer, ödemenin yapıldığı yer, işletmenin bulunduğu yer, faaliyetin yapıldığı yer ya da taşıtta yolcu veya yükün alındığı yer olabilir.
- **Arızî işlem**: Mükellefin olağan faaliyet konusu dışında, sürekli olmayan ve tesadüfî nitelikte yaptığı ticari işlem veya serbest meslek faaliyetidir. Madde, arızî olarak yapılan işlemleri ayrı bir gelir türü olarak düzenler.
- **Terk edilen işler**: Mükellefin ticari, ziraî veya meslekî faaliyetini sona erdirdikten sonra bu işlerle bağlantılı olarak sonradan elde ettiği kazanç ve iratlardır. Zarar yazılan değersiz alacaklar ile karşılık ayrılan şüpheli alacakların tahsili de bu kapsamdadır.
- **Diğer haller**: Maddenin (a) ile (e) bentlerinde sayılmayan, ancak özel beyan zamanına tabi tutulan gelirlerdir. Bu hallerde yerin vergi dairesi Maliye Bakanlığınca belirlenir.

### Beyannamenin verilme yeri: hangi şartlar aranır?

- Gelirin özel beyan zamanına tabi bir gelir türünden olması gerekir: taşınmazın, taşınırın veya hakkın elden çıkarılması, işletmenin faaliyetinin durdurulması ya da terk edilmesi, arızî ticari işlem veya serbest meslek faaliyeti, arızî taşımacılık, terk edilen işlerden sonradan elde edilen kazanç ya da diğer hallerden biri bulunmalıdır.
- Her gelir türü için maddede gösterilen bağlantı noktası belirlenmelidir: taşınmazın bulunduğu yer, mal ve hakların Türkiye'de elden çıkarıldığı yer, işletmenin bulunduğu yer, faaliyetin yapıldığı yer, yolcu veya yükün taşıta alındığı yer ya da ödemenin Türkiye'de yapıldığı yer.
- Bağlantı noktası Türkiye'de bulunmalıdır; yabancı ülkedeki bir bağlantı noktası, maddenin ilgili bendine göre yerin vergi dairesi olarak kabul edilmez.
- Gelir maddenin (a) ila (e) bentlerinden birine girmiyorsa (f) bendi uyarınca Maliye Bakanlığınca belirlenen yerin vergi dairesi esas alınmalıdır.
- Beyannamenin, belirlenen yerin vergi dairesine verilmesi gerekir.

### Beyannamenin verilme yeri: hangi sonuçları doğurur?

- Özel beyan zamanına tabi gelirlerde kurumlar vergisi beyannamesi, maddede belirlenen yerin vergi dairesine verilir.
- Bağlantı noktası Türkiye'de bulunmayan gelirlerde bu maddeye göre bir yerin vergi dairesi belirlenemez; mükellefin ilgili gelirin vergi yükümlülüğü bakımından başka bir düzenleme aranmalıdır.
- Madde (f) bendi uyarınca Maliye Bakanlığı belirleme yetkisine sahip olduğu için, sayılmayan hallerde yetkili vergi dairesi idari düzenlemeye göre tespit edilir.
- Madde yalnızca vergi dairesini belirler; gelirin vergilendirilmesi, oranı ve beyan zamanı bu maddenin düzenlediği konu değildir.

### Taşınmaz ile taşınır ve haklar arasındaki fark nedir?

- Taşınmazların elden çıkarılmasında bağlantı noktası taşınmazın bulunduğu yerdir (a bendi).
- Taşınır ve hakların elden çıkarılmasında bağlantı noktası mal ve hakların Türkiye'de elden çıkarıldığı yerdir (b bendi).

Sonuç: Taşınmaz gelirinde vergi dairesi taşınmazın konumuna göre belirlenir; taşınır ve haklarda ise elden çıkarma yerine bakılır.

### Ticari işletme faaliyetinin durdurulması / terk edilmesi / arızî işlemler: fark nedir?

- İşletmenin faaliyetinin durdurulması veya terk edilmesi karşılığı elde edilen kazançta bağlantı noktası işletmenin bulunduğu yerdir (c bendi).
- Arızî ticari işlemlerde ve arızî serbest meslek faaliyetlerinde bağlantı noktası faaliyetin yapıldığı yerdir (ç bendi).

Sonuç: Sürekli işletmenin sona erdirilmesinde işletmenin yeri; tek seferlik işlemlerde ise işlemin yapıldığı yer esas alınır.

### Arızî taşımacılık ile terk edilen işlerden sonradan elde edilen kazanç arasındaki fark nedir?

- Arızî taşımacılıkta, Türkiye ile yabancı ülkeler arasındaki taşımada yolcu veya yükün taşıta alındığı yer esas alınır (d bendi).
- Terk edilen işlerden sonradan elde edilen kazançta ödemenin Türkiye'de yapıldığı yer esas alınır (e bendi).

Sonuç: Taşımacılıkta fiziksel alım yeri, sonradan elde edilen kazançta ise ödeme yeri belirleyicidir.

### Sayılan haller ile diğer haller arasındaki fark nedir?

- Maddenin (a)–(e) bentlerinde sayılan hallerde yerin vergi dairesi kanunda doğrudan gösterilmiştir.
- (f) bendindeki diğer hallerde yerin vergi dairesi Maliye Bakanlığınca belirlenir.

Sonuç: Sayılan hallerde vergi dairesi kanundan doğrudan okunur; diğer hallerde ise idari düzenlemeye bakmak gerekir.

### Beyannamenin verilme yeri: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Taşınmaz gelirinde vergi dairesini mükellefin merkezine göre belirlemek; maddeye göre esas alınan yer taşınmazın bulunduğu yerdir.
- Taşınır ve haklarda elden çıkarma yerini ödeme yeri ile karıştırmak; (b) bendi elden çıkarma yerine, (e) bendi ise ödeme yerine bakar.
- Arızî ticari işlemlerde işletmenin bulunduğu yeri esas almak; bu hallerde (ç) bendi faaliyetin yapıldığı yeri gösterir.
- Taşımacılıkta yolcu veya yükün taşıta alındığı yer yerine varış ya da çıkış noktasını esas almak.
- (f) bendindeki diğer hallerde kanunda yazılı bir yer varmış gibi davranmak; bu hallerde yetkili vergi dairesi Maliye Bakanlığınca belirlenir.

### Nasıl ispat edilir?

- Beyannamenin hangi vergi dairesine verildiğini gösteren kayıtlar, tebligat ve beyanname kayıtları, gelirin hangi bağlantı noktasıyla ilgili olduğunu gösteren belgelerle ortaya konur.
- Taşınmaz gelirinde tapu kaydı ve taşınmazın konumu, işletme gelirinde işletmenin bulunduğu yere ilişkin ticaret sicil veya vergi kaydı, ödeme gelirinde ödemeye ilişkin banka veya tahsilat belgeleri esas alınır.
- Bağlantı noktasının Türkiye'de olduğunu iddia eden taraf bunu belgeyle kanıtlamalıdır; aksi durumda yetkili vergi dairesi konusunda uyuşmazlık çıkabilir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu: Madde, kurumlar vergisi beyannamesinin verileceği yerin vergi dairesini gösterdiği için ancak bu Kanun kapsamındaki mükellefler bakımından uygulanır.

## [Kurumlar Vergisi Kanunu m.28 — Tarhiyatın muhatabı, tarh zamanı ve tarh yeri](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-28)

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 28. maddesi, dar mükellefiyete tabi yabancı kurumların vergisinin kimin adına tarh edileceğini ve kurumlar vergisinin tarh tarihinin nasıl belirleneceğini düzenler. Hüküm, Türkiye'de müdür veya temsilcisi bulunan ya da kazanç ve irat elde eden yabancı kurumlar bakımından uygulanır. Maddede kurumlar vergisi oranları, matrah tespiti, beyanname verme yükümlülüğü ve vergiden istisnalar düzenlenmez (m.10, m.30 ve ilgili hükümler). Dar mükellefiyetin kapsamı ile Türkiye'de kazanç sayılan iratların belirlenmesi de bu maddenin konusu değildir (m.3 ve m.7).

### Tarhiyatın muhatabı, tarh zamanı ve tarh yeri: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Dar mükellefiyet**: Kurumun Türkiye'de yerleşmemiş olması hâlinde yalnızca Türkiye'de elde ettiği kazanç ve iratlar bakımından vergilendirilmesidir. Maddenin uygulanabilmesi için vergi mükellefinin dar mükellef yabancı kurum olması gerekir.
- **Müdür veya temsilci**: Dar mükellef yabancı kurum adına Türkiye'de hareket eden ve vergi yükümlülüğünü yerine getirmekle görevlendirilen kişidir. Bu kişi bulunduğu sürece vergi, yabancı kurum adına bu kişiye tarh edilir.
- **Kazanç ve irat sağlayan**: Müdür veya temsilcisi bulunmayan hâlde, Türkiye'de yabancı kuruma kazanç veya irat sağlayan kişidir. Bu kişi, yabancı kurum adına vergi tarhının muhatabı olur.

### Tarhiyatın muhatabı, tarh zamanı ve tarh yeri: hangi şartlar aranır?

- Vergi mükellefinin dar mükellefiyete tabi yabancı kurum olması gerekir.
- Türkiye'de yabancı kurum adına hareket eden bir müdür veya temsilci bulunuyorsa vergi bu kişi adına tarh edilmelidir.
- Müdür veya temsilci bulunmuyorsa vergi, kazanç ve iratları yabancı kuruma sağlayan kişi adına tarh edilmelidir.
- Kurumlar vergisinin tarhına esas beyanname vergi dairesine verilmiş ya da posta ile gönderilmiş olmalıdır.
- Posta ile gönderilen beyannamede, beyannamenin vergi dairesine geldiği tarihi izleyen üç gün içinde tarh işlemi yapılmalıdır.

### Tarhiyatın muhatabı, tarh zamanı ve tarh yeri: hangi sonuçları doğurur?

- x

### Müdür veya temsilci ile kazanç ve irat sağlayan arasındaki fark nedir?

- Türkiye'de yabancı kurum adına müdür veya temsilci bulunan hâl.
- Müdür veya temsilci bulunmayan ve kazanç ve iratları yabancı kuruma sağlayan kişilerin bulunduğu hâl.

Sonuç: Vergi birinci hâlde müdür veya temsilci adına, ikinci hâlde kazanç ve irat sağlayan kişi adına tarh edilir.

### Elden verilen beyanname ile posta ile gönderilen beyanname arasındaki fark nedir?

- Beyannamenin doğrudan vergi dairesine verildiği hâl.
- Beyannamenin posta ile gönderildiği ve vergi tarh edecek daireye geldiği hâl.

Sonuç: Elden verilmiş beyannamede tarh aynı gün yapılır; posta ile gönderilmişse daireye geliş tarihini izleyen üç gün içinde tarh yapılır.

### Tarhiyatın muhatabı, tarh zamanı ve tarh yeri: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Müdür veya temsilci bulunmadığı hâlde vergiyi doğrudan yabancı kurum adına tarh etmek; tarh muhatabı kazanç ve irat sağlayan kişidir.
- Posta ile gönderilen beyannamede üç günlük süreyi beyannamenin gönderildiği tarihten saymak; süre dairenin geliş tarihinden işler.
- Madde metninde olmayan bir tarh muhatabı ya da ayrı bir süre kabul etmek.
- Kanuni temsilcinin varlığını somut delil olmadan kabul etmek; bu yanlış tarhiyata yol açar.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Dar mükellef kurumun daimi temsilcisi adına mükellefiyet tesis ettirilerek vergi tarhiyatının yapılabildiği kabul edilmektedir. (4. Daire, 2020/777 E., 2023/3005 K., 30.05.2023; 4. Daire, 2021/6155 E., 2023/3001 K., 30.05.2023; 4. Daire, 2022/605 E., 2023/3007 K., 30.05.2023)
- Türkiye'de kazanç elde edildiğinin ve kanuni temsilcinin varlığının ispatlanamadığı hâllerde, 28. madde gereğince tarh muhatabının belirlenemeyeceği yönünde değerlendirme yapılmaktadır. (3. Daire, 2023/5162 E., 2024/5335 K., 15.10.2024; 3. Daire, 2023/5573 E., 2024/5336 K., 15.10.2024; 3. Daire, 2023/5869 E., 2024/5337 K., 15.10.2024)

### Nasıl ispat edilir?

- Dar mükellef yabancı kurum adına vergi tarhını yapan idare, Türkiye'de müdür veya temsilcinin bulunduğunu ya da kazanç ve irat sağlayanı belgeyle ortaya koymalıdır.
- Kanuni temsilci veya kazanç sağlayan kişinin varlığı, sözleşme, ticari kayıt ve fiili faaliyet belgeleriyle ispatlanır; bu ispat yükü idaredir.
- Tarhiyatın kendisine yapıldığı kişi, bu sıfatın kendisinde bulunmadığını savunursa, sıfatın varlığını ortaya koyma yükü idareye aittir.
- Beyannamenin posta ile gönderildiği hâlde daireye geliş tarihi, posta kayıtları ve dairenin giriş kaydıyla ispatlanır; üç günlük sürenin başlangıcı bu tarihtir.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- [5520 sayılı Kanun m.30](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-30): Kurumlar vergisinin beyan ve ödeme esaslarını düzenler; bu maddedeki tarh işlemi beyannameye bağlandığı için birlikte okunur.
- [5520 sayılı Kanun m.3](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-3): Dar mükellefiyet kavramını ve kurumun Türkiye'de kazanç sayılan elde ettiği gelirlerin kapsamını belirler.

## [Kurumlar Vergisi Kanunu m.29 — Ödeme süresi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-29)

Dar mükellefiyette kurumlar vergisinin hangi zamanda ödeneceğini düzenler. Ödeme zamanını beyannamenin türüne ve özel durumlara göre üç ayrı hal üzerinden belirler: yıllık beyanname, muhtasar beyanname ve özel beyanname ile bildirilenler ile tarhiyatın muhatabının Türkiye'yi terk etmesi, tasfiye ve birleşme halleri. Hüküm, Türkiye'de kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayan ancak Türkiye'de kazanç elde eden kurum ve benzeri tüzel kişiler bakımından uygulanır. Beyanname verme yükümlülüğünün kapsamını, beyannamenin içeriğini ve tarhiyat usulünü düzenlemez (ilgili hükümler Kanunun diğer maddelerindedir). Dar mükellefiyet kapsamına girenlerin tespitini, vergi oranlarını ve matrahın belirlenmesini de düzenlemez.

### Ödeme süresi: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Dar mükellefiyet**: Kurumlar vergisi bakımından, merkezi veya yönetimi Türkiye'de bulunmayan ancak Türkiye'de kazanç elde eden kurumların tabi olduğu vergi yükümlülüğü biçimidir. Vergi yalnız Türkiye'de elde edilen kazançla sınırlıdır.
- **Yıllık beyanname**: Dar mükellefin kazancını yıllık olarak bildirdiği beyanname türüdür. Bu beyanname ile bildirilen vergi, beyannamenin verildiği ayın sonuna kadar ödenir.
- **Muhtasar beyanname**: Kaynakta kesilen vergilerin bildirildiği beyanname türüdür. Bu beyanname ile bildirilen dar mükellefiyet vergisi, beyannamenin verildiği ayın yirmialtıncı günü akşamına kadar ödenir.
- **Özel beyanname**: Yıllık ya da muhtasar beyanname dışında, belirli durumlarda verilen beyanname türüdür. Bu tür beyannamelerde ödeme süresi beyanname verme süresiyle aynıdır.
- **Tarhiyatın muhatabının Türkiye'yi terk etmesi**: Mükellefin Türkiye'den ayrılması halidir. Bu halde verilecek beyannamede vergi, beyanname verme süresi içinde ödenir ve Kanun bu hali özel bir ödeme zamanına bağlar.
- **Tasfiye ve birleşme halleri**: Dar mükellefin tasfiyeye girmesi veya birleşmesi durumlarıdır. Bu hallerde verilen beyanname için ödeme, beyanname verme süresi içinde yapılır.

### Ödeme süresi: hangi şartlar aranır?

- Mükellefin dar mükellefiyet kapsamında kurumlar vergisi yükümlüsü olması gerekir.
- Vergilendirilecek kazancın bildirildiği beyannamenin türünün tespit edilmesi gerekir; yıllık, muhtasar veya özel beyanname ayrımı ödeme süresini belirler.
- Özel beyanname, tarhiyatın muhatabının Türkiye'yi terk etmesi veya tasfiye ve birleşme hallerinde verilecek beyanname için ödeme süresi, beyanname verme süresinin kendisidir.
- Vergi, ilgili süre içinde ödenmelidir; süre, yıllık beyannamede beyannamenin verildiği ayın sonu, muhtasar beyannamede beyannamenin verildiği ayın yirmialtıncı günü akşamıdır.

### Ödeme süresi: hangi sonuçları doğurur?

- Yıllık beyannamede bildirilen dar mükellefiyet kurumlar vergisi, beyannamenin verildiği ayın sonuna kadar ödenmelidir.
- Muhtasar beyannamede bildirilen vergi, beyannamenin verildiği ayın yirmialtıncı günü akşamına kadar ödenmelidir.
- Özel beyannameyle bildirilen vergi ile tarhiyatın muhatabının Türkiye'yi terk etmesi veya tasfiye ve birleşme hallerinde verilecek beyannamelerdeki vergi, beyanname verme süresi içinde ödenmelidir.
- Süresinde ödenmeyen vergi bakımından gecikme faizi ve diğer vergi yaptırımları doğar; bu yaptırımlar Kanunun diğer hükümlerinde düzenlenmiştir.

### Yıllık beyanname ile muhtasar beyanname arasındaki fark nedir?

- Yıllık beyanname ile bildirilen dar mükellefiyet vergisi, kazancın yıllık olarak bildirildiği beyannamedir. Ödeme süresi, beyannamenin verildiği ayın sonudur.
- Muhtasar beyanname ile bildirilen vergi, kaynakta kesilen vergilerin bildirildiği beyannamedir. Ödeme süresi, beyannamenin verildiği ayın yirmialtıncı günü akşamıdır.

Sonuç: Aynı dönemde verilen iki beyanname için ödeme süreleri farklıdır; ödeme gününün hangi beyannameye göre hesaplanacağı dikkatle belirlenmelidir.

### Genel ödeme süresi ile özel durum ödeme süresi arasındaki fark nedir?

- Yıllık ve muhtasar beyannamelerde ödeme, ayın sonu veya ayın yirmialtıncı günü gibi dönemsel bir süreye bağlıdır.
- Özel beyanname ile bildirilenler ve Türkiye'yi terk, tasfiye veya birleşme hallerinde ödeme, beyanname verme süresi içinde yapılır.

Sonuç: Özel durumlarda ödeme için ayrı bir dönemsel süre aranmaz; beyanname verme süresi ödeme süresi olarak kabul edilir.

### Ödeme süresi: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Muhtasar beyannameyle bildirilen vergi için ayın sonunu esas almak; bu durumda süre, beyannamenin verildiği ayın yirmialtıncı günü akşamıdır.
- Yıllık beyannameyle muhtasar beyannamenin ödeme sürelerini karıştırmak; her beyannamenin kendi süresine bakılmalıdır.
- Özel beyanname ile bildirilen veya Türkiye'yi terk, tasfiye ve birleşme hallerinde ayrı bir dönemsel süre aramak; bu hallerde ödeme beyanname verme süresi içinde yapılır.

### Nasıl ispat edilir?

- Vergiyi ödeme yükümlülüğünün doğup doğmadığı ve süre içinde ödeme yapılıp yapılmadığı, ödeme belgesi ile ispatlanır; ödeme yapıldığını ileri süren tarafın ispat yükü vardır.
- Beyannamenin hangi türde ve hangi tarihte verildiği, beyanname nüshası ve verilme tarihini gösteren belgelerle ispatlanır; beyanname türünün tespiti ödeme süresini doğrudan etkiler.

## [Kurumlar Vergisi Kanunu m.30 — Dar mükellefiyette vergi kesintisi](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-30)

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 30. maddesi, dar mükellef kurumların Türkiye kaynaklı belirli kazanç ve iratları üzerinden kaynakta yapılacak kurumlar vergisi kesintisini düzenler. Kesinti oranları (birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci fıkralar), hesaben ödeme kavramı, gayrisafi tutar esası, beyanname ilişkisi ve kesintinin kayda alınması yükümlülüğü bu kapsamdadır. Kesinti yükümlüsü, kazanç ve iratları ödeyen veya tahakkuk ettirenlerdir; kesintiye tabi olan ise dar mükellef kurumlardır. Madde, tam mükellef kurumların kendi gelirleri ile gerçek kişilere yapılan ödemeleri düzenlemez. Kesintinin beyanı ve ödenmesine ilişkin süreler (5520 m.? değil, ilgili Kanun ve tebliğler kapsamında) ile dar mükellefiyetin tanımı (m.8 ve m.9 ilgili hükümler), kurumlar vergisi beyannamesi usulü ve yabancı ortaklık kazançlarının ayrıca vergilendirilmesi bu maddenin dışında kalır.

### Dar mükellefiyette vergi kesintisi: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Dar mükellefiyet**: Türkiye'de merkezi bulunmayan ve Türkiye'de elde ettiği kazançlar bakımından vergiye tabi olan kurumlardır. Bu maddedeki kesinti, bu kurumların Türkiye kaynaklı kazanç ve iratları bakımından uygulanır.
- **Hesaben ödeme**: Kesintiye tabi kazanç ve iratları ödeyenin, hak sahiplerine karşı borçlu durumda gösterildiği her türlü kayıt ve işlemdir. Nakit çıkışı olmasa da borç kaydı kesinti doğurur.
- **Gayrisafi tutar**: Kesintinin hesaplandığı matrahtır. Kesinti, kazanç veya iradın gayrisafi tutarı üzerinden yapılır; giderler düşülmez.
- **Yüklenilen vergi**: Kesilmesi gereken verginin ödemeyi yapan tarafından üstlenilmesi halidir. Bu halde kesinti, fiilen ödenen tutar ile üstlenilen verginin toplamı üzerinden hesaplanır.
- **Hesaplanan kurumlar vergisi**: Yıllık veya özel beyanname veren dar mükellef kurumların, indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kazançtan hesaplanan vergidir. Altıncı fıkradaki kesinti bu verginin düşülmesinden sonra kalan kısım üzerinden yapılır.
- **Cumhurbaşkanı yetkisi**: Kesinti oranlarını gelir unsurları veya faaliyet konuları itibarıyla belirleme, sıfıra indirme veya fıkralardaki oranın bir katına kadar artırma yetkisidir. Bu yetki sekizinci fıkrada düzenlenmiştir.

### Dar mükellefiyette vergi kesintisi: hangi şartlar aranır?

- Ödeyenin, birinci fıkrada sayılan kazanç ve iratlardan birini dar mükellef kuruma nakden veya hesaben ödemesi ya da tahakkuk ettirmesi gerekir.
- Ödenen kazancın birinci fıkranın (a) ila (f) bentlerinden birine ya da ikinci, üçüncü, beşinci veya yedinci fıkralardan birine girmesi gerekir.
- Kesinti oranı, birinci fıkrada yüzde 15 olarak belirlenmiş olup Cumhurbaşkanı kararıyla değişebilir; yedinci fıkradaki ödemelerde oran yüzde 30'dur.
- Dördüncü fıkrada, iştirak kazançlarından anonim veya limited şirket niteliğindeki dar mükellef kurumlara yapılan kâr payı dağıtımlarında kesinti oranı, üçüncü fıkradaki oranın yarısını aşamaz.
- Altıncı fıkrada, yıllık veya özel beyanname veren dar mükellef kurumların ana merkeze aktardığı tutar üzerinden yüzde 15 kesinti yapılması için bu tutarın hesaplanan kurumlar vergisi düşüldükten sonra kalan kısımdan oluşması gerekir.
- Gayrisafi tutar üzerinden hesap yapılır; yüklenilen vergi varsa fiilen ödenen tutar ile yüklenilen verginin toplamı matrah alınır.
- Yedinci fıkradaki kesinti, Cumhurbaşkanınca ilan edilen ülkelerde yerleşik veya faaliyette bulunan kurumlara yapılan ödemeler için uygulanır; ödemenin verginin konusuna girip girmediğine ve alıcının mükellef olup olmadığına bakılmaz.

### Dar mükellefiyette vergi kesintisi: hangi sonuçları doğurur?

- Birinci fıkradaki ödemede kesinti yapan kişi, gayrisafi tutar üzerinden yüzde 15 kurumlar vergisi kesintisi yapar.
- Ticari veya ziraî kazanca dahil olup olmadığına bakılmaksızın, telif, imtiyaz, ihtira, işletme, ticaret unvanı, marka ve benzeri gayrimaddi hakların satış, devir veya temliki bedelleri üzerinden de yüzde 15 kesinti yapılır (ikinci fıkra).
- Tam mükellef kurumun dar mükellef kuruma dağıttığı kâr payı üzerinden yüzde 15 kesinti yapılır; kârın sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmaz (üçüncü fıkra).
- Dördüncü fıkradaki hallerde kesinti oranı yüzde 7,5'i aşamaz.
- Yedinci fıkradaki ülkelerde yerleşik kurumlara yapılan ödemelerde kesinti oranı yüzde 30'dur; bu ödemeler Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarına göre ayrıca kesintiye tabi tutulmaz.
- Yedinci fıkranın (b) bendi uyarınca yurt dışı finans kuruluşlarından temin edilen borçlanmalara ilişkin ana para, faiz ve kâr payı ödemeleri ile sigorta ve reasürans ödemeleri üzerinden kesinti yapılmaz.
- Dokuzuncu fıkraya göre, ticari ve zirai kazançlar hariç olmak üzere kesinti yoluyla alınan kazanç ve iratların beyannameye dahil edilmesi ihtiyaridir; ancak Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (5), (7) ve (14) numaralı bentlerindeki menkul sermaye iratları ile fon katılma belgelerinden ve yatırım ortaklığı hisselerinden elde edilen kâr paylarının beyannameye dahil edilmesi zorunludur.
- Kesintinin yapılmaması halinde, kesintiyi yapması gereken kişi bu verginin sorumluluğunu taşır; bu durum madde metninde açıkça yazılmamıştır ve bu sonuç genel vergi hükümlerinden çıkarılmıştır (metinde açıkça belirtilmemiş; sonucundan çıkarılmıştır).

### Birinci fıkra ile üçüncü fıkra arasındaki fark nedir?

- Birinci fıkra, sayılan gelir türlerinin (inşaat ve onarım ödemeleri, serbest meslek, gayrimenkul ve menkul sermaye iratları, ödeme türleri) dar mükellef kuruma ödenmesinde yüzde 15 kesinti öngörür.
- Üçüncü fıkra, tam mükellef kurumların dar mükellef kuruma dağıttığı kâr paylarında yüzde 15 kesinti öngörür; Gelir Vergisi Kanunu 75. maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentleri kapsamındaki kâr paylarını hedef alır.

Sonuç: Kâr payı dağıtımı üçüncü fıkraya, diğer iratlar birinci fıkraya girer; aynı kazanç iki fıkranın kapsamına aynı anda girdiğinde hangi fıkranın uygulanacağı metinde ayrıca çözülmüştür.

### Üçüncü fıkra ile dördüncü fıkra arasındaki fark nedir?

- Üçüncü fıkrada kâr payı dağıtımında oran yüzde 15'tir.
- Dördüncü fıkra, Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarından ve iştirak kazançlarından, anonim veya limited şirket niteliğindeki dar mükellef kurumlara dağıtılan kâr paylarında kesinti oranını sınırlar.

Sonuç: Dördüncü fıkrada kesinti oranı, üçüncü fıkradaki oranın yarısını aşamaz; yani yüzde 7,5'i geçemez.

### Genel oran ile yedinci fıkra arasındaki fark nedir?

- Birinci ve üçüncü fıkralarda oran yüzde 15'tir ve ödemenin dar mükellefe yapılmasına dayanır.
- Yedinci fıkra, Cumhurbaşkanınca ilan edilen ülkelerde yerleşik veya faaliyette bulunan kurumlara yapılan her türlü ödemeler için yüzde 30 oranını öngörür ve alıcının mükellef olup olmadığına bakmaz.

Sonuç: Ödemenin alıcısı bu ülke listesindeki bir kurumsa oran yüzde 30 olur; yedinci fıkranın kesinti ödemesinde ayrıca vergi kesintisine tabi tutulmama kuralı (yedinci fıkra (c) bendi) geçerlidir.

### Dar mükellef kurum ile yurt dışı sergi ve panayır kazancı arasındaki fark nedir?

- Dar mükellef kurumun Türkiye'de kazancı, iş yeri veya daimi temsilci aracılığıyla elde edilmişse genel fıkralar uygulanır.
- Beşinci fıkra, Türkiye'de iş yeri ve daimi temsilcisi bulunmayan mükelleflerin, yetkili makamların izniyle açılan sergi ve panayırlardaki ticari kazançlarına yüzde 15 kesinti öngörür.

Sonuç: İş yeri ve daimi temsilcisi bulunmayan mükellefin sergi/panayır kazancı beşinci fıkraya göre kesintiye tabi olur.

### Dar mükellefiyette vergi kesintisi: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Kesintiyi net tutar üzerinden hesaplamak; madde gayrisafi tutar esasını koyar.
- Dördüncü fıkrada oranı yüzde 15 üzerinden bırakmak; oran üçüncü fıkradaki oranın yarısını aşamaz.
- Yedinci fıkradaki yüzde 30 oranını bütün ödemelere uygulamak; oran yalnızca ilan edilen ülkelerdeki kurumlara yapılan ödemelerde geçerlidir.
- Birinci ve üçüncü fıkraları aynı kazanç için birlikte uygulamak; kâr payı dağıtımı üçüncü fıkraya girer.
- Dokuzuncu fıkradaki beyanname dahil etme seçeneğini tüm kesinti kalemlerinde zorunlu saymak; yalnızca belirtilen menkul sermaye iratları ile fon ve yatırım ortaklığı kazançları zorunludur.
- Hesaben ödemeyi yalnızca nakit çıkışı sanmak; borç kaydı da hesaben ödeme sayılır.

### Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

- Cumhurbaşkanı kararlarıyla, bazı hizmetlerin vergi kesintisi kapsamına alındığı ve 5520 sayılı Kanun'un 30. maddesindeki oranların değiştirildiği görülmektedir. Uygulamada güncel oranın Cumhurbaşkanı kararından takip edilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (3. Daire, 2025/648 E., 2025/1140 K., 10.03.2025; 3. Daire, 2024/4897 E., 2025/751 K., 19.02.2025; 3. Daire, 2024/4898 E., 2025/750 K., 19.02.2025; 3. Daire, 2024/1033 E., 2025/360 K., 04.02.2025; 3. Daire, 2024/3426 E., 2024/7928 K., 27.12.2024; 3. Daire, 2024/3427 E., 2024/7929 K., 27.12.2024)

### Nasıl ispat edilir?

- Kesintiyi yapmakla yükümlü olan ödeyen, kesintiye tabi kazanç ve iratın dar mükellef kuruma ödendiğini veya tahakkuk ettirildiğini kayıtlarıyla ispatlamakla yükümlüdür.
- Hesaben ödeme için ödeyenin hak sahibine karşı borçlu gösterildiğini gösteren muhasebe kayıtları ve sözleşmeler delil olarak kullanılır.
- Dördüncü fıkrada kesinti oranının yarıya indirilmesini talep eden taraf, iştirak koşullarını ve kurumun anonim veya limited şirket niteliğini belgelerle ispatlamalıdır.
- Yedinci fıkrada yüzde 30 oranının uygulanabilmesi için alıcı kurumun ülkesinin Cumhurbaşkanınca ilan edilmiş listede yer aldığının belgelenmesi gerekir.
- Yüklenilen verginin varlığını iddia eden ödeyen, sözleşme hükmü ve ödeme kayıtlarıyla bu iddiasını ispatlar; aksi halde gayrisafi tutar üzerinden hesap yapılır.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- 5520 m.5: 5. maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde anılan kurumlar vergisinden istisna edilen kazançları dördüncü fıkrada kesinti oranı sınırının konusunu oluşturur.
- 5520 m.15: Üçüncü fıkrada anılan kâr payları, 15. maddenin üçüncü fıkrası uyarınca ayrıca kesintiye tabi tutulmuşsa üçüncü fıkrada kesinti yapılmaz.
- 5520 m.24: Dar mükellef kurumların yıllık beyanname yükümlülüğü ile birinci fıkradaki kesintinin nihai vergi niteliği bu maddeye bağlıdır; dokuzuncu fıkra 24. madde beyannamesine dahil edilme usulünü düzenler.
- 5520 m.26: Dokuzuncu fıkra, 26. maddeye göre verilen beyannamelere kesinti konusu kazanç ve iratların dahil edilmesini düzenler.
- 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m.75: Birinci fıkranın (ç) bendi, üçüncü fıkra ve dokuzuncu fıkra bu maddede sayılan menkul sermaye iratlarının kapsamını belirler.
- 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m.94: Uygulamada kesinti oranlarına ilişkin Cumhurbaşkanı kararlarında birlikte anılmaktadır; bu madde ile ortak düzenleme alanına girer.

## [Kurumlar Vergisi Kanunu m.31 — Muhtasar beyanname](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-31)

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca vergi kesintisi yapmakla yükümlü olanların, kesinti konusu vergileri muhtasar beyanname ile bildirme yükümlülüğünü düzenler; beyannamenin verilme yeri ve usulüne ilişkin temel ilkeyi ve Gelir Vergisi Kanunu'ndaki usul ve esasların muhtasar beyannameye de uygulanacağını belirtir. Kesinti yapma yükümlülüğünün kendisini, kesinti oranlarını ve kesilen verginin ödenme süresini bu madde düzenlemez; bunlar 30. maddededir. Muhtasar beyannamenin içeriği, düzenlenme biçimi ve Gelir Vergisi Kanunu'ndaki ayrıntılı usul kuralları madde metninde sayılmadığı için bunlara ancak yollama yoluyla ulaşılır. Kurumlar vergisi beyannamesi ile yıllık kurumlar vergisi ödemeleri bu maddenin konusu değildir.

### Muhtasar beyanname: hangi kavramlar bilinmeli?

- **Muhtasar beyanname**: Kesinti yapmakla yükümlü olanların, yaptıkları vergi kesintilerini bağlı oldukları vergi dairesine bildirdikleri beyanname türüdür. Kesintinin kendisi değil, kesintinin bildirimidir.
- **Vergi kesintisi yapmak zorunda olanlar**: 5520 sayılı Kanun'un 30. maddesine göre kesinti yapma görevi bulunan kişi ve kuruluşlardır. Bu maddenin muhatabı, kesintiyi fiilen yapan bu sorumlulardır; kesintiye tabi gelir sahibi değildir.
- **Tahakkukun yapıldığı yer**: Beyannamenin verileceği vergi dairesini belirlemede, vergi ödemenin yapıldığı yer ile tahakkukun yapıldığı yerden hangisinin esas alınacağını gösteren ölçüttür. Madde bu iki yerden birini seçme ölçütü olarak kullanır.
- **Gelir Vergisi Kanunu'nda belirlenen usul ve esaslar**: Muhtasar beyannamenin şekli, içeriği, verilme ve ödeme ayrıntıları bakımından yollama yapılan düzenlemelerdir. Madde bu kuralları yalnızca yollama yoluyla uygulanabilir kılar, ayrıntıyı kendisi taşımaz.

### Muhtasar beyanname: hangi şartlar aranır?

- Kişinin 5520 sayılı Kanun'un 30. maddesi gereğince vergi kesintisi yapmak zorunda olması gerekir.
- Kesintiye konu verginin ödenmiş ya da tahakkuk ettirilmiş olması gerekir.
- Kesinti yapan kişinin bu verginin bildirimini, ödeme veya tahakkukun yapıldığı yer itibarıyla bağlı olduğu vergi dairesine muhtasar beyanname ile yapması gerekir.
- Beyannamenin düzenlenmesi ve verilmesinde Gelir Vergisi Kanunu'ndaki usul ve esasların uygulanması gerekir.

### Muhtasar beyanname: hangi sonuçları doğurur?

- Kesinti yapmakla yükümlü olan kişi, kesilen vergiyi muhtasar beyanname ile vergi dairesine bildirmek zorundadır.
- Bildirim, ödeme veya tahakkukun yapıldığı yer itibarıyla bağlı olunan vergi dairesine yapılır.
- Muhtasar beyannamenin usul ve esasları Gelir Vergisi Kanunu'ndaki hükümlere göre belirlenir.
- Bildirim yükümlülüğüne uyulmaması, Gelir Vergisi Kanunu'ndaki usul hükümleri ve vergi usul mevzuatı çerçevesinde idari yaptırımlara yol açar; bu yaptırımların ayrıntısı bu maddede yer almaz.

### Ödeme yeri ile tahakkuk yeri arasındaki fark nedir?

- Verginin ödendiği yer itibarıyla bağlı olunan vergi dairesi, bildirimin yapılacağı daire olarak esas alınabilir.
- Verginin tahakkuk ettirildiği yer itibarıyla bağlı olunan vergi dairesi de bildirim yeri olarak kullanılabilir.

Sonuç: Madde iki ölçütü birlikte sayar; hangisinin uygulanacağı ödeme ve tahakkukun gerçekleştiği yere göre belirlenir.

### Kesinti yapma yükümlülüğü ile bildirim yükümlülüğü arasındaki fark nedir?

- Kesintinin yapılması ve ne kadar kesileceği 30. maddede düzenlenir.
- Kesilen verginin muhtasar beyannameyle bildirilmesi bu maddenin konusudur.

Sonuç: Kesinti yapılmamış olması bu maddedeki bildirim yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz; ancak yükümlülüğün kaynağı 30. maddedir.

### Muhtasar beyanname: sık yapılan hatalar nelerdir?

- Muhtasar beyannameyi kurumlar vergisi beyannamesiyle karıştırmak; bu madde yalnızca kesinti bildirimini düzenler.
- Bildirim yerini yalnızca ödeme yerine göre belirlemek; madde ödeme veya tahakkuk yerini birlikte ölçüt sayar.
- Kesinti oranlarını ya da kesintinin yapılma koşullarını bu maddeden çıkarmaya çalışmak; bunlar 30. maddededir.
- Gelir Vergisi Kanunu'ndaki usul hükümlerinin muhtasar beyannameye uygulanmadığını varsaymak; son cümle açıkça uygulanmasını öngörür.

### Nasıl ispat edilir?

- Muhtasar beyannamenin verilmesi gerektiğini iddia eden taraf, kesintinin yapıldığını ve kesintinin 30. madde kapsamında olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Beyannamenin verildiği, Gelir Vergisi Kanunu'nda öngörülen biçimde ve ilgili vergi dairesine sunulduğu, beyanname örneği ve dairenin kayıtlarıyla ispatlanır.
- Kesintinin yapıldığı ve ödeme ya da tahakkukun gerçekleştiği, ödeme belgesi ve tahakkuk kaydıyla ispatlanır.
- Beyannamenin verilmediğini ileri süren karşı taraf, ilgili vergi dairesinin kayıtlarına dayanarak bu iddiasını ispatlar.

### Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

- 5520 m.30: Kesinti yapma yükümlülüğünü ve kesintiye tabi vergileri düzenler. Bu maddenin muhatapları, 30. maddeye göre kesinti yapmak zorunda olanlardır.
- 5520 sayılı Kanun: Muhtasar beyannamenin kurumlar vergisi mevzuatındaki yeri, bu maddenin bütünü içinde değerlendirilir.
- Gelir Vergisi Kanunu: Muhtasar beyannamenin usul ve esaslarını belirleyen kanundur; bu maddenin son cümlesi yollama yaptığı için uygulanacak ayrıntılar bu kanunda aranır. Kanun numarası metinde yer almadığından yalnızca kanun adı verilmiştir.

## Süreler

| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| üç gün | [m.28](https://www.hukuksalegitim.com/mevzuat/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu/madde-28) | (2) Kurumlar vergisi, beyannamenin vergi dairesine verildiği günde, beyanname posta ile gönderilmişse vergiyi tarh edecek daireye geldiği tarihi izleyen üç gün içinde beyannamenin verildiği veya gönderildiği vergi dairesince tarh olunur. |

## Konuda geçen kararlar

- 2006/119 E., 2009/145 K., 15.10.2009 (m.24)
- 8. Hukuk Dairesi, 2023/2299 E., 2025/6234 K., 07.10.2025 (m.31)
- 3. Daire, 2023/5162 E., 2024/5335 K., 15.10.2024 (m.28)
- 3. Daire, 2023/5573 E., 2024/5336 K., 15.10.2024 (m.28)
- 3. Daire, 2023/5869 E., 2024/5337 K., 15.10.2024 (m.28)
- 3. Daire, 2023/7253 E., 2024/5201 K., 09.10.2024 (m.24)
- 3. Daire, 2023/4829 E., 2024/5199 K., 09.10.2024 (m.24)
- 3. Daire, 2023/4836 E., 2024/5200 K., 09.10.2024 (m.24)
- 3. Daire, 2023/7252 E., 2024/5202 K., 09.10.2024 (m.24)
- 3. Daire, 2023/7255 E., 2024/5203 K., 09.10.2024 (m.24)
- 3. Daire, 2023/3091 E., 2024/2615 K., 06.05.2024 (m.25)
- 3. Daire, 2023/3124 E., 2024/2437 K., 29.04.2024 (m.25)
- 3. Daire, 2023/9102 E., 2024/2439 K., 29.04.2024 (m.25)
- 3. Daire, 2023/3092 E., 2023/5462 K., 11.12.2023 (m.25)
- 3. Daire, 2023/3089 E., 2023/5460 K., 11.12.2023 (m.25)
- 3. Daire, 2023/3090 E., 2023/5461 K., 11.12.2023 (m.25)
- 4. Daire, 2020/777 E., 2023/3005 K., 30.05.2023 (m.28)
- 4. Daire, 2021/6155 E., 2023/3001 K., 30.05.2023 (m.28)
- 4. Daire, 2022/605 E., 2023/3007 K., 30.05.2023 (m.28)
- 3. Daire, 2019/95 E., 2022/5595 K., 20.12.2022 (m.23)
- 20. Hukuk Dairesi, 2020/1382 E., 2020/1687 K., 09.06.2020 (m.31)
- 20. Hukuk Dairesi, 2013/8535 E., 2013/11410 K., 10.12.2013 (m.31)
- 7. Hukuk Dairesi, 2011/7628 E., 2012/7603 K., 06.11.2012 (m.31)
- 17. Hukuk Dairesi, 2011/8994 E., 2011/12030 K., 09.12.2011 (m.31)
- 14. Hukuk Dairesi, 2010/271 E., 2010/1570 K., 15.02.2010 (m.31)

---

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 28.07.2024 (m.30).
Bu metin eğitim amaçlıdır, hukuki danışmanlık değildir. Bağlayıcı olan madde metnidir; alıntılarken maddenin güncel hâlini teyit edin.
Kaynak: https://www.hukuksalegitim.com/konu/vergi-ve-vergi-usul-hukuku/dar-mukellefiyet-esasinda-verginin-tarhi-ve-odenmesi
